Üniversitelere TÜBİTAK’tan teknoloji desteği

Üniversitelere TÜBİTAK’tan teknoloji desteği. Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK), üniversiteler bünyesindeki teknoloji transfer ofislerinin güçlendirilmesi ve yenilerinin kurulmasının teşvik edilmesi amacıyla 10 üniversiteye yıllık 1 milyon liraya kadar hibe desteği verecek.

AA muhabirinin edindiği bilgiye göre, üniversite-sanayi işbirliğinin sağlanması ve bilgiye dayalı geliştirilen yeni teknolojilerin sanayinin kullanımına sunulması için TÜBİTAK Teknoloji ve Yenilik Destek Programları Başkanlığı (TEYDEB) tarafından geçen yıl ilk kez 1513 Teknoloji Transfer Ofisleri Destekleme Programı başlatıldı.

Program kapsamında 2013 yılında Boğaziçi, Ege, Gazi, Hacettepe, Koç, ODTÜ, Özyeğin, Sabancı, Selçuk ve Yıldız Teknik üniversitelerine destek vermeye başlayan TÜBİTAK’ın, 2014 yılından itibaren destek vereceği üniversiteler de belirlendi. Hibe desteği almak için TÜBİTAK’a 36 üniversite başvuruda bulundu. Yapılan değerlendirmenin ardından destek verilecek üniversiteler, Anadolu, Bilkent, Dokuz Eylül, Erciyes, Gaziantep, İstanbul, İstanbul Şehir, İstanbul Teknik ve Uludağ üniversiteleri ile İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü olarak belirlendi.

Teknoloji transfer ofislerinin görevi
Üniversite ve sanayi arasında koordinasyon ve iletişimi sağlayacak teknoloji transfer ofisleri, akademik çalışmaların ürün ve hizmetlere dönüşmesinde ve patentlenmesinde önemli rol oynayacak. Bu ofisler ayrıca üniversitelerin, ulusal ve uluslararası kamu desteklerinden etkin bir şekilde yararlanabilmesi için proje ofisi gibi çalışacak. Proje başvurularının hazırlanması, proje ortaklıkları kurulması ve izlenmesi konularında da faaliyet gösterecek. Üniversite-sanayi işbirlikleri, öğrenci ve akademisyenlerin girişimci fikirlerinin yeşermesi, akademik alanda edindikleri bilginin sanayide uygulamalarını görebilmeleri açısından da teknoloji transfer ofisleri kritik roller üstlenecek.

Program kapsamında, üniversite-sanayi işbirliği çerçevesinde; “Ar-Ge projeleri oluşturma, geliştirme ve lojistik destek sağlama faaliyetleri”, “fikri ve sınai mülkiyet haklarının tescili ve korunması, pazarlanması, ticarileştirilmesi”, “girişim sermayesi desteği, kuluçka merkezi kurma, iş rehberliği, danışmanlık ve eğitim hizmetleri sağlama”, “bilinçlenme oluşturacak etkinlikler düzenleme, yayınlar yapma” konularında Türkiye’de kurulmuş veya kurulacak teknoloji transfer ofislerinin projelerinin geri ödemesiz olarak desteklenmesi hedefleniyor.

Nasıl destek verilecek?
Desteklenecek teknoloji transfer ofislerine TÜBİTAK tarafından yıllık 1 milyon liraya kadar hibe desteği verilecek. Her yıl yapılacak değerlendirmelerle, destek süresi 10 yıla kadar uzatılabilecek. Destek oranı ilk 5 yıl yüzde 80, ikinci 5 yıl yüzde 60 olacak. Programa başvurular, açılacak olan çağrı dönemlerinde proje şeklinde yapılacak.

Programa, üniversiteler, üniversitelerin ortak olduğu şirketler, teknopark yönetici şirketleri, teknopark yönetici şirketinin ortak olduğu şirketler başvurabilecek.

tübitak

 

Kaynak : milliyet

Türkiye üniversitelerinin toplam bütçesi Amerika’nın Columbia Üniversitesi bütçesi kadar

Türkiye üniversitelerinin toplam bütçesi Amerika’nın Columbia Üniversitesi bütçesi kadar. Bilindiği gibi Kasım-Aralık ayları bütçelerin TBMM’de konuşulduğu ve yasallaştığı dönemdir. Diğer kamu kurum ve kuruluşları gibi Üniversiteler de bu aralar kendilerine verilen bütçelerini konuşuyorlar. Rektörler doğal olarak bir yılı hazırladıkları bütçe tablolarına göre yönetecekler. Üniversiteler 5018 Sayılı Yasaya dayalı olarak Maliye Bakanlığı bütçeleme tekniği kuralları göre geçici bütçe hazırlar ve Maliye Bakanlığına sunar. Eskiden DPT, şimdiki Kalkınma Bakanlığında yatırım bütçesi koparmak için kulisler yapılır.

Türkiye üniversiteleri çok genç oldukları için bina alt yapı için daha fazla yatırım ve bütçe talep edilir. Şimdi de sanırım benzer süreçler işliyordur. Bütçelerin ağırlığını yatırımlar ve personel giderleri oluşturur. Personel bütçeleri sabit elemanların maaşı üzerinden hesaplanmakta, yatırımlar önceden öngörüldüğü için hemen hemen üniversitelerin bütçeleri belirli. 2014 yılı için TBMM Meclis Plan ve Bütçe Komisyonu’nda Yükseköğretim Kurumu (YÖK) ve üniversitelere 16 milyar 939 milyon 10 bin lira bütçe ayrıldığı bilgisi basına yansıdı.

Hazineden ayrılan bütçe ödeneklerine göre 2014 yılı YÖK, Üniversite ve Yüksek Teknoloji Enstitülerinin ekonomik sınıflandırmaya göre en fazla bütçeyi sırası ile şu üniversiteler aldı;

Üniversiteler Aldıkları bütçe TL
İstanbul Üniversitesi 786.510.000
Hacettepe Üniversitesi 551.282.000
Ankara Üniversitesi 541.982.000
Gazi Üniversitesi 537.509.000
Ege Üniversitesi 479.132.000
Dokuz Eylül Üniversitesi 421.122.000
Atatürk Üniversitesi 382.000.000
Anadolu Üniversitesi 378.833.000
Marmara Üniversitesi 373.529.000
Selçuk Üniversitesi 342.805.000
Orta Doğu Teknik Üniversitesi 336.810.000
Çukurova Üniversitesi 335.092.000
Uludağ Üniversitesi 310.501.000

Ve diğerleri..

En düşük payı alan üniversiteler içinde ne yazık ki Adana Bilim ve Teknoloji Üniversitesi (ABTÜ) ise 41.018.000 TL ile sondan 6 sırada kalmıştır. Yeni kurulan ABTÜ bütçesi bu ise nasıl güçlü bir üniversite olacak, nasıl bölgenin yıldızı olacağız. Bu konuda Adana’da çok önemsenen Bilim Teknoloji Üniversitesi daha çok destek görmelidir. Adana her konuda ihmal edildi ancak eğitim ve üniversiteye destek konusunda da çok ihmal edildi. Çukurova Bölgesinin bir bütün olarak kalkınması için Adana ve Üniversitelere ciddi destek çıkılması gerekir. ABTÜ ile yerleşim yeri belirlenmesi konusunda iki üniversite yan yana olamayacağı ve tarım toprakları üzerine her türlü betonlaşmaya kaşı çıktığımızı belirtmekle birlikte Adana’ya çağın gereklerine uygun farklı söylemi olan güçlü bir üniversiteye değil itiraz etmek, tam tersi her türlü destek olunmalıdır.

Üniversite bütçelerinde bilimsel araştırmalar değil personel ve yatırım payı aslan payı

Üniversitelerimizin bütçe büyüklükleri temelde sahip olduğu öğrenci, personel ve bina ve benzeri yatırım giderleri üzerinden hesaplanmaktadır. Bu bütçeler, üniversitelerin işlev ve ürettiklerine göre belirlenmemiştir. Üreten üniversiteler daha çok araştırma desteği almalı diye düşünüyorum. Aslında mevcut stratejik planlama da bunu gerektiriyor. Her birim uzun ve kısa süreli planlamasını yapmalı ve ulaşmak istediği hedefe uygun proje üretmeli ve hedefini gerçekleştirmek için bütçe talep etmelidir. Aynı zamanda her yılda hedefini tutturup tutturmadığı da belirlenmeli ve sorgulanmalıdır. Bu bağlamda kişiler, anabilim dalı ve kurumlar daha fazlasını yapmaya çalışmalı. Çok üreten ve nitelikli insan yetiştiren üniversite birimleri daha çok destek görmelidir. Türkiye bu farkı yaratmadıkça üniversitenin doğasını ve işlevini anlayamamış demektir.

Bütçenin çoğunluğu personel giderlerine ayrıldığı biliniyor. İşçi ve çalışan memurlar dışında öğretim görevlileri toplamı 130 bin 563 olduğu belirtildi YÖK tarafından. Türkiye 2013 yılı itibarıyla 104’ü devlet, 71’i vakıf olmak üzere 175 üniversite bulunuyor. Üniversiteler ve diğer eğitim kurumlarında 17 bin 807 profesör, 10 bin 962 doçent, 27 bin 385 yardımcı doçent olmak üzere toplam 56 bin 154 öğretim üyesi görev yapıyor. Bunlara 40 bin 939 araştırma görevlisi, 20 bin 820 öğretim görevlisi, 9 bin 250 okutman, 3 bin 396 uzman, 27 çevirici ve 67 eğitim öğretim planlamacısı istihdam ediyor. Son on yılda 100 yakın kamu ve vakıf üniversitesi açıldı, akademik personel sayısı ikiye katlandı ancak bütçesi Real olarak çok fazla değişmedi. Mevcut bütçelere ile üniversitelerin dünya ölçeğinde bilimsel araştırma yapılamayacağı gibi üniversite çalışanlarının da insanca yaşam için maaş alamayacakları anlaşılıyor.

Amerikan’ın önde gelen üniversitelerinin bütçeleri ne kadardır?

Son yüz yılda özellikle temel bilimlerin hassas ölçüm yaparak veri ve bilgi üretme gereksinimi nedeniyle araştırmalar yüksek bütçeleri gerektiriyor. Temel araştırmalar başta olmak üzere uzay çalışmaları, ileri düzeyde ilaç, kimya elektronik, bilgisayar, biyo ve nanoteknoloji ve tıp-genetik araştırmalar için milyar dolarlık harcamalar gerekiyor.. 2014 yılı YÖK’e bağlı devlet üniversitelerinin toplam bütçesi 11,5 milyar TL’ ve Milli Eğitim Bakanlığına ayrılan toplam bütçe ise 34 milyar TL. Türkiye üniversitelerinin toplam bütçesi bir Amerikan üniversitesinin araştırma bütçesi kadar bile değildir. Amerikabulten.Com haberine göre ABD’deki Harvard üniversitesinin bütçesi 2011 yılında Harvard’ın bütçesi 40 milyar dolar. Türkiye ve ABD’nin ileri üniversitelerinin bütçeleri karşılatıldığında aradaki fark ülkelerin gelişmişlik farkı ile paralel. Bir dolar 2 TL olduğuna göre Türkiye üniversitelerinin toplam bütçesi Columbia Üniversitesi bütçesi kadardır (7 milyar 789 milyon dolar). Harvard üniversitesinin bütçesinin çeyreği kadar. 2014 yılı üniversitelerimizin bütçeler ile Türkiye’nin ileri araştırma şansı neredeyse başından yok sayılmıştır.

Harvard Üniversitesi’nin 2011 yılında yalnızca bağış geliri 32 milyar 12 milyon 729 bin dolar. US News And World Report dergisi bilgisine göre ABD’nin 10 üniversitesinin bütçeleri.

1. Harvard Üniversitesi: 32 milyar dolar
2. Yale Üniversitesi : 19 milyar 174 milyon dolar
3. Princeton Üniversitesi : 17 milyar 162 milyon dolar
4. Stanford Üniversitesi : 16 milyar 502 milyon dolar
5. Massachusetts Institute of Technology: 9 milyar 712 milyon dolar
6. Columbia Üniversitesi : 7 milyar 789 milyon dolar
7. Üniversitesi of Michigan : 7 milyar 725 milyon dolar
8. Üniversitesi of Pennsylvania : 6 milyar,582 milyon dolar
9. Üniversitesi of Notre Dame : 6 milyar 383 milyon dolar
10. Duke Üniversitesi : 5 milyar 747 milyon dolar

Son yıllarda ülkelerin gelişmişliğini belirleyen bir diğer etki faktörü de inovasyon (yenilikçilik). Inovasyon yenilikçilik doğrudan birey ve toplumların eğitim düzeyi ile ilgili ve bugün dünyanın en iyi eğitim performansına sahip ülkelerin hepsi birer inovasyon ekonomisine sahiptirler. İnovasyon için Ar-Ge çalışması şart. İnovasyon, Ar-ge ve patent çalışmaları ile teknoloji üretimi tamamen ülkelerin GSMH’dan ağrıdığı paya bağlı olarak gelişiyor. Cumhuriyet Gazetesi 28 Kasım 2013 tarihinde Özlem Yüzak imzası ile yapılan bir analizde Türkiye’nin inovasyon göstergeleri yönünden gerilerde geldiği belirtiliyor. Türkiye bugün 17. Büyük ekonomi olarak övünmeyi hak ediyor ancak Ar-Ge harcamaları sırlamasında ise dünyada 29’uncu sırada. TBMM 2012 yılı bütçe görüşmelerinde ülkemize AR-GE’ye ayırdığı paranın 455 milyon, kültüre ayrılan pay sadece 15 milyon. Ülkelerin gelişmişlik düzeyi insana yapılan yatırım ve AR-GE’ye ayrılan GSMH payı ile doğrudan orantılıdır.

Cornell Üniversitesi ve Küre­sel İnovasyon Endeksi çalışmasına göre Türkiye 142 ülke arasında 2013 yılında 68’inci sırada. Dünyanın en iyi üniversiteleri eğitim, Ar-Ge ve inovasyon konularında iyi olmaları ile insan yapılan yatırım arasında ciddi ilişki bulunmaktadır. Kanada’da Martin Refah Enstitüsü’nün (Martin Prosperity Institute) yürüttüğü bir araştırmaya göre Türkiye 82 ülke arasında ‘yetenek endeksi’ sıralamasında ise 59’inci ve yaratıcılık’ listesinde ise 68. sıradaymış. PISA ölçeğinde ortaöğretim çocuklarımızın matematik ve okuma becerileri yönünden OECD ülkesi 47 ülke arasında 43 sırada.

Türkiye’de ortaöğretim ve üniversitelerde ciddi sorunlar yaşanıyor

Bütün bu göstergelerde gerilerde olmamız tesadüfü değil ülkemizin bilime verdiği önem ve emekle ilgili. Her şey bir birine bağlı gelişiyor. Türkiye’nin bugün en ciddi sorunu sahip olduğu ekonomik büyüklüğe uygun bilgi ve teknoloji üretemiyor.

Bütün bu yetersizliklerin altında eğitim sistemimizin çalışmaması, üniversitelerimizin özerk olmaması ile doğrudan ilişkili verimsizliği ve uygun çalışma koşullarının olmaması görülüyor. Milli Eğitim artık iyice can çekişiyor. Üniversiteler deseniz aynı keza. Sorun gençlerin yaratıcılığı teste ve ezbere dayalı sınav sistemleri ile köreltilmiş. Kişilerin kendilerini ifade etmekte, her türlü farklılık başta üniversiteler olmak üzere gerçekleşmemektedir. Üniversitelerde temel sorun, eğitim, kalite, yaratıcılık ve geleceğin nitelikli insan nasıl yetiştirilir (yaratılır) konusundaki görüş- beyin fırtınası, plan-projeler sanki üniversitelerin ana konuş değilmiş gibi yok hükmünde söz konusu bile edilmiyor. Açıkçası merak ediyorum bu gidişatla nasıl gelişeceğiz? Bilim, üniversite olmadan, yaratıcılık, serbestlik olmadan nasıl dünyanın ilk 10 büyük ekonomisi içinde yer alacağız? Dünyada günlük milyon terabaytlık bilgi üretilirken biz halen güç ilişkisi içinde, yeme-içme, kılık-kıyafet konuşuyoruz.

Nitelikli insana yatırım yapmak zorundayız

Sorun ekipman almak değil, nitelikli insan gücü yaratmaktır. Liyakate dayalı, akademik alt yapısı güçlü, kendine özgü fikirleri olan öz güvenli insan yetiştirmektir. Türkiye’nin bilim ve inovasyon yaratmadaki temel sorunu evet nitelikli insan yetiştirme sorunuzdur. Her türlü siyasi söylemi bir tarafa bırakalım Türkiye’yi geleceğe nasıl hazırlarız ona bakmamız gerekiyor. Dünya çapında birkaç üniversiteye sahip olmak için ne yapabiliriz. Ülkenin tüm yetenekli gençlerini eğitecek ve bilgi üretecek birkaç araştırma üniversitesi nasıl yaratırız ona odaklanmamız ve bu konularda modeller üretmeliyiz. Bugün üniversitelerimizin durumu hiç hoş değil. Bilim, araştırma, insan yetiştirme unutulmuş görülüyor. Üniversitelerde başta yöneticiler sanki Ankara ile iyi geçinmek ve bir daha seçilebilmek için nasıl ve kimler ile sorunsuz durumu idare ederimi düşünür olmaktadırlar. Üniversiteler bu konuda bir şey yapamamanın acısını yaşıyor ancak bir şey de yapılmıyor. Üniversitelerimizin acilen özerklik talep edip üniversitelik bilincine uygun olarak araştırma, bilim, eğitim ve toplumsal aydınlanma görevlerini yerine getirecek asli görevlerine dönmeleri sağlanmalıdır.

Bu gidişat ülkemize yarar yerine zarar veriyor. Korkum, yarın durum düzelse bile üniversite kavramını bilmeyen, üniversite görmemiş kişilerin üniversiteyi okul gibi yönetmeleri sonucu daha da kötüye gideceğimiz yönünde. Bugün yaşadığımız sorun üniversitenin okul gibi algılanıp yönetilmeye kalkınmasından kaynaklanıyor. Bilemiyorum üniversiteler yarın tarihe nasıl hesap verecek. Bilim tarihinde nasıl anılacağız.

Türkiye çok acilen yeni bir Yükseköğretim yasası hazırlamalı, her yönü ile üniversiteler özerk olmalı. Yeni baştan insan verimliliği eksenli bir yapılanmaya gidilmeli. Ülkenin birinci önceliği eğitim ve bilim olmalı. Bilim insanı yetiştirmeye önem verilmeli. Ortaöğretimi de içine alan bir akademik öğrenme ve dönüştürme projesi hazırlanmalı. Üniversiteler kendi içinde rekabete açılmalı. Araştırma kuruluşları kamu yarana çalışan birimler olarak katma bütçeden destek görmeli. Üniversite bütçeleri ileri bilimsel araştırma yapacak şekilde belirlenmeli, bilimsel hesap verilebilirlik mutlaka sağlanmalı. Üniversiteler stratejik planlama yaparken fakülte ve bölümlerin stratejik planlarına uygun bütçelemeye gidilmeli. Her üniversite veya birim stratejik planlamalarına göre her yıl ürettikleri ve akademik faaliyetleri ile hesap vermeli ve o oranında da destek görmeli. Böylece üniversitelerin ve birimlerin başarıları ölçüsünde farklılaşmalıdırlar. Yoksa yarın gelecek kuşaklara nasıl bir üniversite ve gelişmiş ülke bırakırız diye de kendimize sormamız gerekir.

Unknown

 

Kaynak : Prof. Dr. İbrahim Ortaş T24

Uludağ Üniversitesi Tarafından “Kimya Sanayi ve İleri Teknoloji Malzeme Üretiminin Gelişimi” Paneli

Uludağ Üniversitesi Tarafından “Kimya Sanayi ve İleri Teknoloji Malzeme Üretiminin Gelişimi” Paneli. Uludağ Üniversitesi tarafından bu yıl 3’üncüsü gerçekleştirilen ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ 3. BİLGİLENDİRME ve AR-GE GÜNLERİ etkinliği kapsamında “Kimya Sanayi ve İleri Teknoloji Malzeme Üretiminin Gelişimi”  konulu panel 13 Kasım 2013   13:30-17:00 saatleri arasında Uludağ Üniversitesi Prof.Dr. Mete Cengiz Kültür Merkezi (Sinema Salonu) ‘nde gerçekleşecektir.

Konuşmacılar ve konular :

Murat AKYÜZ: Türk kimya sektörü ve ihracatıyla ilgili genel değerlendirme, katma değerli üretimde AR-GE ile inovasyonun önemi ve bu konuda İKMİB tarafından yürütülen çalışmalar, sektörün gelecek hedefleri

Prof.Dr. Dilhan KALYON: Biyomedikal, çevre, elektronik, polimerler, jeller, suspensiyonlar alanlarında uygulamalar

Kasım ALTAY: İleri malzeme tanımları ve teknolojileri. Sürdürülebilirlik ve süreklilik için AR-GE konumlandırılması.

Prof. Dr. Cevdet DEMİR: Türkiye bor rezervi, üretimi ve ileri bor teknolojileri, kullanım alanları

Mahmut YILMAZ: Bursa’da kimya sanayii, Kimya OSB leri ve vb konular

Daha fazla bilgeye ve etkinlik açıklamalarına ulaşmak için http://arge.uludag.edu.tr/arge/02.php ve http://www.uludag.edu.tr/ adreslerini kullanabilirsiniz..

uludağ ar ge günleri

Beynimize 300 Yıl Süren HD Film Kaydedebilirz…

Uludağ Üniversitesi’nde ’NBeyin’ adlı sunumda öğrencilere beyinin çalışma sistemleri hakkında bilgi veren Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Tıp Fakültesi Fizyaloji Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Sinan Canan, beynin 2.5 milyon gigabayt hafızası bulunduğunu belirterek, bunun 300 yıl süren HD filmin kaydedilmesi anlamına geldiğini söyledi.

Uludağ Üniversitesi Öğrenci Konseyi tarafından Mete Cengiz Kültür Merkezi’nde düzenlenen etkinliğe katılan Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Tıp Fakültesi Fizyaloji Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Sinan Canan, ’NBeyin’ adlı sunumda öğrencilere beynin çalışma şeklini, neler yapabildiğini anlattı.

Beyin fizyolojisi hakkında birçok bilinmeyen bulunduğunu ve araştırmaların hala sürdüğünü kaydeden Doç. Dr. Sinan Canan, beynin bilgisayara hiç benzemediğini ifade etti. Bir santimetreküplük beyin dokusu içinde bulunan hücreler arası bağlantıların sayısının Samanyolu’ndaki yıldızlardan daha fazla olduğuna dikkat çeken Doç. Dr. Canan, “Beyinde iki tane birbirine benzeyen sinir hücresi yok. Beyindeki bağlantı haritası sayesinde hepimiz tek ve ayrı bireyler olarak yaşamımızı sürdürüyoruz. Hücreler dallı budaklı gibi görünebilir. Uzantıların çoğu hücrelerin antenleri. Binlerce hücreye sinyal gönderiyorlar. Hücrenin içinde halatlar, teleferik sistemleri ve aktarım rayları bir sürü sistem var. Çok yoğun bir protein yapısı mevcut” dedi.

Yaşamın ilk zamanlarında ilgisiz kalmanın beyin gelişiminde farklılıklar oluşturduğunu söyleyen Doç. Dr. Canan, beynin ön orta kısımların yüksek kişilik özelliklerini içeren kodları bulundurulduğunu bu bilgilerin doğuştan veya daha sonra hasar görmesi sonucu uyumsuz ve suçlu kişiliklerin ortaya çıkabildiğini anlattı.

’BEYİN HARIL HARIL HÜCRE ÜRETİYOR’

Beyin hücrelerini çorbaya benzeten Doç. Dr. Canan, hücreler içerisinin ayrı bir dünya olduğunu kaydetti. Sinir sistemini işlevsel yapan şeyin, hücreler arasındaki bağıntılar olduğunu dile getiren Doç. Dr. Sinan Canan, “Bizim için önemli olan beynin ağırlığı değil, hücreler arasındaki bağlantıların ve bunların kalitesidir. 1980’lere kadar sinir sistemi ile ilgili bütün ders kitaplarında ’doğduktan sonra beynin sinir hücresi yapmayacağı’ anlatılırdı. ’Sinir hücresi öldü mü, beyniniz gider’ mantığı vardı. Ama bugün artık biliyoruz ki, beynimizin birçok yeri harıl harıl hücre üretme yeteneğine sahip. ’Beyin değişmez miti rafa kalktı. Beynimiz inanılmaz bir yapıya sahip. Bu yüzden bilgisayara benzemez. İşlemcisi sökülen bir bilgisayarın monitörünün işlemci görevini üstlendiğini gördünüz mü? Beynimizde inanılmaz bir potansiyel var. Herkes soruyor ya, biz beynimizin kaçta kaçını kullanıyoruz? Aslında biz beynimizi hiç kullanmıyoruz” diye konuştu.

Beynin farklı bölümlerinde eksilen işlevlerin diğer kısımlar da yapılabildiğini söyleyen Doç. Dr. Canan, görmeyen insanlarda yapılan araştırmalarda dokunarak beynin görmeyi sağlayan kısmının geliştiğini vurguladı.

’2.5 GİGABAYT HAFIZAMIZ VAR’

Hafızalarının dolduğuna inanan insanlar olduğunu ve bazı şeylerin hatırlanamadığını kaydeden Doç. Dr. Canan, “İnsanlığın hafızası ne kadar? ’Benim niçin hafızam doldu’ diye bir düşünce var. İnsan hafızası bizim teknolojimizi aşan bir durum. Hafızanın kayıt yeri belli değil. Ancak bilgisayara benzeterek bir tahminde bulunabiliyoruz. Yaklaşık 20 milyar civarındaki korteksimizde hücre var. Bunlar arasında trilyon kere bağlantı olursa, yaklaşık 2.5 milyon gigabayt hafızamız var. Gördüğünüz gibi kocaman bir bellek. Bu hafıza 300 yıl süren HD filmi kaydetmek anlamına geliyor. İlkokuldaki bir hatıranızı hatırlayın, detaya girin. Hiçbir dijital filmde böyle bir çözünürlük yok. Aslında beynimizin hafıza kaydı sınırsız” dedi.

Doç. Dr. Canan, beynin çalışması için vücudun günde 57 damacana kan pompalamak zorunda olduğunu da kaydetti.
beyin1

 

Kaynak :hurriyet

U.Ü. Kimya Topluluğu Yeni Öğretim Yılında da Etkinliklerine Tüm Hızıyla Devam Ediyor

Uludağ Üniversitesi Kimya Topluluğu tarafından gerçekleştirilen “Geleneksel Yeni Öğretim Yılı Tanışma Kahvaltısı” Araş. Gör. Dr. Meliha ÇETİN ‘in ve Topluluk üyelerinin geniş katılımı ile gerçekleştirildi. Ayrıca Bursa Teknik Üniversitesi Kimya Topluluğu’da organizasyona katılarak öğreniciler arasında güzel bir birliktelik sağlandı.

Topluluk Başkanı Emin DEDE’nin Yaptığı Konuşmada “Aramıza bu yıl katılan arkadaşlarımız ve üst sınıflardaki arkadaşlarımızı böyle bir güzel kahvaltıda buluşturup bu sıcaklığı sağladığımız için çok mutluyuz, katılan tüm arkadaşlara ve topluluk üyelerine teşekkür ediyorum” dedi. Ayrıca topluluğun gelecek planları hakkında kısa bir bilgide veren Emin DEDE ” Üniversitemizin Kimya Bölümünü bu yılda kongreler,fuarlar gibi etkinliklerde en iyi şekilde temsil etmeye devam edeceklerini” sözlerine ekledi.

 

 

kimya uludağ

Türkiye’de mesleki eğitimde ilk kez Uludağ Üniversitesi tarafından uygulanan yöntemle 12 Öğrenci 1+1 uluslararası çift diplomalarını aldı

Uludağ Üniversitesi (UÜ) Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulu’ndan 12 öğrenci çift diplomalarını aldı. Yüksekokul ile İngiltere’deki City College Brighton and Hove ve Havering College arasında iki yıl önce başlatılan ve Türkiye’de mesleki eğitimde ilk kez uygulanan yöntemle eğitimlerini tamamlayan öğrenciler, dünyanın 115 ülkesinde tanınan EDEXCEL akreditasyonuna sahip çift diploma sahibi oldu.

Eğitimlerinin birinci sınıfını Uludağ Üniversitesi’nde, ikinci sınıfını İngiltere’de tamamlayan 1+1 çift diploma öğrencileri için UÜ Rektörlük Salonu’nda diploma töreni düzenlendi. Bursa Teknik Üniversite Rektörü Prof. Ali Sürmen’in yanı sıra öğrenci velilerinin de katıldığı törende konuşan UÜ Rektörü Prof. Dr. Kamil Dilek, 7 üniversite ile başlayan programı sadece Uludağ Üniversitesi’nin bitirebildiğini ifade etti. Rektör Dilek, şunları ifade etti: ’Emeği geçen tüm hocalarıma ve öğrencilerimize teşekkür ediyorum. Farklı bir eğitim modelini uyguladılar, fedakarlıklar yaptılar, ama bugün o fedakarlıklarının ürününü aldılar. Sadece kendileri değil üniversitemiz de onların bu gayretiyle ayrıcalıklı ve özel üniversite olduğunu YÖK nezdinde ülkemizle paylaşmış oldu. Bu eğitim programı çok özel bir program. Bu programdan mezun olan evlatlarımızın özel öğrenciler olduğunu biliyoruz. Kendilerinin de bunun farkında olmaları lazım. 7 öğrencimiz lisans öğretimine devam edecek, ama biz tamamının lisans öğretimine devam etmesini istiyoruz ve destekliyoruz.”

UÜ Teknik Bilimler Meslek Yüksek Okulu Müdürü Prof. Dr. Rıdvan Ezentaş, YÖK’ün 1+1 Çift Diploma Projesi’ne 2009 yılında başladıklarını ifade etti. Prof. Dr. Ezentaş, şu bilgileri verdi: ’Öğrencilerimizin 1+1 çift diploma projesi ile İngilizce hazırlık sonrasında bir yıl Türkiye’de ve bir yıl yurt dışında eğitim görerek her iki eğitim kurumunun da diplomasını almak demektir. Bu projeye 2009 yılında YÖK tarafından seçilmiş 21 üniversite ile birlikte başladık. İlk olarak 2010 yılında bizimle birlikte 4 özel ve 3 devlet üniversitesi bu proje kapsamında ilk öğrencilerimizi aldık. Öğrenci alan diğer 7 üniversitenin birtakım sebeplerden dolayı programı devam ettiremediği bir ortamda yalnız kalmak bizi üzse de yolumuza devam ederek, bugün Türkiye’de bunu başarmış tek ve ilk üniversite olmak Uludağ Üniversitesi mensupları olarak bizlere gurur vermektedir. Bu projeyi başarmamız da bu projeye inanmış iyi bir akademik kadro ile mezun olan 12 öğrencimizin payı çok büyüktür.”

Mezun olan öğrencilerden Denizcan Peltek, yaşadıkları zorlukları anlattı. Peltek, ’Bizim için önce hazırlık sınıfını, ardından İngilizce olarak birinci sınıfı çok farklı sistemde başarmak, ardından İngiltere’ye gidip yine farklı bir kültürün içinde okumak gerçekten çok önemli bir başarı. Üstelik bu süreci inanılmaz anılarla, bir daha yaşanması güç arkadaşlıklarla tamamladık. Hayatın zorluklarını derinden hissettik, çalışıp para kazanmanın zorluğunu gördük. Ve bugün hepimiz İngiltere’ye tekrar dönüp mühendislik eğitimini tamamlamayı düşünüyoruz.” diye konuştu.

Öğrencilerin diplomalarını UÜ Rektörü Kamil Dilek ile Teknik Üniversite Rektörü Ali Sürmen verdi.
uludağ

 

Kaynak :haberfx

Geleceğin Bilim Adamlarının Bursa Bilim ve Teknoloji Merkezi’nde Sertifika Heyecanı

Geleceğin Bilim Adamlarının Bursa Bilim ve Teknoloji Merkezi’nde Sertifika Heyecanı.Yaz boyunca çocukları bilimle buluşturan Bursa Bilim ve Teknoloji Merkezi’nde (BTM) sertifika heyecanı yaşandı.

TÜBİTAK tarafından desteklenen, Uludağ Üniversitesi ve BTM tarafından ortaklaşa düzenlenen yaz kampına katılan 50 öğrenc,i 25-31 Ağustos tarihleri arasında gerçekleşen kamp sonrası sertifikalarını aldı. 6 günlük kamp programında bilimin eğlenceli yüzüyle tanışan öğrenciler, fizik, kimya, biyoloji, astronomi ve teknoloji alanlarında en güncel konularla tanışma fırsatı buldu. Akşamları gerçekleşen sosyal etkinliklerle liderlik ve takım oyunları oynayan katılımcılar, kamp süresince geri dönüşüm konusunda projeler geliştirdi. Kampa katılan öğrenciler sertifikalarını BTM Proje Danışmanı ve Bilim Merkezleri Araştırma ve Geliştirme Enstitüsü Başkanı Prof. Dr. Yusuf Ulcay ile TÜBİTAK Proje Yürütücüsü Dr. Dilek Zeren Özer’den aldı.
Kampa katılan öğrenciler sertifika alma sevincini yaşadı. BTM, okulların açılmasıyla birlikte yeni bilimsel faaliyetlere ev sahipliği yapmaya devam edecek.

 

bilim merkezi

 

Kaynak :haber3