Avrupa’da Zehirli Yumurta Skandalı Büyüyor

Avrupa’da Zehirli Yumurta Skandalı Büyüyor. Hollanda ve Belçika’daki tavuk çiftliklerinde kullanılan Fipronil adlı haşere ilacının yumurtalara karışması nedeniyle ortaya çıkan skandal büyüyor. Avrupa’daki tavuk yumurtalarının fipronil içermesine yönelik araştırmalar hala sürüyor.

Avrupa Birliği’nin (AB) yürütme organı olan Avrupa Komisyonu, Belçika’nın zehirli yumurta skandalı konusunda sessiz kaldığına ilişkin iddialar üzerine inceleme başlattı. AB mevzuatına göre, üye ülkeler gıda güvenliği konusunda sorun çıkması halinde, derhal “Avrupa Uyarı Sistemi”ne bilgi vermek zorunda.
Ancak Belçika hükümeti bu konuda geç kalmakla ve ülkedeki 57 tavuk çiftliği hakkında zamanında soruşturma başlatmamakla suçlanıyor.

Belçika Federal Gıda Güvenliği Dairesi’nin (AFSCA) ise Haziran ayından bu yana skandaldan haberdar olduğu ortaya çıktı.

Yetkililerin, yumurtalardaki zehrin “halk sağlığını tehdit edecek düzeyde olmadığı” gerekçesiyle açıklama yapmadıkları belirtildi. AFSCA, ancak 20 Temmuz’da açıklama yaptı.
Belçika ve Hollanda’daki tavuk çiftliklerinin en büyük alıcısı konumundaki Almanya da, Brüksel yönetimine tepkili.
Almanya ve Hollanda, Belçika’daki skandala ilişkin kapsamlı soruşturma istiyor. Avrupa Komisyonu’nun gıda güvenliğinden sorumlu üyesi Vytenis Andriukaitis, Belçika ve Almanya Tarım Bakanlığı yetkilileri ile sık sık bir araya gelerek, skandalın ortadan kaldırılması için görüşmeler yapıyor. Belçika’nın 57 tavuk çiftliği ile ilgili başlattığı araştırmanın birkaç gün içinde sonuçlanması bekleniyor.

Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından “orta ölçekte zehir” olarak tanımlanan Fipronil adlı haşere ilacının Hollanda ve Belçika’daki tavuk çiftliklerinde bit, pire ve keneye karşı kullanıldığı ortaya çıkmıştı. Alman kimyasal devi BASF tarafından patenti alınan Fipronil, bitkileri korumak için pestisitlerde ve veterinerlik alanında pire, bit, keneler ve diğer zararlılara karşı çeşitli ürünlerde kullanılmaktadır. Bununla birlikte düzenlemeler, gıda üretim zincirindeki hayvanlar üzerinde veya yakınında fipronil kullanımını yasaklamıştır.

Hollanda Gıda Güvenliği Kurumu (NVWA), 20 Temmuz’da Fipronil adlı ilacın yumurtalara karıştığını açıklayarak, tüketicileri uyarmıştı. Hollanda yetkililerine göre, yoğun miktarda Fipronil içeren yumurta tüketimi böbrek, karaciğer ve tiroid bezlerine ciddi zarar veriyor.
Skandalın ortaya çıkması üzerine Hollanda’da 180 tavuk çiftliği kapatıldı. Bunlardan 138’inin ruhsatı tamamen iptal edildi. Marketlerde yumurta satışları geçici bir süre durduruldu. Hollanda’da Fipronil skandalı nedeniyle her gün yüz binlerce tavuk itlaf, milyonlarca yumurta da imha ediliyor.

Ağustos ayının ilk haftasında kontaminasyonun Hollanda, Almanya ve Belçika ile sınırlandığı düşünülüyordu. Ancak 7 Ağustos’ta Hollanda’ya bağlı kontamine yumurtaların Fransa ve İngiltere’ye teslim edildiği bildirildi . İngiltere Gıda Standartları Ajansı , İngiltere’ye giren az miktarda kontamine yumurta olduğunu ve kamu sağlığına ilişkin riskin düşük olduğunu belirten bir bildiri yayınladı ve araştırmaların “etkilenen ürünlerin artık raflarda olmadığını” belirtti.

2013 yılında Avrupa Gıda Güvenliği Otoritesi (EFSA), fipronilin mısır ilaçlamada da kullanıldığını ve bal arılarında büyük bir risk oluşturduğunu açıklamıştı.

Fipronil bulaşan tavuk ve yumurtalar doğal yakıta dönüştürülerek enerji üretiminde kullanılıyor.

Brabant eyaletindeki Son kasabasında bulunan Rendac adlı firma, ölü hayvan ve atık gıdaların işlenmesi konusuyla uğraşan tek şirket. Hergün 3 milyon yumurta ve yüz binlerce ölü tavuk, büyük kazanlarda yüksek basınç altında 133 derecede 20 dakika boyunca sterilize ediliyor. Elde edilen ve tamamen proteinden oluşan bu madde kurutularak toz haline getiriliyor. Bu toz, enerji üretiminde kullanılan doğal yakıta ekleniyor.
Ürün, çimento fabrikalarında da fırın yakıtı olarak kullanılıyor. Rendac yöneticisi Sjors Beerendonk’a göre, yaşanılan üzücü bir durum ancak tavuk ve yumurtaların yenilenebilir enerjiye dönüştürülüyor olması da olumlu bir adım.
Şirket, Hollanda’daki mezbaha atıkları ile ölen hayvanları da benzer yöntemle doğal yakıta dönüştürüyor.

Kaynak : Chemistryworld & BBC

Avrupa Birliği Ortak Enerji Birliği Kurulması Konusunda Anlaşma Sağladı

Avrupa Birliği Ortak Enerji Birliği Kurulması Konusunda Anlaşma Sağladı. Brüksel’de bir araya gelen AB üyesi ülkelerin devlet ve hükümet başkanları, enerji birliği kurulması konusunda anlaşma sağladı.
Avrupa Birliği ülkeleri, Rusya ile yaşanan gerginliklerin de etkisiyle enerji alanında daha sıkı bir işbirliği içerisinde hareket etme kararı aldı.
Brüksel’de bir araya gelen AB üyesi ülkelerin devlet ve hükümet başkanları, enerji birliği kurulması konusunda anlaşma sağladı.

Avrupa Birliği ülkeleri, Rusya ile yaşanan gerginliklerin de etkisiyle enerji alanında daha sıkı bir işbirliği içerisinde hareket etme kararı aldı. Avrupa Birliği’ne üye 28 ülkenin devlet ve hükümet başkanları, Brüksel’de yapılan zirvede, bir enerji birliğinin hayata geçirilmesi konusunda uzlaşma sağladı. Birliğin amacı, AB üyesi ülkeleri Rusya’nın petrol ve doğalgaz sevkiyatından bağımsız hale getirmek olarak belirlendi. Diğer ağırlık noktalarını ise enerji tasarrufu, ulusal enerji piyasalarının daha güçlü bir ağla birbirine bağlanması, iklimin korunması için daha etkin bir mücadele ve araştırma oluşturdu.

Ukrayna krizinden sonra….
Ukrayna krizi AB ülkelerinin Rus petrol ve doğalgazına ne kadar ihtiyaç duyduğunu bir kez daha gözler önüne serdi. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin enerji ticaretini baskı aracı olarak kullanmak istiyor. Rusya ile transit ülke Ukrayna arasında patlak veren anlaşmazlık nedeniyle Batı Avrupa’ya yapılan gaz sevkiyatının aksadığı 2009 yılında Avrupa ülkeleri enerjide Rusya’ya olan bağımlılığı azaltmaya karar vermişti. ‘Güvenli, sürekli ve uygun fiyatla’ enerji ihtiyacını karşılama projesinin Avrupa Birliği’nin çekirdeğini oluşturan Kömür ve Çelik Topluluğu kadar tarihi bir başarı olacağını belirten projeden sorumlu Komisyon üyesi Maros Sefcovic ‘enerji birliğinin’ ülkeler arasındaki kenetlenmeyi hızlandıracağını söylüyor:

‘Bu kuşkusuz en az Kömür ve Çelik Topluluğu kadar iddialı bir enerji projesi olacak. Nasıl Kömür ve Çelik Topluluğu 1950’li yıllarda bütünleşmeye ivme kazandırdıysa, enerji birliği de aynı etkiyi yapıp Avrupa iç pazarının potansiyelini gözler önüne serecektir.’

Pazarlık gücünü arttırmak
AB ülkeleri doğalgazın yüzde 39’unu, ham petrolün ise yüzde 37’sini Rusya’dan ithal ediyor. AB Konseyi Başkanı Donald Tusk enerji ikmalinin garanti altına alınabilmesi için enerji hammaddesi alımlarının tek elden yürütülmesini istiyor ve birlikte Rusya ile masaya oturulmasının uygun fiyat üzerinde anlaşmaya varılmasını kolaylaştıracağını söylüyor. Enerjiden sorumlu Komisyon üyesi Miguel Arias Canete de enerji bağımsızlığını azaltmanın Avrupa için hayati önem taşıdığını söylüyor: ‘Bu strateji Avrupa’yı tek bir enerji ihracatçısından bağımsız kılacak ve Avrupa’daki bütünleşmeyi güçlendirecektir.’

Yeşil enerjiye teşvik
AB Komisyonu’nun Birlik ülkelerinin Rus enerji şirketi Gazprom ile imzaladıkları sözleşmeleri gözden geçirip, pazarlığa ortak olması ve koordine etmesi özel enerji şirketlerinin işine gelmiyor. Özel şirketlerin öne sürdüğü serbest rekabet ve şirket sırları gibi gerekçeleri Almanya Hükümeti anlayışla karşılıyor.
Avrupa enerji birliğinin diğer temel unsurlarını enerji verimliliğinin ve Rusya dışındaki ihracatçı ülkelerden yapılan alımların arttırılması oluşturuyor. Alman Dışişleri’nin Avrupa işlerinden sorumlu Devlet Bakanı Michael Roth enerji tasarrufu ve yeşil enerji kaynaklarının üretimdeki payının arttırılmasının da ithal bağımlılığını azaltacağını söylüyor:

Enerji birliğini biz de istiyoruz. Enerji politikalarının koordinasyonu AB ajandasının en önemli konularından biridir. Önemli olan sadece dış politika boyutu önem kazanan enerji güvenliği değildir. Enerjinin verimli kullanılması ve yenilenebilir enerji türlerinin teşviki de en az güvenlik kadar önemlidir. Tıpkı enerji iç piyasasının tamamlanması gibi. Önümüzdeki taslak bütün bu hususları bir araya getiriyor. Bunun için biz de enerji birliğini destekliyoruz.’

AB Komisyonu’nun projeden sorumlu üyesi Maros Sefcovic nihai hedeflerinin ne olduğunu ve nelerin yapılması gerektiğini şöyle özetliyor:
‘Avrupa’daki 28 ayrı enerji piyasasını tek bir çatı altında toplayacağız. Bunun için sınır ötesi bağlantıların kurulması ve önemli altyapı projelerinin hızla tamamlanması gerekiyor.’

enerji

 

Kaynak : dovizgazetesi

Ukrayna Krizi İle Avrupa, Enerji Güvenliği İçin Gözünü Kaya Gazına Çevirdi

Ukrayna Krizi İle Avrupa, Enerji Güvenliği İçin Gözünü Kaya Gazına Çevirdi. Avrupa’nın enerji güvenliği Ukrayna krizi ile tekrar önem kazanırken İngiltere, Polonya, Romanya ve Ukrayna, Rus doğal gazına olan bağımlılığı azaltmak için kaya gazına ağırlık vermeye başladı. Söz konusu ülkeler, kaya gazının aranması ve çıkarılması konusunda özel firmalara lisans dağıtımlarına başlayarak AB’nin bu konudaki öncüleri oldular.

Avrupa’nın enerji güvenliği Ukrayna krizi ile tekrar önem kazanırken İngiltere, Polonya, Romanya ve Ukrayna, Rus doğal gazına olan bağımlılığı azaltmak için kaya gazına ağırlık vermeye başladı.

Brüksel’de düzenlenen Avrupa Birliği (AB) zirvesi için hazırlanan taslak metinde Avrupa’nın Rusya’ya olan enerji bağımlığının “endişe verici” olduğu belirtilirken, kaya gazı gibi Avrupa’nın yerli kaynaklarından daha fazla yararlanılması gerektiği kaydedildi.

Polonya, İngiltere, Romanya ve Ukrayna, kaya gazının aranması ve çıkarılması konusunda özel firmalara lisans dağıtımlarına başlayarak AB’nin bu konudaki öncü ülkeleri oldular.

Avrupa Komisyonu Basın Sözcüsü Sabine Berger yaptığı açıklamada, kaya gazının enerji çeşitliliği açısından potansiyel öneminin farkında olduklarını söyledi. Ancak bu kaynağa yatırım yetkisinin üye ülkelerde olduğunu belirten Berger, komisyonun özel sektöre finansal açıdan herhangi bir destekte bulunmasının ise şu an için gündemde olmadığını ifade etti.

Berger, üye ülkelerin yürüttüğü kaya gazı projelerinin çevre ve endüstriye etkileri konusunda komisyona sürekli bilgi vereceğini, uygulamaya koydukları tedbirleri de Aralık 2014’ten itibaren her yıl komisyona bildireceklerini kaydetti.

Öte yandan kaya gazı için esnek bir yönetmelik çıkaran AB Komisyonu, kaya gazının çevreye potansiyel etkileri için yetkiyi üye ülkelere bırakmıştı.

AB’NİN EN ZENGİN REZERVLERİ POLONYA’DA

Polonya’nın AB ülkeleri arasında en zengin kaya gazı rezervlerine sahip olduğu tahmin ediliyor. Amerikan Enerji İdaresi (EIA) rakamlarına göre ülkenin kaya gazı rezervi 4,1 trilyon metreküp. Bu potansiyelden faydalanmak isteyen Polonya hükümeti, 11 Mart’ta çıkardığı yasayla kaya gazına 2020 yılına kadar vergi muafiyeti tanıdı. Polonya bu kararla yabancı yatırımcıları ülkede bulunan kaya gazının keşfi ve çıkarılması için ülkeye çekmeyi planlıyor.

Fransa, Polonya’nın ardından en zengin rezervlere sahip ülke. Fransa’nın kaya gazı rezervinin yaklaşık 3,8 trilyon metreküp olduğu tahmin ediliyor. Ancak kaya gazının çıkarılması için kullanılan hidrolik çatlatma tekniği Fransa’da yasaklanmış durumda.

Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande 2012’de ülkenin enerji üretiminde nükleerin payının yüzde 75’ten yüzde 50’ye düşürüleceğini açıklamıştı. Ortaya çıkacak enerji açığının kaya gazı ile doldurulması ise muhtemel seçeneklerden biri olarak görülüyor.

HİDROLİK ÇATLATMA TEKNİĞİ İLE ÇIKARILIYOR

Hidrolik çatlatma tekniğinde yerin 2 ile 5 kilometre derinindeki kayalar, yatay olarak döşenen borulardan yüksek basınçla püskürtülen suyla çatlatılıyor. İçerisinde bazı kimyasalları da barındıran basınçlı su durduğunda, çatlayan kayalardan çıkan gaz kuyulara doluyor.

Avrupa’nın kaya gazı keşfi ve bunun çıkarılması konusunda bugüne kadar çekimser davranmasının nedeni, gazın çıkarılmasında kullanılan hidrolik çatlatma tekniği. Bazı uzmanlar bu tekniğin çevreye olumsuz etkileri olabileceğini öne sürüyor. Toprağın binlerce kilometre altında gerçekleşen işlemin yer altı sularını ve toprağı kirletebileceği, ayrıca çatlatma sürecinin depremleri tetikleyebileceği de belirtiliyor.

Avrupa Birliği’nin çevre mevzuatı hidrolik çatlatma tekniği henüz kullanılmaya başlamadan önce hazırlandığı için, kaya gazının keşfi ve çıkarılmasında kullanılan tekniğin çevreye potansiyel etkileri net bir şekilde değerlendirilemiyor.

KAYA PETROLU

 

Kaynak : Hürriyet

Mikroalgler ile Zeytinyağı Çevre İçin Bir Arada.

Mikroalgler ile Zeytinyağı Çevre İçin Bir Arada. Mikroalgler’den çevre dostu zeytinyağı elde etmek mümkün mü? Zeytinyağı elde etmek için önce zeytinleri yıkamak gerekiyor. Bu işlem için yaklaşık 100 kilo zeytinde 50 litre içme suyu harcamalısınız. Ayrıca yıkama işlemi uzun, karmaşık ve pahalı. Bilim adamları, Algatecll projesinde zeytinleri çevre dostu bir yöntemle temizlemeyi amaçlıyor. Araştırmalarının merkezinde ise mikroalgler var.

Kimya mühendisi Benito Mogedas mikrolaglerin kirli suyu temizlediğini ifade ediyor: “Fotosentez aşamasında mikroalgler, nitrat, fosfat veya fenolik bileşikler gibi atık suda bulunan bazı kirletici maddeleri temizliyor. Yani mikroalgler kirli su için doğal bir temizleyici görevini üstleniyor. Araştırmalarımızda en kilit mesele, su içindeki oksijen ve karbondioksit oranı arasında doğru dengeye ulaşmak. Eğer bu veriye ulaşabilirsek daha verimli bir geri dönüşüm sistemi geliştirebilir ve araştırmamızda büyük bir adım atabiliriz.”

İspanya’nın Cordoba ilinde bu pilot tarım kooperatifi Avrupa Birliği destekli projeye ev sahipliği yapıyor.

Kimya mühendisi Antonia Maria Lorenzo Lopez projede koordinatör olarak yer alıyor. Zeytini öğütme işleminde kullanılan suyun yüzde 90’ı temizleme aşamasında tüketildiğine dikkat çeken Lopez, amaçlarını ‘bütün suyun geri dönüşümünü yapmak ve yeniden kullanmak’ olarak belirtiyor.

Granada şehrindeki laboratuvarlarda ise mikroalglerin suyu nasıl temizlediği meselesi üzerine yoğunlaşılıyor. Bu aşamada bilim adamları LED ışınları kullanıyor. Mikrobiyolojik tekniklerle biyoreaktörlerin içinde depolanan mikroalglerin iştahının azami seviyeye yükseltilmesine çalışılıyor.

Mikrobiyoloji uzmanı Agustin Lasserrot araştırmalarda ulaştıkları bulgulardan oldukça memnun: “Şimdiden bazı bulgulara ulaşmayı başardık. Suyun sıcaklığının 27 derece olması gerekiyor. pH derecesi nötr seviyede kalmalı. Karbondioksidin ideal yoğunluk derecesini de biliyoruz. Ayrıca ne kadar miktarda oksijene ihtiyaç duyulduğunu da. Bu verilerden mikroalglerin en sağlıklı şekilde gelişmesini sağlayacak nitrojen, fosfor, potasyum gibi elementlerin hangi oranda olması gerekiğini de ölçebiliyoruz.”

Tabii ki en önemli amaçlardan biri de Avrupa zeytinyağı pazarının üreticiler açısından daha rekabet edilebilir kılınması.

Yönetici Antonio Cielos Campos işin ekonomik boyutuna değiniyor: “Verimli bir geri dönüşüm sistemi su tüketiminizi azaltmanıza yardımcı olur. Böylece para tasarrufunda bulunursunuz. Dahası çevre dostu bir üretiminiz olur.”

Kimya Lopez ise asıl yeniliğin su tüketimini azaltma olduğunu açıklıyor: “Hedefimiz zeytinyağı üreticilerine, musluk suyu fiyatına kirli sularını geri dönüşüm ile yeniden kullanma imkanı sağlamak. Olağan su tüketimini azaltmak için ancak bu seviyede gerçekçi bir çözüm elde edebildik.”

Araştırmacılar geliştirdikleri geri dönüşüm sistemini, 5 yıl içinde zeytinyağı üreticilerinin kullanabilmesini umut ediyor.

www.algatec2.eu

mikroalgler

 

Kaynak : euronews

Atmosfere salınan karbondioksit miktarının artış hızında ilk ‘daimi yavaşlama’ işaretleri görüldü.

Hollanda Çevre Değerlendirme Kurumu ve Avrupa Komisyonu’nun ortaklaşa yaptığı çalışmaya göre, küresel düzeyde atmosfere salınan karbondioksit (CO2) miktarının artış hızında ilk ‘daimi yavaşlama’ işaretleri görüldü.
Çalışmaya göre karbondioksit salımındaki artış hızı geçen yıl, 2000’li yılların ortalamasına kıyasla yarıdan fazla azaldı.
Artış hızındaki azalmanın başlıca nedenleri olarak ABD’de enerji üretiminde kaya gazının artan oranda kullanılması ve Çin’in hidroelektrik kullanımını yüzde 23 oranında yükseltmesi gösteriliyor.

Ancak ucuz kömür kullanımı sorunu sürüyor. İngiltere’de ucuz kömür kullanımının dörtte bir oranında arttığı belirtiliyor.
Rapora göre, geçen yıl atmosfere salınan karbon dioksit miktarı 34,5 tonla yeni bir rekora ulaştı.
Ancak küresel ekonominin yüzde 3,5 oranında büyümesine karşın, karbondioksit salımı yüzde 1,4 oranında yükseldi.

Ekonomik büyümeyle, karbondioksit salımının artış hızı arasındaki bağın da, daha az fosil yakıt kullanımı, yenilenebilir enerji kaynaklarının daha çok devreye sokulması ve daha fazla enerji tasarrufuyla koptuğu vurgulandı.

‘İyi haber, ama yeterli değil’
Çalışmaya göre toplam karbondioksit salımının yüzde 55’ini üreten ABD, Çin ve Avrupa Birliği ülkeleri. Ancak raporda, bu ülkelerin üçünde de ‘kayda değer gelişmeler olduğu’ belirtiliyor.

Çin’in karbondioksit salımının geçen yıl yüzde 3 arttığı belirtilirken, bunun 2000’li yıllardaki yıllık yüzde 10’luk artışa göre önemli bir aşama olduğu söyleniyor.

Raporda, ABD’de kaya gazına geçişin devamı, Çin’in açıkladığı enerji planlarına uyması ve özellikle Avrupa’da yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımı sürerse, karbondioksit salımı artış hızındaki yavaşlamanın kalıcı olabileceği vurgulanıyor.

Raporun yazarlarından Greet Maenhout, ‘Bu iyi bir haber, ama yeterli değil. Salım hala artıyor ve karbondioksit atmosferde 100 yıl boyunca kalıyor. Yani 2050’de 2 derecelik sıcaklık artışı hedefine hala yaklaşamıyoruz’ dedi.

co2 salınımı

 

Kaynak :proje.hurriyet

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı “İlaç Sanayi Teknik Komitesi” oluşturdu

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Türkiye’de ilaç sanayi politikasının günün şartlarına ve teknolojinin gereklerine göre tespitine yardımcı olmak, kalkınma plan ve programlarında yer alan ilke ve hedefler doğrultusunda sanayinin dengeli ve süratli şekilde gelişmesini sağlamak, ilaç sanayi sektörünü teşvik etmek için yapılacak çalışmalara alt yapı oluşturmak üzere İlaç Sanayi Teknik Komitesi oluşturdu. Komite 35 üyeden oluşacak. Komitenin aldığı kararlar tavsiye niteliği taşıyacak.

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın İlaç Sanayi Teknik Komitesinin Oluşumu ve Görevlerine Dair Tebliğ Resmi Gazete’de yayımlandı. Tebliğ, ilaç sanayi ürünleri mevzuatı kapsamında yer alan konularda ve bu ürünlerle ilgili yayımlanan ve yayımlanacak olan teknik mevzuat ve bunların uygulamasında karşılaşılabilecek sorunların çözümüne ilişkin yapılacak çalışmalarda kamu kurum ve kuruluşları ile ilgili sektör temsilcilerinden oluşan İlaç Sanayi Teknik Komitesi’nin (İLAÇTEK) görevlendirilmesini ve bu komiteye ilişkin, çalışma usul ve esasları kapsıyor.

-İLAÇTEK 35 ÜYEDEN OLUŞACAK-

İlaç Sanayi Teknik Komitesi (İLAÇTEK), 35 üyeden oluşacak. Komite’de Sanayi Genel Müdürlüğü’nü temsilen iki üye, Avrupa Birliği ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü, Bilim ve Teknoloji Genel Müdürlüğü, Sanayi Bölgeleri Genel Müdürlüğü, Sanayi Ürünleri Güvenliği ve Denetimi Genel Müdürlüğü, Maliye Bakanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı, Ekonomi Bakanlığı, Milli Savunma Bakanlığı, Hazine Müsteşarlığı, Sosyal Güvenlik Kurumu, Kamu İhale Kurumu, KOSGEB, Türk Standartları Enstitüsü, Türk Patent Enstitüsü, Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği, Araştırmacı İlaç Firması Derneği (AİFD), İlaç Endüstrisi İşverenler Sendikası (İEİS), Türkiye İlaç Sanayi Derneği (TİSD), Türk Eczacıları Birliği, Tüm Eczacı Kooperatifleri Birliği, Türk Tabipleri Birliği, Kanıta Dayalı Tıp Derneği, Klinik Araştırmalar Derneği, Sözleşmeli Araştırma Kuruluşları Derneği (SAKDER) ve Türk Farmakoloji Derneği’ni temsilen birer üye bulunacak. Komite’de Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı’nı temsilen üç üniversiteden temsilen üç üye, Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu’nu temsilen iki üye yer alacak.

-KOMİTE ÜYELERİ 2 YIL İÇİN İLGİLİ KURULUŞLAR TARAFINDAN BELİRLENECEK-

Komite üyeleri, Bakanlığın isteği üzerine 2 yıl için ilgili kuruluşlar tarafından belirlenecek. Bir kuruluşu temsil eden üyenin ilgili kuruluşça değiştirilmesi halinde Bakanlığa bilgi verilecek. Yeni üye kalan süreyi tamamlayana kadar görev yapacak. Komite toplantılarına görevlendirilmiş üyelerin sürekli olarak katılması esas olacak. Arka arkaya üç toplantıya geçerli mazereti olmaksızın katılmayan temsilcinin üyeliği düşecek ve kalan süreyi tamamlamak için ilgili kurum tarafından yeni bir temsilci belirlenecek.

-KOMİTE KARARLARI TAVSİYE NİTELİĞİNDE OLACAK-

Komite kararları tavsiye niteliğinde olacak. Aldığı kararlar Bakanlık tarafından değerlendirilecek. Tebliğ bugün itibarıyla yürürlüğe girecek.
ilaç araştırma

 

Kaynak :haberler