Petkim, MIT’nin Endüstriyel Bağlantı Programı (ILP) Üyesi Oldu

Petkim, MIT’nin Endüstriyel Bağlantı Programı (ILP) Üyesi Oldu. Türkiye’nin ilk ve tek entegre petrokimya şirketi Petkim, teknoloji, Ar-Ge ve kimya alanlarında dünyanın en iyi teknik okullarından Massachusetts Institute of Technology’nin (MIT) Endüstriyel Bağlantı Programı’na (ILP- Industrial Liaison Program) üye oldu. Petkim Ağustos ayından itibaren iki yıl boyunca ortak ilgi alanların üzerinde birlikte çalışılmasını sağlayacak bu üyelik ile ILP programına dahil olan global 250 şirket arasında yerini aldı.

SOCAR Türkiye’nin iştiraki Petkim, Ar-Ge çalışmalarını ve sektörün gelişimine katkı bulunacak stratejik araştırmalarını global arenaya taşımak amacıyla teknoloji ve mühendislik alanında dünyanın önde gelen üniversitelerinden olan Massachusetts Institute of Technology (MIT)’nin Endüstriyel Bağlantı Programı’na (ILP) üye oldu. MIT’nin dünya genelindeki şirketler ile karşılıklı olarak bilgi ve teknoloji alanında bağlantılar kurmak ve güçlendirmek amacı ile oluşturulan bu programda Petkim, stratejik önemi olan spesifik araştırma alanlarına odaklanacak. Petkim’in ana stratejilerinden birini oluşturan dijital dönüşüm ve inovasyon alanlarındaki projeleri açısından da büyük önem taşıyan MIT-ILP üyeliğinin ilk etabı iki yıl olacak. Bu süre, yürütülecek projelerin ihtiyacına göre karşılıklı olarak uzatılabilecek.

Program kapsamında, Ağustos ayında MIT araştırmacıları ve Petkim Ar-Ge ve Üretim birimleri proje ile ilgili potansiyel konuları saptayacaklar. Eylül ayında ise Petkim’den uzmanlar ABD’ye giderek MIT ile bir toplantı yapacaklar. Karşılıklı eğitim ve potansiyel ilgili alanları odaklı çalışmalar yıl boyunca devam edecek. Petkim, 2.500 kişilik doğrudan istihdamı ve 2017 yılında gerçekleştirdiği 7 milyar lirayı aşan net satışlarıyla, sektördeki öncü konumunu ve deneyimini MIT’nin global Ar-Ge ve mühendislik projelerindeki geniş uygulama ve insan kaynağı altyapısı desteği sayesinde daha da ileriye götürmeyi hedefliyor.

Petkim MIT’nin ILP ekosistemine katılan 250 şirket arasına girdi

MIT, endüstri sektörünün öncü kurumları ile gerçek dünyadaki problemlerin paylaşılması ve çözülebilmesi için bağlantılar kurarak, endüstri ve toplumlar için fayda sağlayacak önemli çalışmalara imza atıyor. MIT’nin bu misyonu çervesinde oluşturulan Endüstriyel Bağlantı Programı (ILP- Industrial Liaison Program) ise sektöründe öncü şirketler ile karşılıklı üretken bir etkileşim yaratmak amacıyla sürekli olarak geliştirilen özel bir program. Petkim, ILP üyeliğiyle MIT’deki araştırma ajandalarını genişleten, sektöründe öncü global 250 şirket arasında yerini aldı.

Türk Plastik Sektörü Tüm Engellemelere Rağmen Yoluna Hızla Devam Ediyor

Türk Plastik Sektörü Tüm Engellemelere Rağmen Yoluna Hızla Devam Ediyor. İğneden ipliğe kadar hayatı kolaylaştıran ürünler üreten ve ihraç eden Türk plastik sektörü yılın ilk yarısında da büyüme trendini devam ettirdi. Sektör ilk yarıda yüzde 8 büyürken miktarda 4,6 milyon ton, değerde 17,8 milyar dolarlık üretime imza attı. PAGEV tarafından hazırlanan rapora göre, plastik sektörü Ocak-Haziran döneminde miktar bazında 784 milyon ton, değer bazında ise 2,1 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirdi. Başarılı üretim ve büyüme performansı ile dünya liginde liderliğe oynayan sektörün önünü kesmeye çalışan Avrupa Birliği ülkeleri, askı ve kota sisteminde zorluklar çıkarıyor. Türk plastik sektörü, ulaştığı üretim rakamları ile dünyada 6’ıncı sırada, Avrupa’da ise Almanya’nın ardından ikinci sırada bulunuyor.

Türk Plastik Sanayicileri Araştırma, Geliştirme ve Eğitim Vakfı (PAGEV), 2016 yılının Ocak-Haziran döneminde sektörün ulaştığı noktayı ortaya koyan kapsamlı bir değerlendirme raporu hazırladı. Bu rapora göre; çoğu küçük ve orta ölçekli firmalar olmak üzere 11 bin firmanın faaliyet gösterdiği ve yaklaşık 250 bin kişiye istihdam sağlayan plastik sektörü, ilk yarıyı değer bazında yüzde 8 büyüme ile kapattı.

İlk yarıda büyümenin dinamosu iç pazar oldu…

Plastik sektörünün 2016 yılının ilk yarısında mamul üretimi bir önceki yılın aynı dönemindeki seviyesini korudu ve miktar bazında 4,6 milyon ton olarak gerçekleşti. Değer bazında ise yüzde 8 artış ile 17,8 milyar dolarlık üretime imza atıldı. 2016 yılsonunda plastik üretiminin 9,2 milyon ton ve 25,6 milyar dolara ulaşması bekleniyor.

Plastik ambalaj üretimi, inşaatı geçti…

2016 yılının ilk 6 aylık döneminde 4,6 milyon tonluk toplam plastik mamul üretimi içinde yaklaşık 1,85 milyon ton ile plastik ambalaj malzemeler ilk sırada yer aldı. Plastik ambalaj malzemeleri üretimini ise 945 bin tonla plastik inşaat malzemeleri izledi.

Plastik sektörü söz konusu üretimle kapasitesini yüzde 71 oranında kullandı. Sektörün ilk altı ayda iç pazardaki tüketimi 4,1 milyon ton ve 17,2 milyar dolara yükseldi. İç tüketimdeki artışın en önemli nedeni hane halkı harcamalarındaki iyileşme olurken; büyümede en büyük pay plastik ambalaj malzemelerinden geldi. Kamudaki başta altyapı ve inşaat projeleri olmak üzere plastik boru, kapı, pencere gibi harcamalardaki yükseliş de Türk plastik sektörünün iç piyasada büyümesine ciddi katkılar sağladı.

Üretim artışı ile birlikte plastik sektörü temsilcileri yılın ilk yarısında 443 milyon dolarlık makine teçhizat yatırımı gerçekleştirdi. Yatırımların aynı trendle devam etmesi halinde 2016 sonunda 886 milyon dolara yükseleceği ve geçen yıla kıyasla yüzde 6 artacağı tahmin ediliyor.

Plastik sektörü ihracatının gözdesi yüzde 11 artışla plastik mutfak ürünleri…

Türk plastik sektörünün mamul ihracatı 2016 yılının ilk altı ayında geçen yılın aynı seviyelerini korudu ve miktar bazında 784 bin ton, değer bazında ise 2,1 milyar dolar oldu. Ocak-Haziran döneminde plastik sektörünün en çok plastik mamul ihracatı yaptığı ülkeler; Irak, Almanya, İngiltere, Fransa ve İsrail olarak sıralandı. Geçen yılın aynı döneminde plastik mamul ihracatında ilk 10’da yer alan Rusya’nın, 2016 ilk yarıda 25’inci sıraya gerilediği görüldü. Türkiye ile Rusya arasındaki buzların erimesi ve ticaretin yeniden ivme kazanmasıyla birlikte plastik mamul ihracatının da eski seviyelere dönmesi bekleniyor.

Söz konusu dönemde plastik ev ve mutfak eşyaları ihracatı yüzde 11’lik oran ile en çok artış yakalayan ürünler oldu. Plastik sektörü ihracatının en önemli kalemlerinden biri olan plastik inşaat malzemeleri ise başta Ortadoğu olmak üzere ihracat pazarlarında yaşanan istikrarsızlık nedeniyle ilk altı ayda yüzde 8 düşüş yaşadı.

Yerli hammadde üretimi talebin sadece yüzde 13’ünü karşılayabiliyor…

İç talebin yalnızca yüzde 13’ünü karşılayan yerli plastik hammadde üretimi Ocak-Haziran döneminde 507 bin ton oldu. Yılın ilk yarısında 3 milyon 414 bin ton ve 4 milyar 530 milyon dolarlık plastik hammadde ithalatı yapıldı. Miktar bazında hammadde ithalatının yüzde 57’sini Polietilen ve Polipropilen üstlendi.

Plastik Sektörü Dış Ticaret FazlasıVermeye Devam Ediyor …

Türk plastik sektörünün ilk yarı sonuçlarını değerlendiren PAGEV Yönetim Kurulu Başkanı Yavuz Eroğlu, “Plastik sektörümüz ilk altı ayda güzel bir büyüme sergiledi. Büyümemizi değer bazında 8 seviyesine kadar çıkardık. Özellikle iç piyasadaki hane ve kamu harcamaları bu büyümenin itici gücü oldu. Sektörümüzün bu performansı yılın ikinci yarısında da devam ettireceğine ve 2016’yı 9,2 milyon ton üretim ile kapatacağımıza inanıyoruz. İhracatımız ise yılın ilk yarısında miktar bazında geçen seneki seviyelerinde görünüyor ancak Rusya ile ilişkilerin düzelmesiyle ihracatında ivme kazanmasını bekliyoruz. Plastik sektörü temsilcileri olarak ülkemize sağladığımız katkıyı her geçen gün artırmaktan, daha fazla katma değer ve istihdam yaratmaktan dolayı gururluyuz. Sektörümüz plastik mamul ihracatı ile dış ticaret fazlası veriyor. Ancak petrokimya sektöründe ithalatımız, ihracatımızın çok çok üzerindedir. Bazen Plastiğin hammaddesini üreten Petrokimya sektörü ile Plastik Sektörü karıştırılmaktadır. Dış ticaret açığı veren petrokimya sektörüdür. Plastik mamul üretiminde Türkiye yüksek oranda dış ticaret fazlası vermektedir. Girişimci ruha sahip plastik sektör temsilcileri olarak ülkemize daha fazla istihdam, katma değer ve yatırım getiriyoruz” dedi.

İğneden ipliğe hayati kolaylaştıran ürünler üreterek dünyada altıncı, AB’de ikinci olan Türk plastik sektörünün liderliğe oynadığına ancak başta Almanya olmak üzere Avrupa Birliği’nin bunu engellemeye çalıştığını vurgulayan Yavuz Eroğlu, şunları söyledi: “AB, sanayicilerinin rekabetçiliğini korumak üzere “Askıya Alma ve Tarife Kontenjanı” sistemi uyguluyor. Buna göre Türkiye ve AB’de üretimi bulunmayan hammadde ve ara mamul niteliğindeki ürünler için askıya, AB ve Türkiye’de üretimi bulunan ancak yetersiz olan hammadde ve ara mamul niteliğindeki ürünler için ise tarife kontenjanına (kota) tabi tutuluyor. Biz hammaddemizin yüzde 13’ünü PETKİM’den, yüzde 30’unu ise AB’den karşılıyoruz. Bu iki kaynaktan karşılayamadığımız hammaddeleri üçüncü ülkelerden vergisiz ithal etmek istiyoruz. Ekonomi Bakanlığı yerli sektöre bu desteği vermeyi kabul ediyor ancak AB’li üreticilerden izin alınması gerekiyor. Ekonomi Bakanlığımızla birlikte vergiyi sıfıra indiren Askıya Alma ve Tarife Kontenjanı için AB’ye başvuruda bulunduk. Ancak Türkiye’ye hiçbir ihracatı olmayan iki üreticinin itirazı nedeniyle bu kota verilmiyor. Yani izin alakasız iki firma kanalıyla engelleniyor. Üstelik gerekçesi yok. Yanlış gümrük birliği uygulamaları nedeniyle sektörümüz büyük bir haksızlıkla karşı karşıya. Ekonomi Bakanlığımızın AB’den bağımsız otonom kota için Bakanlar kuruluna tavsiye kararı almasını istiyoruz. Daha önce gıdada yapılan uygulamanın plastik sanayi için de yapılması gerekiyor. Çoğunluğu KOBİ’lerden oluşan sanayicilerimiz sıkıntıda. Başta TOBB Plastik, Kauçuk, Kompozit Sanayi Meclisimiz olmak üzere tüm sivil toplum örgütlerimizle bir an önce karar alınması ve sektörümüzün rekabetçiliğinin arttırması için çalışmalarımıza devam ediyoruz.

Türk Plastik Sektörü Katma Değerli Ürünlere Odaklanmalı

Kaynak : PAGEV

Petkim, Mühendislik Plastikleri ve İleri Teknoloji Kimyasalları İçin Yeni Bir Şirket Kurdu

Petkim, Mühendislik Plastikleri ve İleri Teknoloji Kimyasalları İçin Yeni Bir Şirket Kurdu. 60’a yakın petrokimyasal hammadde üreten Petkim, mühendislik plastikleri ve ileri teknoloji kimyasalları için yeni bir şirket kurdu.
Petkim Genel Müdürü Sadettin Korkut, 24 bin ton kapasiteye sahip olacak Petkim Specialities’in Türkiye’de ağırlıklı olarak ithalat yoluyla karşılanan ve ambalaj, plastik, otomotiv, savunma, medikal, bilgi teknolojileri gibi sektörlere hitap eden katma değeri yüksek ürünlerde uzmanlaşacağını söyledi.

Türkiye’nin petrokimyasal hammadde üreticisi Petkim Petrokimya Holding A.Ş. ileri mühendislik plastikleri ve ileri teknoloji kimyasalları üretimine yönelik Petkim Specialities şirketini kurdu. Petkim’in %100 iştiraki olan Petkim Specialities Mühendislik Plastikleri Sanayi ve Ticaret A.Ş., 24 bin ton kapasiteyle Türkiye’de ağırlıklı olarak ithalat yoluyla karşılanan ve ambalaj, plastik, otomotiv, savunma, medikal, bilgi teknolojileri gibi sektörlere yönelik üretilecek katma değeri yüksek (masterbatch, compound) ürünler konusunda uzmanlaşacak.

Petkim Genel Müdürü Sadettin Korkut, yeni şirket için mevcut yatırımlara ek 5 milyon dolar yatırım yapılacağını kaydetti. Petkim bünyesinde 14 bin ton üretim kapasitesiyle yer alan Plastik İşleme Fabrikası varlıklarının da Petkim Specialities’de kullanılacağını ifade eden Korkut, bu kapasiteye ek olarak, 10 bin ton kapasiteli yeni makine ekipman temin edilerek Petkim Specialities‘in kapasitesinin 24 bin tona ulaşacağını dile getirdi.

50 yıllık bilgi birikimi ve tecrübeli insan kaynağına sahip Petkim’in son dönemde kapasite artışının yanı sıra katma değerli ürünlere odaklandığını belirten Sadettin Korkut, bunu farklı alanlarda büyüme stratejisiyle bir araya getirdiklerini söyledi. 2016 yılı başında işletmeciye teslim edilip hizmet vermeye başlayacak olan ve toplam yatırımı 400 milyon dolara ulaşan Petlim (Petkim Konteyner Limanı)’in de Petkim’e değer katan işlerden biri olduğunu hatırlatan Korkut, “Petkim Specialities’i de bu şekilde bağımsız bir yapı olarak kurguluyoruz. Buradan sağlayacağımız değer Petkim’in toplam gelir ve EBITDA artışını çeşitlendirecek. Hedefimiz müşteriden gelecek taleplere en hızlı şekilde cevap verebilecek çözümler üretebilecek bir yapı oluşması. Şirket hammadde olarak kendi ürünlerimizi de kullanıp değeri yüksek özel ürünlere dönüştürecek. Arge ve ileri teknoloji isteyen ürünler ortaya çıkacak.” dedi.

Petrokimyada geleneksel ürünlerden özel ürünlere geçişin öne çıktığını kaydeden Korkut, özel malzemelerin ambalaj, plastik, otomotiv, savunma, medikal, bilgi teknolojileri gibi sektörlerde kullanıldığını dile getirdi. Türkiye’de 17 milyar dolara ulaşan plastik sektörü içinde mühendislik plastiklerinin yüzde 4-5 paya sahip olduğunu anlatan Korkut, “Dünyada bu alanda büyük oyuncular var. Türkiye pazarında ağırlığı ithal ürünler alıyor. Güçlü bir yapıya sahip Petkim’in yerli üretici olarak bu pazarda yer alması bu yönüyle önem taşıyor. Toplam 15 fabrikamızdaki üretimimizde olduğu gibi burada da sanayicilerimiz için tedarik güvenliği, sürekliliği, yenilikçilik, ürün ve hizmet kalitesi önceliğimiz olacak.” ifadelerini kullandı.

Petkim, Mühendislik Plastikleri ve İleri Teknoloji Kimyasalları İçin Yeni Bir Şirket Kurdu

Kaynak : PETKİM

İSO Başkanı “Plastik Hammaddesi Üretimi İçin Stratejik Bir Yatırım Hamlesi Yapılmalı”

İSO Başkanı “Plastik Hammaddesi Üretimi İçin Stratejik Bir Yatırım Hamlesi Yapılmalı” Türkiye’nin en köklü sektörel derneklerinden biri olan Plastik Sanayiciler Derneği (PAGDER) yönetimi İstanbul Sanayi Odası’nı ziyaret ederek, yaşadıkları sorunlar ve çözüm noktasında nelerin yapılabileceğini ilişkin İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan ile görüştü. İSO Yönetim Kurulu Üyesi Nahit Kemalbay’ın da bulunduğu görüşmede, plastik sektörünün güncel sorunları konuşuldu.

PAGDER Başkanı Reha Gür ve yönetim kurulu üyelerini tek tek dinleyen İSO Başkanı Erdal Bahçıvan, plastiğin ekonominin en temel sanayi kollarından biri olduğunu, bu nedenle sektörün çok büyük stratejik yatırımlara ihtiyaç duyduğunu söyledi. Plastik hammaddesi açısından Türkiye’nin büyük ölçüde dışa bağımlı olduğunu bildiklerini, bu bağımlılığın giderilmesi için Türkiye’nin 5 tane daha PETKİM benzeri yatırımı kaldırabileceğini söyleyen Bahçıvan, bunu dış ticaret açığına da büyük katkı sağlayacağını düşündüğünü dile getirdi. Bahçıvan şöyle dedi:
“Türkiye’nin bu alandaki stratejik gücünü ortaya koyacak bir hamleyi yapma zamanı gelmiştir. Türkiye’nin bu en temel, en önemli sektörü ithalata bu kadar bağımlı olmayı hak etmiyor. Üretimde bu kadar az sayıda ve yetersiz üretici olması düşündürücü. Türkiye böylesine stratejik bir sektörde, mamul üretim bir yana, bugüne kadar hammadde açısından dünyanın önde gelen ülkelerinden biri olmalıydı. Bu sektörde en az 4-5 büyük üretici çıkarabilmeliydi.”
Sektörün sorunlarını aktarırken plastik sektörü olarak hizmet vermedikleri bir sanayi dalının hemen hemen olmadığını dile getiren PAGDER Başkanı Reha Gür, “Bu nedenle bizim sorunlarımız aslında bütünsel olarak tüm sanayicilerin ve dolayısıyla İstanbul Sanayi Odası’nın da temel sorunlarını teşkil etmektedir” dedi. Gür şunları söyledi:

“En önemli sorunumuz hammadde temini sorunu. Hammadde ihtiyacımızın sadece yüzde 7’sini yerli üretimden karşılayabilmekteyiz. Yüzde 93’lük bir dışa bağımlılığımız var. Sektöre yük bindirmeyecek desteklerin sağlanması bu nedenle önemli. Bu çerçevede dolaylı teşviklerin artırılması ve yerli hammadde üreticilerinin yatırımı için ortamın iyileştirilmesi noktasında İSO’nun bize destek olmasını istiyoruz. Yine hakkımızdaki rakip sektörlerin çevre ile ilgili, sağlık koşulları ile ilgili haksız ve kuşku uyandıran söylemler, haksız bir rekabet ortamına yol açmaktadır. Bunun önlenmesi gerektiğini düşünüyoruz. Her sanayi kolunda olduğu gibi nitelikli eleman eksikliği bizim de önemli sorunlarımızdan biri. Bu konuda güçlü ara eleman yetiştirilmesinin şart olduğunu düşünüyoruz. Plastik sektörü olarak devletin teşvik, AR-GE merkezi gibi destek unsurlarından yararlanamıyoruz. Enerji fiyatları ve üniversite sanayi işbirliğindeki yetersizliği ile lojistik alanındaki kısıtlamaların da sektörümüz için çok ciddi sorunlar olarak sıralanabileceğini düşünüyoruz.”

İSO olarak sektörel derneklerle yakın bir ilişki içinde olduklarını, onların sorunları ve çözümü birlikte arama konusunda bir yaklaşım içinde olduklarını söyleyen İSO Başkanı, özellikle sektörün dile getirdiği makineyi de kapsayan ithal girdi noktasında ortak bir çalışma yapılabileceğini dile getirdi. İSO olarak daha önce tekstil sektöründe olduğu gibi plastik sektöründe de yerli makine üreticileri ile plastik üreticilerini bir araya getirebileceklerini söyleyen Bahçıvan, PAGDER yönetiminin konuya sıcak bakması üzerine, bu toplantıyı en kısa zamanda realize edeceklerini dile getirdi.

Nitelikli eleman konusunda bu ay içinde Milli Eğitim Bakanlığı ve Çalışma Bakanlığı ile İSO’nun yaptığı işbirliği protokolünden söz eden İSO Başkanı, bu çerçevede plastik üreticileri ile hangi meslek okullarının bir araya getirilebileceğini araştıracaklarını bu konuda da PAGDER’i yönlendireceklerini belirtti.
İSO Genel Sekreteri Melek Us ve Genel Sekreter Yardımcısı Hikmet Baltacı’nın da katıldığı PAGDER ziyaretinde Başkan Reha Gür ile birlikte şu isimler bulundu: Oğuzhan Gürlek, Erkan Evrenkaya, Utku Şahin, Selçuk Mutlu, Selahattin Yılmaz ve Tarık Özdemir.

İSO Başkanı Plastik Hammaddesi Üretimi İçin Stratejik Bir Yatırım Hamlesi Yapılmalı

 

Kaynak : İSO

Plastik Sektörünün Geleceği Çalıştayı Gerçekleştirildi

Plastik Sektörünün Geleceği Çalıştayı Gerçekleştirildi. Plastik Sektörünün Gelecek Tasarımı İçin Stratejik Açılımlar Çalıştayı’nda konuşan Gaziantep Sanayi Odası (GSO) Meclis Başkanı Mustafa Topçuoğlu, “Gaziantepli sanayiciler olarak, AR-GE ve inovasyonu plastik ve kimya sektöründe de kullanarak, 2023 hedeflerine ulaşacağımıza yürekten inanıyorum” dedi.

Plastik Sanayicileri Federasyonu (PLASDER), Güneydoğu Plastik ve Kimya Sanayicileri Derneği (GAPLASDER) ve Gaziantep Sanayi Odası (GSO) işbirliğiyle, Divan Gaziantep Otel’de ’Plastik Sektörünün Gelecek Tasarımı İçin Stratejik Açılımlar Çalıştayı’ gerçekleştirildi. Çalıştaya Vali Yardımcısı Adil Nas, GSO Meclis Başkanı Mustafa Topçuoğlu, GSO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcıları Adnan Ünverdi ve Cevdet Akınal, PLASFED Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Aksoy, GAPLASDER Yönetim Kurulu Başkanı Murat Kökoğlu ve GSO Genel Sekreteri Kürşat Göncü ile çok sayıda davetli katıldı.
GSO Meclis Başkanı Topçuoğlu, sanayi ve ticaret kenti Gaziantep’te, plastik ve kimya sektörünü yakından ilgilendiren bir çalıştay düzenlenmesini son derece anlamlı bulduğunu söyledi.

“KİMYA SEKTÖRÜ İTHALATA BAĞIMLI”
Topçuoğlu, kullanım alanı çok geniş olan plastik ve kimya sektörünün gün geçtikçe daha da önem kazandığını belirterek, “Ülkemizde kimya sektörü ithalata bağımlı bir sektör durumunda. Kullanılan hammaddenin yüzde 70’ini ithal ediyoruz. Bunun ancak yüzde 30’unu yerli üretimle karşılıyoruz. Plastik üretimin ana girdisi yüzde 90 oranında petrokimya sektöründen sağlanmakta. Petrokimya sektörü ise büyük ölçekli, sermaye ve teknoloji yoğun bir sektördür” diye konuştu.

“Ülkemizin kimya sektörü ihracatı 2010 yılında yüzde 22 oranında artarak 13,4 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir” diyen Topçuoğlu, şöyle devam etti:
“Kimyasal ürünler ihracatımız 2011 yılında olumlu performansla yüzde 29 düzeyinde artış göstermiş ve yılı otomotivin ardından 2. büyük ihracatçı sektör olarak kapatmıştır. Gaziantep’ten kimyevi maddeler ve mamulleri ihracatı da 2009-2014 döneminde düzenli bir şekilde artış gösterdi. Türkiye’den yapılan plastik, kimyevi maddeler ve mamulleri ihracatında, Gaziantep’in önemli bir payı var. Gaziantepli sanayiciler olarak, AR-GE ve inovasyonu plastik ve kimya sektöründe de kullanarak 2023 hedeflerine ulaşacağımıza yürekten inanıyorum. Avrupa’nın ikinci büyük plastik üreticisi olan ülkemizde her geçen gün önemi artan plastik ve kimya sektöründe, AR-GE ve inovasyonu kullanarak katma değeri yüksek ürünler üretmeliyiz. Teknolojinin hızla geliştiği günümüzde bunu sağladığımız takdirde kentimizin ve ülkemizin büyümesi daha da hızlı olacaktır.”

“Petkim ROLÜNÜ GÖZDEN GEÇİRMELİ”
PETKİM’in kurulduğu günden beri Türkiye’de plastik ve kimya sektörünün gelişiminde çok önemli roller üstlendiğine dikkat çeken Topçuoğlu, sözlerini şöyle tamamladı:
“Ancak PETKİM’de özelleştirme sonrası piyasa yapıcı özelliğinde değişiklik gözlenmektedir. PETKİM’i piyasa yapıcı, plastik ve kimya sektörünü geliştirici rolünü bir kez daha gözden geçirmeye davet ediyorum. Türkiye’nin Akdeniz’de ve en az 2 petrokimya tesisine ihtiyacı var. Devlet desteği ve özel sektör işbirliği ile bu süreç bir an önce başlamalıdır.”

Plastik Sektörünün Geleceği Çalıştayı Gerçekleştirildi

 

Kaynak : Milliyet

Petkim’den Büyük Teknolojik Yatırım “AR-GE Merkezi Hizmete Girdi”

Petkim’den Büyük Teknolojik Yatırım “AR-GE Merkezi Hizmete Girdi” Türkiye’nin tek petrokimya alanında tek yerli hammadde üreticisi olan Petkim tarafından inşaatına 2014’ün ikinci yarısında başlanan ve 6 aydan kısa sürede tamamlanan Petkim Ar-Ge Merkezi açıldı.

Petkim’den teknolojiye yatırım. 2003’te İzmir Aliağa’ya taşınan Ar-Ge birimi, 50 yıla ulaşan bilgi birikimi ve tecrübeli insan kaynağını tek çatı altında topladı. İnşaatına 2014’ün ikinci yarısında başlanan ve 6 aydan kısa sürede tamamlanan Petkim Ar-Ge Merkezi, Türk sanayiine katma değerli ürün sağlamaya devam edecek.

Petkim Genel Müdürü Sadettin Korkut, Petkim’in şirketin özelleştirilmesi sonrasında SOCAR Türkiye tarafından planlanan yeni yatırımlar ve teknolojik gelişmeler paralelinde ortaya çıkan beklentilerin, Ar-Ge faaliyetlerine duyulan ihtiyacı artırdığını söyledi.

Türkiye’nin tek petrokimya alanında tek yerli hammadde üreticisi olan Petkim’in yeni Ar-Ge Merkezi hizmete girdi. 1970’te Yarımca’daki kompleksinde araştırma merkezi oluşturarak önemli bir sürecin öncülüğünü üstlenen Petkim, İzmir Aliağa’ya geçtikten sonra sonra farklı binalarda faaliyetlerine devam eden Ar-Ge birimini, 350 metrekaresi pilot tesisler, 850 metrekaresi laboratuvar ve ofislerden oluşan toplam bin 200 metrekarelik kullanım alanlı yeni merkezine taşıdı. Ar-Ge Merkezi, Bilim Sanayii ve Teknoloji Bakanlığı’nın onayıyla bu hafta resmen hizmet vermeye başladı.

Petkim Genel Müdürü Sadettin Korkut, şirketin özelleştirilmesinden sonra SOCAR Türkiye tarafından planlanan yeni yatırımlar ve teknolojik gelişmeler paralelinde ortaya çıkan beklentilerin, Ar-Ge faaliyetlerine duyulan ihtiyacı artırdığını söyledi. “Ar-Ge Merkezi yatırımını bu nedenle başlattık” diyen Korkut, şu bilgileri verdi:“Çok kısa bir sürede tamamlayıp, Ar-Ge Merkezi statüsünü Bakanlığımızın onayıyla aldığımız merkezimizin hizmete girmesiyle Petkim’in katma değerli ürünler üretme süreci yeni bir ivme kazandı. Merkezde, ağırlıklı olarak kimya ve kimya mühendisliği disiplinlerinden olmak üzere, 14’u yüksek lisans ve üzeri eğitim alan 40’ın üzerinde personelimiz görev yapıyor. Ar-Ge Merkezimiz’de ürün ve proses geliştirme, enerji tasarrufu, maliyet düşürme ve çevre faaliyetleri kapsamında yürütülen projelerde kullanılmak üzere güçlü bir cihaz ve ekipman altyapısı bulunuyor.

Hükümetimizin son yıllarda Ar-Ge yatırımlarına ve faaliyetlerine verdiği önemi memnuniyetle karşılıyoruz. 2023 yılı için belirlenen yüzde 3’lük hedefi, Türkiye’nin Ar-Ge yatırımlarına en fazla önem veren şirketlerinden biri olarak yürekten destekliyoruz. Petkim, Türk sanayiine katma değeri daha yüksek ürünler kazandırma sürecinin en önemli halkası olmaya devam edecek. ”İhracatta yüksek katma değer sağlamanın sanayii kuruluşlarının Ar-Ge çalışmaları ve inovatif faaliyetleriyle mümkün olacağına değinen Korkut, “Bugün Almanya’da 4.1 dolar olan ihracatın kilogram değeri, ülkemizde 1.5 dolar düzeyinde. Bu değeri ilk etapta 3 dolara çıkarmak gerekiyor. Ar-Ge yatırım ve teşvikleri burada biz sanayi şirketlerine önemli bir katkı sağlıyor “ dedi.

Petkim Büyük Teknolojik Yatırım AR-GE Merkezi Hizmete Girdi

 

Kaynak :denizhaber

Aliağa Kimya İhtisas ve Karma Organize Sanayi Bölgesi’nin yıldızı parlamaya başladı

Aliağa Kimya İhtisas ve Karma Organize Sanayi Bölgesi’nin yıldızı parlamaya başladı. İki ayda 64 firmaya tapu verildi, 30 tesis inşaata başlıyor. Yedi yıldızlı olarak lanse edilen Aliağa Organize Sanayi Bölgesi, eksiklerini tamamladı, yıldızını dokuza çıkardı, iki ayda 930 bin metrekarelik arsa sattı.

SON yıllarda sıkıntılı günler yaşayan Aliağa Kimya İhtisas ve Karma Organize Sanayi Bölgesi’nin (ALOSBİ) yıldızı parlamaya başladı. Mayıs ve haziran aylarında 64 firmanın tapu aldığı, dört firmanın ise sıra beklediği bölgede, yaklaşık 30 firmanın yakın zamanda yatırımlarına başlaması bekleniyor. Yatırımların ilk başta 3 bine yakın kişiye iş imkanı sağlaması hedefleniyor. 25 firmanın faaliyet gösterdiği ALOSBİ’de şu anda bin 500’ü aşkın kişi çalışıyor. Bölgenin tamamen dolması halinde çalışan sayısı 60 bin, ticaret hacmi ise 15 milyar dolar olacak.

ALOSBİ Yönetim Kurulu Başkanı Atıl Akkan, PETKİM ve TÜPRAŞ gibi tesisler nedeniyle hammaddeye yakınlık, lojistik avantajlar, yatırımcıya sundukları ideal koşullar nedeniyle bölgeye yerli ve yabancı firmaların ilgisinin arttığına dikkat çekti.

Son iki ayda 64 firmaya tapu verdiklerini aktaran Akkan, “Bu firmalara toplamda, 930 bin metrekare arsa verdik. ALOSBİ’nin büyüklüğü 9.5 milyon metrekare. Bunun 4 milyon 3 bini parsellerden oluşuyor. Burada hem yeni, hem de eski katılımcılar var. Ama genel olarak bizi tercih edenler büyük metrekarelerde yer alıyor. Bunların başında Dayan Kimya, Bağ Yağları, Akdeniz Kimya, Terbay, Güngör Plastik ve Eltaş Trafo geliyor. Bölgenin dışında başka kentlerden de yatırımcılar bizi tercih ediyor. Kayserili Çinkom A.Ş. de yatırım için ALOSBİ’yi seçti. Çinkom, demir çelik tesislerinin bacasından çıkan küllerden çinko üretecek. Bunların yanında önümüzdeki günlerde ses getirecek birkaç yabancı yatırımcıyla sözleşmemiz de olacak” dedi.

Cazibe merkezi oluyor

Bölgeye olan ilginin temelinde Aliağa’nın Türkiye’nin parlayan yıldızı haline gelmeye başlamasının yattığını ifade eden Akkan, sözlerine şöyle devam etti:

“Aliağa önüne geçilemez bir yükseliş içerisinde. Lojistik olarak çok iyi bir noktada. Artık Kocaeli dolmuş durumda. Limanları yetmiyor. Yolları yoğunluğu kaldırmıyor. Arazi yok. Aliağa ise lojistik olarak çok iyi bir noktada. Bölgede 9 liman var. Çandarlı Limanı’nın mendireği bitmek üzere. Yakında rıhtım ihalesi yapılır ve 2014’ün ilk çeyreğinde buraya gemiler yanaşmaya başlar.

Çevreyolu Çandarlı’ya kadar uzatılıyor. Aynı şekilde İZBAN, Devlet Demir Yolları da buraya geliyor. İzmir-İstanbul Otoyolu’ndan Aliağa’ya bağlantı yapılıyor. Öte yandan Aliağa ürettim üssü haline geldi. Elektrik, rüzgar santrallerinin yanına termikler geliyor. Türkiye’deki demir-çeliğin yüzde 58’i burada üretiliyor. PETKİM ve TÜPRAŞ gibi iki dev kurum burada. Bütün bunları bir araya getirdiğinizde, yatırımcının gündemine giriyorsunuz.”

Yıldız dokuza çıktı

Bu ilgiyle birlikte ALOSBİ’nin de eksiklerini tamamladığını ifade eden Akkan, yedi olan yıldızın dokuza çıktığını kaydetti. Bölgeyi kimya ve karma olmak üzere iki bölüme ayırdıklarını belirten Akkan, “Şu anda birçok OSB’ye kıyasla daha ekonomik fiyatlarımız var. Karmada 60, kimyada ise metrekaresi 70 Euro. Böyle bir bölge için bu fiyatlar bedava. Yüzde 50’ye yakın bir doluluk oranımız var. 2014’ün sonuna kadar burası tamamen dolar. 2016’ya kadarda burada çalışan sayısı 60 bini bulacaktır. 15 milyar dolarlık da bir ticaret hacmi hedefliyoruz. Ama ağırlıklı ihracat odaklı çalışacak bölge. Şu anda 25-30 firma ve bin 500’ün üzerinde çalışan var” dedi.

Genişlemeye karşıyım

ALOSBİ’nin 2014 sonunda tamamen dolmasının ardından genişleme düşüncelerinin bulunmadığını ifade eden Akkan, “Ben OSB’lerin genişleme taraftarı değilim. Yalım Erez’in bakanlığı döneminde, İzmir’de 17 tane OSB ilan ettirdik. Amacımız, çevre ilçelerden kent merkezine olan göçü önlemekti. Bunu bugün başardığımızı görüyorum. Artık insanlar, Tire’deki OSB’de çalışıyor ve orada yaşıyor. Ama sürekli OSB’leri büyütürsen, bir süre sonra işçi bulamaz hale geliyorsun.

Bugün, İzmir’den her sabah 10 bin kişi Manisa’ya otobüslerle çalışmaya gidiyor. Sonra da Manisa dördüncü, İzmir birinci bölge oluyor. Bu haksızlık. İşçi bulunmuyor orada, buradan gidiyor. Bu ek maliyet. Ama sen hala oraya teşvik veriyorsun. Biz Manisa yüzünden çok sıkıntı çektik. 2008-2012’de buradan oraya giden çok firma oldu. Bu yıl sadece 8 milyon lira buradan giden firmalara para verdik” dedi.

Yeni girişimciler lazım

İzmir’de yeni girişimci doğmadığına dikkat çeken Atıl Akkan, şöyle konuştu: “İzmir’de yeni girişimci yaratmak gerekiyor. Bugün kent ekonomisine baktığımızda, sağdan say 100, soldan say 100. Değişen bir şey yok. Yeni bir yüz yok. Her yıl İzmir’de en az 500 girişimci yetişmesi lazım. Sistem yanlış kurulmuş. Projesi, fikri olanlara sermaye yaratacak bir sistem kurmak gerekiyor. Bugün bazı çalışmalar var ama yeterli değil. Her yıl Türkiye’de 100 bin girişimci olmalı ki işsizlik sıfırlansın. Ayrıca 2023 hedefi için de bu şart.”

EBSO’yu küçülttüler

Mesaisinin önemli kısmını ALOSBİ’ye ayıran Atıl Akkan, geçmiş yıllarda EBSO Yönetim Kurulu Başkanı olarak önemli ve ses getiren işlere de imza attı. Bu dönem EBSO meclisine giremeyen Atıl Akkan, çarpıcı açıklamalarda bulundu:

“İsteseydim meclise girerdim, ama arzu etmedim. Orada 25 senemi doldurdum. Şimdi sadece Denetim Kurulu’ndayım. Artık yeni yüzler olmalı. Gençlerin önünün açılması gerekiyor. EBSO Başkanı Ender Yorgancılar’ın tarzını beğeniyorum. Benim yanımda yetişti ve çeşitli görevler üstlendi. Ama benden sonra başkan olanlar EBSO’yu küçülttü. Çok zararları oldu. Aydın’ı, Muğla’yı terk ettiler. Osmanlı gibi küçülttü. EBSO Vakfı’nı ben kurdum, dönemimde 17 OSB ilan ettirdim. Ekonomi politikalarına tepki için 700 iş adamını trenle Ankara’ya götürdüm. TOBB’un eski başkanlarından Fuat Miras’ı KOBİ’lere kötü davrandığı için karşısında durdum. Bunlar tarih sayfasında yer alan bazı olaylar.”

Yeşil bölge

ALOSBİ’nin eşi benzeri olmayan bir bölgeye döndüğünü ifade eden Akkan, 450 bin ağaç dikileceğini, bunun şu anda 100 binin toprakla buluştuğunu belirterek, “Tam anlamıyla yeşil bir bölge olacağız. Kyoto Protokolü’ne uygun olduğu için burada üretim yapan şirketler, ihracat yaparken yeşil noktayı kullanabilecek. Bu çok önemli. Milli Park gibi yerde üretim yapacaklar” dedi.
ORGANIZE-SANAY

 

Kaynak : Hürriyet