“Ölü Bir Gezegende İş Bulamazsınız” İklim Zirvesi’nden Uyarılar

“Ölü Bir Gezegende İş Bulamazsınız” İklim Zirvesi’nden Uyarılar. Dünya İklim ve Bölgeler Zirvesi, 1-2 Temmuz tarihlerinde Fransa’nın Lyon şehrinde yapıldı. Dünya nüfusunun üçte ikisini temsil eden 50 kuruluş, iki günlük zirvenin sonunda bir deklarasyon imzaladı. İmzalanan metinde yerel ve bölgesel yönetimlerin sivil topluma ve özel sektöre destek verecekleri taahhüt edildi.

Ronan Dantec, Şehirler, Yerel ve Bölgesel Yönetimler Küresel Ağı: “Ülkelere, bölgelerinde eylem kararı almazlarsa, sözlerini tutmamış olacaklarını söylüyoruz. İklim değişikliği ile mücadelede kazanacak ya da kaybedecek olan yine onlar olacak. Bu noktayı özellikle vurguluyoruz. Üzerimize düşeni yapmaya hazır olduğumuzu ifade ediyoruz. Ayrıca şunu da söylüyoruz: ‘Çok fazla yardıma ihtiyacımız var. Güney ülkelerinin fon desteği lazım.’ Bu zirvede bu mesajları derli toplu biçimde vermek istedik.”

Zirveye katılanlar arasında Kaliforniya Çevre Koruma Ajansı Başkanı Matthew Rodriquez de vardı. Amerika Birleşik Devletleri, iklim değişikliğine neden olan sera gazı salınımını, ülkesinde 2030 yılına kadar yüzde 40’a düşürmeyi taahhüt ediyor.

Çevre dostu teknoloji yatırımları Kaliforniya’da 65 bin kişiye istihdam sağladı

Matthew Rodriquez: “Çevre dostu teknoloji yatırımları ve çevre koruma programlarımızın Kaliforniya’ya ekonomik bir maliyeti var. Her yıl temiz teknoloji için 5,7 milyar Dolar’lık bir bütçe harcıyoruz. Şu anda güneş enerjisi yatırımlarımız Kaliforniya’da 65 bin kişilik istihdam sağladı. Çevre dostu yatrırımların ve yeşil ekonomi yaratma çabalarımızın ekonomik büyümeyi artıracağını da görüyoruz.”

Deklarasyonda, şehir ve bölge yönetimleri karbon salınımını düşürecek sanayi faaliyetleri için yeni finansal kaynaklar temin edilmesi çağrısı yaptı. Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi temsilcisi Christiana Figueres, özel sektöre bu konuda garanti verdi.

Christiana Figueres:“Devletler, yerel ve bölgesel yönetimlerin, özel sektöre çevreci altyapı yatırımları için güven verecek bir çerçeve düzenleme yapma zorunlulukları var. Özellikle de enerji sektöründe. Ama ulaşım inşaat ve konut sektöründe de bu böyle. Geçtiğimiz yüzyıldan tamamen farklı bir altyapı öngörülüyor.”

Sendikalar Konfederasyou: “Ölü bir gezegende iş bulamazsınız.”

Uluslararası Sendikalar Konfederasyonu da Lyon’da imzalanan deklerasyonun taraflarından biri.
Batı Afrikalı çiftçileri temsilen Lyon’da bulunan Mamadou Cissokho, iklim değişikliği ile mücadeleye uyum politikalarının gelecekte varılacak anlaşmaların temelini oluşturacağını düşünüyor.

Sharan Burrow, Uluslararası Sendikalar Konfederasyounu Genel Sekreteri:“Sendikalar olarak çok basit ifade ediyoruz: ‘Ölü bir gezegende iş bulamazsınız.’ Bu bizim için bir slogandan öte. Güvenli, yeşil, dünyamızı karbon gazından koruyacak bir endüstriyel dönüşümü görmek istiyoruz. Sıfır karbon bir seçenek değil, eğer gezegeni kurtarmak istiyorsak bu bir zorunluluk.”

Mamadou Cissokho, Batı Afrika Tarım Üreticileri Birliği Başkanı: “Uyum sağlamak, hayata bakış açısını bir şekilde sorgulamaktır. Bu her zaman zenginlerin sorunu oldu. Davranış ve tavırları sorgulamak uyum sağlamaktır. Dolayısıyla bunun zararlarını sınırlamayı ve etkilerini azaltmayı tercih ediyoruz. Bir şeylere ayak uydurmadan gelecek düşünülemez. Çünkü kaynaklar hızla tükenmekte ve onları tekrar yaratmamız mümkün değil.”

Bu yıl Aralık ayında 196 ülkeden temsilcilerin katılacağı Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 21. Taraflar Toplantısı Fransa’nın başkenti Paris’te yapılacak. Burada, küresel ısınmayı maksimum 2 derecede tutmaya yarayacak politikalar için küresel bir uzlaşma aranacak.

çevre

 

Kaynak : euronews

Küresel Isınmayı Yavaşlatmanın Yolu 40 Yıl Fosil Yakıtlardan Uzaklaşmak

Küresel Isınmayı Yavaşlatmanın Yolu 40 Yıl Fosil Yakıtlardan Uzaklaşmak. Araştırmaya göre küresel ısınmayı yavaşlatabilmek için şu anda teknik ve ekonomik olarak çıkarılabilir durumdaki kömürün yüzde 80′inin, doğalgaz rezervlerinin yüzde 50′sinin ve petrol kaynaklarının yüzde 30′unun önümüzdeki 40 yıl boyunca çıkarılmaması gerekiyor. Avrupa’nın petrol rezervlerinin yüzde 21′inin, doğalgaz rezervlerinin yüzde 6′sının ve kömür rezervlerinin ise yüzde 89′unun kullanılmaması gerekiyor.

Bunlar enerji elde etmek için yakıldığında, dünyanın yaydığı ısıyı uzaya ulaşmadan emen bir sera gazı olan karbondioksit ortaya çıkıyor.Araştırmacılar Paul Ekins ve Christophe McGlade, küresel ısınmanın sanayileşme öncesi dönemlerdekine kadar çekilmesi için en az yüzde 50 şans bulunduğunu söyledi.
Bununla birlikte, araştırmacılara göre dünyanın ısısını kabul edilebilir seviyelerde tutmak, ancak bu yakıtlardan vazgeçilmesiyle mümkün.
Fosil yakıtların ancak üçte biri çıkarılabilir
Şu anda dünyada 2.900 gigaton fosil yakıt rezervinin teknik ve ekonomik açıdan çıkarılması mümkün. Ancak daha eski çalışmalar, 2 derecelik iklim hedefi korunurken ancak bin 100 gigatonluk karbondioksitin salınabileceğini gösteriyor.
Bu da yüksek miktarda rezerve dokunulmaması, yani ekonomileri fosil yakıt kaynaklarına bağımlı olan ülkeler için zorlu bir adım anlamına geliyor.
Bilgisayarda oluşturulan modellerden destek alan araştırmacılar, hangi bölgelerin üretimlerini ciddi olarak düşürmesi gerektiğini belirliyor. Bunun için de Almanya Federal Jeobilimler ve Hammaddeler Enstitüsü, Uluslararası Enerji Ajansı ve Küresel Enerji Değerlendirmesi’nden de dahil olmak üzere çeşitli veriler kullanılıyor.

Ortadoğu petrol rezervlerinin yarısından vazgeçmeli
Sondajın bölgesel maliyerlerini ve gelecekte öngörülen teknolojik gelişmeleri de hesaba katan araştırmacılar, hangi kaynakların maliyet-etkin bir şekilde çıkarılabileceğini hesaplıyor.
Çıkan sonuçlara göre Ortadoğu’nun, çıkarılabilir petrol rezervlerinin yaklaşık yarısını, yani 260 milyar varili yer altında bırakması gerekiyor. ABD ve Avustralya’nın ise şu anda çıkarılabilir durumda olan kömür kaynaklarının yüzde 90′ından vazgeçmesi gerekiyor.
Çin, Hindistan, Afrika ve Ortadoğu’nun aynı zamanda geleneksel olmayan doğalgaz kaynaklarının sondajını da ciddi biçimde azaltması gerekiyor.
Araştırmacılar, kutuptaki fosil yakıt kaynaklarının ise hiç çıkarılmaması gerektiğini söylüyor.

‘Tazminat meselesi’
Potsdam İklim Etki Araştırmaları Enstitüsü’nden Michael Jakob ve Jerome Hilaire, Nature’daki araştırma hakkında yazdıkları yorumda araştırmanın bu alandaki bir ilk olmasa da, gücünün bölgeler arasında detaylı bir ayrım yapmasından geldiğini söyledi.
Araştırmacılar, yoksul ülkeler için belirlenen hedeflerin, daha katı iklim politikalarının bu ülkelerin yoksulluk seviyelerini artırabilecek olması sebebiyle bazı endişelere yol açtığını söylüyor.
Jakob, ‘Enerjinin ekonomik kalkınmadaki kritik rolü göz önünde bulundurulduğunda, eğer yoksulluğun azaltılması gibi öncelikli politikalara zarar verecekse, bu ülkeler fosil yakıtları kullanmaktan nasıl vazgeçirilebilir?’ diye sordu.

Jakob, bu sebeple iklim politikalarının, zarar gören ülkelerin uluslararası bir fondan alacağı tazminatla da ilgili olduğunu söyledi.
İki araştırmacı, bunun yapılabilmesi için sanayileşmiş ülkelerin büyük girişimler başlatması gerektiği görüşünde.
Almanya Federal Jeobilimler ve Hammaddeler Enstitüsü’nün hazırladığı bir araştırma, şu anda yenilenebilir olmayan enerji kaynaklarının halen bulunduğunu gösteriyor.
Talepteki, başta gelişmekte olan ülkelerdeki demografik ve ekonomik büyüme sebebiyle beklenen artışa rağmen, doğalgaz ve kömür on yıllar boyunca temin edilebilir.
EurActiv Almanya, Nicole Sagener

akaryakıt

 

Kaynak : enerjigazetesi

Küresel Isınmaya Karşı Yeni Öneri” Karbondioksit’in Yer Altında Saklanması”

Küresel Isınmaya Karşı Yeni Öneri” Karbondioksit’in Yer Altında Saklanması” Küresel ısınma ile ilgili olarak dünyayı uyaran ilk kişi olan Prof. Wally Broecker atmosferdeki CO2’nin yakalanarak yeraltında depolanması gerektiğini söylüyor. Broecker’e göre önümüzdeki 50 yıl küresel ısınmanın kontrolden çıkmaması için en iyi yol bu.
Columbia Üniversitesi öğretim üyesi olan Broecker bu çağrıyı İzlanda’da yapılan Uluslararası Karbon Konferası’ndaki sunumunda yaptı. Konferansa katılan 150 bilim insanı karbonun atmosferden alınıp depolanmasını görüştü.
Broecker yaptığı sunumda geçmiş 51 milyon yıl boyunca Dünya’nın çok yavaş bir şekildesoğuduğunu ancak insan etkinliklerinin neden olduğu sıcaklık artışının gelecek 100.000 yılda sorunlara neden olacağını belirtti.

Broecker “Fosil yakıtlara olan bağımlılığımızı hızlı bir şekilde azaltamıyoruz o halde alternatif yollara yönelmeliyiz. En iyi yollardan biri karbonu yakalayarak geldiği yer olan yeraltında depolamak. Endüstriyel süreçlerde ortaya çıkan karbonu yakalamada büyük gelişmeler kaydedildi ancak fark yaratmak için atmosferdeki CO2 yakalamalıyız” diyor.

Konferansın düzenleyicilerinden profesör Eric Oelkers da “Karbonu depolama konusunda kanıtlanmış yöntemlerimiz var, ancak atmosferden doğrudan karbon yakalama konusunda olanaklarımız sınırlı. Fabrikalarda veya enerji üretim santrallerinde açığa çıkan karbonu yakalamada hayli iyiyiz, ancak karbonun üçte ikisi başka kaynaklardan geldiği için sorunun çözümünde önemli olan havadaki karbondioksitin yakalanması” diyor.

karbon

 

Kaynak : Tübitak ( İbrahim Özay Semerci)

1 Saniyede Üretiliyor, 1000 Yılda Toprağa Karışıyor

1 Saniyede Üretiliyor, 1000 Yılda Toprağa Karışıyor. Akdeniz’de 250 milyar civarında plastik atık olduğu tahmin edilirken, sadece Fransa sahillerine yılda 126 milyon plastik poşet birikiyor. Küresel ısınma, enerji kaynaklarının azalması gibi konular tüm dünyada en çok endişe yaratan konular arasında yer alıyor. Ancak aşırı ve bilinçsiz tüketim nedeniyle her yıl yüz milyarlarca plastik poşet, pet şişe ve birçok ürün doğaya salınıyor.

Bilinçsizce çevreye atılan plastik çöpler hem çevreyi kirletiyor hem de yüz binlerce deniz hayvanının yok olmasına yol açıyor. Dünya petrolünün yaklaşık yüzde 8’i de sadece plastik ürünlerin imalatı için kullanılıyor.

Planetescope adlı sitenin verilerine göre, dünya genelindeki irili ufaklı mağazalardan yapılan alışverişler nedeniyle 500 milyar civarında plastik poşet piyasaya sürülüyor. Batılı ülkelerin birçoğunda bu poşetlerin önemli bir kısmı geri dönüşüm yöntemiyle geri kazanılırken, gelişmekte olan ülkelerde ise bu durum tam tersi.

Sitenin İngiliz ‘Reuse it’ adlı derneğin araştırmalarına dayandırdığı bilgilere göre, tüm dünyada saniyede 16 bin civarında plastik poşet dağıtılıyor. Bir plastik poşetin üretim süresi yalnızca 1 saniye iken, mağazalar ile tüketiciler arasındaki el değiştirme süresi sadece 20 dakika. Ancak, doğaya atılan plastiklerin toprağa karışma süresi ise ortalama 400 yıl. Bazılarında bu süre 1000 yılı buluyor.

Plastik poşet ve pet şişe gibi ürünlerin temel ham maddesi petrol olduğundan, dünyadaki petrol tüketiminde ve enerji kaynaklarının azalmasında önemli rol oynuyorlar. Conso Globe adlı kuruluşun verilerine göre de, tüm dünyada üretilen plastik ürünlerin toplamı 260 milyon tonu buluyor. Dünyada petrollerinin yüzde 8’i de plastik madde üretiminde kullanılıyor.

Plastik maddelerin geri dönüşümünün sağlanması ise petrol tüketiminin azaltılmasında önemli rol oynuyor. 1 ton plastik maddenin geri dönüşümü sayesinde yaklaşık 2 bin 500 litre petrol tasarrufu yapılabiliyor.

Plastik poşetler ve ya diğer plastik atıkların canlılara verdiği zarar ise oldukça büyük. Akdeniz’de 250 milyar civarında plastik atık olduğu tahmin edilirken, sadece Fransa sahillerine yılda 126 milyon plastik poşet birikiyor.

Plastik maddeleri avlandıkları canlı türleriyle karıştıran yüz binlerce deniz canlısı ise yok oluyor. Kuşlarda ise bu durum daha da vahim ve her yıl milyonlarca kuş yuttukları plastik maddelerden ötürü telef oluyor.

geri dönüş

 

Kaynak : t24

30 Bin Yıllık Dev Virüs Tartışmayı Başlattı.

30 Bin Yıllık Dev Virüs Tartışmayı Başlattı. Sibirya’da 30 metrelik bir buz katmanın altında donmuş olarak bulunan virüsün, hayata döndükten sonra yeniden bulaşıcı hale geldiği açıklandı.

30 Bin Yıllık Dev Virüs Tartışmayı Başlattı. Fransa’daki Aix-Marseille Üniversitesi’ndeki Bilimsel Araştırma Merkezi’nden Prof. Jean-Michel Claverie, “Bu kadar uzun bir süreden sonra hala bulaşıcı olan bir virüsü ilk kez görüyoruz” dedi.

Claverie, virüsün insanlar ya da hayvanlar için herhangi bir tehlike oluşturmadığını, sadece tek hücreli organizmaları etkilediğini söyledi.

Virüsün, varlıkları kısa bir süre önce keşfedilen dev virüsler sınıfına ait “Pithovirus sibericum” olduğu belirlendi.

Dev virüsler, diğerlerinden farklı olarak mikroskopla görülebilecek kadar büyükler.

Yaklaşık 1,5 mikrometre uzunluğundaki virüsün, şimdiye kadar bulunan en büyük virüs olduğu kaydedildi.

Sibirya’daki buz katmanları altında daha ölümcül virüslerin de bulunabileceğine işaret eden bilim adamları, buz katmanlarının küresel ısınma nedeniyle eridiğini, bölgenin gelecek yıllarda büyük bir tehditle karşı karşıya kalabileceği uyarısında bulundu.

Araştırma, “Proceedings of the National Academy of Sciences” dergisinde yayımlandı.

virus1

 

Kaynak : A.A

Dünya Isınıyor, Ancak Avrupa Daha da Fazla Isınıyor.

Dünya Isınıyor, Ancak Avrupa Daha da Fazla Isınıyor. Londra Ekonomi ve Politik Bilimler Okulu’na bağlı Grantham İklim Değişikliği ve Çevre Araştırma Enstitüsü ile Warwick Üniversitesi’nden bir grup araştırmacının Environmental Research Letters dergisinde yayımlanan çalışmasına göre 1950’den beri Avrupa’nın bazı bölgelerindeki en sıcak gündüzler ve en soğuk gecelerin sıcaklık ortalaması artışı, küresel sıcaklık ortalaması artışının dört katı. Yaz mevsiminin %5’lik diliminde yer alan en sıcak günler incelendiğinde, en fazla ısınmanın güney İngiltere’den başlayıp kuzey Fransa’dan Danimarka’ya doğru ilerleyen bantta olduğu görülmüş.
Sıcaklığın ortalama veya ortalamanın hafifçe üstünde olduğu günler incelendiğinde en fazla artışın
Fransa ile Almanya arasında olduğu görülmüş. İspanya’nın doğu kesimleri ile İtalya’nın orta kısımlarında ise tüm günlerde belirgin bir ısınma gözlenmiş, ancak sıcaklığın ortalamanın altında olduğu günlerde belirgin bir ısınma gözlenmemiş. İklim değişikliği ile ilgili uluslararası hedef, ortalama sıcaklık artışını 2oC ile sınırlandırmak. Araştırmacılardan Dr. David Stainforth, araştırma sonuçlarına bakıldığında bazı bölgelerdeki artışın hedeflenen ortalamanın çok daha üstünde olduğunu söylüyor.

dünyamız

 

Kaynak : Bilim ve Teknik Dergisi ( İbrahim Özay Semerci)

Korkutan iddia! Kutuplar ters dönebilir…

Korkutan iddia! Kutuplar ters dönebilir…Dünyanın manyetik alanının zayıfladığını belirten bilim insanları, kutupların ters dönebileceği hakkında uyardı. Dünyanın manyetik alanın son 200 yılda yüzde 15 zayıfladığını belirten bilim insanları, bu durumun kuzey ile güney kutupların yer değiştireceği anlamına gelebileceğini belirttiler.

Bilim insanları ayrıca kutupların yer değiştirmesi durumunda güneş rüzgarlarının, dünyanın ozon tabakasında delikler açacağını, elektrik hatlarına zarar vereceğini, hava koşullarını etkileyeceğini ve kanser oranlarının artacağını açıkladılar.

Daily Mail’e konuşan Liverpool Üniversitesi Yeryüzü, Okyanus ve Ekolojik Bilimler profesörü Richard Holme, kutupların yer değiştirmesi durumunun insanların hayatını ciddi etkileyeceğini belirterek, “Elektriğinizin birkaç hafta kesildiğini düşünün. Günümüzde elektriksiz çok az şey çalışıyor” diye açıkladı.
İngiltere Jeolojik Araştırmaları’na göre dünyanın manyetik alanı, her bir milyon yılda 4 veya 5 kez kutup değişimi yaşıyor. Uzmanlar böyle bir dönemin içinde yer aldığımızı, ancak değişimin ne zaman yaşanabileceği hakkında emin olamadıklarını belirttiler.

Danimarka’da yapılan bir çalışmaya göre de bilim insanları, küresel ısınmanın karbondioksit salınımından yerine, manyetik alan ile bağlantılı olduğunu inandıklarını açıkladılar. Çalışma atmosfere daha az kozmik ışın girdiği için dünyanın doğal bir düşük bulut örtüsü dönemine girdiğini iddia ediyor.

“HER YIL 100 BİN İNSAN ÖLEBİLİR”
Kutupların ters dönmesi durumunda yeryüzündeki radyasyon seviyesinin de artacağı ve kozmik radyasyona maruz kalınması yüzünden kanser vakalarının artacağı tahmin eden araştırmacılar, her yıl 100 bin insanın artan radyasyon yüzünden ölebileceğini öngörüyorlar.
Mullard Uzay Bilimleri Labaratuvar’ından Dr. Colin Forsyth, dünyanın manyetik alanının daha kapsamlı bir haritasını çıkarmak için kasım ayında üç uzay aracının yollandığını belirterek, “Dünyanın iç kısımları hakkında temel bilgilere sahip olsak da, hâlâ bilmediğimiz çok şey var.

dünyamız

 

Kaynak : bursadabugun