9. Kimya Endüstrisi Gelişim Şurası Ankara’da Gerçekleşti

9. Kimya Endüstrisi Gelişim Şurası Ankara’da Gerçekleşti. Dönem başkanlığını PAGDER’in üstlendiği Kimya Sektör Platformu 9. Kimya Endüstrisi Gelişim Şurası Ankara’da gerçekleşti. Kimya Sektör Platformu (KSP) üyeleri ile akademisyenlerin yanı sıra Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Hasan Ali Çelik, Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Müsteşarı Veysel Yayan, Sanayi Genel Müdürü Zübeyde Çağlayan ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Müsteşarı Mustafa Öztürk katıldı.

Kimya sektörünü cari açığın azaltılmasına giderken en önemli sektör olarak gördüklerini ifade eden Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Hasan Ali Çelik, petrokimya sektörünün üzerinde yatırım yapılması gereken en önemli sektör olduğunun altını çizdi. Petrokimya sektöründeki eksikliği gidermek için çalıştıklarını ifade eden Çelik, “Petrokimya sektörü her tarafa dokunan ve devrim yapacak bir alan. Herkesin bu sektörle ilgili ‘Ben ne yaparım da bu sektör mesafe alır?’ diye düşünmesi gerekir. Bu sektörün ekonomimize çok şey katacağını düşünüyorum.” diye konuştu.

Çelik, konuşmasındaki sözlere şöyle devam etti:

“Kimya sektörünü, Sanayi 4.0‘a giderken ve cari açığın azaltılmasında en önemli sektör olarak görüyoruz. Gerek istihdamın artırılması gerekse cari açığın azaltılması için bu sektöre vermemiz gereken önemi biraz daha artırmamız gerekiyor. O da araştırmaları çoğaltmak, yatırımcıya gerekli şartları hazırlamak, Ar-Ge faaliyetleriyle yatırımcıların desteklenmesini temin etmek ve toplumda bu sektörün farkındalığını artırmaktan geçiyor. Yine dış ticaret açığımızdaki yüksekliğin bir bölümü bu sektörden kaynaklanıyor. Bu sektörün daha fazla desteklenmesi yönünde daha iyi neticeler alınacağını düşünüyorum.”

“Kimya sektörü stratejik önceliğimiz”

Başbakanlık Yatırım Destek ve Tanıtım Ajansı Başkanı Arda Ermut da Ajans olarak bazı sektörel önceliklerinin olduğunu dile getirirken “Ülkemizde daha fazla istihdam sağlayacak, ihracatımızı artırıp ithalata bağımlılığımızı azaltacak, teknoloji transferine olanak sağlayacak ve Ar-Ge’ye yönelik olacak yatırımlara daha çok yoğunlaşmak istiyoruz” dedi. Ermut, uzun vadeli sermaye girişi sağlayan yabancı yatırımların, yerli firmaların küresel değer zincirine entegrasyonuna ve rekabet gücünün artmasına katkı sağlamasını beklediklerinin altını çizerek, bu anlamda kimya sektörünün ve kimya yatırımlarının kendileri için stratejik öncelik taşıdığını söyledi.

Kimya sektörünün ithalata dayalı olmasının bu önceliklendirmede belirleyici olduğuna işaret eden Ermut, şöyle konuştu: “Kurulan her bir tesis aynı zamanda sektördeki dış ticaret açığının azalmasına katkı sağlıyor. Ajans olarak sektör önceliklendirme stratejimiz doğrultusunda yaptığımız bir endekste, ithal ikame, doğrudan yatırım potansiyeli, teknoloji yoğunluğu, istihdam, sermaye, ihracat potansiyeli gibi faktörler bir araya getirildiğinde, kimya, plastik ve kauçuk sektörleri ilk 3 öncelikli sektör arasında yerini alıyor. Bu önceliklendirmenin sonucunda, ajansımızın kurulduğu yıldan bu yana, petrol ve plastik ürün imalatını da dahil ettiğimizde, kimya sektöründe 11 milyar doları aşan bir doğrudan yatırımın ülkemize geldiğini gözlemlemekteyiz.”

Ermut, 2006-2017 yıllarında uluslararası şirketlerin Türkiye’de kimya sektörüne 116 adet sıfırdan yatırım ve 62 adet birleşme ve satın alma işlemi gerçekleştirdiğini belirterek, “Uluslararası yatırımcıların Türk kimya sanayisine olan ilgilerinin artarak devam ettiğini görmekteyiz. Dünya genelinde kimya sektöründe her yıl yaklaşık 120 milyar dolar uluslararası doğrudan yatırım gerçekleşiyor. Bu pastadan aldığımız payın da giderek artacağına inanıyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.

“Sanayinin kimyaya ihtiyacı var”

Kimya Sektör Platformu (KSP) ve Plastik Sanayicileri Derneği (PAGDER) Başkanı Reha Gür ise kimyanın Türkiye’nin en kritik ve önemli sektörlerinden biri olduğunu ifade ederek, “Gelişmekte olan ülkelerin sanayiye, sanayinin de kimyaya ihtiyacı var. Dolayısıyla kimya sektörünü her anlamda desteklemek zorunda olduğumuz bir dönemden geçmekteyiz.” dedi. Türkiye’nin petrokimyaya ihtiyacının her geçen gün arttığına dikkati çeken Gür, “Türkiye’nin bir petrol ülkesi olmamasından hareketle petrokimyanın olmasının çok mantıklı gelmediği söylenir fakat bugün Güney Kore gibi hiç petrolü olmadığı halde petrokimyada çok kuvvetli hale gelmiş örnekleri görmekteyiz.” diye konuştu.

Gür, kimya sektörünün 40’tan fazla alt sektöre hitap ettiğini belirterek, şunları kaydetti: “Otomotiv, beyaz eşya, elektronik, inşaat, telekomünikasyon, ulaşım gereçleri gibi birçok sektöre biz hizmet ediyoruz. Bu anlamda kimya ve petrokimyanın bir an önce adım atılması gereken sektörler durumunda olduğunu görüyoruz. Bugün burada yapmamız gereken, sorunları çok net bir şekilde ortaya koymak, paydaşlarımızla çözüm odaklı yaklaşımlar geliştirip, takım çalışması halinde ilerleyerek sonuca gitmek olacak.”

Japon Kimya Firmaları Malzeme Yeniliği Konusunda İşbirliğine Başladı

Japon Kimya Firmaları Malzeme Yeniliği Konusunda İşbirliğine Başladı. Japonya’nın Malzeme Bilimi Enstitüsü, kimyasal madde üreticilerinden Mitsui Chemical Corp., Sumitomo Chemical Co., Asahi Kasei Corp. ve Mitsui Chemicals Inc. ile malzeme bilimleri alanında çalışmak için güçlerini birleştirdi.
Şirketler ortak bir bildiri yayınlayarak kimya endüstrisinde “açık yenilik” in teşvik edilmesini destekleyen bir mutabakat zaptı imzalandığını söyledi.

Bildiride “AI’ın ( yapay zeka, big data ve IoT’nin (Nesnelerin interneti )) gelişmesiyle ortaya çıkan endüstriyel çevredeki dramatik değişimler, bireysel üreticilerin, uluslararası rekabeti sağlamak için ürünlerindeki yenilikleri yakalamak için temel araştırmalara katılmalarını zorlaştırıyor” dendi.

Ek olarak, kimya şirketleri, tek başına ele alınması zor olan orta ve uzun vadeli konuları paylaşıyorlar.

MOP’un amacı, temel teknolojilerin geliştirilmesini mümkün kılmak için kimyasal endüstrideki geniş çaplı işbirliğini kolaylaştırmaktır.

Platform ayrıca, şirketler arasındaki ikili işbirliğini Japonya’nın küresel rekabet gücünü desteklemeye teşvik ediyor. Taraflar, MOP sözleşmesi uyarınca mevcut mali yılda polimer malzemelerin performansını daha da artırmasını beklediklerini açıkladı. Bunu başarmak için, polimer materyallerin yapıları, fiziksel özellikleri ve değişimleri gibi çeşitli yönleri hakkında ortak bir bilgi toplayacaklardır. Ayrıca, materyal enformasyonlarını kullanarak verileri analiz edeceklerdir.

Kaynak : Bu haber CHEMLİFE dergisinin 3.sayısında yayınlanmıştır. Dergiye ulaşmak için : http://chemlife.com.tr/sayi/03/

Chemspec Avrupa 2017 Uluslararası Sergisi Kimya Sektör Profesyonellerini Bir Araya Getiriyor

Chemspec Avrupa 2017 Uluslararası Sergisi Kimya Sektör Profesyonellerini Bir Araya Getiriyor. Chemspec Europe 2017, saf ve özelleştirilmiş kimyasallar için uluslararası sergidir. Üreticileri, tedarikçileri, kimyasal distribütörlerinin, ürün ve hizmetlerini endüstri sektöründeki profesyonel izleyici kitlesine sergileme fırsatı bulduğu kilit platformdur. Bu uluslararası serginin ürün yelpazesi, çeşitli endüstriler için çok çeşitli saf ve özelleştirilmiş kimyasalları kapsamaktadır. Devam eden Ar-Ge projelerinin en yeni sonuçlarını sunan mükemmel ağ fırsatları ve en iyi konferanslar sergiyi tamamlarlar.

Chemspec Europe 2016, katılımcı sayısında % 7, ziyaretçi sayısında % 30 artış kaydetti. Katılımcıların % 92 si Chemspec Europe 2017’de tekrar ürünlerini sergileme niyetinde olduklarını belirtti. Yüksek talep nedeniyle fuar alanı bu yıl genişletildi.

Bu çok başarılı endüstri etkinliğinin 32. cisi, 31 Mayıs – 1 Haziran 2017 tarihleri arasında Güney Almanya’nın kimyasal sanayi için merkezi konumdaki Münih’te gerçekleşecek. Chemspec Europe 2017, Münih Fuar Merkezi’nde A5 ve A6 nolu salonlarda gerçekleşecek. Bavyera başkenti, Güney Almanya’nın kimya endüstrisi için başlıca merkezi olup, ilaç, biyoteknoloji ve yeşil kimya, plastikler, renkler ve kaplamalar, kişisel bakım ürünleri ve kimyasal lifler ile ünlüdür.

Chemspec Avrupa’ya gelen ziyaretçiler, çok çeşitli endüstrilerden kurumsal yöneticiler, üretim / süreç yöneticileri, Ar-Ge yöneticileri, ürün tasarımcıları, satınalma yöneticileri, teknik yöneticiler, kimyagerler ve danışmanlardır.

Katılımcı profili ve konular :

[two_third]Yapıştırıcılar ve sızdırmazlık malzemeleri
Agro
Analitik donatımı
Biyo bazlı kimyasallar
Biyokatalizörler
Katalizörler
Kimyasal ara ürünler
Kaplamalar
Renklendiriciler ve boyalar
Sözleşme ve ücretli üretim
Sözleşmeli araştırma hizmetleri
Kozmetik, banyo malzemeleri ve kişisel bakım
Özel sentez
Dağıtım hizmetleri
Elektronik kimyasallar
Patlayıcı kimyasallar
Aromalar
Akış kimyası çözümleri
Gıda maddeleri
Genel kimyasallar
Yeşil kimya
Ev kimyasalları
Endüstriyel kimyasallar
Endüstriyel temizlik deterjanları[/two_third][one_third_last]Laboratuvar donatımı
Deri ve tekstil kimyasalları
Lojistik
Petrol Sahası / Madencilik kimyasalları
Dışkaynak hizmetleri
Peptidler ve proteinler
Petrokimyasallar
İlaç
Bitki ekipmanları
Plastik katkı maddeleri
Polimerler
İşleme donatımı
Üretim ekipmanı
Kağıt hamuru ve kağıt kimyasalları
REACH / düzenleyici hizmetler / ürünler
Reprografik kimyasallar / mürekkep kimyasalları
Reoloji modifikatörleri
Stabilizatörler
Tedarik zinciri hizmetleri
Yüzey aktif maddeler
Test ekipmanları
Su Arıtma Kimyasalları
Vakslar
Diğer[/one_third_last]

Detaylı Bilgi İçin: http://www.chemspeceurope.com/en/

Kimyaya Hükmeden Dünyaya Hükmeder…

Kimyaya Hükmeden Dünyaya Hükmeder… Sayın Prof. Dr. Nazan Apaydın Demir’in Chempublish dergimizin 2.sayısı için özel kaleme aldığı yazısını sizler için web sitemizde de yayınlıyoruz ve kendisine çok teşekkür ediyoruz.

Kimya sanayisi, plastikten kozmetiğe, ilaçtan boyaya, üretiminin yaklaşık %30’u tüketiciye doğrudan ulaşan bitmiş ürünler, %70’i ise diğer sektörlere (tekstil, elektrikli eşya, metal, madeni ürünler, inşaat, otomotiv, kâğıt, hizmet sektörü) hammadde sağlayan ürünlerden oluşan merkezi bir endüstri koludur.
Bu nedenle kimya sanayi, hem insanların gündelik yaşamları açısından hem de diğer sektörler açısından ayrıcalıklı bir yere sahiptir.
Kimya sanayisi ekolojik dengelerin korunması ve insan yaşamının kalitesi açısından tartışmasız bir numaralı alandır.

Kimya Sanayi ile ilgili yanlış algı acilen değiştirilmelidir.
İçtiği sudan soluduğu havaya, tamamı kimyasallardan oluşan bir dünyada kimyayı ret, bizzat yaşamın kendisini ve canlılığı ret anlamına gelmektedir.
Ülkelerin gelişmişlik düzeyi, o ülkenin Kimya Sanayinin gelişimi ile bağlantılıdır.
Benzer gelişmeler kimya sektöründe bulunmaktadır.
İnsanların “kimyasal” kelimelerinden korkması, uzak durması ve “organik” ürünleri tercih etmesi başta olmak üzere birçok etken kimya firmalarını yeni formüller araştırmaya itmiştir.
Sonuç olarak, her geçen yıl kimya firmaları üretimde daha fazla bitkisel ham madde kullanmaya başlamıştır.
Yanlış algılar düzeltilmeli.
Doğal kaynaklı ürünlerde Kimya içerir, dünya üzerinde hiçbir ürün Kimyadan bağımsız değildir.

KİMYA ENDÜSTRİSİNİN DÜNYA EKONOMİSİ & AB ÜLKELERİNDEKİ MEVCUT DURUMU
Dünya kimya sanayinde önceki yıllarda süren Avrupa Birliği hâkimiyeti, son yıllarda Uzak Doğu ve Asya’ya geçmiş bulunmaktadır.
2011 yılında dünyadaki toplam kimyasal madde satışı 2.744 milyar Euro olmuştur. 2011 yılında, 2010 yılına göre %11,6’lık bir artış gerçekleşmiştir.
2011 yılı satışların 1.425 milyar avroluk bölümünü Asya ülkeleri, 642 milyar Euro lük bölümünü Avrupa’daki ülkeler, 470 milyar Euro lük bölümünü NAFTA ülkeleri gerçekleştirmiştir.
Kimya sanayisi, 1997-2007 yılları arasında küresel ölçekte yıllık ortalama yüzde 5 büyümüştür. Bu dönemde yıllık ortalama büyüme AB ve NAFTA bölgesinde yüzde 4, Asya’da yüzde 6 ve Ortadoğu’da yüzde 9 olmuştur.
2020 yılına kadar olan dönemde kimya sanayinde küresel ölçekte büyüme oranı yıllık ortalama yüzde 4,4 olarak öngörülmektedir.

Kimyevi madde ve mamullere yönelik kuvvetli talep artışı, ilave kapasite ihtiyacını da tetiklemektedir. 2020 yılına kadar olan dönemde ilave kapasitelerin önemli bir bölümü Asya’da kurulacaktır.
Bu süreç de Körfez ülkeleri de ham petrol ürünleri ile birlikte işlenmiş ürünlerin üretimi ve ihracatını da hedeflemektedir. Bu nedenle Ortadoğu’da işleme kapasitesi genişleyecektir.
Kimya sanayinde teknolojik yenilikler alt sektörlerde ve ürünlerde gelişmeleri önemli ölçüde şekillendirecektir. İmalat sanayi içinde teknolojik ilerlemelerin en çok etkili olacağı sektörlerin başında Kimya Sanayi gelmektedir.
Teknolojik gelişmelerin kozmetik, ilaç/medikal ürünler, doğal kaynaklı gıda katkı maddeleri, doğal lif üretimi yönünde, ağırlıklı olarak doğal kaynaklı BİYOTEKNOLOJİK yönde açılım gösterecektir.
Kitlesel ürünlerin yanı sıra, kişiye özel spesifik ve nitelikli ürün imalatı da bir çeşit VIP üretim olarak gelişecektir.

Dünyada Kimya Sanayinde gelişmeler, bilimsel gelişmelere paralel olarak NANOTEKNOLOJİ, BİYOKİMYA, BİYOTEKNOLOJİ, KÖK HÜCRE TEKNOLOJİLERİ, GENETİK, alanlarında gözlenecektir.
Son yıllarda bu alanlarda yapılan araştırmalar meyvelerini vermeye başlamıştır.
Kimya Sanayi bilimde devrim niteliği taşıyan, adeta canlıyı yeniden kurgulayan bu bilimsel gelişmelerin sanayiye uygulandığı alan olarak tarihi bir dönemeçtedir. Geleneksel yöntemlerle moleküler düzeydeki gelişmelerin ürüne dönüştürüldüğü yöntemler arasında sancılı bir süreç geçiren alan bu dönüşümü doğru yönetebilirse; adeta sanayinin tamamını kapsayacak ve doğu mistizminin simgesi olan ZÜMRÜDÜ ANKA gibi kendi küllerinden yeniden doğacaktır.
Bilimin sihirle karıştığı Simyanın yeniden dönüşü bu defa Kimya Sanayisinin üretimleri ile gerçek olacak gibidir.

21. YÜZYIL KUŞKUSUZ KİMYA SANAYİSİNİN ALTIN ÇAĞININ BAŞLANGICI OLARAK ANILACAKTIR.
Simyacıların yapamadığını modern zamanların, kimyagerleri yapacak, dokundukları her ürünü altından daha değerli tüketim mallarına dönüştüreceklerdir.
Bu süreç de bilimsel bakışın ve eski anlayışın değiştirilmesi zorunludur.
Üstelik bu konu zamana bırakılamayacak kadar da ciddi ve acildir.
Bu kritik dönemeç de; sanayi, bilim ve yasal mevzuat birlikte hareket etmeli, ekolojik dengelere saygılı, insan yaşamını/sağlığını en büyük değer kabul eden bir anlayışla, yeni bir Kimya Sanayisi dönüşümünü/anlayışı gerçekleştirmelidir.

AMAÇ;
İnsan sağlığını ön koşul kabul eden anlayış,
Çevreyle ve insan doğasıyla uyumlu ürünler ile yaşan süresini ve kalitesini artırmak olmalıdır.

DÜNYA VE ÜLKEMİZ İÇİN SONUÇLAR
2020 yılında dünya nüfusunun 9 milyar, 2050 yılında 10,5 milyar olacağı tahmin edilmektedir. Bu nüfusun beslenmesi insanları düşündürmektir. Bilim ve teknolojide ilerleme bugünkü tempoda giderse tehlike mümkün mertebe azalacaktır.
Genetik, biyo-teknoloji ve kimyanın daha şimdiden yirmi birinci yüzyılın en önemli gelişme alanları olacağı düşünülmektedir.

Dünya kimyacıları doğal kaynaklardan büyük ölçüde yararlanma yollarının araştırılması konularına ön planda yer vermekte ve çoğu araştırmalarını bu alanda yoğunlaştırmaktadır.
Kimya, insanların daha mutlu bir yaşama kavuşmaları için her türlü imkânı sağlamaktadır.
Amerikan Kimya Derneğinin kuruluşunun 75nci yıl dönümü hatırası olarak hazırlanmış olan amblemin üzerinde; ‘’Kimya, daha iyi yaşamanın anahtarıdır’’ (Chemistry, key to better living) yazısı gerçeğin tam bir ifadesidir.

SONUÇ
Bugün gelişmiş, yani sanayileşmiş, ülkelerin ekonomik gelişmelerinde “öncü sektör” olarak nitelendirilen sektörlerin başında kimya sektörü gelmektedir.
Kimya sanayi olmadan sanayileşmenin düşünülmesi, kan dolaşımı olmadan bir insanın yaşamını sürdürebilmesini düşünmek gibi imkânsız bir şeydir.

ÜLKE BAZINDA BAKILDIĞINDA;
‘’KİMYAYA HÜKMEDEN DÜNYAYA HÜKMEDER’’.

İlk Nobel ödülümüzün benim geçen yıl Euro Chemde yaptığım çağrılı konuşmanın tam metni olan bu yazımı doğrular nitelikte olmasına ve BİYOKİMYA alanından gelmesine de özellikle dikkat çekmek isterim.

Saygılarımla..

Prof. Dr. Nazan Apaydın Demir
Muğla

Not: Yazım tamamen bilgilendirme amacı taşıyor olup, bilimsel tavsiye ve bir rapor özelliği taşımaz.

Çok daha fazlası için : http://www.kimyahaberleri.com/chempublish-dergimizin-yepyeni-2-sayisi-sizlerle/

Kimyaya Hükmeden Dünyaya Hükmeder…

Kimyagerler Derneği’nden ‘Kimyasal Sızıntı’ Sonrası Bilgilendirme

Kimyagerler Derneği’nden ‘Kimyasal Sızıntı’ Sonrası Bilgilendirme. 5 Ağustos 2015 tarihinde Tuzla Organize Deri Sanayii’nde vuku bulan bir kaza nedeniyle meydana gelen nitrik asit sızıntısı haberleri, bu asidin “kezzap” olarak bilinen olumsuz anlamıyla da pekiştirilerek kamuoyunda derin kaygıyla izlenmiştir. Bu vesileyle Kimyagerler Derneği olarak Kimya Endüstrisi ile ilgili bazı bilgileri kamuoyuyla paylaşmak gereği duyuyoruz.

Kimya endüstrisi, petrol, doğal gaz, hava, su ve maden cevherlerini ham madde olarak kullanarak sayıca 70 binden fazla kimyasal madde üreten bir sektördür. Kimya endüstrisinin ürettiği kimyasallar, başta ziraat, gıda, inşaat, enerji, tekstil, ilaç, ulaşım, elektronik, savunma sanayii olmak üzere 30’dan fazla sektörde kullanılmaktadır. Kimya sektörü, endüstrinin bütün sektörleriyle irtibatlı olması nedeniyle ulusal ekonomi içinde merkezi bir role sahiptir. Dünya ekonomisi içinde kimya sanayiinin 4 trilyon dolarlık bir pazar payı bulunmaktadır. Sabun, deterjan ve kozmetikler gibi son kullanıcı ürünleri, bu büyük kimya pazarının sadece %10’luk bir dilimini kapsamaktadır.

Kimya endüstrisinde sülfürik asit, fosforik asit, amonyak, klor, hidrojen peroksit, etilen, etanol, metanol, fenol ve benzeri, vazgeçilmez, olmazsa olmaz başka kimyasalların eldesi için çıkış maddeleri ve reaktifler olarak kullanılan 50’ye yakın temel kimyasal vardır. Temel kimyasallar, dünya ölçeğinde çok büyük miktarlarda üretilmektedir. Örneğin, dünyada yılda 200 milyon ton sülfürik asit, 38 milyon ton fosforik asit, 140 milyon ton amonyak, 56 milyon ton klor, 3,8 milyon ton hidrojen peroksit, 156 milyon ton etilen, 850 milyon ton etanol, 65 milyon ton metanol, 10 milyon ton fenol üretilmektedir.

Temel kimyasallardan biri olan nitrik asit, başta amonyum nitrat olmak üzere nitratlı gübreler ile polimer sanayiinde öncü bileşikler olan poliüretan ve naylon hammaddelerinin sentezlerinde kullanılmakta olup bu asidin Avrupa Birliğindeki yıllık üretimi 20 milyon ton, dünyadaki toplam üretimi ise 60 milyon ton olarak gerçekleşmektedir.

Kimya endüstrisi, bu tür reaktiflerle çalışırken kaza sonrası durumlar dâhil risk analizleri yaparak özel tasarımlı reaktörler kullanmakta, gerekli önlemleri almaktadır.

Yapılan açıklamalarda, nitrik asidin depolanması amacıyla içine konulduğu 20 tonluk tankın delinmesi sonucu bu kazanın meydana geldiği, akan nitrik asidin toplama havuzunda toplanarak tasfiye edildiği, herhangi bir etkilenmenin olmadığı ifade edilmiştir. Kazanın başlangıç anından itibaren nitrik asit buharlarının solunmaması için kaza çevresi boşaltılmış, yapılan uyarılarla ciltle temas veya solunma durumunda uygulanacak ilk önlemler açıklanmıştır.

Bilindiği gibi 2012 yılının Haziran ayında kabul edilen yeni İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ile işçi ve temsilcilerinin eğitimi ve bilgilendirilmesi konusunda ciddi yol alınmıştır. Bu kanunun yürürlüğe girmesi ile birlikte işyerlerinde oluşabilecek ya da dışarıdan gelebilecek tehlikelerin, işçilere, işyerine ve çevresine verebileceği zararların ve bunlara karşı alınacak önlemlerin belirlenmesi amacıyla İş Güvenliği Uzmanları yetiştirilmiştir. Bu uzmanlar; kimyager, mühendis, mimar veya teknik elemanlardan (teknik öğretmenler, fen-edebiyat fakültelerinin fizik mezunları) oluşmaktadır. Bu kapsamda, kimya sektöründe olduğu gibi kimya sektörüyle bağlantılı sektörlerde görevlendirilecek uzmanların da iyi bir kimya alt yapısına sahip olması halinde istenmeyen kazalara karşı daha bilinçli önlemlerin alınabileceğini düşünmekteyiz.

Paydaş meslek örgütlerinin, çok farklı nedenlerle karşılaşılabilecek bu tür kazalar sonrasında ülke olarak uygulanması gereken acil eylem planlarının hazırlanması için daha ileri ve ayrıntılı çalışmalar yapılması gerektiği hususundaki görüşlerine katılıyoruz. Bu bağlamda, İş Sağlığı ve Güvenliği kurallarını temel çalışma ilkesi olarak kabul eden, çevre duyarlılığına sahip bir meslek örgütü olarak bilgi ve birikimlerimizi, iş dünyası ve kamuoyu ile paylaşmaya hazır olduğumuzu kamuoyuna saygıyla duyururuz.

Kimyagerler Derneğinden 'Kimyasal Sızıntı' Sonrası Bilgilendirme

 

Kaynak : Kimyagerler Derneği

III. Tehlikeli Kimyasalların Yönetimi Sempozyumu Ve Sergisi Sonuç Bildirgesi Yayınlandı

III. Tehlikeli Kimyasalların Yönetimi Sempozyumu Ve Sergisi Sonuç Bildirgesi Yayınlandı. TMMOB Kimya Mühendisleri Odası Ankara Şubesi tarafından üçüncüsü yapılan “Tehlikeli Kimyasalların Yönetimi Sempozyumu ve Sergisi 21-22 Mayıs 2015 tarihlerinde Ankara’da gerçekleştirilmiştir.

Düzenlenen 8 oturumda 31 bildiri sözlü olarak sunulmuştur. T.C. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, T.C. Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı, T.C. Orman ve Su İşleri Bakanlığı, Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumu Genel Müdürlüğü ve diğer bir çok kurum ve kuruluşun değerli temsilcileri ile Üniversite öğretim üyeleri ve seçkin katılımcıların sözlü sunumları ile zengin bir sempozyum gerçekleşmiştir. Sempozyumda Bakanlık temsilcilerinin çalışmalarını aktarma fırsatı bulunduğu için katılımcıların uygulamada karşılaştıkları sorunlarla ilgili sorulara da soru cevap kısmında çözümler oluşturulmaya çalışılmıştır.

Sempozyum, tehlikeli kimyasalların üretiminden, bertarafına kadar olan süreçlerde kimyasalların yarattığı tehlikelerin azaltılması için alınması gereken önlemlerin tartışılmasına olanak sağlamıştır. REACH ve ADR Yönetmeliklerine ilaveten 01.01.2016`dan itibaren pek çok maddesinin uygulanmasına başlanacak olan Büyük Endüstriyel Kazaların Önlenmesi ve Etkilerinin Azaltılması Hakkında Yönetmelik ve SEVESO Direktiflerine yer verilmiştir, Patlamadan korunma konusu yangın riskleri ve özellikle tehlikeli kimyasalların halk sağlığına etkileri konusundaki çalışmalara değinilmiştir. Sempozyum, bildirilerin içeriği açısından çalışanların toplumun ve çevrenin güvenliğinin arttırılmasına büyük fayda sağlamıştır.

İnsan ve çevreye olacak etkiler nedeniyle, çevreye insanlar tarafından bırakılan kimyasal maddelerin, endokrin fonksiyonlarını bozarak insan sağlığı ve sucul vahşi yaşam türleri üzerinde olumsuz etkilere neden olduğundan risk karakterizasyonunun her toksik madde için ayrıca belirtilmesi gerektiği saptanmıştır. Halkın etkilenmesinin azaltılmasının yanı sıra Sempozyumda evsel toksik maddeler, pestisitler ve herbisitlerin de yanlış kullanımları dahil yaşanan pek çok eksiklik ve aksaklıkların giderilmesine yönelik önlemler sunulmuştur. Kişisel koruyucuların seçiminden kullanımına kadar yine yanlış bilinenler vurgulanmıştır.

III. Tehlikeli Kimyasalların Yönetimi Sempozyumu süresince yapılan tespitler, sorunlar ve çözüm önerileri aşağıda sıralanmıştır.

• Direktiflerin getirdiği yasal zorunluluklar doğrultusunda REACH Tüzüğü kapsamında yalnızca AB ülkelerine ihracat yapan ilgili kuruluşlar değil, ülkemizdeki riskli ortamlarda kullanılan ekipmanlar ve çalışanları açısından da konuya gereken önem verilerek gereklilikleri yerine getirilmelidir.

• Yaşanan iş kazaları denetim ve güvenlik kültürü oluşturmadaki yetersizliğin bir göstergesidir. Güvenlik kültürü oluşturmada ve iş kazalarını azaltmada devlet, meslek örgütleri, üniversiteler ve uzmanlarla işbirliği içerisinde olmalıdır. İş kazalarının önlenmesi için bilimsel çalışmalar yapılmalı gerekli yaptırımlar uygulanmalıdır.

• Tehlikeli kimyasalların afet sürecinde yönetimi için ülke çapında bir acil önlem planı oluşturulmuş ve sunulmuştur Planın daha etkin uygulanması konusunda devlet, meslek örgütleri, üniversiteler ve bilim insanları ile birlikte sistematik bir çalışma yapmalıdır.

• Tehlikeli kimyasalların zararları konusunda bilinçlendirme ile birlikte denetimler de yapılmalıdır. Sağlık Bakanlığı ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığı denetimlerini artırmalı ve gerekli emisyon ölçümlerini yapmalıdır.

• Kimya mühendisleriyle, kimyagerlerin var olan 6269 sayılı yasa ve uygulama yönetmeliği uygulanmamaktadır. Mevzuat gereği kimya hizmetleri ile kimya teknolojisi ve uygulanmasına ilişkin sanayi işyerleri, bu işlerle ilgili olarak bir “Sorumlu Müdür” bulundurmak zorunluluğu olmasına rağmen bu zorunluluk devletçe denetlenmediğinden sektörde ilkel, kuralsız ve emniyetsiz tesislerin önüne geçilememektedir. Bu sorunun çözümü için Sorumlu Müdür denetimleri artırılmalıdır.

• Tehlikeli Maddeler Ve Müstahzarlara İlişkin Güvenlik Bilgi Formlarının Hazırlanması ve Dağıtılması Hakkında Yönetmeliğe göre üretici ve ithalatçı firmaların bu formları kullanıcılara Türkçe sağlaması gerekmektedir. Bu zorunluluğa rağmen firmalar güvenlik bilgi formlarını kendi dillerinde göndermektedir. Bu konuda denetimin artırılması ve formların Türkçe olarak kullanıcıya ulaştırılması gerekmektedir.

• Afet durumunda tehlikeli kimyasalları yönetebilmek için uygun ve güvenli depolama standartları uygulanmalıdır. Kimyasalların taşınması için ADR kuralları uygulanmaya başlanmıştır ancak etkinliği denetlenmelidir.

• Tehlikeli atıkların bertarafı ile ilgili etkin bir kayıt sistemi oluşturulmalıdır. Atıkların nereye ne şekilde atılacağı ve nasıl bertaraf edileceği konusunda işletmeler bilinçlendirilmeli ve düzenli denetimlerle işletmeler kontrol altına alınmalıdır.

Odamız kendisine düşen kamu görevi ışığında yapması gereken önderlik ve tarafları buluşturarak ülkemizin yararına çözümlere katkı koyma görevini bundan sonraki Sempozyumlarda da sürdürmeye devam edecektir. Katkılarından dolayı tüm katılımcılara şükranlarımızı sunarız

Sempozyum Düzenleme Kurulu

III. Tehlikeli Kimyasalların Yönetimi Sempozyumu Ve Sergisi Sonuç Bildirgesi Yayınlandı

Kimya Endüstrisinde Çevreci Teknolojiler Artık Çok Ön Planda

Kimya Endüstrisinde Çevreci Teknolojiler Artık Çok Ön Planda. Günümüzde kimya endüstrisinin varlığı ve ürettikleri modern dünya için vazgeçilmez ancak bunların çevre için bir maliyeti var.

Peki doğal kaynakları korumak için yeni teknolojileri kullanarak üretim süreçlerini daha çevreci hale getirebilir miyiz?

Hollanda’daki bir plastik fabrikası soğutma sürecini tatlı su kullanarak tamamlıyor.

Suyu yeraltından çıkaramıyorlar, satın aldıkları suyu 10 kilometre mesafeden fabrikaya taşımak zorundalar. Bir kez kullandıktan sonra da denize döküyorlar.

Geri dönüşüm yoluyla su temin etmek temiz su satın almaktan pahalı

Niels Groot, kimyager: “Bize yıllık 20 milyon metreküp temiz su gerekiyor. Tedarik problemi yaşıyoruz. Çünkü bölge tamamıyla denize yakın olduğu için yeraltı suları da az tuzlu, ya da tuzlu.”

Tuzlu ya da kirli su, fabrikadaki makinelere zarar veriyor. Temiz su satın almaksa, geri dönüşümle su temin etmekten daha ucuz.

Bir Avrupa araştırma projesinde, bu konuda alternatif yöntemler deneniyor. Uygulama için seçilen fabrikada farklı metodlar kullanılarak suyun tuzdan arıtılması ve temizlenmesi amaçlanıyor.

Yeni teknoloji, fabrikalarda yeniden kazanılmış su kullanımını makul hale getirdi

Wilbert van den Broek, su arıtma uzmanı: “Önce katı madddeyi temizliyoruz. Bunu bir ayırıcıyla yapıyoruz. Sonra da sudaki tuzu eleyecek 2 farklı teknoloji devreye giriyor.”

Araştırmacılar, gelişmiş nano- filtreler ve yeni bir tür zar süzgeç kullanıyorlar. Bu sayede endüstriyel alanda yeniden kazanılmış su kullanımını, ticari açıdan da makul hale getiriyorlar.

Peter Cauwenberg, su teknolojileri uzmanı:“Geleneksel filtreleme sistemleri ile, dönüştürmeyi hedeflediğiniz suyun yüzde 50 ile 70’i arasını kurtarabiliriz. Yeni teknolojiyi kullanarak oranı yüzde 90-95’e kadar çıkarabiliyorsunuz.”

Zar süzgeçler, bu teknolojide suyun buharlaşarak tuzu atmasını sağlıyor.

Yeni teknoloji suyun yeniden kazanımını üretim sürecine ekliyor

Christina Jungfer, mikrobiyolojist: “Elbette, bundan endüstride faydalanmak mümkün. Daha çevreci. Su tasarrufu sağlıyor. Tatlı su kaynaklarına bağımlılıktan kurtarıyor. Ve yeni bir teknoloji. Enerji tasarrufuna izin veriyor. Yani endüstri ve çevre için bir kazan-kazan durumu.”

Sanayide kullanılacak suyu temizlemenin en iyi yöntemi ne olabilir sorusunun basit bir cevabı yok. Kimyasal ürün sektöründeki her fabrika, kendi ürün zincirine uygun farklı araçlar ve metodlar kullanıyor.

Carlos Negro, kimya mühendisi:“Sürecin sonunda temiz su elde etmek düşüncesi yerine suyun yeniden kazanımını bizzat sanayi üretimi sürecine entegre etmek yeni bir sistem. Sürecin büyüklüğüyle de ilgili olarak mesela, bir parkurda tamamen arıtma yapılırken diğerinde başka bir şey yapılıyor olabilir.”

Belçika’daki bir klor fabrikası, etrafındaki kimyasal ürün üreten fabrikalardan çıkan endüstriyel atıkları alıyor. Onları temiz su kullanan farklı tekonolojilerle dönüştürerek yeni ürünler hazırlıyor.

Sabine Thabert, kimya mühendisi: “Biz buna atık demiyoruz. Hayır, yeniden kullanılmalı diyoruz. Çünkü geri dönüşüm insanlar için çok faydalı. Yakın bir gelecekte su çok pahalı olacak. Bizim yaptığımız, yarın çok yaşamsal hale gelecek bir problem için bugünden çözüm bulmaya çalışmak.

Avrupa’da kimya endüstrisinde ekonomik ve çevreci su kullanımı ile ilgili yeni teknolojiler ve modelleme konularında daha ayrıntılı bilgi için aşağıdaki linki ziyaret edebilirsiniz.

http://www.e4water.eu/

Kimya Endüstrisinde Çevreci Teknolojiler Artık Çok Ön Planda

 

Kaynak : euronews