Bilkent Üniversitesinden Araştırmacılar, Polimer Robotlar Geliştiriyor

Bilkent Üniversitesinden Araştırmacılar, Polimer Robotlar Geliştiriyor. Bilkent Üniversitesinden araştırmacılar, ahtapot, salyangoz, fare gibi hayvanların esneyebilir vücut özelliklerinden esinlenerek yeni nesil “yumuşak robotlar” geliştirmeye başladı. Metal gibi sert malzeme yerine polimer ve plastik gibi kimyasal malzemeler kullanılan yeni tasarım robotlara çok dar bölgelerden rahatlıkla geçebilme özelliği kazandırılıyor.

Bilkent Üniversitesi Kimya Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Bilge Baytekin, Birleşmiş Milletler (BM) 11 Şubat Dünya Bilim Kadınları Günü dolayısıyla AA muhabirine, akademik çalışmalarına ilişkin bilgi verdi.

Bilimsel çalışmalarının daha çok yumuşak malzemeler yani polimerler üzerine yoğunlaştığını anlatan Baytekin, bu konuda değişik uygulamalar yaptıklarını, bunlar arasında yumuşak robotların bulunduğunu dile getirdi.

Geleneksel olarak robotların metal gibi sert malzemeden yapıldığını, bilgisayar programları ile tasarlanan elektronik devreler aracılığıyla kontrol edildiğini anlatan Baytekin, dünyada canlılardan yani hayvan, bitki ve hatta insanlardan ilham alınarak yapılan malzeme ve sistemler kullanılarak yeni nesil yumuşak robotlar yapabilmenin yollarının arandığını ifade etti.

Bu yeni nesil robotların, yapımlarında kullanılan polimer ve plastik gibi kimyasal malzemelerin yumuşaklığı nedeniyle “yumuşak robotlar” olarak adlandırıldığını belirten Baytekin, bu robotların yapıldıkları malzemenin getirdiği hafiflik, kıvraklık, engelleri kolay aşabilme, az enerji ihtiyacı ve insanlarla uyumlu çalışabilme gibi pek çok avantaj bulunduğunu ifade etti.

Yumuşak robotlardaki yumuşak malzemeyi aynen canlılarda olduğu gibi kimyasal reaksiyonlarla hareket ettirme ve programlama üzerine çalıştıklarını bildiren Baytekin, bunun yanında yumuşak robotları ışık ile programlama üzerine de araştırmalar yaptıklarını söyledi.

Yumuşak robotların arama kurtarma çalışmaları, dar alanlardan geçme ya da engelleri aşma gibi değişik görevlerde kullanılabileceğini dile getiren Baytekin, şöyle devam etti:

“Yumuşak robotlar dünyada da çok yeni bir alan. Son 10 yıldaki çalışmalar, ağırlıklı olarak daha çok robotik ve malzeme alanının kesiştiği yerlerde yürütülüyor. Bizler de henüz bu kavramı öğrenme ve deneysel çalışmalar yapma aşamasındayız. Yarın hemen etrafta ahtapotlara benzer şekilde yumuşak robotların gezmesini beklemiyoruz ama buradaki bilgiyle yumuşak protezler, insan yardımcısı ya da savunma sanayisinde kullanılacak robotlar yapabilmeyi umuyoruz.

Yumuşak robotları, elektroniğin, elektrik enerjisinin dışında başka kaynaklarla çalıştırmaya çalışıyoruz. Bunun mümkün olduğunu da gördüğümüz çalışmalarımız var. Yumuşak robotların şişme, gerilme gibi kas hareketlerini ahtapot, salyangoz ya da fare gibi canlılarda olduğu gibi kimyasal tepkimelerle yapmasını sağlamaya çalışıyoruz ve şekil değiştirerek çeşitli hareketleri yapmaları üzerine araştırmalar yürütüyoruz. Böylece çok dar alanlardan rahatlıkla geçebilecek yumuşak robotlar yapmaya çalışıyoruz.”

23 Avrupalı ekip yumuşak robot üzerine çalışmaya başladı

Baytekin, yeni nesil robotlar üzerine yaptıkları çalışmaların TÜBİTAK tarafından fonlanan ROBOCOM++ isimli bir proje kapsamında devam edeceğini belirterek, AB konsorsiyumunda 23 Avrupalı araştırma grubuyla çalışacaklarını bildirdi.

ROBOCOM projesinde yumuşak robotların yaşayan bir canlı gibi hareket etmesini sağlamaya çalışacaklarını belirten Baytekin, robotun ilk prototipi için çalışmalarının sürdüğünü açıkladı.

Kadınlar bilim için çok uygun

Bilge Baytekin, Bilkent Üniversitesi kimya bölümünden mezun olduktan sonra Almanya ve ABD’de lisansüstü eğitimini tamamladığını, Bilkent Üniversitesinde araştırmalarına devam ettiğini anlattı.

2017 Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA) GEBIP ödülü, 2016 Bilim Akademisi BAGEP ödülü ile 2015 Loreal-UNESCO “Genç Bilim Kadınlarına Destek Ödülü” sahibi olduğunu aktaran Baytekin, Science dergisinde de iki makalesinin yayımlandığını söyledi.

Kız öğrencilerin bilimle uğraşmalarına yönelik önerilerde bulunan Baytekin, dünyayı daha yaşanır, daha güzel bir yer yapmanın yolunun bilimden geçtiğini ve kadınların da bu görev için uygun olduğunu dile getirdi. Bilim insanı olmayı hayat tarzı olarak gördüğünü ifade eden Baytekin, “Saat 17.00 oldu hadi evime gideyim, diye bir şey bilimde yok. Çocuğumla oynarken, bulaşık yıkarken, günlük işlerimi yaparken bile aklımdaki sorulara yanıt arıyorum. Bir kişide merak varsa bilim insanı olabilir. Ben bu merak konusunu kız çocuklarında daha çok görüyorum.” diye konuştu.

Kaynak : Anadolu Ajansı

İstanbul Teknik Üniversitesi ”İstanbul-Kimya Mühendisliği Tasarım Etkinliği ”ne Ev Sahipliği Yapacak

İstanbul Teknik Üniversitesi “İstanbul-Kimya Mühendisliği Tasarım Etkinliği”ne Ev Sahipliği Yapacak.  İstanbul Teknik Üniversitesi ev sahipliğinde 6 Mayıs 2017 Cumartesi günü Ayazağa Kampüsü Süleyman Demirel Kültür Merkezi’nde İstanbul-Kimya Mühendisliği Tasarım Etkinliği düzenlenecek.

İTÜ Kimya Mühendisliği tarafından ilk kez gerçekleştirilecek olan bu etkinliğe; Beykent Üniversitesi, Boğaziçi Üniversitesi, İstanbul Üniversitesi, İstanbul Teknik Üniversitesi, Marmara Üniversitesi ve Yeditepe Üniversitesi son sınıf öğrencileri hazırladıkları kimyasal tesis projeleri ile katılacaklar.

Yaklaşık 60 proje grubunun katılacağı etkinliğe 400 kişi civarında da katılım gerçekleşecek. Etkinliğe katılan öğrencilere katılım sertifikası verilirken, projelerle ilgili olarak bir de özet kitabı bastırılacak. Farkındalık yaratacak bu etkinlikte birincilik, ikincilik, üçüncülük ve 3 tane de mansiyon ödülü olmak üzere 6 ödülün sahiplerine verilmesi TKDS tarafından üstlenilmiştir.

Etkinlik Programı

13:00 – 13:30 Açılış Konuşması (Gülhayat Nasün Saygılı- Murat Akyüz)

13:30 – 16:00 Poster Oturumu

16:00 – 16:30 Kahve Molası

16:30 – 17:10 Konuşma (Timur Erk – Türkiye’de ve Dünya’da Kimya Sanayi Dünü Bugünü Yarını)

17:10 – 18:00 Ödül Töreni

Kaynak : turkchemonline

“100/2000 YÖK Doktora Bursu” Projesi Kapsamında Desteklenecek Üniversiteler ve Alanlar Belli Oldu

“100/2000 YÖK Doktora Bursu” Projesi Kapsamında Desteklenecek Üniversiteler ve Alanlar Belli Oldu. 100 tematik alanda 2 bin kişiye yönelik aylık bin 550 Lira doktora bursu verilecek üniversiteler ve programları açıklandı. Üniversitelerinizin web sayfalarından duyuruları takip ederek başvuruda bulanabilirsiniz !!!

YÖK’ün kararı doğrultusunda belirlenen 53 üniversiteye doktora bursu başvurusu yapılabilecek.

YÖK Başkanı Yekta Saraç, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türkiye’deki doktoralı insan sayısını artırmak için “100 / 2000 YÖK Doktora Bursları Projesi”ni başlattıklarını hatırlattı.

Doktoralı insan sayısında gerilerdeyiz

Kalkınmış ülkelere bakıldığında, doktoralı insan sayısının çok yükseklerde olduğuna işaret eden Saraç, Çin’de bin kişiye 2.2, Amerika’da bin kişiye 1.7, Avrupa Birliği ülkelerinde bin kişiye ortalama 1.5 doktoralı insan düşerken Türkiye’de bu sayının bin kişiye 0.4 oranında olduğunu söyledi.

Doktora için bin / bir hedefini koyduk

Ülkenin kalkınmış ülkeler arasındaki sıralamasını yükseltmek için doktoralı insan gücünün artırılması gerektiğinin altını çizen Saraç, “Biz de bu bağlamda bin/bir hedefini koyalım diyoruz. Yani bin kişiye 1 doktoralı kişi. Buradaki maksadımız aslında endüstriye de sanayiye de bir doktoralı iş gücü, doktoralı insan gücü kazandırmak.” dedi.

“100/2000 YÖK Doktora Bursları Projesi” kapsamında Türkiye için öncelikli alanlarda nitelikli bilgi üretmek amaçlı doktoralı insan kaynağına olan ihtiyacı karşılamak üzere, devlet üniversitelerindeki doktora programlarında öğrenim gören öğrencileri desteklemek için yükseköğretim tarihinde ilk kez doktora bursu verileceğini hatırlatan Saraç, dünyanın da üniversitelerden, ürettikleri bilginin kullanımında etkin rol oynamasını beklediğine işaret etti.

Artık üniversitelerin sadece kitlesel eğitim ile yetinmediğini, ürettikleri ve öğrettikleri bilginin kullanımının ekonomik, sosyal alanlarda değer bulmasını takip ettiklerini ve hedef olarak gördüklerini ifade eden Saraç, YÖK olarak bu amaçla üniversitelerdeki enstitülerin, araştırma merkezlerinin girişimci doğalarını, disiplinler üstü ve disiplinler arası çalışmalarını desteklemeye kararlı olduklarını vurguladı.

“‘Gelecek 10 Yıl İçin Güçlü Nesiller Yetiştirme’ Projesi”

Bu bağlamda doktora programlarının gelişmesine ve bu programlara, mezun olan en parlak öğrencilerin katılabilmesine her zamankinden daha fazla emek harcayacaklarını bildiren Saraç, şöyle devam etti:

“Bu düşünceyle ‘Gelecek 10 Yıl İçin Güçlü Nesiller Yetiştirme’ Projesi’ni başlatıyoruz. Bu öğrencileri 100/2000 YÖK Doktora Bursu ile mali olarak destekleyeceğiz. Yani ülkemizin ihtiyacı olan 100 alanda, 2 bin öğrenci YÖK bursu ile, Türkiye’nin güçlü üniversitelerinde doktora yapacak. Yüksek Öğretim Kurulu olarak bizler de öğrencilerin çalışmalarında gösterdiği başarıyı ve akademik performanslarını dikkate alarak, eğitimleri boyunca, özellikle araştırma kavramına yönelik olarak, kendilerine özgün olanaklar sunmaya çalışacağız.

Bu projenin önemli bir ayağı, YÖK’ün bu doktora programlarının eğitim ve araştırmalarını, ulusal ve uluslararası yaptıkları araştırma ve yayınlarını kalite süreci açısından takip kararı almış olmasıdır.”

YÖK Başkanı Saraç, 100/2000 doktora programını bir mükemmeliyet ve prestij programı olarak gördüğünü belirtti.

Seçilen 100 doktora alanının, 2013’ten itibaren dünya bilim literatürüne katılan “Yükseköğretimde Akıllı Uzmanlaşma-Smart Specialisation” çalışmaları ve onlarca bilim insanının fikri alınarak kararlaştırıldığını açıklayan Saraç, “Bu kavramın esas gayesi, 21. yüzyılda öne çıkan yüksek teknoloji, inovasyon ve gerekli insani ve sosyal değerlerin çalışmalarını ve araştırmalarını üretmek ve ülkeye bu alanda bilim insanı kazandırmaktır. Bunu yaparken de kamu finansmanını doğru ve verimli harcamak ile yükseköğretim çalışma alanlarında dublikasyonu önlemek de üzerinde durulan diğer iki noktadır. Projeyi başarılı olması dileği ile yükseköğretim camiasına sunuyoruz.” değerlendirmesini yaptı.

Türkiye’yi geleceğe taşıyacak bilim alanları

YÖK, 22 Aralık 2016-12 Ocak 2017 tarihleri arasında 100 tematik alanda başvuru ilanına çıktı. Üniversiteler bu alanlar arasından seçtikleri en fazla 10 alt alan için yetiştirecekleri öğrenci sayılarını, kurumsal kapasitelerini ve ilgili alanlarda yetkinliklerine ilişkin YÖK’e başvurdu.

YÖK’e “temel bilimler”, “mühendislik ve mimarlık”, “sağlık” ile “sosyal bilimler” üst alanlarında 73 farklı üniversiteden gelen toplam 635 başvuru ve 2 bin 964 kontenjan talebi ön değerlendirmeden geçirildi.

YÖK’ün kararı doğrultusunda belirlenen 53 üniversiteye öğrenciler doktora bursu başvurusu yapılabilecek.

Bu üniversiteler şu şekilde:

“Abant İzzet Baysal, Abdullah Gül, Afyon Kocatepe, Akdeniz, Anadolu, Ankara Sosyal Bilimler, Ankara, Ankara Yıldırım Beyazıt, Atatürk, Boğaziçi, Bursa Teknik, Bülent Ecevit, Çukurova, Dicle, Dokuz Eylül, Dumlupınar, Düzce, Ege, Erciyes, Erzurum Teknik, Eskişehir Osmangazi, Fırat, Galatasaray, Gazi, Gaziosmanpaşa, Gebze Teknik, Hacettepe, Harran, Hitit, İnönü, İskenderun, Teknik, İstanbul Teknik, İstanbul, İzmir Katip Çelebi, İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü, Kahramanmaraş Sütçü İmam, Karabük, Karadeniz Teknik, Kocaeli, Marmara, Mersin, Namık Kemal, Necmettin Erbakan, ODTÜ, Ömer Halisdemir, Sakarya, Selçuk, Süleyman Demirel, Trakya, Türk-Alman, Uludağ, Yalova, Yıldız Teknik.”

Gerçekleştirilen paneller neticesinde, temel bilimler, mühendislik ve mimarlık alanlarında 46 üniversitede 855 kontenjan için alt alanlar şöyle belirlendi:

“Akıllı malzemeler, biyobenzetim, bilgi güvenliği, biyoenformatik, biyomalzeme ve doku mühendisliği, biyomedikal ekipmanlar (tıbbi cihazlar), enerji depolama ve enerji malzemeleri, güç ve depolama teknolojileri, hava ve uzay araçları tasarımı, hidrojen ve yakıt pilleri, insan-bilgisayar etkileşimi, insan beyni ve nörobilim, insansız sistemler, mikro ve nanoteknoloji, mimarlık, nanobiyoteknolojik güdümlü ilaçlar, nükleer enerji, örüntü tanıma analizi, savunma bilişimi, modelleme ve simulasyon, savunma sistemleri entegrasyonu, sensör teknolojileri, sürdürülebilir ve akıllı kentler, sürdürülebilir yapı malzemeleri ve teknolojileri, sürdürülebilir, etkin tarım, ulaştırma akıllı ulaşım sistemleri, veri madenciliği ve veri depolama, yeni 3B eklemeli üretim, yeni nesil kompozitler ve çok işlevli nanokompozit malzemeler, yenilenebilir enerji kaynakları/teknolojileri.”

Sosyal bilimler alanında 28 üniversitede 246 kontenjan için alt alanlar ise şöyle oldu:

“Afrika çalışmaları, aile psikolojisi, anayasa hukuku, Balkan çalışmaları, deniz ticaret hukuku, Ermenice, fikri mülkiyet hukuku, göç çalışmaları, hadis, idare hukuku, katılım bankacılığı, kentsel dönüşüm çalışmaları, klinik psikoloji, manevi danışmanlık, medeni yargılama usulü hukuku, okul öncesi eğitim, Ortadoğu çalışmaları, özel eğitim (yetenekli, engelli vb), sosyal medya çalışmaları, toplumsal cinsiyet çalışmaları, uluslararası güvenlik ve terör, Uzakdoğu çalışmaları, yoksulluk çalışmaları.”

Sağlık alanında 25 üniversite için 299 kontenjan için alt alanlar şöyle:

“Biyomalzeme ve doku mühendisliği, cerrahi hastalıklar hemşireliği, çocuk sağlığı ve hastalıkları hemşireliği, doğal ve bitkisel ürünler, kozmetik ürünler, farmasötik biyoteknoloji ve ilaç tasarımı, gen tedavisi, gıda-metabolizma etkileşimi, hastane enfeksiyonlarını önleme, iç hastalıkları hemşireliği, kanser epidemiyoloji, metabolizma (obezite, diyabet ve ateroskleroz), moleküler farmakoloji ve ilaç araştırmaları, moleküler onkoloji, moleküler patoloji, moleküler ve hücresel gastroenteroloji, odiyoloji, psikiyatri hemşireliği, tümör immunolojisi.”

Belirlenen alanlarda doktora yapacaklara aylık bin 550 Lira 4 yıl süreyle verilecek.​

100 / 2000 YÖK Doktora Bursları Türkiye’nin projesi

Saraç, bu projeyi ‘Türkiye’nin projesi’ olarak niteledi ve Yeni YÖK olarak ülkemizin kalkınmasına katkı sağlayacak bu büyük adımla gurur duyuyoruz dedi.

“100/2000 YÖK Doktora Bursları Projesi” ne ilişkin detaylı bilgi için:

http://www.yok.gov.tr/web/100-2000/ana-sayfa

10 Dakikada Bilimi Eğlenceli Şekilde Anlatacaklar, “2. Science Slam Ankara” Finaline Çok Az Kaldı

10 Dakikada Bilimi Eğlenceli Şekilde Anlatacaklar, “2. Science Slam Ankara” Finaline Çok Az Kaldı. Bilim adamlarının üzerinde çalıştıkları bilimsel konuları, seyirciye, kolay ve eğlenceli bir dille 10 dakika içinde aktardıkları “2. Science Slam” yarışmasının Ankara finali, 9 Aralık’ta gerçekleştirilecek.

Türkiye’de ilk defa Türk-Alman Bilim Yılı çerçevesinde, Almanya Büyükelçiliği bünyesinde geçen yıl aralık ayında gerçekleştirilen yarışmaya, Ankara’daki çeşitli üniversitelerden öğrenci ve akademisyenler katılmıştı.

Bilimsel çevrelerin etkinliğe yoğun ilgi göstermesi ve özellikle üniversite öğrencilerini bilimsel araştırmaya teşvik etmesi üzerine Almanya Büyükelçiliği etkinliği, Türkiye geneline yayma kararı aldı.

Bu yıl Ankara, Bursa, İstanbul, İzmir, Konya ve Trabzon’dan seçilecek üniversitelerden birinin ev sahipliğinde “Science Slam” etkinlikleri gerçekleştirilecek.

– Ön çalışma bugün gerçekleştiriliyor

Etkinliği tanıtmak için bugün Bilkent Üniversitesinde saat 14.00-17.00 arasında ön çalışma yapılacak. Kimyager ve aynı zamanda medya üzerine çalışan bilim adamı Dr. Lutz Peschke ile “Ankara Science Slam”in geçen seneki birincisi Dr. Thomas Zimmermann, çalışmaya katılanlara sunumlarını nasıl hazırlayacakları konusunda bilgiler aktaracak.

Çalışmanın sonunda “Ankara Science Slam“e katılmak üzere, jüri tarafından 6 aday belirlenecek. Bu adaylar, 9 Aralık’ta Güzel Sanatlar, Tasarım ve Mimarlık Fakültesi binasında gerçekleştirilecek finalde yarışacak ve Ankara birincisi seçilecek.

Bursa, İstanbul, İzmir, Konya ve Trabzon’daki yarışmalar ise gelecek yıl düzenlenecek.

Her şehrin birincilerinin katılımıyla 25 Nisan 2016’da, İstanbul’da, Almanya Büyükelçiliği’nin Tarabya’daki yerleşkesinde Türkiye finali “Grand Science Slam Turkey” düzenlenecek. Final yarışmasının sonunda Türkiye birincisi belirlenecek. Birinci Türkiye şampiyonu ilan edilecek ve iki kişilik Berlin’e uçak bileti ve bu şehirde iki gece konaklama kazanacak.

Yarışmada neler oluyor?

Bilim adamlarının üzerinde çalıştıkları bilimsel konuları, seyirciye, canlı olarak kolay ve eğlenceli bir dille 10 dakikalık süre içinde aktardıkları “2. Science Slam”de, sunumların iyi bir şekilde seyirciye anlatılması gerekiyor. Yarışmacıların sunumu, nasıl yapacaklarına ilişkin bir sınırlama bulunmuyor.

Kazananı seyircilerin belirlediği yarışmada, bilgiyi iyi ve eğlenceli şekilde izleyiciye aktarabilen yarışmacının şansının fazla olacağı belirtiliyor. Her yarışmacıya sunumu için 10 dakikalık süre veriliyor.

Her sunumun ardından puanlama izleyiciler tarafından yapılıyor ve en yüksek puan alan birinci seçiliyor. Her bir katılımcıdan sunumunda, Paris’te gerçekleştirilen Birleşmiş Milletler İklim Değişimi Konferansı çerçevesinde, iklim değişikliği ve çevreye nasıl katkı vereceğini de belirtmesi isteniyor. Etkinliklere katılım ücretsiz olacak.

10 Dakikada Bilimi Eğlenceli Şekilde Anlatacaklar, 2. Science Slam Ankara Finaline Çok Az Kaldı

Kaynak : trthaber

Gaz Teknolojileri Mükemmeliyet Merkezi (GAZTEM) Ulusal Paydaşlar Toplantısı Gerçekleşti

Gaz Teknolojileri Mükemmeliyet Merkezi (GAZTEM) Ulusal Paydaşlar Toplantısı Gerçekleşti. Kalkınma Bakanlığı desteğiyle TÜBİTAK MAM Enerji Enstitüsü tarafından yürütülmekte olan “Gaz Teknolojileri Mükemmeliyet Merkezi (GAZTEM) Projesi” 2011–2015 yılları arasında gaz teknolojileri konusunda yüksek verimli, yenilikçi, rekabetçi ve çevre dostu sistemlerin, proseslerin geliştirilmesine yönelik Ar-Ge çalışmalarının ve endüstriyel hizmetlerin yürütüleceği bir merkezin kurulmasını hedeflemektedir.

Bu kapsamda, sektör temsilcileri ve ilgili tüm paydaşlarla yakın dönemdeki işbirliği aktivitelerinin değerlendirilmesi ve yeni projelerin geliştirilmesi amacıyla, “Gaz Teknolojileri Mükemmeliyet Merkezi (GAZTEM) Ulusal Paydaşlar Toplantısı” 12-14 Kasım 2015 tarihlerinde Kuşadası’nda gerçekleştirildi.

GAZTEM Ulusal Paydaşlar Toplantısı, TÜBİTAK MAM Başkanı Doç. Dr. Bahadır TUNABOYLU, Kalkınma Bakanlığı Enerji Uzmanı Yıldız ERKMEN, Türkiye Kömür İşletmeleri Genel Müdür Yrd. Dr. Abdurrahman MURAT’ın açılış konuşmaları ile başladı. Toplantıya, Kalkınma Bakanlığı, TKİ, EÜAŞ, SEAŞ, Yenilenebilir Enerji Genel Müdürlüğü, İstanbul Enerji A.Ş, İGDAŞ, İSTAÇ, UGETAM, GAZMER, KGS, KarakayaTech, Tüpraş, AYGAZ, GAIA CF, Altaca, Eksim, İstanbul Teknik Üniversitesi, Kocaeli Üniversitesi, Ege Üniversitesi, Ortadoğu Teknik Üniversitesi, Hacettepe Üniversitesi, Bilkent Üniversitesi, Marmara Üniversitesi, İtalya-CNR ve Almanya FZ Jülich Araştırma Merkezi olmak üzere kamu, sanayi ve üniversitelerden 100’ü aşkın kişinin katılımı sağlandı.

TÜBİTAK MAM Enerji Enstitüsü proje yürütücüsü Doç. Dr. Atilla ERSÖZ ve proje paydaşları tarafından yapılan sunumlardan oluşan zengin içerikli beş oturum gerçekleşti. “Fosil Yakıtlardan ve Yenilenebilir Kaynaklardan Yakıt ve Değerli Kimyasal Üretim Teknolojileri”, “Karbondioksit Tutma, Depolama ve Değerlendirme Teknolojileri”, “Gaz Arıtımı/Temizlenmesi Teknolojileri”, “Alternatif Teknolojiler”, “Gaz İletim/Dağıtım ve Endüstriyel Hizmetler” konulu oturumlarda toplam 30 teknik sunum yer aldı.

Toplantının en önemli bölümünü, çalışma grupları oluşturularak gaz teknolojileri ile ilgili önemli konuların görüşüldüğü GAZTEM Çalıştayı oluşturdu. Katılımcılar, gaz teknolojileri alanındaki mevcut durum hakkında çözüm önerilerinin tartışıldığı, Ar-Ge projeleri ve işbirliği imkanlarının değerlendirildiği görüşmelerde bulundular.

Toplantının 3. günü Soma’da bulunan TÜBİTAK ve TKİ destekli “Biyokütle ve Kömür Karışımlarından Sıvı Yakıt Üretimi (TRİJEN) Projesi”nin 1 MWt ölçeğindeki pilot tesisine teknik gezi düzenlendi. TRİJEN proje yürütücüsü Doç. Dr. Fehmi AKGÜN katılımcılara tesis ve projenin mevcut durumu hakkında bilgi verdi.

Gaz Teknolojileri Mükemmeliyet Merkezi (GAZTEM) Ulusal Paydaşlar Toplantısı Gerçekleşti

Kaynak : Tübitak

Mekanokimya İle Bakteri Öldüren Kimyasalları Yok Eden Çalışma

Mekanokimya İle Bakteri Öldüren Kimyasalları Yok Eden Çalışma. Cumhuriyet Gazetesinden Sibel Bahçetepe’nin Bilkent Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Kimya Bölümü’nden Yrd. Doç. Dr. Bilge Baytekin ile yaptığı Söyleşi Haberimizde.

Yrd. Doç. Dr. Bilge Baytekin antibakteriyel sabunlara bakteri öldürücü etkiyi kazandıran kimyasalları doğadan temizlemeye çalışıyor. Baytekin’e göre bu kimyasalar, dirençli bakterilerin oluşmasına neden oluyor.

Bilim Kadınları İçin projesi kapsamında burs almaya hak kazanan Bilkent Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Kimya Bölümü’nden Yrd. Doç. Dr. Bilge Baytekin, genç bir bilim kadını ve aynı zamanda bir anne. Bir yandan 11 aylık kızı ile ilgileniyor, diğer yandan da kızına ve diğer çocuklara daha temiz bir dünya bırakmanın peşinden koşuyor. Çevre atıklarından zararsızca kurtulma üzerine çalışmalarını yürüten Yrd. Doç. Dr. Baytekin, çevreye ve sağlığa zararlı kalıcı organik kirletici sınıfındaki kimyasal maddelerin çevreye zarar vermeden yok edilebilmesi ve zararsız ürünlere dönüştürülmesi üzerine çalışıyor.

L’Oreal Türkiye’nin UNESCO ortaklığı ile uyguladığı proje kapsamında bu yıl 15 bin dolar burs almayı kazanan Türkiye’deki 6 bilim kadınından biri olan Baytekin sorularımızı yanıtladı.

– Mekanokimya nedir?

Mekanokimya kısaca mekanik etkilerle (itme, çekme, bastırma, sürtünme gibi) başlatılan kimyasal reaksiyonları araştırır. Mekanik etki hayatımızda her alanda yürürken, araba sürerken, herhangi bir makinenin çalışması sırasında ortaya çıkan ve çok bulunan bir etkidir. Mekanokimyanın bu etkileri kimyasal reaksiyona dönüştürüp boşa giden bu enerjiyi yararlı ürünlere çevirmeye çalışır. Mekanokimya ile hem en temel bilimsel soruları cevaplayabilir hem de pratikte oluşan sorunların çözümüne yönelik yöntemler geliştirebiliriz.

– Çalışmanız ne üzerine olacak?

Benim çalışma alanım çevre üzerine olacak. Projenin konusu çevrede çokça bulunan ve giderek artan kalıcı organik kimyasalları çevreden yok ederek uzaklaştırma konusunu içeriyor. Kalıcı organik, kirleten dediğimiz zararlı organik kimyasal moleküller daha çok atık sularda bulunur. Biz de işin özünde atık su arıtma konusunda çalışacağız. Şu an yalnızca iki kimyasala, triklosan ve triklokarbana yöneldik. Bu iki madde, çevrede bozulmadan uzun süre kalabilir, biyolojik anlamda birikerek büyür. Atık tesislerinde ayrıştırabilse de ayrıştırılan çamurdan tekrar yeraltı suyuna karışabilir. Tam ve kesin bir çözüm ancak parçalayarak yok etme yoluyla olabilmektedir. Biz de bu yok etmeyi ek ağartıcı kimyasal kullanmadan, bol ve ucuz olarak temin edilebilen silika türevleri ile mekanokimyasal olarak verimli bir şekilde başarmayı hedefliyoruz. Proje için 1 yıllık süreç var.

Diş macununda ve oyuncakta bile kullanılıyor

Triklosan ve triklokarban, antibakteriyel sabun ve temizleyicilere bakteri öldürücü etkiyi kazandıran en yaygın iki kimyasal. Tekstil malzemelerinde, çarşaflarda, oyuncaklarda, bulaşık deterjanlarında, çöp torbalarında, kesme tahtası, diş macunlarında yani çok çeşitli yerlerde kullanılıyor. Küçük miktarda kullanıldığı zaman zararsız. Son on yıl içinde antibakteriyel ürün sayısında ciddi bir patlama var. Dünya Sağlık Örgütü de bu konuda çeşitli çalışmalar yapıyor.

Böcek ilacı

ABD kanunlarına göre, her iki kimyasal da kişisel bakım ürünlerinde kullanıldığında “reçeteye tabi olmayan ilaç” temizlik ürünlerinde kullanıldığındaysa “pestisit” (yani böcek ilacı) olarak niteleniyor. Dolayısıyla ürün etiketlerinde bulunması zorunlu. Ancak yapılan araştırmada, etiketinde belirtilmediği halde bir bulaşık deterjanında triklosan bulunduğu tespit edilmiş. Avrupa Çevre Ajansı (EEA), 2012 yılında yayımladığı raporda, su ekosistemimizde miktarları ve çeşitleri giderek artan tehlikeli kimyasalların listesini yayımlamıştır.

Anne sütünde ve suda çıktı

Yapılan araştırmalarda triklosan ve triklokarbana, içme suyu kaynaklarında, insanlardan alınan idrar (yüzde 75’inde) ve anne sütü örneklerinde (yüzde 97’sinde) rastlandı. Amerikan Kimya Derneği’nin San Francisco’daki senelik toplantısında sunulan rapora göre, 184 gebe üzerinde gerçekleştirilen araştırmada “triklosan” isimli antibakteriyel kimyasal gebe kadınların tümünün, “triklokarban” ise yüzde 85’inin idrarında tespit edildi. 33 kadının göbek kordon kan örneklerinin yarısından fazlasında “triklosan”, dörtte birinde ise “triklokarban” bulunduğu da ortaya çıktı. Triklosan ve triklokarbanın antibiyotiklere dirençli bakterilerin oluşumuna sebep olduğu, beyin ve üreme sisteminin gelişimini etkilediği, bitki ve hayvanlarda biriktikleri biliniyor.

Mekanokimya İle Bakteri Öldüren Kimyasalları Yok Eden Çalışma

 

Kaynak : Cumhuriyet