Türk Kimya Sanayi, Yerlileştirme Politikası ile Ölçek Büyütmek İstiyor

Türk Kimya Sanayi, Yerlileştirme Politikası ile Ölçek Büyütmek İstiyor. TKSD (Türkiye Kimya Sanayicileri Derneği) Yönetim Kurulu Başkanı Haluk Erceber, son 25 yılda petrol ve doğalgazı olmayan ülkelerin, nitelikli kümelenmeler ve yüksek teknoloji içeren başarılı projelerle kimya sanayinde dünya lideri olduğuna dikkat çekti. Erceber,“Türk kimya sektörü uluslararası yatırımcıların cazibe merkezi olacak potansiyele sahip. Sektör olarak Devletimizin ülkemizdeki üretici firmaları aynı lokasyonda biraraya getirecek kimya kümesi Chemport Projesi’ne milli öneme sahip bir proje olarak yaklaşmasına ve yerlileştirme politikasını güçlendirmesine ihtiyacımız var” dedi.

Türkiye’de ihracatın lokomotif sektörlerinden olan ve 300 bin kişiye istihdam sağlayan kimya sanayi,3.5 trilyon Euro’luk dünya kimya pazarının takribi yüzde 1’ne sahip konumda. Yüzde 75 oranında ithal hammadde ile çalışan ve yüzde 1 oranında büyük ölçekli kimyasal üreticiye sahip sektör,2018 yılının ilk sekiz ayında, bir önceki yıla göre ihracatını yüzde 18,3 oranında arttırmayı başardı. Aynı dönemde ithalattaki artış yüzde 9,6 oranında gerçekleşti. İmalat sanayinde ise ilk sekiz ayda ihracat bir önceki yıla göre yüzde 5,1 oranında artarken, ithalattaki artış yüzde 3,9 olarak gerçekleşti. Ağustos ayında en çok ihracat yapılan ilk 10 ülke; Mısır, Almanya, Irak, İngiltere, İspanya, Hollanda, Çin, İtalya, Yunanistan ve Hindistan olarak sıralandı ve sektörün Ağustos ayı ihracatı 1 milyar 380 milyon USD olarak gerçekleşti.

Uluslararası Kimya Sanayi Fuarları TURKCHEM 2018’e, 20 ülkeden 300’ü doğrudan katılımcı 1.000’in üzerinde firma ve 70 ülkeden 12.000’i aşkın ziyaretçi katılımı bekleniyor…

Türkiye’nin en fazla ihracat gerçekleştiren 3’ncü sektörü konumunu daha üst sıralara taşımak isteyen kimya sektörü, yeni pazar ve işbirliği firsatlarını değerlendirmek üzere 8-10 Kasım tarihleri arasında İstanbul Fuar Merkezi’nde düzenlecek Uluslararası Kimya Sanayi Fuarları TURKCHEM 2018’e odaklandı. İki yılda bir düzenlenen Uluslararası Kimya Sanayi Fuarları TURKCHEM 2018’in Türkiye ve EMEA Bölgesi’nin en geniş kapsamlı kimya platformu olduğunu belirten Artkim Fuarcılık Genel Direktörü Cengiz YAMAN, “Bu yıl 20 ülkeden 300 doğrudan katılımcı ile 1.000’in üzerinde firma ve firma temsilciği ve 70 ülkeden 12.000’i aşkın profesyonel ziyaretçiyi Uluslararası Kimya Sanayi Fuarları TURKCHEM 2018 çatısı altındaki ChemShow Eurasia, ChemLab Eurasia ve ChemTech Eurasia’da buluşturacağız. Ülke olarak 2023 yılı için koyduğumuz dünyanın en büyük 10. ekonomisi olma ve 500 milyar dolar ihracat gerçekleştirme hedeflerine ulaşmak üzere biz de üzerimize düşen görevi en iyi şekilde yapma gayreti içerisindeyiz. Orta Doğu, Kuzey Afrika ülkeleri, Türki Cumhuriyetler, Rusya, Ukrayna vb. gibi pek çok hedef pazar ülkeden profesyonel alıcılar ve katılımcılar fuarımızda olacaklar. Ayrıca, fuarımız ile eş zamanlı olarak Alım Heyeti organizasyonu gerçekleştireceğiz” dedi.

“Kimya sektörüne 2023 yılı için konan ihracat hedefi 50 milyar USD…”

Türkiye’nin bulunduğu stratejik konum, yüksek iç tüketim ve sürdürülebilir enerji güvenliğine sahip enerji transit hub’ı ortasında bulunması sebebiyle uluslararası yatırımcıların ilgisini çekecek potansiyele sahip olduğuna dikkat çeken TKSD Yönetim Kurulu Başkanı Haluk Erceber, “Son 25 yılda Çin ve Singapur gibi petrol ve doğalgazı olmayan ülkeler kimya sektöründe dünya lideri olmayı başardılar. Biz de yüksek teknoloji içeren projeler ve üretici firmalarımızı aynı lokasyonda biraraya getirecek kimya ihtisas kümesi Chemport Projesi ile katmadeğeri yüksek üretime geçebiliriz. Sektör olarak Devletimizin ülkemizdeki üretici firmaları aynı lokasyonda biraraya getirecek kimya kümesi Chemport Projesi’ne milli öneme sahip bir proje olarak yaklaşmasına ve yerlileştirme politikasını güçlendirmesine ihtiyacımız var.” dedi.

Başkan Erceber şöyle devam etti: “Kimya sektörünün 2023 yılı ihracat hedefi 50 milyar USD olarak kondu, ekonomimizin büyümesi için yerli ve milli üretimle birlikte ihracata çok ihtiyacımız var. Kasım ayında İstanbul’da düzenlediğimiz ve TKSD olarak destekçisi olduğumuz Uluslararası Kimya Sanayi Fuarları TURKCHEM 2018’le sektörümüzü yeni pazarlarla buluşturacağız. Dış ticarettte son dönemde yaşanan gelişmeler, ihracat yaptığımız ülkelerin sayısını ve çeşitliliğini arttırmamızın önemi bizlere bir kez daha hatırlattı. Uluslararası Kimya Sanayi Fuarları TURKCHEM 2018’le kimya sektörünün dünya genelindeki önemli markalarını ve önemli alıcıları 3 gün süreyle İstanbul’a kimya sektörümüzün ayağına getiriyoruz” dedi. Dünya toplam dış ticaret hacmi yaklaşık 16 trilyon seviyesindeyken, kimya sektörü 4 trilyon dolar ile küresel ticaret hacminden yüzde 25 pay alıyor. 2017 yılında 16,1 milyar dolar ile Türkiye’de en çok ihracat gerçekleştiren 3’ncü sektör konumundaki kimya sanayinin ülkemizin 160 milyar dolarlık toplam ticaret hacmi içerisinde aldığı pay ise yüzde 10.

İki yılda bir düzenlenen TURKCHEM 2018 Fuarları etkinliklerinde; kimya sektöründeki en son bilimsel ve teknolojik gelişmeler konuşulacak….
Uluslararası Kimya Sanayi Fuarları TURKCHEM, 8-10 Kasım 2018 tarihleri arasında İstanbul Fuar Merkezi’nde ‘ChemShow Eurasia: 8. Uluslararası Özel, Spesifik Kimyasallar, Genel Kimyasallar, Petrokimya ve Kimyasal Ara Ürünler Fuarı’, ‘ChemLab Eurasia: 8. Uluslararası Laboratuvar, Teknoloji, Test & Ölçüm Cihazları, Yardımcı ve Sarf Malzemeleri Fuarı’ ve ‘ChemTech Eurasia: 8. Uluslararası Kimyasal Proses ve Otomasyon Endüstrisi, Paketleme, Geri Dönüşüm, Lojistik, İş Güvenliği ve Çevre Teknolojileri Fuarı’ olarak 3 ana kategoride düzenleniyor. Kimya sektörünün Türkiye ve EMEA Bölgesi’ndeki en geniş kapsamlı, Avrasya Bölgesi’ndeki tek ve en büyük fuarı TURKCHEM 2018, 3 salonda yer alacak etkinlik alanlarında, katılımcı firmalar, akademisyenler ve dernekler ve tarafından gerçekleştirilecek sektöre dair en son yenilik ve teknolojilerin ele alındığı ticari ve teknik sunumlara ev sahipliği yapacak.

8. Kimya Endüstrisi Gelişim Şurası Ankara’da Başladı

8. Kimya Endüstrisi Gelişim Şurası Ankara’da Başladı. Türkiye ekonomisi açısından önem taşıyan ve stratejik sektörler arasında kabul edilen kimya sanayisinin temsilcileri Kimya Sektör Platformu’nun (KSP) Ankara’da düzenlediği 8. KSP Kimya Endüstrisi Gelişim Şurası’nda buluştu. Kimya Sektör Platformu, aralarında BOSAD, İKMİB, Kauçuk Derneği, PAGDER, TKSD gibi kimyanın farklı alt sektörlerindeki Sivil Toplum Kuruluşları, İhracatçı Birlikleri, sendika ve odalar ile üniversitelerden oluşan 37 üyesi ile sektörün sorunlarına çözüm getirmek amacıyla çalışmalar yürütüyor. Şura’da bu yıl 40 milyar dolara ulaşacak dış ticaret açığı veren kimya sektörünün bu açığı hangi stratejilerle kapatacağının formülleri üzerinde çalışıldı.

8. KSP Kimya Endüstrisi Gelişim Şurası’nda ihracata dayalı sanayileşme stratejisinin yeniden ele alınarak kimya sektörünün bu sürece öncülük etmesi kararlaştırıldı.

Kimya sektörünün 40 milyar dolara ulaşan dış ticaret açığının kapatılmasına yönelik formüller; Mesleki eğitimde kalitenin artırılması, üniversite-sanayi-kamu işbirliğinin güçlendirilmesi, devlet desteklerinin yüksek katma değerli ürünlere yönlendirilmesi ve sektörel kümelenmenin hızlandırılması şeklinde belirlendi.

Kimya Sektör Platformu’nun (KSP) bu yıl 8’incisini düzenlediği Kimya Endüstrisi Gelişim Şurası, Ankara Etap Altınel Otel’de gerçekleştirildi. Sektörü temsil eden Sivil Toplum Kuruluşlarının temsilcileri, sanayiciler, akademisyenler ve sektör uzmanlarının Şura’ya yoğun ilgi gösterdiği gözlendi. 8. KSP Kimya Endüstrisi Gelişim Şurası; KSP’nin dönem Başkanlığını yürüten Kauçuk Derneği’nin Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Şirzat Karayel, Türkiye Kimya Sanayicileri Derneği (TKSD) Yönetim Kurulu Başkanı Timur Erk, İstanbul Kimyevi Maddeler ve Mamülleri İhracatçıları Birliği (İKMİB) Yönetim Kurulu Başkanı Murat Akyüz, OSTİM Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Aydın, Ankara Ticaret Odası (ATO) Yönetim Kurulu Başkanlığına yeni seçilen Gürsel Baran ve T.C. Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Müsteşarı Prof. Dr. Ersan Aslan’ın açılış konuşmaları ile başladı.

KSP’nin dönem başkanlığını yürüten Kauçuk Derneği‘nin Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Şirzat Karayel, “2015 sonu itibari ile Türkiye’nin en çok ihracat yapan sektörü konumuna yükselen kimya, Türkiye’nin ihracatından aldığı payı her geçen yıl artırıyor. Kauçuk, kilogram başına 4,5 dolar olan ihraç fiyatı ve alt sektörler bazında en çok ihracat yapan üçüncü sektör olması ile kimya ihracatında önemli bir konumda bulunuyor. Hammaddede yüzde 99 ithalata bağımlı olmasına rağmen Almanya’dan sonra üretimde ikinci sırada bulunan kauçuk sektörü Avrupa’da da önemli bir noktada bulunuyor. Uçak sanayinden ayakkabıya, makineden mobilyaya farklı sektörlere girdi sağlayan kauçuk sektörümüz son 30 yılda büyük ilerleme kaydetti” dedi.

Türkiye Kimya Sanayicileri Derneği (TKSD) Yönetim Kurulu Başkanı Timur Erk, Şura’nın açılışında yaptığı konuşmasında gelişmiş bir ülke için gelişmiş bir kimya sanayinin gerekliliğine dikkat çekerek, “Zaman güç birliği ve sinerji yaratma zamanı. 30’u aşkın reel sektöre ara malı ve hammadde sağlayan kimya sanayinde yatırım ortamının iyileşmesi için çabaların artması gerekiyor. Sektörümüzün yabancı sermayeye ihtiyacı var. Yabancı yatırım konusunda güven ortamı artmalı ve 2017’ye daha umutlu bakmalıyız. Kimya sanayi olarak yerleşme ve kümelenme sorununu çözmeliyiz. Ülkemizde halen Kimya İhtisas Organize Sanayi Bölgesi yok. Limanı olan, stratejik ve büyük ölçekli yatırım yerleri gerekiyor. Kilogram başına 1,5 dolar olan katma değeri 2,5 – 3 dolar seviyelerine çıkarmalıyız” diye konuştu.

2004 yılında sektörel güç birliği sağlamak amacıyla bir araya gelen Kimya Sektör Platformu‘nun kurucuları arasında yer alan İstanbul Kimyevi Maddeler ve Mamülleri İhracatçıları Birliği’nin (İKMİB) Yönetim Kurulu Başkanı Murat Akyüz, kimya sektörünün ihracatına yönelik bilgiler verdiği konuşmasında şunları söyledi: “Türkiye’nin ihracatında otomotiv, hazır giyim-konfeksiyon sektörlerinin ardından üçüncü sırada gelen kimya sektörümüzün 2016 yılını yaklaşık 15 milyar dolarlık ihracat ile kapatacağını öngörüyoruz. İhracatımızda petrol fiyatlarının negatif etkisi azalmaya başladı, bunun devam etmesini umuyoruz. 2023 hedefimiz olan 50 milyar dolarlık ihracata ulaşmak için bu rakamların üzerine çıkmamız lazım. Kimya ihracatımızdaki dolar bazında kilogram başına ihraç fiyatlarına baktığımızda; boyada 1,42; plastik mamüllerde 2,2; kozmetikte 3,74; kauçukta 4,8 dolarken ilaçta 15,3 dolara çıktığını görüyoruz. Hedefimiz Türkiye ortalamasının üzerinde katma değer üretmek. Kimya, alt sektörler bazında değişiklik göstermekle birlikte genel olarak yüzde 80 gibi yüksek oranda ithalata bağımlı bir sektör görünümünde. Ar-Ge yatırımları ile katma değeri yüksek ürünler üreterek bu dezavantajı ortadan kaldırabilir ve ihracatımızı hedeflediğimiz rakamlara ulaştırabiliriz”.

8. Kimya Endüstrisi Gelişim Şurası‘na katılan ve açılışta bir konuşma yapan Ankara Ticaret Odası (ATO) Yönetim Kurulu Başkanı Gürsel Baran, boya sanayinden gelen bir sanayici olarak kimya sanayinin sorunlarına yabancı olmadığını belirtti ve ATO olarak sektöre her konuda destek olacakları mesajını verdi. Gürsel Baran,”Stratejik bir öneme sahip olan kimya sektörünün daha da ileri bir noktaya gitmesi için birlikte hareket etmeye ve yeni bir ortak akla ihtiyacımız var. ATO olarak hem Ankara’nın hem de Türkiye’nin gelişimine katkı sağlayacak tüm sektörel işbirliklerine hazırız” şeklinde konuştu.

T.C. Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Müsteşarı Prof. Dr. Ersan Aslan; “15 Temmuz ve son olarak 44 şehit verdiğimiz terör saldırılarını yaşadığımız bir dönemde bu toplantının yapılması bizim için çok önemli. Kimya Sektör Platformu’nu kutluyoruz. Kimya sektörünün 50 milyar dolar ihracat hedefini gerçekleştirme yolunda neler yapılacağının konuşulacağı toplantının sonuçlarını yakından takip edecek ve sorunların çözümü için çalışacağız. Refah toplumuna ulaşmak için Ar-Ge’ye ihtiyacımız var. Türkiye’deki Ar-Ge merkezlerinin sayısı 312’ye ulaştı. Hedefimiz 2017’de bu sayıyı 500’e çıkarmak. Ülkemizde Ar-Ge’ye yapılan yatırımların GSMH’ye oranı 2015 yılında 1,06 dolar. Kimya sektörüne baktığımızda Ar-Ge harcamasının 3 dolar olduğunu görüyoruz. Yani kimya Türkiye ortalamasının üç katı Ar-Ge harcaması yapıyor. Bu yatırımların mutlaka teknoloji düzeyine ve ürüne yansıyacağına inanıyorum. Bunun için sadece zamana ve odaklanmaya ihtiyaç var. Diğer taraftan kimya sektöründe 25 bine yakın işletme varken Ar-Ge Merkezi sayısı 25. Bu rakamın yükselmesi lazım.

Kimya, 4. Sanayi Devrimine doğrudan hızlıca girebilecek sektörlerin başında geliyor.”

Konuşmaların sonunda Kimya Sektör Platformunu oluşturan kuruluşlardan BOSAD, İKMİB, Kauçuk Derneği, KİPLAS, Kompozit Sanayicileri Derneği, TKSD gibi kuruluşların Başkan ve Yöneticileri, kimya sektörüne destek ve katkıları nedeniyle T.C. Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Müsteşarı Prof. Dr. Ersan Aslan’a bir plaket verdiler.

8. Kimya Endüstrisi Gelişim Şurası’nın açılış töreni ardından sektörün ihracatı, yeni yatırım modelleri ve kümelenme ile sektörün nitelikli eleman sorununa çözüm olacak Mesleki Yeterliliklerin Belgelendirilmesi ve istihdam konularına yönelik üç farklı oturum gerçekleştirildi.

“Kimya sektöründe uluslararası boyutuyla dış ticaret etkileri” başlıklı ilk oturum İKMİB Yönetim Kurulu Başkanı Murat Akyüz‘ün Başkanlığında yapıldı. “Kimya sektöründe yatırım, üretim ve kümelenme” başlığı ile gerçekleştirilen ikinci oturumun Başkanlığını TKSD Yönetim Kurulu Başkanı Timur Erk, “2023 İşgücü planlaması-Kimya sektöründe Eğitim Mesleki Yeterlilik ve Belgelendirme” konulu üçüncü oturumun Başkanlığını ise BOSAD Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Yiğitbaşı üstlendi.

Oturumların ardından katılımcılar Şura’nın birinci gün çıktıları değerlendirildi ve sektör açısından önem taşıyan sorunlar ile çözüm önerileri tartışıldı.

8. KSP Kimya Endüstrisi Gelişim Şurası, ikinci gününde 2017 Yılı Yatırım Bazlı Teşviklerin değerlendirileceği oturumun ardından CNN Türk Ekonomi Müdürü Emin Çapa‘nın kimya sanayi ve Türkiye ekonomisine yönelik sunumu ile sona erecek.

Kaynak : sondakika

2. Ulusal Biyosidal Kongresi Sona Erdi

2. Ulusal Biyosidal Kongresi Sona Erdi. Sağlık Bakanlığı Türkiye Halk Sağlığı Kurumu Çevre Sağlığı Daire Başkanlığı tarafından Çukurova Üniversitesi ve Ege Üniversitesi işbirliğinde 9 – 13 Kasım 2015 tarihleri arasında düzenlenen Uluslararası Katılımlı 2. Ulusal Biyosidal Kongresi başarı ile tamamlanmıştır.

Ülkemizden Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, Ekonomi Bakanlığı başta olmak üzere Türkiye Belediyeler Birliği, Belediye Başkanları Birliği, Boya Sanayicileri Derneği, Türkiye Kimya Sanayicileri Derneği, Türk Mikrobiyoloji Cemiyeti, İstanbul Kimyevi Maddeler ve Mamulleri İhracatçıları Birliği, İstanbul Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği, Kimyagerler Derneği, Halk Sağlığı ve Haşere Kontrolü Derneği gibi çok sayıda kamu kurum ve kuruluşu ile sivil toplum kuruluşu kurumsal olarak kongremizi desteklemiş, ayrıca birçok özel sektör kuruluşu kongremizin organizasyonuna katkıda bulunmuştur.

Avrupa Kimyasallar Ajansı, Avrupa Komisyonu Sağlık ve Gıda Güvenliği Genel Müdürlüğü, Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı, İtalya Yüksek Sağlık Enstitüsü ve uluslararası firmalardan yabancı konuşmacılar organizasyonda yer aldı.

Kongremize yurtiçinden 125 ve yurtdışından 11 olmak üzere toplam 136 konuşmacı, 165 akademisyen, 73 öğrenci, 133 belediye çalışanı, 285 sağlık çalışanı, 28 hastane temsilcisi, 407 özel sektör temsilcisi, 360 kurs katılımcısı ile toplam 1587 kişi katılım sağlamıştır. Kongre boyunca 21 oturum, 3 konferans, 2 uydu sempozyum, 2 panel düzenlenmiştir.

Kongre sonuç bildirgesine ulaşmak için TIKLAYINIZ !!!

2. Ulusal Biyosidal Kongresi Sona Erdi

Kaynak : cevresagligi.thsk.saglik

Kimya Sektörü Çalıştay’ı Kocaeli’de Gerçekleşti

Kimya Sektörü Çalıştay’ı Kocaeli’de Gerçekleşti. Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri IŞIK; kimya sektöründe 2000 yılında 2,2 milyar dolar olan ihracat rakamının 2014 yılında 15,5 milyar dolara ulaştığını söyledi.

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık, Türkiye’nin ikinci çeyrek büyüme oranlarında Avrupa’da üçüncü sırada yer aldığını belirterek, “Elbette daha yapmamız gereken işler, atmamız gereken adımlar var. Bilhassa ekonomide yapısal dönüşümü sağlayacak, Türkiye’nin yeni bir sıçrama yapmasına zemin hazırlayacak reform programlarını acilen hayata geçirmemiz gerekiyor” dedi.

Kocaeli Sanayi Odası ve Türkiye Kimya Sanayicileri Derneği‘nce TOSB Otomotiv Yan Sanayi İhtisas Organize Sanayi Bölgesi’nde düzenlenen Kimya Sektör Çalıştayı’na katılan Bakan Işık, konuşmasına, ülkenin birliği, milletin huzur ve refahı için canlarını feda eden aziz şehitlere Allah’tan rahmet, yakınlarına da başsağlığı dileyerek başladı.

Işık, içinde bulundukları coğrafyanın siyasi ve ekonomik krizlerden geçerken Türkiye’nin güçlü demokrasisi, sağlam toplumsal yapısı ve ekonomisiyle güç merkezi olmaya devam edeceğini vurgulayarak, “Bu ülkenin potansiyelini, ekonomik değerini, uluslararası itibarını, insan kaynağını, bilim ve teknoloji üretme kapasitesini daha da geliştirmek için bütün gücümüzle çaba sarf edeceğiz. Önümüzdeki dönemde de nitelikli ekonomi, rekabetçi bir sanayi ve daha fazla yetişmiş insan gücü vizyonumuzla çalışmalarımızı sürdüreceğiz” diye konuştu.

“Dünya ekonomisindeki çalkantılı ve dalgalı gidişat devam ediyor”

Ülkenin zor günlerden geçtiğine dikkat çeken Işık, “Bölgemizde çok ciddi siyasi gelişmeler yaşanıyor ve bunlar ne yazık ki bizi de doğrudan etkiliyor. Dünya ekonomisindeki çalkantılı ve dalgalı gidişat devam ediyor. Bütün bu gelişmelere rağmen bu yılın 8 ayında bütçemizin 639 milyon lira fazla verdiğini görüyoruz” ifadelerini kullandı.

Bakan Işık, Türkiye ekonomisinin yılın ikinci çeyreğinde yüzde 3,8’lik büyüme kaydettiğini anımsatarak, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Türkiye, ikinci çeyrek büyüme oranlarında Avrupa’da üçüncü sırada yer alıyor. Elbette daha yapmamız gereken işler, atmamız gereken adımlar var. Bilhassa ekonomide yapısal dönüşümü sağlayacak, Türkiye’nin yeni bir sıçrama yapmasına zemin hazırlayacak reform programlarını acilen hayata geçirmemiz gerekiyor. 25 Öncelikli Dönüşüm Programı’nı bu amaçla hazırlamıştık. Bu kadar kapsamlı bir reform programının hazırlanması güçlü bir siyasi irade gerektiriyordu ve biz bu iradeyi gösterdik.

“Her bir sektörün kendine özgü koşullarına daha fazla odaklandık”

Işık, bakanlık olarak sanayide her bir sektörün kendine özgü koşullarına artık daha fazla odaklandıklarını vurgulayarak, daha genel anlamda bütün sanayi sektörleri için Ar-Ge, kümelenme, tasarım gibi kavramların altını çizdiklerini ve bununla yetinmeyip daha spesifik alanlara yoğunlaştıklarını anlattı.

Amaçlarının, sorunları ortak akılla çözmek, birlikte çözüm önerileri geliştirmek ve kimya sektörünü daha ileriye taşıyacak politikaları ortaya koymak olduğunu belirten Işık, “Türkiye’ye baktığımızda kimya sektörünün 23 bin firmayla 290 binden fazla istihdam oluşturduğunu görüyoruz. Sektörün 2014 yılı faaliyet karlılığı, yüzde 7,3 ile imalat sanayi ortalamasının üstündedir” dedi.

Bakan Işık, sektörün 2000 yılında 2,2 milyar dolar olan ihracat rakamının 2014 yılında 15,5 milyar dolara ulaşmış olmasının sevindirici olduğunu dile getirerek, şöyle devam etti:

“Sektör geçen yıl 189 farklı ülkeye ihracat gerçekleştirerek de ciddi bir başarı göstermiştir ancak geçtiğimiz yıl 15,5 milyar dolar ihracata karşılık, 40 milyar dolarlık ithalat yapmışız. Böyle bir dış ticaret açığı elbette kabul edilebilir değildir. Geçen sene ihracatımızın ithalatı karşılama oranı yüzde 65’ti. Kimya sektöründe ise bu oranın sadece yüzde 38 civarında olduğunu görüyoruz. Ülkemizin 2014 yılı dış ticaret açığının 84,5 milyar dolar olduğunu düşünürsek bunun yüzde 30’a yakın kısmı kimya sektöründen kaynaklanıyor. Bu açığa esas olarak sanayicimizin ara malı ithalatı neden olmaktadır. Yurtiçi üretimin yetersizliği dolayısıyla sanayici mecburen ithalata yönelmektedir. İthalatı yapılan ara malların büyük bir bölümünü ise petrokimyasal ürünler oluşturuyor.”

“Bu tablo ara malı üretiminin ne kritik bir konu olduğunu ortaya koyuyor”

Bu tablonun ara malı üretiminin ne kadar kritik ne derece stratejik bir konu olduğunu açık bir şekilde ortaya koyduğunu vurgulayan Işık, özellikle sanayicinin ihtiyaç duyduğu ara malları üretmeye başlayabilirlerse hem ithalatı azaltacağını hem de ihracatı artıracağını söyledi.

Işık, TÜBİTAK Kimyasal Teknoloji Enstitüsü’nde çok önemli Ar-Ge projeleri yürüttüklerine işaret ederek, bu projelerle selüloz türevleri, füze yakıtı, asfalt katkıları, metanol, azido polimer veya yüksek enerjili infilak maddesi gibi çeşitli çıktılar elde ettiklerini, bu projelerde ortaya çıkan tecrübenin orta vadede reel sektör için ciddi bir kaynak teşkil edeceğini anlattı.

Enstitüde yürüttükleri projelerde, reel sektörün ihtiyaç duyduğu test ve laboratuvar altyapısını da geliştirdiklerini ifade eden Işık, bu kapsamda, özellikle bor ve diğer minerallerin test ve analizi ile polimer teknolojilerin test ve analiziyle ilgili iki önemli projenin başarıyla devam ettiğini sözlerine ekledi.

Bakan Işık’ın konuşmasının ardından basına kapatılan toplantıda, kimya sektörünün durumuyla ilgili sunum gerçekleştirilirken, sektör temsilcileri sorun ve taleplerini dile getirdi.

Kimya Sektörü Çalıştay'ı Kocaeli'de Gerçekleşti

 

Kaynak : Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı

Kimyasallar ve Kimyasal Ürünler İmalatı Sanayi Sektör Raporu Açıklandı. “Çare Kümelenme”

Kimyasallar ve Kimyasal Ürünler İmalatı Sanayi Sektör Raporu Açıklandı. “Çare Kümelenme” İstanbul Sanayi Odası’nın (İSO) hazırladığı “Kimyasallar ve Kimyasal Ürünler İmalatı Sanayi Sektör Raporu”na göre, Türkiye’nin kimyasal ürün ihracatı 2007-2013 döneminde iki kat artarak 6 milyar dolara çıktı.

İstanbul Sanayi Odası’nın (İSO) kimya sanayi meslek komiteleri ve sivil toplum kuruluşları katkılarıyla oluşturulan “Kimyasallar ve Kimyasal Ürünleri İmalatı Sanayi Sektör Raporu” açıklandı. Buna göre kimya sanayinin alt sektörlerinden kimyasallar ve kimyasal ürünler imalatı sanayi ihracatı 2007-2013 döneminde iki kat artarak 6 milyar dolar oldu. Sektörün toplam ihracat içindeki payı da yaklaşık yüzde 4’e çıktı. İhracat birim değeri yüzde 66 artan sektör, imalat sanayi ortalama değer artışını 8 puan geçti. Sektörün yine 2013 yılında ithalatı 25 milyar dolar, toplam Türkiye ithalatındaki payı da yaklaşık yüzde 10 olarak gerçekleşti.
Tüm sanayi dallarına ham madde ve ara ürün üreterek ekonominin gelişmesine katkıda bulunan Türkiye kimya sanayinin 2023 yılında 17 milyar dolar ihracat hedeflediği belirtilen raporda; bu hedefe ulaşmak için ham madde ve ara malı üretim kapasitesinin artırılması, yüksek katma değerli ürün üretimi ve sanayinin kümelenmesi gibi tedbirler alınması gerektiği ifade edildi.

İthalatta bağımlılığın azaltılması için destek şart

İSO Kimyasallar ve Kimyasal Ürünler İmalatı Sanayi Sektör Raporu, sektör temsilcilerinin de katıldığı toplantı ile açıklandı. Açılış konuşmasını yapan İSO Yönetim Kurulu Üyesi Nahit Kemalbay, “Tüm sanayi dallarına ara ve ham madde sağlayan kimya sektörünün rekabetçi yapıya kavuşturulması ve ithalatta bağımlılığın azaltması için gerek AR-GE gerekse üretim maliyetleri açısından desteklenmesi önem taşımaktadır” dedi.
Kimyasallar ve kimyasal ürünler imalatı sektörünün, imalat sanayimizde üretilen katma değerin yüzde 4,5 gibi önemli bir miktarını oluşturduğunu belirten Kemalbay “Sahip olduğu ürün çeşitliliğiyle hemen hemen tüm sanayi dallarımıza ham madde ve ara ürün sağlayan sektör son derece stratejik bir öneme sahiptir. Bu nedenle, kimya sektörümüzün rekabetçi bir yapıya kavuşması, özellikle ithalata bağımlılıktan doğan dezavantajlarını azaltacak politika ve yatırımlarla desteklenmesi sanayimizin tümü açısından büyük önem taşımaktadır” şeklinde konuştu.

Raporun sunumunu yapan İSO Danışmanı Dr. Can Fuat Gürlesel sektörün kapsamının geniş olmasından dolayı raporun kapsamının da oldukça geniş olduğunu belirterek sektörün imalat sanayi ortalamasının üzerinde büyüdüğünün altını çizdi. Gürlesel “Genellikle sektörlerin ihracat rakamlarının Türkiye’nin ihracatı içindeki payı yatay seyir izlerken kimyasallar ve kimyasal ürünler sektörü payını artırdı. Önümüzdeki dönemde ham madde ve ara malı ürünlerdeki dışa bağımlılığın azaltılması gerekir” dedi.

Cari açığın panzehri kimya sanayinin kümelenmesi

Raporun açıklanmasının ardından düzenlenen ve moderatörlüğünü İSO Danışmanı Can Fuat Gürlesel’in yaptığı panelde konuşan İSO 17. Grup Temel Kimya Sanayi Meslek Komitesi Başkanı Haluk Erceber, tüm sanayi dallarına ham madde ve ara madde sağlaması nedeniyle olmazsa olmaz bir özelliğe sahip olan kimya sanayinin, Türkiye’nin dış ticaret açığında ikinci büyük paya sahip olduğunu söyledi. Sektörün dış ticaret açığına katkısının şu anda 29 milyar dolara çıktığına dikkat çeken Erceber, “Çünkü Türkiye kimya sektöründe ithalat kapılarını ardına kadar açtı. Bu açığın gelecekte 80-90 milyar dolarlara çıkmasından endişe ediyoruz. Bu durumun panzehri kümelenmedir ancak Türkiye’de kimya alanında kümelenme yok. Ekonomisi güçlü ülkelerden ve bu alanda yılda 200 milyar doların üzerinde ihracat yapan Almanya’da 50’den fazla kümelenme var. Türkiye’nin pazar odaklı kümelenme kurması gerektiği ortada. Uygulamaya geçmek ve katkılarını görmek lazım. Kümelenme olsaydı sektörün cari açığa katkısı 29 milyar dolardan 12 milyar dolara düşerdi. Türkiye’deki kimya sanayini oluşturan firmaların sadece yüzde 1’i büyük ölçekte fakat gelişmiş ülkelerde bu oran yüzde 56” dedi.
Chemport Kimya İhtisas Endüstri Bölgesi Kümelenme Projesi’nden bahseden Haluk Erceber, “Sanayisi kuvvetli bir ülkeden bahsetmek için o ülkenin sanayisi kimyada kuvvetli olması gerekir. Kimya sanayi ana sektörlerin başında geliyor. Ancak Türkiye’de kimya alanında kümelenme hiç yok” diye konuştu.

Makine ve ekipman desteği şart

İSO 18. Grup Boya, Vernik, Reçine ve Çeşitli Kimya Sanayi Meslek Komitesi Üyesi Adil Pelister, mevzuatlara takılan kimya sanayinin şevkinin kırıldığını söyleyerek, “Kimyasal ürünlerin girmediği alan yok. Dolayısıyla dünyada olduğu gibi Türkiye’de de bu sektöre önem vermek durumundayız. Kimya sektörünün 2023 yılı hedeflerinde 50 milyar dolar var. Bu sene 18 milyar dolar ihracat oldu. Bu rakamın aşağı yukarı iki misline çıkmamız gerekiyor. Özellikle nitelikli eleman ve mevzuat konusunda sıkıntı yaşıyoruz. Mevzuatlar büyüme hedefimizi bir nebze kırıyor. Kimya ithalata dayalı bir sanayi. Bu yüzden yatırımlarda KKDF kalkmalı ve teşvikler verilmeli. Rantı önleyen, üretimi artıran tedbirler alınmalı” dedi.

İSO 19. Grup Sabun, Deterjan, Kozmetik ve Esans Sanayi Meslek Komitesi Başkanı Sevda Arıkan, ilgili sektörün geçmişini değerlendirerek, “Sektördeki gelişim dünyadaki gelişimle çok paralel. Ayakta kalmanın tek yolu dünyaya ayak uydurmanın yolundan geçiyor. Sabunun geçmişine baktığımızda MÖ 3000’li yıllara Roma’da varlığını görebiliyoruz. Yine MÖ 2000’li yıllarda Babil’de de sabunun izine rastlıyoruz. Daha sonra temizlik ürünleri Orta Doğu’dan Avrupa’ya geçiyor. Çamaşır makineleri ile birlikte katı sabun toz haline geliyor. Kozmetik ürünleri ise MÖ 11. yüzyıla kadar uzanıyor. 1900’lü yıllarla birlikte kozmetik sektörü hızla gelişiyor. Bugün bu alanlarda petro-kimya ürünler yerine bitkisel bazlı ürünler tercih ediliyor” dedi.

Türkiye Kimya Sanayicileri Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Timur Erk, Türkiye’nin gelişmesinin kimya sanayinin gelişmesine bağlı olduğunu dile getirerek şunları söyledi: “Türkiye’de 12 yıldır yatırım ortamının iyileştirilmesine çalışıyoruz. Artık yüzlerce milyon dolarlık yatırım yapıp yedi yılda geri dönüşümünü bekleyemeyiz. Yok böyle bir şey. Kimya sanayi, bir ülkenin sanayisinin gelişmişlik göstergesidir. ABD ve Almanya gibi gelişmek istiyorsak, kimya endüstri bölgeleri ve AR-GE, inovasyon merkezleri kurmalıyız. Ayrıca kimya sanayinin gelişimi için makine ve ekipmanda hibe desteği şart. Tek avantajımız olan genç nüfusu çok iyi eğitmeli ve entelektüel sermayeyi geliştirmeliyiz.”

Boya Sanayicileri Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Faik Bitlis boya sektörünün diğer kimyasal ürünlere göre daha az risk taşıyan bir sektör olduğunu belirterek sadece inşaat boyası değil sanayi boyası alanında da büyük fırsatlar olduğunu belirtti. Bitlis “Dünyada boya sektöründe Batılı ülkelerin büyümesi yatay seyir izlerken Asya ülkeleri büyümelerini sürdürüyor. Türkiye Asya ülkeleri kadar olmasa da önümüzdeki dönemde de büyümesini sürdürecektir. Dünyadaki trendlere bakarsak solvent bazlı boyalar yerine su bazlı boyaların öne çıktığını ve daha çevreye saygılı boya çeşitlerinin rağbet gördüğünü gözlemliyoruz” şeklinde konuştu.

Kimya sanayinin imalat sanayi içerisindeki konumundan ve yakın dönemdeki gelişmelerden bahseden Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Sanayi Genel Müdürlüğü, Kimya Sanayi Şube Müdürü Orhan Çetinkaya, “2023 hedefleri ancak AR-GE ve inovasyon konularına önem vererek, üniversite-sanayi iş birliğini geliştirerek, teknoloji kapasitesini artırarak gerçekleştirilebilir. Bu nedenle Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı olarak yeniden yapılandık. Sanayinin yapısal dönüşümü için stratejik planlama yaklaşımını benimsedik. Türkiye’nin Sanayi Strateji Belgesi’ni (2011-2014) hazırlayıp, vizyonumuzu orta ve yüksek teknoloji ürünlerde Avrupa’nın üretim üssü olmak olarak belirledik” dedi.
Panelin ardından söz alan Boya Sanayicileri Derneği Genel Sekreteri Tufan Çınarsoy “Ortaya koyulan stratejik hedefler yetkililerce eylem planına dönüştürülmeli. Ülke olarak rekabet edebileceğimiz ve büyüyeceğimiz alt sektörler tespit edilip buralara yoğunlaşmalıyız. Yeni bir ekonomik modeli benimseyip geçmişte koyulan hedefleri revize etmeliyiz” şeklinde konuştu.

Türkiye’nin en güçlü yönü; ileri teknoloji kullanımı
Üretim değeri 2012 yılı itibarıyla 125 milyar TL olan Türkiye kimya sanayinin dört alt sektöründen biri olan kimyasallar ve kimyasal ürünler imalatı sanayinde; 2012 yılı itibarıyla girişim sayısı 3 bin 660, istihdam sayısı 62 bin 483, yaratılan katma değer 5.9 milyar TL olarak gerçekleşti. Üretim değeri 2006-2012 döneminde iki katı artarak 35.2 milyar TL’ye ulaştı.
Kimyasallar ve kimyasal ürünler imalatı sanayinin alt sektörlerinde boya sanayi, hem yüzde 18’lik oranla en yüksek katma değeri hem de yüzde 20 pay ile en yüksek üretim değerini gerçekleştirdi. Alt sektörlerde en yüksek yatırımı da yüzde 28,1 payı ile temizlik ürünleri alt sanayi yaptı.
Raporda Türkiye’nin güçlü yönleri arasında üretimde ileri teknoloji kullanımı ve üretim çeşitliliğinin yüksek olması sayılırken ham madde ve ara malı kullanımında yurt dışına bağımlı olması da zayıf yönü olarak öne çıktı.

İhracatta ilk sırada Irak var, Çin üçüncülüğe yükseldi

Dünya kimyasallar ve kimyasal ürünler ihracatındaki payı yüzde 0,5 olan Türkiye’nin 2013 yılında en büyük pazarları; Irak, İran, Rusya ve Azerbaycan oldu. Çin sektörün üçüncü büyük pazarı haline geldi. Sektör en çok ihracatı 443 milyon dolarla Irak’a gerçekleştirirken, bu ülkeyi 359 milyon dolarla İran ve 351 milyon dolarla Çin takip etti. Sektörün dünyadaki en büyük ihracatçı ülkeleri sırasıyla ABD, Almanya, Çin olurken; en büyük ithalatçı ülkeleri ise Çin, ABD ve Almanya oldu.
Sektörde en çok ihraç edilen ürün; 890 milyon dolar ile inorganik kimyasal ürünler ile organik ve inorganik bileşenler oldu. Bunu 457 milyon dolar ile sabunlar ve 361 milyon dolar ile yıkama ve temizleme ürünleri izledi.
Raporda Türkiye’nin petrol ve doğalgaz rezervlerinin yeterli olmaması ve yeterli bir petrokimya üretim kapasitesine sahip olunmaması nedeniyle kimyada ithalata bağımlılığın devam ettiği belirtildi.

Kimyasalda 12 stratejik hedef belirlendi

Raporda Türkiye kimyasallar ve kimyasal ürünler imalatı sanayinde belirlenen 12 stratejik hedef şöyle:
Ham madde ve ara malı üretim kapasitesinin artırılması,
Organize ihtisas sanayi bölgeleri kurulması ve kümelenme,
Küresel ölçekte liman ve alt yapı sağlanması,
Yüksek katma değerli ürünlerin üretimi,
Enerji maliyetlerinin düşürülmesi, çevre yatırımları ve harcamalarının desteklenmesi,
Araştırma geliştirme faaliyetlerinin artırılması,
AB mevzuatına uyum çerçevesinde firmaların teknik ve mali olarak desteklenmesi,
2023 yılında 17 milyar dolar ihracat yapılması,
Yatırım teşviklerinin iyileştirilmesi ve yatırım finansman olanaklarının artırılması,
Sektör üzerindeki dolaylı ve dolaysız vergi yükünün azaltılması,
Nitelikli insan kaynakları yetiştirilmesi,
Test, ölçme, sınıflandırma ve belgelendirme için akredite kurumlar ve laboratuvarların varlığı.

İSO, Kimyasallar ve Kimyasal Ürünler İmalatı Sanayi Sektör Raporu’nu Açıkladı

 

Kaynak : http://www.iso.org.tr/

II. Uluslararası Proses Güvenliği Sempozyumu ve Sergisi 22-24 Ekim 2015 Tarihleri Arasında

II. Uluslararası Proses Güvenliği Sempozyumu ve Sergisi 22-24 Ekim 2015 Tarihleri Arasında. Önlem Dergisi 2008 yılında yayın hayatına başlamış ve sektörünün ilk özel dergisi olma özelliğini taşımaktadır. 2008 yılından bu yana İSG, yangın, acil durum, risk yönetimi ve çevre yönetimi alanlarında iki ayda düzenli olarak bir yayınlanmaktadır. Dergimizin birinci sayısından itibaren Endüstriyel Kaza Tarihi, Tehlikeli Kimyasalların Yönetimi gibi köşeleri ve benzer yayınları ile Proses Güvenliği konusuna özel bir önem verdi ve Türkiye’nin bu alandaki en zengin arşivini oluşturdu.

Başta kimya sanayi olmak üzere pek çok sektörde yaşanan yangın, patlama, kimyasal yayılması gibi olayların, sadece teknik önlemlerle önlenemeyeceği gerçeğinden hareketle geliştirilen Proses Güvenliği Yönetimi konusunda, Türkiye’de ilk defa I. Uluslararası Proses Güvenliği Sempozyum ve Sergisi’ni gerçekleştirdi.

2014 yılında başarıyla gerçekleştirilen sempozyumdan aldığımız olumlu geri dönüşler neticesinde, II. Uluslararası Proses Güvenliği Sempozyumu ve Sergisi, 22-24 Ekim 2015 tarihlerinde gerçekleştirilecek.

Mevzuat ve standartlardan proses kontrolüne, patlayıcı ortamlara yönelik çalışmalardan değişim yönetimine, kimyasalların yönetiminden tehlike ve risk analizlerine, fonksiyonel güvenlikten proses kontrol sistemlerine kadar geniş bir yelpaze oluşturan Proses Güvenliği Yönetimi kavramının tartışılacağı bu sempozyumda kurumlerın değerli desteği büyük önem taşıyor.

Bu kapsamda, 22-24 Ekim 2015 tarihlerinde İstanbul’da gerçekleşecek olan II. Uluslararası Proses Güvenliği Sempozyumu ve Sergisine katılımınızı bekleriz.

Sempozyum Ana Konuları

Güvenli proses tasarımı
• SIS, SIF, SIL belirlenmesi
• Fonksiyonel güvenlik
• Güvenliği arttırıcı proses otomasyon sistemleri
• Kimyasallara maruz kalma etkilerinin incelenmesi
• HAZOP, LOPA, ETA, FTA, gibi proses tehlike analizleri
• Etki şiddetinin belirlenmesine yönelik simülasyonlar
• Domino etkisinin belirlenmesi
• Proses güvenliğinde kullanılan diğer yazılımlar
• ATEX ve ekipman seçimi
• ATEX’e uygun ekipmanların bakımı, işletilmesi
• Tehlikeli bölge sınıflandırması
• Büyük endüstriyel kazaların önlenmesine yönelik politika ve yönetim sistemlerinin geliştirilmesi
• Güvenlik raporu hazırlanması
• PGY açısından iyi uygulama örnekleri
• Tehlikeli kimyasalların yönetimi ve PGY arasındaki ilişki
• Çevre Yönetimi ve PGY arasındaki ilişki
• İSG ve PGY arasındaki ilişki
• Alt işveren yönetimi ve PGY arasındaki ilişki
• Değişiklik yönetimi ve PGY arasındaki ilişki
• Acil durum yönetimi ve PGY arasındaki ilişki
• Güvenlik kültürü inşa süreci
• Çalışanların eğitimi
• PGY ve çalışan yetkinliklerinin yükseltilmesi
• Proses güvenliği ve insan faktörü
• Büyük endüstriyel kazaların incelenmesi
• Türkiye’de PGY açısından mevzuat ve standartlar
• Kamu denetimi ve PGY
• Arazi planlaması ve arazi planlamasının büyük endüstriyel kaza kavramı ile ilişkisi
• PGY’ye dair organizasyon önerileri ve prosedürler

Destekleyen Kurumlar

Türkiye Kimya Sanayicileri Derneği
Kocaeli Üniversitesi
Türkiye İş Güvenliği İş Adamları Derneği
TMMOB Kimya Mühendisleri Odası
TMMOB Elektrik Mühendisleri Odası
Petrol Sanayi Derneği

Sempozyum İnternet Sayfası  :  http://www.prosesguvenligi.org/?lang=tr_tr

II. Uluslararası Proses Güvenliği Sempozyumu ve Sergisi 22-24 Ekim 2015 Tarihleri Arasında

Kimya Sektörünün Sorunları Btso’da Masaya Yatırıldı

Kimya Sektörünün Sorunları Btso’da Masaya Yatırıldı.Bursa Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, Türkiye’nin kalkınmasında en stratejik sektörlerden biri olan kimya sektörünün üzerindeki bürokratik ve finansal yüklerin azaltılmasını istedi.
Solvent hammaddesinin sanayi ve ticarette kullanımı, yaşanan sıkıntılar ve ÖTV uygulamaları BTSO’da masaya yatırıldı. Toplantıya BTSO üyeleri ve sektör temsilcileri ilgi gösterdi. Bursa Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, iş dünyasını gerçek anlamda ve geniş bir tabana ulaşarak temsil etmek için her çalışmanın takipçisi olacaklarını ifade ederek, “Komitelerimiz temsil ettikleri alanlarda BTSO çatısı altında sektörlerine yön verecek faaliyet ve projeler üretmeye devam ediyor. Kimyasal madde imalatı ve ticaretiyle uğraşan sanayicilerimizi kapsayan BTSO 22. Meslek Komitemizin bugünkü buluşmasını da çok önemli buluyorum” dedi.

Son dönemde kimya sektörünün ekonomik ve mali yapısını doğrudan etkileyen güncel meselelerin başında ÖTV kanunu ile bu kanuna bağlı mevzuatlarda yapılan değişikliklerin geldiğini anlatan Burkay, “Gümrükte verginin tamamı üzerinden teminat alınması, üretim aşamasında verginin tamamının beyan edilip yatırılması, işlemlerin tamamının incelemeye sevk edilmesi, vergi denetimlerinin kısa sürede bitirilememesi ve uygulamalarda elektronik yazılım uygulamasının hayata geçmemesi gibi meseleler ne yazık ki sanayicilerimizi zor durumda bırakmaktadır” diye konuştu.
Büyük hedeflere yürüyen Türkiye’nin kalkınmasında en stratejik sektörlerden biri olan kimya sektörünün üzerindeki bürokratik ve finansal yüklere işeret eden Burkay, “Türkiye’nin kimyevi maddeler ve mamulleri ihracatı 2012 yılı sonunda 17,5 milyar dolar oldu. 2013 yılı 8 aylık dönemde ise geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 0,7 artarak 11,5 milyar dolar olarak gerçekleşti. Bursa’dan gerçekleştirilen kimyevi maddeler ve mamulleri ihracatı da 2012 yılı sonunda 409 milyon dolar. İhracata dayalı bir büyüme modeli benimsemişken, sektörel üretimimizin kayba uğraması ve ithalatın artması gibi bir lüksümüz olamaz” şeklinde konuştu.

Açılış konuşmalarının ardından yapılan panelde, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Petrol İşleri Genel Müdür Yardımcısı Salim Koşar, Boya Sanayicileri Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Semih İyigüllü, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Gümrükler Genel Müdür Yardımcısı Halit Hanoğlu, Türkiye Kimya Sanayicileri Derneği Genel Sekreteri Mustafa Bağan ve BTSO 33. Komite Başkanı Muzaffer Koyuncu, kimya sektörünün meselelerini ve çözüm yollarını ele aldı.
bursa

 

Kaynak :hakimiyet