Selçuk Üniversitesi Akademisyeni Bor İçerikli Gargara Üretti

Selçuk Üniversitesi Akademisyeni Bor İçerikli Gargara Üretti. Selçuk Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sema Hakkı, diş kliniklerinde tedavi sürecinde, günlük hayatta ise ağzı bakterilerden arındırmak için kullanılan ithal ağız gargaralarına alternatif olarak “bor” içerikli gargara üretti.

Çeşitli testlerin ardından bor maddesi kullanılarak yapılan gargaranın, antibakteriyel özelliği olduğunu ve hücrelerin canlılığını azaltmadığını tespit eden Hakkı, yaptığı başvurular sonucunda buluş için hem Türkiye’de hem ABD’de patent aldı.

Selçuk Üniversitesi (SÜ) Diş Hekimliği Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sema Hakkı, 2006 yılında Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü’ne (BOREN) sunduğu projenin kabul edilmesiyle borla ilgilenmeye başladığını söyledi.

Dünya rezervlerinin yüzde 70’i Türkiye’de olan borun önemli ve hayati bir element olduğunu belirten Hakkı, “Bir dönem, yurt dışında ‘Bor sağlığa zararlıdır’ gibi karalamalar yapılmaya başlanmıştı. Biz de milli duygularla borun kemik hücreleri üzerinde olumlu etkisine dair çalışmalar yapmaya karar verdik.” dedi.

“TESTLERDEN OLUMLU SONUÇ ALINCA BOR İÇEREN GARGARAYI ÜRETTİK”

Proje kapsamında yürüttükleri çalışmalarda, bor maddesinin kemik hücreleri üzerindeki olumlu etkisini tespit ettiklerini dile getiren Hakkı, şunları kaydetti:

“Araştırdıkça borun aynı zamanda antibakteriyel olduğunu, antienflamatuar (iltihapla savaşan) olduğunu gördük. ‘Hem antienflamatuar hem de antibakteriyel özelliği olan bir elemental solüsyonu kullansak nasıl bir etki olur?’ diye düşündüğümüzde, borik asit içeren ağız gargarası fikri ortaya çıktı. Bununla ilgili ön çalışmalar yaptık. ‘Kullanacağımız solüsyon hücreler için toksik mi, herhangi bir yan etkisi var mı’ önce onları test ettik. Tüm testlerimizden olumlu sonuç alınca bor içeren gargarayı ürettik.”

Prof. Dr. Hakkı, diş kliniklerinde tedavi sürecinde, günlük hayatta ise ağzı bakterilerden arındırmak için kullanılan gargaranın, ithal edildiğini ve alternatifinin bulunmadığını dile getirerek, “Piyasadaki gargarayı ne kadar sulandırırsanız sulandırın, hücreleri öldürücü bir potansiyeli var. Yani antibakteriyel ama bir yandan da toksik. Toksik, dokunduğu anda hücrelerin ölmesine sebep olan ya da belirli düzeylerde hücrelerin canlılığını azaltan bir şey. Dolayısıyla bakterileri öldürmek için kullanırken, aslında vücuttaki hücrelere bir miktar zarar veriliyor” diye konuştu.

“HEM ANTİBAKTERİYEL HEM DE VÜCUDUN KENDİ HÜCRELERİ İÇİN TOKSİK DEĞİL”

Ürettikleri borik asit gargarasının, ithal gargaraya oranla, diş etindeki kanamayı azalttığını, olumlu etkisi olduğunu gördüklerini aktaran Hakkı, şöyle devam etti:

“Bizim icat ettiğimiz gargaranın pek çok parametrede diğeriyle yarıştığını gördük. Yani toksik değil ve bir yandan da antibakteriyel. Kanama bizim için çok önemli bir bulgudur. Piyasadaki ürün toksik, yani hücrelere zarar verici olmasına rağmen büyük bir pazara sahip. Borik asidin avantajı ise hem antibakteriyel hem de vücudun kendi hücreleri için toksik değil. Bor içeren gargaramız hem antibakteriyel hem toksik değil hem de hammaddesi çok kolaylıkla elde edilebilecek bir materyal.”

Hakkı, ürettikleri gargaranın maliyetinini piyasadaki ürüne oranla çok daha düşük olduğuna dikkati çekerek, “Bu ürünün seri üretimine başlanabilirse, hem kendi bor rezervimizi kullanmış olacağız hem de bundan katkı payı yüksek bir ürünü elde etmiş olacağız. Patentini aldığımız ürün, uluslararası düzeyde dünyada da satışı gerçekleşebilecek bir şey” ifadelerini kullandı.

Ürettikleri gargarayı şimdilik sadece klinikte hastalara kullandıklarını belirten Prof. Dr. Sema Hakkı, dünyadaki yıllık cirosu 40 milyon dolar civarında olan ürünün ticarileşme potansiyelinin de yüksek olduğunu sözlerine ekledi.

Kaynak : NTV

“100/2000 YÖK Doktora Bursu” Projesi Kapsamında Desteklenecek Üniversiteler ve Alanlar Belli Oldu

“100/2000 YÖK Doktora Bursu” Projesi Kapsamında Desteklenecek Üniversiteler ve Alanlar Belli Oldu. 100 tematik alanda 2 bin kişiye yönelik aylık bin 550 Lira doktora bursu verilecek üniversiteler ve programları açıklandı. Üniversitelerinizin web sayfalarından duyuruları takip ederek başvuruda bulanabilirsiniz !!!

YÖK’ün kararı doğrultusunda belirlenen 53 üniversiteye doktora bursu başvurusu yapılabilecek.

YÖK Başkanı Yekta Saraç, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türkiye’deki doktoralı insan sayısını artırmak için “100 / 2000 YÖK Doktora Bursları Projesi”ni başlattıklarını hatırlattı.

Doktoralı insan sayısında gerilerdeyiz

Kalkınmış ülkelere bakıldığında, doktoralı insan sayısının çok yükseklerde olduğuna işaret eden Saraç, Çin’de bin kişiye 2.2, Amerika’da bin kişiye 1.7, Avrupa Birliği ülkelerinde bin kişiye ortalama 1.5 doktoralı insan düşerken Türkiye’de bu sayının bin kişiye 0.4 oranında olduğunu söyledi.

Doktora için bin / bir hedefini koyduk

Ülkenin kalkınmış ülkeler arasındaki sıralamasını yükseltmek için doktoralı insan gücünün artırılması gerektiğinin altını çizen Saraç, “Biz de bu bağlamda bin/bir hedefini koyalım diyoruz. Yani bin kişiye 1 doktoralı kişi. Buradaki maksadımız aslında endüstriye de sanayiye de bir doktoralı iş gücü, doktoralı insan gücü kazandırmak.” dedi.

“100/2000 YÖK Doktora Bursları Projesi” kapsamında Türkiye için öncelikli alanlarda nitelikli bilgi üretmek amaçlı doktoralı insan kaynağına olan ihtiyacı karşılamak üzere, devlet üniversitelerindeki doktora programlarında öğrenim gören öğrencileri desteklemek için yükseköğretim tarihinde ilk kez doktora bursu verileceğini hatırlatan Saraç, dünyanın da üniversitelerden, ürettikleri bilginin kullanımında etkin rol oynamasını beklediğine işaret etti.

Artık üniversitelerin sadece kitlesel eğitim ile yetinmediğini, ürettikleri ve öğrettikleri bilginin kullanımının ekonomik, sosyal alanlarda değer bulmasını takip ettiklerini ve hedef olarak gördüklerini ifade eden Saraç, YÖK olarak bu amaçla üniversitelerdeki enstitülerin, araştırma merkezlerinin girişimci doğalarını, disiplinler üstü ve disiplinler arası çalışmalarını desteklemeye kararlı olduklarını vurguladı.

“‘Gelecek 10 Yıl İçin Güçlü Nesiller Yetiştirme’ Projesi”

Bu bağlamda doktora programlarının gelişmesine ve bu programlara, mezun olan en parlak öğrencilerin katılabilmesine her zamankinden daha fazla emek harcayacaklarını bildiren Saraç, şöyle devam etti:

“Bu düşünceyle ‘Gelecek 10 Yıl İçin Güçlü Nesiller Yetiştirme’ Projesi’ni başlatıyoruz. Bu öğrencileri 100/2000 YÖK Doktora Bursu ile mali olarak destekleyeceğiz. Yani ülkemizin ihtiyacı olan 100 alanda, 2 bin öğrenci YÖK bursu ile, Türkiye’nin güçlü üniversitelerinde doktora yapacak. Yüksek Öğretim Kurulu olarak bizler de öğrencilerin çalışmalarında gösterdiği başarıyı ve akademik performanslarını dikkate alarak, eğitimleri boyunca, özellikle araştırma kavramına yönelik olarak, kendilerine özgün olanaklar sunmaya çalışacağız.

Bu projenin önemli bir ayağı, YÖK’ün bu doktora programlarının eğitim ve araştırmalarını, ulusal ve uluslararası yaptıkları araştırma ve yayınlarını kalite süreci açısından takip kararı almış olmasıdır.”

YÖK Başkanı Saraç, 100/2000 doktora programını bir mükemmeliyet ve prestij programı olarak gördüğünü belirtti.

Seçilen 100 doktora alanının, 2013’ten itibaren dünya bilim literatürüne katılan “Yükseköğretimde Akıllı Uzmanlaşma-Smart Specialisation” çalışmaları ve onlarca bilim insanının fikri alınarak kararlaştırıldığını açıklayan Saraç, “Bu kavramın esas gayesi, 21. yüzyılda öne çıkan yüksek teknoloji, inovasyon ve gerekli insani ve sosyal değerlerin çalışmalarını ve araştırmalarını üretmek ve ülkeye bu alanda bilim insanı kazandırmaktır. Bunu yaparken de kamu finansmanını doğru ve verimli harcamak ile yükseköğretim çalışma alanlarında dublikasyonu önlemek de üzerinde durulan diğer iki noktadır. Projeyi başarılı olması dileği ile yükseköğretim camiasına sunuyoruz.” değerlendirmesini yaptı.

Türkiye’yi geleceğe taşıyacak bilim alanları

YÖK, 22 Aralık 2016-12 Ocak 2017 tarihleri arasında 100 tematik alanda başvuru ilanına çıktı. Üniversiteler bu alanlar arasından seçtikleri en fazla 10 alt alan için yetiştirecekleri öğrenci sayılarını, kurumsal kapasitelerini ve ilgili alanlarda yetkinliklerine ilişkin YÖK’e başvurdu.

YÖK’e “temel bilimler”, “mühendislik ve mimarlık”, “sağlık” ile “sosyal bilimler” üst alanlarında 73 farklı üniversiteden gelen toplam 635 başvuru ve 2 bin 964 kontenjan talebi ön değerlendirmeden geçirildi.

YÖK’ün kararı doğrultusunda belirlenen 53 üniversiteye öğrenciler doktora bursu başvurusu yapılabilecek.

Bu üniversiteler şu şekilde:

“Abant İzzet Baysal, Abdullah Gül, Afyon Kocatepe, Akdeniz, Anadolu, Ankara Sosyal Bilimler, Ankara, Ankara Yıldırım Beyazıt, Atatürk, Boğaziçi, Bursa Teknik, Bülent Ecevit, Çukurova, Dicle, Dokuz Eylül, Dumlupınar, Düzce, Ege, Erciyes, Erzurum Teknik, Eskişehir Osmangazi, Fırat, Galatasaray, Gazi, Gaziosmanpaşa, Gebze Teknik, Hacettepe, Harran, Hitit, İnönü, İskenderun, Teknik, İstanbul Teknik, İstanbul, İzmir Katip Çelebi, İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü, Kahramanmaraş Sütçü İmam, Karabük, Karadeniz Teknik, Kocaeli, Marmara, Mersin, Namık Kemal, Necmettin Erbakan, ODTÜ, Ömer Halisdemir, Sakarya, Selçuk, Süleyman Demirel, Trakya, Türk-Alman, Uludağ, Yalova, Yıldız Teknik.”

Gerçekleştirilen paneller neticesinde, temel bilimler, mühendislik ve mimarlık alanlarında 46 üniversitede 855 kontenjan için alt alanlar şöyle belirlendi:

“Akıllı malzemeler, biyobenzetim, bilgi güvenliği, biyoenformatik, biyomalzeme ve doku mühendisliği, biyomedikal ekipmanlar (tıbbi cihazlar), enerji depolama ve enerji malzemeleri, güç ve depolama teknolojileri, hava ve uzay araçları tasarımı, hidrojen ve yakıt pilleri, insan-bilgisayar etkileşimi, insan beyni ve nörobilim, insansız sistemler, mikro ve nanoteknoloji, mimarlık, nanobiyoteknolojik güdümlü ilaçlar, nükleer enerji, örüntü tanıma analizi, savunma bilişimi, modelleme ve simulasyon, savunma sistemleri entegrasyonu, sensör teknolojileri, sürdürülebilir ve akıllı kentler, sürdürülebilir yapı malzemeleri ve teknolojileri, sürdürülebilir, etkin tarım, ulaştırma akıllı ulaşım sistemleri, veri madenciliği ve veri depolama, yeni 3B eklemeli üretim, yeni nesil kompozitler ve çok işlevli nanokompozit malzemeler, yenilenebilir enerji kaynakları/teknolojileri.”

Sosyal bilimler alanında 28 üniversitede 246 kontenjan için alt alanlar ise şöyle oldu:

“Afrika çalışmaları, aile psikolojisi, anayasa hukuku, Balkan çalışmaları, deniz ticaret hukuku, Ermenice, fikri mülkiyet hukuku, göç çalışmaları, hadis, idare hukuku, katılım bankacılığı, kentsel dönüşüm çalışmaları, klinik psikoloji, manevi danışmanlık, medeni yargılama usulü hukuku, okul öncesi eğitim, Ortadoğu çalışmaları, özel eğitim (yetenekli, engelli vb), sosyal medya çalışmaları, toplumsal cinsiyet çalışmaları, uluslararası güvenlik ve terör, Uzakdoğu çalışmaları, yoksulluk çalışmaları.”

Sağlık alanında 25 üniversite için 299 kontenjan için alt alanlar şöyle:

“Biyomalzeme ve doku mühendisliği, cerrahi hastalıklar hemşireliği, çocuk sağlığı ve hastalıkları hemşireliği, doğal ve bitkisel ürünler, kozmetik ürünler, farmasötik biyoteknoloji ve ilaç tasarımı, gen tedavisi, gıda-metabolizma etkileşimi, hastane enfeksiyonlarını önleme, iç hastalıkları hemşireliği, kanser epidemiyoloji, metabolizma (obezite, diyabet ve ateroskleroz), moleküler farmakoloji ve ilaç araştırmaları, moleküler onkoloji, moleküler patoloji, moleküler ve hücresel gastroenteroloji, odiyoloji, psikiyatri hemşireliği, tümör immunolojisi.”

Belirlenen alanlarda doktora yapacaklara aylık bin 550 Lira 4 yıl süreyle verilecek.​

100 / 2000 YÖK Doktora Bursları Türkiye’nin projesi

Saraç, bu projeyi ‘Türkiye’nin projesi’ olarak niteledi ve Yeni YÖK olarak ülkemizin kalkınmasına katkı sağlayacak bu büyük adımla gurur duyuyoruz dedi.

“100/2000 YÖK Doktora Bursları Projesi” ne ilişkin detaylı bilgi için:

http://www.yok.gov.tr/web/100-2000/ana-sayfa

Pamukkale Üniversitesi’nin Nanoteknoloji Alanında Eğitimi Kapsayan Projesi Kabul Edildi

Pamukkale Üniversitesi’nin Nanoteknoloji Alanında Eğitimi Kapsayan Projesi Kabul Edildi. Pamukkale Üniversitesi’nin “Universal Nanotechnology Skills Creation and Motivation Development” projesi, Türkiye Ulusal Ajans Başkanlığı tarafından kabul edildi. PAÜ tarafından sunulan projede yurtdışı ve yurtiçinden 5 üniversite ortak çalışacak.

Erasmus+ Ana Eylem 2 Yükseköğretim Alanı Stratejik Ortaklıklar (KA203) kapsamındaki proje başvurularının değerlendirme süreci sonucunda, Türkiye Ulusal Ajans Başkanlığı’na sunulan 52 projeden 12 proje başvurusu kabul edildi. Pamukkale Üniversitesi tarafından sunulan “Universal Nanotechnology Skills Creation and Motivation Development” “Evrensel Nanoteknoloji Becerileri Geliştirme ve Motivasyon Kazandırma” adlı proje 200 bin 424 Euro bütçe ile kabul edilen projeler arasına girdi. Projenin yurtdışı ortakları İtalya, Romanya ve Yunanistan’dan; yurtiçi ortakları ise Afyon Kocatepe Üniversitesi ve Selçuk Üniversitesi’nden nanoteknoloji alanında uzman kadrolardan oluşmaktadır.

Üniversite tarafından yapılan açıklamada ayrıca şu konulara değinildi, “Türkiye’nin 2023 ve Avrupa Komisyonunun yakın gelecek hedeflerinde en önemli konu başlıklarından birisi nanoteknolojidir. 21. yüzyılın sanayi devriminin temeli olan nanoteknoloji, atomik ve moleküler seviyede maddeleri kontrol edebilme bilimidir ve hayatlarımıza değişik alanlarda girmiştir. Bu alanlar arasında bilgi ve iletişim teknolojileri, savunma sanayi, uzay ve havacılık teknolojisi, tarım, moleküler biyoloji ve genetik mühendisliği, kozmetik sanayi, tekstil endüstrisi, gıda ve kimya sanayi sayılabilir. Yakın gelecekte, ülkelerin ekonomik seviyesinin ve gücünün nanoteknolojiyi kontrol edebilmelerine bağlı olarak değişeceği öngörülmektedir.

AMAÇ GENÇLERİ NANOBİLİMLE TANIŞTIRMAK

Ülkemizin dünyada var olan nanoteknoloji uygulamalarını tanıması, kullanması ve geliştirebilmesi büyük önem arz etmektedir. Bu amaçla, yüksek öğrenim kurumlarının nanoteknolojideki gelişmelerin farkındalığına sahip ve kariyer planlarında bu konuya yer veren gençler yetiştirmesi önemlidir. Türkiye’de genellikle gençler, yüksek lisans seviyesinde nanobilim ve nanoteknolojiyle tanışmaktadır. Yüksek lisans ve doktora seviyesindeki benzer programların sayısı giderek artmasına rağmen, lisans seviyesinde nanoteknoloji eğitimi çok kısıtlıdır. Bu eğitimin lisans seviyesinde verilebilmesinin, nanoteknoloji alanında kalifiye eleman yetiştirilmesine katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Bu projenin hazırlanma amacı, lisans seviyesindeki gençleri nanobilimle tanıştırmak ve bu alanda yapacakları kariyer planlarına destek olmaktır. Ayrıca, proje kapsamında yeni öğretim metotları göz önünde bulundurularak hazırlanacak olan yazılı ve görsel eğitim materyallerinin, yaygın ve etkili bir şekilde eğitim-öğretimde kullanılarak gençlere yol gösterici olması hedeflenmiştir.

Bilginin küresel ekonomi için en önemli parametre olduğu göz önüne alındığında, bu projenin Pamukkale Üniversitesi’nin yurtiçi ve yurtdışı ortaklarıyla bilimsel ve kültürel bilgi paylaşımını arttıracağı, daha büyük ve daha etkin projelerin doğmasına yol açacağı düşünülmektedir. Proje kapsamında öğrenciler için İtalya’da staj imkanı oluşacak, birbirinden farklı alanlarda kendilerini geliştirmeleri için fırsatlar sunulacaktır”.

Pamukkale Üniversitesi'nin Nanoteknoloji Alanında Eğitimi Kapsayan Projesi Kabul Edildi

Kaynak: P.Ü

SÜ Kimya Bölümü Öğretim Görevlisi COST Bilimsel Komite Üyeliğine Seçildi

SÜ Kimya Bölümü Öğretim Görevlisi COST Bilimsel Komite Üyeliğine Seçildi. TÜBA Asli Üyesi ve Selçuk Üniversitesi Fen Fakültesi Kimya Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Ersöz, Bilim ve Teknolojide Avrupa İş Birliği (European Cooperation in Science and Technology – COST) Üst Düzey Temsilcileri Komitesi Toplantısı’nda TÜBİTAK tarafından önerilen adaylar arasından COST Bilimsel Komite Üyesi olarak seçildi.

Türkiye’deki bilimsel koordinatörlüğü TÜBİTAK tarafından sağlanan COST, ulusal kaynaklarla desteklenmiş araştırma projelerinin Avrupa düzeyinde koordinasyonunu sağlamak ve Avrupa bilim insanlarının ortak çalışmalarını desteklemek amacıyla 1971 yılında kuruldu ve Avrupalı araştırmacılar arasında etkileşim ve iş birliğini destekleyerek; Avrupa’yı barışçıl amaçlar için bilimsel ve teknik araştırmada güçlendirme misyonuyla çalışıyor.

COST Bilimsel Komite olarak, COST projelerinin seçimi, yürütülmesi ve seçimi yanında Avrupa Araştırma Alanı’nın küresel düzeyde daha ileriye götürülmesi, Avrupa’da bilimsel mükemmeliyetin yürütülmesi, bilimsel ve teknolojik aktivitelerin katkı sağlanması ve Avrupa araştırma toplumunun en iyi şekilde desteklenmesi konularında COST Üst Düzey Temsilcileri Komitesi’ne danışmanlık yapıyor.

Bilimsel iş birliğinde en uzun devam eden ve Avrupa Araştırma Alanı’nı oluşturan bir iş birliği programı olan COST; AB ötesi, Amerika, Avustralya, Yeni Zelanda, Rusya gibi ülkelerdeki araştırmacılar ile de etkileşim ve iş birliğinin geliştirilmesini amaçlıyor. Türkiye’den COST’a son yıllarda araştırmacılarımızın katılımında artış gözlenirken bu artışın tüm COST projelerinde olması için TÜBİTAK özverili bir çalışma yürütüyor. COST’a katılım sağlanarak ülkemizdeki araştırmacıların katılımı ile doğrudan uluslararası bir iş birliği ağına dahil olmaları, özellikle ülkemizin de dahil olduğu Horizon 2020 programı için bir temel yapı, konsorsiyum oluşturma ve konsorsiyuma katılım gibi fırsatlar sağlıyor.

Türkiye’nin jeopolitik ve stratejik konumu gereği, tarihsel birikimleri ve uluslararası gelişmelerin ağırlıklı bir bölümünün yaşandığı Afro-Avrasya coğrafyasının kalbinde önemli bir ülke konumunda olduğunu söyleyen Prof. Ersöz bu bağlamda; özellikle uluslararası boyutta üstlendiği roller ve gerçekleştirdiği somut katkılar nedeniyle, İslam İş birliği Teşkilatı ve Orta Asya Türk Cumhuriyeti ülkeleri ile akademik iş birliği ağlarının kurulması, ortak bilimsel politikaların geliştirilmesi ve COST’a benzer bir yapılanmanın oluşturulmasını ve bu yapının liderliğini Türkiye’nin yapması gerektiğini söyledi.

COST’un misyonu çerçevesinde Prof. Dr. Mustafa Ersöz, pek çok COST projesinde Çekirdek grup üyeliği, çalışma grup başkanlığı ve Short-Term Scientific Missions (STSM) koordinatörlüğü gibi aktif görevler aldı. Prof. Ersöz, nanobilim alanında yapmış olduğu uluslararası nitelikli çalışmaları nedeniyle, COST-MP1106 aksiyonunda, UFUK (HORIZON) 2020 kapsamında nanoteknoloji alanında proje hazırlamak için oluşturulan “Nanomaterials and Nanotechnologies” takımının koordinatörlük görevini yürüttü. Prof. Ersöz, AB 7. Çerçeve Program kapsamında, nanoteknoloji alanında önemli araştırma merkezleri ve İntel ile aynı konsorsiyumda (FP7-LAMAND) bulundu, projenin “Nanometrology” çalışma paketinin liderliğini yürüttü. Yine AB 7. Çerçeve Program kapsamında da birçok proje yürütmeye devam ediyor.

Prof. Ersöz, üniversitedeki Ar-Ge faaliyetlerinin koordinasyonu ve bütünlüğünü sağlamak ve Konya sanayisinin Ar-Ge ihtiyaçlarının gelişmesine katkı sağlamak için Selçuk Üniversitesinin Ar-Ge merkezi laboratuvarı alt yapısının kuruluşunu gerçekleştirdi. Yine, üniversite-sanayi iş birliği kapsamında Konya bölgesinde doğal ürünlerin teknolojik katma değerli ürün olarak değerlendirilmesi amacıyla “Doğal Ürünler Araştırma ve Uygulama Merkezi” projesine de devam ediyor.

SÜ Kimya Bölümü Öğretim Görevlisi COST Bilimsel Komite Üyeliğine Seçildi

 

Kaynak :TÜBA

S.Ü Kimya Mühendisliği Esnek Organik Led Üretti

S.Ü Kimya Mühendisliği Esnek Organik Led Üretti. Selçuk Üniversitesi (SÜ) Mühendislik Fakültesi Kimya Mühendisliği öğretim üyeleri ve öğrencileri tarafından hazırlanan “Esnek Oled Yapımı Projesi” ile günümüzde başta cep telefonları olmak üzere birçok alanda kullanılan dokunmatik ekranların esnek ve bükülebilir özelliğe kavuşması sağlanacak. TÜBİTAK tarafından her yıl düzenlenen Sanayi Odaklı Lisans Bitirme Projeleri Yarışması’na (2242/B) katılan proje, ‘Alan Özel Ödülleri’ ana kategorisine bağlı ‘Fen Bilimleri’ alt kategorisinde birincilik ödülüne layık görüldü. Projenin mimarları olan Selçuk Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Kimya Mühendisliği Bölümü öğrencileri Fatma Ustaoğlu, Yasemin Cemile Altınsu ve Handan Uzun’a Kimya Mühendisliği Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mahmut Kuş danışmanlık yaptı.

“GELECEĞİN EKRAN TEKNOLOJİSİ”
Günümüzde başta cep telefonları olmak üzere birçok alanda kullanılan organik esaslı dokunmatik ekranların bükülebilir ve esnek özelliğe kavuşmasını hedeflediklerini belirten Doç. Dr. Kuş, “Proje üzerinde 2 yıldır çalışıyoruz. Amacımız bunları çok küçük boyutlara dönüştürerek yüksek kalitede şeffaf ve bükülebilir Organik LED üretmek ve geleceğin ekran teknojisinde ülkemizide söz sahibi yapmaktır. Bu teknoloji sadece ekran sistemleri değil aynı zamanda ince film işlemci teknolojileri ve organik esaslı güneş hücreleri üretimlerine de teknolojik altyapı sağlayacaktır. Böylece kullandığımız elektronik aletler daha hafif, katlanabilir, uzun ömürlü ve ucuz olacaktır. Tüm bu çalışmaların hayata geçmesinde bizlere destek veren Rektörümüz Prof. Dr. Hakkı Gökbel’e müteşekkiriz” dedi.

“HEDEF ÜRETİME GEÇİRMEK”
Projelerinin TÜBİTAK tarafından birincilik ödülüne layık görülmesinin kendileri için büyük bir onur olduğunu belirten öğrencilerden Fatma Ustaoğlu ise, “Arkadaşlarım ve hocamızla birlikte tasarladığımız projemizin TÜBİTAK gibi önemli bir kurumdan birincilik ödülü alması bizim için son derece anlamlı. Bundan sonraki süreçte projeyi daha da geliştirip, üretime geçilebilmesi noktasında çalışmalar yürüteceğiz. Bizler üzerinde emekleri bulunan öğretim üyelerimize sonsuz teşekkürlerimizi sunarız” diye konuştu.

A

 

Kaynak : netinternethaber

Üniversitenin bahçesinde bitkileri yetiştirip özlerini işleyerek yüksek kalitede parfüm üretiyorlar…

Selçuk Üniversitesi (SÜ) Çumra Meslek Yüksekoğlu öğrencileri, okulun bahçesinde yetiştirdikleri bitkilerin özlerini laboratuvarlarda işleyerek yüksek kalitede parfüm üretiyor.
Okul Müdürü Doç. Dr. Fatih Er, yaptığı açıklamada, öğrencilerin okulun bahçesinde yetiştirdikleri bitkilerden kendi adlarını taşıyan parfüm ürettiklerini bildirdi.
Bitkilerin üretiminden, laboratuvar ve şişeleme işlemine kadar her aşamasında öğrencilerin bulunduğunu ifade eden Er, bitkiden esans alınıp kendilerine özgü karışımlar yaratarak, yine özgün kokular elde edildiğini belirtti.
Tıbbi ve Aromatik Bitkiler Bölüm Başkanı Doç. Dr. Ahmet Gümüşçü de okulun 500 metrekarelik bahçesinde 100’den fazla tıbbi ve aromatik bitki ürettiklerine dikkati çekti.

– Üretimin her aşamasında öğrenci var
Öğrencilerin kışın teorik olarak verilen bilgileri, baharın gelmesiyle birlikte pratiğe dönüştürdüklerini anlatan

Gümüşçü, şunları kaydetti:
“Okulda oluşturduğumuz bahçemizde her öğrenci, sorumlu olduğu 3 metrekarelik alanda bir ya da birkaç çeşit bitki yetiştiriyor. Bu bitkilerin genetiğiyle oynanmıyor. Tamamı doğal olan bu bitkilerin bazıları ise parfüm yapımında kullanılıyor. Bugün dünyada parfüm esansı çok pahalı ve öğrencilerimiz bu esansı kendileri üretiyorlar. Kendi adlarını verdikleri kokuları ortaya çıkarıyorlar. Ticari bir kurum olmadığımız için parfümlerin satışını yapamıyoruz. Parfümün yanı sıra tıbbi alanda kullanılan bitkiler ve bitkisel çaylar da üretiyoruz. Biz burada sektörün ihtiyacı olan nitelikli eleman yetiştiriyoruz. Bahçeden laboratuvara kadar üretimin her aşamasında öğrenci rol alıyor. Bu da mezun öğrencilerimizin daha nitelikli olmasını sağlıyor. Mezunlarımız kolaylıkla iş bulabiliyor.”

selçuk üni parfum

 

Kaynak :haberahval

S.Ü.Kimya Mühendisliği Bölümü öğretim üyesinden Para Ve Değerli Kağıtlar İçin ‘Su Geçirmezlik’ Projesi

KONYA’daki Selçuk Üniversitesi Kimya Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Mustafa Karaman, nano teknolojiyle ‘su geçirmezlik’ projesini başarıyla tamamladı. Yrd. Doç. Dr. Karaman, “Özellikle para, bono, tahvil gibi değerli kağıtlarla, tarihi özelliği bulunan yazma eserler veya uluslararası anlaşmalara koruyucu özellik kazandırmak bu proje ile mümkün” dedi.

Çamurlu ve kirli ortamlarda yetişen nilüfer bitkisinin bu projeyi gerçekleştirmede kendisine ilham kaynağı olduğunu kaydeden Yrd. Doç. Dr. Mustafa Karaman, şunları söyledi:
“Nilüfer bitkisi çamurlu ve kirli ortamlarda yetişir. Buna rağmen bitkinin yaprakları sürekli temizdir. Çünkü bitki üzerine en ufak bir toz zerresi geldiğinde hemen yapraklarını sallar ve toz taneciklerini belli noktalara doğru iter. Biz de çiçeğin bu itme özelliğini kimyasal buhar biriktirme yöntemiyle peçete ve kumaş üzerinde uygulamayı başardık.”

AMACIMIZ ENDÜSTRİYEL ALANDA KULLANIM SAĞLAMAK

Yrd. Doç. Dr. Mustafa Karaman, 2010 yılında TÜBİTAK desteğiyle ‘Kimyasal buhar biriktirme yöntemi ile süper su itici yüzey sentezi’ projesini Selçuk Üniversitesi İleri Teknoloji Araştırma ve Uygulama Merkezi’nde başarıyla sonlandırdıklarını ifade etti. Buhar biriktirme yöntemi uygulanan cismin yüzey şekillerinin bozulmadığını belirten Yrd. Doç. Dr. Karaman, “Buhar biriktirme yöntemiyle gerçekleştirdiğimiz uygulama sonrasında yüzeylerin şekilleri bozulmadan ıslanma, yapışma ve kir tutma engelleniyor. Kaplamalarımız nanometre mertebesinde gerçekleşiyor. Nano teknoloji uyguluyoruz. Bu nedenle yüzeyin geometrik şeklini ve fiziksel özelliklerini değiştirmiyor. Süper su itici yüzeyler oluşuyor. Amacımız laboratuvar ortamında gerçekleştirdiğimiz çalışmanın endüstriyel olarak da üretim yapabilecek hale gelmesini sağlamak. Şu ar da bu konu üzerinde çalışmalar yapıyoruz” dedi.

HER TÜRLÜ YÜZEYİ UYGULANABİLİR

Geliştirdikleri uygulamayla her türlü yüzeyi kaplamanın mümkün olduğuna dikkat çeken Yrd. Doç. Dr. Karaman, “Günümüzün en önemli teknolojik gelişmelerinden biri de esnek ekranlar ve güneş panelleri. Bunların uygulama alanları giderek genişliyor. Gerek gündelik yaşamda, gerek havacılık sanayisinde, gerekse uzay endüstrisinde bunlar geleceğin malzemeleri olarak karşımıza çıkıyor. Bu malzemelerin ömrünü uzatmak da bu tür kaplamalardan geçiyor. Bizim yaptığımız teknikle de narin, hassas ve kağıt benzeri duyarlı yüzeyleri yenilikçi bir teknoloji ile su geçirmeyecek hale getirip orijinalliğini bozmadan kaplayabiliyoruz” diye konuştu.

DÜŞÜK MALİYET

Endüstrinin en büyük sorununun kimyasal çözücüler ve çevreye verdiği zararlar olduğunu ifade eden Yrd. Doç. Dr. Karaman, şunları söyledi:

“Bu projenin en büyük özelliği fonksiyonel yüzey kaplamalarımızı çok düşük maliyetlerde herhangi bir çözücü kullanmadan gerçekleştiriyor olmamız. Endüstrinin en büyük sorunu çözücüler. Özellikle tekstil ve boya endüstrisinde bu tip çözücüler çevre sorunlarına yol açıyor. Hem bu çözücüleri satın alırkenki maliyet hem de bunları bertaraf etmek için endüstri ve sanayiciye getirdiği maliyetler gider hanesine yazılıyor. Ama bizim uygulamamızda bu ortadan kalkıyor.”

PEÇETEYLE DENEY

Laboratuvarda yaptığı deneyde su emme özelliği bulunan peçeteye uygulama yapan Yrd. Doç. Dr. Karaman, “Özellikle değerli olan para, bono, tahvil, tarihi özelliği bulunan yazma eserler veya uluslararası anlaşmaların ömürlerini arttırmak için koruyucu özellik kazandırmak bu proje ile mümkün” dedi.
konya

 

Kaynak : haber3