9. Ulusal Analitik Kimya Kongresi 19-23 Eylül 2018 Tarihleri Arasında Konya’da Gerçekleştirilecek.

9. Ulusal Analitik Kimya Kongresi 19-23 Eylül 2018 Tarihleri Arasında Konya’da Gerçekleştirilecek. Tarihi milattan önce 7000’li yıllara dayanan Konya, insanlık tarihi açıdan önemli medeniyetlere sahne olmuş, oldukça zengin bir kültürün izlerini bağrında taşıyan, Mevlana gibi yetiştirdiği İslam büyükleri ile gönülleri fetheden, tarihi ipek yolunun ticaret ve konaklama merkezi olarak adeta bir müze şehir kimliğine sahip olan istisna bir şehirdir. Türk tarihinin en eski ve kıymetli eserlerini sinesinde barındıran, bir gönül diyarıdır Konya. Günümüz modern mimarisi, Mevlana Müzesi, Bilim Merkezi, Seksen binde Devr-i Alem Parkı, Kelebekler Vadisi, Çatalhöyük Antik Kenti ve tarihi 7000 yıl öncesine dayanan açık hava müzesi Sille’si ile gezilmesi, görülmesi, yaşanması gereken bir şehirdir Konya…

Kongre’nin içeriği, davetli konuşmalar, sözlü ve poster sunumlar, bilimsel ve sosyal aktivitelerden oluşacaktır.

Kongre konuları:

Analitik Kimya, Spektroskopik Analizler, Elektrokimyasal Analizler, Nanosensörler, Nanomateryaller, Elektrokimyasal Sensörler, Kimyasal Sensörler, Biyosensörler, Biyomateryaller, Materyallerin Fiziksel ve Kimyasal Özellikleri, Organik, İnorganik ve Elektrokimyasal Sentezler, Materyal Kimyası, Çevre Kimyası, Gıda Kimyası, Kemometri, Zirai Kimya, Jeokimya, Farmasötik Kimya, Enerji Kimyası, Arkeokimya, Su Kimyası, Petrokimya, Kimya Mühendisliği.

Kongre ile ilgili tüm genel bilgilere http://www.analitikkimya2018.com/ den ulaşabilirsiniz.

Kongre ile ilgili tüm sorularınızı bilgi@analitikkimya2018.com adresine iletebilirsiniz.

9.Ulusal Analitik Kimya Kongresi için önemli tarihler

Kongre Başlangıç: 19 Eylül 2018 Çarşamba

Kongre Bitiş: 23 Eylül 2018 Pazar

Bildiri Gönderme başlangıç: 15 Aralık 2017

Son Bildiri Gönderim Tarihi: 15 Temmuz 2018

Bildiri Kabullerinin İlanı: 30 Temmuz 2018

İndirimli Kayıt İçin Son Tarih: 30 Temmuz 2018

Chemlife dergisi 14. Sayıdan Alıntılanmıştır

Sabancı Üniversitesi, Bir Çok Alanda Kullanılan Nanomateryallerin Canlılara ve Çevremize Etkilerini Araştırdı

Sabancı Üniversitesi, Bir Çok Alanda Kullanılan Nanomateryallerin Canlılara ve Çevremize Etkilerini Araştırdı. Çalışmayla, toksik olan ve olmayan kimyasallar sınıflandırılabilecek. Sonuçlar, Türkiye’ye sosyoekonomik fayda sağlayabilecek araçlar ortaya çıkaracak ve sağlığa, nanomateryal güvenliğine ve yaşam kalitesine katkı sağlayacak.

TÜBİTAK Desteğiyle Sağlığa, Yaşam Kalitesine, Nanomateryal Güvenliğine Katkı Sağlayacak Proje Geliştirildi.Sabancı Üniversitesi’nde, TÜBİTAK 1001 desteğiyle yürütülen projeyle, günlük hayatımızda tekstilden gıdaya, inşaattan çevreye, otomobilden elektrik sektörüne bir çok alanda kullanılan nanomateryallerin canlılara ve çevremize etkileri araştırıldı. “Kırmık-üstü-Lab kullanılarak, Nanomalzemelerin Boyuta Bağımlı Toksisitesinin Canlı Mikrobiyal Hücreler Üzerinde Araştırılması” başlıklı projenin yürütücüsü, Sabancı Üniversitesi Nanoteknoloji Araştırma ve Uygulama Merkezi’nden Yrd. Doç. Dr.Anjum Qureshi, günümüzde birçok kullanım alanıyla karşımıza çıkan nanomateryallerin, canlılara ve çevremize olan etkilerinin çok az çalışılmış bir alan olduğunu belirtti.Projenin hedefinin, nanomateryallerin, boyuta bağımlı toksisitelerinin canlı mikrobik hücreler üzerindeki etkilerini, çip üzerinde hücre yaklaşımı kullanarak irdelemek olduğunu ifa-de eden Qureshi, şu bilgileri verdi: “Nanomalzemelerle hücreyüzeyleri arasındaki etkileşimlerin yarattığı etkileri elektriksel ve fiziksel özellikler vasıtasıyla araştırmak, toksisite datasını yorumlamak, üretilen nanomateryallerle ilgili toksisite risklerini tahmin etmek açısından çok önemlidir. Proje kapsamında geliştirilen birbirine kenetli altın mikroelektrot temelli empedans sensör, kullanımı kolay ve minyatürleştirilmiş bir çip platform sunmaktadır. Bu platform, nanotoksisite biyo algılayıcı uygulamalarda, NP’lerin toksisitesini irdelemek için, bütün hücrelerle biyolojik sinyal dönüştürücüleri olarak arayüz oluşturmaktadır.Geliştirilen bütün hücre biyosensör çipi, nanotoksisite tespitinde ve etkilerinin analizinde alternatif bir yaklaşım sunmakta olup, canlı hücrelere karşı nano boyutlu materyallerin fizyolojik etki bilgilerini sağlaması ile de alanında öncü sonuçları sunmaktadır. ”

Proje Sonuçları Türkiye’ye Sosyoekonomik Fayda Sağlayacak Araçlar Ortaya Çıkaracak

Projenin hedefini, “nanomateryallerin boyuta bağımlı toksisitelerinin canlı mikrobik hücreler üzerindeki etkilerini çip üzerinde hücre yaklaşımı kullanarak irdelemek” olarak açıklayan Yrd. Doç. Dr. Anjum Qureshi, nanomalzemelerle hücre yüzeyleri arasındaki etkileşimlerin yarattığı etkileri elektriksel ve fiziksel özellikler vasıtasıyla araştırmanın, toksisite datasını yorumlamanın, üretilen nanomalzemelerle ilgili toksisite risklerini tahmin etmek açısından çok önemli olduğunu kaydetti. Günümüzde uygulanan en pahalı görüntüleme yöntemlerinin geleneksel olan flöresan/kolorimetrik tahlillere dayandığını,bu yöntemlerin projenin doğrulama kısmında kullanıldığını ve sadece tahminsel değerlendirmeler sağladığını ifade eden Yrd. Doç. Dr. Anjum Qureshi, “Normal hücresel aktiviteleri olan ve elektronik çiplerle arayüz oluşturan yaşayan mikroorganizmaların kullanımı, nanomalzemelerin canlı hücreler üzerindeki etkilerinin doğasının direkt, gerçek zamanlı ve özgün biyolojik bilgisini sağlar. WCB çip kullanılarak elde edilen bu tarz bilgileri farklı bir yöntemle elde etmemiz mümkün değildir. Bu yüzden geliştirilen WCB çip platformu çok yönlü bir araç olup, sadece nanomalzemelerin incelenmesini değil, başka birçok farklı kimyasalın, ilacın ve çevresel kontaminasyona sebep olan maddelerin test edilmesine olanak sağlar. Geliştirilen nanotoksisite tahlilinin ve algılayıcı platformun potansiyel avantajları,kullanım kolaylığını, hassasiyeti, birleştirilen mikroorganizma-dan gelen kalıtsal özgünlüğü, çok yönlülüğü ve düşük mali-yeti içerir. Tüm bunlar bu teknolojinin geleceği için umut vaat etmekte ve nanomalzemelerin toksisitesinin belirlenmesinde kullanılan geleneksel tahlillere belirgin bir ilerleme kazandır-maktadır”dedi.Bu araştırmada önerilen yeniliğin, farmakolojide, ilaçlarda,savunmada, çevresel ve yiyecek uygulamalarında kullanılabilecek nanomalzemelerin toksisitesini görüntülemede geniş uygulamaları olan yeni bir teknoloji platformu getirmekle sonuçlanacağını belirten Qureshi, “En önemlisi, WCB platformu toksik olan ve olmayan kimyasalları sınıflandırmayı mümkün kılacaktır. Ayrıca, geliştirilen NM’lerle alakalı potansiyel risklerin işaret edilmesinde Türkiye’nin global liderlerden biri olarak atılımına büyük katkı sağlayacaktır. Sonuçlar, Türkiye’ye sosyoekonomik fayda sağlayabilecek araçlar ortaya çıkaracak ve sağlığa, NM güvenliğine ve yaşam kalitesine katkı sağlarken,aynı zamanda rekabeti de arttıracaktır”diye konuştu.

Proje Dahilinde 10 Bilimsel Makale Hazırlandı

Projede önerilen tüm iş paketlerinin başarıyla tamamlandığını belirten Anjum Qureshi, şunları söyledi: “Sonuç olarak, iki lisansüstü öğrenci mezuniyet gereklerinin bir parçası olarak eğitime tabi tutulmuştur. Bunun dışında, proje dahilinde 10 bilimsel makale hazırlanmıştır. Bunlardan yedi tanesi saygın SCI dergilerinde hali hazırda yayınlanmış, üç tanesi ise ya teslime dilmiştir ya da inceleme aşamasındadır. Ek olarak, projeden elde edilen kısmi sonuçlar yedi uluslararası konferansta bir davetli konuşmacı, iki oral ve dört poster sunumu olarak sunulmuştur.”

Proje İçin TÜBİTAK Desteğinin Önemi

Bu proje için TÜBİTAK desteğinin başarıyla nanoteknoloji ve bütün hücre bazlı biyosensör alanında bilimsel ve teknoloji geliştirme katkısında bulunduğunu ifade eden Anjum Qureshi,“Bu başarı etki faktörü yüksek dergilerde endüstriyel uygulamalar için araştırma teknolojisini destekleyen yedi konferans sunumları, sekiz uluslararası yayın sayısı bakımından yansıtılmıştır.TÜBİTAK desteği, araştırmada yenilik, farmakolojide, ilaçlarda, savunmada, çevresel ve yiyecek uygulamalarında kullanılabilecek nanomalzemelerin toksisitesini görüntülemede geniş uygulamaları olan yeni bir teknoloji platformu getirmek-le sonuçlanacaktır. En önemlisi, WCB platformu toksik olan ve olmayan kimyasalları sınıflandırmayı mümkün kılacaktır” dedi.

Makele TÜBİTAK Dergisi’nin MART sayısından alıntılanmıştır. https://www.tubitak.gov.tr/