Biyokimya ve Biyofizik Alanlarında Prof. Dr. Aziz Sancar Onuruna Fulbright Türkiye Özel Bursu Sizi Bekliyor

Biyokimya ve Biyofizik Alanlarında Prof. Dr. Aziz Sancar Onuruna Fulbright Türkiye Özel Bursu Sizi Bekliyor. Türkiye Fulbright Eğitim Komisyonu, 2015 Nobel Kimya ödülü sahibi Prof. Dr. Aziz Sancar’ın onuruna özel olarak düzenlenmiş bir doktora burs programı sunmaktadır. Fulbright Öğrenci Programı’nın bir parçası olan burs, 2018-2019 akademik yılına yönelik olup Prof. Dr. Aziz Sancar’ın akademik danışmanlığında doktora eğitimi almak isteyen kişilere verilecektir. Bursiyerler, North Carolina Üniversitesi’nin Chapel Hill Kampüsü’nde doktora eğitimlerini tamamlayacak ve Üniversite’nin Kimya Bölümü’ne kayıtlı olacaklardır.

Bursun süresi en fazla iki akademik yıldır ve North Carolina Üniversitesi’nin akademik takvimine ve programa bağlı olarak belirlenir. Doktora programının ikinci yılı için bursun devam etmesi, birinci yılın sonundaki akademik başarıya bağlıdır. Burs, doktora programının ilk iki yılını kapsadığından, geri kalan yıllar için bursiyerlerin gerekli maddi desteği kendilerinin (aile, üniversite, asistanlık, vb.) sağlaması gerekmektedir.

Burs miktarı, bir akademik yıl için 50,000 ABD Doları’na kadar olan masrafları kapsamaktadır. North Carolina Üniversitesi’ndeki eğitim ücreti ve masrafları (1,000 ABD Doları kitap masrafı ve 350 ABD Doları yerleşme masrafı bu tutara dahil), aylık yaşam masrafları (Chapel Hill Kampüsü için aylık 1,380 ABD Doları) ve sağlık sigortası burs miktarı limitleri içerisinde karşılanmaktadır. Ek olarak, bursiyerlere gidiş-dönüş uçak bileti satın alınmaktadır.

Profesör Aziz Sancar Doktora Bursu’na başvuruda bulunmayı düşünen adayların, Fulbright Doktora Bursu’nun başvuru şartlarını karşılaması ve tüm başvuru gerekliliklerini yerine getirmesi gerekmektedir.

Fulbright Doktora Bursu başvuru koşullarına ek olarak, Profesör Aziz Sancar Doktora Bursu’na başvurmak isteyen adayların aşağıdaki belgeleri de başvurularında sunmaları gerekmektedir:

Profesör Aziz Sancar Doktora Bursu Dilekçesi (10 Nisan 2017 son başvuru tarihi öncesinde dilekçenizi trprog@fulbright.org.tr adresine mail atınız ve orijinal ıslak imzalı kopyasını Başvuru Paketi’ne ekleyiniz)

Profesör Aziz Sancar Doktora Bursu’na özel Niyet Mektubu (Embark başvuru formuna yüklenen kompozisyonlara ek olarak yazılmalı ve formun 13. sayfasındaki “Additional Upload Page” kısmına yüklenmelidir)

Fulbright Doktora Bursu’na başvuru için adayların TOEFL iBT skorunun en az 75 ya da Akademik IELTS skorunun en az 6 olması gerekmektedir. Ancak, North Carolina Üniversitesi’nin kabul kriterlerinin TOEFL iBT için en az 90 ve IELTS için en az 7 olduğu dikkate alınmalıdır.

Adaylar, aynı anda hem Fulbright Doktora Bursu’na hem de Profesör Aziz Sancar Doktora Bursu’na başvurabileceklerdir. Bunun için tek bir online (Embark) başvuru formu doldurulması ve tek bir Başvuru Paketi hazırlanması yeterlidir. Profesör Aziz Sancar Doktora Bursu’na başvurunuzun dikkate alınması için başvuru paketinize ekleyeceğiniz Profesör Aziz Sancar Doktora Bursu Dilekçesi’ne bakılacaktır.

Adaylar, bursa başvuru koşulları ve başvuru belgeleri hakkında daha detaylı bilgi için Komisyonun Eğitim Danışmanlığı Birimi ile advising@fulbright.org.tr ya da fulb-ist@fulbright.org.tr e-posta adresleri üzerinden iletişime geçebilirler.

Kaynak : AB.İLAN

Çekmeköy Belediyesin’den Prof. Dr. Aziz SANCAR Uluslararası Bilim Olimpiyatı Organizasyonu

Çekmeköy Belediyesin’den Prof. Dr. Aziz SANCAR Uluslararası Bilim Olimpiyatı Organizasyonu. Teknolojinin bireyler arasında hızla yayıldığı, yenilenme ve geliştirme süreçlerinin kısaldığı günümüzde, yenilikçi projelerin üretilmesi, genç neslin bilime olan ilgilerinin arttırılması, teknolojik yükselişin devamlılığı için uluslararası gereklilikler arasında gösterilmektedir.

Ülkemizde, aynı gerçekten hareketle gençlerimizin, serbest zamanlarının, eğitim, bilim, sanat, kültür faaliyetleri içerisinde bulunmalarının sağlanması ve sosyokültürel gelişimlerinin temini için bilimsel gelişim ve üretim faaliyetlerinin desteklendiği hizmetler yürütülmektedir.

Çekmeköy Belediyesi, ülke vizyonuna uygun ve ilçemizin etkinliğinin arttırılması amaçları ile uluslararası lise düzeyi etkileşimin arttırılacağı ve süreklilik halinde yinelenen bir Bilim Olimpiyatı organize etmektedir.

Proje Amaçları

Lise Düzeyi Uluslararası etkileşimin desteklenmesi
Yurt Dışı Türkler ve Akraba Topluluklar ile etkileşimlerin desteklenmesi
Gençlerimizin Bilim, Kültür ve Sanat ilgilerinin arttırılması
Yenilikçilik Kültürünün genç nüfus arasında yaygınlaştırılması projemizin başlıca amaçları arasında gösterilebilir.

Kategoriler:

1) Enerji Verimliliği Projeleri

Konut, sanayi, ulaşım ve tarım sektörlerinde, enerjinin verimli kullanılması konusunda projeler hazırlanması hedeflenmektedir.

2. Teknoloji
İnovasyonel ürünlerin geliştirilmesine katkı sağlayacak projeler hedeflenmektedir.

3. Araştırma Projeleri
Bilgisayar, Biyoloji, Fizik, Kimya ve Matematik alanında projelerin hazılanması hedeflenmektedir.

Organizasyon kapmasında, projeler 3 kategoride yarışacak ve toplamda 30 proje ödüllendirilecektir. Organizasyon lansmanı 24 Mart 2016’da Teknopark İstanbul’da yapılacaktır.

Proje başvuruları için son tarih : 23 Nisan 2016

Detaylı Bilgi İçin : www.icatmakinesi.com ve www.scienceatturkey.com

Aziz Sancar Bilim Olimpiyatlar_ Afis

Yurt Dışındaki Türk Bilim İnsanları Kurultayının 3.sü Yapıldı

Yurt Dışındaki Türk Bilim İnsanları Kurultayının 3.sü Yapıldı. Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Işık, “Bilim diasporamıza, ‘muhakkak Türkiye’ye dönün’ demenin doğru olmadığını biliyoruz. Siz bulunduğunuz ülkelerde yaptıklarınızla da bizim için değerlisiniz.”

Yurt Dışındaki Türk Bilim İnsanları 3. Kurultayı, 24-25 Aralık 2015 tarihlerinde İstanbul’da geniş katılımla yapıldı. Kurultay’ın açılış konuşmasını TÜBİTAK Başkan Yardımcısı Dr. Orkun Hasekioğlu gerçekleştirdi.

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık, Yurt Dışındaki Türk Bilim İnsanları 3. Kurultayı’nın kapanışında yaptığı konuşmada, etkinliği düzenlemekteki ilk amaçlarının, yurt dışındaki bilim adamları ile Türkiye’nin bilim ve teknoloji politikalarındaki son gelişmeleri paylaşmak olduğunu söyledi.

Diğer amaçlarını, yurt dışında yaşayan bilim insanlarının kişisel tecrübelerini, bulundukları ülkelerin araştırma altyapısıyla ilgili gözlemlerini dinlemek, öğrenmek, geleceğe yönelik bazı çıkarımlar yapmak şeklinde açıklayan Işık, bu bilim adamları ile Türkiye’deki bilim adamlarını buluşturmanın önemine değindi.

Işık, bu tür etkileşimlerin bilimsel birikimin gelişmesinde ve aktarılmasında çok önemli olduğunu ifade ederek, “İnşallah birbirimizle bağımızı koparmadan, irtibatımızı koruyarak, bu kurultayda kurduğumuz dostlukları, ilişkileri geliştirelim istiyoruz. Böylece hem ülkemizdeki bilimsel çalışmalara hem de dünyadaki bilimsel birikime katkımızı artırabileceğimize inanıyoruz” diye konuştu.

“Bilim insanlarına yönelik önemli adımlar atılacak”

Türkiye’nin bilim alanında 2002’den sonraki atılımlarını konuk bilim insanları ile paylaşan Işık, şu an üzerinde çalıştıkları Ar-Ge paketinde de akademisyenlere yönelik önemli adımlar olacağını anlattı.

Işık, “Mesela öğretim elemanlarımızın üniversite-sanayi iş birliği kapsamında yürüttükleri faaliyetlerden elde edecekleri gelirin yüzde 85’ini kendilerine iade edeceğiz. Yani döner sermaye kesintisinin en fazla yüzde 15 olmasını sağlayacağız ve gelir vergisi almayacağız. Yine öğretim elemanlarının teknoloji geliştirme bölgelerinde olduğu gibi Ar-Ge merkezlerindeki teşvik ve muafiyetlerden de yararlanmasını sağlayacağız” bilgilerini verdi. Işık, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Hem bilgi üretme becerimizi artırmalı hem de ürettiğimiz bilgiyi ticarileştirebilecek mekanizmaları kurmalıyız. Savunma sanayii projeleriyle, uydu çalışmalarıyla, yerli otomobil gibi projelerle teknoloji transferini hızlandırmalıyız. Araştırmacılarımızın özellikle HORİZON 2020 gibi programların sağladığı fonlardan daha fazla yararlanmasını sağlamalıyız. Bilhassa geleceğe yön verecek olan yapay zeka, sensör, robotik teknolojiler ile biyoteknoloji ve nanoteknoloji gibi alanlarda şimdiden gerekli hamleleri yapmak durumundayız. Bütün bu alanlarda yakaladığımız ivmeyi, bundan sonra da artırarak sürdüreceğiz.”

“Sizlerin katkısını çok önemsiyoruz”

Işık, Türkiye’deki mevcut araştırma altyapısını daha da geliştirmek hususunda yurt dışındaki bilim insanlarının katkısını çok önemsediklerini belirtti. Dünya çapındaki önemli projelerde dünyanın her yerinden bilim insanlarının ortak çalışma yürüttüğünü anlatan Işık, şöyle konuştu:

“Böyle bir dünyada bilim diasporamıza, ‘muhakkak Türkiye’ye dönün’ demenin doğru olmadığını biliyoruz. Siz bulunduğunuz ülkelerde yaptıklarınızla da bizim için değerlisiniz. Ancak şu hususun altını çizmek istiyorum; eğer Türkiye’ye dönmeyi düşünürseniz, burada artık çok farklı bir araştırma ortamını ve imkanlarını bulacaksınız. Sizlere nerede olursanız olun destek olmayı sürdüreceğiz. Yurt dışında da olsanız, ‘Hedef Türkiye’ çalıştaylarıyla size ulaşacağız, sizin bilgilerinizden istifade edeceğiz. Bu noktada son yıllarda, kamu tarafından sağlanan desteklerle 668 araştırmacımızın ülkemize dönmüş olduğunu da hatırlatmak istiyorum. Bunun da ülkemiz için çok kıymetli bir gelişme olduğuna inanıyorum.”

Işık, Prof. Dr. Aziz Sancar’ın Nobel Kimya Ödülü almasının kendilerine büyük bir gurur yaşattığını vurgulayarak, Sancar’ın bu başarısının birçok gençte “ben de yapabilirim” duygusunun yeşermesini sağladığına emin olduğunu söyledi.

Sancar’ın başarısıyla kapıyı araladığını, onun araladığı kapıdan daha birçok insanın geçeceğine inandığını kaydeden Işık, “Araştırmalarına Türkiye’de devam eden bilim insanlarımızın da benzer başarılara imza attığı günleri görmenin arzusunu taşıyorum. Bu rüyayı gerçekleştirmek için çok çalışıyoruz, bundan sonra da çalışacağız” ifadelerini kullandı.

Işık, Türkiye’deki bilim ve teknoloji ekosistemini, araştırma altyapısını her gün biraz daha geliştireceklerini ve güçlendireceklerini, Türkiye Cumhuriyeti devleti olarak her zaman bilim insanlarının yanında olacaklarını da sözlerine ekledi.

Başkan Prof. Dr. Arif Ergin, Kurultay’ı Değerlendirdi

Kurultay çalışmalarını değerlendiren TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. A. Arif Ergin, “Davetimize icabet eden, Kurultayımıza katılan yurt dışındaki Türk Bilim İnsanlarını teşekkürü bir borç bilirim” dedi.

Türkiye’nin son 10 yıl içerisinde bilim, teknoloji ve yenilik konusundaki attığı adımları değerlendiren Prof. Dr. A. Arif Ergin, “2005 yılı öncesinde Bakanlar Kurulu’nda, bilim ve teknolojiden sorumlu bir bakanlığımız yoktu. Bugün Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımız bu konuda ciddi çalışmalar yapıyor. Bunun yanında TÜBİTAK’ın yıllık gelirleri ancak ödül mekanizmaları geliştirmek, plaket dağıtmak, Bilim Teknik Dergisini basmak, yayımlamak ve çok kısıtlı sayıdaki NATO kaynaklı projelerde ev sahipliği yapmak gibi bir fonksiyonları icra edecek düzeydeydi. 10 yıl önce TÜBİTAK Ar-Ge’yi yönetmek, fonlamak gibi bir görevi icra etmiyordu” şeklinde konuştu.

Gelinen sürecin çok önemli olduğunun altını çizen Prof. Dr. Ergin, “TÜBİTAK, 2005-2010 yılları arasında Ar-Ge konusunu yönetmek ve fonlamak konularında yönetmelik çıkararak esasları belirleyerek yoluna devam etti. Ciddi bir öğrenme sürecinden geçti. 2011-2015 dönenimde fon miktarını yönetmeyi öğrendi” ifadelerini kullandı.

“Ar-Ge’ye ayrılan kaynağın Gayri safi milli hasılamızdaki payı 0,52, bugün iki katına çaktı” diyen Prof. Dr. Arif Ergin konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Özel sektörün Ar-Gge’ye ayırdığı bütçe 9,3 milyar liraya ulaşarak, 10 sene öncesine göre 7 katına çıktı. 2023 yılında gayri safi milli hasılanın yüzde 3’nün Ar-Ge’ye ayrılması, bunun da yüzde 2’sinin özel sektör tarafından yerine getirilmesi hedefi var. Özel sektörün bu konuda hızlı bir yükseliş gösteriyor. Bu üçte ikilik payın neresine geldik? Bu sene Ar-Ge harcamalarının yüzde 49,8 artık özel sektör tarafından yönetilmekte. Grafiklerde özel sektör hızla yükseliyor. Kamu ve üniversiteler normal bir seyir gösteriyor.”

Türkiye’nin bilim insanı yetiştirmeyle ilgili hedeflerinin olduğunun altını çizen Ergin, “Buna da baktığımız vakit, tam zamanlı araştırmacı sayısının 300 bin olması hedefi var. 2014 sonu itibariyle bu rakam 90 bine ulaştı. Tam zamanlı şartı düşünmeden rakamlara bakarsak 115 bin araştırmacı sayısına çıktığımızı görüyürouz. Bu da 10 sene de 3 kattan fazla bir artış demek oluyor” dedi.

İlk iki kurultayın öğrenme süreci olduğunu anlatan TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. A. Arif Ergin, geçen süre içerisinde ülkemizde bilim teknoloji ve yenilik politikalarında bir kararlılık oluştuğunu kaydetti. Ergin, “Bilim teknoloji konusunda konuşulan şeylerin bir eko sistem içerisinde dağılması lazım. Şu salonda gerçekleştirdiğimiz ruhu yakalamamız lazım. Türkiye’de belirli bir hedefle, belirli bir güç birliği ile çalışmalarımızı yapıyor. Ama Türkler sadece Türkiye’de değil, Türklerin etki alanı sadece Türkiye değil. Bizim bir Türk coğrafyamız var, bizim bir İslam coğrafyamız var, hedefimiz olan bir dünya coğrafyası var. Bunun hepsi ile işbirliği içerisinde olmak, açılımları nereden, nasıl yapacağımızı öğrenmek bizim yapmamız gereken şey. Bu açıdan uluslararası işbirliği çok önemli bir husustur” diye konuştu.

“BTY Alanında Cazibe Merkezi Bir Türkiye”

Yurt Dışındaki Türk Bilim İnsanları 3. Kurultayı’nın açılış konuşmasını yapan TÜBİTAK Başkan Yardımcısı Orkun Hasekioğlu, “Temel amacımız küresel anlamda bilimsel işbirliği kuvvetlenmiş, bilim, teknoloji ve yenilik alanlarında cazibe merkezi olmuş bir Türkiye’dir” dedi.

Hasekioğlu, “Yurt Dışındaki Türk Bilim İnsanları 3. Kurultayı”nın açılışında bilim diasporasının Türkiye’nin yurt dışında açılan yüzü olduğunu söyledi. Dünyada üretilen bilgi ve teknolojiye erişimin sağlanmasında ve Türkiye’ye transferinde yurt dışında yaşayan bilim insanlarının birikim ve deneyimleriyle akademik ve profesyonel bağlantılarının, Türkiye’nin Bilim, Teknoloji ve Yenilik (BTY) ekosistemine dahil olmasında önemli olduğunu kaydeden Hasekioğlu, şöyle konuştu:

“Temel amacımız küresel anlamda bilimsel işbirliği kuvvetlenmiş, bilim, teknoloji ve yenilik alanlarında cazibe merkezi olmuş bir Türkiye’dir. Bu nedenle çalışmalarını kendi ülkelerinde sürdürmek isteyen bilim insanlarımız için TÜBİTAK yeni işbirliği programları başlatarak, kapsamlı çalışmalar gerçekleştirmektedir. Bu programları, düzenlediğimiz ‘Hedef Türkiye Çalıştayları‘ ile bilim diasporamızla düzenli olarak paylaşmaktayız. Kurultaylarımızda bilim diasporamız ile Türkiye’deki araştırmacılarımız arasında organik bir bağın kurulması hedeflenmektedir. Üçüncüsünü gerçekleştirdiğimiz Yurt Dışındaki Türk Bilim İnsanları Kurultayı, Bilim Diasporası ile ülkemizde çalışmalar gerçekleştiren araştırmacılarımız arasında köprü işlevi gören ve benzeri olmayan bir etkinliktir.”

“ABD’de 300 bin Türk var”

ABD’de 3 milyon Hint asıllı Amerikan vatandaşı olduğunu, bunların bulundukları yerden, ülkelerinden dönmüş olmaktan daha fazla ülkelerine katkıda bulunduklarını anlatan Hasekioğlu, “Ülkelerinde yatırım yapıyorlar, ABD’ye gelen Hintlilere iş sahası açıp, destek veriyorlar. Şu anda ABD’de Türk nüfusu Hintlilerin 10’da 1’i civarında. 300 bin Türk var fakat bu yine de küçümsenecek bir rakam değil” dedi.

Bilim diasporasıyla Türkiye arasındaki bağın güncel ve dinamik tutulması amacıyla TÜBİTAK’ın, Yurt Dışı Araştırmacı Bilgi Sistemini (ARBİS-Y) uygulamaya koyduğunu belirten Hasekioğlu, ARBİS-Y‘nin, bilim insanlarına yönelik sürdürülebilir bir envanter oluşturulmayı, Türkiye destek ve programlardan bilim diasporasını periyodik olarak haberdar etmeyi, işbirlikleri oluşturmayı, ulusal projelerin değerlendirilme süreçlerinde panelist olarak görev alabilmelerini hedeflediklerini anlattı.

Hasekioğlu, “Türkiye’nin cazibe merkezi haline gelebilmesi için önerilerin alınması, yurt içi ve yurt dışındaki Türk bilim insanları arasında kalıcı ve çok yönlü işbirlikleri için atılacak somut adımların belirlenmesidir. Daha önceki kurultaylarımızdan farklı olarak bu yıl 80 milyar avroluk bütçesiyle dünyanın en büyük sivil araştırma ve yenilik programı olan ‘Avrupa Birliği (AB) Ufuk 2020 (Horizon 2020)’ye yönelik çıktılar elde etme amacı ile Ufuk 2020 Programı’na özel oturumlar eklenmiştir” şekilde konuştu.

Yurt Dışındaki Türk Bilim İnsanları Kurultayının 3.sü Yapıldı

Kaynak :TÜBİTAK

Kimya Öğretmenleri Atama Bekliyor !!!

Kimya Öğretmenleri Atama Bekliyor !!! Ülkemizde bilimin gelişmesi ve ilerlemesi için Kimya bilimine ve eğitimine önem verilmesidir. Sayın Prof.Dr. Aziz SANCAR bu konuda ülkemizde en önemli örnek oldu ve tüm gözlerin bu alana çevrilmesine sebep oldu.
Yıllardan beri öğretmen atamalarında seslerini duyurmaya çalışan Kimya Öğretmenleri her fırsatta durumu gözlerimizin önüne seriyor ve atamalar için büyük bir mücadele veriyorlar. Ülkemizin her bölgesinde örgütlenen Öğretmen adayları bizlere göndermiş oldukları bilgileri ve düşüncelerini sizlerle paylaşıyoruz.

“Liselerin zorunlu olması, 10.sınıflarda Kimya dersinin zorunlu olması ve diğer etkilerle Kimya Öğretmeni açığınıda artırmıştır.Binlerce Kimya öğretmeni yüksek puanlarla yıllardır boş beklemektedir.Milli Eğitim Bakanlığı’nın ücretli öğretmenlik sitemi ile ve farklı branş öğretmenlerini kullanarak bu işi götürmeye çalışması,ülkemizin ve milletimizin geleceğine zarar vermektedir.Çünkü eğitim kalitesini düşürmektedir.Dershane sistemini bitirerek,okullardaki eğitim kalitesini iyileştirmek isteyen devlet yetkilileri,liselerdeki boş Kimya Öğretmeni kadrolarına gerektiği kadar atama yapmamaktadır.ÖSYM en zor soruları Kimya Öğretmenlerine sormaktadır.Buna rağmen Kimya Öğretmenlerinin puanları yüksektir.Gerekli nitelikleri de fazlasıyla sağlamaktadırlar.

Binlerce Kimya Öğretmeni yıllardır emek verdiği halde, sınavlardan yüksek puan aldığı halde,boş olan kadrolara atama yapılmamaktadır.Liselerde Kimya dersleri boş geçmekte veya “ücretli öğretmenlik” sistemi ile öğretmenler güvencesiz ve zor şartlar çalıştırılmaktadır.Bu olumsuz şartlar eğitimcilerin psikolojisini olumsuz etkilemektedir.

Çoğu okullarda da Kimya derslerine farklı branş öğretmenleri girmektedir.
Kimya dersi farklı branşlardaki öğretmenlerle sürdürülemeyecek kadar hassas ve önemlidir.Kimya Öğretmeni alımları yıllardır çok az olmaktadır.Kimya Öğretmenlerine beş yılda verilen toplam kontenjandan daha fazlası,başka alanlara sadece bir yılda verilmektedir. Ayrıca alan değişikliği ile başka alanlardan Kimya Öğretmenliğine geçiş yapılması,atama bekleyen Kimya Öğretmenlerini mağdur etmektedir.Bu durum eğitimi olumsuz etkilediği bir gerçektir bunu lys-ygs sınavlarındaki kimya netlerinden de görmekteyiz.2014 Şubat ayında 376 Sınıf Öğretmeni Kimya Öğretmenliği’ne alan değişikliği ile geçirilmiştir(Alan değişikliğinden en fazla etkilenen ilk üç branştan biri de kimya).Başka alanlardan geçiş için verilen bu kadar bol kontenjan,atama bekleyen Kimya Öğretmenlerine hiçbir zaman verilmemiştir.

Kimya Öğretmenleri gerekli niteliklere fazlasıyla sahip olduğu halde atamaları yapılmayarak açık alan değişikliği yapılarak giderilmeye çalışılmaktadır.En önemli konulardan biride okullardaki kimya saatinin yetersiz oluşudur kimya dersi yetersi olduğundan müfredat yetişmemektedir buda lys-ygs sınavlarına yansımaktadır bu durum öğrencileri dershaneye itmekte okulların eğitim kalitesini düşürmektedir konular üstünkörü geçildiğinden öğrencilerde olumsuz bir duygu oluşturmakta ve ezbere itmektedir kimya dersi ezber dersi değildir kimya dersi dershanede değil en iyi okulda öğrenilir. Genç,dinamik,bilişim çağının ihtiyaçlarına cevap verebilen,eğitimde teknolojiyi kullanabilen Kimya Öğretmenlerinin,ihtiyaç olmasına rağmen boş bekletilmesi vicdanları sızlatmaktadır.

Liselerdeki boş Kimya Öğretmenliği kadrolarına yeterli atama yapılmaması,genç Kimya Öğretmenlerini mağdur ettiği gibi,ülkemizin ve milletimizin geleceğine de zarar vermektedir.Bizler kimya öğretmenleri olarak artık bu olumsuzluklara dur denilmesini istiyoruz.Yılların mağduriyeti giderilsin istiyoruz.Aşağıdaki makalenin bir bölümünden alıntı yapılmıştır bu önemli makalede de görülüyor ki kimya çok önemli bir bilim dalı olma özelliğini taşıyor.

kimya-ogretmenlerine-3000-atama-istiyoruz

Nobel Kimya Ödülü Türk Bilim İnsanının Oldu. Çalışmaları, Ödülleri ve İlk Sözler…

Nobel Kimya Ödülü Türk Bilim İnsanının Oldu. Çalışmaları, Ödülleri ve İlk Sözler… Prof. Dr. Aziz Sancar, Nobel Kimya Ödülü’nü kazan ilk Türk oldu. Sancar, ödülü İsveçli Tomas Lindahl ve ABD’li Paul Modrich ile paylaştı. Nobel Kimya Ödülü’nü 3 bilim insanı kazandı. Bu isimlerin arasında Prof. Dr. Aziz Sancar da yer aldı. Nobel Kimya Ödülü’nü kazanan diğer isimler İsveçli Tomas Lindahl ve ABD’li Paul L. Modrich oldu. Sancar, Orhan Pamuk’tan sonra Nobel alan ikinci Türk oldu.

Sancar ödülü hücrelerin hasar gören DNA’larını nasıl onardığını ve genetik bilgisini koruduğunu haritalandıran araştırmaları sayesinde kazandı. Sancar’ın söz konusu araştırmaları yeni kanser tedavilerinin geliştirilmesinde de kullanılıyor.

İsveç Kraliyet Bilim Akademisi, düzenlediği basın toplantısında, Lindahl, Modrich ve Sancar’ın “hücrelerin hasar gören DNA’yı nasıl onardığını ve genetik bilgiyi nasıl koruma altına aldığını” ortaya çıkardıkları için Nobel Kimya Ödülü’ne layık görüldüklerini bildirdi.

Açıklamada, “Üç bilim adamının çalışmaları, hücrelerin nasıl işlediğine yönelik son derece önemli bilgi sağlayarak yeni kanser tedavilerinin geliştirilmesine yol açtı” ifadesi kullanıldı.

dna

İnsan DNA‘sının her gün ultraviyole ışınlar, serbest radikaller ve diğer kanserojen maddeler nedeniyle zarar gördüğüne işaret edilen açıklamada, şunlar kaydedildi:

“Ancak bu tür dış saldırılar olmadan da DNA molekülleri, kalıtımsal olarak değişken bir yapıya sahiptir. Hücrenin genomunda her gün çok sayıda değişiklik meydana gelir. Daha da ötesi insan vücudundaki hücreler her gün milyonlarca kez bölünür ve bu esnada DNA kopyalanır. DNA’nın kopyalanması sırasında bazı bozukluklar ortaya çıkar. Genetik materyalin tam bir kimyasal kaosa düşmemesinin nedeni, hiç durmadan DNA’yı izleyen ve meydana gelen hasarları onaran moleküler sistemler barındırmasıdır. 2015 Nobel Kimya Ödülü, bu onarım sistemlerinin nasıl işlediğini moleküler düzeyde gözler önüne seren çalışmalarıyla alanlarında çığır açan üç bilim adamına verilmiştir.”

“ÇOK ŞAŞIRDIM, BEKLEMİYORDUM”

Sancar, haberi aldıktan sonra Nobelprize.org’a verdiği röportajda ise, “Yarım saat önce bir telefon aldım. Karım açtı telefonu ve beni uyandırdı. Hiç beklemiyorum, çok şaşırdım” dedi.

İşte o röportaj:

“-Haberi nasıl öğrendiniz?

Yarım saat önce bir telefon aldım. Karım açtı telefonu ve beni uyandırdı. Hiç beklemiyorum, çok şaşırdım.

– Haberi duyduğunuzda ilk yaptığınız ne oldu?

Mantıklı olabilmek için elimden geleni yaptım. Uyuyordum, ama o an güzel bir deneyimdi.

-Nobel Ödülü alan ilk Türk bilim insanı olduğunuzu söylerken doğru muyum?

Bilim insanı. Orhan Pamuk ilk olarak birkaç yıl önce Edebiyat ödülünü almıştı.

-Kesinlikle, evet, bilim insanı olarak. Sadece Chapel Hill’de değil Türkiye’de de büyük kutlamalar olacağını tahmin ediyorum.

Olacağına eminim. Yıllardır benim ne zaman Nobel alacağımı soruyorlardı ve ben bu soruyu duymaktan yorulmuştum. Dolayısıyla ülkem için de ayrıca gurur duyuyorum.”

ONURLAR VE ÖDÜLLER:

1969 MD, Summa Cum Laude (625 kişilik sınıfta 1.oldu )
1984 NSF Başkanlık Genç Araştırmacı Ödülü
1995 NIH Merit Ödülü
2004 American Academisi Sanat ve Bilim Ödülü
2005 ABD Ulusal Bilimler Akademisi
2006 Türk Bilimler Akademisi
2007 Türk Koç Vakfı Ödülü
2009 Dallas Texas Üniversitesi Seçkin Mezunlar Ödülü
2014 Seçkin Misafir Profesör – Academia Sinica

ORHAN PAMUK’U UNUTMADI

Nobel Medya Merkezi’nden Adam Smith’in sorularını yanıtlayan Sancar, ödülü kazanan ilk Türk bilim adamı olduğu hatırlatıldığında “Bilim adamı olarak evet. Ama Orhan Pamuk, 2006’da Nobel Edebiyat Ödülü’nü kazanmıştı” dedi.

Smith’in, Türkiye’de de büyük kutlamalar olacağını belirtmesi üzerine Sancar, “Evet sanırım olacak. ‘Nobel ödülünü ne zaman alacaksın’ diye yıllardır sorup duruyorlardı. Ülkem adına da gurur duyuyorum” ifadesini kullandı.

“BAŞARIMI OLAĞANÜSTÜ TIP EĞİTİMİNE BORÇLUYUM”

Hasar gören DNA’nın onarımıyla ilgili mekanizmaları ortaya çıkaran çalışmasıyla ödüle layık görülen Sancar, “Şimdi neler olacak?” sorusuna “Derslerim ay sonunda başlıyor ve aralık sonuna kadar da devam edecek. Dersleri aksatmamak için elimden geleni yapacağım ama sanırım bazı aksaklıklar olacak” diye konuştu.

Ailesine, ana vatanı Türkiye’ye ve çalışmalarını sürdürdüğü ABD’ye müteşekkir olduğunu kaydeden Sancar, “Bu ödül özellikle Türkiye için çok önemli” dedi.

Daha sonra özel Türk televizyon kanalının canlı yayınına telefonla bağlanan Prof. Dr. Aziz Sancar, “Hem kendim için hem de memleketim için çok sevindim. Çünkü olağanüstü tıp eğitimi veren meleketimdir. Buradaki olağanüstü başarımın sebebi odur. O yüzden minnettarım. Bütün Türk milletine sevgilerimi iletiyorum” dedi.

“35 YILDA ÇÖZDÜK”

Ödülü aldığı çalışmasıyla ilgili “DNA onarımı hem kanser oluşumunda hem de kanser tedavisinde önemli bir unsur. O mekanizma üzerinde yıllardır çalışıyoruz. Ve bu mekanizmayı 35 yılda çözdük. Ancak hastalara ulaşması biraz zaman alabilir” dedi.

Ailesinin orta gelirli bir çiftçi ailesi olduğunu ve başarısının anne babasının okumaya verdiği önemden kaynaklandığını anlattı:

“2 tane de üvey kardeşim var, onlar da kendi alanlarında çok başarılı oldular. Onları da anmadan geçmeyelim.”

“TIP DALINDA BEKLİYORDUM AMA KİMYA OLDU”

Nobele kadar giden yola nasıl çıktığını ise şöyle anlattı: “Sağlık ocağı doktorluğu yaptıktan sonra bilimle uğraşmaya başladım ve en iyisi de ABD’ydi o yüzden buraya geldim.
Çok çalıştım ve mükafatını alacağımı biliyordum ama Nobel aklıma gelmemişti.
Çalışmalarımın Nobel düzeyinde olduğunu biliyordum. ‘Tıp alanında olabilir’ diyordum. Ama o iki gün önce açıklandı. Ama kimya dalında almayı beklemiyordum.”

Nobel Kimya Ödülü Türk Bilim İnsanının Oldu. İşte İlk Sözler...1
MARDİN’DEN KUZEY CAROLINA’YA

Sancar, 1946’da Mardin’in Savur ilçesinde sekiz çocuklu bir ailede dünyaya geldi. 1969’da İstanbul Tıp Fakültesi’nden mezun olan Sancar, doktorasını 1977’de Dallas’taki Teksas Üniversitesi’nde tamamladı.

Çalışmalarını Chapel Hill’deki Kuzey Carolina Üniversitesi Tıp Fakültesi Biyokimya ve Biyofizik Bölümü’nde sürdüren Sancar, insan genomunda hasar görmüş DNA’yı onaran moleküler mekanizmaların haritasını çıkardı.

Ulusal Bilimler Akademisi üyeliğine 2005’te seçilen Sancar ile kendisi gibi Kuzey Carolina Üniversitesi‘nde Biyokimya ve Biyofizik Bölümü’nde öğretim üyesi olarak görev yapan eşi Gwen Boles Sancar, Türk araştırmacılara burs vermek amacıyla Carolina Türk Evi’ni kurdu.

Sancar, kendisine Nobel Kimya Ödülü getiren çalışması hakkında geçen yıl AA muhabirine bilgi vermişti. Sancar, “Kanser tedavisinde kullanılan ilaçların çoğu DNA’yı tahrip ediyor ve vücutta bulunan DNA onarım mekanizmaları, o kanser hücrelerinin yaşamasını sağlıyor. Biz bu mekanizmayı anlamak, aydınlatmak için bir çalışma başlattık. Bu mekanizmayı anlayınca onu ‘inhibe’ edip, kanser hücrelerinin normal hücrelerden daha önce öldürülmesini sağlamaya çalışacağız. DNA onarımı mekanizmasını aydınlatmak, kanser tedavisi noktasında çok önemli. Gayemiz bu mekanizmayı açıklamak” demişti.

Nobel Kimya Ödülü Türk Bilim İnsanının Oldu. İşte İlk Sözler...

 

 

Kaynak : Milliyet & www.med.unc.edu & Ntvnobelprize