Düşük Karbon Kahramanı Ödülleri Sahiplerini Buldu

Düşük Karbon Kahramanı Ödülleri Sahiplerini Buldu. Karbon ayak izini azaltarak iklim değişikliği ile mücadeleye destek olan 26 kuruluş Sürdürülebilir Üretim ve Tüketim Derneği tarafından Düşük Karbon Kahramanı olarak ödüllendirildi.

Sera gazı salımında cimri davranarak iklim değişimiyle mücadele eden kuruluşlar, İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) ev sahipliğinde düzenlenen 5. İstanbul Karbon Zirvesi’nde Sürdürülebilir Üretim ve Tüketim Derneği (SÜT-D) tarafından Düşük Karbon Kahramanı olarak ödüllendirildi. Karbon yönetimini başaran 69 projenin aday olduğu değerlendirmede 26 kuruluş SÜT-D tarafından ödüle layık görüldü. Düşük Karbon Kahramanları ödüllerini Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Çevre Yönetimi Genel Müdür Yardımcısı Adnan Tan’ın elinden aldı.

Sera gazı cimrisi kuruluşların başarıları iklim dostu yaşamımız için mühim

İTÜ Öğretim Üyesi ve SÜT-D Başkanı Prof. Dr. Filiz Karaosmanoğlu, “İklim dostu yaşamı başarmamız mühim ve gerekli. Dünyamıza yeterince zarar verdik, iklimimizi değiştirdik. Bu gidişe bir dur demek lazım. Sanayimiz düşük karbon ekonomisi ile ilerleyerek büyümeli. Dördüncüsünü verdiğimiz bu ödül ile enerji, kimya, çelik, çimento, beyaz eşya ve atık sektörleri ile yerel yönetimlerdeki sera gazı cimrilerininin teknik ve sosyal başarılarını ödüllendirerek SÜT-D’nin sürdürülebilirlik yaşam kültürü kazandırılması hedefinde ilerledik” diye konuştu.

Tacikistan’dan başvuru geldi

Prof. Karaosmanoğlu “Bu yıl Tacikistan’daki Little Earth adlı çevre organizasyonun Temiz Enerjiyle Sürdürülebilir Topluluklar adlı projesiyle ödülümüze aday olması enerjimizi artırırken, yaygın etki yapabilmenin gururunu da bize yaşattı” dedi.

Şirketler, belediyeler, sivil toplum örgütleri düşük karbon kahramanı olmak için yarıştı

Polisan Küresel Standartlarla Sürdürülebilirlik Yolculuğu adlı projesi ile ödül alırken, Beyaz Eşyanı Geri Dönüştür, İklimini Geri Kazan projesiyle Akademi Çevre, Deponi Gazı (LFG) Santrali projesiyle Bereket Enerji, Çöpünü Yönet, Karbonunu Azalt projesiyle İSTAÇ, Biyogaz Tesisinde Arıtma Çamurundan Yakıt Eldesi projesiyle Samsun Avdan, Arıtma Çamurundan Yakıt Üretiminde Atık Isı Yönetimi projesiyle  Nuh Çimento atık yönetimi başarılarıyla Düşük Karbon Kahramanları oldu.

Ayak İzini Sil projesi Cargill’in, Yardımcı Tesislerde Enerji Verimliliği projesi Vestel Beyaz Eşya’nın, Enerji Geri Kazanım Sistemi projesi Organik Kimya‘nın Toz Kontrolü projesi Green Chemicals’ın, Doğal Gazdan Hidrojen Üretimi projesi ile Tat Metal Çelik şirketlerinin enerji verimli karbon yönetimi başarıları ödüllendirildi.

Gaziantep Büyükşehir Belediyesi‘ni Yeşil Kamu Binasına Dönüşüm, Thermax’ı AVM’de Atık Isı Yönetimi, CBKSoft Yazılım‘ı Yeşil Ofis, BSH Türkiye‘yi Kurum İçi Yeşil Ulaşım, UTİKAD-Uluslararası Taşımacılık ve Lojistik Hizmet Üretenleri Derneği‘ni Sürdürülebilir Lojistik Sertifikası projeleri Düşük Karbon Kahramanı yaptı.

Aksa Doğalgaz’ın Şehirler Doğal Gazla Nefes Alıyor, İZAYDAŞ‘ın İzaycan Çevreci Çocuk, Schneider Electric‘in Enerji Üniversitesi, MTGreenworks’ün Yeşil Kumbara adlı sosyal yönü de güçlü projeleri ödüle layık bulundu.

EPİAŞ Yerli ve Yeni Yalıtım Malzemesiyle Enerji Verimliliği, İÇDAŞ Düşük Karbon Ayak İzli İnşaat Çeliği, Shell&Turcas Geleceğe Sahip Çıkan Motor Yağı, Uzay Kimya İklim Dostu Temizlik Ürünü başlıklı çalışmalarıyla ürün karbon ayak izi azaltarak Düşük Karbon Kahramanı ilan edildiler.

 

SÜRDÜRÜLEBİLİR ÜRETİM ve TÜKETİM DERNEĞİ (SÜT-D) 2018 DÜŞÜK KARBON KAHRAMANLARI ÖDÜLLERİNİ KAZANANLAR

Akademi Çevre: Beyaz Eşyanı Geri Dönüştür, İklimini Geri Kazan 

Aksa Doğalgaz: Şehirler Doğal Gazla Nefes Alıyor

BSH Türkiye: Kurum İçi Yeşil Ulaşım

Bereket Enerji: Deponi Gazı (LFG) Santrali

Cargill: Ayak İzini Sil

CBKSoft Yazılım: En Yeşil Ofis

EPİAŞ: Yerli ve Yeni Yalıtım Malzemesiyle Enerji Verimliliği

İÇDAŞ: Düşük Karbon Ayak İzli İnşaat Çeliği

İSTAÇ: Çöpünü Yönet, Karbonunu Azalt

İZAYDAŞ: İzaycan Çevreci Çocuk

Gaziantep Büyükşehir Belediyesi: Yeşil Kamu Binasına Dönüşüm

Green Chemicals: Toz Kontrolü

Kartal Belediyesi: Atık Yağını Topla, Bisikletinle Yeşil Ulaşımı Yakala

Little Earth: Temiz Enerjiyle Sürdürülebilir Topluluklar

MTGreenworks: Yeşil Kumbara

Nuh Çimento: Arıtma Çamurundan Yakıt  Üretiminde Atık Isı Yönetimi

Organik Kimya: Enerji Geri Kazanım Sistemi

Polisan: Küresel Standartlarla Sürdürülebilirlik Yolculuğu

Samsun Avdan: Biyogaz Tesisinde Arıtma Çamurundan Yakıt Eldesi

Schneider Electric: Enerji Üniversitesi

Shell&Turcas: Geleceğe Sahip Çıkan Motor Yağı                         

Tat Metal Çelik: Doğal Gazdan Hidrojen Üretimi

Thermax: AVM’de Atık Isı Yönetimi

UTİKAD: Sürdürülebilir Lojistik Sertifikası

Uzay Kimya: İklim Dostu Temizlik Ürünü

Vestel Beyaz Eşya: Yardımcı Tesislerde Enerji Verimliliği

Sera Gazının Yeni Bir Kaynağı Tespit Edildi

Sera Gazının Yeni Bir Kaynağı Tespit Edildi. Michigan Eyalet Üniversitesi bilim insanları karbon dioksitten daha güçlü sera gazı olan yeni bir azot oksit kaynağı tespit ettiler. Bu yeni keşif Nature Geoscience’ın yani sayısında yer alıyor ve gelecekteki tarım ve toprak yönetimi uygulamalarına rehberlik etmenin yanı sıra azot oksit emisyon tahminlerini iyileştirmeye yardımcı olabilir.

MSU bitki toprağı ve mikrobiyal anabilim dalından Sasha Kravchenko, “Çoğu azot oksit, çay kaşığı büyüklüğünde topraktaki topraklarda üretilir ve sıcak noktalar olarak adlandırılan bu noktalar hızlıca çok fazla azot oksit yayabilir” dedi. Ancak, bu sıcak noktaların oluşmasının nedeni, keşfedildiğinden beri toprak mikrobiyologları için gizemli hale gelmiştir. ”

Bu gizemin nedeni, azot oksitlere daha büyük ölçeklerde bakan bilim insanlarıydı. Bir alanın tamamını sera gazı emisyonun kaynağı olarak çalışmak ve etiketlemek zordur. Dürbünlerden mikroskoplara doğru geçen bakış açısının değiştirilmesi, en iyi ihtimalle yaklaşık % 50 doğru olan N2O emisyon tahminlerini iyileştirmeye yardımcı olacaktır.

Azot oksidin küresel ısınma potansiyeli karbondioksitten 300 kat daha fazladır ve emisyonlar büyük oranda tarımsal uygulamalardan kaynaklanır.

NSF’nin yerbilimleri bölümü ile birlikte araştırma yapan Ulusal Bilim Vakfı’nın Uzun Vadeli Ekolojik Araştırma programının direktörü John Schade, “Bu çalışma, verimli tarım bölgelerinden azot oksit emisyonlarını yönlendiren şeyin üzerine yeni ışık tutuyor”.

“Artan bir insan nüfusunu beslemek için gerekli olan sürdürülebilir tarım uygulamalarının oluşturulmasına rehberlik etmek için böyle çalışmalara ihtiyacımız var” dedi.

Bu N2O sıcak noktalarının sırlarını çözmek için Kravchenko ve ekibi, MSU’nun Kellogg Biyolojik İstasyonu Uzun Vadeli Ekolojik Araştırmalar bölgesinden toprak numuneleri aldı. Daha sonra, Argonne Ulusal Laboratuvarı’ndaki ve Chicago Üniversitesi’nden bilim adamları ile ortak olarak, Argonne’nun sirkrotron tarama tesislerinde, tıbbi CT tarayıcısının çok daha güçlü bir versiyonunda numuneleri inceledi. Güçlü X-ray tarayıcısı toprağı inceledi ve ekibin N2O’nun üretildiği ve yayıldığı ortamları doğru bir şekilde karakterize etmesine izin verdi.

Kravchenko, “Sıcak noktasal emisyonların ancak büyük toprak gözenekleri olduğunda ortaya çıktığını tespit ettik.” dedi. Yaprak parçacıkları, toprakta küçük süngerler gibi davranarak, azotlu oksit üreten bakteriler için mükemmel bir mikro-habitat yaratmak için bu büyük gözeneklerden su emiyor “dedi.

Daha küçük gözeneklerin bulunduğu bölgelerde N2O üretilmez. Kil topraklarındaki gibi küçük gözenekler, suyu yapışkan parçacıkları tarafından ıslatılamayacak kadar sıkı tutar. Ek nem olmadan, bakteriler az miktarda azot oksit üretemezler. Küçük gözenekler, üretilen gazın diğer bakteriler tarafından tüketilmeden önce toprağı terk etmesini zorlaştırıyor.

NSF’nin yerbilimleri bölümündeki program direktörü Enriqueta Barrera, “Bu çalışma topraklardaki azotun nasıl hareket ettiğini etkileyen önemli bir değişken olan topraklardaki gözenek geometrisine baktı” dedi. “Bu bilginin bilinmesi tarımsal topraklardan azot oksit emisyonunu azaltmanın yeni yollarına yol açacaktır.”

Daha spesifik olarak gelecekteki araştırmalar, hangi bitki yapraklarının daha yüksek N2O emisyonlarına katkıda bulunduğunu inceleyeceklerdir.

Yapraklarında soya fasulyesi gibi azot bulunan bitkiler, yaprakları ayrıştıkça daha fazla N2O salabilirler.

Araştırmacılar ayrıca bitkilerin yaprak ve kök özelliklerine bakacaklar ve emisyonları nasıl etkilediğini göreceklerdir.

Kaynak : phys

İklim Değişikliği Zirvesinden Tarihi Anlaşma “Hidroflorokarbon” (HFC) Kullanımı Sınırlandırılıyor

İklim Değişikliği Zirvesinden Tarihi Anlaşma “Hidroflorokarbon” (HFC) Kullanımı Sınırlandırılıyor. Ruanda’da yapılan iklim değişikliği zirvesinde tarihi bir anlaşmaya varıldı. Karbondioksitten daha tehlikeli ve atmosferi ısıtmada en hızlı büyüyen sera gazı olan hidroflorokarbon (HFC) kullanımının ve üretiminin sınırlandırılması konusunda anlaşıldı.

Böylelikle potansiyel küresel ısınmayı 0.4˚C üzerinde önlemeye yardımcı olunabilecek.

Genel kurul toplantısında ABD Dışişleri Bakanı John Kerry ” Küresel ısınmayı sınırlandırmak, gelecek nesiller için gezegeni koruyabilecek en önemli adım” dedi.

Ekonomik büyümede hızla ilerleyen Hindistan, Suudi Arabistan ve Pakistan gibi ülkerinde bu anlaşmalara ortak olması için çalışılıyor. Bu anlaşma gelecek ay Fas’ın Marakeş kentinde düzenlenecek COP 22 iklim zirvesi öncesi önemli bir adım olarak görülüyor. Başkent Kigali’de 150’den fazla ülkeden heyetin katıldığı iklim zirvesinde yapılan anlaşmaya göre gelişmiş ülkelerin hidroflorokarbon gazı kullanımını 2019 yılına kadar yüzde 10 ve 2036’ya kadar yüzde 85 azaltması gerekiyor.

Buzdolabı, klima ve yalıtım köpüklerinde kullanılan kimyasal soğutma gazı hidroflorokarbon, karbondioksitten 12 bin kat daha ısı yakalama özelliğine sahip. HFC 2100 yılında küresel ortalama yüzey sıcaklığını 0.3-0.5˚C artırabilir. Anlaşma neticesinde kısıtlanacak HFC’ler ile eşdeğer olarak önümüzdeki 35 yıl içinde 70-80 milyon ton CO2 önlenmiş olacak. Bu yaklaşık 500 milyon otomobil den çıkan gaz emisyonlarına eşit.

Kaynak : chemistryworld

Sera Gazı Emisyonlarını Sınırlandıracak Olan Paris Anlaşması Sonunda Hayata Geçiyor

Sera Gazı Emisyonlarını Sınırlandıracak Olan Paris Anlaşması Sonunda Hayata Geçiyor. İklim değişikliğini durdurmak için seragazı emisyonlarının sınırlandırılmasını öneren Paris Anlaşması 30 gün sonra hayata geçecek. Anlaşmanın yürürlüğe girmesi için gereken iki şart da yerine getirildi.

Aralarında Türkiye’nin de bulunduğu 191 ülkenin imza attığı Paris Anlaşması’nın yürürlüğe girmesi için imzacı ülkelerin en az 55’inin anlaşmayı onaylaması ve taraf ülkelerin küresel emisyonlardaki payının da yüzde 55’ten fazla olması gerekiyordu. Avrupa Birliği’nin dün Paris Anlaşması’na taraf olacağını açıklamasıyla emisyon koşulu da aşıldı. Anlaşma 30 gün sonra hayata geçecek.

Paris Anlaşması’nın yeter sayıda ülke tarafından onaylanması iklim değişikliği sorununun çözüldüğü anlamına gelmiyor. Anlaşma, küresel ortalama sıcaklıklardaki artışın tercihen 1,5°C’de sınırlandırılması ve net karbon emisyonlarının 21. yüzyılın ikinci yarısı içerisinde sıfırlanması hedeflerine vurgu yapmıştı. Paris’te ülkelerin sunduğu emisyon azaltım hedefleri ile ise 2,7°C ila 3,7°C daha sıcak bir dünya bizleri bekliyor. Şimdi Türkiye gibi anlaşmaya imza atıp, taraf olmayan ülkelerin sürece katılmasının hızlandırılması ve verilen taahhütlerin 1,5 veya 2 derece hedefiyle uyumlu olması için iyileştirmelerin yapılması gerekiyor.

Anlaşmanın yıl sonu gelmeden yürürlüğe geçecek olmasının sevindirici olduğunu belirten WWF-Türkiye Genel Müdürü Tolga Baştak, “Bu gelişme, çözümsüz gibi görünen iklim değişikliği konusunda güçlü bir umut ışığı olduğunu gösteriyor ancak Türkiye gibi anlaşmaya halen taraf olmamış ülkeler var. 2020’deki Taraflar Toplantısı’na ev sahipliği yapmak isteyen ülkemizin anlaşmayı vakit geçirmeden onaylaması gerekiyor” dedi.

Türkiye gibi iklim değişikliğinden ciddi anlamda etkilenecek bir Akdeniz ülkesinin bu küresel hareketin bir parçası olması gerektiğinin altını çizen Baştak, “Kasım ayında Marakeş’te düzenlenecek 22. Taraflar Toplantısı aynı zamanda Paris Anlaşması’nın ilk resmi görüşmesi olacak. Türkiye’nin Paris Anlaşması‘nı onaylamaması, anlaşmanın uygulama döneminin mimarisinin belirlendiği aşamada söz hakkına sahip olmaması anlamına geliyor. Türkiye’nin düşük karbonlu ekonomiye dönüşümün şekilleneceği bu masada bulunmaması hata olur” diyerek konuşmasını tamamladı.

Türkiye, Paris Anlaşması öncesi belirttiği niyet belgesinde, 2030 yılında emisyonlarını azaltan değil bugünkü seviyenin iki katına çıkaran bir plan sunmuştu. Halbuki, Türkiye’nin iklim değişikliğiyle mücadelede üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmesi için 2020 öncesinde emisyonlarda düşüş eğilimini başlatması gerek. Bunun için ülkemizin emisyon azaltım hedefini artırması, kalkınma ve enerji politikalarını gözden geçirmesi, yenilenebilir enerjiye dair hedefleri yükseltmesi, enerji verimliliği potansiyelini hayata geçirmesi, ulaşım, sanayi gibi karbon ayak izi yüksek sektörlerde düşük karbonlu kulvarlara doğru dönüşümü daha fazla zaman kaybetmeden başlatması gerekiyor.

Kaynak : http://www.wwf.org.tr

6. Ulusal Hava Kirliliği ve Kontrolü Sempozyumu Başladı

6. Ulusal Hava Kirliliği ve Kontrolü Sempozyumu Başladı. Hava Kirlenmesi Araştırmaları ve Denetimi Türk Milli Komitesi, ülkemizde hava kirlenmesi ve kontrolü konusundaki araştırmaların teşvik edilmesi, bu konularda çalışan kişi, kurum ve kuruluşlar arasında işbirliğinin sağlanması amacıyla ulusal ve uluslararası sempozyumlar düzenlemektedir. Bu kapsamda 1997, 2001, 2005 ve 2012 yıllarındaki uluslararası, 1999, 2003, 2008, 2010 ve 2013 yıllarındaki ulusal sempozyumlardan sonra yeni bir ulusal sempozyum planlanmıştır. Dokuz Eylül Üniversitesi tarafından düzenlenen sempozyum 7-9 Ekim 2015 tarihlerinde İzmir’de gerçekleşiyor.

Sempozyum Konuları

Hava kirlenmesi ve kontrolü konusunda çalışan bilim insanları,mühendisler ve öğrenciler ile karar verme ve denetim alarlarında çalışanları biraraya getirerek sempozyumda sunulacak ve tarrışılacak araştırmaların konu başlıkları:
Hava kirleticiler ve kaynak belirleme çalışmaları
Atmosfer kimyası
Hava,toprak ve su arakesitinde kirleticilerin taşınımı
Hava kalitesinin izlenmesi
Hava kalitesinin modellenmesi
Hava kirliliği kontrol teknolojileri
Hava kalitesi yönetimi, temiz hava planı
Emisyon faktörleri ve envanterleri
Küresel ısınma ve iklim değişikliği
Enerji üretimi ve hava kirliliği
Sera gazı emisyonları ve azaltma teknikleri
İç ortam hava kirliliği
Hava kirliliği sağlık etkileri, maruziyet ve risk değerlendirme
Hava kalitesi standartları ve mevzuatı
Karbon ayak izi ve karbon ticareti çalışmları
Koku emisyonları ve azalma teknikleri

Sempozyum anasayfası : http://www.hkk2015.org/index.html

6. Ulusal Hava Kirliliği ve Kontrolü Sempozyumu Başladı

İZAYDAŞ, Karbon Kredisini İkiye Katladı.

İZAYDAŞ, Karbon Kredisini İkiye Katladı. 19 yıllık tecrübesiyle atık yönetiminde Türkiye’nin lider kuruluşu olan İZAYDAŞ, çevre ve insan sağlığına duyarlı çalışmaları ile ülke ekonomisine katma değer sağlamaya devam ediyor. İZAYDAŞ bünyesindeki (LFG) Çöp Gazından Enerji Üretim Tesisi projesi bugüne kadar toplam 236.630 ton karbon kredisi alırken çevre ve hava kalitesine de ciddi katkı sağlamış oldu.

İZAYDAŞ’IN KARBON KREDİSİ

2012 yılı Temmuz ayından bu yana Solaklar evsel atık düzenli depolama sahasında faaliyet göstermekte olan çöp gazından enerji üretim tesisini işleten Körfez Enerji şirketi, 236.630 tCO2e karbon kredisine hak kazanırken yapılan sözleşme çerçevesinde bu kredilerin %40’ı olan 94.652 tCO2e karbon kredisi de işveren olarak İZAYDAŞ’a aittir.

SERA GAZI ETKİSİNİN ÖNÜNE GEÇİLDİ

Kocaeli’nde her gün 1800 ton evsel atığı düzenli depolama alanlarında bertaraf eden İZAYDAŞ, Solaklar tesisinde kurduğu çöp gazından enerji üretim tesisinde, 2012 yılından bu yana elektrik üretimine devam ediyor. Kurulu gücü 5,1 MW olan bu tesis, depolama alanlarından oluşan ve karbondioksite göre 21 kat daha zararlı olan metan gazının neden olduğu sera gazı etkisinin de önüne geçerek çevre ve hava kalitesine ciddi katkı sağlıyor. (LFG) Çöp gazından enerji üretim tesisi sadece 2014 yılında 32.119.430 kWh enerji üretirken 16 Bin hanenin elektrik ihtiyacını karşılamış oldu.

YÜZBİNLERCE AĞACIN ÖMRÜ KADAR

Öte yandan Kocaeli Büyükşehir Belediyesi iştiraki olan İZAYDAŞ gerçekleştirdiği bu prestijli proje kapsamında sadece üç yılda elde edilen 236.630 ton CO2 emisyon azaltımı ile yaklaşık 250 bin adet ağacın ekilip ömrü boyunca sağlayacakları toplam emisyon azaltımı sağladı.

İZAYDAŞ, Karbon Kredisini İkiye Katladı

 

Kaynak  :İzaydaş

Tehlike Büyük! Karbondioksit Seviyesi Rekor Kırdı

Tehlike Büyük! Karbondioksit Seviyesi Rekor Kırdı. Atmosferdeki karbondioksit (CO2) seviyelerindeki sıçrama nedeniyle sera gazları 2013 yılında rekor seviyelere ulaştı. Buna göre 2012 ve 2013 yılları arasında, atmosferdeki karbondioksit konsantrasyonları 1984 yılından bu yana en hızlı artışı gösterdi. Dünya Meteoroloji Örgütü (WMO) bu durumun küresel bir iklim anlaşması gerektiği çağrısında bulundu.

Meteoroloji bülteni
Matt McGrath’ın BBC Türkçe’de yer alan haberine göre, WMO’nun yıllık Sera Gazı Bülteni bacalardan emisyonu ölçmüyor. Bunun yerine hava, kara ve okyanuslar arasında gerçekleşen karmaşık etkileşimler sonrasında ısınan gazların ne kadar atmosferde kaldığının kayıtları tutuyor. Tüm emisyonların yaklaşık yarısı denizler, ağaçlar ve canlılar tarafından solunuyor. Bültene göre, atmosferdeki karbondioksit küresel ortalama miktarı, 2013 yılında 396 ppm’ye ulaşmış durumda. Bu bir önceki yıla göre neredeyse 3 ppm artış anlamına geliyor.

Sanayi devriminden bu yana
Atmosferdeki CO2 şu anda 1750 yılındaki seviyelerinin yüzde 142’si düzeyinde. Bu sanayi devriminin başlamasından öncesiyle bir karşılaştırma anlamına geliyor. Ancak, küresel ortalama sıcaklık CO2’deki büyüme ile eşgüdümlü olarak artmış değil. Bu da birçok kişinin küresel ısınmanın durakladığını iddia etmesine neden oluyor.

Biyosferin karbon alımı düşüyor
Bülten, 2013 yılında CO2’deki artışın sadece emisyonlardaki artışa değil, aynı zamanda Dünya’nın biyosferi tarafından düşük karbon alımına bağlı olduğunu düşündürüyor.

Bu gelişme karşısında WMO’deki bilim adamları da şaşkın, zira biyosferin absorbe yeteneğinde bir azalma en son 1998 yılında olmuştu. O zaman dünya çapında geniş çaplı biyokütle yakımı, El Nino koşulları ile birleşmişti.

WMO verileri 1990 ve 2013 yılları arasında iklim üzerindeki ısınma etkisinde yüzde 34 artış olduğunu gösteriyor.
Bunun nedeni karbondioksit, metan ve nitröz oksit gibi gazların atmosferde uzun süre kalması.

Denizlerde asitlenme rekor düzeyde
İlk defa bu yıl, bülten karbondioksitin denizlerde neden olduğu asitlenme verilerini de içerdi. WMO’ya göre, her gün okyanuslar kişi başına yaklaşık 4 kg CO2 absorbe ediyor. Şu anki asidifikasyonunun son 300 milyon yıldır görülmemiş düzeyde olduğuna inanılıyor.

Paris zirvesi
Atmosfer ve okyanuslardan elde edilen veriler, sorunu çözmek için hemen harekete geçilmesi gerektiğinin altını çiziyor.
Dünya genelinden devlet ve hükümet başkanları, BM genel sekreteri Ban Ki-moon başkanlığında yapılacak özel bir zirve için 23 Eylül New York’ta bir araya gelecek.

Bu toplantının, 2015 sonuna kadar yeni bir uluslararası iklim değişikliği anlaşması üretmek için uzun süredir devam eden müzakerelere ivme kazandırması umut ediliyor.

karbon

 

Kaynak : t24