Bakteriler Hava Kirliliğini Yok Edecek

Bakteriler Hava Kirliliğini Yok Edecek. Gebze Teknik Üniversitesinde geliştirilen proje tamamlanınca atık gazlar bakteriler tarafından arıtılacak. Bu sayede ekonomik ve basit işletilebilir bir sistem ile zararlı NOx gazlarının atmosfere salınımı engellenmiş olacak.

Özellikle endüstriyel üretimin, nüfus ve trafik yoğunluğunun yüksek olduğu şehirler başta olmak üzere dünyada artan hava kirliliği insan sağlığı üzerindeki kaygıları da beraberinde gündeme getirdi. Ulusal ve uluslararası düzenlemelerle emisyonlara getirilen kısıtlamalar nedeniyle daha seçici ve ekonomik arıtım sistemlerinin geliştirilmesine ihtiyaç duyuluyor. Bu doğrultuda Gebze Teknik Üniversitesinde biyolojik atık gaz giderimi üzerine yürütülen çalışmalar hız verildi. Araştırmalar neticesinde alternatif bir arıtım yöntemi olarak geliştirilecek yeni sistem ile baca gazı emisyonlarında bulunan NOx gazları, membran biyofilm reaktör aracılığıyla havadaki azot gazına (N2) dönüştürecek bir proje geliştirildi. Projede tasarlanan seçici malzeme bakterilerin atık gaz ile temas süresini arttıracak. Bu sayede reaktör içerisinde uygun şartlar altında bakteriler atık gazı yüksek verimlerde tüketebilecek zararlı NOx gazlarının atmosfere salınımı engellenmiş olacak.

DOĞAL BİR SİSTEM

Gebze Teknik Üniversitesi Çevre Mühendisliği Bölümü Doktora Öğrencisi Faruk Can’a “3 Dakikada Doktora Tezi Yarışmasında” ikincilik getiren doktora tezi “Demir Porfirin Modifiyeli Hollow Fiber Membran Biyofilm Reaktör Kullanılarak Biyolojik NOx Giderim Sistemi” projesini şu ifadelerle açıkladı: “En önemli hava kirleticilerden birisi olarak karşımıza çıkan azot oksitler (NOx), çevre ve sağlık üzerindeki ciddi olumsuz etkilerinden dolayı azaltılması gereken emisyonlardır.

TÜBİTAK tarafından maddi olarak desteklenen bu tez çalışmasında uygun bir reaktör içerisinde NOx seçici bir filtre malzemesi geliştirilerek biyolojik gaz arıtımında kullanılması amaçlanmıştır. Esasında doğada kendiliğinden gelişen biyolojik dönüşümün, geliştirilen biyomimetik malzemeyle uygun reaktör koşulları sağlandığında seçici ve hızlandırılmış bir arıtım yöntemi olarak kullanılabileceği görülmüştür. Hali hazırda kullanılan yöntemlere güçlü bir alternatif olarak karşımıza çıkacaktır. Laboratuvar ortamında yapılan çalışmalarda sistemin istenilen verimleri yakalaması halinde, ilk etapta çimento ve gübre üretim fabrikaları gibi sabit kaynaklardan yayılan azot oksit emisyonların arıtımında kullanılması hedeflenmektedir.”

Kaynak : GTÜ

12. Uluslararası Nanobilimi ve Nanoteknoloji Konferansı “GTÜ” Ev Sahipliğinde Gerçekleştirildi

12. Uluslararası Nanobilimi ve Nanoteknoloji Konferansı “GTÜ” Ev Sahipliğinde Gerçekleştirildi. Alanında en geniş katılımlı etkinlik olma özelliğini taşıyan 12. Uluslararası Nanobilimi ve Nanoteknoloji Konferansı GTÜ ev sahipliğinde gerçekleştirildi. Etkinlikle bölgemizi, uluslararası bilim ve entelektüel bilginin önemli merkezlerinden biri haline getirecek önemli adımlardan biri daha atılmış oldu.

Ülkemizde 2005 yılından beri her yıl düzenlenen ve bu yıl 12.’si gerçekleştirilen Nanobilimi ve Nanoteknolojisi konulu konferans, Gebze Teknik Üniversitesi (GTÜ) ev sahipliğinde 03-05 Haziran tarihlerinde Darıca Elite Hotel’de yapıldı. Konferansa 400’ün üzerinde yerli ve yabancı davetli; 20 farklı ülkeden akademisyen, özel şirket temsilcileri, öğrenci ve paydaş katıldı. 35 davetli konuşmacının katıldığı konferansta üç gün boyunca 5 paralel oturumda 170 sözlü sunum ve 250 poster sunum yapıldı. Etkinlikte sunumların kalitesi dikkat çekerken, kurumlar arası iş birlikteliklerinin geliştirilmesi ve bu alanda oluşturulacak yeni projeler için olumlu çıktılar elde edildi. Farklı disiplinler arası çalışmaların gerektiği Nano Bilim için oluşturulacak olan derginin de duyurusu konferansta yapıldı.

12. Uluslararası Nanobilimi ve Nanoteknoloji Konferansı GTÜ Ev Sahipliğinde Gerçekleştirildi1

NANO BİLİME FARKINDALIK SAĞLANDI

Konferansın ilk açılış konuşmasını GTÜ Fizik Bölümü Başkanı Prof. Dr. Bekir Aktaş yaparak nanoteknoloji hakkında bilgi verdi. Teknolojinin 200 yıl içine çok farklı boyutlara ulaştığına vurgu yapan Aktaş, herhangi bir büyüklüğün milyarda biri olan ve “nano” diye tanımlanan bilimin çok geniş bir araştırma alanı oluşturduğunu söyledi. Aktaş, konferans sonrasında yaptığı açıklamada ise , “Bu konferansla bu alandaki farklı çalışmaların duyurulması ve desteklenmesi, bilimsel iş birlikteliklerin geliştirilmesi ve genç bilim insanlarının çalışmalarına katkı sunulması, sanayicilerimizin ve halkımızın geleceğin teknolojisi olan nanoteknoloji alanına dikkatinin çekilmesi ve farkındalık oluşturulması sağlandı” ifadelerini kullandı.

HER ŞEY TAŞLA BAŞLADI

Pek çok disiplinden bilim insanının birikimlerini paylaşmak üzere NANOTR-12’de bir araya getiren organizasyona ev sahipliği yapmaktan duydukları memnuniyeti dile getiren GTÜ Rektörü Prof. Dr. Haluk Görgün, “ İnsanoğlu TAŞI fark etti. Ona şekil verdi. Taştaki farklılıkları fark etti. Elementlerine ayırmayı öğrendi. Elementleri ayı ayrı işledi. Elementleri karıştırıp geliştirdi ve zenginleştirdi. TAŞ, insanın elinde malzeme oldu. İnsanoğlu, malzemenin özelliklerini sürekli keşfetti. Keşifleri ise hep yeni yeni icatlar takip etti. Malzemeyi büyük parçalar halinde inceledi. Malzemeyi küçülterek inceledi. Mikro boyutta yaptı, teknoloji geliştirdi ve adına MİKRO TEKNOLOJİ dedi. Maddenin boyut ve quantum etkilerinin anladı… Maddeyi Nano boyutlara indirerek inceledi, bunları endüstriye uyguladı ve nanoteknolojiyi ortaya çıkardı. Bugün nanoteknolojinin sihirli dokunuşuna maruz kalmış pek çok katma değeri yüksek ürün günlük hayatımızın vazgeçilmezi haline geldi.” diye konuştu. İlk günün akşamı gala yemeğinde bir araya gelinen konferans katılımcılarına Görgün, plaket takdiminde bulundu. Katılımcıları, Darıca Belediye Başkanı Şükrü Karabacak, Darıca Belediyesi Sosyal Tesislerinde ağırladı.

12. Uluslararası Nanobilimi ve Nanoteknoloji Konferansı GTÜ Ev Sahipliğinde Gerçekleştirildi

Kaynak : gtu

Çevre Teknolojileri Fuarı REW İstanbul 2016, Sektörünün Tek Buluşma Noktası Olduğunu Kanıtladı

Çevre Teknolojileri Fuarı REW İstanbul 2016, Sektörünün Tek Buluşma Noktası Olduğunu Kanıtladı. İFO Fuarcılık tarafından T.C. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın katkılarıyla 12.’si gerçekleştirilen REW İstanbul, bitişik salonlarda eş zamanlı düzenlenen İş Sağlığı ve Güvenliği Fuarı İSG Avrasya ile birlikte aralarında Türkiye’nin de olduğu 46 ülkeden 10 bin 865 profesyonel ziyaretçi ağırladı. Bu yıl, yurt dışı ziyaretçi oranı yüzde 5,2 olarak gerçekleşen REW İstanbul 2016, geri kazanım, atık yönetimi ve çevre gündemlerinin konuşulduğu konferanslarıyla, katılımcılarının sergilediği yeni teknolojilerle ve başta Belediyeler, sanayi kuruluşları, Organize Sanayi Bölgeleri temsilcileri ve akademisyenler olmak üzere karar verici nitelikteki profesyonel ziyaretçileriyle, sektörünün Avrasya’daki en önemli buluşma noktası olduğunu bir kere daha kanıtladı. 17 farklı ülkeden 240 firmaya ev sahipliği yapan fuar, gelecek yıl, 16-19 Mart tarihleri arasında yine İSG Avrasya İş Sağlığı ve Güvenliği Fuarı ile eş zamanlı olarak Tüyap Beylikdüzü’nde gerçekleştirilecek.

Çevre Teknolojileri Fuarı REW İstanbul 2016, Sektörünün Tek Buluşma Noktası Olduğunu Kanıtladı1

Uluslararası Geri Dönüşüm, Çevre Teknolojileri ve Atık Yönetimi Fuarı REW İstanbul 2016 başarılı bir organizasyonu daha geride bıraktı. Henüz açıldığı ilk günde, yurt içi ve yurt dışından önemli sayıda ziyaretçi ağırlayan fuarı, kapanışa kadar 46 ülkeden yaklaşık 11 bin profesyonel ziyaret etti. Plastik geri dönüşümünden, elektronik atıkların geri kazanımına, temizlik araçlarından atık toplama ekipmanlarına, tehlikeli atıkların bertarafından geri kazanım tesislerine kadar farklı pek çok teknolojinin bir arada sergilendiği REW İstanbul 2016 kapsamında gerçekleştirilen konferans programında ise en çok ilgiyi, T.C. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından bu fuara özel olarak düzenlenen oturumlar gördü.

Geleneksel hale gelen REW İstanbul konferanslarında bu yıl, T.C. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Üniversiteler ile Oda ve Dernekler kapsamlı sunumlar düzenledi.

REW İstanbul 2016 kapsamında T.C. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Çevre Yönetimi Genel Müdürlüğü’ne bağlı Atık Yönetim Dairesi Başkanlığı ile Su ve Toprak Yönetimi Dairesi Başkanlığı, görev alanlarıyla ilgili başlıklarda, fuar ziyaretçilerine yönelik kapsamlı bir konferans programı düzenledi. Birinci gün “atık ve katı atık yönetimi” ile buna ilişkin yönetmelikler anlatılırken, fuarın ikinci gününde ise “Atık Getirme Merkezleri”, “Ambalaj Bilgi Sistemi”, “Toprak Kirliliği Kontrolü ve Kirlenmiş Sahalar Bilgi Sistemi” ile “Türkiye’de Atıksu Yönetimi” ele alındı. REW İstanbul 2016 Konferanslarında ayrıca Çevre Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi, Sinop Üniversitesi, Gebze Teknik Üniversitesi, Üsküdar Üniversitesi, Biyoenerji Derneği ile Tora Çevre firması da çeşitli sunumlar gerçekleştirdi.

Yapılan tarih değişikliği ile gelecek yıl, sektörel hareketliliğin en yoğun olduğu döneme denk getirilen REW İstanbul 2017 hakkında detaylı bilgi almak isteyenler fuarın resmi internet sayfası www.rewistanbul.com adresini ziyaret edebilirler.

Çevre Teknolojileri Fuarı REW İstanbul 2016, Sektörünün Tek Buluşma Noktası Olduğunu Kanıtladı

Gebze Teknik Üniversitesi Tarafından Kimya Öğrenci Kongresi Düzenlendi

Gebze Teknik Üniversitesi Tarafından Kimya Öğrenci Kongresi Düzenlendi. Gebze Teknik Üniversitesi Kimya Bilim Topluluğu, ‘GTÜ 1. Kimya Öğrenci Kongresi’ni düzenledi. Kimya alanında farklı disiplinlerde eğitim yapmakta olan genç bilim insanlarının çalışmalarının ve fikirlerinin paylaşımı için zemin oluşturulmasının hedeflendiği etkinlikte aynı zamanda bilimsel motivasyonun arttırılmasını da sağlayacak poster sunumları yapıldı.

Rektör Prof. Dr. Haluk Görgün’ün Onur Kurulu’nda bulunduğu etkinliğin en önemli özelliklerinden biri de böylesine geniş katılımlı bir organizasyonun Düzenleme Kurulunun tamamının GTÜ öğrencilerinden oluşması. Kongreye Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Babür Özçelik, Temel Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hasan Aslan, Dekan Yardımcısı Prof. Dr. Fatma Yüksel, Kimya Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ayşe Gül Gürek, Kimya bölümü akademik personeli ile öğrenciler katıldı.

g1
Açılış konuşmasını yapan Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Babür Özçelik, bu tür etkinliklerin Kimya bilimin gelişmesine katkı yapacağını belirtilerek Kongrenin, hem katılımcılar hem de sunumu yapacaklar açısından çok yararlı olacağını ifade etti. Prof. Dr. Özçelik, birincisi düzenlenen kongrenin önümüzdeki yıl çok daha kapsamlı ve ulusal – uluslararası katılımlı bir organizasyona dönüşerek etkinliğinin artacağını sözlerine ekledi.

Kongre kapsamında, sonuçlanmış veya yapılmakta olan çalışmalarla, henüz fikir aşamasındaki bilimsel endüstriyel yaklaşımlar ve literatür araştırmaları, lisans veya lisansüstü eğitimine devam eden genç bilim insanları tarafından sunuldu. Dört oturum olarak devam eden Kongrenin ardından poster sunumları yapıldı. Etkinlik hatıra fotoğrafı çekilmesiyle sona erdi.

Gebze Teknik Üniversitesi Tarafından Kimya Öğrenci Kongresi Düzenlendi

Kaynak :gtu.edu.tr

Türk Mühendislerden Dünyada Bir İlk “Elektrokimyasal Biyosensör (MiSens) Cihazını” Ürettik

Türk Mühendislerden Dünyada Bir İlk “Elektrokimyasal Biyosensör (MiSens) Cihazını” Ürettik. TÜBİTAK Bilişim ve Bilgi Güvenliği İleri Teknolojiler Araştırma Merkezi (BİLGEM) ve Gebze Teknik Üniversitesi (GTÜ) iş birliğiyle antikanser ilaçlarının hasta üzerindeki etkisini anında ölçebilen elektrokimyasal biyosensör (MiSens) cihazı üretildi. Cihaz, otomatik ve elektrokimyasal olması açısından dünyada bir ilk olma özelliği taşıyor.

Günümüzde ilaçların tedavi edici etkilerini kısa sürede belirleyebilen yöntemlere duyulan ihtiyaç dolayısıyla ön tarama testlerini yapmak düşüncesiyle TÜBİTAK BİLGEM ve GTÜ tarafından ilk defa gerçek zamanlı elektrokimyasal ölçüm yapabilen otomatize edilmiş biyosensör cihazı tasarlandı.

Cihaz ile DNA yıkımının derecesi kısa sürede ölçülerek, potansiyel antikanser ilaç olarak kullanabilme özelliği belirlenebilecek ve yeni bir tarama metodu kullanarak ön biyolojik aktivite arama testleri yapılabilecek.

Üretilen cihaz, GTÜ Kimsayal Analiz – Biyolojik Etkinlik Test Laboratuvarı‘nda başta kanser ilaçlarının DNA üzerindeki etkileri olmak üzere birçok tıbbi analizde kullanılabilecek.

– “Cihaz, akademik çalışmanın ürüne dönüşmesinin başarı öyküsüdür”

Cihazın GTÜ’de düzenlenen teslim töreninde konuşan Rektör Prof. Dr. Haluk Görgün, üretilen cihazın Türkiye için bir araştırmanın, bir akademik çalışmanın ürüne dönüşmesinin başarı öyküsü olduğunu söyledi.

Prof. Görgün, biyonsesörün, kimya bölümü öğretim üyeleri ve BİLGEM’deki araştırmacıların dünyanın en önemli problemlerinden biri olan kanser hastalığının tedavisinde kullanılan ilaçların geliştirilmesinin maliyetinin ve kullanılan ilaçların hasarının azaltılmasına yönelik geliştirilmiş bir cihaz olduğunu belirtti.

Görgün ayrıca, “Geliştirilen biyosensör, kanser tedavisinde kullanılan ilaçların insan vücudundaki DNA’ya hasar verebilecek özelliklerini belirleyebilecek bir cihazdır.” dedi.

TÜBİTAK BİLGEM Başkanı Prof. Dr. Hacı Ali Mantar ise TÜBİTAK BİLGEM ve GTÜ iş birliğiyle gerçekleştirilen bu çalışma kapsamında, gerçek zamanlı elektrokimyasal ölçüm yapan bir cihaz geliştirdiklerini belirtti.

Bu çalışmanın, akademik iş birliği kapsamında somut bir çıktı ve etki değeri yüksek olması açısından önemli olduğunu vurgulayan Prof. Mantar, “İnşallah bundan sonraki çalışmalar da somut çıktılarla sonuçlanır. Bunun benzerlerinin çıkmaması için hiçbir engelimiz yok.” ifadesini kullandı.

Konuşmaların ardından elektrokimyasal biyosensör (MiSens) cihazı, Prof. Mantar tarafından GTÜ Rektörü Prof. Görgün’e teslim edildi.

-“Cihaz, milli ve yerli olarak üretildi”

TÜBİTAK BİLGEM Ulusal Elektronik ve Kriptoloji Araştırma Enstitüsü (UEKAE) Hesaplamalı Biyoloji ve Güvenlik Uygulamaları Birim Sorumlusu ve Elektrokimyasal Biyosensör Projesi Birim Yöneticisi Dr. Yıldız Uludağ, AA muhabirine yaptığı açıklamada, projenin endüstriyel tasarımcı, elektronik, makine, kimya ve yazılım mühendisleri, molekülel biyoloji ve genetik uzmanına kadar geniş yelpazede bir ekip tarafından tasarlanıp üretildiğini söyledi.

Biyosensör (MiSens) cihazının elektrokimyasal ölçüm yapan, dünyada ilk defa tamamen otomatik olarak çalışan ve en küçük boyuttaki cihaz olduğunu belirten Uludağ, şöyle devam etti:

“Cihaz çok farklı amaçlarda da kullanılabilir. Ar-Ge faaliyetleri, sağlıkta tıbbi tanı ve hastalık işaretlerinin tesbiti için. Mesela kan içerisinde kanser biyo-işaretleri var mı yok mu analizi veya gıda analizlerini bu cihazla yapmak mümkün. Bu cihazın Ar-Ge’de kullanılmasında Gebze Teknik Üniversitesi ile yaptığımız iş birliği yeni ilaç geliştirilebilmesi için bu moleküllerin insan hücresinde bulunan DNA’da hasara yol açıp açmadıkları çok önemli bir kriter. Normalde konvansiyonel yöntemlerle uzun, pahalı süreçlerle yapılan bu işlemleri bizim cihazımız ile hızlı otomatik ve seri bir şekilde yapmak ve böylece çok sayıda molekülü hız bir şekilde taramak mümkün. Bu cihaz tamamen BİLGEM Ulusal Elektronik ve Kriptoloji Araştırma Enstitüsü (UEKAE) altyapısı kullanılarak milli ve yerli olarak üretilmiş bir cihaz. Şu anda cihazımız BİLGEM tarafından Ar-Ge amaçlı üretilip, satılmaya hazır. İsteyen BİLGEM’e parasını ödeyip, cihazı kullanabilir.”

Türk Mühendislerden Dünyada Bir İlk Elektrokimyasal Biyosensör (MiSens) Cihazını Ürettik

Kaynak : Tübitak