İSO Başkanı “Plastik Hammaddesi Üretimi İçin Stratejik Bir Yatırım Hamlesi Yapılmalı”

İSO Başkanı “Plastik Hammaddesi Üretimi İçin Stratejik Bir Yatırım Hamlesi Yapılmalı” Türkiye’nin en köklü sektörel derneklerinden biri olan Plastik Sanayiciler Derneği (PAGDER) yönetimi İstanbul Sanayi Odası’nı ziyaret ederek, yaşadıkları sorunlar ve çözüm noktasında nelerin yapılabileceğini ilişkin İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan ile görüştü. İSO Yönetim Kurulu Üyesi Nahit Kemalbay’ın da bulunduğu görüşmede, plastik sektörünün güncel sorunları konuşuldu.

PAGDER Başkanı Reha Gür ve yönetim kurulu üyelerini tek tek dinleyen İSO Başkanı Erdal Bahçıvan, plastiğin ekonominin en temel sanayi kollarından biri olduğunu, bu nedenle sektörün çok büyük stratejik yatırımlara ihtiyaç duyduğunu söyledi. Plastik hammaddesi açısından Türkiye’nin büyük ölçüde dışa bağımlı olduğunu bildiklerini, bu bağımlılığın giderilmesi için Türkiye’nin 5 tane daha PETKİM benzeri yatırımı kaldırabileceğini söyleyen Bahçıvan, bunu dış ticaret açığına da büyük katkı sağlayacağını düşündüğünü dile getirdi. Bahçıvan şöyle dedi:
“Türkiye’nin bu alandaki stratejik gücünü ortaya koyacak bir hamleyi yapma zamanı gelmiştir. Türkiye’nin bu en temel, en önemli sektörü ithalata bu kadar bağımlı olmayı hak etmiyor. Üretimde bu kadar az sayıda ve yetersiz üretici olması düşündürücü. Türkiye böylesine stratejik bir sektörde, mamul üretim bir yana, bugüne kadar hammadde açısından dünyanın önde gelen ülkelerinden biri olmalıydı. Bu sektörde en az 4-5 büyük üretici çıkarabilmeliydi.”
Sektörün sorunlarını aktarırken plastik sektörü olarak hizmet vermedikleri bir sanayi dalının hemen hemen olmadığını dile getiren PAGDER Başkanı Reha Gür, “Bu nedenle bizim sorunlarımız aslında bütünsel olarak tüm sanayicilerin ve dolayısıyla İstanbul Sanayi Odası’nın da temel sorunlarını teşkil etmektedir” dedi. Gür şunları söyledi:

“En önemli sorunumuz hammadde temini sorunu. Hammadde ihtiyacımızın sadece yüzde 7’sini yerli üretimden karşılayabilmekteyiz. Yüzde 93’lük bir dışa bağımlılığımız var. Sektöre yük bindirmeyecek desteklerin sağlanması bu nedenle önemli. Bu çerçevede dolaylı teşviklerin artırılması ve yerli hammadde üreticilerinin yatırımı için ortamın iyileştirilmesi noktasında İSO’nun bize destek olmasını istiyoruz. Yine hakkımızdaki rakip sektörlerin çevre ile ilgili, sağlık koşulları ile ilgili haksız ve kuşku uyandıran söylemler, haksız bir rekabet ortamına yol açmaktadır. Bunun önlenmesi gerektiğini düşünüyoruz. Her sanayi kolunda olduğu gibi nitelikli eleman eksikliği bizim de önemli sorunlarımızdan biri. Bu konuda güçlü ara eleman yetiştirilmesinin şart olduğunu düşünüyoruz. Plastik sektörü olarak devletin teşvik, AR-GE merkezi gibi destek unsurlarından yararlanamıyoruz. Enerji fiyatları ve üniversite sanayi işbirliğindeki yetersizliği ile lojistik alanındaki kısıtlamaların da sektörümüz için çok ciddi sorunlar olarak sıralanabileceğini düşünüyoruz.”

İSO olarak sektörel derneklerle yakın bir ilişki içinde olduklarını, onların sorunları ve çözümü birlikte arama konusunda bir yaklaşım içinde olduklarını söyleyen İSO Başkanı, özellikle sektörün dile getirdiği makineyi de kapsayan ithal girdi noktasında ortak bir çalışma yapılabileceğini dile getirdi. İSO olarak daha önce tekstil sektöründe olduğu gibi plastik sektöründe de yerli makine üreticileri ile plastik üreticilerini bir araya getirebileceklerini söyleyen Bahçıvan, PAGDER yönetiminin konuya sıcak bakması üzerine, bu toplantıyı en kısa zamanda realize edeceklerini dile getirdi.

Nitelikli eleman konusunda bu ay içinde Milli Eğitim Bakanlığı ve Çalışma Bakanlığı ile İSO’nun yaptığı işbirliği protokolünden söz eden İSO Başkanı, bu çerçevede plastik üreticileri ile hangi meslek okullarının bir araya getirilebileceğini araştıracaklarını bu konuda da PAGDER’i yönlendireceklerini belirtti.
İSO Genel Sekreteri Melek Us ve Genel Sekreter Yardımcısı Hikmet Baltacı’nın da katıldığı PAGDER ziyaretinde Başkan Reha Gür ile birlikte şu isimler bulundu: Oğuzhan Gürlek, Erkan Evrenkaya, Utku Şahin, Selçuk Mutlu, Selahattin Yılmaz ve Tarık Özdemir.

İSO Başkanı Plastik Hammaddesi Üretimi İçin Stratejik Bir Yatırım Hamlesi Yapılmalı

 

Kaynak : İSO

Kimyasallar ve Kimyasal Ürünler İmalatı Sanayi Sektör Raporu Açıklandı. “Çare Kümelenme”

Kimyasallar ve Kimyasal Ürünler İmalatı Sanayi Sektör Raporu Açıklandı. “Çare Kümelenme” İstanbul Sanayi Odası’nın (İSO) hazırladığı “Kimyasallar ve Kimyasal Ürünler İmalatı Sanayi Sektör Raporu”na göre, Türkiye’nin kimyasal ürün ihracatı 2007-2013 döneminde iki kat artarak 6 milyar dolara çıktı.

İstanbul Sanayi Odası’nın (İSO) kimya sanayi meslek komiteleri ve sivil toplum kuruluşları katkılarıyla oluşturulan “Kimyasallar ve Kimyasal Ürünleri İmalatı Sanayi Sektör Raporu” açıklandı. Buna göre kimya sanayinin alt sektörlerinden kimyasallar ve kimyasal ürünler imalatı sanayi ihracatı 2007-2013 döneminde iki kat artarak 6 milyar dolar oldu. Sektörün toplam ihracat içindeki payı da yaklaşık yüzde 4’e çıktı. İhracat birim değeri yüzde 66 artan sektör, imalat sanayi ortalama değer artışını 8 puan geçti. Sektörün yine 2013 yılında ithalatı 25 milyar dolar, toplam Türkiye ithalatındaki payı da yaklaşık yüzde 10 olarak gerçekleşti.
Tüm sanayi dallarına ham madde ve ara ürün üreterek ekonominin gelişmesine katkıda bulunan Türkiye kimya sanayinin 2023 yılında 17 milyar dolar ihracat hedeflediği belirtilen raporda; bu hedefe ulaşmak için ham madde ve ara malı üretim kapasitesinin artırılması, yüksek katma değerli ürün üretimi ve sanayinin kümelenmesi gibi tedbirler alınması gerektiği ifade edildi.

İthalatta bağımlılığın azaltılması için destek şart

İSO Kimyasallar ve Kimyasal Ürünler İmalatı Sanayi Sektör Raporu, sektör temsilcilerinin de katıldığı toplantı ile açıklandı. Açılış konuşmasını yapan İSO Yönetim Kurulu Üyesi Nahit Kemalbay, “Tüm sanayi dallarına ara ve ham madde sağlayan kimya sektörünün rekabetçi yapıya kavuşturulması ve ithalatta bağımlılığın azaltması için gerek AR-GE gerekse üretim maliyetleri açısından desteklenmesi önem taşımaktadır” dedi.
Kimyasallar ve kimyasal ürünler imalatı sektörünün, imalat sanayimizde üretilen katma değerin yüzde 4,5 gibi önemli bir miktarını oluşturduğunu belirten Kemalbay “Sahip olduğu ürün çeşitliliğiyle hemen hemen tüm sanayi dallarımıza ham madde ve ara ürün sağlayan sektör son derece stratejik bir öneme sahiptir. Bu nedenle, kimya sektörümüzün rekabetçi bir yapıya kavuşması, özellikle ithalata bağımlılıktan doğan dezavantajlarını azaltacak politika ve yatırımlarla desteklenmesi sanayimizin tümü açısından büyük önem taşımaktadır” şeklinde konuştu.

Raporun sunumunu yapan İSO Danışmanı Dr. Can Fuat Gürlesel sektörün kapsamının geniş olmasından dolayı raporun kapsamının da oldukça geniş olduğunu belirterek sektörün imalat sanayi ortalamasının üzerinde büyüdüğünün altını çizdi. Gürlesel “Genellikle sektörlerin ihracat rakamlarının Türkiye’nin ihracatı içindeki payı yatay seyir izlerken kimyasallar ve kimyasal ürünler sektörü payını artırdı. Önümüzdeki dönemde ham madde ve ara malı ürünlerdeki dışa bağımlılığın azaltılması gerekir” dedi.

Cari açığın panzehri kimya sanayinin kümelenmesi

Raporun açıklanmasının ardından düzenlenen ve moderatörlüğünü İSO Danışmanı Can Fuat Gürlesel’in yaptığı panelde konuşan İSO 17. Grup Temel Kimya Sanayi Meslek Komitesi Başkanı Haluk Erceber, tüm sanayi dallarına ham madde ve ara madde sağlaması nedeniyle olmazsa olmaz bir özelliğe sahip olan kimya sanayinin, Türkiye’nin dış ticaret açığında ikinci büyük paya sahip olduğunu söyledi. Sektörün dış ticaret açığına katkısının şu anda 29 milyar dolara çıktığına dikkat çeken Erceber, “Çünkü Türkiye kimya sektöründe ithalat kapılarını ardına kadar açtı. Bu açığın gelecekte 80-90 milyar dolarlara çıkmasından endişe ediyoruz. Bu durumun panzehri kümelenmedir ancak Türkiye’de kimya alanında kümelenme yok. Ekonomisi güçlü ülkelerden ve bu alanda yılda 200 milyar doların üzerinde ihracat yapan Almanya’da 50’den fazla kümelenme var. Türkiye’nin pazar odaklı kümelenme kurması gerektiği ortada. Uygulamaya geçmek ve katkılarını görmek lazım. Kümelenme olsaydı sektörün cari açığa katkısı 29 milyar dolardan 12 milyar dolara düşerdi. Türkiye’deki kimya sanayini oluşturan firmaların sadece yüzde 1’i büyük ölçekte fakat gelişmiş ülkelerde bu oran yüzde 56” dedi.
Chemport Kimya İhtisas Endüstri Bölgesi Kümelenme Projesi’nden bahseden Haluk Erceber, “Sanayisi kuvvetli bir ülkeden bahsetmek için o ülkenin sanayisi kimyada kuvvetli olması gerekir. Kimya sanayi ana sektörlerin başında geliyor. Ancak Türkiye’de kimya alanında kümelenme hiç yok” diye konuştu.

Makine ve ekipman desteği şart

İSO 18. Grup Boya, Vernik, Reçine ve Çeşitli Kimya Sanayi Meslek Komitesi Üyesi Adil Pelister, mevzuatlara takılan kimya sanayinin şevkinin kırıldığını söyleyerek, “Kimyasal ürünlerin girmediği alan yok. Dolayısıyla dünyada olduğu gibi Türkiye’de de bu sektöre önem vermek durumundayız. Kimya sektörünün 2023 yılı hedeflerinde 50 milyar dolar var. Bu sene 18 milyar dolar ihracat oldu. Bu rakamın aşağı yukarı iki misline çıkmamız gerekiyor. Özellikle nitelikli eleman ve mevzuat konusunda sıkıntı yaşıyoruz. Mevzuatlar büyüme hedefimizi bir nebze kırıyor. Kimya ithalata dayalı bir sanayi. Bu yüzden yatırımlarda KKDF kalkmalı ve teşvikler verilmeli. Rantı önleyen, üretimi artıran tedbirler alınmalı” dedi.

İSO 19. Grup Sabun, Deterjan, Kozmetik ve Esans Sanayi Meslek Komitesi Başkanı Sevda Arıkan, ilgili sektörün geçmişini değerlendirerek, “Sektördeki gelişim dünyadaki gelişimle çok paralel. Ayakta kalmanın tek yolu dünyaya ayak uydurmanın yolundan geçiyor. Sabunun geçmişine baktığımızda MÖ 3000’li yıllara Roma’da varlığını görebiliyoruz. Yine MÖ 2000’li yıllarda Babil’de de sabunun izine rastlıyoruz. Daha sonra temizlik ürünleri Orta Doğu’dan Avrupa’ya geçiyor. Çamaşır makineleri ile birlikte katı sabun toz haline geliyor. Kozmetik ürünleri ise MÖ 11. yüzyıla kadar uzanıyor. 1900’lü yıllarla birlikte kozmetik sektörü hızla gelişiyor. Bugün bu alanlarda petro-kimya ürünler yerine bitkisel bazlı ürünler tercih ediliyor” dedi.

Türkiye Kimya Sanayicileri Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Timur Erk, Türkiye’nin gelişmesinin kimya sanayinin gelişmesine bağlı olduğunu dile getirerek şunları söyledi: “Türkiye’de 12 yıldır yatırım ortamının iyileştirilmesine çalışıyoruz. Artık yüzlerce milyon dolarlık yatırım yapıp yedi yılda geri dönüşümünü bekleyemeyiz. Yok böyle bir şey. Kimya sanayi, bir ülkenin sanayisinin gelişmişlik göstergesidir. ABD ve Almanya gibi gelişmek istiyorsak, kimya endüstri bölgeleri ve AR-GE, inovasyon merkezleri kurmalıyız. Ayrıca kimya sanayinin gelişimi için makine ve ekipmanda hibe desteği şart. Tek avantajımız olan genç nüfusu çok iyi eğitmeli ve entelektüel sermayeyi geliştirmeliyiz.”

Boya Sanayicileri Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Faik Bitlis boya sektörünün diğer kimyasal ürünlere göre daha az risk taşıyan bir sektör olduğunu belirterek sadece inşaat boyası değil sanayi boyası alanında da büyük fırsatlar olduğunu belirtti. Bitlis “Dünyada boya sektöründe Batılı ülkelerin büyümesi yatay seyir izlerken Asya ülkeleri büyümelerini sürdürüyor. Türkiye Asya ülkeleri kadar olmasa da önümüzdeki dönemde de büyümesini sürdürecektir. Dünyadaki trendlere bakarsak solvent bazlı boyalar yerine su bazlı boyaların öne çıktığını ve daha çevreye saygılı boya çeşitlerinin rağbet gördüğünü gözlemliyoruz” şeklinde konuştu.

Kimya sanayinin imalat sanayi içerisindeki konumundan ve yakın dönemdeki gelişmelerden bahseden Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Sanayi Genel Müdürlüğü, Kimya Sanayi Şube Müdürü Orhan Çetinkaya, “2023 hedefleri ancak AR-GE ve inovasyon konularına önem vererek, üniversite-sanayi iş birliğini geliştirerek, teknoloji kapasitesini artırarak gerçekleştirilebilir. Bu nedenle Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı olarak yeniden yapılandık. Sanayinin yapısal dönüşümü için stratejik planlama yaklaşımını benimsedik. Türkiye’nin Sanayi Strateji Belgesi’ni (2011-2014) hazırlayıp, vizyonumuzu orta ve yüksek teknoloji ürünlerde Avrupa’nın üretim üssü olmak olarak belirledik” dedi.
Panelin ardından söz alan Boya Sanayicileri Derneği Genel Sekreteri Tufan Çınarsoy “Ortaya koyulan stratejik hedefler yetkililerce eylem planına dönüştürülmeli. Ülke olarak rekabet edebileceğimiz ve büyüyeceğimiz alt sektörler tespit edilip buralara yoğunlaşmalıyız. Yeni bir ekonomik modeli benimseyip geçmişte koyulan hedefleri revize etmeliyiz” şeklinde konuştu.

Türkiye’nin en güçlü yönü; ileri teknoloji kullanımı
Üretim değeri 2012 yılı itibarıyla 125 milyar TL olan Türkiye kimya sanayinin dört alt sektöründen biri olan kimyasallar ve kimyasal ürünler imalatı sanayinde; 2012 yılı itibarıyla girişim sayısı 3 bin 660, istihdam sayısı 62 bin 483, yaratılan katma değer 5.9 milyar TL olarak gerçekleşti. Üretim değeri 2006-2012 döneminde iki katı artarak 35.2 milyar TL’ye ulaştı.
Kimyasallar ve kimyasal ürünler imalatı sanayinin alt sektörlerinde boya sanayi, hem yüzde 18’lik oranla en yüksek katma değeri hem de yüzde 20 pay ile en yüksek üretim değerini gerçekleştirdi. Alt sektörlerde en yüksek yatırımı da yüzde 28,1 payı ile temizlik ürünleri alt sanayi yaptı.
Raporda Türkiye’nin güçlü yönleri arasında üretimde ileri teknoloji kullanımı ve üretim çeşitliliğinin yüksek olması sayılırken ham madde ve ara malı kullanımında yurt dışına bağımlı olması da zayıf yönü olarak öne çıktı.

İhracatta ilk sırada Irak var, Çin üçüncülüğe yükseldi

Dünya kimyasallar ve kimyasal ürünler ihracatındaki payı yüzde 0,5 olan Türkiye’nin 2013 yılında en büyük pazarları; Irak, İran, Rusya ve Azerbaycan oldu. Çin sektörün üçüncü büyük pazarı haline geldi. Sektör en çok ihracatı 443 milyon dolarla Irak’a gerçekleştirirken, bu ülkeyi 359 milyon dolarla İran ve 351 milyon dolarla Çin takip etti. Sektörün dünyadaki en büyük ihracatçı ülkeleri sırasıyla ABD, Almanya, Çin olurken; en büyük ithalatçı ülkeleri ise Çin, ABD ve Almanya oldu.
Sektörde en çok ihraç edilen ürün; 890 milyon dolar ile inorganik kimyasal ürünler ile organik ve inorganik bileşenler oldu. Bunu 457 milyon dolar ile sabunlar ve 361 milyon dolar ile yıkama ve temizleme ürünleri izledi.
Raporda Türkiye’nin petrol ve doğalgaz rezervlerinin yeterli olmaması ve yeterli bir petrokimya üretim kapasitesine sahip olunmaması nedeniyle kimyada ithalata bağımlılığın devam ettiği belirtildi.

Kimyasalda 12 stratejik hedef belirlendi

Raporda Türkiye kimyasallar ve kimyasal ürünler imalatı sanayinde belirlenen 12 stratejik hedef şöyle:
Ham madde ve ara malı üretim kapasitesinin artırılması,
Organize ihtisas sanayi bölgeleri kurulması ve kümelenme,
Küresel ölçekte liman ve alt yapı sağlanması,
Yüksek katma değerli ürünlerin üretimi,
Enerji maliyetlerinin düşürülmesi, çevre yatırımları ve harcamalarının desteklenmesi,
Araştırma geliştirme faaliyetlerinin artırılması,
AB mevzuatına uyum çerçevesinde firmaların teknik ve mali olarak desteklenmesi,
2023 yılında 17 milyar dolar ihracat yapılması,
Yatırım teşviklerinin iyileştirilmesi ve yatırım finansman olanaklarının artırılması,
Sektör üzerindeki dolaylı ve dolaysız vergi yükünün azaltılması,
Nitelikli insan kaynakları yetiştirilmesi,
Test, ölçme, sınıflandırma ve belgelendirme için akredite kurumlar ve laboratuvarların varlığı.

İSO, Kimyasallar ve Kimyasal Ürünler İmalatı Sanayi Sektör Raporu’nu Açıkladı

 

Kaynak : http://www.iso.org.tr/