Üniversite ve Araştırma Merkezlerindeki Teknoloji, Sanayi İle Buluşuyor

Üniversite ve Araştırma Merkezlerindeki Teknoloji, Sanayi İle Buluşuyor . Sabancı Üniversitesi Nanoteknoloji Merkezi‘nde, 28 Haziran 2018 günü, araştırma çıktılarını yenilikçi ürün ve süreçlere entegre edebilmek ve sanayiden gelen taleplere teknolojik çözümler üretebilmek için bir toplantı düzenlenecek. Ücretsiz bir etkinlik olan Connect4Tech – Meetups! öğleden önce herkese açık fakat öğleden sonra gerçekleştirilecek ikili görüşmeler sadece Sabancı Üniversitesi araştırmacıları ve sanayi firmalarının katılımına açık olacak.

Kayıt için 25 Haziran’a kadar süre var ve görüşmeler istekleri 25-28 Haziran 2018 tarihleri arasında yapılabilecek. Toplantı, İstanbul Tuzla’da yer alan Sabancı Üniversitesi Nanoteknoloji Araştırma ve Uygulama Merkezi’nde (SUNUM) gerçekleşecek.

PROGRAM

  • 09:00 – 09:15 Kayıt
  • 09:15 – 09:30  Sabancı Üniversitesi Araştırma Stratejileri – Prof. Dr. Şirin Tekinay, Sabancı Üni
  • 09:30 – 10:00 Patent verisi ile Teknoloji takibi – Emin Okutan, Patent Effect
  • 10:00 – 10:30 Ar-Ge Çıktılarının Sanayiye Entegrasyonu, TEYDEB 1505 süreçleri
  • 10:30 – 11:00 Kahve arası
  • 11:00 – 11:30 TEYDEB 2.0 – TBC, TÜBİTAK
  • 11:30 – 11:50 Sabancı Üniversitesi Nanoteknoloji Araştırma ve Uygulama Merkezi-Prof. Dr. Fazilet Vardar, Sabancı Ü.
  • 11:50 – 12:10 Sabancı Üniversitesi Tümleştirilmiş Üretim Teknolojileri Uygulama ve Araştırma Merkezi (TÜMER) – Prof. Dr. Mehmet Yıldız, TÜMER
  • 12.10 – 13.30 Yemek Arası
  • 13.30 – 16.30 İkili Görüşmeler (B2B)
Kaynak ve kayıt için: https://connect4tech.b2match.io/
Kaynak : İMMİB

Liseli Öğrenciler, ABD’deki Uluslararası Bilim ve Mühendislik Fuarı Proje Yarışması’ndan 3 Ödülle Döndü

Liseli Öğrenciler, ABD’deki Uluslararası Bilim ve Mühendislik Fuarı Proje Yarışması’ndan 3 Ödülle Döndü. TÜBİTAK BİDEB tarafından düzenlenen Lise Öğrencileri Araştırma Projeleri Final Yarışması’nda başarılı bulunan öğrenciler, Intel Uluslararası Bilim ve Mühendislik Fuarı Proje Yarışması’nda Türkiye’yi başarıyla temsil etti.

Lise öğrenimine devam etmekte olan öğrencileri temel, sosyal ve uygulamalı bilim alanlarında çalışmalar yapmaya teşvik etmek, çalışmalarını yönlendirmek ve bilimsel gelişmelerine katkıda bulunmak amacıyla TÜBİTAK Bilim İnsanı Destek Programları Başkanlığı tarafından her yıl Lise Öğrencileri Araştırma Projeleri Final Yarışması düzenleniyor. Yarışmada başarılı olan öğrenciler, 2000 yılından bu yana Intel Uluslararası Bilim ve Mühendislik Fuarı Proje Yarışması’nda Türkiye adına mücadele ediyor. Bu yıl mayıs ayında ABD’nin Pittsburgh kentinde, 83 ülkeden bin 100’den fazla projenin katılımıyla düzenlenen organizasyonda, Türkiye’den 9 proje yarıştı.

Intel Uluslararası Bilim ve Mühendislik Fuarı Proje Yarışması kapsamında, Türkiye’den Berna Akdeniz ile Leyla Al Masoud’un biyoloji konusunda hazırladığı “Kanserden Değil, Geç Kalmaktan Kork” projesi üçüncülük, Melih Şahin’in matematik alanında hazırladığı “Kuvvet Fark Üçgenleri ile Dizilerin Genel Terimlerinin Formülüzasyonu ve Asal Sayılarla Olan İlişkisi” projesi dördüncülük ve Atalay Kutlay’ın kodlama konusunda hazırladığı “RDS Teknolojisiyle Uzun Menzilli Wi-Fi Ağlarına Alternatif Ağ Modeli Oluşturulması” projesi özel ödül kazandı.

Intel Uluslararası Bilim ve Mühendislik Fuarı Proje Yarışması’nda birincilik, ikincilik ve üçüncülük ödülü kazanan öğrenciler, ödül aldıkları alanla ilgili Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezince (ÖSYM) belirtilen bölümlere sınavsız olarak yerleştirme veya ek puan uygulamasından yararlanabiliyorlar. Öte yandan söz konusu yarışmada dereceye giren öğrenciler, TÜBİTAK 2205 Yurtiçi Lisans Burs Programı’ndan da faydalanabiliyor.

Kaynak : Tübitak

Çin Bilimler Akademisi, Türkiye’deki Bilim İnsanları ve Kurumlarıyla İş Birliği Yapmak İstiyor

Çin Bilimler Akademisi, Türkiye’deki Bilim İnsanları ve Kurumlarıyla İş Birliği Yapmak İstiyor. Çin Bilimler Akademisi, Türkiye’deki genç bilim insanları ve kurumlarıyla, değişim ve deneyimleri paylaşmak, ortak projeler geliştirmek amacıyla iş birliği yapmak için kolları sıvadı.

Çin’in en prestijli bilim kurumu olarak kabul edilen Çin Bilimler Akademisi, Türkiye’deki genç bilim insanları ve bilim kurumlarıyla değişimde bulunmak, deneyimleri paylaşmak ve ortak projeler geliştirmek amacıyla iş birliği yapmak için kolları sıvadı.

Dünya Bilimler Akademisi Genç Üyeler Ağının yönetim kurulu toplantısının Ankara’da yapılması vesilesiyle Türkiye’ye gelen Çin Bilimler Akademisinden heyet, TÜBİTAK başta olmak üzere benzer faaliyetler yürüten Türk kuruluşlarla iş birliği alanları sağlamaya yönelik temaslarda bulundu.

Heyet adına konuşan Çin Bilimler Akademisi Uluslararası İşbirliği Ofisi Direktör Yardımcısı Prof. Dr. Li Yin, mikrobiyoloji alanında araştırmalarını sürdürdüğünü belirtti.

Genç bilim insanı olarak seçilmesinin ardından 2015’te dünyadaki genç bilim insanlarının bir çatı altında birleşmesinin mümkün olup olamayacağı üzerinde fikri tartışma açtığını anlatan Li, bu amaçla gelişmiş ülkelerden genç bilim insanlarıyla bağlantı kurduğunu ifade etti. Geçen yıl kasım ayında Genç Üyeler Ağının yönetim kurulunun oluşmasıyla resmi olarak faaliyetlere başladıklarını dile getiren Li, 70’den fazla gelişmiş ülkeden 300’den fazla genç bilim insanının bir araya geldiğini söyledi.

Li, Genç Üyeler Ağının gelişmekteki bir süreç olduğuna değinerek, “Onların beraber çalışmasına ve ilişki kurmasına yardım ediyor, atölye çalışması ya da konferanslar düzenliyoruz. Böylelikle birbirlerini tanıyacak, beraber çalışacak ve ortak somut çıktılar ortaya koyacaklar. Bizim temel misyonumuz, dünyada bilim üzerinden birbirine bağlamış bir ağ yaratmak.” diye konuştu.

Bilimin toplum üzerindeki yararını ortaya koymak için kritik öneme sahip bir rol üstlendiklerini belirten Li, gelecek nesli temsil eden genç bilim insanlarına bu konuda güvendiklerinin altını çizdi.

“BİLİM ALANINDA TÜRKİYE’DE BÜYÜK POTANSİYEL VAR”

Türkiye’de bilim alanında büyük potansiyel olduğuna işaret eden Li, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Türkiye’de birçok genç bilim insanıyla tanışma imkanı bulmaktan ve onlarla bir şekilde bağlantıya geçmiş olmaktan çok mutluyum. Beraber birçok projeye imza atabiliriz. Çin Bilimler Akademisinin Türk üniversiteleriyle yüksek enerji ve fizik alanlarındaki araştırmalarda birçok bağlantısı var. Ben de akademinin uluslararası iş birliği biriminde çalışıyorum ve bu nedenle Türk kuruluşlarla ortak çalışma alanlarını tartışmak için buraya geldik. Bu iki oldukça tarihi ülkenin genç bilim adamları arasındaki iletişim ve değişim fikrinden iyi faydalar sağlayabileceğimizi ümit ediyorum.”

“TÜRKİYE VE ÇİN DERİN TARİHE SAHİP İKİ ÜLKE”

Türkiye ziyaretini de değerlendiren Li, İstanbul ile kıyasladığında Ankara’nın daha az nüfus ve hareketliliğe sahip olduğunu, bu nedenle başkenti daha çok sevdiğini anlattı.

İstanbul’da iletişimin yanı sıra tarihi ve kültürel dokunun çok daha fazla bulunduğunu söyleyen Li, kentin aynı zamanda çok önemli bir uluslararası geçiş güzergahı olduğunu vurguladı.

Türk yemeklerine ilişkin beğenisini de dile getiren Li, hem Türkiye hem de Çin’in derin geçmişe sahip tarihi ülkeler olduğunu, bu tür ülkelerin yemek çeşitliliğine sahip olduğunu ifade etti.

Çin’in en üst düzey bilim ve teknik danışma kurumu olan Bilimler Akademisi, Avrupa’daki akademilerden farklı bir yapıda bulunuyor. Akademi bünyesinde 103 enstitü, 60 binin üzerinde master ve doktora öğrencisi ile 3 üniversite barınıyor. Kurum bünyesinde 68 bin kadrolu personel görev yapıyor.

Kaynak : NTV

Şeyh Edebali Üniversitesinden Kanser Alanında Önemli Araştırmalar

Şeyh Edebali Üniversitesinden Kanser Alanında Önemli Araştırmalar. Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü kanser tedavisinde kullanılacak yeni ilaçların geliştirilmesi için önemli çalışmalara imza atıyor. Tıbbi Genetik Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Onur Eroğlu danışmanlığında yürütülen çalışmalar, kadınlarda %30 sıklıkla en sık görülen kanser cinsi olan meme kanseri üzerine yoğunlaşmış durumda. TÜBİTAK tarafından desteklenen iki farklı proje kapsamında sürdürülen çalışmalarda 4. sınıf lisans öğrencileri de yer alıyor.

Kadınlarda kansere bağlı ölümlerin %18’inin meme kanseri nedeniyle meydana geldiğini belirten Yrd. Doç. Dr. Onur Eroğlu, Biyoteknoloji Uygulama ve Araştırma Merkezi laboratuvarlarında devam eden çalışmalarda amaçlarının özellikle meme kanseri tedavisine yönelik yeni ilaçlar geliştirmek ve kombine terapiye yönelik araştırmalar yapılmak olduğunu ifade etti.

Bugüne kadar meme kanserinde genetiğe bağlı risk faktörlerinin sadece %25’inin aydınlatılabildiğinin altını çizen Eroğlu, çalışmalarıyla ilgili şu bilgileri verdi:

“Meme kanseri hormona bağımlı bir hastalıktır, insidansı üzerinde menarş yaşı, ilk gebelik yaşı ve menapoz yaşının etkisi görülmektedir. Ekzojen kaynaklı hormonlar riski etkileyebildiği gibi, iyonizan radyasyon ve fiziksel aktivitenin de etkisi bulunur. Ailesinde meme kanseri olanlarda meme kanseri görülme riski daha fazladır. Bugüne kadar meme kanserinde genetiğe bağlı risk faktörlerinin sadece %25’i aydınlatılabilmiştir. Tüm bu etkiler ışığında çalışmaların kliniğe yansımaları ve kişiselleştirilmiş tedavi protokollerinin oluşturulması son derece önemlidir. Üniversitemizin Biyoteknoloji Uygulama ve Araştırma Merkezi’nde sürdürdüğümüz çalışmalarda özellikle meme kanseri tedavisine yönelik yeni ilaç geliştirmeleri ve kombine terapiye yönelik araştırmalar yapılmaktadır. Aynı zamanda Bilkent Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü, Kocaeli Üniversitesi Kimya Bölümü ve Ankara Üniversitesi Eczacılık Fakültesi ile iş birliklerimiz devam etmektedir.”

Bugüne kadar tamamlanmış 7 projede görev alan Yrd. Doç. Dr. Onur Eroğlu’nun danışmanlığında yürütülen; “SKBR3 insan meme kanseri hücre hattındaki siRNA PDGF-D içeren kitozan nanopartiküllerinin gen baskılayıcı özelliklerinin araştırılması” ve “Resveratrol’ün MCF-7 insan meme kanseri hücre hattı üzerinde apoptotik ve anti-apoptotik miRNA’ların ekspresyon düzeylerine etkisi” isimli TÜBİTAK projelerinde, Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü 4. sınıf lisans öğrencileri aktif olarak yer alıyor.

Meme kanseri alanında devam eden çalışmaların yanında Üniversitemizin Teşvik Destekli Projeleri kapsamında “Prostat kanserinin ayırıcı tanısında kullanılmak üzere yeni biyobelirteçlerin bulunması” üzerine araştırmalarının da devam ettiğini belirten Yrd. Doç. Dr. Onur Eroğlu, çalışmalarda desteğini esirgemeyen Rektör Prof. Dr. İbrahim Taş’a ve Biyoteknoloji Uygulama ve Araştırma Merkez Müdürü Doç. Dr. Cihan Darcan’a teşekkür etti.

Nanoteknoloji Eylem Planı Yürürlüğe Girdi

Nanoteknoloji Eylem Planı Yürürlüğe Girdi. Yüksek Planlama Kurulu, 2017-2018 yıllarını içeren Nano Teknoloji Eylem Planı’nı yayınladı.

Planda, hukuki ve idari düzenlemeler, teknik altyapı, üretim kapasitesini geliştirmek ve işbirliği-koordinasyonu sağlamak olmak üzere 4 temel hedef altında 14 eylem yer alıyor.

Eylem Planı’nın girişinde, bu alanda dünya uygulamaları ve Türkiye’deki mevcut duruma ilişkin bilgiler de yer alıyor. Buna göre, 2004 yılında 8.6 milyar dolar olan dünya geneli nanoteknoloji harcamaları, 2010’da 13.8 milyar dolara yükseldi. AB ise Horizon 2020 çerçevesinde bu alanda 13 milyar Avro’nun üzerinde bütçe ayırdı.

Türkiye’de ise 2003-2011 yılları arasında nanoteknoloji araştırma merkezlerine 244 milyon dolar yatırım yapıldı.

2016 yılı itibarıyla TÜBİTAK kayıtlarında ilgi alanı olarak nanoteknolojiyi belirleyen öğretim üyesi sayısı 2 bin 366 olarak tespit edildi. Bu alanda en çok yayın 327 ile Bilkent Üniversitesi’nde yapılırken, bunu 220 ile ODTÜ ve 147 ile de İstanbul Teknik Üniversitesi izledi.

Hukuki ve idari düzenlemeler kapsamında ilk olarak bu yıl sonuna kadar Türkiye Nanoteknoloiji Çalışma Grubu kurulacak. Önümüzdeki yılın sonuna kadar ise bu alandaki standartlar hazırlanacak, dünyadaki gelişmiş ülke uygulamaları incelenecek, insan kaynağı geliştirilecek, doçentlik sınavlarında nanoteknoloji alanı tanınacak ve Türkiye Nanoteknoloji Ödülü verilecek.

Teknik Altyapıyı İyileştirmek başlığı altında özel sektör ihtiyaçları da dikkate alınarak araştırma altyapısının geliştirilmesi sağlanacak, nanoteknoloji Ar-Ge envanteri oluşturulacak, KOBİ’lere uygulamalı eğitim verilecek, TÜBİTAK MAM bünyesinde nanoteknoloji alanına özgü yapılanmaya gidilecek,
Üretim Kapasitesini Geliştirmek başlığı altında, TÜBİTAK tarafından yenilikçi iş fikirlerine öncelik verilecek, nanoteknoloji alanında sektörel analizler yapılarak stratejiler belirlenecek.

İşbirliği ve Koordinasyonu Sağlamak başlığı altında ise nanoteknoloji alanında diğer ülkelerde bulunan araştırma merkezleri ve firmalar ile Türkiye’deki paydaşların ortak çalışma yapması sağlanacak, toplumda nanoteknoloji alanındaki farkındalık güçlendirilecek.

Kaynak : Dunya

D.Ü Akademisyenleri Bor Madeninden Pas Önleyici Çözelti Geliştirdi, Uluslararası Buluş Fuarı’nda Gümüş Madalyaya Hak Kazandı

D.Ü Akademisyenleri Bor madeninden Pas Önleyici Çözelti Geliştirdi, Uluslararası Buluş Fuarı’nda Gümüş Madalyaya Hak Kazandı. Düzce Üniversitesi Bilimsel ve Teknolojik Araştırmalar Uygulama ve Araştırma Merkezinde (DÜBİT) çalışma yürüten akademisyenlerce bor madeninden geliştirilen ve patenti alınıp üretim aşamasına geçilen çözelti, Uluslararası Buluş Fuarı’nda gümüş madalyaya layık görüldü.

Rezervinin büyük bir bölümü Türkiye’de olan bor madeni üzerinde uzun araştırmalar yapan DÜBİT akademisyenleri, yaptıkları deneylerle “yerli kimyasal ürün” elde etmeye çalıştı.

Yapılan birçok deneyin ardından bor madenindeki bazı moleküllerin paslanmayı engellediği ve pas yapan metalin pasını çözdüğü tespit edildi.

TÜBİTAK desteğiyle 2 yıl boyunca çalışan akademisyenler, elde etikleri kimyasal çözeltinin patentini alarak üretim aşamasına geçti. Proje yürütücüsü Düzce Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Kimya Bölümü Başkanı ve DÜBİT Müdürü Prof. Dr. Halil İbrahim Uğraş, AA muhabirine yaptığı açıklamada, projeye 4 yıl önce, bor madeninin daha çok değerlendirilmesi gerektiğini düşünerek yola çıktığını söyledi.

Bor madeninin bazı bileşenleri hakkında çalışmalar yürüttüğünü dile getiren Uğraş, “Madendeki bazı bileşenleri uygulamalı denemek istedik. Bu denemeler sırasında borun gösterdiği bazı davranışları fark ederek pas önleyici özelliğe sahip olabileceğini düşündük. Bu test etmeyi yaparken TÜBİTAK‘a destek için başvuru yaptık. TÜBİTAK bunu desteklenmeye değer buldu ve bize 2 yıl için maddi destek verdi. 2014’te proje kabul edildi, 2015’te de projemizi başlatıp gün itibarıyla da bitiş sürecine getirdik.” dedi.

“Bunu da literatüre, dünyaya biz katmış olduk”

“Ekibimizle 49 adet borlu birleşik sentezi gerçekleştirdik. Bunu da literatüre, dünyaya biz katmış olduk. Bunların uygulama çalışmalarına baktığımızda pas önleyici özelliklerinin çok yüksek değerde çıktığını gördük.” diyen Uğraş, metallerin kullanıldığı her yerde paslanmanın beklenen fakat istenmeyen bir özellik olduğunu aktardı.

Pasın cihazların ve kullanılan eşyaların ömrünü kısaltan önemli bir problem olduğunu vurgulayan Uğraş, “Bor madeni üzerinde yaptığımız incelemelerde, bizim moleküllerimiz ile yüzde 90’ların üzerinde bir oranla 20-30 yıla kadar pas önleyici koruma özelliğini gösterdiğini ispatlamış olduk.” ifadelerini kullandı.

Pas önleyici korumanın tamamının yerli kaynaklardan sağlandığını belirten Uğraş, 8 kişilik proje ekibiyle yaptıkları çalışmada, ulusal ölçekte 4 ve bir de uluslararası patent başvurusu gerçekleştirdiklerini aktardı.

Evlerden önce endüstriyel alanda kullanılacak

Hali hazırda çalışmalarına da devam ettiklerine değinen Uğraş, mart ayı başında İstanbul’da ikincisi gerçekleştirilen Uluslararası Buluş Fuarı ISIF’17‘de gümüş madalyayla ödüllendirildiklerini, bir sonraki aşamanın da çalışmayı ülkenin kullanımına sunmak olacağını aktardı.

Uğraş, hazırlanan ürünün öncelikle endüstriyel alanda kullanılacağını ifade ederek, “Pas oluşumunu engelleyecek ürünümüz bu aşamada doğrudan ev kullanımına uygun değil. Çalışma kapsamında yan ürün olarak pas giderici ve pas önleyici formülasyonumuz mevcut. Ürüne, pası engelleyen moleküllerden kattığımızda eve giren ürün formuna da getiriliyor. Ürünümüz şu an evlere gelme aşamasının öncesinde kullanılacak.” diye konuştu.

Ar-Ge çalışmalarına devam ettiklerini vurgulayan Uğraş, şunları kaydetti:

“Ürünümüzü bu aşamada bırakmıyoruz. Borun yerli bir kaynağımız olmasından dolayı daha ucuz ve daha etkili sentez grubuyla çalışmalarımız devam ediyor. Sanayicilerimizin kullandığı ürünün çoğu yurt dışından geliyor. Yerli olarak lanse edilen ürünlerin çoğu da distribütör firmalar aracılığıyla yine yurt dışından geliyor. Bu da binlerce avroluk maliyeti beraberinde getiriyor. Bizim ürünümüzün ise tamamıyla yerli olmak koşuluyla ilk denemelerde minimum yüzde 15 daha ucuz olduğunu gördük. Bununla da sanayicilerimize ek maliyet değil, maliyette azalma sağlamayı düşünüyoruz. Ürünümüz tamamen yerli olarak piyasaya çıkacak.”

Kaynak : Milliyet & A.A

TÜBİTAK İkiye Bölünüyor, Yüksek Teknolojiler Araştırma Merkezi Kuruluyor

TÜBİTAK İkiye Bölünüyor, Yüksek Teknolojiler Araştırma Merkezi Kuruluyor. Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, teknoloji yönetiminin tek elde planlanması, yönetilmesi ve izlenmesi amacıyla yeni bir tasarıyı TBMM’ye sundu.

Tüm enstitüler TÜBİTAK’tan ayrılarak, kurulacak olan Yüksek Teknolojiler Araştırma Merkezi’nde (YÜTAM) tek elde toplanıyor. Bilim ve Teknoloji Yüksek Kurulu’nun yerine de Bilim, Teknoloji ve Sanayi İcra Kurulu kuruluyor. Kurul, Başbakan başkanlığında ilgili bakanlardan oluşacak.

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, teknoloji yönetiminin tek elde planlanması, yönetilmesi ve izlenmesi amacıyla Ar-Ge teknoloji ve inovasyon ekosistemini iyileştirecek bir tasarıyı TBMM’ye sundu. Getirilen 49 maddelik “Yüksek Teknolojiler Araştırma Merkezi ve Bilim, Teknoloji ve Sanayi İcra Kurulu Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı” ile TÜBİTAK ikiye bölünüyor.

YÜKSEK TEKNOLOJİ MERKEZİ KURULUYOR

Tüm enstitüler TÜBİTAK’tan ayrılarak, kurulacak olan Yüksek Teknolojiler Araştırma Merkezi’nde (YÜTAM) tek elde toplanıyor. Bilim ve Teknoloji Yüksek Kurulu kaldırılıyor ve yerine; Bilim, Teknoloji ve Sanayi İcra Kurulu kuruluyor. Kurul, Başbakan başkanlığında ilgili bakanlardan oluşacak.

Yönetim Kurulu, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanının teklifi üzerine Başbakan tarafından seçilecek Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığından, üniversitelerden ve özel sektörden ikişer temsilci ile YÜTAM Başkanı olmak üzere yedi üyeden oluşacak.

AR-GE PROJELERİ TEK ELDE

Türkiye’nin tamamında Ar-Ge faaliyetleri tek elde toplanıyor. Söz konusu İcra Kurulu ile planlama yapacak, karar mekanizmalarını hızlandıracak ve karar süreçlerini kısaltacak. Bu kapsamda da Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) tarafından hazırlanacak projeler, programlar, destek mekanizmalarının oluşturulması, araştırma merkezi veya enstitülerin kurulması, kurdurulmasına ilişkin kararları bu Kurul kararlaştıracak.

Tüm Türkiye’deki Ar-Ge faaliyetlerinin de artık tek elde yürütülecek bu sistemin takibi ise oluşturulacak Ar-Ge Teknoloji Özel Hesabı ile yapılacak. Böylece Türkiye’deki tüm Ar-Ge ödenekleri İcra Kurulu ile takip edilecek. Kurul Ar-Ge projelerine özel aktarımlar yapacak ve özel olarak takip edecek. Bu sayede Ar-Ge ödenekleri de tek elde toplanacak. Bu uygulama sadece Savunma Sanayi Müsteşarlığı (SMM) Ar-Ge faaliyetlerinde bulunuyordu, artık tüm Ar-Ge projelerinde aynı yöntem izlenecek.

Getirilen Ar-Ge ve Teknoloji Özel Hesabı ile Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının ilgili birimleri de bilimsel ve teknolojik faaliyetlerin sanayi politikaları ve uygulamalarına uyumlu hale getirilerek yeniden yapılandırılacak.

Kaynak : Basın İlan Kurumu