Türkiye’nin En Girişimci ve Yenilikçi Üniversiteleri Belli Oldu

TÜBİTAK tarafından, üniversitelerin girişimcilik ve yenilikçilik performanslarına göre sıralandığı Girişimci ve Yenilikçi Üniversite Endeksi 2016 yılı sıralaması Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü tarafından TÜBİTAK’ta düzenlenen basın toplantısında açıklandı.

Bu yılın birincisinin 95,3 puanla Sabancı Üniversitesi olduğunu bildiren Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü, ikinci sırada 85,80 puanla Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nin (ODTÜ), üçüncü sırada ise 82,63 puanla Bilkent Üniversitesi‘nin bulunduğunu ifade etti.

Girişimci ve Yenilikçi Üniversite Endeksi ile üniversitelerde girişimcilik ve yenilikçilik faaliyetlerinin teşvik edilmesinin amaçlandığını belirten Bakan Özlü, “Bu çalışma, üniversitelerin eğitim kalitesine göre sıralandığı bir liste veya en başarılı üniversiteyi ortaya koyan bir sıralama değildir” dedi.

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü, geçtiğimiz günlerde açıklanan Global İnovasyon Endeksi’nin 2016 yılı sonuçlarında, bir önceki yıla göre 16 basamak birden yükselerek 42. sıraya çıktığımızı bildirdi. Böyle bir endekste çok daha yukarılarda olmamız gerektiğine işaret eden Bakan Özlü, “Eğer dünyanın en büyük 10 ekonomisinden biri olacaksak, kurumlarımızı da dünya çapında lider kurumlara dönüştürmeliyiz. Özellikle üniversitelerimizi, dünya çapında bilim yapılan ve teknoloji üretilen merkezler haline getirmeliyiz” diye konuştu.

Endeks sıralamasına giren üniversiteleri tebrik eden, listenin hazırlanmasında katkısı bulunan Kurum ve Kuruluşlara da teşekkürlerini sunan Bakan Özlü, girişimcilik ruhunu ve yenilikçilik kültürünü geliştirme noktasında en çok üniversitelerimize güvendiğini belirtti.

Beş yıl önce başlatılan endeks çalışmalarının, bugün başta üniversitelerimiz ve öğrencilerimiz olmak üzere kamuoyu tarafından merakla beklenen bir sıralamaya dönüştüğüne değinen Bakan Özlü, şunları kaydetti:

“Görüyoruz ki son yıllarda üniversitelerimiz bünyesinde girişimcilik ve yenilikçiliğe dair önemli adımlar atıldı, atılıyor. Gençlerimiz de artık kendi işlerini kurmanın, girişimci olmanın hayallerini kuruyor. Dolayısıyla artık üniversitelerimiz için girişimci ve yenilikçi olmak, bir tercih meselesi değil, bir zorunluluktur. Biz de bu endeksi açıklayarak, üniversitelerimizi bu alanlara teşvik ediyoruz. Üniversitelerimizin sanayicilerimizle daha fazla işbirliği yapmalarını amaçlıyoruz. Üniversitenin kapısı sanayiciye, sanayicinin kapısı da üniversitelere açık olmalı. Üniversite, sanayinin ihtiyaç duyacağı bilgiyi üretmeli. Sanayici, sorunlarını aşmak için üniversiteye başvurmalı. Zira, sadece üniversitede, sınıflarda, laboratuvarlarda çalışarak, ekonomik ve sosyal faydaya dönüşen nitelikli bilgi üretilemez.”

2016 Yılı İlk 10 Sıra

1.Sabancı Üniversitesi
2.Orta Doğu Teknik Üniversitesi
3.İhsan Doğramacı Bilkent Üniversitesi
4.İstanbul Teknik Üniversitesi
5.Boğaziçi Üniversitesi
6.Koç Üniversitesi
7.Gebze Teknik Üniversitesi
8.Özyeğin Üniversitesi
9.İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü
10.Yıldız Teknik Üniversitesi

TAM LİSTE İÇİN TIKLAYINIZ !!

Türkiye’nin En Girişimci ve Yenilikçi Üniversiteleri Belli Oldu

Kaynak : TÜBİTAK

Türkiye’nin En Girişimci ve Yenilikçi Üniversiteleri Belli Oldu

Türkiye’nin En Girişimci ve Yenilikçi Üniversiteleri Belli Oldu. TÜBİTAK tarafından, üniversitelerin girişimcilik ve yenilikçilik performanslarına göre sıralandığı Girişimci ve Yenilikçi Üniversite Endeksi 2015 yılı sıralaması Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık tarafından TÜBİTAK’ta düzenlenen basın toplantısında açıklandı. Bu yılın birincisinin 88,40 puanla Sabancı Üniversitesi olduğunu bildiren Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık, ikinci sırada 85,96 puanla Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ), üçüncü sırada ise 79,66 puanla Boğaziçi Üniversitesi’nin bulunduğunu ifade etti.

Girişimci ve Yenilikçi Üniversite Endeksi ile üniversitelerde girişimcilik ve yenilikçilik faaliyetlerinin teşvik edilmesinin amaçlandığını belirten Bakan Işık, “Bu çalışma, üniversitelerin eğitim kalitesine göre sıralandığı bir liste veya en başarılı üniversiteyi ortaya koyan bir sıralama değildir” diye konuştu.

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık, üniversite ve teknoloji transfer ofisi sayılarında önemli artışlar yaşandığını ancak hala arzu edilen noktada olunmadığını belirterek, üniversitelerdeki kalitenin artırılması gerektiğini bildirdi. Endeks sıralamasına giren üniversiteleri tebrik eden Işık, listenin hazırlanmasında katkısı bulunan kurum ve kuruluşlara da teşekkür etti.

Türkiye’nin mutlaka bilgiyi ve teknolojiyi üreterek, katma değere yansıtması gerektiğini vurgulayan Işık, şunları kaydetti:

“Şunu memnuniyetle ifade etmeliyim ki ülkemizde bilimin, teknolojinin ve girişimciliğin önemi her geçen gün daha iyi anlaşılıyor ve bu alanda güzel gelişmeler yaşanıyor. Ülkemizde bilim ve teknoloji alanındaki bazı gelişmeleri sizlerle paylaşmak istiyorum. Nitelikli insan kaynağı bakımından 2002’de 28 bin 964 olan Ar-Ge personeli sayısı 2013’de 112 bin 969’a yükseldi. Son 13 yılda ülkemizde 76 olan üniversite sayımız 193’e, 2 olan teknopark sayımız 61’e, Ar-Ge merkezi sayımız 192’ye ve teknoloji transfer ofisi sayımız ise 34’e ulaştı.

Üniversite sayısındaki bu artışla birlikte 2002 yılında 74 bin olan akademisyen sayısı da 2014 yılında 142 bine yükseldi. Ülkemizde 2002 yılında 8 bin 995 olan bilimsel yayın sayısı 2013 yılında 26 bin 259’a çıktı. Patent açısından da 2002 yılında 414 olan başvuru sayısı, yaklaşık 12 kat artış göstererek, 2014 yılında 4 bin 869’a yükseldi. Bu rakamlar ülkemizde bilim, teknoloji ve Ar-Ge alanındaki gelişimi net olarak ortaya koyuyor.”

“Üniversitelerdeki kalite mutlaka artırılmalı”

Üniversite ve teknoloji transfer ofisi sayılarında önemli artışlar yaşandığını ancak hala arzu edilen noktada olmadıklarını dile getiren Işık, üniversitelerdeki kalitenin mutlaka artırılması gerektiğini bildirdi.

Her üniversitenin bir misyon üstlenmesinin kaçınılmaz olduğunu vurgulayan Işık, bunun ülkenin sosyo ekonomik kalkınmasına da büyük katkı sağlayacağını kaydetti.

Bakan Işık, üniversitelerin rekabet etmeleri gerektiğini de belirterek, “Bu endeksi açıklamamızın önemli nedenlerinden biri de budur. İsteğimiz, arzumuz, Türkiye’de dünya ile yarışan üniversitelerin sayısının çoğalması. Şu anda bir elin parmaklarını geçmeyen üniversitemiz var dünyayla yarışan. Hâlbuki Türkiye gibi potansiyeli güçlü bir ülkenin, dünyada ilk 400’de en az 10’un üzerinde üniversitesinin olması gerekiyor” diye konuştu.

“Endeks, üniversitelerin eğitim kalitesine göre sıralandığı bir liste değil”

Girişimci ve Yenilikçi Üniversite Endeksi’ni çok önemsediklerini vurgulayan Işık, 4 yıl önce başlattıkları endeks çalışmasının bugün kamuoyu tarafından merakla beklenen bir sıralamaya dönüştüğünü bildirdi.

Bakan Fikri Işık, söz konusu endeksin, üniversitelerin eğitim kalitesine göre sıralandığı bir liste veya en başarılı üniversiteyi ortaya koyan bir sıralama olmadığını vurgulayarak, “Bu endeksin amacı, üniversitelerin girişimcilik ve yenilikçilik performansını ölçmektir” dedi.

Endeks belirlenirken üniversiteleri; bilimsel ve teknolojik araştırma yetkinliği, fikri mülkiyet havuzu, iş birliği ve etkileşim, girişimcilik ve yenilikçilik kültürü ile ekonomik katkı ve ticarileşme boyutları altında 23 göstergeye göre planladıklarını anlatan Işık, bu yıl, geçen yıla göre tüm üniversitelerin puanlarında artış olduğunu ifade etti.

Basın Toplantısına Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık’ın yanı sıra, Bakan Yardımcısı Prof. Dr. Davut Kavranoğlu, TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. A. Arif Ergin, Müsteşar Yardımcısı Prof. Dr. Cevahir Bozkurt, Bilim ve Teknoloji Genel Müdürü Doç. Dr. İlker Murat Ar, TÜBİTAK Başkan Yardımcıları Prof. Dr. Mehmet Çelik, Prof. Dr. Erol Arcaklıoğlu ve TÜBİTAK Genel Sekreteri Arif Koyuncu katıldılar.

İlk Kez 2012 Yılında Açıklandı

Türkiye’de ilk kez 2012 yılında TÜBİTAK tarafından hazırlanan Girişimci ve Yenilikçi Üniversite Endeksi ile ülkemizin en girişimci ve yenilikçi 50 üniversitesi duyuruluyor.

Endeks, üniversiteleri girişimcilik ve yenilikçilik performanslarına göre sıralayarak, üniversiteler arası girişimcilik ve yenilikçilik odaklı rekabetin artmasına böylelikle girişimcilik ekosisteminin gelişmesine katkı sağlıyor.

Endeks ile üniversiteler, bilimsel ve teknolojik araştırma yetkinliği, fikri mülkiyet havuzu, işbirliği ve etkileşim, girişimcilik ve yenilikçilik kültürü ile ekonomik katkı ve ticarileşme boyutları altında 23 göstergeye göre sıralanıyor.

Bu yıl dördüncüsü açıklanan Endeks çalışmalarına, YÖK ve TÜİK’in yanı sıra Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, TPE, Kalkınma Bakanlığı, TÜBA, TTGV, KOSGEB ve üniversiteler katkı sağladı.

g1 g2

TTNET 12-13 Nisan’da Herkesi NASA Etkinliğinde İleri Teknoloji Fikirleri Geliştirmeye Çağırıyor

TTNET 12-13 Nisan’da Herkesi NASA Etkinliğinde İleri Teknoloji Fikirleri Geliştirmeye Çağırıyor. merikan Ulusal Uzay ve Havacılık Dairesi’nin (NASA) “International Space Apps Challenge” etkinliğinin Türkiye ayağı, TTNET’in ana sponsorluğunda gerçekleşecek.

TTNET açıklamasına göre, NASA’nın, tüm dünyada 48 ülke ve 96 şehirde eş zamanlı olarak düzenleyeceği üçüncü “NASA Space Apps Challenge” etkinliğinin Türkiye ayağı bu yıl TTNET’in ana sponsorluğunda 12-13 Nisan tarihlerinde Sabancı Üniversitesi Tuzla Kampüsü’nde düzenlenecek. Teknoloji çözümleriyle uzay teknolojisinde ilerlemeye katkı yapmayı hedefleyen, interneti kullanarak uzayda da farklılık oluşturmaya ilgi duyan kişileri bir araya getirmeyi amaçlayan etkinlikte katılımcılar, tüm dünyada sayıları 10 bini geçecek olan diğer katılımcılarla işbirliği yapabilecekleri gibi takım halinde ya da bireysel olarak da projelerini hazırlayabilecek. “NASA International Space Apps Challenge” etkinliği, 48 saat sürecek ve tüm dünyada aynı anda başlayıp sona erecek.

“NASA International Space Apps Challenge” katılımcıları, uygulama geliştirmeye ek olarak robotik, veri görselleştirme, donanım ve tasarım alanlarında proje ve çözümler geliştirebilecek. Katılımcılar ayrıca “Uzayda Teknoloji”, “Dünyanın Durumunu İzleme”, “İnsanlı Uzay Uçuşu”, “Robotik” ve “Asteroidler” olmak üzere beş ana başlık altında toplam 50 konuda çalışarak çözüm geliştirebilecek.

Sabancı Üniversitesi Tuzla kampüsünde düzenlenecek etkinliğe online olarak katılmak da mümkün olacak. Akademisyen, girişimci ve bilim insanlarından oluşan jürinin seçtiği iki proje ve halkın oylarıyla seçilecek bir proje, global etkinlikte Türkiye’yi temsil etmeye hak kazanacak. Türkiye’den global etkinlikte de başarılı bulunan fikirler TTNET sponsorluğunda NASA’nın bir lansmanına katılma hakkına sahip olacak.

Açıklamada görüşlerine yer verilen TTNET Genel Müdürü Abdullah Orkun Kaya, NASA International Space Apps Challenge Türkiye organizasyonuna sponsor olmaktan mutluluk duyduklarını belirtti. Kaya, etkinliğe ilişkin şu bilgileri verdi:

“Türkiye’nin lider internet şirketi olarak ülkemizde girişimciliği, yeni fikirleri ve inovasyonu destekliyor, bu alandaki çalışmalarımızla sektörümüze öncülük ediyoruz. Yenilikçi fikirleri ve inovatif çözümleri ortaya çıkarmak, özendirmek için dış inovasyon ekosistemlerine destek oluyoruz. NASA International Space Apps Cahalenge, bu misyonumuzu destekleyen global bir etkinlik. Bu etkinlikle yenilikçi fikirleri, inovasyonu, girişimciliği ve ortak proje üretme kültürüne destek olmayı hedefliyoruz. TTNET olarak etkinliğin Türkiye ayağında başarılı olan üç proje sahibini NASA lansmanına göndereceğiz. Herkesi 48 saatlik bir fikir, çözüm ve teknoloji geliştirme etkinliği olan bu etkinliğe davet etmekten mutluluk duyuyorum.”

– “TTNET ile yaptığımız bu işbirliği bizim için oldukça değerli”

SpaceApps’in Türkiye organizatörü Tek Araba Gidelim (TAG) Üst Yöneticisi (CEO) Mehmet Gölhan ise TAG’ın kurumsal değerleri yenilikçilik, farklılık, öncü olmak ve kitle katılımına dayalı çözüm üretmek ilkelerine dayandığını vurguladı. Gölhan, şunları kaydetti:

“Kendi ürünümüzü geliştirirken bizi en çok motive eden şey ‘henüz düşünülmemiş bir algoritmayı geliştirme ve bunu tüm insanlığa faydalı olabilecek başarılı bir ürüne dönüştürebilme’ potansiyeliydi. Üstelik tüm dünyada kullanılabilecek olan bu ulaşım platformunun çıkış noktasının Türkiye olması bizi en çok gururlandıran unsurdu. Buradan yola çıktığımızda, TAG’ın tüm insanlık ve uzaydaki gelecek için çözüm üretmeye odaklı bir organizasyonu Türkiye’de gerçekleştirmesi en doğal sonuç gibi geliyor. NASA’nın bu iddialı projesinde Türkiye’den de dünyayı geleceğe taşıyacak çözümler çıkmasının TAG’ın kitle katılımına olan inancını da somut bir şekilde vurgulamaya yardımcı olacağını düşünüyoruz. NASA’nın çözüm aradığı konularda fikri olan herkesi bu organizasyona katılmaya davet ediyoruz.”

Sabancı Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nihat Berker de girişimcilik alanında stratejik ortaklık yaptıkları TTNET ile uluslararası düzeydeki işbirliklerini yeni bir projeyle genişlettiklerini ifade etti.

NASA International Space Apps Challenge etkinliğini TTNET’in desteğiyle üniversitelerinde gerçekleştirmenin mutluluğunu yaşadıklarını dile getiren Berker, “Türkiye’de girişimciliğin gelişimine en çok katkı sağlayan üniversitelerden biriyiz. Bu yıl içinde başlattığımız Sosyal Yatırım Programı ile sosyal sorunlara çözüm üreten girişimcilerin desteklenmesine de katkı sağlıyoruz. Bu anlamda TTNET ile yaptığımız bu işbirliği bizim için oldukça değerli. Bu projenin, teknolojiyi kullanarak sosyal sorunlara çözüm üretecek fikirlerin doğması ve dijital sosyal girişimcilerin yetişmesi için model olacağına inanıyoruz. Teknoloji üreten gençler yetiştiren bir üniversite olarak, TTNET ve NASA işbirliğiyle teknolojiyi sosyal faydaya dönüştüren gençlere destek oluyoruz, bu bizim için çok heyecan verici” değerlendirmesini yaptı.

Verilen bilgiye göre, etkinliğe katılmak için “https://2014.spaceappschallenge.org” adresindeki sayfada kayıt işlemi tamamlandıktan sonra dileyen takımlar ortaklaşa çalışabilecek. Ortak çalışma yapılması durumunda projenin fiziksel sunumu için lokasyon seçiminin yapılması yeterli olacak. NASA, etkinliğin detaylarını paylaşmak üzere 12 Nisan 2014 Cumartesi günü saat 18.30’da canlı bağlantı gerçekleştirecek.

– NASA Space Apps Challenge hakkında

NASA International Space Apps Challenge, ilk kez 2012 yılında düzenlendi ve etkinliğe dünyanın çeşitli bölgelerindeki 25 şehirden yaklaşık 2.000 kişi katıldı. 16-70 yaş arası katılımcılar NASA tarafından belirlenen 71 konu başlığı altında 48 saat içinde 100’den fazla çözüm önerisi geliştirmeyi başardı. Etkinliğin ikinci kez düzenlendiği 2013 yılında ise 44 ülkeden 83 şehirde 9 binden fazla katılımcı, 48 saat içinde 770 çözüm önerisi geliştirdi.

nasa ttnet

 

Kaynak : A.A

Canlı hücreler kullanarak üç boyutlu biyo-yazıcıyla aort damarı üretti.

Sabancı Üniversitesi öğretim üyesi Bahattin Koç ve ekibi, canlı hücreler kullanarak üç boyutlu biyo-yazıcıyla aort damarı üretti.

Dünyada ilk olan çalışma, yapay organ üretiminin adımlarından biri olacak.

SABANCI Üniversitesi Nanoteknoloji Uygulama ve Araştırma Merkezi’nde dünyanın ilk 3 boyutlu biyo-yazıcı ve insan canlı hücreleri kullanılarak aort damarı üretildi. Üniversitenin Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Üretim Sistemleri Programı öğretim üyesi Doç. Dr. Bahattin Koç ve ekibi çatallanan damarları üretme çalışmaları da yapıyor. TÜBİTAK’ın destek verdiği 300 bin liralık projeyi anlatan Doç. Dr. Koç, aort ile başlamalarının nedenlerini şöyle sıraladı: “Aort damarı vücuttaki en büyük ve tek damar olduğu için vücudun başka yerinden alınacak damarla tedavisi mümkün değil. Tedavide sentetik damarlar kullanılıyor ama insanın kendi damarları gibi olmuyor. İkinci sebepse, 3 boyutlu yazıcıyla doku ve organ üreteceksek bu doku ve organların beslenmesi için damar dokusu oluşturulmalı. Çalışmamızla, abdominal (karın) aort damarı hastanın kendi hücre veya kök hücrelerini kullanarak üretebilecek ve yapay damar, hastalara nakledilebilecek. İlaç sanayi, denemelerini bu yolla üretilmiş dokularda yapabilir.”

EINSTEIN’IN ÖLÜM NEDENİ

Biliminsanı Einstein’ın ölüm sebebinin abdominal (karın) aort anevrizması olduğunu anlatan Koç, “Çalışmamız sonucunda, abdominal aort damarı hastanın kendi hücre veya kök hücrelerini kullanarak üretilebilecek ve yapay damar bu tür hastalara nakledilecek” dedi. 3 boyutlu basımda canlı hücreleri biyo-mürekkep olarak kullandıklarını, biyo-mürekkebin satın alınan fibroblastların (bağ dokusunun ana hücreleri) çoğaltılmasıyla elde edildiğini belirten Koç, şöyle devam etti: “Projenin en önemli hedefi 3 boyutlu biyo-yazıcıyla hastanın kendi normal hücrelerini ve kök hücrelerini kullanarak doku hatta organın birebir kopyasını üretmek. Bu vücut tarafından ret sorunlarını ortadan kaldıracaktır. 3 boyutlu yazıcıyla yumuşak dokular üretmek çok daha zor. Ama biz yumuşak dokuda çalışmayı düşünüyoruz.”

2 saatte 1 üretim

BİR aort 3 boyutlu yazıcıyla 1.5-2 saatte elde edilebiliyor. Süreç şöyle:
Aort damarı doku örneğinin MR taramasıyla dataları çıkarılıyor.
Geliştirilen algoritmalarla üretilecek dokunun anatomisine göre hücrelerin basım yolu hesaplanıyor.
Hücreler için destek yapılar belirleniyor. Bu çalışmanın farkı, hücrelerin birbirini desteklemiş şekilde dokunun 3 boyutlu anatomisine uygun olarak belirlenmesi.
Biyo-yazıcıyı kontrol etmek için komutlar dosyaya kaydediliyor.
Bu komutları kullanarak biyo-yazıcının nereye hücre, nereye destek yapı basacağı kontrol ediliyor.
Yazıcı, aort benzeri, anatomik yapısına uygun büyük damar dokusunu canlı hücre ve biyomalzemeleri kullanarak 3 boyutlu basıyor.

canli-hucreler-kullanarak-uc-boyutlu-biyo-yaziciyla-aort-damari-uretti

 

Kaynak : hurriyet

Akademisyenler Biyo-Nano Teknoloji Kongresi’nde buluştu

Fatih Üniversitesi tarafından gerçekleştirilen Biyo-Nano Teknoloji Kongresi’nde 49 farklı üniversiteden akademisyenler bir araya geldi. Uzmanlar, Nano teknolojinin gelecekte daha çok kullanılacağını belirtti.

Biyo-Nano Teknoloji Kongresi İstanbul Kalkınma Ajansı’nın 2012 Mali Destek Programı kapsamında kurulan ‘Fatih Üniversitesi Biyoteknoloji Alanında Teknoloji Transfer ve Eğitim Merkezi’ tarafından gerçekleştirildi. Biyo-Nano teknolojisinin insan hayatını kolaylaştırmak adına farklı bir bakış açısı kazandırdığını söyleyen Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. İbrahim Uslu, “2010 yılında grafen bulundu. Bu buluş, daha geniş malzeme fırsatı ve maddi olanakları genişletti. Böylelikle birçok alan nano teknolojiyle tanışmış oldu ve hayatı kolaylaştırmak için kullanılmaya başlandı.” dedi.

Sabancı Üniversitesi Nano Teknoloji Araştırma ve Uygulama Merkezi Direktörü Prof. Dr. Volkan Özgüz de devletlerin özellikle savunma alanında Nano teknolojiye başvurduğunu belirtti. Özgüz, “Ülkelerde savunma bakanlıkları bu alanı kullanıp geliştiriyor. Savunma, hayati öneme sahip ve ülkeler akademik bu alanda işbirliklerini artırmaya yönünde ciddi adımlar atıyorlar. Hayatımızda her alana girmiş durumda. Geleceği yakalayabilmek için hızlı ve sağlam çalışmalar yapabilmeliyiz. Bu durum bizde de hem sivil hem devlet politikası olabilmelidir.” ifadelerini kullandı.

Kongrenin koordinatörlüğünü yapan Fatih Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Fatih Abasıyanık, son yılların hızla gelişen 2 önemli bilim olan Biyoteknoloji ve Nano teknolojinin kesişiminden doğan Biyo-Nano teknolojinin bilim dünyasına hızlı bir giriş yaptığını ifade etti. Abasıyanık, “Günümüz insanının birçok hayalini gerçekleşme fırsatı veren bu alan, canlılara entegre elektronik sensörler ve makineler, canlı içinde hedefi bulup yok eden akıllı ilaçlar, biyolojik tabanlı ama metalden daha dayanıklı ve sağlam malzemeler, biyolojik bellekler, nano ölçekli görüntü alan sistemler gibi daha bir çok uygulama alanı ile geleceğini kestirmekte zorlanacağımız yeni bir pencere aralamaktadır.” dedi. Abasıyanık, Türkiye’nin önemli bir alandaki gelişmeleri yakından takip etmesi ve bu yönde adımlar atmasına katkı sağlamak için bu kongreyi yaptıklarını belirtti. Kongre hatıra fotoğrafı çekilmesinin ardından sona erdi.
fatih üni

 

Kaynak :timeturk