Uluslararası Eser Analiz Kongresi 20-23 Haziran’da Cumhuriyet Üniversitesinde Yapılacak

Uluslararası Eser Analiz Kongresi 20-23 Haziran’da Cumhuriyet Üniversitesinde Yapılacak. Hayatının bir yerinde kimyasal analizle ilgilenmiş herkesin dikkatini çekmeye başaran bilimsel etkinliklerden biri olan “Eser Analiz Kongresi” nin beşincisi bu yıl Cumhuriyet Üniversitesinde yapılacak.

Sırasıyla; EsAn-2010 Pamukkale Üniversitesi’nin, EsAn-2012 Karadeniz Teknik Üniversitesi’nin, EsAn-2014 Gazi Osman Paşa Üniversitesi’nin, EsAn-2016 ise Sakarya Üniversitesi’nin ev sahipliğinde düzenlenmiştir. İlk üç tanesi ( Çalıştay ) olarak düzenlenen etkinlik dördüncüsünden itibaren olarak gerçekleştirilmektedir. EsAn kongreleri dördüncüsüne kadar ulusal nitelikte olarak devam ederken, beşincisi olacak bu kongreden itibaren uluslararası paydaş ve meslektaşlarımızın da bilimsel katkılarıyla daha verimli olması adına Uluslararası boyut kazandırılarak “Uluslararası Eser Analiz Kongresi” olarak sürdürülecektir.

İnorganik ve organik eser analizin bütün paydaşlarını buluşturan etkinlik; sadece tek bir alana ait olmayıp multidisipliner yapısı ile pek çok farklı alanlardan bilim insanlarını bir araya getirme potansiyeline sahiptir. Spektroskopi, kromatografi ve elektro analitik yöntemlerinin birçok türünü; kimya, biyoloji, çevre, gıda, tıp, eczacılık, jeoloji ve ziraat gibi çeşitli alanlarda uygulayan herkes kongrenin doğal davetlisidir.

Organizasyonu Eczacılık Fakültesi Analitik Kimya Anabilim Dalı tarafından yapılan etkinlik; genç araştırmacılar için hem tecrübeli akademisyenlerle buluşma hem de zengin bilimsel içeriği ile önemli kazanımlar edinme fırsatı sunacaktır.

İç Anadolu bölgemizin tarihi ve kültürel şehirlerinden olan Sivas; birçok medeniyete ev sahipliği yapmış tarihsel birikimi, kültürel çeşitliliği ile hep ilgi odağı olmuştur. Sayısız tarihi ve kültürel zenginlikleri arasında; Divriği Ulu camii, Kangal Balıklı Kaplıca, Şifaiye, Buruciye ve Gök Medreseleri, Kongre Müzesi sayılabilir. Tarih boyunca Anadolu’nun önemli merkezlerinden biri olan, Milli mücadeleye yaklaşık 6 ay ev sahipliği yapmış, Cumhuriyetimizin temellerinin atıldığı Sivas, değerli bilim İnsanlarını beklemekte.

Kongre Konuları :

  • Önderiştirme, Zenginleştirme ve Ayırma Yöntemleri
  • Organik Eser Analiz
  • İnorganik Eser Analiz
  • Türleme ve Eser Analiz
  • Çevresel Eser Analiz
  • Gıda ve Sağlıkta Eser Analiz
  • Endüstriyel Proseslerde Eser Analiz
  • Kalite Kontrolde Eser Analiz
  • Malzeme ve Materyal Karakterizasyonunda Eser Analiz
  • Jeoloji ve Arkeolojide Eser Analiz
  • Medikal ve Biyomedikal Eser Analiz
  • Klinik Eser Analiz
  • Sorpsiyon ve Adsorpsiyon Yöntemleriyle Eser Analiz
  • Yüzey Analizleri
  • Eser Analizde Kemometrik Uygulamalar
  • Proteomik, Metalomik ve Metabolomikler
  • Eser Analizde Aletli Uygulamalar
  • Spektrometrik Uygulamalar
  • Elektroanalitik Uygulamalar
  • Kromatografik Uygulamalar
  • Nükleer Uygulamalar
  • Eser ve Ultra Eser Diğer Yeni Analiz Yöntemleri ve Uygulamalar

Önemli Tarihler :

Kongre Tarihi: 20-23 Haziran 2018
Bildiri Gönderme Başlangıç Tarihi: 23 Kasım 2017
Bildiri Gönderme Bitiş Tarihi: 23 Nisan 2018
Kabul Edilen Bildirilerin İlanı: 23 Mayıs 2018
İndirimli Kayıt için Son Tarih: 23 Nisan 2018

Detaylı Bilgi İçin : http://esan2018.cumhuriyet.edu.tr/

6. Ulusal Anorganik Kimya Kongresi 18-21 Mayıs Tarihleri Arasında Mehmet Akif Ersoy Üniversitesinde Yapılacak

6. Ulusal Anorganik Kimya Kongresi 18-21 Mayıs Tarihleri Arasında Mehmet Akif Ersoy Üniversitesinde Yapılacak. İki yılda bir yapılmakta olan Uluslararası Katılımlı Ulusal Anorganik Kimya Kongresi BURDUR’da 18-21 Mayıs 2017 tarihleri arasında Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Kimya Bölümü tarafından organize edilecektir.

Kongre ulusal ve uluslararası katılımcılara açıktır. Hazırlanacak Bildiri Özetleri Kongre bildiri özet kitabında yayınlanacaktır. Ayrıca dergi hakemleri incelemesi ile seçilecek tam metin bildiriler, TR dizinde taranan “Journal of the Turkish Chemical Society, Section A: Chemistry” (JOTCSA) dergisinde yayınlanacaktır.

Teke Yöresinin başkenti olarak kabul edilen Burdur ilinde düzenlenecek olan Uluslararası Katılımlı VI. Ulusal Anorganik Kimya Kongresi’nin amacı, üniversiteler, kamu ve özel endüstri kuruluşlarında kimya, fizik, eczacılık, mühendislik, tıp gibi çeşitli disiplinlerde anorganik kimya konularında çalışan temel bilimciler ile uygulayıcıları bir araya getirmek, tartışma ortamı oluşturmak, katılımcılar arasında işbirliğini teşvik etmek, alanda yetişecek genç akademisyenlere deneyim kazandırmak, anorganik kimya alanındaki son teknolojik gelişmeler ve gelecekle ilgili eğilimleri ortaya koymak ve bilimsel etkinlikleri sürekli kılarak artırmaktır.

Uluslararası Katılımlı VI. Ulusal Anorganik Kimya Kongresi’nde ele alınacak başlıca konular şunlardır.

• Koordinasyon Kimyası
• Supramoleküler Bileşikler
• Organometalik Kimya
• Katalizörler
• Tepkime Mekanizmaları
• Enerji ve Fotokimya
• Biyoinorganik Kimya
• Katı Hal Kimyası
• İnorganik-organik Malzemeler

Kongre Takvimi :

Bildiri Göndermek İçin İlk Tarih : 5 Aralık 2016
Bildiri Göndermek İçin Son Tarih : 7 Nisan 2017
Kabul Edilen Bildirilerin İlanı : 14 Nisan 2017
Kayıt Ücreti İçin Son Tarih : 5 Mayıs 2017

Kongre anasayfasına ve detaylı bilgilere ulaşmak için : http://uakk2017.mehmetakif.edu.tr/index.php

İlaç Sektörü Yenilikçi Fikirlerinizi Bekliyor, Sektörün AR-GE Çağrısını Kaçırmayın

İlaç Sektörü Yenilikçi Fikirlerinizi Bekliyor, Sektörün AR-GE Çağrısını Kaçırmayın. Özel ilaç firması Sanofi, Türkiye ilaç sektöründeki çalışmalara ivme kazandırmak amacıyla bir Ar–Ge çağrısı başlatıyor.
Ar-Ge Çağrısı Platformu ile Türkiye’deki tüm bilim insanlarına ve akademisyenlere yeni molekül geliştirme çağrısı yapan Sanofi, bu platformla Türkiye’deki ilaç araştırma ve geliştirme faaliyetlerinin çoğaltılmasını ve derinleştirilmesini amaçlıyor. Türkiye’deki ilgili tüm bilim insanlarına açık olan Ar-Ge Çağrısı Platformu’na katılım için son başvuru tarihi 30 Haziran 2015.

Ar-Ge Çağrısı başta üniversitelerin tıp, eczacılık ve fen fakülteleri, moleküler biyoloji ve genetik bölümlerindeki araştırmacılar olmak üzere tüm bilim insanlarının katılımına açık bir platform. Fikirlerinin yaşamları değiştirebilecek buluşlara dönüşebileceğine inanan bilim insanlarının Ar-Ge çağrısına katılabilmesi için, www.sanofi.com.tr veya www.akademika.org/ Arge-Cagri-Projesi adresi üzerinden başvuru formunu doldurması yeterli.
Sanofi bu platformla, Türkiye’den yeni moleküllerin geliştirilmesine yönelik Ar-Ge projelerinin çıkmasının ve Türk bilim insanlarının Sanofi Global ile işbirliği ve lisans anlaşmaları yapmasının yolunu açmayı amaçlıyor.

SANOFİ AR-GE ÇAĞRISI

Sanofi, AR-GE Çağrısı ile karşılanmamış tıbbi ihtiyaçlara cevap verebilecek yeni fikirleri olan bilim insanlarıyla birlikte ürün geliştirerek insanlığın hizmetine sunmayı hedeflemektedir.

Siz de “fikrinizin yaşamları değiştirebilecek bir buluş” olabileceğini düşünüyorsanız, başvuru formunu doldurarak argecagrisi@sanofi.com’a iletebilirsiniz.

Son başvuru tarihi: 30 Haziran 2015

DEĞERLENDİRME KRİTERLERİ

• Çağrı programı hedeflerine uygunluk
• Özgün olmak
• Yöntem
• Yapılabilirlik
• Yaygın etki
• Hukuki anlamda bir fikri mülkiyet oluşturma niteliği

KATILIM KOŞULLARI

Bu çağrı, Türkiye’de ilgili tüm Bilim İnsanları’na açıktır. Başvuru sahibi en az 4 yıllık özel ve/veya kamu üniversitesinin ilgili bölümlerinden lisans eğitimi almış olmalıdır. Hali hazırda bir üniversite veya kamu kuruluşunda görevli olması ya da kadrolu olmayan tez öğrencisi olması gerekmektedir.

Başvurularınız Sanofi’nin uzmanı olduğu araştırma alanları ile ilgili olmalıdır. Başvurularınızın geçerli olabilmesi için; başvuru formunun doldurulması ve argecagrisi@sanofi.com’a elektronik posta ile iletilmesi gerekmektedir.

Başvuru formunuzun tarafımıza ulaştığı bilgisi size yine e-posta olarak 2 iş günü içerisinde gönderilecektir.

Başvuru Formunu Doldururken Dikkat Edilecek Noktalar;

• Projenizle ilgili “gerek teknik gerekse içerik olarak gizli olmadığını düşündüğünüz” verileri açık ve net yazdığınıza emin olunuz.
• Projeniz ile ilgili paylaştığınız bilgilerin, Sanofi’nin uzmanlık alanları ile ilişkili olduğundan emin olunuz.
• Başvuru sahibi, gerekli olduğu durumlarda projenin kendisine ait olduğunu ispatlamakla yükümlüdür

İlaç Sektörü Yenilikçi Fikirlerinizi Bekliyor, Sektörün AR-GE Çağrısını Kaçırmayın

15. Kromatografi Kongresi 8 Nisan’da Uşak Üniversitesinde Başlıyor

15. Kromatografi Kongresi 8 Nisan’da Uşak Üniversitesinde Başlıyor. Uşak Üniversitesi Mühendislik Fakültesi’nin ev sahipliğinde, Uşak Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Gıda Mühendisliği ve Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Kimya Bölümü tarafından ortaklaşa düzenlenmekte olan 15. Ulusal Kromatografi Kongresi 8-10 Nisan 2015 tarihleri arasında Uşak Üniversitesi‘nde gerçekleşecektir.

Düzenleme kurulu adına Doç. Dr. Nurullah ŞANLI (Uşak Üniversitesi) ve Prof.Dr. Adil DENİZLİ (Hacettepe Üniversitesi) tarafında yapılan davet mesajı şu şekildedir ;
Kromatografi 2015 Kongresinde, kromatografi alanında yapılan çalışmaların ve teknolojik yeniliklerin takip edilmesi, gelişmelerin ele alınıp tartışılması; kimya, ilaç, tıp, gıda, çevre, biyomühendislik ve biyoteknoloji gibi konularla ilgilenen disiplinlerin bir araya gelmesi ve özelde kromatografik çalışmalarla ilgilenen siz değerli bilim insanlarının bir araya gelmesi, Anadolu’yu Ege’ye bağlayan güzergah üzerinde yer alan ilkler ve aşıklar şehri Uşak’ın değerli katılımcılara tanıtılması hedeflenmiştir.

Uşak ili doğal güzellikleri, tarihi eserleri, zengin ulaşım imkanları ve yeterli şifalı su kaynakları ve ayrıca Karun hazineleri, tarhanası, halı, kilim ve battaniyeleri ile meşhur bir ilimizdir. Tarih öncesi çağlardan bu yana insan yerleşiminin görüldüğü Uşak’ta bir taraftan bu zamanlardan kalma antik kalıntılar görülürken uzun zamandır bir Türk yurdu olan bölgede Türk-İslam sanatının güzel örneklerine de rastlanır. Güzel Ege’mizin bu şirin kentinde siz değerli bilim insanlarını ağırlamaktan onur duyacağız.

Nisan 2015’te Uşak’ta buluşabilmek dileklerimizle…

Kongre Programı için TIKLAYINIZ !!

Kongre web sayfası : http://kromatografi2015.usak.edu.tr/index.php

15. Kromatografi Kongresi 8 Nisan'da Uşak Üniversitesinde Başlıyor

Tüm Gözler Uludağ Üniversitesi Akademisyenlerinin Kanser Kök Hücrelerini Yok Eden Çalışmasında

Tüm Gözler Uludağ Üniversitesi Akademisyenlerinin Kanser Kök Hücrelerini Yok Eden Çalışmasında. Uludağ Üniversitesi’nden Prof. Dr. Veysel T. Yılmaz ve ekibinin yürüttüğü TÜBİTAK projesinde sentezlenen patim ve palladyum bazlı metal komplekslerin kanser kök hücrelerini tamamen yok ettiği ortaya çıktı.

ONKOLOJİ DÜNYASININ KULAĞI TÜRK EKİPTEN GELECEK HABERDE

Türk bilim adamlarından kanseri kökten bitirecek çözüm geldi. TÜBİTAK desteğiyle yapılan araştırmada ‘platin’ ve ‘palladyum’ bazlı metal komplekslerinden bazı bileşiklerin kanser kök hücresini yok ettiği belirlendi. Tıp dünyasında geniş yankı bulan çalışma Uludağ Üniversitesi Kimya Bölümü Anorganik Kimya Anabilim Dalından Prof. Dr. Veysel T. Yılmaz’ın yürüttüğü TÜBİTAK projesi kapsamında yapıldı. Keşfedilen iki palladyum bileşiğinin, Tıp Fakültesi Tıbbi Biyokimya Anabilim Dalından Prof. Dr. Engin Ulukaya ve ekibi tarafından güçlü derecede anti kanser etkili oldukları bulundu. Türk Patent Enstitüsü’ne başvurularak bileşiklerin patenti alındı.

Akciğer tümörlerinde etkili

Uludağ Üniversitesi’nin çeşitli fakültelerinde ve bölümlerinde çalışan öğretim elemanları tarafından kurulmuş olan Uludağ Multisipliner Kanser Araştırma Grubu’nun araştırmasında, palladyum bileşiklerinin, platin bazlı ilaçlara oranla suda çözünürlüğünün yüksek olduğu, dolayısıyla anti kanser etkisi açısından avantajlı durumda bulunduğu tespit edildi. Kanser Araştırma Grubu, bugüne kadar meme, akciğer ve prostat kanserleri üzerinde anti kanser etkiyi ayrıntılı olarak araştırdı.

İlk umut veren çalışma

TÜBİTAK tarafından 200 bin TL’ye kadar desteklenen ‘Karışık Ligantlı Platin ve Palladyum-Sakkarin Kompleksleri’ projesinde kanser kök hücrelerinin öldürüldüğünün tespit edildiği görüldü. Prof. Dr. Engin Ulukaya, “İngiltere’de prostat kanseri kök hücreleri üstündeki etkisi klinikte kullanılan ilaçlara göre daha etkili bulundu. Palladium bileşiklerinin prostat kanseri kök hücreleri üzerindeki etkisi açısından bu çalışma dünyadaki ilk çalışmadır ve sonuçları ümit vaat etmektedir” dedi.

DÜNYADAKİ ÇALIŞMALAR

Türkiye’de ve dünyada az sayıda bu alanda çalışma bulunuyor. Türkiye’de TÜBİTAK MAM bünyesinde Dr. Ceyda Açılan ve ekibi tarafından çalışmalar yapılıyor. Yurt dışında ise Yunanistan’da deney hayvanları üstüne, Hırvatistan’da hematolojik tümörler üstüne ve İngiltere’de prostat kanseri kök hücreleri üstüne etkisi halen araştırılıyor.

Genlere tümör savar kodu

Türk ve Fransız bilim adamları, TÜBİTAK ile Fransız Ulusal Bilimsel Araştırma Merkezi ortaklığında yürütülen projeyle genlerin kodlanarak kanser tedavisinde kullanılan ilaçların, sadece kanserli hücreleri etkilemesini sağlamak üzere çalışıyor. İzmir Ekonomi ve Dokuz Eylül üniversiteleri ile Sorbonne, Paris Est ve Kuzey Paris üniversitelerindeki uzmanlar “Parametre kanserli hücrelerin yayılmasının, sağlıklı hücrelere zarar verilmeden durdurulması amacıyla bir araya geldi.

Tedavi herkeste aynı etkiyi gösterecek

Projenin lideri Prof. Dr. Cüneyt Güzeliş, yaptığı açıklamada, kullanılan ilacı bir hücrenin içine alıp almamasına genlerin karar verdiğini belirterek, araştırmada genlerin, birbirleriyle etkileşiminde davranış biçimlerini incelediklerini kaydetti. Güzeliş, çalışmalarını gen haritası tamamen bilinen tek canlı olan kolibasili üzerinde gerçekleştirdiklerini, nihai hedeflerinin kanser için ilaç üretilmesi olduğunu belirtti.

uludağ kanser

 

Kaynak :haber.stargazete

Kimya, Fizik, Geometri Erkek Kısırlığına Çare İçin Birleşti

Kimya, Fizik, Geometri Erkek Kısırlığına Çare İçin Birleşti. İngiltere’de Worcester Polytechnic Institute ve Amerika’da Harvard Tıp Fakültesi’nde yapılan son bilimsel çalışmalarda fizik, kimya, geometri biraraya getirilerek erkek kısırlığına çare bulunmaya çalışılıyor.Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Halit Fırat Erden ”Bilim bebek oluşturabilecek en doğru spermi belirlemek, onu diğerlerinden izole etmek için birleşti. Matematiksel ve kimyasal verilerin ışığında bilgisayarda modelleme yapılarak kanallarda yüzen spermler arasından en doğru spermin seçilmesi hedefliyor” dedi.

Erkek kısırlığının tedirgin edici oranda gün geçtikçe artması bilim dünyasını soruna çözüm bulmak için birleşmeye zorladı. İngiltere’de Worcester Polytechnic Institute ve Amerika’da Harvard Tıp Fakültesi’nde yapılan son bilimsel çalışmalarda fizik, kimya, geometri biraraya getirilerek erkek kısırlığına çare bulunmaya çalışılıyor. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Halit Fırat Erden konuyla ilgili şu açıklamalarda bulundu.

”Kısırlık ve tüp bebek tedavileri ile ilgili uzmanlar açıklama yaparken yüzde 40 kadın, yüzde 40, yüzde 20 de bilinmeyen şeklinde bilgi verir. Oysa tüm dünyada erkek kısırlığı fark edilir hatta tedirgin edici şekilde artmaktadır. Bu nedenle sperm sorunlarının çözümü ile ilgili çalışmalar her yönüyle hızlandırıldı. Son bilimsel çalışmalarda da fizik, kimya, geometri verilerin ışığında bilgisayarda modelleme yapılarak kanallarda yüzen spermler arasından en doğru spermin seçilmesi hedefleniyor. Bilimin birleştirilmesindeki amaç; bebek oluşturabilecek en doğru spermi belirlemek, onu diğerlerinden izole etmek.”

Erkek kısırlığında basit akışkanlar mekaniği
İngiltere Worcester Polytechnic Institute’de yapılan araştırmalarda karmaşık sıvıların davranışlarını tanımlamak için algoritmalar geliştirildi. Laboratuvarda mikroskobik küçük kanallar açılarak, spermlerin sıvılarda dolaşması sağlanıp, hareketleri üzerinde çalışmalar yapıldı. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Halit Fırat Erden erkek kısırlığı konusunda oldukça ilginç çalışmalar yapıldığını belirterek sözlerine şöyle devam etti:

” Tüp bebek tedavisi yoluyla çocuk sahibi olmaya çalışan çiftlere yardımcı olmak için bilim soluksuz çalışıyor. İngiltere’de yapılan çalışmanın amacı da bebek oluşturabilecek spermi belirlemek, onu izole etmek. Güvenilir spermi bulabilmek için biyoloji ve fizikte bir çok yol olabilir. Burada bilgisayar üzerinden modelleme yaparak kanallarda yüzen spermler arasından en doğru spermi seçmek hedefleniyor.

Zaman sınırlı geometri ile yapılan ”sperm hücrelerinin birbirleriyle etkileşimi” başlıklı araştırmada ise benzer sıvılar içinde spermlerin birbiri ile kuşlar gibi manyetik alanlarıyla etkileşime geçtikleri ve birbirleriyle etkileşim içinde oldukları, senkronize olarak birbirleriyle birlikte yüzdükleri tespit edildi. Buradan ne öğrenebilir ve bu bilgiler tüp bebek tedavilerinde nasıl kullanabilir şuan bu nokta araştırılıyor. Araştırmaya İngiltere Ulusal Bilim Vakfı 300 bin dolarlık araştırma hibesi ayırdı. Amerika’da Harvard Tıp Fakültesi’nde aynı konuda çalışmalar yapılıyor olması; bilimin çiftleri bebek sahibi yapabilmek için insanlığın tohumları olan yumurta ve spermin etkileşim, iletişim ve birleşme konusunda her türlü hassas araştırmayı dünya genelinde yaptığı sonucunu ortaya koyuyor.”

bilimsel araştırma

 

 

Kaynak :haber7

Tıpta çığır açabilecek yüzebilen Biyobot devri…

Tıpta çığır açabilecek yüzebilen Biyobot devri…Yüzebilen biyobot üretmeyi başaran Amerikalı bilim insanları tıpta çığır açabilecek tedavi yöntemlerinin kapısını araladı. Biyobotlar, vücuda verimli ilaç iletimi ve dokulara en az zararı verecek cerrahi müdahalelerde kullanılabilecek.

Amerikalı bilim insanları yüzebilen biyobot üretmeyi başardı. Biyobotlar, biyolojik ve mekanik yapıların bir araya getirilmesinden oluşuyor. 2012’de imal edilen yürüyebilen biyobotların ardından üretilen yüzebilen biyobotların, dokulara verimli ilaç iletiminden, kanser tedavisine ve dokulara mümkün olan en düşük zararı verecek ameliyatlara kadar pek çok potansiyel tıbbi kullanım alanı bulunuyor.

ABD’deki Ilinois Üniversitesi’nden Prof. Taher Saif başkanlığındaki bilim ekibince geliştirilen biyobotlar Nature Communications adlı bilimsel dergide yayımlandı.

Son derece küçük boyutlarda, esnek bir polimerden üretilen yüzen biyobotlar “baş” ve “kuyruk” olarak adlandırılan iki kısımdan oluşuyor. Baş ve kuyruk kısımlarındaki birleşme yerlerine eklenen kalp hücresi kültürlerinden elde edilen hücreler, kuyruğun iki yana hareket ederek bu yapının ileriye doğru yüzmesini sağlıyor.

Spermlerde de bulunan flagella adı verilen kamçıya benzer uzun kuyrukları bulunan tek hücreli canlılar model alınarak üretilen biyobotların baş ve kuyruk eklentilerindeki kalp hücreleri, tıpkı kalbin çarpmasına benzer bir şekilde kendiliğinden ayarlı ve senkronize bir şekilde hareket ediyor. Söz konusu hareket sonucu yapının baş kısmından gelen dalga kuyruk kısmına gidiyor ve böylece biyobotun, tıpkı bir sperm gibi kuyruğunu sallayarak ileri doğru hareket etmesi mümkün oluyor.

KİMYASALLARI VE IŞIĞI ALGILAYABİLECEK
Biyobotun 454 mikrometre uzunluğundaki baş kısmının eni 57, boyu 27 mikrometre. Biyobotun 1,5 milimetre uzunluğundaki daha ince olan kuyruk kısmının eni 7, boyuysa 27 mikrometre. Mikrometre, milimetrenin binde birine eşit bir ölçü birimini ifade ediyor.

Tek kuyruklu biyobotun yanı sıra iki kuyruklusunu da üreten araştırmacılar iki kuyruğun, biyobotun daha hızlı yüzmesini sağladığını belirtiyor. Eklenecek daha fazla sayıda kuyruklarla biyobotların ileriye doğru hareketinin yanı sıra sağa, sola ve geriye doğru hareket etmesini sağlamak da mümkün.

Araştırmacılar, biyobotların ileride kimyasal maddeleri ve ışığı algılayabilecek ve tıbbi veya başka ortamlar için geliştirilen uygulamalarda belli bir hedefe yönelebilecek şekilde üretilmesinin hedeflendiğini kaydediyor.

bilimsel araştırma

 

Kaynak : ntvmsnbc