Nanoteknoloji Kümelenmesi, Ulusal Nanoteknoloji Ar-Ge ve Yenilik Stratejisi Eylem Planı’na Yönelik Çalışmalarına Hız Veriyor

Nanoteknoloji Kümelenmesi, Ulusal Nanoteknoloji Ar-Ge ve Yenilik Stratejisi Eylem Planı’na Yönelik Çalışmalarına Hız Veriyor. Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın Ulusal Nanoteknoloji Ar-Ge ve Yenilik Stratejisi Belgesi ve Eylem Planı’na (2015-2019) yönelik olarak nanoteknoloji alanında kamu-üniversite-sanayi işbirliğini geliştirerek savunma-havacılık, enerji, elektronik, otomotiv, tekstil, sağlık, inşaat sektörlerinde ülkemizde katma değeri yükseltecek ürün üretilmesi ve proses geliştirilmesi amacıyla Ocak 2017 tarihinde TÜBİTAK MAM koordinatörlüğünde Nanoteknoloji Kümelenmesi İşbirliği Protokolü imzalanarak Nanoteknoloji Kümelenmesi resmen oluşturulmuştu.

Nanoteknoloji Kümelenmesi’nin, protokol sonrası üçüncü toplantısı 1 Haziran 2017 tarihinde TÜBİTAK MAM’da düzenlenen toplantıda, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın Kümelenme Destek Programı 3. Çağrısı’na Ağustos 2017 tarihinde başvurulmak üzere Nanoteknoloji Kümelenmesi’ndeki kuruluşlar tarafından hazırlanan nanoteknoloji konulu Ar-Ge işbirliği proje önerilerini ve eğitim-konferans-çalıştay-tanıtım iş planını kapsayan Nanoteknoloji Kümelenmesi proje önerisi hakkında görüşme yapıldı. Nanoteknoloji Kümelenmesi proje önerisinin desteklenmesi durumunda, ülkemizde nanoteknoloji alanındaki teknik altyapının güçlendirilebileceği, yetişmiş personel ihtiyacının karşılanabileceği ve böylece ülkemizde katma değeri yükseltecek ürün üretilebileceği vurgulandı.

Toplantıya, Nanoteknoloji Kümelenmesi katılımcısı olan firmaların, üniversitelerin, sanayi odalarının temsilcileri ile TÜBİTAK MAM Enstitülerinin temsilcileri katıldı.

Toplantıda, kümelenmedeki firmaların nanoteknoloji konusundaki ihtiyaçları, buna karşılık üniversite ve Ar-Ge merkezlerinin ise sanayinin bu ihtiyaçlarına da karşılayabilecek çalışmaları katılımcı kuruluş temsilcileri tarafından sunuldu. Kamu-üniversite-sanayi işbirliğinin ne kadar önemli olduğu bu bağlamda tekrar vurgulandı. Nanoteknoloji Kümelenmesi’nin başvuru yapabileceği destek programları TÜBİTAK MAM tarafından tanıtıldı. Nanoteknoloji Kümelenmesi’nin, Nanoteknoloji Alanında Lisansüstü Öğrenci Yetiştirme Programı oluşturulacağı belirtildi. Nanoteknoloji Kümelenmesi’nin, 22-25 Ekim 2017 tarihinde gerçekleştirilecek olan NanoTR13 konferansı kapsamında düzenlenecek Nanoteknolojinin Farklı Sektörlere Etkisi ve Nanomalzemelerin Ticarileştirilmesi Paneli’ne ev sahipliği yapacağı belirtildi. UFUK2020 Nanoteknoloji Alanı 2018-2020 çağrılarına başvurmaya yönelik konsorsiyum oluşturmak için Nanoteknoloji Kümelenmesi katılımcı kuruluş temsilcilerinin 19-21 Haziran 2017 tarihinde Malta’da düzenlenecek olan EuroNanoForum 2017 etkinliğine katılacakları belirtildi.

Kaynak  : TÜBİTAK

“Temiz Teknoloji” İş Fikirleri Destek Programı “GCIP 2016” Başvuruları Başladı

“Temiz Teknoloji” İş Fikirleri Destek Programı “GCIP 2016″ Başvuruları Başladı. Birleşmiş Milletler Sınai ve Kalkınma Teşkilatı (UNIDO), Küresel Çevre Fonu (GEF) ve The Cleantech Open ile birlikte “enerji ve çevre” konusunda girişimci iş fikirlerinin desteklendiği ve yarıştığı uluslararası program, Türkiye’de 3. senesinde girişimcileri desteklemeye devam ediyor.

“Temiz Teknoloji iş fikirlerini arıyor, kaynak sağlıyor ve hayata geçirebilmek için birlikte çalışıyoruz” yaklaşımı ile Türkiye’nin de aralarında bulunduğu 7 ülkede sürmekte olan ve sürdürülebilir teknolojiler geliştiren girişimcileri desteklemeyi hedefleyen programda başta Eğitim ve Mentorluk destekleri olmak üzere, Tanıtım ve Sermayeye Ulaşım kilit aktiviteleri ile ülkemizdeki girişimler destekleniyor.

Ulusal ve Uluslararası Arenada Adınızdan Söz Ettirin!

GCIP Türkiye, kamu ve özel sektör destekli yürütülmekte olan çok sayıda girişimcilik programı içinde 2014 yılından bugüne oluşturduğu çeşitli iş birlikleri ve girişimcilik ekosistemine yaptığı katkılarla öne çıkıyor.

Paydaşları arasında T.C. Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, T.C. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, T.C. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, T.C. Kalkınma Bakanlığı, KOSGEB ve TTGV’nin yer aldığı Türkiye’nin en kapsamlı temiz teknolojiler platformu GCIP sizin için geliştirildi!

Yarışma Fikri Olan Herkese Açık

Türkiye’de TÜBİTAK Teknoloji ve Yenilik Destek Programları Başkanlığı’nın (TEYDEB) koordine ettiği programa, bu yıl geçen yılki kategoriler olan “Yenilenebilir Enerji”, “Enerji Verimliliği”, “Atıktan Enerji Üretim” ve “Su Verimliliği” ne ilaveten “Yeşil Binalar” kategorisi dâhil ediliyor. Yarışmaya, bu kategorilerinde faaliyet gösteren tüm KOBİ’lerin yanında, bu alanda yeni bir fikri olan, bir ürün geliştirmeye çalışan ve/veya geliştirdiği ürünü pazara ulaştırmaya çalışan tüm girişimciler, öğrenciler, araştırmacılar ve akademisyenler başvurabiliyorlar.

Başvuru Aşaması ve Katılımcı Profili

Başvurular 21 Mart- 20 Mayıs 2016 tarihleri arasında www.turkey.cleantechopen.org adresinden kabul edilecek. TÜBİTAK’ın ev sahipliği ve liderliğiyle organize edilen panellerde akademisyen, iş dünyası temsilcisi, yatırımcı ve seri girişimcilerden oluşan uzmanlar tarafından değerlendirilecek, programa devam etmeye uygun bulunan projeler seçilecek ve yarı finalistler 27 Mayıs 2016 tarihinde ilan edilecek.

GCIP’ye başvuracakların en az iki kişiden oluşan bir takım kurması ve girişimci takım üyelerinden en az birisinin Türk vatandaşı olması ve/veya Türkiye’de bir ikamete sahip olması yeterlidir. GCIP-2014 ve 2015 programlarında ödül alan finalistler tekrar programa yarışmacı olarak başvuru yapamayacaklar. Ancak ödül almayan katılımcılar tekrar başvuru yapabilirler.

GCIP Girişim Hızlandırma Süreci

Girişimcilik Ulusal Akademisi ve Eğitim Desteği
Yarı finalist olan ve GCIP iş geliştirme sürecine katılmaya hak kazanan tüm girişimciler ulusal akademinin olanaklarından yararlanacak. Girişimciler ayrıca Silikon vadisinde temiz teknolojilerde girişimcilik konusunda faaliyet gösteren dünyanın bu konudaki en önemli uzman kuruluşu The Cleantech Open tarafından sağlanan webinar, seminer, doküman ve çeşitli diğer kaynaklardan yararlanarak girişimlerini hızlandıracaklar. TÜBİTAK destekli üniversitelerde faaliyet gösteren Teknoloji Transfer Ofisleri (TTO) ile çeşitli Girişim ve Teknoloji Merkezleri tarafından düzenlenen eğitim ve kuluçka faaliyetlerinden de ücretsiz olarak faydalanacaklar.

Mentorluk ve Sürekli Danışmanlık Desteği
Sürece dahil olan tüm takımlar İş Modelleri, Satış, Pazarlama, İş Hukuku, Markalaşma ve Sürdürülebilirlik vb. konularda uzman kişilerden danışmanlık desteği alacaklar. Özellikle projelerinde var olan teknoloji konusunda yaşadıkları sorunların çözümüne yönelik teknik destek hizmeti ve mentorluk da hızlandırma çalışmasının bir parçası olacak.

Pazara Daha Hızlı Erişmek İçin Yeni Kapılar Aralayalım!

İş Kampı ve Deneme Jürisi Etkinlikleri
Finaller öncesinde son eksikleri tamamlamak ve/veya aksayan yönleri gidermek amacıyla farklı alanlarda uzmanların katılımı ile iş kampı ve deneme jürisi etkinlikleri yapılacak.

İletişim Ağı Desteği ve Yatırımcı Buluşmaları
Takımlar program paydaşları tarafından sağlanan profesyonel iletişim ağına erişim fırsatı bulacaklar ve bu sayede potansiyel müşteri, iş ortağı ve yatırımcı ile buluşacaklar. Fikir alışverişlerinin yapılacağı ve benzersiz bir fırsat sunan bu iletişim ağı iş modellerinin geliştirilmesinde ve tanıtımının yapılması konularında takımlara büyük destek olacaktır.

GCIP Türkiye 2015’te Ödüle Doymadı!

Ulusal alanda elde ettiği başarıları uluslararası arenada da devam ettiren program kısa zamanda programın yürütüldüğü ülkeler başta olmak üzere tüm dünyada girişimcilik ekosisteminde adından söz ettirmeyi başarıyor.

Silikon Vadisi’nde yer alan program ortağımız The Cleantech Open tarafından her yıl Kasım ayında San Francisco’da; “Global Girişim Haftası (GGH)” etkinliği olarak gerçekleştirilen Global Forum, GCIP’nin uluslararası aşamasıdır. 7 ülkeden başarılı olan 28 temiz teknoloji girişimcisinin katılımıyla gerçekleşen forumun GCIP bölümünde verilen 5 ödülden 3’ünü Türk takımları kazandı. 2015 yılında Ulusal Birinci seçilen ekibimiz, Positive Energy “En İyi İkinci” (Best Runner UP) ödülünü alırken Kategori Birincilerimizden Kodeco ve RF-Sens, uluslararası arenada da kendi kategorilerinde birinci oldular.

Global Forum’a katılan ekipler; Uluslararası Mentorlar ile çalışma imkânını yakalarken, Yatırımcı Aktivitesinde (Investor Connect) özel yatırım kuruluşları ile Finans ve risk sermaye gruplarının temsilcilerinin yer aldığı özel seansta 70 civarındaki yatırımcıya fikir, proje ve ürünlerini anlattılar. Expo’da ziyaretçilere ürünlerini sergilerken potansiyel müşteri ve stratejik ortaklar aradılar.

Kadın Girişimciler Artıyor!
GCIP genelinde İstanbul ve Anadolu takımları hem sayısal hem de nitelik bakımdan eşit başarı gösterirken, kadın girişimcilerin ve takım liderlerinin sayısı da mutluluk verici bir oranda yüksekti. Bu motivasyonla yola çıkan GCIP’nin, 2016 yılı hedeflerinden biri de başvurularda kadın girişimcilerin sayısını arttırmak…

Global Forum’da Ülkemizi Temsil Edin!

Program Finali ve Ödüller

Program sonunda birinci seçilen takım 50.000 TL olan Ulusal Birincilik Ödülünü, ikinci seçilen takım 25.000 TL İkincilik Ödülünü almaya ve Silikon Vadisi’nde senede bir kez gerçekleşen Global Forum’da ülkemizi projeleri ile temsil etmeye hak kazanıyorlar. Aynı zamanda Global Forum’un sunduğu küresel yatırımcılar, iş çevreleri ve uluslararası mentorlar ile tanışma ve küresel platformda diğer ülke birinci ve ikincileri ile yarışma fırsatını da yakalıyorlar.

Ulusal Birincilik ve İkincilik ödülleri dışında 3. ve 4. olan takımlar 25,000 TL değerindeki Üçüncülük ve Dördüncülük ödülünün sahibi oluyorlar.

Bunların dışında başarılı takımlara Bakanlık Özel Ödülü, Kadın Girişimci Ödülü, Halkın Seçimi Ödülü, Yılın Genç Girişimcisi Ödülü, Sürdürülebilirlik ve Başarılı Mezun Ödülü gibi ödüller sunuluyor.

Program hakkında ayrıntılı bilgilere www.turkey.cleantechopen.org adresinden ulaşılabilir.

Temiz Teknoloji İş Fikirleri Destek Programı GCIP 2016 Başvuruları Başladı

Kaynak : Tübitak

5.Ulusal Verimlilik Kongresi 6 Ekim’de Başlıyor

5.Ulusal Verimlilik Kongresi 6 Ekim’de Başlıyor. Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Verimlilik Genel Müdürlüğü tarafından organize edilen 5.Ulusal Verimlilik Kongresi 6 Ekim’de Başlıyor. Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık tarafından yayınlanan kongre çağrısı şu şekildedir. Ülkemiz, ekonomik büyümenin sağlam temellere dayanmasını sağlayan verimlilik artışı alanında önemli bir potansiyele sahiptir. Bu potansiyelin hayata geçirilmesiyle dünya ekonomileri arasında bugünkünden daha iyi bir konuma gelmek ve insanımızı daha yüksek refah düzeylerine ulaştırmak yönündeki çalışmalarımız sürmektedir. İki yılda bir düzenlemekte olduğumuz Ulusal Verimlilik Kongreleriyle verimlilik alanındaki bilimsel kapasitenin güçlendirilmesini, verimlilik artırma teknikleri ve iyi uygulama örneklerinin yaygınlaştırılmasını ve verimliliği etkileyen politika ve stratejilerin tartışılarak öneriler geliştirilmesini amaçlamaktayız. Bu amaçlara dönük olarak 2013 yılında gerçekleştirdiğimiz Dördüncü Ulusal Verimlilik Kongresinde konunun ilgili tüm tarafları bir araya gelmiş, panellerde konu makroekonomik ölçekte ele alınırken çağrılı konuşmacıların yer aldığı oturumlar ile hakemli bildirilerin sunulduğu oturumlarda da sektörel ve işletme düzeyinde analizler ve tartışmalara yer verilmiştir.

Kongre Programı için tıklayınız : http://verimlilikkongresi.gov.tr/?p=Program

Günümüzde verimlilik artırma çabalarının üzerinde sadece ekonomik büyüme boyutuyla değil, insan ve çevre başta olmak üzere diğer ilgili boyutlarıyla da durulmaktadır. İşletmelerin ve ekonomilerin rekabet gücü kazanmasının anahtarı olan bu çabaların, insanın ve doğal çevrenin üzerinde yarattığı etkiler bakanlığımızın gündeminde de üst sıralarda yer almaktadır. Unutmayalım ki verimlilik artışının nihai hedefi, herkes için refah artışıdır. Ekonomik büyümenin kalkınma ve refahla sonuçlanması için verimlilik artışının da tüm boyutlarıyla ele alınması doğal bir gerekliliktir. Bunun yanında, verimlilik istatistikleri incelendiğinde konunun sadece sanayiyi değil, diğer sektörleri de çok yakından ilgilendiren bir konu olduğu görülmektedir. Dolayısıyla Ulusal Verimlilik Kongrelerinde verimlilik, sanayi sektörü odakta olmakla birlikte tüm sektörleri içine alacak şekilde, insan ve doğal çevre başta olmak üzere tüm boyutlarıyla ele alınmaktadır. Geçmiş etkinliklerde olduğu gibi, üniversiteler, kamu kurum ve kuruluşları, meslek örgütleri, sivil toplum kuruluşları ve iş dünyasının temsilcilerini bir araya getirecek Kongrede çağrılı konuşmacıların sunumları, paralel oturumlar ve paneller gerçekleştirilecektir.

5.Ulusal Verimlilik Kongresi 6 Ekim'de Başlıyor

Yumurta Kabuğundan Doğal Gıda Koruyucusu Üretti

Yumurta Kabuğundan Doğal Gıda Koruyucusu Üretti. İstanbul Teknik Üniversitesi‘nin (İTÜ), fikrinin inovatif ve ticari faaliyete dönüştürülebilir olduğuna inanan girişimcilere yönelik platformu İTÜ Çekirdek’in girişimcilerinden Elif Güngör, gıda katkı maddeleri alım satım işi yaptığı sırada Japonya’da istiridye kabuğundan yapılan doğal bir antibakteriyel gıda koruyucusu bulduğunu ve kendisi de yüksek lisans tezini hazırlarken farklı hammadde ile bu tür bir koruyucu yapmak üzere çalışmaya başladığını söyledi.

Yumurta kabuğu denemelerinde çok başarılı olduklarını ve patent başvurusunda bulunduklarını dile getiren Güngör, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı‘nın Teknogirişim programından 100 bin liralık bir hibe kazandığını, kurduğu firmayla Ar-Ge sürecinin başladığını ifade etti.

Güngör, proje sonucunda doğal antibakteriyeli elde ettiğini belirterek, “Bunu gıda için saflaştırma imkanı vardı. İkinci projeyi de bunun için TÜBİTAK‘a verdik. Geçen yıl mayısta İTÜ Çekirdek‘te üçüncü oldum. Şimdi ufak çaplı üretimim var” dedi.

Türkiye’nin gıda kimyasallarında dışa bağımlı olduğunu ve 11 milyon dolarlık ithalatı bulunduğunu aktaran Güngör, ürününe ilişkin şu bilgileri verdi: “Ürünü, yumurta kabuğuna hiçbir kimyasal eklemeden elde ediyoruz. Türkiye’de ve dünyada ilk. Yumurta kabuğu tamamen yıkanıyor, temizleniyor. Ardından ön yakma yapıyor ve öğütüyoruz. Sonra çok yüksek sıcaklıklarda uzun süre pişiriyoruz. Hiçbir şekilde element bulaşmaması gerekiyor. O nedenle çok pahalı bir sistemle çalışıyoruz. Süt ürünleri, salça, reçel grubu, şekerleme grubu, unlu mamuller, et ürünleri, bulyon gibi toz grubu, çiğ köfte sektörlerinde kullanılabilir. Üretici direkt ürünün içine atarak kullanabiliyor. Yaklaşık 10 firmada Ar-Ge çalışmalarımız devam ediyor. Bunlardan 2’si onaylandı.”

‘İlk helal ve doğal gıda koruyucusu olacak’

Elif Güngör, doğal ürünün kimyasal koruyucunun yerini birebir alabildiğini söyledi. Ürünün yan etkisinin bulunmadığını vurgulayan Güngör, şöyle devam etti: “Koruyucu kimyasallar pek çok yan etkiye sahip, kanserojen etkileri söz konusu. Bizim ürünümüz doğal, hiçbir yan etkisi yok. Sadece koruma özelliği var. İçine katıldığı ürünü 2 yıl koruyabiliyor. Salça örneğini il kontrol laboratuvarına götürdüğümde hiçbir koruyucu tespit edilmedi. Çünkü ürünümüz yumurta kabuğunun saflaştırılmış, üzerine mühendislik konulmuş hali.”

Güngör, doğal koruyucu ürünün kilogram fiyatını 100 dolar + KDV olarak belirlediklerini ifade ederek, “Kimyasal koruyucunun fiyatı ortalama 10 dolar seviyesinde ancak onlar 1 tona 1 kilo veya 1 tona 3 kilo kullanıyor. Yani doza endekslediğimizde onlarla rekabet edebilecek düzeydeyiz. Ürünümüzün 350 gramı ile 3,5 ton ürün korunabiliyor” diye konuştu.

Üretim için 2 milyon lira donanım maliyetine ihtiyaç duyulduğunu aktaran Güngör, yatırımla ayda 5 ton üretim yapılabileceğini ve bunun da piyasanın yüzde 30’unu karşılayabildiğini dile getirdi.

Güngör, ürün için helal belgesine başvurduğunu, belgeyi aldığında ürünün Türkiye’nin ve dünyanın “ilk helal ve doğal” gıda koruyucusu olacağını kaydetti.

yumurta

 

Kaynak : cumhuriyet

Kimyasallar ve Kimyasal Ürünler İmalatı Sanayi Sektör Raporu Açıklandı. “Çare Kümelenme”

Kimyasallar ve Kimyasal Ürünler İmalatı Sanayi Sektör Raporu Açıklandı. “Çare Kümelenme” İstanbul Sanayi Odası’nın (İSO) hazırladığı “Kimyasallar ve Kimyasal Ürünler İmalatı Sanayi Sektör Raporu”na göre, Türkiye’nin kimyasal ürün ihracatı 2007-2013 döneminde iki kat artarak 6 milyar dolara çıktı.

İstanbul Sanayi Odası’nın (İSO) kimya sanayi meslek komiteleri ve sivil toplum kuruluşları katkılarıyla oluşturulan “Kimyasallar ve Kimyasal Ürünleri İmalatı Sanayi Sektör Raporu” açıklandı. Buna göre kimya sanayinin alt sektörlerinden kimyasallar ve kimyasal ürünler imalatı sanayi ihracatı 2007-2013 döneminde iki kat artarak 6 milyar dolar oldu. Sektörün toplam ihracat içindeki payı da yaklaşık yüzde 4’e çıktı. İhracat birim değeri yüzde 66 artan sektör, imalat sanayi ortalama değer artışını 8 puan geçti. Sektörün yine 2013 yılında ithalatı 25 milyar dolar, toplam Türkiye ithalatındaki payı da yaklaşık yüzde 10 olarak gerçekleşti.
Tüm sanayi dallarına ham madde ve ara ürün üreterek ekonominin gelişmesine katkıda bulunan Türkiye kimya sanayinin 2023 yılında 17 milyar dolar ihracat hedeflediği belirtilen raporda; bu hedefe ulaşmak için ham madde ve ara malı üretim kapasitesinin artırılması, yüksek katma değerli ürün üretimi ve sanayinin kümelenmesi gibi tedbirler alınması gerektiği ifade edildi.

İthalatta bağımlılığın azaltılması için destek şart

İSO Kimyasallar ve Kimyasal Ürünler İmalatı Sanayi Sektör Raporu, sektör temsilcilerinin de katıldığı toplantı ile açıklandı. Açılış konuşmasını yapan İSO Yönetim Kurulu Üyesi Nahit Kemalbay, “Tüm sanayi dallarına ara ve ham madde sağlayan kimya sektörünün rekabetçi yapıya kavuşturulması ve ithalatta bağımlılığın azaltması için gerek AR-GE gerekse üretim maliyetleri açısından desteklenmesi önem taşımaktadır” dedi.
Kimyasallar ve kimyasal ürünler imalatı sektörünün, imalat sanayimizde üretilen katma değerin yüzde 4,5 gibi önemli bir miktarını oluşturduğunu belirten Kemalbay “Sahip olduğu ürün çeşitliliğiyle hemen hemen tüm sanayi dallarımıza ham madde ve ara ürün sağlayan sektör son derece stratejik bir öneme sahiptir. Bu nedenle, kimya sektörümüzün rekabetçi bir yapıya kavuşması, özellikle ithalata bağımlılıktan doğan dezavantajlarını azaltacak politika ve yatırımlarla desteklenmesi sanayimizin tümü açısından büyük önem taşımaktadır” şeklinde konuştu.

Raporun sunumunu yapan İSO Danışmanı Dr. Can Fuat Gürlesel sektörün kapsamının geniş olmasından dolayı raporun kapsamının da oldukça geniş olduğunu belirterek sektörün imalat sanayi ortalamasının üzerinde büyüdüğünün altını çizdi. Gürlesel “Genellikle sektörlerin ihracat rakamlarının Türkiye’nin ihracatı içindeki payı yatay seyir izlerken kimyasallar ve kimyasal ürünler sektörü payını artırdı. Önümüzdeki dönemde ham madde ve ara malı ürünlerdeki dışa bağımlılığın azaltılması gerekir” dedi.

Cari açığın panzehri kimya sanayinin kümelenmesi

Raporun açıklanmasının ardından düzenlenen ve moderatörlüğünü İSO Danışmanı Can Fuat Gürlesel’in yaptığı panelde konuşan İSO 17. Grup Temel Kimya Sanayi Meslek Komitesi Başkanı Haluk Erceber, tüm sanayi dallarına ham madde ve ara madde sağlaması nedeniyle olmazsa olmaz bir özelliğe sahip olan kimya sanayinin, Türkiye’nin dış ticaret açığında ikinci büyük paya sahip olduğunu söyledi. Sektörün dış ticaret açığına katkısının şu anda 29 milyar dolara çıktığına dikkat çeken Erceber, “Çünkü Türkiye kimya sektöründe ithalat kapılarını ardına kadar açtı. Bu açığın gelecekte 80-90 milyar dolarlara çıkmasından endişe ediyoruz. Bu durumun panzehri kümelenmedir ancak Türkiye’de kimya alanında kümelenme yok. Ekonomisi güçlü ülkelerden ve bu alanda yılda 200 milyar doların üzerinde ihracat yapan Almanya’da 50’den fazla kümelenme var. Türkiye’nin pazar odaklı kümelenme kurması gerektiği ortada. Uygulamaya geçmek ve katkılarını görmek lazım. Kümelenme olsaydı sektörün cari açığa katkısı 29 milyar dolardan 12 milyar dolara düşerdi. Türkiye’deki kimya sanayini oluşturan firmaların sadece yüzde 1’i büyük ölçekte fakat gelişmiş ülkelerde bu oran yüzde 56” dedi.
Chemport Kimya İhtisas Endüstri Bölgesi Kümelenme Projesi’nden bahseden Haluk Erceber, “Sanayisi kuvvetli bir ülkeden bahsetmek için o ülkenin sanayisi kimyada kuvvetli olması gerekir. Kimya sanayi ana sektörlerin başında geliyor. Ancak Türkiye’de kimya alanında kümelenme hiç yok” diye konuştu.

Makine ve ekipman desteği şart

İSO 18. Grup Boya, Vernik, Reçine ve Çeşitli Kimya Sanayi Meslek Komitesi Üyesi Adil Pelister, mevzuatlara takılan kimya sanayinin şevkinin kırıldığını söyleyerek, “Kimyasal ürünlerin girmediği alan yok. Dolayısıyla dünyada olduğu gibi Türkiye’de de bu sektöre önem vermek durumundayız. Kimya sektörünün 2023 yılı hedeflerinde 50 milyar dolar var. Bu sene 18 milyar dolar ihracat oldu. Bu rakamın aşağı yukarı iki misline çıkmamız gerekiyor. Özellikle nitelikli eleman ve mevzuat konusunda sıkıntı yaşıyoruz. Mevzuatlar büyüme hedefimizi bir nebze kırıyor. Kimya ithalata dayalı bir sanayi. Bu yüzden yatırımlarda KKDF kalkmalı ve teşvikler verilmeli. Rantı önleyen, üretimi artıran tedbirler alınmalı” dedi.

İSO 19. Grup Sabun, Deterjan, Kozmetik ve Esans Sanayi Meslek Komitesi Başkanı Sevda Arıkan, ilgili sektörün geçmişini değerlendirerek, “Sektördeki gelişim dünyadaki gelişimle çok paralel. Ayakta kalmanın tek yolu dünyaya ayak uydurmanın yolundan geçiyor. Sabunun geçmişine baktığımızda MÖ 3000’li yıllara Roma’da varlığını görebiliyoruz. Yine MÖ 2000’li yıllarda Babil’de de sabunun izine rastlıyoruz. Daha sonra temizlik ürünleri Orta Doğu’dan Avrupa’ya geçiyor. Çamaşır makineleri ile birlikte katı sabun toz haline geliyor. Kozmetik ürünleri ise MÖ 11. yüzyıla kadar uzanıyor. 1900’lü yıllarla birlikte kozmetik sektörü hızla gelişiyor. Bugün bu alanlarda petro-kimya ürünler yerine bitkisel bazlı ürünler tercih ediliyor” dedi.

Türkiye Kimya Sanayicileri Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Timur Erk, Türkiye’nin gelişmesinin kimya sanayinin gelişmesine bağlı olduğunu dile getirerek şunları söyledi: “Türkiye’de 12 yıldır yatırım ortamının iyileştirilmesine çalışıyoruz. Artık yüzlerce milyon dolarlık yatırım yapıp yedi yılda geri dönüşümünü bekleyemeyiz. Yok böyle bir şey. Kimya sanayi, bir ülkenin sanayisinin gelişmişlik göstergesidir. ABD ve Almanya gibi gelişmek istiyorsak, kimya endüstri bölgeleri ve AR-GE, inovasyon merkezleri kurmalıyız. Ayrıca kimya sanayinin gelişimi için makine ve ekipmanda hibe desteği şart. Tek avantajımız olan genç nüfusu çok iyi eğitmeli ve entelektüel sermayeyi geliştirmeliyiz.”

Boya Sanayicileri Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Faik Bitlis boya sektörünün diğer kimyasal ürünlere göre daha az risk taşıyan bir sektör olduğunu belirterek sadece inşaat boyası değil sanayi boyası alanında da büyük fırsatlar olduğunu belirtti. Bitlis “Dünyada boya sektöründe Batılı ülkelerin büyümesi yatay seyir izlerken Asya ülkeleri büyümelerini sürdürüyor. Türkiye Asya ülkeleri kadar olmasa da önümüzdeki dönemde de büyümesini sürdürecektir. Dünyadaki trendlere bakarsak solvent bazlı boyalar yerine su bazlı boyaların öne çıktığını ve daha çevreye saygılı boya çeşitlerinin rağbet gördüğünü gözlemliyoruz” şeklinde konuştu.

Kimya sanayinin imalat sanayi içerisindeki konumundan ve yakın dönemdeki gelişmelerden bahseden Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Sanayi Genel Müdürlüğü, Kimya Sanayi Şube Müdürü Orhan Çetinkaya, “2023 hedefleri ancak AR-GE ve inovasyon konularına önem vererek, üniversite-sanayi iş birliğini geliştirerek, teknoloji kapasitesini artırarak gerçekleştirilebilir. Bu nedenle Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı olarak yeniden yapılandık. Sanayinin yapısal dönüşümü için stratejik planlama yaklaşımını benimsedik. Türkiye’nin Sanayi Strateji Belgesi’ni (2011-2014) hazırlayıp, vizyonumuzu orta ve yüksek teknoloji ürünlerde Avrupa’nın üretim üssü olmak olarak belirledik” dedi.
Panelin ardından söz alan Boya Sanayicileri Derneği Genel Sekreteri Tufan Çınarsoy “Ortaya koyulan stratejik hedefler yetkililerce eylem planına dönüştürülmeli. Ülke olarak rekabet edebileceğimiz ve büyüyeceğimiz alt sektörler tespit edilip buralara yoğunlaşmalıyız. Yeni bir ekonomik modeli benimseyip geçmişte koyulan hedefleri revize etmeliyiz” şeklinde konuştu.

Türkiye’nin en güçlü yönü; ileri teknoloji kullanımı
Üretim değeri 2012 yılı itibarıyla 125 milyar TL olan Türkiye kimya sanayinin dört alt sektöründen biri olan kimyasallar ve kimyasal ürünler imalatı sanayinde; 2012 yılı itibarıyla girişim sayısı 3 bin 660, istihdam sayısı 62 bin 483, yaratılan katma değer 5.9 milyar TL olarak gerçekleşti. Üretim değeri 2006-2012 döneminde iki katı artarak 35.2 milyar TL’ye ulaştı.
Kimyasallar ve kimyasal ürünler imalatı sanayinin alt sektörlerinde boya sanayi, hem yüzde 18’lik oranla en yüksek katma değeri hem de yüzde 20 pay ile en yüksek üretim değerini gerçekleştirdi. Alt sektörlerde en yüksek yatırımı da yüzde 28,1 payı ile temizlik ürünleri alt sanayi yaptı.
Raporda Türkiye’nin güçlü yönleri arasında üretimde ileri teknoloji kullanımı ve üretim çeşitliliğinin yüksek olması sayılırken ham madde ve ara malı kullanımında yurt dışına bağımlı olması da zayıf yönü olarak öne çıktı.

İhracatta ilk sırada Irak var, Çin üçüncülüğe yükseldi

Dünya kimyasallar ve kimyasal ürünler ihracatındaki payı yüzde 0,5 olan Türkiye’nin 2013 yılında en büyük pazarları; Irak, İran, Rusya ve Azerbaycan oldu. Çin sektörün üçüncü büyük pazarı haline geldi. Sektör en çok ihracatı 443 milyon dolarla Irak’a gerçekleştirirken, bu ülkeyi 359 milyon dolarla İran ve 351 milyon dolarla Çin takip etti. Sektörün dünyadaki en büyük ihracatçı ülkeleri sırasıyla ABD, Almanya, Çin olurken; en büyük ithalatçı ülkeleri ise Çin, ABD ve Almanya oldu.
Sektörde en çok ihraç edilen ürün; 890 milyon dolar ile inorganik kimyasal ürünler ile organik ve inorganik bileşenler oldu. Bunu 457 milyon dolar ile sabunlar ve 361 milyon dolar ile yıkama ve temizleme ürünleri izledi.
Raporda Türkiye’nin petrol ve doğalgaz rezervlerinin yeterli olmaması ve yeterli bir petrokimya üretim kapasitesine sahip olunmaması nedeniyle kimyada ithalata bağımlılığın devam ettiği belirtildi.

Kimyasalda 12 stratejik hedef belirlendi

Raporda Türkiye kimyasallar ve kimyasal ürünler imalatı sanayinde belirlenen 12 stratejik hedef şöyle:
Ham madde ve ara malı üretim kapasitesinin artırılması,
Organize ihtisas sanayi bölgeleri kurulması ve kümelenme,
Küresel ölçekte liman ve alt yapı sağlanması,
Yüksek katma değerli ürünlerin üretimi,
Enerji maliyetlerinin düşürülmesi, çevre yatırımları ve harcamalarının desteklenmesi,
Araştırma geliştirme faaliyetlerinin artırılması,
AB mevzuatına uyum çerçevesinde firmaların teknik ve mali olarak desteklenmesi,
2023 yılında 17 milyar dolar ihracat yapılması,
Yatırım teşviklerinin iyileştirilmesi ve yatırım finansman olanaklarının artırılması,
Sektör üzerindeki dolaylı ve dolaysız vergi yükünün azaltılması,
Nitelikli insan kaynakları yetiştirilmesi,
Test, ölçme, sınıflandırma ve belgelendirme için akredite kurumlar ve laboratuvarların varlığı.

İSO, Kimyasallar ve Kimyasal Ürünler İmalatı Sanayi Sektör Raporu’nu Açıkladı

 

Kaynak : http://www.iso.org.tr/

Kimyasal Maddelerin Bildiriminde Değişikliğe Gidildi

Kimyasal Maddelerin Bildiriminde Değişikliğe Gidildi. Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, bazı kimyasal maddelerin bildirim zorunluluğuna ilişkin düzenlemeye gitti

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının, “Kimyasal Silahların Geliştirilmesi, Üretimi, Stoklanması ve Kullanımının Yasaklanması Hakkında Kanunun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar ile Kanun Kapsamındaki Toksik Kimyasal Maddeler ve Prekürsörleri ile Farklı Kimyasal Maddelerin Bildirimlerinin Yapılması Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliği”, Resmi Gazete‘de yayımlanarak, yürürlüğe girdi.

Buna göre, üretim aşamaları dahil olmak üzere, üretilen bir kimyasal karışım içerisinde, yönetmeliğin “2 sayılı cetvelinin” “A” ve “A*” bölümünde yer alan herhangi bir kimyasal madde konsantrasyonu ağırlıkça yüzde 1’den az ise bu kimyasal maddenin Bakanlığa bildirilmesi zorunlu olmayacak.

Üretimin bütün aşamaları dahil olmak üzere üretilen bir kimyasal karışım içerisinde, yine yönetmeliğin “2 sayılı cetvelinin” “A” ve “A*” bölümünde yer alan herhangi bir kimyasal madde konsantrasyonu ağırlıkça yüzde 1 ila 10 arasında ve yıllık toplam üretim, işleme veya tüketim miktarı ilgili eşik değerlerin altında ise bu kimyasal maddenin de Bakanlığa bildirilmesi zorunlu olmayacak.

kimya 1

 

Kaynak : Dünya

Ar-Ge projesini yatırıma dönüştürenlere 3.5 milyon lirası hibe olmak üzere 10 milyon liraya kadar destek verilecek.

Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın uzun süredir üzerinde çalıştığı ve yaptığı Ar-Ge çalışmalarını yatırıma dönüştürme aşamasına getiren firmalara 3.5 milyon liraya kadar hibe desteği verilmesini öngören Yatırım Destek Programı yönetmeliği yayınlanmaya hazır hale getirildi.
Dünya gazetesinin haberine göre genel teşvik sisteminin dışında bir uygulama olan Yatırım Destek Programı’nda işletmelere 3.5 milyon liralık teşvik yanı sıra 6.5 milyon liraya kadar da faiz desteği sağlanacak. Böylece bir işletmeye 10 milyon liraya kadar destek sağlanmış olacak. Bu kapsamda en fazla 50 milyon liraya kadar olan yatırımlar desteklenecek.

Geçen yıl 19 Haziran’da yürürlüğe giren yeni teşvik sisteminin bazı sektörlere verilecek teşvikleri sonlandırmayı da içerecek şekilde revize edilmesine yönelik hazırlıklar sürerken, Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı yeni bir teşvik mekanizmasına ilişkin hazırlıklarını tamamladı. Yatırım Destek Programı olarak adlandırılan çalışma, ilgili yönetmeliğin Maliye Bakanlığı tarafından da onaylanmasının ardından hayata geçecek. Özellikle gerçekleştirilen Ar-Ge çalışmalarının yatırıma dönüştürülememesi sıkıntısından hareketle hazırlanan Yatırım Destek Programı, genel teşvik mekanizmasının dışında Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından yönetilecek. Detayları yönetmelikle belirlenecek Yatırım Destek Programı’na, yaptığı Ar-Ge çalışması herhangi bir kamu kurumundan onay almış şirketlerin projeleri kabul edecek. Programa en fazla 50 milyon liralık projeler başvuruda bulunabilecek.

Vergi ve prim teşviki yok

Yatırım Destek Programı, yürürlükteki teşvik sisteminin aksine vergi ve prim desteği yerine hibe ve kredi faiz desteği öngörüyor. Girişimcilere, projenin büyüklüğüne göre 3.5 milyon liraya kadar hibe desteği verilebilecek. Eğer 3.5 milyon liralık hibe desteği, projenin yatırıma dönüştürülmesine yeterli olmazsa bu kez devreye faiz desteği girecek. Bu şekilde de işletmelere 6.5 milyon liraya kadar finansman için faiz desteği sağlanacak. Böylece Ar-Ge çalışmasını tamamlamış bir şirket, projesi onay almışsa, 3.5 milyon lirası hibe olmak üzere 10 milyon liraya kadar finansman temin edebilecek.

Yatırım Destek Programı ile Ar-Ge faaliyetlerini yürütecek firmaların yanı sıra teknoloji tabanlı KOBİ ve büyük şirketlerin de sayılarının arttırılması hedefleniyor. Bugüne kadar Ar-Ge çalışması yapılan pek çok projenin yatırıma dönüştürülmeden raflarda kaldığından hareket eden Bakanlık, projeyle özellikle bu eksikliğin giderilmesini öngörüyor.

Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, temmuz ayında duyurduğu Ar-Ge yatırımlarını özendirecek başka bir teşvik programının da hazırlıklarını sürdürüyor. Buna göre halen Ar-Ge yatırımları için uygulanan Gelir Vergisi Muafiyeti 2023 yılına kadar uzatılacak. Ayrıca Ar-Ge teşviklerinden yararlanabilmek için çalıştırılması gereken tam zamanlı personel sayısı ise 50’den 30’a çekilecek. Buna paralel yürütülen başka bir çalışmayla da Teknoloji Geliştirme Bölgelerinin etkinliğini ve verimliliğini artırmak için yönetmelik ve kanunlarda bazı değişikliklere gidilecek.

Başvuru gelmeyince para iade edilmişti

Öte yandan Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanı Nihat Ergün, bir süre önce yaptığı açıklamada, 2012 yılında gelen başvuruların azlığından dolayı TÜBİTAK’ın destekleme kapsamındaki bütçesinin bir kısmını iade etmek zorunda kaldıklarını söylemişti. Ergün, Türkiye’nin imrenilecek düzeyde ar-ge desteği veren bir ülke olduğuna vurgu yaparken, şunları söylemişti:

“Tüm sanayicilerimize ve akademisyenlerimize bir çağrıda bulunmak istiyorum: Bizim kamu olarak üniversite-sanayi işbirliğine yönelik destek programlarını çok iyi takip edin. Hiç boş bırakmayın ve daha çok başvuru yapın. Bakın başvuru azlığından geçen sene TÜBİTAK bütçesinin bir kısmını iade ettik. Ya bilinmiyor bunlar ya da nitelikli proje hazırlama eksikliği var ya da başvurulmuyor. Türkiye kaynakları olan bir ülke, bunlara ayıracak paramız var. Eskiden sıkıntı çekerdik, ‘Bu işe nereden para bulacağız’ derdik. Şimdi bunlara ayıracak paramız var, kullanacak adam arıyoruz, kullanacak üniversite arıyoruz, kullanacak sanayici arıyoruz, iş birliği projesi arıyoruz.” Ar-Ge harcaması hedefin yarısında Türkiye, Ar-Ge harcamalarının GSYİH içindeki payını yüzde 2’ye çıkarma yönünde hedef koymuş olmasına rağmen, 2000’li yıllardan bu yana söz konusu oran henüz yüzde 1’e bile ulaşamadı. Buna karşılık gelişmiş ülkelerden ABD’de yüzde 2.79 olan Ar-Ge’nin GSYİH içindeki payı Finlandiya’da yüzde 3.84, Güney Kore’de yüzde 3.36, AB ülkelerinde ise yüzde 2 seviyelerinde bulunuyor.

Türkiye’de 2011’de Ar-Ge harcaması bir önceki yıla göre yüzde 20.4 artarak 11.1 milyar lira oldu.

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’ndan kümelenmeye teşvik için 30 milyon lira Şirketlerin bir araya gelerek sinerji sağlanmasına ilişkin kültürü oluşturabilmek amacıyla hazırlanan Küme Destek Programı tamamlandı. Türk sanayisinin rekabette öne geçirilmesi amacıyla programın hazırlandığını belirten Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanı Nihat Ergün, programa başvuruların 27 Aralık’a kadar kabul edileceğini açıkladı. Bu kapsamda 30 milyon liralık bütçe ayırdıklarını dile getiren Ergün, “Şirketler el ele çalışıp ortak satın alma ve ortak üretimle öne geçecek. Kümelenmeyi başaran firmalar, toplu alımlar yaparak pazarlık gücünü arttıracak ve daha uygun fiyatla hammadde veya ara malı tedarik edebilecekler” diye konuştu.

Yeni sistemde aynı işi yapan kuruluşların bir arada toplanmayacağını, birbirleriyle irtibatlı olan değer zinciri üreten şirketlerin kümeleneceğini ifade eden Nihat Ergün, 24 Ekim’de başlayan başvuruların 27 Aralık’ta tamamlanacağını aktardı. Programın birinci dönemi için 30 milyon lira ödenek ayırdıklarını, gerekmesi halinde ileride bunun artırılabileceğini söyleyen Nihat Ergün, en az 10 kümede, 30 üniversitenin bin bin işletmenin bir araya gelmesini öngördüklerini bildirdi.

Program çerçevesinde bir de “Ulusal Küme Akademisi” kurulacağını vurgulayan Bakan Ergün, kümelerin iş planları çerçevesinde kümelenme sürecinin bir bütün olarak destekleneceğini söyledi.

Bakan Ergün kümelenme projesi tamamlandığında, İzmir’deki gıda sektöründe faaliyet gösteren firmaların girdileri açısından, Erzurum, Kars gibi illerimizdeki çıktı ürünü olan firmalarla işbirliğine gidebileceğini kaydetti.

OSTİM’de 5 küme faaliyet gösteriyor

Bakan Ergün, yeni kümelenme desteklerini açıklarken, Ankara OSTİM’de faaliyet gösteren firmalar bugüne kadar 5 sektörde kümelerde bir araya geldiler. Bir sektörde de kümelenme hazırlıkları tamamlanmak üzere. Bugüne kadar; Raylı Ulaştırma, İş ve İnşaat Makinaları, Savunma Sanayi, Enerji ve Medikalkümeleri faaliyete başladılar. Kauçuk kümesi ise çalışmalarını tamamlarken, kısa süre içinde faaliyete geçecek.

Sistemde neler desteklenecek?

• Temel (az veya yarı nitelikli) işgücü piyasasını geliştirme (düz işçi, usta…)

• Nitelikli işgücü piyasasını geliştirme (tekniker, temel mühendislik) • İleri nitelikli işgücü piyasasını geliştirme (AR-GE mühendisliği, tasarımcı vb.)

• Hammadde ve/veya ara malı kalitesini güçlendirmeye yönelik çalışmalar

• Hammadde ve/veya ara malı maliyetini düşürmeye yönelik çalışmalar

• Ortak fiziki altyapının (inkübasyon, arıtma, enerji, ulaşım vb.) güçlendirilmesine yönelik yatırımlar

• Stratejik bilgi kaynaklarına erişim (hammadde fiyatları, pazardaki diğer gelişmeler vb.)

bilimsel araştırma

 

Kaynak :milliyet