“Yaşam Bilimleri Fuarları 2018” İlaç, OTC, Laboratuvar ve Biyoteknoloji Endüstrileri Bu Fuarlarda Buluşuyor

“Yaşam Bilimleri Fuarları 2018” İlaç, OTC, Laboratuvar ve Biyoteknoloji Endüstrileri Bu Fuarlarda Buluşuyor. İlaç ve sağlık endüstrisinden kimya ve üretim endüstrilerine… Yaşam Bilimleri teknolojileri kapsamındaki uygulamalara donanım ve hizmet üreten bütün uzmanlar, konunun Türkiye’deki “teknoloji ve ihtisas fuarları grubunda” 2018 Nisan’ında biraraya geliyorlar. Son derece geniş bir sektörel alana yayılan ilaç, OTC, laboratuvar ve biyoteknoloji endüstrileri; temel araştırma-geliştirme faaliyetlerinden, ileri teknolojiyle üretilmiş son ürünlere kadar, en gelişmiş know-how ve uygulamaları ile sektör uzmanlarının karşısında olacaklar. Uzmanlar, analitik, laboratuvar, ilaç ve biyoteknoloji alanlarında eğitimden endüstriye, sağlıktan enerjiye, ürün geliştirmeden üretim proseslerine, Ar-Ge’den kalite kontrole, birbirinden farklı sektörel alanlar için geliştirdiği teknoloji ve bilgi birikimini fuarda çeşitli sergileme, etkinlik ve sunumlar ile aktaracaklar. ‘Yaşam Bilimleri Fuarları‘ konsepti ile Analytech 2018, Biotecnica 2018, PharmaNEXT 2018 ve OTCWorld 2018 Fuarları eşzamanlı düzenlenerek büyük bir sinerji oluşturacaklar: Yaşam Bilimlerinin, ilaç teknolojisinin, biyoteknolojik uygulamaların ve analiz/LAB sistemlerinin gelişmiş ürünlerini buluşturacak; bu alanda önemli bir ‘network’ işlevi görecek sektör etkinliğinde yerinizi almaya davet ediyoruz…

FUAR BROŞÜRÜNÜ İNCELEMEK İÇİN TIKLAYINIZ…

Yaşam Bilimleri Fuarları 2018

“LAB & Analitik”

Analytech 2018 sunumları ve sergilemeleri; laboratuvar ortamlarında araştırma, inceleme, proses ve kalite kontrol safhalarının tümü için ileri teknolojileri ve uzmanlık konularını kapsamakta. Endüstrinin birçok dalında analiz sistemleri, laboratuvar ortamlarının, üretim ve kontrol proseslerinin temel uygulamalarını oluşturuyor:

Sağlık, İlaç, Kimya, Petrokimya, Gıda, Tarım, Veterinerlik, Tekstil, Kozmetik, Enerji, Çevre, Madencilik, Otomotiv, Elektrik/Elektronik, Havacılık, Yapı ve üretim endüstrileri…

Endüstrilerin araştırma-geliştirme süreçlerinde ve ürün proseslerinde ileri analiz teknolojileri kullanılıyor. Bu teknolojiler, laboratuvar cihazları ve malzemeleri ile birlikte Analytech 2018 sunumlarında ilgili ihtisas grupları ile buluşacaklar.

“Biyoteknoloji”

Tıbbi ilaçlar üretimi ve Ar-Ge faaliyetlerinden sağlık hizmetleri sektörünün birçok ünitesine kadar son derece önemli ve geniş bir alanda biyoteknoloji, temel uygulamaları oluşturuyor. Modern ziraat ve tarımcılıkta uygulanan gelişmiş ürünler, verimliliği geliştirilmiş tohumlar, zirai kimyasallar, tarım ürünlerinde gen teknolojileri gibi birçok uygulama da biyoteknolojinin yoğun olarak kullanıldığı bir sektörü işaret ediyor. Üretim endüstrinin birçok dalındaki farklı sektörlerde de biyoteknoloji, laboratuvar ortamlarının ve üretim proseslerinin temel uygulamalarında kullanılıyor.

Biotecnica 2018 sergilemeleri ve sunumları fuarda, tüm sektörlerin araştırma-geliştirme ve üretim proses faaliyetlerinde bulunan uzmanlarını biraraya getirecek.

“Farmasötik” & “Nutrasötik”

İlaç ve besin-destek endüstrisinde etken madde ve bileşenlerden bitmiş ürün ve formülasyonlarına, endüstriyel ekipman ve teknolojiden üretim prosesleri ve hizmetlerine…

PharmaNEXT 2018 ve OTCWorld 2018, ilaç endüstrisinde faaliyet sürecinin üç temel ayağına yöneliyor:

Klinik araştırma;

Üretim ve teknoloji;

Ürün ve pazarlama.

Endüstrideki dört temel unsurun ise bir fuar ortamında tüm yönleri ile sektör uzmanlarına ve profesyonellerine entegre biçimde sunulmasını hedefliyor:

Etken madde ve bileşenler;

Bitmiş ürün ve formülasyonlar;

Üretim teknolojisi ve ekipmanı;

Sözleşmeli (Contract) üretim ve proses hizmetleri.

İlaç endüstrisinin tüm adımlarını birlikte ele alan; inovatif teknolojiler ile gelişmiş bir sunum ve ticaret platformunu oluşturacak fuar ve konferans bütününü ‘NEXT vurgusu ile geleceğe taşıyoruz.

Ziyaretçi  Profili ve Hedefler

Meslekler… Uzmanlık alanları…

Endüstriyel Analiz uzmanları,  Laboratuvar yönetim ve teknik uzmanları,  Biyoteknoloji, Biyoanaliz, Biyoenformatik uzmanları,  Kalite kontrol laboratuvarları,  Ar-Ge yöneticileri ve profesyonelleri,  Üretim /proses uzmanları,  Biyomedikal uzmanları/mühendisleri,  Kimya ve biyokimya uzmanları,  Mikrobiyoloji, moleküler biyoloji uzmanları,  Doktorlar, Mühendisler, Teknisyenler, Akademisyenler,  Farmakologlar,  Diyetisyenler,  Sağlık hizmetleri uzmanları,  Kalite kontrol uzmanları,  Tesis yöneticileri

Sektörler,  Endüstriler…

Analiz Laboratuvarları,  Medikal Laboratuvarlar,  Medikal teknoloji endüstrisi,  Sağlık tesisleri,  Klinik diagnostik,  İlaç endüstrisi,  Tarım endüstrisi,  Gıda endüstrisi,  Veterinerlik,  Kimya endüstrisi,  Çevre, Su & Atıksu endüstrisi,  Petrokimya endüstrisi,  Madencilik endüstrisi,  Enerji sektörü,  Elektrik & Elektronik endüstrisi,  Çimento endüstrisi,  Otomotiv endüstrisi,  Adli tıp/araştırma uygulamaları,  Kozmetik endüstrisi,  Tekstil endüstrisi,  Yapı endüstrisi,  Üretim endüstrisi,  Havacılık ve Uzay endüstrisi,  Ar-Ge tesisleri,  Laboratuvar cihaz ve malzeme dağıtım-satış sektörü

Kamu Kuruluşları…  

Üniversiteler  İlgili Bakanlıklar,  Hastaneler,  Halk sağlığı laboratuvarları  Tahlil kurumları

LABSHOW 2017 Fuarı, Laboratuvar Teknolojilerinin Dünya Markalarını İzmir’de Buluşturuyor

LABSHOW 2017 Fuarı, Laboratuvar Teknolojilerinin Dünya Markalarını İzmir’de Buluşturuyor. Türkiye’nin konusunda en kapsamlı ve ilk buluşması olan LABSHOW 2017 Endüstriyel Laboratuvar Teknolojileri, Analitik ve Kalite Kontrol Test Çözümleri Fuarı, gördüğü yoğun ilgi ve katılım talepleriyle, önemli bir başarıya imza atmaya hazırlanıyor…
Endüstriyel laboratuvar teknolojileri, analitik ve kalite kontrol test çözümlerinde dünya markalarını İzmir’de buluşturacak olan LabShow 2017 Fuarı’nın satışına başlandı. Türkiye’nin konusunda en kapsamlı ve ilk fuarı olan ve 16-19 Kasım 2017 tarihlerinde gerçekleştirilecek LabShow 2017, duyurusu yapıldığı andan itibaren büyük ilgiyle karşılandı.
Türkiye’nin sanayi merkezi; ekonomi, ticaret, turizm, kültür gibi konularda en önemli şehirlerinden olan İzmir’de düzenlenen LabShow 2017, bu yönüyle de önemli avantajlar sunuyor. Çünkü İzmir; merkezinde bulunduğu bölgede yer alan organize sanayi bölgeleri, entegre ve/ veya büyük üretim tesisleri, fabrikalar, üniversiteler, laboratuvarlar, Ar-Ge merkezleri vb. ile dikkat çekiyor.

Kimya, Petrokimya, Farmakoloji, Gıda, Tekstil, Madencilik, Mikrobiyoloji, Tarım, Otomotiv, İnşaat, Plastik, Çevre, Kozmetik, Enerji, Boya gibi birçok sektörün ortak noktası olan endüstriyel laboratuvar teknolojileri, analitik ve kalite kontrol test cihazlarının bir arada sunulduğu,

LabShow 2017 Fuarı’nda yer alacak katılımcılar şöyle:

• Laboratuvar Projeleri,
• Tasarım ve Sistemleri Üretim ve Uygulamaları,
• Temel Laboratuvar Cihazları,
• Spektrofotometrik ve Kromotografik Analiz Cihazları,
• Kimyasal Test Cihazları,
• Optik İnceleme Cihazları,
• Mikroskop Teknolojileri,
• Analitik Test Cihazları,
• Laboratuvar Terazileri,
• Fiziksel Test Cihazları,
• Ölçüm Alet ve Teknolojileri,
• Laboratuvar Kimyasalları,
• Laboratuvar Plastik Sarf Malzemeleri,
• Laboratuvar Porselen Sarf Malzemeleri,
• Laboratuvar Cam Malzemeleri,
• Laboratuvar Metal Malzemeleri,
• Eğitim kurumları,
• Sektörel kuruluşlar,
• Sektörel yayınlar.

Fuar Hakkında Detaylı Bilgi İçin : http://www.labshow2017.com/

Türk Bilim İnsanları Kanser İçin Yeni Teşhis Molekülü Keşfetti

Türk Bilim İnsanları Kanser İçin Yeni Teşhis Molekülü Keşfetti. Türk bilim adamları, başta kanser tanı ve tarama testleri olmak üzere pek çok endüstride kritik sarf malzemesi olarak kullanılan ve yaklaşık 100 yıldır muadili geliştirilemeyen bir maddeye alternatif olabilecek yeni bir molekülün keşfine imza attı.

Nanoteknoloji ve yaşam bilimleri alanında Türkiye’nin ilk Ar-Ge ileri teknoloji firmalarından biri olan ve ODTÜ Teknokent’te faaliyet gösteren Nanobiomed Kurucu Direktörü Doç. Dr. Gürer Budak ve Patolog/Ürolog Dr. Mehmet Budak öncülüğünde yürütülen bilimsel çalışmalar sonucunda keşfedilen Prextrolin adı molekül, uluslararası marka ve patentle de tescil edildi. Amerikan Kimya Derneği tarafından da onaylanan molekül ( CAS Numarası :  1834534-73-4b ), Türkiye’den çıkan bir teknoloji ürünü olarak adını tüm dünyaya duyurdu.

Günümüzde başta kanser olmak üzere pek çok hastalığın tanısında, muayene ve rutin laboratuvar işlemlerinin ardından yapılan histo-patolojik tetkiklerler, hastalığa kesin tanı konulması ve tedavi protokollerinin belirlenmesinde “altın standart” olarak kabul ediliyor. Hematoxylin maddesi ise bu amaçla tüm dünyada en çok kullanılan ve şimdiye kadar doğal ya da sentetik herhangi bir alternatifi geliştirilememiş tek ürün olarak dikkati çekiyor.

Türk bilim adamları tarafından geliştirilen Prextrolin orta iklim kuşağında kolaylıkla yetişen Papaver rhoeas (gelincik) bitkisinden ileri teknoloji kullanılarak sentezlenen yeni bir “doğal kaynaklı” molekül olarak Hematoxylin’e çok önemli bir alternatif oluşturuyor. Prextrolin’in, tıbbi amaçlı kullanımı dışında tekstil, gıda, elektronik, kozmetik ve ilaç endüstrilerinde de yoğun biçimde tercih edilmesi bekleniyor.

Prextrolin, hastalardan alınan örneklerde hücre çekirdeğindeki DNA’ya moleküler düzeyde bağlanarak mikroskop altında detaylı hücresel tanı parametrelerinin ortaya çıkmasını sağlayan renklendirici bir “biyolojik belirteç” gibi davranıyor.

Bilim ve endüstri dünyasında büyük heyecan yaratan söz konusu buluş, kanser tanısı ve yağmur ormanlarının korunmasına yapacağı katkılar nedeniyle geçen yıl Amerika Birleşik Devletleri’nde “Sağlık Alanında Yılın Sürdürülebilir Ürünü” ödülünü kazandı. Yeni bir doğal kaynaktan, çevreye duyarlı yöntemlerle elde edilen ve şimdiye kadar keşfedilmemiş yeni bir kanser tanı molekülü olan Prextrolin, geçen ay yine Amerika Birleşik Devletleri’nde “2017-Büyük İnovasyon” ödülünü kazanarak, başarısını uluslararası düzeyde tescil ettirdi.

Türkiye için bir ilk

Doç. Dr. Gürer Budak, AA muhabirine yaptığı açıklamada, yaklaşık 10 yıl süren çalışmalar sonucunda kanser tanı ve tarama testlerinde kullanılabilecek yeni bir ürüne ulaştıklarını söyledi. Prextrolin’in ülkemizdeki ilk fonksiyonel molekül keşfi olduğunu vurgulayan Budak, “Doğal bir kaynaktan, daha önce bilinmeyen bir molekülün izole edilip gösterilmesi ve endüstriyel fonksiyonunun net olarak tanımlanması ülkemizde ilk kez gerçekleşiyor” dedi.

Budak, Prextrolin’in nadir sayıda buluş için geçerli olan, aynı anda bilimsel, sosyal, ekonomik ve çevresel boyutta paradigma değişikliği yapabilme potansiyeline sahip bir ürün olduğunu söyledi.

Gelincik çiçeği yağmur ormanlarını da koruyacak

Araştırmalarında üretimi kolay, iklimsel değişikliklerden etkilenmeyen doğal bir kaynaktan yola çıkarak, bu alandaki ihtiyaca cevap verebilecek yeni bir tıbbi tanı ürününün geliştirilmesi üzerinde durduklarını anlatan Dr. Gürer Budak, “Asıl büyük buluş ve başarının bu olduğunu söyleyebiliriz. Bunu yaparken gururla söylüyorum ki üzerinde çalıştığımız pek çok doğal kaynak arasında, DNA bağlanma kapasitesi en yüksek olan moleküler yapıları sadece gelincik çiçeğinden elde edebildik. Prextrolin adını verdiğimiz bu molekülün öncül kimyasal yapılarını ülkemizde kolaylıkla yetişen gelincik bitkisinden izole ettik. Anadolumuzun simgesi olan gelincik çiçeği dünyanın en önemli kanser tanı molekülünün kaynağı olacak. Bu sayede gelincik çiçeği yakın gelecekte çok uzaklardaki yağmur ormanlarının korunmasında da önemli bir görev üstlenecek.” değerlendirmesinde bulundu.

Hastalıkların tanı ve tedavi maliyetleri azalacak

Budak, “Prextrolin’in hammadde kaynağının doğada kolay yetişen bir bitki olması ve patentli bir molekül olarak son ürünün her durumda en yüksek saflıkta üretilmesi nedeniyle daha düşük bir maliyetle ve yüksek kalitede piyasaya sürülmesi mümkün olacaktır. Bu da özellikle kanser tanı ve tarama testleri başta olmak üzere diğer hastalıkların tanısı ve diğer endüstriyel kullanım alanlarındaki maliyetlerin azalmasını sağlayacaktır. Bu ve benzeri pek çok sebeple Prextrolin yakın bir gelecekte tıpta önemli bir tanı koyucu ‘biomarker’ olarak yerini alacaktır.” dedi.

Gürer Budak, hammadde kısıtlılığının çözülmesi sayesinde Prextrolin’in tekstil, gıda, elektrik-elektronik, kozmetik ve ilaç üretimi alanlarda da yaygın olarak kullanılabileceğini belirtti.

Pazara çıkmak için geri sayım

Gürer Budak, ürünün teknolojik olgunluk seviyesinin endüstriyel prototip düzeyinde olduğunu belirterek, bundan sonraki süreçte en fazla 24 ay içinde standardizasyon ve sertifikasyon işlemlerinin tamamlanarak, son ürünün uluslararası pazarlara sunulabilecek aşamaya geleceğini bildirdi.

Haber ve Görsel A.A dan Alıntıdır

Kimyagerler Derneği Tarafından Gerçekleştirilen Çalıştayın Sonuç Bildirisi Açıklandı

Kimyagerler Derneği Tarafından Gerçekleştirilen Çalıştayın Sonuç Bildirisi Açıklandı. 8 aylık ön hazırlık çalışmaları ile başlayan süreç 02-04 Nisan tarihlerinde gerçekleşen çalıştay ile son buldu. “Kimyagerlik Mesleğinin Dünü Bugünü ve Yarını” konulu Ankara’da gerçekleşen çalıştay’da Akademi, Özel Sektör, Yetkilendirme & Belgelendirme ve Kamu çalışma grupları  başlığında 4 farklı çalışma grubu oluşturuldu. Her biri kendi grupları içerisinde yetkin kişilerden oluşan ekipler 3 gün boyunca belirlenen konu başlıkları altında yoğun çalışmalar gerçekleştirdiler.

Kimyagerlik mesleği için çok önemli ve stratejik olan bu çalıştay için Kimyagerler Derneğini Gönülden Kutluyoruz ve Mesleğe Hizmetlerinden Dolayı Takdir Ediyoruz.

Kimyagerler Derneğinin düzenlediği çalıştay,02 Nisan’da “2023 Vizyonu Hedefleri Doğrultusunda Kimya ve Kimyagerlik” oturumuyla başlamıştı.

Kamu Çalışma Grubunda dile getirilen görüşler iki ana başlık altında toplandı. Bunlardan birincisi, Kimyagerlerin Ek göstergeleri, Özel hizmet tazminatı, İş güçlüğü zammının yükseltilmesi, ek ödemeler ve KİT’lerdeki Ek ödemelerle ilgili düzenlemelerin yapılması hakkında; ikincisi, kamuda kimyagerin istihdamının artırılmasına yönelik gerekli düzenlemelerin yapılması hakkında.

ÇÖZÜM ÖNERİLERİ

Çalıştay’ın sonuç bildirisinde sözü geçen bu hususlarla ilişkili olarak, kamu çalışma grubunda ulaşılan çözüm önerileri şöyle açıklandı.

1. Kamuda çalışan kimyagerlerin Ek gösterge, Özel hizmet tazminatı, ek ödemeler, İş güçlüğü zammının yükseltilmesi ve KİT’lerdeki Ek ödemelerle ilgili düzenlemelerin, ilgili kanun veya kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılarak, ya da Bakanlar Kurulu kararıyla düzenlenebileceği görülmektedir. Bu düzenleme neticesinde kimya sektöründe istihdam edilen personelin, hem maddi hem de psikolojik iyileştirilmesine yansımaları çok net bir şekilde görülebilecektir. Bu durum, aynı zamanda 2023 Türkiye vizyonunda, temel bilimlerin genç nüfus açısından tercih edilebilirliğinin arttırılmasının da önünü açacaktır.

2. Kamuda, kimyager istihdamının artırılmasına yönelik gerekli düzenlemelerin ise, birkaç adımda gerçekleştirilebileceği anlaşılmaktadır. Bunlar; Türkiye iş kurumundaki kimyager tanımının, Kimyagerler Derneğinin belirlediği tanımla değiştirilmesi ve, iş-kur meslek arama rehberindeki kimyager tanımlarının, iş alanlarının ve iş bulma imkânlarının içerik olarak güncellenmesi, Kimyager istihdam eden kamu kurumlarında, her yıl, kimyagerlik mesleğini tanıtıcı girişimlerde bulunulması ve kimyagerlik mesleği hakkında farkındalık oluşturulmasıdır. Ayrıca, kamuda, Kimya ile ilgili bütün alanlarda, mutlaka kimyager çalıştırılmasının zorunlu hale getirilmesi ve yasa ile kimyager çalıştırmanın tanımlanmış olduğu alanlarda, meslek ve yetki ayrımı ve tanımına dikkat edilerek, farklı meslek gruplarına mensup personel istihdamının önüne geçilmesi, Yapılacak işin niteliği, ve yüklediği sorumluluk bakımından, kimyagerlik meslek tanımına giren iş kollarında, kimyager istihdamının zorunlu hale getirilmesi.

Foto Galeri
[huge_it_slider id=”5″]

Çalıştay’da, Yetkilendirme ve Belgelendirme Çalışma Gurubunun 2023 yılı vizyonuna yönelik önerileri 4 ana başlık altında şöyle toplandı:

1. Bilindiği üzere ülkemizde her yıl çok sayıda iş kazası meydana gelmektedir. Avrupa Birliği uyum çerçevesinde yer alan iş sağlığı ve güvenliği, çevre ve tehlikeli madde taşımacılığı mevzuatları yürürlüğe girmesine rağmen ne yazık ki iş kazalarında ciddi azalma görülmemiştir. Bunun ana sebeplerinden birisi iş sağlığı ve güvenlik uzmanı, çevre görevlisi ve tehlikeli madde güvenlik danışmanlarının, ilgili meslek dalından mezun kişilerin olmamasıdır. Kimya alanında hizmet veren ve kimyasal madde kullanımı olan tekstil, otomotiv, makine gibi birçok sektörde iş kazalarının yaşanmaması ve iş güvenliğinin artırılması için Kimyagerlerin istihdam zorunluluğu getirilmelidir.

2. İş sağlığı ve güvenliği, çevre ve tehlikeli madde güvenlik danışmanlarının görevlerini yetkin yapabilmesi için, hizmeti karşılığı olan ücretleri, işverenlerin oluşturduğu fondan bağımsız kuruluşlar tarafından sağlanmalıdır.

3. İlgili bakanlıkların, iş sağlığı ve güvenliği, tehlikeli madde güvenliği, güvenlik bilgi formu, sorumlu teknik eleman ve çevre hizmetlerinin denetleme ve ruhsatlama faaliyetlerinde kimyagerler etkin rol almalıdır.

4. Türkiye Kimya Sektörü Strateji Belgesi ve eylem planı içerisinde yer alan REACH tüzüğünün Türkiye’deki karşılığı olması öngörülen KİKDİK yönetmeliğinin hazırlanması ve Türkiye şartları ile örtüştürülebilmesi için kimyagerler yönetmelik oluşturma safhasında yer almalıdır. Firmalar, ürünlerin KİKDİK kapsamı içinde olup olmadıklarını ancak ve sadece ürün kimyasal yapısını anlayabilecek ve değerlendirebilecek kimyagerlerle belirlemelidir.

Özel sektör gurubundaki çalışma ise 18 sektör temsilcisinin katılımıyla gerçekleştirildi ve bu çalışmada 8 farklı gündem maddesi tartışıldı. Bu konudaki sonuç şöyle açıklandı:

1. 2023 hedefi temel alınarak, AR-GE reform paketi doğrultusunda katma değeri yüksek ürünler geliştirmek üzere, AR-GE merkezleri açılması, Kimyager istihdamının da arttırılması, mevcut Kimya bölümlerinin altyapı olanakları ve kapasitelerinin AR-GE merkezleri halinde yeniden organize edilmesine yönelik çalışmaları düzenlemek ve böylece cari açık sorununu çözme noktasında ülkemiz ekonomisine önemli katkı sağlanacağı ön görülmüştür.

2. Kimyagerler Derneği olarak özel sektör ile bakanlıklar arasında köprü görevi yaparak, iş birliğinin sağlanması ve mevzuatlar konusunda destek verilmesinin gerekliliği vurgulanmıştır.

3. Özel sektörde donanımlı kimyager ihtiyacı öne çıkmaktadır. Bu anlamda üniversitelerin sektöre yönelik etkin personel yetiştirilmesinde katkı sağlaması hususunda çalışma yapılması önerilen çıktılardan bir tanesidir.

4. Bir diğer önemli çıktı ise Kimyagerler Derneği olarak belirlenen hedeflere yönelik proje pazarları gerçekleştirilerek Üniversite-Sanayi-Kamu işbirliğinin sağlanmasıdır

5. Kompozit, Kozmetik, Kauçuk ve Plastik, Tekstil, Petrokimya ve Boya gibi makro boyutta gelişim sağlayabilecek, inovasyona açık alanların hedef alındığı yaz okulları gibi eğitim programları düzenlenerek sektörün ihtiyaç duyduğu katkının sağlanması ön görülmüştür.

6. Kimyagerlerin temel bilim birikimi doğrultusunda sadece laboratuvar düzeyinde değil, bütün bölüm ve departmanlarda üst düzeyde katkı ve verimlilik sağlayan bir meslek gurubu olduğunu Kimya sektörünün tüm paydaşlarının dikkatine sunarız.

FB_IMG_1459864866580

Akademi Grubu, 2023 hedefleri doğrultusunda, kimyagerlik mesleğinin ülke kalkınmasında daha etkin bir rol alması için, önerilerini Eğitim ve Ar-Ge başlıkları altında oluşturdu.

Çalışma grubu, eğitim kapsamında kimya bölümlerine öğrenci akışının sağlıklı bir şekilde gerçekleştirilebilmesi için;
1. Kimya bölümü, lisans öğrenci kontenjanlarının “öğretim üyesi sayısının iki katı” olarak belirlenmesi ve eğitimdeki kalitenin sürdürülebilmesi için, kontenjan üst sınırının 50 öğrenci ile sınırlandırılmasını;

2. Yurt dışından, lisans ve lisansüstü düzeyde öğrenci alınabilmesi için, daha etkin tanıtımların yapılması ve kolaylıkların sağlanmasını;

3. İlk 5 tercihi içinde, kimya bölümünü seçen öğrencilere burs verilmesini ve bu öğrenciye mezuniyet sonrası seçeceği bir alanda deneyim kazanması için, 6 ay boyunca Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı veya İŞKUR tarafından maddi destek sağlanmasını önermektedir.

KİMYA BÖLÜMLERİ
Sonuç bildirgesinde, ülkemiz üniversitelerindeki kimya bölümleri hakkında şöyle bilgi verildi: “Kimya bölümleri, öğretim üyesi, laboratuvar ve analitik cihaz parkı yönüyle, araştırma alt yapısı çok güçlü olan bölümlerdir. Türkiye adresli olarak uluslararası hakemli dergilerde yayınlanan, kimya araştırma makalelerinin, ülkemiz adresli toplam makaleler içindeki oranı yüzde 11,5 olup, bu oran klinik tıp alanından sonra ikinci sıradadır. Bundan dolayı, güçlü araştırma alt yapısına sahip olan kimya bölümleri, ülke kalkınması için, Ar-Ge merkezleri olarak kullanılabilecek büyük bir potansiyel taşımaktadır.”

Bu bağlamda, kimya bölümlerinin, etkin AR-GE merkezleri olarak değerlendirilebilmesi açısından akademi çalışma grubumuz tarafından;
1. Kimya alanında, lisansüstü öğretime başlayan öğrencilerin, lisansüstü öğretimi süresince sigortalanmasını ve sigorta primlerinin stajlarda olduğu gibi devlet tarafından ödenmesini,

2. Kimya bölümlerinde, lisansüstü öğretimini teşvik etmek amacıyla, ek kaynak için Maliye Bakanlığıyla mutabakat sağlanarak, lisansüstü öğrencilere, Üniversitelerin Bilimsel Araştırma Projeleri kapsamında burs verilmesini,

3. Kalkınma Bakanlığı ile Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı öncülüğünde, sanayici, üniversite ve akademisyenlerin buluşacağı, sorunların, ihtiyaçların ve projelerin duyurulacağı, bilginin paylaşılması, işbirliklerinin artırılması amacıyla web sitelerinin oluşturulmasını ve ülkenin ihtiyaç duyduğu, dışarıdan ithal edilen kimyasalların ve hammaddelerin üretimi için, gerekli Ar-Ge çalışmalarının, Kimya Bölümleri ile işbirliği içinde gerçekleştirilmesi” önerildi.

Sonuç bildirgesinde ayrıca, “Kimyagerler Derneği olarak gerçekleştirilen bu çalıştayın sonuçlarının rapor haline getirilerek, ilgili kurum ve kuruluşlarla paylaşılacağı” belirtildi.

Kimyagerler Derneğini Tarafından Gerçekleşen Çalıştayın Sonuç Bildirisi Açıklandı

Kimyagerler Derneği’nden ‘Kimyasal Sızıntı’ Sonrası Bilgilendirme

Kimyagerler Derneği’nden ‘Kimyasal Sızıntı’ Sonrası Bilgilendirme. 5 Ağustos 2015 tarihinde Tuzla Organize Deri Sanayii’nde vuku bulan bir kaza nedeniyle meydana gelen nitrik asit sızıntısı haberleri, bu asidin “kezzap” olarak bilinen olumsuz anlamıyla da pekiştirilerek kamuoyunda derin kaygıyla izlenmiştir. Bu vesileyle Kimyagerler Derneği olarak Kimya Endüstrisi ile ilgili bazı bilgileri kamuoyuyla paylaşmak gereği duyuyoruz.

Kimya endüstrisi, petrol, doğal gaz, hava, su ve maden cevherlerini ham madde olarak kullanarak sayıca 70 binden fazla kimyasal madde üreten bir sektördür. Kimya endüstrisinin ürettiği kimyasallar, başta ziraat, gıda, inşaat, enerji, tekstil, ilaç, ulaşım, elektronik, savunma sanayii olmak üzere 30’dan fazla sektörde kullanılmaktadır. Kimya sektörü, endüstrinin bütün sektörleriyle irtibatlı olması nedeniyle ulusal ekonomi içinde merkezi bir role sahiptir. Dünya ekonomisi içinde kimya sanayiinin 4 trilyon dolarlık bir pazar payı bulunmaktadır. Sabun, deterjan ve kozmetikler gibi son kullanıcı ürünleri, bu büyük kimya pazarının sadece %10’luk bir dilimini kapsamaktadır.

Kimya endüstrisinde sülfürik asit, fosforik asit, amonyak, klor, hidrojen peroksit, etilen, etanol, metanol, fenol ve benzeri, vazgeçilmez, olmazsa olmaz başka kimyasalların eldesi için çıkış maddeleri ve reaktifler olarak kullanılan 50’ye yakın temel kimyasal vardır. Temel kimyasallar, dünya ölçeğinde çok büyük miktarlarda üretilmektedir. Örneğin, dünyada yılda 200 milyon ton sülfürik asit, 38 milyon ton fosforik asit, 140 milyon ton amonyak, 56 milyon ton klor, 3,8 milyon ton hidrojen peroksit, 156 milyon ton etilen, 850 milyon ton etanol, 65 milyon ton metanol, 10 milyon ton fenol üretilmektedir.

Temel kimyasallardan biri olan nitrik asit, başta amonyum nitrat olmak üzere nitratlı gübreler ile polimer sanayiinde öncü bileşikler olan poliüretan ve naylon hammaddelerinin sentezlerinde kullanılmakta olup bu asidin Avrupa Birliğindeki yıllık üretimi 20 milyon ton, dünyadaki toplam üretimi ise 60 milyon ton olarak gerçekleşmektedir.

Kimya endüstrisi, bu tür reaktiflerle çalışırken kaza sonrası durumlar dâhil risk analizleri yaparak özel tasarımlı reaktörler kullanmakta, gerekli önlemleri almaktadır.

Yapılan açıklamalarda, nitrik asidin depolanması amacıyla içine konulduğu 20 tonluk tankın delinmesi sonucu bu kazanın meydana geldiği, akan nitrik asidin toplama havuzunda toplanarak tasfiye edildiği, herhangi bir etkilenmenin olmadığı ifade edilmiştir. Kazanın başlangıç anından itibaren nitrik asit buharlarının solunmaması için kaza çevresi boşaltılmış, yapılan uyarılarla ciltle temas veya solunma durumunda uygulanacak ilk önlemler açıklanmıştır.

Bilindiği gibi 2012 yılının Haziran ayında kabul edilen yeni İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ile işçi ve temsilcilerinin eğitimi ve bilgilendirilmesi konusunda ciddi yol alınmıştır. Bu kanunun yürürlüğe girmesi ile birlikte işyerlerinde oluşabilecek ya da dışarıdan gelebilecek tehlikelerin, işçilere, işyerine ve çevresine verebileceği zararların ve bunlara karşı alınacak önlemlerin belirlenmesi amacıyla İş Güvenliği Uzmanları yetiştirilmiştir. Bu uzmanlar; kimyager, mühendis, mimar veya teknik elemanlardan (teknik öğretmenler, fen-edebiyat fakültelerinin fizik mezunları) oluşmaktadır. Bu kapsamda, kimya sektöründe olduğu gibi kimya sektörüyle bağlantılı sektörlerde görevlendirilecek uzmanların da iyi bir kimya alt yapısına sahip olması halinde istenmeyen kazalara karşı daha bilinçli önlemlerin alınabileceğini düşünmekteyiz.

Paydaş meslek örgütlerinin, çok farklı nedenlerle karşılaşılabilecek bu tür kazalar sonrasında ülke olarak uygulanması gereken acil eylem planlarının hazırlanması için daha ileri ve ayrıntılı çalışmalar yapılması gerektiği hususundaki görüşlerine katılıyoruz. Bu bağlamda, İş Sağlığı ve Güvenliği kurallarını temel çalışma ilkesi olarak kabul eden, çevre duyarlılığına sahip bir meslek örgütü olarak bilgi ve birikimlerimizi, iş dünyası ve kamuoyu ile paylaşmaya hazır olduğumuzu kamuoyuna saygıyla duyururuz.

Kimyagerler Derneğinden 'Kimyasal Sızıntı' Sonrası Bilgilendirme

 

Kaynak : Kimyagerler Derneği

Tübitak’ın Üniversite Öğrencilerine Yönelik Girişimcilik ve Yenilikçilik Yarışması Başvuruları Başladı

Tübitak’ın Üniversite Öğrencilerine Yönelik Girişimcilik ve Yenilikçilik Yarışması Başvuruları Başladı. Bu programın amacı çeşitli alanlarda yenilikçilik içeren iş fikri olan ön lisans, lisans ve lisansüstü öğrencilerine, fikirlerini hayata geçirmelerine yönelik uygun ortamı hazırlamak için destek sağlamaktır.

Bu kapsamda ulaşılması planlanan temel hedefler aşağıdaki gibi belirlenmiştir:

Ülkemizin uluslararası rekabet gücünü arttırmak için bilimsel bilginin ticari değere dönüşmesine katkı sağlamak
Gençlerin kendilerine hem maddi hem de manevi anlamda tatmin sağlayacak kariyer hedefleri oluşturmalarına ve böylece bilinçli ve nitelikli işgücünün yetiştirilmesine katkı sağlamak
Kariyerlerinde girişimcilik fırsatlarını değerlendirmeyi hedefleyen öğrencilere, bu hedeflerine katkı sağlayacak bir “öğrenme ve uygulama” deneyimi sunmak
Ülkemize etkin çalışabilen, stratejik düşünebilen, küresel entegrasyon sürecini başarıyla yönetebilecek yeni işletmeler kazandırmak.

Proje başvuruları http://e-bideb.tubitak.gov.tr adresinde yer alan başvuruya açık programlar kısmından 25 Mayıs – 12 Haziran 2015 tarihleri arasında saat 17.30’a kadar öğrenci tarafından çevrimiçi olarak yapılacaktır. Birden fazla öğrenci tarafından hazırlanan projelerde sisteme bir öğrenci giriş yapacak ve diğer öğrencilerin bilgilerini de sisteme girecektir. Online başvuru sırasında istenilen tüm belgeler PDF formatında yüklenecektir. Online başvuru onaylandıktan sonra sistemden alınacak proje başvurunun çıktısı öğrenci/ler tarafından imzalanacaktır. Islak imzalı başvuru formu 19 Haziran 2015 Cuma günü mesai bitimine kadar TÜBİTAK Tunus Cad. No. 80, Kavaklıdere – ANKARA adresine kargo yoluyla veya elden teslim edilecektir.

Yarışma Kategorileri

Genel Kategori:
Tüm sektörlere yönelik yenilikçi uygulama fikirlerinin alındığı bu kategoride bölgesel ve/veya ulusal verimliliğe, kalkınmaya ve istihdama katkı sağlayacak nitelikte girişim fikirleri aranmaktadır.

Bu kategori geleneksel iş kollarında (örnek: lojistik, tarım, hayvancılık, gıda, hızlı tüketim, tekstil, sağlık vb.) verimlilik ve yenilikçi bakış sağlayacak uygulama fikirlerini kapsamaktadır.

Ayrıca özellikle bölgesel anlamda günlük yaşam kalitesini ve verimliliği arttıracak yenilikçi uygulama fikirleri de bu kategori altında değerlendirilmektedir. (Enerji tasarrufu, çevrenin korunması vb.)

Teknoloji Kategorisi:
Bu kategoride, yarışmacılar yenilikçi ve teknoloji tabanlı olmak koşuluyla her konuda ve diledikleri sektöre yönelik olarak proje teklifi getirebilirler. Konuların seçiminde ticari başarı şansına ve uygulanabilirliğe önem verilmelidir.

Bilişim sektöründe yenilikçi yazılım uygulamaları, elektronik sektörüne yönelik çözümler, biyoteknoloji alanında mühendislik ve teknolojik altyapıyı barındıran uygulamalar ile yenilenebilir enerji, çevre teknolojileri, ileri malzeme gibi teknolojiyi kullanan alanlarda fikir geliştirmeleri beklenir.

Sosyal Girişimcilik Kategorisi:
Toplumsal sorunlara çözüm getirmeye yönelik yenilikçi fikirleri kapsamaktadır. Bu kategoride eğitim, sağlık, çevre, insan hakları, kalkınma gibi birçok alanda sosyal dönüşüm gerçekleştirme amaçlanmaktadır.

Kimler Başvurabilir;

Ön Lisans Öğrencileri
Lisans Öğrencileri
Lisansüstü Öğrencileri
Açık Öğretim Fakülteleri Öğrencileri
Bu doğrultuda;

Adaylar, Genel/Teknoloji/Sosyal Girişimcilik kategorilerinden sadece birine başvurabilirler. Başvuru, ekip adına ekip temsilcisi tarafından yapılır.
Yarışmanın her kategorisinde ekiplerin yenilikçi iş fikirleri getirmesi zorunludur. Proje aşağıda verilen “yenilik” tanımına uygun olmalıdır.
Tamamıyla yeni bir uygulama olabilir.
Var olan bir uygulamanın yeni bir alanda kullanılması olabilir.
Yerel bölge için yeni bir uygulama olabilir.
Var olan bir uygulamanın geliştirilmiş/genişletilmiş kullanımı olabilir.
Adaylar bir şirket bünyesinde geliştirdikleri hali hazırda ticarileşmiş bir ürünle başvuruda bulunamazlar ancak mevcut şirket dışında geliştirilecek ve ticarileştirilecek iş fikirleri ile başvuruda bulunabilirler. Bu durumda şirket sahibi olmak başvuruya engel teşkil etmez.
Yarışmaya bireysel olarak veya en fazla 3 kişiden oluşan gruplar halinde başvuru yapılabilir.

Tüm Detaylı Bilgiler İçin Tıklayınız

Tübitak'ın Üniversite Öğrencilerine Yönelik Girişimcilik ve Yenilikçilik Yarışması Başvuruları Başladı