NASA, Elektronların Uzaydaki Seslerini Yayınladı

NASA, Elektronların Uzaydaki Seslerini Yayınladı. Uzay boş ya da sessiz değildir. Teknik açıdan uzay boşluğu diye anılsa da, manyetik ve elektrik alanlar tarafından yönetilen, enerjik yüklü parçacıklar içerir ve dünyada yaşadığımız herşeyden çok farklıdır. Parçacıklar, manyetik alanlarla kaplı bölgelerde, plazma dalgaları olarak bilinen çeşitli elektromanyetik dalgaların hareketi ile sürekli ileri ve geri atılır. Bu plazma dalgaları, uzayda ritmik bir kakofoni yaratır.

[soundcloud url=”https://api.soundcloud.com/tracks/172374713″ params=”color=ff5500″ width=”100%” height=”166″ iframe=”true” /]

NASA’nın Van Allen Sondalarındaki (Van Allen radyasyon kuşaklarını incelemek için kullanılan iki robot uzay aracı) EMFISIS cihazıyla duyulan bir çeşit plazma dalgası.

Okyanustaki dalgalar ya da atmosferdeki fırtınalar gibi, elektrik ve manyetik alan bozuklukları da uzayda dalgalanmaya neden olabilir. Bu dalgalar, iyon ve elektron kümelerinin ivmeli hızlarla hareket etmesine neden olur. Bu etkileşim, Dünya’nın yaklaşan ve uzaklaşan yüksek enerjili parçacık dengesini kontrol altında tutar.

Dünyamızın yakın çevresini şekillendiren temel bir tür plazma dalgası da Whistler-mode (ıslık çalan modu) dalgalardır.

Bu dalgalar, içerdikleri plazmaya bağlı olarak farklı sesler oluşturur. Örneğin, dünyanın etrafında plazma küresi adı verilen bölge, yoğun şekilde soğuk plazma içerir. Bu bölgeye ilerleyen dalgalar, bölgenin dışarıdaki dalgalardan çok daha farklı bir sese sahiptir. Farklı Whistler-mode dalgaları farklı seslere ama aynı elektromanyetik özelliklerle sahiptir ve aynı şekilde hareket ederler.

Çeşitli mekanizmalar tarafından tetiklenen farklı plazma dalgaları türleri, Dünya çevresindeki farklı bölgelerde görülür.

Yıldırım düştüğünde, elektriksel boşalma Whistler-mode plazma dalgalarını tetikleyebilir. Bazı dalgalar atmosferin ötesine kaçar. Çünkü Dünya’nın Kuzey ve Güney kutupları arasındaki manyetik alanından faydalanarak, bu alan boyunca çarpışan arabalar gibi geri sekmeyi amaçlarlar. Yıldırım, belli bir frekans aralığında olduğu ve daha yüksek frekanslı dalgalar daha hızlı ilerlediği için, dalga sanki düşüyormuş gibi bir ses üretir ve Whistler adını buradan alır.

[soundcloud url=”https://api.soundcloud.com/tracks/333566278″ params=”color=ff5500″ width=”100%” height=”166″ iframe=”true” /]

NASA’nın Van Allen Sondalarındaki EMFISIS cihazının kaydettiği Whistler dalgaları.

Plazmanın daha ılık olduğu Plazma küresinin ötesinde, Whistler-mode dalgalar, gürültülü bir kuş sürüsü gibi bir ses üretir. Bu dalga türü koro olarak adlandırılır ve elektronlar Dünya’da o sırada gece karanlığında olan bölgeye itildiğinde oluşur. Bu düşük enerjili elektronlar plazmaya çarptığında, plazmadaki parçacıklarla etkileşime girer, bu parçacıklara enerjilerini verir ve kendilerine özgü yükselen bir ses tonu oluştururlar.

[soundcloud url=”https://api.soundcloud.com/tracks/333566285″ params=”color=ff5500″ width=”100%” height=”166″ iframe=”true” /]

NASA’nın Van Allen Sondalarındaki EMFISIS cihazının kaydettiği koro dalgaları.

Plazma küresinde ilerleyen Whistler-mode dalgalara electromagnetic hiss (elektromanyetik tıslama) adı verilir ve sesi radyo paraziti gibidir. Bazı bilim insanları, tıslamanın yıldırım nedeniyle de oluşabileceğini düşünüyor, ancak bazıları da bunun plazma küresine sızan koro dalgalarından kaynaklanabileceğini söylüyor. Koro ve hiss dalgaları, Van Allen radyasyon kuşakları (Dünyayı çevreleyen yüksek enerjili parçacık halkaları) da dahil olmak üzere, Dünyanın çevresini şekillendiren etkenlerden.

[soundcloud url=”https://api.soundcloud.com/tracks/333566294″ params=”color=ff5500″ width=”100%” height=”166″ iframe=”true” /]

Elektromanyetik hiss dalgaları.

NASA bilim insanları, Van Allen Probes misyonunun yardımıyla, uydular ve telekomünikasyon sinyalleri üzerinde zararlı etkilere neden olabilecek hava koşullarının tahminlerini iyileştirmek için plazma dalgalarının dinamiklerini anlamaya çalışıyorlar. Gözlemlerinin bir parçası olarak, bilim adamları farklı fraksiyon dalgaları tarafından yapılan bu ürkütücü sesleri kaydetti.

NASA’nın iki Van Allen Probe uzay aracı, Dünya’yı çevreleyen elektrik ve manyetik dalgaları ölçmek için, Elektrik ve Manyetik Alan Enstrüman Seti ve Integrated Science’ın kısaltması olan EMFISIS adlı bir aleti kullanıyor. Uzay aracı bir dalga ile karşılaştığında, sensörler elektrik ve manyetik alanların frekansındaki değişiklikleri kaydederler. Bilim adamları frekansları sesli aralığa kaydırıyorlar, böylece alan seslerini dinleyebiliyoruz.

Dalgaların ve parçacıkların nasıl etkileşime girdiğini anlayan bilim insanları, elektronların radyasyon kuşaklarından çıkarken nasıl hızlandığını ve kaybolduğunu da öğrenebilir. Böylece uzaydaki uydularımızı ve iletişim sinyallerini korumaya yardımcı olabilirler.

Kaynak : herkesebilimteknoloji & NASA

Gökyüzü Meraklıları Topuklu Yaylası’nda Buluşuyor - KimyaHaberleri
Manşet

Gökyüzü Meraklıları Topuklu Yaylası’nda Buluşuyor

Denizli Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde, Beyağaç Belediyesi iş birliği ile doğaseverleri ve gökyüzü meraklılarını bir araya getirecek olan Beyağaç Gökyüzü Gözlem Şenliği, Topuklu Yaylası’nda kapılarını açmaya hazırlanıyor. Prof. Dr. Ethem Derman’ın iştirakiyle gerçekleştirilecek tertipte gözlemciler, binlerce metre yükseklikte bilimin ve tabiatın eşsiz buluşmasına tanıklık edecek.

🚆

[…]

Perseid Meteor Yağmurunun Tarihi Muhakkak Oldu - KimyaHaberleri
Manşet

Perseid Meteor Yağmurunun Tarihi Muhakkak Oldu

Yılın en büyüleyici gökyüzü olaylarından biri önümüzdeki hafta yaşanacak, gökyüzü aydınlanacak fakat bunun güneş ışığı ile bir ilgisi yok. Gökyüzünde izlemesi hayli heyecanlı olan Perseid meteor yağmuru için geri sayım başladı.

🚆

[…]

Bilim İnsanları Balıklarda Bulaşıcı Kanser Tespit Etti - KimyaHaberleri
Manşet

Bilim İnsanları Balıklarda Bulaşıcı Kanser Tespit Etti

Bir göldeki yayın balıklarında görülen siyah deri lezyonları, tıp ve biyoloji dünyasını şaşırtan bir gerçeği gözler önüne serdi. Etraf kirliliği kuşkusuyla başlayan incelemeler, tümörlerin bir balıktan başkasına direkt bulaşabilen bağımsız bir yapıya dönüştüğünü kanıtladı.

🚆

[…]

Çöl Yağmur Kurbağası Yok Olma Tehlikesiyle Karşı Karşıya - KimyaHaberleri
Manşet

Çöl Yağmur Kurbağası Yok Olma Tehlikesiyle Karşı Karşıya

İnternet dünyasında şirin cıyaklamasıyla tanınan çöl yağmur kurbağası, Afrika’daki madencilik projeleri ve evcil hayvan ticareti yüzünden yok olma tehlikesiyle karşı karşıya. IUCN tarafından risk durumu yükseltilen bu az canlı için uzmanlar acil müdafaa daveti yapıyor.

🚆

[…]

Okyanus Tabanında Güneşsiz Hayatın Sırrı Ortaya Çıkıyor - KimyaHaberleri
Manşet

Okyanus Tabanında Güneşsiz Hayatın Sırrı Ortaya Çıkıyor

Kuzey Atlantik’te okyanus tabanının 1.268 metre altına inen bilim insanları, gezegenin üst mantosuna ilişkin kayaçlara ulaşmayı başardı. Kayaçların gözeneklerinde bulunan 300 derecelik su örnekleri, deniz altındaki zımnî hayatı besleyen doğal tesisat sistemini birinci kere somut halde kanıtladı.

🚆

[…]