Avrupa Dövmelerde Kullanılan Mürekkepleri Kimyasal Açıdan İncelemeye Alıyor

Avrupa Dövmelerde Kullanılan Mürekkepleri Kimyasal Açıdan İncelemeye Alıyor. Avrupa Komisyonu, Avrupa Kimyasallar Ajansı (ECHA) dan dövme mürekkeplerde bulunan kimyasalların güvenilirliğini araştırmasını ve sağlığa tehdit oluşturup oluşturmadığının belirlenmesi için AB çapında yeni bir düzenleme yapmasını istedi.

Dövme son yıllarda giderek daha popüler hale geldikçe, mürekkep bileşiklerin bazıları hakkında ortaya bazı endişeler atılmıştır. Metal bazlı pigment ve viskozitesini artırmak için kullanılan yağların içeriği bunlardan bazılarıdır. Bunların bazılarının alerjik reaksiyonlara neden olduğu bildirilmiştir ve kanserojen olduğundan şüpheleniliyor.

Şuan bazı Avrupa Birliği ülkelerinin yasaklı mürekkepler için yasal bir düzenlemeleri var. ECHA kontrol edilen veya AB genelinde yasaklanması gerektiğine karar vereceği kimyasallar için resmi önerilerini bir yıl içinde rapor etmesi bekleniyor.

Avrupa Dövmelerde Kullanılan Mürekkepleri Kimyasal Açıdan İncelemeye Alıyor

Kaynak : chemistryworld

Ülkemizin Altı Kimyasal Atık Deposu Olmuş YAZIK !!!

Ülkemizin Altı Kimyasal Atık Deposu Olmuş YAZIK !!! Ne yazık’ki yer altına gömülen kimyasal atıklar ile ilgili olarak bir üzücü haberde Sakarya’dan geldi. SAKARYA’nın Pamukova İlçesi’ndeki Karapınar Mahallesi’nde faaliyet gösteren bir taş ocağında ihbar üzerine açılan büyük bir çukurun içine yaklaşık 12 kamyon kimyasal atık boşaltıldığı ve üzerinin toprakla örtüldüğü ortaya çıktı.

Pamukova İlçesi Karapınar Mahallesi Bent Üstü Mevkii’nde faaliyet gösteren taş ocağına kimyasal atık gömüldüğü ihbarını değerlendiren jandarma, Sakarya Çevre Şehircilik İl Müdürlüğü, AFAD ve Belediye zabıta ekipleri ile birlikte baskın yaptı.

Taş ocağı içinde yaklaşık 500 metrekarelik alanda iş makineleri ile yapılan kazıda bazıları çuvallar içinde bazıları ise, olduğu gibi toprağın altına gömülmüş, kimyasal atık bulundu.

Çevre illerden getirildiği sanılan ve yaklaşık 12 kamyonu dolduracak miktarda olduğu belirtilen kimyasal atık numune alan Sakarya Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü ile AFAD ekipleri bunları tahlile gönderdi.

Jandarma taş ocağı çevresinde geniş önlem alırken, taş ocağı sahibi Ç.K. ve 3 çalışanı, taş ocağında toprak altına gömülü olarak çıkartılan kimyasal atık maddelerden haberi olmadığını iddia etti. Olayla ilgili 3 kişi gözaltına alınırken, jandarma kapsamlı soruşturma başlattı.

Ülkemizin Altı Kimyasal Atık Deposu Olmuş YAZIK

 

Kaynak : hurriyet

Kimyasal Maddelerin Bildiriminde Değişikliğe Gidildi

Kimyasal Maddelerin Bildiriminde Değişikliğe Gidildi. Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, bazı kimyasal maddelerin bildirim zorunluluğuna ilişkin düzenlemeye gitti

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının, “Kimyasal Silahların Geliştirilmesi, Üretimi, Stoklanması ve Kullanımının Yasaklanması Hakkında Kanunun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar ile Kanun Kapsamındaki Toksik Kimyasal Maddeler ve Prekürsörleri ile Farklı Kimyasal Maddelerin Bildirimlerinin Yapılması Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliği”, Resmi Gazete‘de yayımlanarak, yürürlüğe girdi.

Buna göre, üretim aşamaları dahil olmak üzere, üretilen bir kimyasal karışım içerisinde, yönetmeliğin “2 sayılı cetvelinin” “A” ve “A*” bölümünde yer alan herhangi bir kimyasal madde konsantrasyonu ağırlıkça yüzde 1’den az ise bu kimyasal maddenin Bakanlığa bildirilmesi zorunlu olmayacak.

Üretimin bütün aşamaları dahil olmak üzere üretilen bir kimyasal karışım içerisinde, yine yönetmeliğin “2 sayılı cetvelinin” “A” ve “A*” bölümünde yer alan herhangi bir kimyasal madde konsantrasyonu ağırlıkça yüzde 1 ila 10 arasında ve yıllık toplam üretim, işleme veya tüketim miktarı ilgili eşik değerlerin altında ise bu kimyasal maddenin de Bakanlığa bildirilmesi zorunlu olmayacak.

kimya 1

 

Kaynak : Dünya

Günlük Hayatımızdaki Kimyasal Tehlikeler !

Günlük Hayatımızdaki Kimyasal Tehlikeler ! Türkiye’de son günlerde zehirli ayakkabıları konuşurken ABD’de yayımlanan New Scientist dergisi de son sayısında, günlük hayatta sıklıkla kullanılan ürünlerdeki kimyasal maddelerin sağlık için yarattığı tehlikeleri ele aldı.

İşte günlük hayatın bir parçası olan ürünlerdeki gizli tehlikeler:

Kozmetik Ürünleri:
Şampuan, krem, tonik, deodorant, parfüm, tıraş jeli, makyaj malzemeleri ve güneş koruyucusu gibi ürünlerde kullanılan parabenin kansere sebep olup olmadığı yıllardır tartışılıyor. 2004’te ABD’de yapılan araştırmada, meme kanserine yakalananların tümörlerinde doku başına 20 nanogram paraben tespit edildi. Düşük dozda kozmetik ürünlerde kullanılmaya devam edilen madde bazı kozmetik firmaları tarafından tehlikeli olduğu için tercih edilmiyor.

Damacana su: Özellikle plastik, naylon, polyester ve PVC’nin içinde bulunan Bisfenol A maddesi, bazı damacanalarda da yer alıyor. 2013 yılında 85 bilim insanının kararıyla Avrupa’da yasaklanan Bisfenol A özellikle hormonlara, iç salgı bezlerine ve metabolizmaya zarar veriyor. Kanser riskini artıran madde üreme
organlarında da sorunlara neden oluyor.

120 derecenin üzerinde pişen yiyecekler: 2002 yılında İsveç’te yapılan bir araştırma ile dünya gündemine taşınan akrilamid maddesi, 120 santigrat derecenin üzerinde sıcaklıkta pişirilen gıdalarda ortaya çıkıyor. Akrilamidin hayvanlarda kansere sebep olduğu, belli dozlara çıkıldığında, insan ve hayvan sinir sisteminde zehirlenme etkisi yarattığı biliniyor. Akrilamid, Mısır gevreği, patates kızartması, bisküvi, kraker ve cips gibi ürünlerde görülebiliyor. Hamileyken tüketilmesi ise çok tehlikeli olan madde bebeğin gelişimini yavaşlatıyor. n DIŞ haberler SERVİSİ

Antibakteriyel ürünler: Antibakteriyel sabun, deodorant ve diş macunu gibi bir çok ürünün içeriğinde bulunan triklosan maddesinin insan sağlığı için birçok zararı bulunuyor. Antibiyotik direncine yol açtığı bilinen triklosan, sudaki klorla birleştiğinde zehirli bir hal alarak hormonların dengesini bozuyor. Özellikle çocuklarda alerji riskini artırıyor. AB Komisyonu tarafından düzenli olarak incelenen madde, ABD’nin Minnesota eyaletinde yasaklandı.

Böcek ilacı: 700’den fazla kimyasal madde içeren böcek ilaçları sinir sistemini etkileyen toksinler barındırıyor. Avrupa Gıda Güvenliği Otoritesi (EFSA) tarafından 500 farklı gıda üzerinde yapılan araştırmalarda, 77 bin örnekten 12 bininde, yasal sınırı aşan seviyede böcek ilacı tespit edildi. Beyin gelişmesine, kalbe ve kan damarlarına zararlı etkileri bulunuyor. hamilelik ve çocukluk döneminde
gelişmeyi yavaşlatıyor hatta otizme yol açabiliyor.

Plastik: Plastiğin esnekliğini artıran fitalat maddesinin iç salgı bezlerini ve hormonları direkt etkilediği söylense de, zararları tam olarak kanıtlanmadı. ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi az miktarda fitalatın insana zarar vermediğini ancak yüksek miktarların, düşük sperm sayısı ve doğuştan anatomik deformasyona neden olduğunu ortaya çıkardı.

Kayıtlı 144 bin madde var
144 bin: Dünya genelinde kullanılan kimyasal maddelerin sayısı kesin olarak bilinmese de Avrupa Birliği kayıtlı sayıyı 144 bin olarak açıkladı.
2050: Teknolojiyle birlikte gelişen endüstri, bu maddelerin önünü açıyor ve 2050’de
sayılarının 3 katına çıkması bekleniyor.
4.9 milyon: 2004 yılında4.9 milyon insan zararlı kimyasallara maruz kalması sonucu oluşan sağlık sorunlarından öldü.

kimyasal atık

 

Kaynak : milliyet

Kimya Gibi Riskli Sektördeki İş Yerlerine Sigorta Müjdesi

Kimya Gibi Riskli Sektördeki İş Yerlerine Sigorta Müjdesi. SİGORTA yaptıramamaktan şikâyet eden kimya, mobilya, plastik gibi riskli sektörlerdeki işyerleri, Hazine’nin Olağandışı Riskler Yönetim Merkezi sayesinde sigortalanacak. Merkez, 20 milyon Euro’ya kadar teminat verebilecek.

RİSKLİ sektörlerde faaliyet gösteren şirketlerin sigorta teminatı bulamamasına yönelik kriz aşıldı. Hazine Müsteşarlığı, Olağandışı Riskler Yönetim Merkezi kurarak, Merkez’in yönetimini de 5 yıllığına GRC Howden Reasürans Brokerliği’ni verdi. Böylece, sigorta yaptırmakta sıkıntı yaşayan riskli sektörlerdeki şirketler, tesislerini sigortalatabilecek.

Bir süredir, başta çırçır fabrikaları olmak üzere kimya, kereste, mobilya, plastik sektörleri; sigorta şirketlerini, sigorta yapmamak, mevcut poliçeleri yenilememekle suçluyordu. Sigortacılar ise kimi işletmelerin hiçbir önlem almadıklarını, sık sık hasar yaşandığını belirtip, tesislerin büyük bir çoğunluğunun sigortalandığını ancak her türlü uyarıya rağmen önlem almayanlara teminat vermediklerini söylüyordu. Geçen yıl plastik sanayicileri, ‘aralarında anlaşıp sigorta yapmıyorlar’ gerekçesiyle sigorta şirketlerini Rekabet Kurumu’na şikayet etmiş; başlatılan inceleme sonucunda, rekabete aykırı bir durum olmadığına karar verilmişti.

Hazine, Olağandışı Riskler Yönetim Merkezi kurulmasına izin vererek, soruna köklü çözüm getirdi. Böylece, riskli işyerlerine teminat verecek ayrı bir sigorta havuzu oluşturuldu. Hazine, yeni kurulan Olağandışı Riskler Yönetim Merkezi’nin yönetimini 5 yıllığına GRC Howden Reasürans Brokerliği’ne verdi. Havuzunun reasürans teminatı ise İsviçre merkezli Swiss Reasürans ve Alman merkezli Hannover Reasürans tarafından sağlandı.
Olağandışı Riskler Yönetim Merkezi’nin kurulmasıyla sigorta şirketlerinden teminat bulamayan işyerleri, başta yangın olmak üzere tüm risklere karşı sigorta yaptırabilecek. Merkez, tek bir işyerine 20 milyon Euro’ya kadar sigorta teminatı verebilecek. Hasar durumunda ise ödemeyi yine Olağandışı Riskler Yönetim Merkezi yapacak. Oluşacak hasarı ise Swiss Reasürans ve Hannover Reasürans karşılayacak.

Nasıl sigorta yaptırılacak?

ŞİRKETLER önce bir sigorta şirketine müracaat edilecek. Sigorta şirketi, işyerini riskli görüp, tek başına sigorta yapamayacağına karar verirse; Olağandışı Riskler Yönetim Merkezi’ne yönlendirecek. Merkez’in uzmanları, işyerinde olası riskleri tespit etmek için inceleme başlatacak. İncelemeyle işyerinde eksiklik varsa öncelikle 6 aylık sigorta yapılacak ve eksiklikler bu süre içinde giderilecek. İşyerinin önlemleri alınca sonra poliçesi yenilenecek.

kimyas

 

Kaynak : hurriyet

Türkiye’nin İlk Biyoteknolojik İlacı 2017 Yılında Üretilecek.

Türkiye’nin İlk Biyoteknolojik İlacı 2017 Yılında Üretilecek. İlko İlaç ile Güney Koreli biyoteknoloji firması Genexine ortaklığı olan İlkogen, 32.4 milyon dolar yatırım yapacak ve kanser hastalarının devam tedavisinde kullanılacak ilacı 2017 yılında üretecek.

Selçuklu Holding bünyesinde faaliyet gösteren İlko İlaç ile Güney Koreli biyoteknoloji firması Genexine arasında yüzde 50’şer ortaklıkla kurulan İlkogen firması, Türkiye’nin ilk biyoteknolojik ilaç araştırma- geliştirme, üretim ve uluslararası pazarlama yatırımı olma özelliğini taşıyor. İlkogen’in ilk etap yatırım miktarı 32.4 milyon dolar olması öngörülürken, kanser hastalarının devam tedavisinde kullanılacak ilk ilacın 2017 yılında üretileceği açıklandı.

Biyoteknoloji bir fırsat

İlacın stratejik bir ürün olduğunu ve Türkiye’nin ulusal ilaç firmalarına ihtiyaç duyduğunu belirten İlko İlaç’ı bünyesinde barındıran Selçuklu Holding’in Yönetim Kurulu Başkanı İsmail Öncel; Güney Koreli Genexine ile birlikte çalışmalarının arkasındaki motivasyonu anlatırken; “Yerli ilaç sanayi denildiğinde jenerik ilaçları kast ediyoruz. Kimyasal moleküle dayalı ilaçlarda dünya tıkanma noktasına geldi. Artık yükselen trend biyoteknoloji. Bu alan Türkiye için de bir fırsat olabilir, zira dünyada da yeni.” diyerek, bu alana yöneldiklerini belirtti.

5 yeni ürün geliyor

120 milyon liranın üzerinde bir büyüklük ile Anadolu’daki en büyük ilaç yatırımını gerçekleştirdiklerini ve tesislerini 2012’de tamamladıklarını anımsatan İlko İlaç Genel Müdürü Hatice Öncel ise bu ortaklığın tohumlarının, ABD’nin Şikago kentinde geçen yıl gerçekleştirilen Biotech 2013 – Uluslararası Biyoteknoloji Konferansı’nda atıldığını kaydetti. Öncel, şu anda İlko’nun 12 ilacı olduğunu, 5 yeni ürünü piyasaya sunmaya hazırlandıklarını ve sadece iç pazarda değil, dış pazarda da etkin olmak izin çalışmalara başladıklarını belirtti. Kazakistan, Azerbaycan, Irak, Moldova, Özbekistan, Gürcistan, Libya ve Yemen’de ruhsatlandırma işlemlerine başladıklarını, bu ay Azerbaycan ve Gürcistan’a ilk ilaç ihracatını yapacaklarını söyledi. Avrupa ilaç pazarında da yer alabilmek için de İngiltere Sağlık Bakanlığı’na bağlı İlaç ve Sağlık Ürünleri Düzenleme Kurulu’na yaptıkları başvurunun ruhsatlandırma işlemlerinin yılın ikinci yarısında tamamlanacağını” kaydetti.

Hacettepe Üniversitesi Teknokent içinde “İlko Argem” adındaki Ar-Ge şirketlerini hatırlatan Hatice Öncel, “Burada bir biyoteknoloji laboratuvarı oluşturuyoruz. Burada Genexin’in kurucusu Dr. Young Chul Sung’un keşfi ‘platform’ ile birlikte yeni biyoteknolojik ilaçları da geliştirilecek” diye konuştu.

Gelecek için çok önemli bir adım2007’DE sahip oldukları Biofarma firmasını, yatırım fonlarına satan Öncel Ailesi katma değeri yüksek ve dünyada söz sahibi olacakları yeni bir alana yönelerek Türkiye’nin geleceği için önemli bir adım atmış. Güney Kore’nin de gelecek 10 yıl için öncelikli sektörlerden birisi olarak Biyoteknolojiyi seçmiş olması bu konuda önemli bir ipucu veriyor olsa gerek. Biyoteknoloji ile üretilen insan vücuduna uyumlu moleküller, biyoteknolojik ürünler olarak adlandırılıyor ve küresel ilaç endüstrisinin geleceği olarak nitelendiriliyor.

ilaçç

 

Kaynak : haber.gazetevatan

Gelen Sessiz Salgının Suçlusu Kimyasallar

Gelen Sessiz Salgının Suçlusu Kimyasallar. Uzmanlar sanayide kullanılan zehirli kimyasal maddelerin çocukların beyin fonksiyonlarında bozukluklara yol açmasını sessiz bir salgın hastalık olarak nitelendiriyor.Uzmanlar sanayide kullanılan zehirli kimyasal maddelerin planlı bir şekilde sınırlandırılması için strateji geliştirilmesi çağrısında bulundu.

Araştırmacılar bu kimyasalların çocukların beyin fonksiyonlarında bozukluklara yol açmasını sessiz bir salgın hastalık olarak nitelendirdi.

Bilim insanlar, çocuk beynine zararlı olan nörotoksin’ler belirlenmeye devam edilse de bu maddelerin kullanımının büyük ölçüde denetlenmediğini belirtiyor.

Son yedi yıl içinde bilim dünyası fetüslerin ve küçük çocukların beyin gelişimine zarar veren altı yeni kimyasal maddeyi tanımladı. Bunlarla birlikte tanımlanmış nörotoksin sayısı 12’ye çıktı. Uzmanlar dünya çapında her 6 çocuktan 1’inin nörolojik gelişim sorunu yaşadığını tahmin ediyor.

New York’taki Mount Sinai Tıp Fakültesi’nin Kamu Sağlığı Bölümü’nden pediatri uzmanı Philip Landrigan, insanların nörotoksinlere maruz kalmasının salgın haline geldiğini söylüyor.

Landrigan, erken yaşta beyinde oluşan zararların zeka ve konsantrasyon kaybının yanı sıra davranış bozukluklarına da yol açtığını belirtiyor. Uzman bu etkilerin kişilerde genelde kalıcı olduğunu da ekliyor.

Güney Danimarka Üniversitesi’nden Phillipe Grandjean’la çalışan Landrigan, onaylanan 12 maddenin yanı sıra çocuklarda nörolojik gelişimi etkilediğinden şüphelenilen madde sayısının da 202’dan 214’e çıktığını söyledi. Uzmanlar sanayide kullanılan 80 bin maddenin hiç birinin güvenli olup olmadıkları konusunda test edilmediklerini belirtti.

Toksinler arasında yatak şiltelerinde kullanılan yangın önleyicilerin yanı sıra perdelerde, halılarda, giyim, oyuncak sektörlerinde ve temizlik malzemelerinde kullanılan maddeler var.

Araştırmacılar hükümetlere, şirketlerin yeni kimyasalları kullanıma sunmadan önce gerekli testleri yapmalarını zorunlu kılan güçlü yasalar çıkarma çağrısında bulundu.

Grandjean nörotoksinleri belirlemenin çok da zor olmadığını söylüyor. Kimyasal maddelerin beyin gelişimine etkisini test edebilmek için gerekli yöntemlere sahip olduklarını söyleyen uzman sorunun kimyasallara bu testlerin yapılıp-yapılmayacağı konusundaki kararlılık eksikliği olduğunu belirtiyor.

Landrigan Avrupa Birliği’nin sağlam bir kimyasal madde kontrol yasası olduğunu ve burada yasak olan ve zararlı maddeler içeren kozmetik ürünlerin daha zayıf yasalara sahip ülkelere gönderildiğini söyledi.

Landrigan ve Grandjean’ın nörotoksinlerle ilgili makalesi Lancet Neurology dergisinde yayınlandı.

sessiz salgın

 

 

Kaynak : amerikaninsesi