Elektrikli Araçlar, Kimya Firmaları İçin Nasıl Bir Potansiyel Oluşturuyor

Elektrikli Araçlar, Kimya Firmaları İçin Nasıl Bir Potansiyel Oluşturuyor. Artan yakıt fiyatları ve petrolün çevresel etkisi, insanları düşük maliyetli alternatifleri aramaya teşvik etmektedir. Bu perspektifte baktığımızda Elektrikli araçların (EVs) kullanımı hiç şüphesiz son yıllarda hızlı bir artış kaydetti. Elektrik, fosil yakıtlar, nükleer, su, güneş enerjisi ve rüzgar enerjisi gibi yenilenebilir kaynaklar veya bunların herhangi bir kombinasyonu dahil olmak üzere çok çeşitli kaynaklardan üretilebilir. Çoğu elektrikli araç, lityum iyon pilleri (Li-Iyon veya LIB) kullanır. Lityum iyon piller, diğer pillere göre daha yüksek enerji yoğunluğuna, daha uzun kullanım ömrüne ve daha yüksek güç yoğunluğuna sahiptir.

Küresel elektrikli araç pazarının, Allied Market Research raporuna göre yıllık % 22,3 artışla 2025 yılına kadar 567.299.8 milyon $ ‘a yükseleceğini, 2017 yılında ise bu rakamın 118.864.5 milyon $’ olduğu belirtiliyor. Bu segmentte de Çin’in lider olduğu raporda belirtilmekte. Ülkede, elektrikli araç üretim endüstrilerinin maksimum sayıda olması nedeniyle elektrikli araçlar için potansiyel bir merkez olduğu söyleniyor.

Elektrikli araçlarda çeşitlilik ve yatırımlar hızla artmakta. Son olarak, Harley-Davidson ilk elektrikli motosiklet, Harley-Davidson LiveWire üretimine başladığını açıkladı. Amerikalı otomobil üreticisi Ford Motor , San Francisco merkezli elektrikli scooter paylaşım şirketi olan Spin’i satın aldı . Bu anlaşma ile, elektrikli scooter pazarına ilk otomobil üreticisi olarak Ford girmiş oldu.

Büyüyen, elektrikli araçların sürdürülebilir geleceğini sağlamak için kimya şirketleri de kendilerini yeniden konumlandırmaktalar. Hafif malzemeler, kaplamalar, batarya malzemeleri ve ulaşım teknolojisindeki yenilikler, ilerleyen, elektrikli araç eğilimini desteklemektedir. Bu mazlemelerin geliştirilmesi için Kimya ve malzeme şirketleri, elektrikli araçlar pazarında şüphesiz büyük bir paya sahip. Gelecek ile ilgili çalışmalar yapılmadan, bugünden daha hızlı, daha ucuz, daha temiz ve daha güvenli bir ulaşım sistemi vaadinde bulunamayız.

Tüm bunları destekleyen adımlar tabi ki de gelmekte. Bu yılın başlarında, BASF , otomotiv endüstrisine hizmet vermek üzere 400 milyon Euro’luk yatırımla Finlandiya’nın Harjavalta şehrinde bir batarya malzemeleri üretim tesisi kurmak için Nornickel ile ortaklık kurdu .

BP Ventures ayrıca, elektrikli aracı hedefleyen yenilikçi pil teknolojisini geliştirmek için beş dakika içinde şarj olabilen ultra hızlı şarjlı pil geliştiricisi StoreDot’a 20 milyon dolar yatırım yaptı. StoreDot, mobil ve endüstriyel pazarlar için ultra hızlı şarj sağlayan lityum-iyon tabanlı bir pil teknolojisi geliştirmekte.

RELiON Battery , dondurucu havalarda şarj olma problemini çözen ve aynı zamanda düşük sıcaklık kullanımı için uygun, daha güvenli ve pratik lityum pil teknolojileri ile ön plana çıkmakta. Yeni RB100-LT ( 12V 100Ah LiFePO4 pil), yeni Düşük Sıcaklık ürün serilerindeki ilk modeldir.

Geçen yıl Tesla , Avustralya’daki dünyanın en büyük lityum iyon bataryasını inşa etmeyi tamamladı.

EV’ler kuşkusuz, dünyada akıllı, fütüristik bir ulaşım altyapısı tasarlamaya yönelik bir adımdır. EV endüstrisindeki ilerleme, küresel sera gazı seviyelerini ve ham petrol bağımlılığını azaltmada oldukça gereklidir. Kimya, geleceğin dünyasını şekillendirmede en ön sırada kendine yer bulmakta.

Elektrikli taşıtların başarısı, imalat ve altyapı zorluklarının ele alınmasına bağlıdır. Bunu etkili hale getirmek ve insanların yararlanması için, üreticiler ve tedarikçiler birlikte çalışmalı ve kaliteli ve dayanıklı araçlar tasarlamak zorundadırlar. Elektrikli araçlarla daha temiz, daha çevreci bir ortamın vaat edilmesi, kaçırmayı göze alamayacağımız bir düşünce.

Kaynak : worldofchemicals

Yenilenebilir Kaynaklardan Sentetik Yakıt Üretmek Mümkün Olabilir

Yenilenebilir Kaynaklardan Sentetik Yakıt Üretmek Mümkün Olabilir. Danimarka Teknik Üniversitesi’nden Doç. Dr. Peter Vesborg, elektrikli araçlar yaygınlaşsa da petrol ihtiyacının devam edeceğini söyledi. Dr. Vesborg, yenilenebilir kaynaklardan sentetik yakıt üretiminin de mümkün olduğunu anlattı.

Danimarka Teknik Üniversitesi’nden Doç. Dr. Peter Christian Kjærgaard Vesborg, Koç Üniversitesi Tüpraş Enerji Merkezi (KUTEM) tarafından düzenlenen Enerji Günleri kapsamında, “Global Enerji Problemi- Hesaplamalar, Stratejiler ve Yakıtlara Dair Bir Bakış Açısı” başlıklı bir sunum gerçekleştirdi. Dünya Haber sitesinin sorularını da cevaplayan Vesborg, dünyada enerji trendlerini belirleyecek temel faktörler arasında ilk sırada yenilenebilir enerjideki düşen fiyatların yer aldığını söyledi.

Çin’de siyasi otoritelerin kömürden uzaklaşma eğiliminin de ikinci bir faktör olduğunu ifade eden Vesborg, “Hem üretim hem tüketim azaldığı için küresel politikaları da değiştirmiş oldular” dedi. Vesborg, şu anda petrol bulmanın ve üretmenin giderek artan maliyetlerinin de önemli bir etken olduğunu ifade ederek “ABD’de bitümlü şist imkanları var ama yine de fiyatlar arttığı için dünyadaki trendleri belirleyen faktörler arasında yer alıyor” ifadesini kullandı.

Yenilenebilir enerjinin fosil yakıtların seviyesine ne zaman ulaşabileceğinin, temel meselelerden biri olduğunun altını çizen Peter Christian Kjaergaard Vesborg, “45 – 50 yıl içinde yenilenebilir kaynakların payı fosil yakıtların seviyesine erişebilir” dedi.

Enerji güvenliği için güneş

Dünyada en yaygın ve dengeli dağılan en büyük enerji kaynağının güneş olduğuna işaret eden Vesborg “Yaygınlık konusunda istisnalar da söz konusu. Örneğin St. Petersburg ve Ekvator’a yakın ülkeler arasındaki fark ortada. Bu coğrafi farklılıklardan ötürü bazı ülkeler daha çok, bazıları daha az faydalanabiliyor” diye konuştu. Güneş enerjisinin, özellikle enerji güvenliği açısından büyük bir öneme sahip olduğunu kaydeden Vesborg şunları söyledi: “Her ülke, güneş enerjisi temini mümkünse kendine yeten ülke konumuna geçebilir. Tabii ki yerel endüstriye ve insan kaynaklarına ihtiyacınız var. Böyle bir piyasa oluşturabilirseniz güneş sizin enerji altyapınızın temelini oluşturabilir. Böyle yapabilirseniz enerjiyi demokratize edebilirsiniz. Ancak nüfus yoğunluğunun yüksek olduğu yerlerde bunu yapamayabilirsiniz. Örneğin Hong Kong böyle bir ülke. Bu tür yerlerde uygulanması daha zor.”

Şebekeler kilit önemde

Enerjide rekabetin büyük önem taşıdığına değinen Vesborg, “Biz genel olarak her şeyi elektrifiye ediyoruz. Dizel ve doğalgazla neler yapabiliyoruz? Hepsini elektriğe çevirmeye çalışıyoruz. Çiftçilikte, ulaşımda, ısınmada, soğutmada. Bu bağlamda şebekeler kilit öneme sahip. Şebekeler yeterli olduğu takdirde bugünkünden iki üç kat fazla elektrik üretebileceksiniz. Şebekelerin sayesinde aynı zamanda bölgeler ve kaynaklar arası dengelemeyi garanti altına alabiliyorsunuz” ifadesini kullandı.

Yenilenebilirden sentetik yakıt

Yenilenebilir enerjinin elektriğe dönüştürüldükten sonra sentetik yakıtlara dönüştürülebilmesinin de söz konusu olduğunu anlatan Vesborg, “İki versiyonu var. Birincisi, karbondioksitin atmosferden alınıp metanole dönüştürülmesi. İkinci bir versiyonu da yenilenebilir elektriği alıp amonyağa dönüştürebiliyoruz. Sentetik yakıt üretiminin yaygınlaştırılmasının önünde maliyet, yani ölçek ekonomisi engeli bulunduğunu kabul eden Vesborg, “Bazı şirketler bunu yapıyor ama büyük miktarlarda ihtiyaç olduğu için amonyak üreten tesisler bunlar. Çok merkezi şekilde işlettikleri için de fiyatı belirlemek zorlaşıyor. Ancak Türkiye’ye yetecek ölçüde amonyak üretebilecek bir tesis yapabilecekseniz fiyat düşürmek mümkün” ifadelerini kullandı.

Storage kurtarıcı olabilir mi?

Dr. Peter Christian Kjærgaard Vesborg, enerji saklama imkanlarının baz yük olarak kullanılıp kullanılamayacağına yönelik soruya “Bu aslında biraz zor konu. Depolamayı basit pillerle yapamayız. Ancak akış pili dediğimiz flow battery olarak uygulanabilir. Enerji kimyasal tanklara yüklenebilir. Bu yöntem kullanıma geçtiği takdirde elektrik haftalarca depolanabilir. Yaz kış dengesi sağlanabilir. Fakat bu ne zaman olur? Ancak ve ancak geleneksel yöntemler çok pahalı hale gelirse devreye girebilir” cevabını verdi.

Endüstriyel çatılara güneş sistemi

Türkiye elektrik piyasasındaki fiyatların diğer piyasalara yakın bir seviyede olduğunu ifade eden Dr. Vesborg şöyle dedi: “Önümüzdeki beş yıl içinde küçük ölçekli solar sistemlerde büyük bir patlama olabilir. Ama panelleri endüstriyel çatılara koymak daha mantıklı olacaktır. Bu elektriğin şebekeye verilmesi ucuzluk getirecek ve daha büyük bir kitlenin kullanımına imkan sağlanacak. Yine de bu konuda siyasi bir isteklilik gerekiyor.”

Elektrikli araçlar petrol ihtiyacını bitirmeyecek

Avusturyalı OMV’nin satışa çıkardığı Petrol Ofisi (POAŞ) hisselerini Vitol’ün almasını olumlu bulan Onur Okutur “Aslında SOCAR ya da Aramco’nun yoğun şekilde ilgilendiklerini biliyorduk. Vitol gibi Batılı bir grubun Türkiye’de 1.4 milyar euroluk bu satın almayı yapması hem yerli hem yabancı gruplara bir güven verecek. KPMG olarak satış sürecine dahildik. Fiyat ise tahmin ettiğimiz bantta geldi” dedi.

Kaynak : Dünya