İTÜ Kimya Bölümü Akademisyenlerinin Geliştirdiği Hibrit Hidrojel, Bel Ağrılarına Çare Olacak

İTÜ Kimya Bölümü Akademisyenlerinin Geliştirdiği Hibrit Hidrojel, Bel Ağrılarına Çare Olacak - KimyaHaberleri
İTÜ Kimya Bölümü Akademisyenlerinin Geliştirdiği Hibrit Hidrojel, Bel Ağrılarına Çare Olacak - KimyaHaberleri

İTÜ Kimya Bölümü Akademisyenlerinin Geliştirdiği Hibrit Hidrojel, Bel Ağrılarına Çare Olacak. Günümüzün yaygın sağlık problemlerinden biri olan bel ağrılarına İstanbul Teknik Üniversitesi Kimya Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Oğuz Okay ve ekibinin geliştirdiği hibrit hidrojel ürün çare olacak.

İstanbul Teknik Üniversitesi Kimya Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Oğuz Okay’ın başkanlığında yürütülen “Farklı Kimyasal ve Mekanik Özellikte Bölgeler İçeren Biyouyumlu Hidrojel Tasarımları” başlıklı proje kapsamında, uygun bir tedavi yöntemi bulunmayan bel ağrısı probleminin çözümüne yönelik ileri teknoloji malzemesi yeni ürün geliştirildi.

Her 10 Kişiden 8’i bel ağrısı çekiyor

Prof. Dr. Oğuz Okay, yapılan araştırmalara göre dünya nüfusunun yüzde 80’ninin yaşamının bir döneminde bel ağrısı şikayetiyle karşı karşıya kaldığını söyledi. Bel ağrılarına azaltmak için çeşitli yöntemlerin kullanıldığını ancak henüz kesin bir çözümünün bulunmadığını anlatan Prof. Dr. Okay, bel ağrısının büyük bir milli gelir kaybına yol açtığına da dikkat çekti. Prof. Dr. Oğuz Okay, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bel ağrısı neden oluyor? İskelet kemikleri arasında bulunan küçük yastıkçıklara intervertebral disk (IVD) deniyor. Bu yastıkçıklar sürekli hareket ediyor. İç kısmı yumuşak, dış kısmı ise sert iki bölgeden oluşan IVD, bu yapısı sayesinde milyonlarca yükleme ve gevşeme çevrimine hasar olmadan dayanabiliyor. Yumuşak ve sert malzemenin bir arada olma özelliği vücuda esneklik sağlıyor. Ancak zamanla yumuşak kısım dışarı kaçıp, dışarıdaki kısmı parçalayabiliyor. Dışarı çıkan sıvı, sinirlere baskı yaparak fıtığa neden oluyor. İşte biz de dört senelik çalışmamız sonucunda doğal IVD’ye eşdeğer mekanik özelliklere sahip, içi yumuşak ve dışı sert hibrit malzemeler geliştirdik.”

İstanbul Boğazı’ndan ilham aldık

Yumuşak ve sert malzemenin nasıl kaynaşabileceğini de düşünerek çalışmaya başladıklarını aktaran Prof. Dr. Okay, “Doğada baktığınızda çoğunlukla sert ve yumuşak malzemeler bir arada bulunur, sert/yumuşak ara yüzey ise son derece dayanıklıdır. Bizim de aklımıza İstanbul Boğazı geldi. Boğazda alttan yüksek tuzlu Akdeniz suyu, üstten az tuzlu Karadeniz suyu akar. İkisi birbirine karışmıyor. Biz aynı şeyi bu malzemeyi yaparken kullandık. Yani bir tarafa yoğunluğu yüksek bir çözelti, diğer tarafa ise yoğunluğu düşük başka bir çözelti koyup karıştırmadan polimerizasyon reaksiyonunu yaptık. Bu şekilde bir kısmı sert bir kısmı yumuşak malzeme oluşturduk ve kaynaşmasını da sağladık. Geliştirilen malzemelerin sert ve yumuşak bölgeleri arasındaki ara yüzey çok yüksek deformasyonlar altında bile parçalanmıyor. Doğada gözlenen, sert-yumuşak bileşenlerden oluşan ve ara yüzleri dayanıklı malzemeler daha önce geliştirilmemiştir.” diye konuştu.

Cerrahi müdahale yapılmadan vücuda yerleştirilebilecek

Malzemelere kendi kendilerini onarabilme ve şekil hafızası fonksiyonları da kattıklarını dile getiren Prof. Dr. Okay, “Elimizde küçük bir kesik olduğunda ve yara oluştuğunda, ya da bir kemiğimiz kırıldığında belli bir süre sonra yaranın veya kırığın kendi kendini onardığı gözlenir. Yara kaybolmuştur veya kemik kırılmadan önceki durumuna dönmüştür. Çoğu biyolojik sistemlerde gözlenen bu ‘kendi kendini onarabilme’ yeteneğini, yaptığımız araştırmalar sonucunda, geliştirdiğimiz supramoleküler hibrit maddelerde de oluşturduk.” dedi.

Şekil-hafıza özelliği unutulmadı

Geliştirilen malzemelerde şekil-hafızası özelliğinin de olmasının yani “kalıcı şekil” ve “geçici şekil” olmak üzere iki ayrı şekle sahip olmalarının da sağlandığına işaret eden Prof. Okay, şekil-hafızası fonksiyonunun özellikle biyomedikal alanda çok önemli olduğunu belirtti. Prof. Okay, “Örnek olarak, çok küçük bir ‘geçici şekilde’ olan malzemenin cerrahi bir müdahale yapılmadan vücuda yerleştirilmesi, vücut sıcaklığında ise istenen, daha büyük bir ‘kalıcı şekline’ dönmesi mümkün olacaktır.” dedi.

TÜBİTAK ARDEB destekliyor

TÜBİTAK ARDEB tarafından desteklenen projenin tamamlandığını ve şu an test aşamasında olduğunu dile getiren Prof. Dr. Okay, “Projeye yüksek lisans ve doktora yapan öğrencilerimiz de çalışmalarıyla destek verdi.” dedi. Prof. Dr. Okay, doktora öğrencisi Aslıhan Argun ve Kırklareli Üniversitesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Ümit Gülyüz tarafından yayına gönderilen çalışma sonuçlarının Amerikan Kimya Derneği’nin saygın bilimsel dergisi “Macromolecules”de basım aşamasında olduğunu da sözlerine ekledi.

Prof. Dr. Oğuz Okay kimdir?

1955 yılında İstanbul’da doğdu. 1977 yılında kimya mühendisliği dalında lisans ve yüksek lisans yaptıktan sonra, 1978 yılında ikinci yüksek lisansını Viyana Teknik Üniversitesi’nde tamamladı. 1981 yılında Viyana Teknik Üniversitesi’nde Polimer Kimyası Bölümü’nden doktora unvanı aldı. 1987 yılında doçent ve 1985 yılında Kocaeli Üniversitesi’nde profesör unvanını aldı. 1998’den itibaren İstanbul Teknik Üniversitesi’nde öğretim üyesi olan Prof. Dr. Okay, “Okay Araştırma Grubu (http://www.polymergellab.itu.edu.tr/)” ile birlikte akıllı polimer malzemeleri alanında araştırmalar yapmaktadır. 4 patenti bulunan Web of Science H-indeksi 42 olan Prof. Dr. Oğuz Okay’ın 170’in üzerinde bilimsel makalesi ve birçok ödülü bulunuyor. Bu ödüllerin bazıları şunlardır: TÜBİTAK NATO Yurt dışı Doktora bursu (1977-1981), Alexander von Humboldt Araştırma Bursu (1998), TÜBİTAK Teşvik Ödülü (1990), Sedat Simavi Fen Bilimleri Ödülü (1994), TÜBİTAK MAM Başarı Ödülü (1995), Kocaeli Üniversitesi Başarı Ödülü (1996) , TÜBİTAK Bilim Ödülü (2005), İTÜ Vakfı Bilim Ödülü (D. Ceylan ile, 2007) , Georg-Forster Research Award (Alexander Von Humboldt Foundation, 2014).

Kaynak : http://www.itu.edu.tr/

Ay’da Ömrün Şifreleri İzmir’de Tartışıldı - KimyaHaberleri
Manşet

Ay’da Ömrün Şifreleri İzmir’de Tartışıldı

Ay’da kalıcı bir ömür kurmanın kapısını aralayan bilim insanları, İzmir’deki sempozyumda bir ortaya geldi. Besinden oksijene kadar her ayrıntının hesaplandığı bu yeni devirde, Türkiye’nin uzaya gönderdiği dirençli bitki çeşitleri sürdürülebilir ekosistemin en değerli modülü olmaya aday görünüyor.

🚆

[…]

Kamçatka’da Ateş ve Buzun Nefes Kesen Çabası - KimyaHaberleri
Manşet

Kamçatka’da Ateş ve Buzun Nefes Kesen Çabası

NASA Dünya Gözlemevi’nin paylaştığı son kareler, Rusya’nın en kuzeyindeki etkin yanardağın içten içe nasıl kaynadığını gözler önüne seriyor. Kar ve buzun ortasından sızan volkanik küllerin oluşturduğu devasa yarıklar, yer kürenin derinlerindeki gücün yüzeye nasıl meydan okuduğunu kanıtlıyor.

🚆

[…]

Meyyit Somon Deneyi Bilim Dünyasını Şaşkına Çevirdi - KimyaHaberleri
Manşet

Meyyit Somon Deneyi Bilim Dünyasını Şaşkına Çevirdi

2005 yılında bir süpermarketten alınan meyyit somon, Dartmouth Koleji araştırmacıları tarafından fMRI aygıtına yerleştirildiğinde beklenmedik bir sonuç verdi. Cansız balığın duygusal ikazlara reaksiyon verdiğini gösteren datalar, çağdaş bilimin en büyük istatistiksel tuzaklarından birini ifşa etti.

🚆

[…]

İklim Krizinin Faturasında Dikkat Çeken Ayrım - KimyaHaberleri
Manşet

İklim Krizinin Faturasında Dikkat Çeken Ayrım

Gezegenin geleceğini kurtarmaya çalışırken gözden kaçan bir ayrıntı gün yüzüne çıktı. Uzmanlar, beslenme alışkanlıklarından siyasi tavırlara kadar pek çok alanda “erkeksi” davranışların karbon ayak izini nasıl büyüttüğünü inceliyor.

🚆

[…]

Franklin Seferinin Gizemi Genetik Bilimiyle Çözülüyor - KimyaHaberleri
Manşet

Franklin Seferinin Gizemi Genetik Bilimiyle Çözülüyor

Kayıp Franklin seferinin sırları, yaklaşık iki asır sonra yaşayan akrabaların DNA örnekleri sayesinde gün yüzüne çıkıyor. Arktik’in derinliklerinde can veren denizcilerin kimlikleri tek tek belirlenirken, İngiliz tarihinin en büyük gizemlerinden biri artık genetik kodlarla çözülüyor.

🚆

[…]

İklim Krizi Binlerce Bitki Tipini Yok Oluşla Karşı Karşıya Bırakıyor - KimyaHaberleri
Manşet

İklim Krizi Binlerce Bitki Tipini Yok Oluşla Karşı Karşıya Bırakıyor

ABD ve İngiltere merkezli yapılan kapsamlı araştırmalar, iklim krizinin bitki örtüsü üzerindeki yıkıcı tesirini gözler önüne serdi. Bilim insanları, sıcaklık artışı ve sistemsiz yağışlar nedeniyle 2100 yılına kadar on binlerce bitki çeşidinin hayat alanlarını büsbütün kaybederek yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olduğu konusunda uyardı.

🚆

[…]

Alaska’da 481 Metrelik Tsunami Oluştu - KimyaHaberleri
Manşet

Alaska’da 481 Metrelik Tsunami Oluştu

Alaska’nın ünlü Tracy Arm fiyordunda geçtiğimiz yıl yaşanan devasa heyelanın ayrıntıları bilim dünyasını şaşırttı. 24 piramit büyüklüğündeki kaya kütlesi suya gömülünce, Eyfel Kulesi’nin 1,5 katı yüksekliğinde tsunami oluştu. Talih yapıtı boş olan fiyortta büyük bir facianın eşiğinden dönüldü.

🚆

[…]

Yeni Araştırma Uykusuzluğun Gerçek Bedelini Gösterdi - KimyaHaberleri
Manşet

Yeni Araştırma Uykusuzluğun Gerçek Bedelini Gösterdi

Yapılan kapsamlı bir araştırma, uykusuzluğun beyin üzerindeki yıkıcı tesirlerini dehşet verici bir boyutta ortaya koydu. Uzmanların 25 yıllık tıbbi bilgileri inceleyerek ulaştığı sonuçlara nazaran, yalnızca bir gecelik uykusuzluk bile beyinde Alzheimer belirtileriyle muadil hasarlar bırakabiliyor.

🚆

[…]

Hibrit Motorlarda Çığır Açan Gelişme - KimyaHaberleri
Manşet

Hibrit Motorlarda Çığır Açan Gelişme

Bilim insanları, elektrikli araçlara geçmekte tereddüt edenler için hibrit bir yakıt tahlili geliştirdi. Verimliliği yüzde 60 düzeyine çıkaran bu özel motor yapısı, akaryakıtın suratı ile dizelin gücünü tek bir ateşleme sisteminde birleştirerek emisyon oranlarını da aşağı çekiyor.

🚆

[…]