TÜBİTAK MAM İnce Camın Mukavemetini 3,5 Kat Artırmayı Başardı

TÜBİTAK MAM İnce Camın Mukavemetini 3,5 Kat Artırmayı Başardı. TÜBİTAK MAM Malzeme Enstitüsü, özel bir teknikle cam yüzeyini geliştirerek 1,1 mm kalınlığındaki ince camın mukavemetini 3,5 kat artırmayı başardı.

Malzeme Enstitüsü laboratuvarlarında yapılan çalışmalar sonucunda, ince camın mukavemeti artırıldığı gibi, camın yapısında oluşturulan nano boyutlu taneler sayesinde cama dalga boyu seçici özellik de kazandırıldı. Böylece dayanıklı, güneş kontrolü sağlayan ve aynı zamanda antibakteriyel özellikte cam elde edildi.

Geliştirilen camın, JIS Z 2801 standardı test metoduna göre yapılan antibakteriyel aktivite testinde, bakteri hücrelerini %99,998’den fazla bir oranda azalttığı belirlendi. Cam yüzeyinin kendi yapısı antibakteriyel hale getirildiğinden, üretilen ürün; kaplama uygulamalarına kıyasla daha dayanıklı ve dış ortam kullanımına daha uygun özelliklere sahip.

İnce camın kimyasal olarak güçlendirilmesinde kullanılan teknoloji, güneş panelleri, uçak ve hızlı tren kokpitleri gibi ileri mekanik ve optik özellikleri bir arada gerektiren uygulamalarda kullanılıyor. Kimyasal mukavemetlendirilmiş, antibakteriyel ve solar kontrol özellik gösteren ince camlar dokunmatik ekranlar (cep telefonu, tablet, bilgisayar, bankamatik, vb.), halka açık metro-tuvalet vb. mekanlar, bakteri oluşumu istenmeyen laboratuvar ekipmanları ve beyaz eşya dış yüzeyleri gibi çok geniş kullanım alanına sahip.

Kaynak : Tübitak

Nanoteknoloji Eylem Planı Yürürlüğe Girdi

Nanoteknoloji Eylem Planı Yürürlüğe Girdi. Yüksek Planlama Kurulu, 2017-2018 yıllarını içeren Nano Teknoloji Eylem Planı’nı yayınladı.

Planda, hukuki ve idari düzenlemeler, teknik altyapı, üretim kapasitesini geliştirmek ve işbirliği-koordinasyonu sağlamak olmak üzere 4 temel hedef altında 14 eylem yer alıyor.

Eylem Planı’nın girişinde, bu alanda dünya uygulamaları ve Türkiye’deki mevcut duruma ilişkin bilgiler de yer alıyor. Buna göre, 2004 yılında 8.6 milyar dolar olan dünya geneli nanoteknoloji harcamaları, 2010’da 13.8 milyar dolara yükseldi. AB ise Horizon 2020 çerçevesinde bu alanda 13 milyar Avro’nun üzerinde bütçe ayırdı.

Türkiye’de ise 2003-2011 yılları arasında nanoteknoloji araştırma merkezlerine 244 milyon dolar yatırım yapıldı.

2016 yılı itibarıyla TÜBİTAK kayıtlarında ilgi alanı olarak nanoteknolojiyi belirleyen öğretim üyesi sayısı 2 bin 366 olarak tespit edildi. Bu alanda en çok yayın 327 ile Bilkent Üniversitesi’nde yapılırken, bunu 220 ile ODTÜ ve 147 ile de İstanbul Teknik Üniversitesi izledi.

Hukuki ve idari düzenlemeler kapsamında ilk olarak bu yıl sonuna kadar Türkiye Nanoteknoloiji Çalışma Grubu kurulacak. Önümüzdeki yılın sonuna kadar ise bu alandaki standartlar hazırlanacak, dünyadaki gelişmiş ülke uygulamaları incelenecek, insan kaynağı geliştirilecek, doçentlik sınavlarında nanoteknoloji alanı tanınacak ve Türkiye Nanoteknoloji Ödülü verilecek.

Teknik Altyapıyı İyileştirmek başlığı altında özel sektör ihtiyaçları da dikkate alınarak araştırma altyapısının geliştirilmesi sağlanacak, nanoteknoloji Ar-Ge envanteri oluşturulacak, KOBİ’lere uygulamalı eğitim verilecek, TÜBİTAK MAM bünyesinde nanoteknoloji alanına özgü yapılanmaya gidilecek,
Üretim Kapasitesini Geliştirmek başlığı altında, TÜBİTAK tarafından yenilikçi iş fikirlerine öncelik verilecek, nanoteknoloji alanında sektörel analizler yapılarak stratejiler belirlenecek.

İşbirliği ve Koordinasyonu Sağlamak başlığı altında ise nanoteknoloji alanında diğer ülkelerde bulunan araştırma merkezleri ve firmalar ile Türkiye’deki paydaşların ortak çalışma yapması sağlanacak, toplumda nanoteknoloji alanındaki farkındalık güçlendirilecek.

Kaynak : Dunya

Nanoteknoloji Kümelenmesi, Ulusal Nanoteknoloji Ar-Ge ve Yenilik Stratejisi Eylem Planı’na Yönelik Çalışmalarına Hız Veriyor

Nanoteknoloji Kümelenmesi, Ulusal Nanoteknoloji Ar-Ge ve Yenilik Stratejisi Eylem Planı’na Yönelik Çalışmalarına Hız Veriyor. Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın Ulusal Nanoteknoloji Ar-Ge ve Yenilik Stratejisi Belgesi ve Eylem Planı’na (2015-2019) yönelik olarak nanoteknoloji alanında kamu-üniversite-sanayi işbirliğini geliştirerek savunma-havacılık, enerji, elektronik, otomotiv, tekstil, sağlık, inşaat sektörlerinde ülkemizde katma değeri yükseltecek ürün üretilmesi ve proses geliştirilmesi amacıyla Ocak 2017 tarihinde TÜBİTAK MAM koordinatörlüğünde Nanoteknoloji Kümelenmesi İşbirliği Protokolü imzalanarak Nanoteknoloji Kümelenmesi resmen oluşturulmuştu.

Nanoteknoloji Kümelenmesi’nin, protokol sonrası üçüncü toplantısı 1 Haziran 2017 tarihinde TÜBİTAK MAM’da düzenlenen toplantıda, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın Kümelenme Destek Programı 3. Çağrısı’na Ağustos 2017 tarihinde başvurulmak üzere Nanoteknoloji Kümelenmesi’ndeki kuruluşlar tarafından hazırlanan nanoteknoloji konulu Ar-Ge işbirliği proje önerilerini ve eğitim-konferans-çalıştay-tanıtım iş planını kapsayan Nanoteknoloji Kümelenmesi proje önerisi hakkında görüşme yapıldı. Nanoteknoloji Kümelenmesi proje önerisinin desteklenmesi durumunda, ülkemizde nanoteknoloji alanındaki teknik altyapının güçlendirilebileceği, yetişmiş personel ihtiyacının karşılanabileceği ve böylece ülkemizde katma değeri yükseltecek ürün üretilebileceği vurgulandı.

Toplantıya, Nanoteknoloji Kümelenmesi katılımcısı olan firmaların, üniversitelerin, sanayi odalarının temsilcileri ile TÜBİTAK MAM Enstitülerinin temsilcileri katıldı.

Toplantıda, kümelenmedeki firmaların nanoteknoloji konusundaki ihtiyaçları, buna karşılık üniversite ve Ar-Ge merkezlerinin ise sanayinin bu ihtiyaçlarına da karşılayabilecek çalışmaları katılımcı kuruluş temsilcileri tarafından sunuldu. Kamu-üniversite-sanayi işbirliğinin ne kadar önemli olduğu bu bağlamda tekrar vurgulandı. Nanoteknoloji Kümelenmesi’nin başvuru yapabileceği destek programları TÜBİTAK MAM tarafından tanıtıldı. Nanoteknoloji Kümelenmesi’nin, Nanoteknoloji Alanında Lisansüstü Öğrenci Yetiştirme Programı oluşturulacağı belirtildi. Nanoteknoloji Kümelenmesi’nin, 22-25 Ekim 2017 tarihinde gerçekleştirilecek olan NanoTR13 konferansı kapsamında düzenlenecek Nanoteknolojinin Farklı Sektörlere Etkisi ve Nanomalzemelerin Ticarileştirilmesi Paneli’ne ev sahipliği yapacağı belirtildi. UFUK2020 Nanoteknoloji Alanı 2018-2020 çağrılarına başvurmaya yönelik konsorsiyum oluşturmak için Nanoteknoloji Kümelenmesi katılımcı kuruluş temsilcilerinin 19-21 Haziran 2017 tarihinde Malta’da düzenlenecek olan EuroNanoForum 2017 etkinliğine katılacakları belirtildi.

Kaynak  : TÜBİTAK

Kimyasal Teknoloji Günleri Tübitak Kimyasal Teknoloji Enstitüsü ve GEBKİM İşbirliğiyle Gerçekleşti

Kimyasal Teknoloji Günleri Tübitak Kimyasal Teknoloji Enstitüsü ve GEBKİM İşbirliğiyle Gerçekleşti. Gebze Kimya İhtisas Organize Sanayi Bölgesi (GEBKİM) ve TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi (MAM) Kimyasal Teknoloji Enstitüsü (KTE) işbirliğiyle düzenlenen Kimyasal Teknoloji Günleri 14 Aralık 2016 tarihinde gerçekleştirildi.

GEBKİM’de düzenlenen Kimyasal Teknoloji Günleri’ne GEBKİM’de bulunan firmaların temsilcileri, Bilim Sanayi ve Ticaret Bakanlığı ile MAM KTE çalışanları katıldı.

GEBKİM ve TÜBİTAK MAM’ın tanıtım filmlerinin izlenmesi ile başlanan etkinlikte, GEBKİM Yönetim Kurulu Başkanı Vefa İbrahim Aracı açılış konuşmasında GEBKİM hakkında detaylı bilgiler vererek kimya sanayisine destek verecek meslek lisesi kurma hedeflerini dile getirdi. TÜBİTAK MAM İş Geliştirme ve Sanayileştirme Başkan Yardımcısı Dr. İbrahim Bekar açılış konuşmasında MAM’ın katma değeri yüksek ürünlerin üretme hedeflerinden ve stratejik planlarını sanayicilerle birlikte belirleyeceklerinden bahsetti.

TÜBİTAK MAM Kimyasal Teknoloji Enstitüsü (KTE) Müdürü Prof. Dr. Ülker Beker’in konuşmasından sonra Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı İl Müdürü İlhan Aydın, katılımcılara sektörle ilgili bilgiler sundu. GEBKİM Yönetim Kurulu üyesi Doç. Dr. Şafak Türkay da konuşmasında Kimya Sanayi ile Araştırma kurumları ve üniversitelerle olan işbirliğini anlattı.

TÜBİTAK TEYDEB destekleri ve Ar-Ge Reform paketi konularında detaylı bilgilendirme yapıldı. MAM KTE Ar-Ge Kabiliyetleri konusunda sunumda ise çalışma alanları doğrultusunda yürütülen projeler ve endüstriyel hizmetler (test/analiz) hakkında detaylı bilgiler paylaşıldı. Sunumun ardından, Enstitünün endüstriyel hizmet tanıtım filmi izlendi.

Programın sonunda, GEBKİM’de bulunan firmaların temsilcileri ve MAM KTE yapısında bulunan İlaç ve Tıbbi Cihaz Teknolojileri, Savunma ve Adli Bilimler, Endüstriyel Teknik Destek Hizmetleri ve Üretim Teknolojileri iş birimleri çalışanları odak grup görüşmeleri gerçekleştirdiler.

Kaynak : Tübitak

Tübitak, Dünyanın Sayılı En Gelişmiş “ Karbon 14 Laboratuvarı ”nı Hizmete Aldı

Tübitak, Dünyanın Sayılı En Gelişmiş “ Karbon 14 Laboratuvarı ”nı Hizmete Aldı. Yer ve Deniz Bilimleri Enstitüsü’nde, Ortadoğu ve Balkanların en gelişmiş “Karbon 14 Laboratuvarı” faaliyete geçti.

Türkiye’nin en büyük araştırma merkezlerinden TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi’ne bağlı Yer ve Deniz Bilimleri Enstitüsü’nde, Ortadoğu ve Balkanların en gelişmiş “Karbon 14 Laboratuvarı” faaliyete geçti. Laboratuvarda ilk olarak Hatay Aççana Höyük’ten alınan 4.000 yıllık bir çitlembik tohumu ile bir zeytin çekirdeğinin gerçek yaş tayini yapıldı.

Başta arkeolojik kazılar olmak üzere yaş tayini konusunda pek çok alana hizmet verecek olan tesis hakkında bilgi veren Yer ve Deniz Bilimleri Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Abdullah Karaman;

Karbon 14 yöntemi ile organik kalıntıların tarihlendirilmesi ve yaş tayini alanlarında 50.000 yıl geriye gidilebildiğini söyledi.

Karaman; “ Karbon 14 yöntemi analitik kimya ve fizik bilimlerine dayansa da uygulama alanları sınır tanımıyor. Örneğin, geçmişte bir fay hattında hangi aralıklarla deprem meydana geldiğini ya da eski bir eserin yaşını tayin edebilir ya da karbon elementini iz olarak kullanarak ilaçların vücudumuzdaki seyrini takip edebiliriz. Arkeoloji alanında son yılların en büyük keşfi olan Göbeklitepe, Çatalhöyük ve diğer Anadolu yerleşimlerinin tarihlendirilme çalışmaları hep Karbon 14 yöntemiyle yapıldı. İstanbul’daki metro çalışmalarında ortaya çıkan Yenikapı’daki kalıntılar, Tarihi Yarımada’nın yerleşim tarihini günümüzden yaklaşık 8.500 yıl geriye taşıdı. Aynı şekilde, Ölü Deniz Parşomenleri ya da Torino kefeni gibi uluslararası alanda yankı bulan konuları aydınlatma da Karbon 14 ile tarihlendirmeye başvuruldu” şeklinde konuştu

Karbon 14 Laboratuvarının ülkemiz için önemi hakkında bilgi veren TÜBİTAK MAM İş Geliştirme Yöneticisi Nuh Yılmaz ise bu teknolojinin dünyada yalnızca 19 ülkede aktif olarak hizmet verdiğini ve Türkiye gibi tarih öncesi ve sonrası birçok medeniyete ev sahipliği yapmış ve ender jeolojik ve tektonik bir coğrafyada yer alan bir ülke için kritik öneme sahip olduğunu ifade etti.

Tesisin Balkanlar ve Ortadoğu’da alanındaki en gelişmiş laboratuvar olması nedeniyle yalnızca ülkemize değil tüm bölgeye hizmet vereceğini belirten Yılmaz, TÜBİTAK MAM bu laboratuvar ile çok yüksek meblağlara yurtdışında yaptırılan yaş tayini testlerini çok daha ucuza ve daha süratli bir şekilde gerçekleştirme olanağına kavuştu dedi. Belli bir sıra dahilinde numune kabullerine başlanan laboratuvar için arkeolojik kazı ekipleri ve müze müdürlükleriyle görüşmelere başlandı.

Bu teknolojinin ülkemizde kurulum aşaması nasıl gelişti?

Karbon 14 yöntemi, Hızlandırılmış Kütle Spektroskopisi (AMS) teknolojisine dayanıyor. AMS ile atomları düz bir çizgide 20 metrelik bir hat üzerinde seyahat ettiriyor. Temel mantığı, Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi CERN’deki Büyük Hadron Çarpıştırıcısında kullanılan teknolojiyle benzer. Atomik boyutta çalışıldığı için laboratuvarın kurulumu büyük bir titizlik ile gerçekleştirildi. TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi’nde kurulan Karbon 14 Laboratuvarımızın kurulum aşamasında, tersine beyin göçü ile ülkemize Japonya ve Amerika’da çalışmalar yapmış bir ekip yer alıyor.

Kaynak : TÜBİTAK

Tübitak Şeker ve Kalp Hastalığı Riskini Azaltan Yeni Bir Gıda Katkı Maddesi Üretti

Tübitak Şeker ve Kalp Hastalığı Riskini Azaltan Yeni Bir Gıda Katkı Maddesi Üretti. TÜBİTAK MAM Gıda Enstitüsü’nde buğday, mısır ve patates nişastasından yüzde 90.5 oranında enzime dirençli nişasta üretimi gerçekleştirildi

Bu sayede katkı maddesi olarak kullanıldığı gıdaların enerjisini ve glisemik indeksini azaltan dirençli nişastanın üretimde kullanılmaya başlamasıyla obezite, kalp ve şeker hastalıklarıyla mücadelede önemli bir adım atılmış olacak.

Konu ile ilgili bilgi veren TÜBİTAK MAM İş Geliştirme Yöneticisi Nuh Yılmaz, şeker ve kalp hastalığına bağlı sağlık sorunlarından şikayetçi insan sayısının dünya genelinde olduğu gibi ülkemizde de tehlikeli bir şekilde artmaya devam ettiğini ve Türkiye’de 20 ve 79 yaş aralığında 5 milyonu aşkın insanın şeker hastalığından muzdarip olduğunu ifade etti. Şeker ve kalp hastalıklarını tetikleyen en önemli unsurun beslenme alışkanlıkları olduğunu vurgulayan Yılmaz, fast-food tarzı beslenme, bol miktarda alınan şekerli gıdalar ve hareketsizlik nedeniyle oluşan kilo artışının söz konusu hastalıklara zemin hazırladığını belirtti. Dünya genelinde yeni tanınan dirençli nişasta ürününün TÜBİTAK MAM Gıda Enstitüsü’nde üretilmesinin son derece önemli bir adım olduğunu vurgulayan Yılmaz, “Yapılan klinik araştırmalarda gıdalara belirli oranlarda dirençli nişasta ilavesinin karbonhidrat düzeyini % 25, enerji düzeyini ise % 20 oranında azalttığı belirlenmiş ve en önemlisi de glisemik tepki düzeyinde kısaca kan şekerini artırma potansiyelinde % 50 oranında azalma sağlandığı görülmüştür. Dirençli nişastanın eklendiği gıdaların tüketimiyle özellikle insülin direncinin etkileneceği ve buna bağlı olarak, diyabet ve kalp hastalıkları riskini azaltabileceği çeşitli araştırmalar sonucunda ortaya konmuştur” dedi.

“Dirençli nişasta bağırsak sağlığı açısından da faydalı”

TÜBİTAK MAM Gıda Enstitüsü tarafından geliştirilen ürün, ince bağırsakta sindirilemeyen ancak kalın bağırsakta sindirilebilen nişasta olarak tanımlanıyor ve sağlık üzerine etkileri bakımından diyet liflere benziyor. Kalın bağırsakta diyet liflere göre daha kolay fermente edilebilen dirençli nişastanın, prebiyotik olma potansiyelinin yanında bütirat ve bol miktarda kısa zincirli yağ asitleri üretmesi nedeniyle bağırsak sağlığı, özellikle kolon kanserinin önlenmesi açısından da önemi yüksek. Avrupa Gıda Birliği Kurumu (EFSA), 2011 yılında dirençli nişasta için fonksiyonel sağlık beyanlarını onaylamış ve karbonhidrat yönünden zengin fırıncılık ürünlerinde belli oranlarda kullanımının tokluk kan şekeri ve insülin düzenlenmesine yardımcı olabileceğine ilişkin beyanlar hakkında olumlu görüş bildirmişti.

“Ürünümüzü milli ekonomiye kazandırmak için görüşmelere başladık”

Dünyada modifiye nişasta pazarının 2020 yılına kadar 11.1 milyar $ olması beklendiğini ifade eden Yılmaz, 2015 yılı verilerine göre modifiye nişasta pazarının yaklaşık %25’ini dirençli nişasta ürünlerinin oluşturduğunu belirtti. Yeni çıkacak olan “Türk Gıda Kodeksi Beslenme ve Sağlık Beyanları Yönetmeliği” taslağında dirençli nişasta katkılı ürünler ile ilgili EFSA’da olduğu gibi olumlu adımların atılmasını beklediklerini ve bu ürünün üretimde kullanılması için istekli firmalara lisans verilmesi için görüşmelere başladıklarını söyledi.

Kaynak : Tübitak

Türkiye’nin İlk “Atık Pil Geri Kazanım Tesisi” Kocaeli’de Açıldı

Türkiye’nin İlk “Atık Pil Geri Kazanım Tesisi” Kocaeli’de Açıldı. TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi (MAM) Kimyasal Teknoloji Enstitüsü ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığı işbirliğiyle geliştirilen, Exitcom Recycling firmasının işletmecisi olduğu “Atık Pil Geri Kazanım Tesisi”nin açılış töreni 12 Mayıs 2016 tarihinde Kartepe, Kocaeli’de gerçekleştirildi.

Türkiye’nin İlk “Atık Pil Geri Kazanım Tesisi” Kocaeli'de Açıldı

Açılış törenine Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık ile birlikte Kocaeli Valisi Hasan Basri Güzeloğlu, TÜBİTAK Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Çelik, TÜBİTAK MAM Başkanı Doç. Dr. Bahadır Tunaboylu, Kartepe Belediye Başkanı Hüseyin Üzülmez, Gebze Belediye Başkanı Adnan Köşker, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Özel Atıklar Daire Başkanı Gökhan Şentürk, Atık Yönetimi Daire Başkanı Ahmet Varır, Kartepe İlçe Kaymakamı Ayhan Dumrul, Exitcom Genel Müdürü Murat Ilgar ve çok sayıda davetli katıldı.

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık yaptığı açılış konuşmasında, tüm laboratuvar, yazılım ve altyapı çalışmaları, fabrika ve prototip üretimi %100 yerli olarak tamamlanan tesisin, tek vardiyada, yılda 300 ton atık pil işleme kapasitesine sahip olduğunu belirterek, bilimi, teknolojiyi, çevreyi, kalkınmayı, üretimi ve enerji tasarrufunu aynı anda sunduğunu ifade etti.

Bakan Işık, “Tek vardiyalı 300 ton atık işleme kapasitesine sahip bir tesisin açılışını yapacağız. Türkiye ölçek bazında ne üretebiliyorsa yerli üretmelidir. Üretimimizin yenilikçi olması ve rekabet anlayışı da çok önemli. Üretimimizin ayrılmaz bir parçası olarak Ar-Ge ve inovasyonu çok önemsiyoruz. Bunları yaparken yeşil üretim yapmayı önemsiyoruz. Üretimi yaparken insanı ve doğayı dışlayan bir üretim bizim anlayışımız olamaz. Yapacağımız üretim insana saygılı olacak havamızı, suyumuzu, toprağımızı kirletmeyecek. Belediyelerimizin atık pil toplama konusunda özel bir çalışma yapmasını bekliyoruz” sözlerini kullandı.

“Ne Olur Pillerinizi Gelişi Güzel Atmayın”

Atık Pil Geri Kazanım Tesisi’nin TÜBİTAK açısından da son derece güzel bir örnek olduğunu aktaran Bakan Işık, “Bu tesisin komple tasarımı, mühendisliği ve prototip üretim noktasında TÜBİTAK rol aldı. Müşteri kurum, Çevre ve Şehircilik Bakanlığımız. Burada bilim var, burada dünyada kullanılan en iyi teknolojilerden biri var, burada kullanılmış pillerin bertaraf edilerek içerisindeki değerli metallerin çıkarılmasıyla ilgili bir üretim var. Burada üretilmediği zaman çevreye verilecek zararın engellenmesi var ve burada elde edilen değerli metallerin tekrar sanayide kullanılması var” ifadelerini kullandı.

“Büyük Bir Kazanım”

TÜBİTAK MAM Başkanı Doç. Dr. Bahadır Tunaboylu ise, “Bu TÜBİTAK KAMAG destekli bir proje. Türkiye’de enerji depolama sektörü yeni yeni gelişmekte. Bu Türkiye için öncü bir proje değerinde. Birçok ülke bu tekrar kazanım çalışmalarında çok önemli yol almaktalar. Atık pillerin insan sağlığına zarar vermeden bertaraf edilmesi ülkemiz tarafından büyük bir kazanım olacaktır” dedi.

Kaynak : Tübitak