Poliüretan Köpüklerde Alev Geciktiriciler İçin Kısıtlama Hazırlığı

Poliüretan Köpüklerde Alev Geciktiriciler İçin Kısıtlama Hazırlığı. Avrupa Kimyasallar Ajansı (ECHA/AKA), çocuk bakım ürünleri ve mobilya döşemelerinde esnek poliüretan (PUR) köpüklerde alev geciktiriciler TCEP, TCPP ve TDCP için bir kısıtlama önerisini hazırlanmasını önerdi. Ajans, web sitesinde, bebeklerin maddelere maruz kalmasından kaynaklanan kanser riskine yönelik bir tarama raporu yayımladı.
13 Aralık ile 8 Şubat arasında olası bir kısıtlama önerisini destekleyebilecek kanıt çağrısı yapıldı ve 17 yanıt alındı.

Bebek şilteleri, araba koltukları, bebek askıları ve konutlar için mobilyalar gibi ürünlerdeki esnek PUR köpüklerde alev geciktirici olarak TCPP ve TDCP kullanılıyor.

Her ne kadar TCEP AB’de kullanılmıyor olsa da ECHA, diğer ticari alev geciktiricilerinde veya ithal eşyalarda bir safsızlık olarak mevcut olabileceği görüşünde.
Bebek minderleri, büyük temas yüzey alanı ve uzun süreli temas nedeniyle bebekler için en yüksek kanser yapma riskini oluşturuyor. Raporda, bebekler genellikle ebeveynlerinin yatağında uyuduğu için yetişkinler şiltelerin de kısıtlamaya dahil edilmesi gerektiğini söylüyor. Şimdi ECHA’nın, Avrupa Komisyonu’ndan REACH kısıtlaması için resmi bir teklif hazırlamasını için talep alması gerekiyor.

Kaynak : İMMİB

Avrupa Kimyasallar Ajansı (ECHA/AKA), 8 Yüksek Önem Arz Eden Maddeyi REACH Aday Listeye Ekleyebilmek İçin Görüş Alıyor

Avrupa Kimyasallar Ajansı (ECHA/AKA), 8 Yüksek Önem Arz Eden Maddeyi REACH Aday Listeye Ekleyebilmek İçin Görüş Alıyor. Avrupa Kimyasallar Ajansı (ECHA/AKA), 8 SVHC yani yüksek önem arz eden maddeyi REACH Aday Listeye ekleyebilmek için görüş alıyor.

Söz konusu maddelerin Aday Listeye eklenmesi ile ilgili olarak 23 Nisan’a kadar görüş iletilebilir. Söz konusu maddeler ve bilinen kullanım alanlarından bazıları şöyle:

• Octamethylcyclotetrasiloxane (D4) (EC 209-136-7) – temizlik ürünlerinde, kozmetik ve kişisel bakım ürünlerinde, cila ve balmumu benzeri ürünler;

• Decamethylcyclopentasiloxane (D5) (EC 208-764-9) – temizlik ürünlerinde, kozmetik ve kişisel bakım ürünlerinde, cila ve balmumu benzeri ürünleri ve tekstil işleme kimyasalları ve boyalar.

• Dodecamethylcyclohexasiloxane (D6) (EC 208-762-8) – temizlik ürünlerinde, kozmetik ve kişisel bakım ürünlerinde, cila ve balmumu benzeri ürünler;

• Ethylenediamine (EC 203-468-6) – yapıştırıcı ve sızdırmazlık ürünleri, kaplama ürünleri, dolgu, macun, plaster, modelleme killeri ve pH düzenleyiciler ve su arıtma ürünleri;

• Terphenyl hydrogenated (EC 262-967-7) – Plastik katkı maddeleri, solvent, kaplama ve mürekkeplerde, yapıştırıcı ve sızdırmazlık ürünlerinde;

• Kurşun(EC 231-100-4) – metaller, kaynak ve lehimleme ürünleri, metal yüzey işlem ürünleri, polimerler ve ısı transferi sıvıları;

• Disodium octaborate (EC 234-541-0) – antifriz ürünlerinde, ısı transfer sıvıları, yağlandırıcı ve gresler ile temizlik ürünlerinde;

• Benzo[ghi]perylene (EC 205-883-8) – REACH kaydı yok; genelde istemsiz üretiliyor, bileşen ya da safsızlık olarak ortaya çıkıyor.

Kaynak : İMMİB

İKMİB ve TKSD İşbirliği İle “Kimyasal Değerlendirme Uzmanı” Eğitimi

İKMİB ve TKSD İşbirliği İle “Kimyasal Değerlendirme Uzmanı” Eğitimi. İlgili sanayicileri bilgilendirmek ve firmaların sorumluluklarını aktarmak amacıyla İKMİB (İstanbul Kimyevi Maddeler ve Mamulleri İhracatçıları Birliği) tarafından 27 Ekim 2017 tarihinde gerçekleştirilen “Kimyasalların Kaydı, Değerlendirilmesi, İzni ve Kısıtlanması Hk. Yönetmelik” seminerinin ikincisi 26 Ocak 2018 tarihinde Dış Ticaret Kompleksi’nde düzenlendi. İKMİB ve Türkiye Kimya Sanayicileri Derneği (TKSD) işbirliği ile “Kimyasal Değerlendirme Uzmanı” eğitimleri verilecek.
23 Haziran 2017 tarihinde resmi gazetede yayınlanan KKDİK yönetmeliği, 23 Aralık 2017 tarihinde yürürlüğe girdi. İKMİB tarafından düzenlenen seminerde, ilgili sanayiciler yönetmeliğin getirdiği sorumluluk ve yapılması gerekenler hakkında bilgilendirildi. Yönetmelik ile gelen yeni uygulamalardan birinin sunulacak kayıt dosyalarının belirli bölümlerinin Kimyasal Değerlendirme Uzmanı tarafından incelendiğine dair bildirim istenmesi olduğunu ifade eden İKMİB Yönetim Kurulu Başkanı Murat Akyüz, “Güvenlik Bilgi Formları ve Kimyasal Güvenlik Raporları artık Kimyasal Değerlendirme Uzmanları tarafından hazırlanacaktır. Kimyasal Değerlendirme Uzmanı eğitimleri için İKMİB olarak TKSD ile işbirliği içerisindeyiz. Değerli firmalarımıza bu konuda da destek vermek için çalışmalarımızın devam ettiğini buradan sizlere duyurmak isterim” dedi.

Türk kimya sektörünün gelişimi için yoğun çalışmalar yürüten İKMİB tarafından düzenlenen “Kimyasalların Kaydı, Değerlendirilmesi, İzni ve Kısıtlanması Hk. Yönetmelik” semineri, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Kimyasalların Kaydı ve Kontrolü Şube Müdürü Şeref Yılmaz, Çevre ve Şehircilik Uzmanı Eylem Özlem Nalbantoğlu, İKMİB Yönetim Kurulu Başkanı Murat Akyüz, Türkiye Kimya Sanayicileri Derneği (TKSD) Temsilcisi Mustafa Bağan ve başta kimya sektörü olmak üzere Türkiye’de faaliyet gösteren 300 üye firma ve diğer uzmanların katılımı ile Dış Ticaret Kompleksi’nde gerçekleştirildi.

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Uzmanı ve TKSD Temsilcisi tarafından verilen seminerde, KKDİK yönetmeliğinin sanayicilere getirdiği yükümlülükler, kimyasal kayıt sistemi, değerlendirme, izin, kısıtlamalar, ön-MBDF, kimyasal değerlendirme uzmanı konuları ve sanayicilerin hangi adımları izlemesi gerektiği ihracatçılara anlatıldı. Firmaların öncelikle KKDİK altındaki rolünü tespit etmesi gerektiği sonrasında ne üretip-ithal ettiği, KKDİK kapsamında olup olmadığı, maddenin kayıt kapsamında olup olmadığı, maddenin izole ara madde olup olmadığı, üretilen veya ithal edilen maddenin 1 ton üzerinde olup olmadığı ve maddenin miktarının hesaplanmasına ilişkin adımların izlenmesi gerektiği aktarıldı.

REACH’i uyumlaştıran KKDİK yönetmeliğinin önemine dikkat çeken İKMİB Yönetim Kurulu Başkanı Murat Akyüz, “Bugün Çin, Güney Kore, Rusya, Malezya, Tayvan ve şimdi de Türkiye REACH’i model alan kimya politikalarını benimsemiştir. Bu yönetmeliğin amaçları arasında yer alan, insan sağlığı ve çevrenin yüksek düzeyde korunmasını sağlamak, maddelerin zararlarının değerlendirilmesine yönelik alternatif yöntemleri özendirmek, rekabeti ve yeniliği arttırmak gibi faydaları da beraberinde getirecektir. Çevre mevzuatlarının uyumlaştırması ve uygulanması zorlu bir süreç olmakla birlikte, uzun vadede kamu sağlığı, çevre ve rekabet açısından getirdiği faydalar daha öne çıkmaktadır” dedi.

Bu süreçte, yükümlülüklerin altından kalkmak için Bakanlığın rehberliğine ve desteğine ihtiyaçları olduğunu vurgulayan Akyüz, “Bu çerçevede özelikle yılda 1 ton ve üzeri miktarlarda üretilen ve ithal edilen maddeler kapsamında firmalarımızın sorumluluklarını aktarmak ve yeni yönetmelik kapsamında uygulamaların detaylandırılacağı seminerin firmalarımız için verimli geçmesini diliyorum” şeklinde konuştu.

KKDİK Yönetmeliği 23 Aralık 2017’de Yürürlüğe Girdi

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından hazırlanan KKDİK Yönetmeliği, 23 Aralık 2017 tarihinde yürürlüğe girdi. Yönetmelik, bir geçiş süresi vermekle birlikte sanayiciler tarafından yılda 1 tonun üzerinde üretilen veya ithal edilen kimyasal hammaddeler için Bakanlıkça kurulan bir sisteme elektronik olarak kayıt yapılmasını gerektiriyor. Avrupa’da REACH Tüzüğü kapsamında uygulanan tehlikeli kimyasallara yönelik kısıtlamalar, yeni yönetmelikle Türkiye’de de uygulanmaya başladı. Ayrıca yönetmelik, sanayicilere yüksek önem arz eden bazı kimyasallarla ilgili bilgi verme ve izin yükümlülükleri de getirecek. KKDİK, sadece kimyasal üreticisi firmaları değil mamül ve yarı mamül üreten firmaları da etkiliyor.

Avrupa Birliği, Dört Ftalatlı Kimyasalı Daha Kısıtlamaya Hazırlanıyor

Avrupa Birliği, Dört Ftalatlı Kimyasalı Daha Kısıtlamaya Hazırlanıyor. Çoğu ürünlerde yaygın olarak kullanılan plastikleştiriciler, ağırlıkça % 0.1’den fazla seviyelerde yasaklanacaktır. Avrupa Birliği, ürünlerdeki dört ftalat kullanımını yasaklamaya bir adım daha yaklaştı. Avrupa Kimyasallar Ajansı Sosyo-Ekonomik Analiz Komitesi 20 Haziran’da AB’nin Kimyasalların Kayıt Edilmesi, Değerlendirme, Yetkilendirilmesi ve Kısıtlanması (REACH) yasasında yer alan kimyasalların çoğunun kullanımını kısıtlamaya yönelik olarak oy kullandı.

 

Dört ftalat, butilbenzil ftalat (BBP), di (2-etilheksil) ftalat (DEHP), dibütil ftalat (DBP) ve diizobütil ftalat (DIBP) ‘dir.

AB, REACH uyarınca 2015 yılında üreme etkileri ile bağlantılı maddelerin kullanımını yasaklamıştır. Ancak şirketler, daha güvenli alternatifler yoksa, devamlı kullanım yetkileri elde edebilirler. Önerilen kısıtlamalar, ağırlıkça % 0.1’den fazla seviyelerde ftalat içeren tüketici ürünleri için devam eden kullanım yetkilerini ortadan kaldıracaktır.

Dört fitalat, döşeme, kaplamalı kumaşlar ve kağıt, eğlence donanımı, şilteler, ayakkabı, ofis malzemeleri ve kablolar dahil olmak üzere çok çeşitli tüketici ürünlerinde bulunan plastikleri yumuşatmak için kullanılır. Laboratuar kullanımı kısıtlamalardan muaf tutulacaktır.

Avrupa Komisyonu’nun halen sonuçlandırılmasından üç yıl sonra geçerli olacak olan kısıtlamaları resmi olarak kabul etmesi gerekiyor.

Kaynak : ACS

Titanyum dioksit Sınıflandırmasında Tartışmalar Devam Ediyor

Titanyum dioksit Sınıflandırmasında Tartışmalar Devam Ediyor. Avrupa Kimyasallar Ajansı web sitesinden kamu görüşüne açılan öneri eğer kabul görürse, titanyum dioksitin harmonize listede (CLP Ek VI) yer alacak zorunlu minimum sınıflandırması kanserojen 1B olacak. Ancak sanayici, meslek örgütü ve ayrı ayrı firmalardan iletilen aksi görüş sayısı 500’ü aşmış durumda. Fransa’nın titanyum dioksit hakkında sunduğu harmonize sınıflandırma dosyasına ilişkin görüş alım süreci 15 Temmuz’da sona ermişti.

Titanyum dioksit Sınıflandırmasında Tartışmalar Devam Ediyor Titanyum Dioksit Üreticileri Birliği (TDMA), titanyum dioksite ilişkin mevcut harmonize sınıflandırma raporunun, ‘yetersiz ve yanıltıcı bir tablo’ çizdiğini belirtirken Avrupa Plastik Üreticileri Birliği (EuPC) ise iş yeri maruziyeti için 15 titanyum dioksit üretim tesisinde 20 bin işçiyle yapılan araştırmaların sağlık üzerinde olumsuz bir etki göstermediğini hatırlattı.

Cosmetics Europe da 20 bini aşkın kozmetik üründe kullanılan titanyum dioksitin kanserojen 1B olarak sınıflandırılmasının kozmetik için ‘yasaklama’ anlamına geldiğini ifade ederken Avrupalı boya sanayicilerini temsil eden CEPE ise maddenin üyelerinin ürünlerinin yüzde 85’inden fazlasında kullanıldığına dikkat çekti. Boyada, titanyum dioksitin sıvı matrislere gömüldüğü ve solunum yoluyla maruziyetin mümkün olamayacağı ifade edildi.
Bu arada Alman REACH Yetkili otoritesi de olan Almanya İş Yeri Sağlığı ve Güvenliği Federal Enstitüsü (Baua), Fransız otoritenin titanyum dioksitin kategori 2 olarak sınıflandırılması gerektiği yönünde görüş bildirdi.

Kaynak :İMMİB

III. Tehlikeli Kimyasalların Yönetimi Sempozyumu Ve Sergisi Sonuç Bildirgesi Yayınlandı

III. Tehlikeli Kimyasalların Yönetimi Sempozyumu Ve Sergisi Sonuç Bildirgesi Yayınlandı. TMMOB Kimya Mühendisleri Odası Ankara Şubesi tarafından üçüncüsü yapılan “Tehlikeli Kimyasalların Yönetimi Sempozyumu ve Sergisi 21-22 Mayıs 2015 tarihlerinde Ankara’da gerçekleştirilmiştir.

Düzenlenen 8 oturumda 31 bildiri sözlü olarak sunulmuştur. T.C. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, T.C. Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı, T.C. Orman ve Su İşleri Bakanlığı, Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumu Genel Müdürlüğü ve diğer bir çok kurum ve kuruluşun değerli temsilcileri ile Üniversite öğretim üyeleri ve seçkin katılımcıların sözlü sunumları ile zengin bir sempozyum gerçekleşmiştir. Sempozyumda Bakanlık temsilcilerinin çalışmalarını aktarma fırsatı bulunduğu için katılımcıların uygulamada karşılaştıkları sorunlarla ilgili sorulara da soru cevap kısmında çözümler oluşturulmaya çalışılmıştır.

Sempozyum, tehlikeli kimyasalların üretiminden, bertarafına kadar olan süreçlerde kimyasalların yarattığı tehlikelerin azaltılması için alınması gereken önlemlerin tartışılmasına olanak sağlamıştır. REACH ve ADR Yönetmeliklerine ilaveten 01.01.2016`dan itibaren pek çok maddesinin uygulanmasına başlanacak olan Büyük Endüstriyel Kazaların Önlenmesi ve Etkilerinin Azaltılması Hakkında Yönetmelik ve SEVESO Direktiflerine yer verilmiştir, Patlamadan korunma konusu yangın riskleri ve özellikle tehlikeli kimyasalların halk sağlığına etkileri konusundaki çalışmalara değinilmiştir. Sempozyum, bildirilerin içeriği açısından çalışanların toplumun ve çevrenin güvenliğinin arttırılmasına büyük fayda sağlamıştır.

İnsan ve çevreye olacak etkiler nedeniyle, çevreye insanlar tarafından bırakılan kimyasal maddelerin, endokrin fonksiyonlarını bozarak insan sağlığı ve sucul vahşi yaşam türleri üzerinde olumsuz etkilere neden olduğundan risk karakterizasyonunun her toksik madde için ayrıca belirtilmesi gerektiği saptanmıştır. Halkın etkilenmesinin azaltılmasının yanı sıra Sempozyumda evsel toksik maddeler, pestisitler ve herbisitlerin de yanlış kullanımları dahil yaşanan pek çok eksiklik ve aksaklıkların giderilmesine yönelik önlemler sunulmuştur. Kişisel koruyucuların seçiminden kullanımına kadar yine yanlış bilinenler vurgulanmıştır.

III. Tehlikeli Kimyasalların Yönetimi Sempozyumu süresince yapılan tespitler, sorunlar ve çözüm önerileri aşağıda sıralanmıştır.

• Direktiflerin getirdiği yasal zorunluluklar doğrultusunda REACH Tüzüğü kapsamında yalnızca AB ülkelerine ihracat yapan ilgili kuruluşlar değil, ülkemizdeki riskli ortamlarda kullanılan ekipmanlar ve çalışanları açısından da konuya gereken önem verilerek gereklilikleri yerine getirilmelidir.

• Yaşanan iş kazaları denetim ve güvenlik kültürü oluşturmadaki yetersizliğin bir göstergesidir. Güvenlik kültürü oluşturmada ve iş kazalarını azaltmada devlet, meslek örgütleri, üniversiteler ve uzmanlarla işbirliği içerisinde olmalıdır. İş kazalarının önlenmesi için bilimsel çalışmalar yapılmalı gerekli yaptırımlar uygulanmalıdır.

• Tehlikeli kimyasalların afet sürecinde yönetimi için ülke çapında bir acil önlem planı oluşturulmuş ve sunulmuştur Planın daha etkin uygulanması konusunda devlet, meslek örgütleri, üniversiteler ve bilim insanları ile birlikte sistematik bir çalışma yapmalıdır.

• Tehlikeli kimyasalların zararları konusunda bilinçlendirme ile birlikte denetimler de yapılmalıdır. Sağlık Bakanlığı ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığı denetimlerini artırmalı ve gerekli emisyon ölçümlerini yapmalıdır.

• Kimya mühendisleriyle, kimyagerlerin var olan 6269 sayılı yasa ve uygulama yönetmeliği uygulanmamaktadır. Mevzuat gereği kimya hizmetleri ile kimya teknolojisi ve uygulanmasına ilişkin sanayi işyerleri, bu işlerle ilgili olarak bir “Sorumlu Müdür” bulundurmak zorunluluğu olmasına rağmen bu zorunluluk devletçe denetlenmediğinden sektörde ilkel, kuralsız ve emniyetsiz tesislerin önüne geçilememektedir. Bu sorunun çözümü için Sorumlu Müdür denetimleri artırılmalıdır.

• Tehlikeli Maddeler Ve Müstahzarlara İlişkin Güvenlik Bilgi Formlarının Hazırlanması ve Dağıtılması Hakkında Yönetmeliğe göre üretici ve ithalatçı firmaların bu formları kullanıcılara Türkçe sağlaması gerekmektedir. Bu zorunluluğa rağmen firmalar güvenlik bilgi formlarını kendi dillerinde göndermektedir. Bu konuda denetimin artırılması ve formların Türkçe olarak kullanıcıya ulaştırılması gerekmektedir.

• Afet durumunda tehlikeli kimyasalları yönetebilmek için uygun ve güvenli depolama standartları uygulanmalıdır. Kimyasalların taşınması için ADR kuralları uygulanmaya başlanmıştır ancak etkinliği denetlenmelidir.

• Tehlikeli atıkların bertarafı ile ilgili etkin bir kayıt sistemi oluşturulmalıdır. Atıkların nereye ne şekilde atılacağı ve nasıl bertaraf edileceği konusunda işletmeler bilinçlendirilmeli ve düzenli denetimlerle işletmeler kontrol altına alınmalıdır.

Odamız kendisine düşen kamu görevi ışığında yapması gereken önderlik ve tarafları buluşturarak ülkemizin yararına çözümlere katkı koyma görevini bundan sonraki Sempozyumlarda da sürdürmeye devam edecektir. Katkılarından dolayı tüm katılımcılara şükranlarımızı sunarız

Sempozyum Düzenleme Kurulu

III. Tehlikeli Kimyasalların Yönetimi Sempozyumu Ve Sergisi Sonuç Bildirgesi Yayınlandı

“BOR” Savaşı Başladı

“BOR” Savaşı Başladı. Avrupa Birliği bor içeren kozmetik ve deterjan gibi hijyen ürünlerine yasak getirmeye hazırlanıyor.Avrupa Birliği, bor madeninin cilt kanseri yaptığını ileri sürerek, REACH (Kimyasalların Kayıt, Değerlendirme ve İzin/Kısıtlanması) yönetmeliği kapsamında bor içeren kozmetik ve deterjan gibi hijyen ürünlerine yasak getirmeye hazırlanıyor. AKA (Avrupa Kimyasallar Ajansı), yasağın uygulamaya konulmasına yönelik çalışmalar yürütürken, Bursa Bor Araştırma Geliştirme Komisyonu da anti-rapor hazırlıklarına başladı. Komisyon Başkanı İlker Duran, “Borun etkilerini anlatacak bilimsel bir rapor ile boru aklayacağız” derken; İKMİB Başkanı Murat Akyüz ise üreticilere, yasağın uygulamaya geçmesi durumunda ‘ikame ürün kullanması veya pazarlarını değiştirmesi’ önerisinde bulunuyor.

Bursa Bor Araştırma Geliştirme Komisyonu Başkanı İlker Duran, sanayide borun daha yoğun kullanımı noktasında ilk hamlenin Eti Maden’den geldiğini ifade ederek, yaklaşık yüzde 80’inin bordan oluştuğu deterjan üretimi ile büyük bir başarıya imza atıldığını söyledi. Çabalarının, diğer sektörlerle bu örnekleri çoğaltmak olduğunu vurgulayan Duran şöyle konuştu:

“Komisyon olarak bu tür uğraşlar gösterirken, AB, REACH kararları çerçevesinde bor madeninin kullanıldığı ürünlere yasak getirme çabasında. REACH kapsamında ürün uygunluğunu denetleyen AKA, borun kanserojen madde olduğunu iddia ederek bor karşıtı bir lobi oluşturuyor. İçeriğinde bor olan, ele temas eden, kozmetik ve deterjan gibi hijyen ürünlerine yasak getirmeye çalışıyor. Biz de önceliğimizi bor madeninin kanserojen madde olmadığını kanıtlamak üzere bir rapor hazırlığına verdik. Bununla alakalı Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Dermatolojik Ana Bili Dalı’nda araştırma başlattık. Bu kapsamda, bor madeninin üzerine sürülen lekeyi ortadan kaldıracak, bilimsel veriler ortaya koyarak, madenimize hak ettiği değeri sunacağız. Araştırmaların sonucunu kamuoyuna duyuracağız.”

AB’nin, bor madenine karşı aldığı tavrı doğru bulmadığına vurgu yapan Duran, “Bu rezervlerin yüzde 73’ü Avrupa’da olsaydı, aynısının yapılmayacağını düşünüyorum. Bu konuda hakkımızı aracağız” ifadelerini kullandı.

Deterjan lobisi Eti Bor’dan rahatsız
Dünya genelinde büyük bir deterjan lobisinin olduğunu ileri süren İlker Duran, “Eti Maden’in yaptığı bu atak, belli ki bazı kartelleri rahatsız etmiş. Bordan üretilen deterjanın, diğer deterjanlara göre avantajı çok fazla ve deterjanda bor yüzde 80 oranlarında kullanılıyor. Bu alanda rekabet edebilmek için Türkiye’den bor temin etmek zorundalar. Bunu istemeyen bor karşıtı lobiler de, borun cilt kanseri yaptığını ileri sürerek, deterjan başta olmak üzere birtakım hijyen ürünleri ve kozmetiği yakın takibe aldılar” diye konuştu. Duran, “Burada yalnızca üreticinin veya şirketlerin değil ülkenin menfaati söz konusu. 15 kişilik komisyon olarak, REACH tüzüğünü hazırlayan ajansın bu çalışmalarına karşı anti-çalışmamızı başlattık” dedi.

Üretici ya ikame madde kullanacak ya pazar değiştirecek
AB’de halihazırda yürürlükte olan 648/2004 sayılı Deterjanlara Yönelik Tüzük kapsamında bor bileşikleri için bir kısıtlama bulunmadığına dikkati çeken İstanbul Kimyevi Maddeler ve Mamülleri İhracatçıları Birliği (İKMİB) Yönetim Kurulu Başkanı Murat Akyüz, “REACH Tüzüğü kapsamında deterjanlarda kullanılan sodyum perborat vb. türevleri aday listeye ve oradan da İzne Tabi Maddeler Listesine dahil olursa bu kimyasalların üreticileri tarafından ilgili kullanım alanları için izin alınmaksızın, ürünlerin AB pazarına sunulması söz konusu olamayacak” dedi. Temizlik ürünlerinde yapılan ihracatın yüzde 13’ünün, kozmetikte ise ihracatın yüzde 20’sinin AB’ne yapıldığını belirten Akyüz, bu ürünlerin tamamının bor türevi içermediğini vurguladı. Akyüz şöyle konuştu:

“Deterjanlarda perboratların yerine perkarbonatlar gibi ikameleri de kullanılıyor ve bor türevlerine yönelik olacak bir kısıtlama halinde firmalarımız, bu maddelerin ikamelerini kullanarak AB pazarına satışına devam eder ya da pazarını değiştirir. Kozmetik ürünlerde ise borik asite ilişkin bazı kısıtlamalar mevcut. Ayrıca şu sıralar yeni bor bileşikleri de bu kısıtlama kapsamına alınmaya hazırlanıyor. Ancak borun, kozmetik ürünlerdeki kullanımının sınırlı düzeylerde olduğu da biliniyor ve firmalarımız kısıtlamalara uygun olarak AB’ye ihracatlarını sürdürüyor.”

Murat Akyüz, İKMİB’in yaklaşık 6 bin üyesi bulunduğunun da bilgisini verdi.

Dünya pazarında Türkiye %73’lük paya sahip
Geçen yıl 1.3 milyar tona ulaşan dünya bor rezerv miktarında Türkiye yüzde 73’lük pay ile ilk sırada yer alırken, onu yüzde 8 pay ile Rusya, yüzde 6 ile ABD takip etti. Dünya bor üretim kapasitesi 5.2 milyon ton, fiili bor üretimi ise yaklaşık 4.3 milyon ton civarında olup, bu ihtiyacın yüzde 73’ü Türkiye’den karşılandı. Dünya, miktar bazında bor talebinin yüzde 47’sini Eti Maden’den, yüzde 25’ini RT Borax’tan, yüzde 28’ini ise diğer üreticilerden, dolayısıyla da Türkiye’den temin etti. Bor ürünlerinin tüketim alanlarının yüzde 81’ini başlıca cam (yalıtım tipi cam elyafı, tekstil tipi cam elyafı, borosilikat cam), seramik-frit, tarım ve deterjan sektörleri oluşturdu. Hem üretim hem de pazar payı açısından yüzde 47’lik pay ile dünya bor liderliği pozisyonuna ulaşan Eti Maden’in 2013 yılı bor satışları ise miktar bazında 1.8 milyon ton (862 bin ton B2 O3) ve değer bazında 826 milyon dolar oldu.

bor

Kaynak : ekoayrinti

ZEHRA ORUÇ / DÜNYA