Avrupa’da Zehirli Yumurta Skandalı Büyüyor

Avrupa’da Zehirli Yumurta Skandalı Büyüyor. Hollanda ve Belçika’daki tavuk çiftliklerinde kullanılan Fipronil adlı haşere ilacının yumurtalara karışması nedeniyle ortaya çıkan skandal büyüyor. Avrupa’daki tavuk yumurtalarının fipronil içermesine yönelik araştırmalar hala sürüyor.

Avrupa Birliği’nin (AB) yürütme organı olan Avrupa Komisyonu, Belçika’nın zehirli yumurta skandalı konusunda sessiz kaldığına ilişkin iddialar üzerine inceleme başlattı. AB mevzuatına göre, üye ülkeler gıda güvenliği konusunda sorun çıkması halinde, derhal “Avrupa Uyarı Sistemi”ne bilgi vermek zorunda.
Ancak Belçika hükümeti bu konuda geç kalmakla ve ülkedeki 57 tavuk çiftliği hakkında zamanında soruşturma başlatmamakla suçlanıyor.

Belçika Federal Gıda Güvenliği Dairesi’nin (AFSCA) ise Haziran ayından bu yana skandaldan haberdar olduğu ortaya çıktı.

Yetkililerin, yumurtalardaki zehrin “halk sağlığını tehdit edecek düzeyde olmadığı” gerekçesiyle açıklama yapmadıkları belirtildi. AFSCA, ancak 20 Temmuz’da açıklama yaptı.
Belçika ve Hollanda’daki tavuk çiftliklerinin en büyük alıcısı konumundaki Almanya da, Brüksel yönetimine tepkili.
Almanya ve Hollanda, Belçika’daki skandala ilişkin kapsamlı soruşturma istiyor. Avrupa Komisyonu’nun gıda güvenliğinden sorumlu üyesi Vytenis Andriukaitis, Belçika ve Almanya Tarım Bakanlığı yetkilileri ile sık sık bir araya gelerek, skandalın ortadan kaldırılması için görüşmeler yapıyor. Belçika’nın 57 tavuk çiftliği ile ilgili başlattığı araştırmanın birkaç gün içinde sonuçlanması bekleniyor.

Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından “orta ölçekte zehir” olarak tanımlanan Fipronil adlı haşere ilacının Hollanda ve Belçika’daki tavuk çiftliklerinde bit, pire ve keneye karşı kullanıldığı ortaya çıkmıştı. Alman kimyasal devi BASF tarafından patenti alınan Fipronil, bitkileri korumak için pestisitlerde ve veterinerlik alanında pire, bit, keneler ve diğer zararlılara karşı çeşitli ürünlerde kullanılmaktadır. Bununla birlikte düzenlemeler, gıda üretim zincirindeki hayvanlar üzerinde veya yakınında fipronil kullanımını yasaklamıştır.

Hollanda Gıda Güvenliği Kurumu (NVWA), 20 Temmuz’da Fipronil adlı ilacın yumurtalara karıştığını açıklayarak, tüketicileri uyarmıştı. Hollanda yetkililerine göre, yoğun miktarda Fipronil içeren yumurta tüketimi böbrek, karaciğer ve tiroid bezlerine ciddi zarar veriyor.
Skandalın ortaya çıkması üzerine Hollanda’da 180 tavuk çiftliği kapatıldı. Bunlardan 138’inin ruhsatı tamamen iptal edildi. Marketlerde yumurta satışları geçici bir süre durduruldu. Hollanda’da Fipronil skandalı nedeniyle her gün yüz binlerce tavuk itlaf, milyonlarca yumurta da imha ediliyor.

Ağustos ayının ilk haftasında kontaminasyonun Hollanda, Almanya ve Belçika ile sınırlandığı düşünülüyordu. Ancak 7 Ağustos’ta Hollanda’ya bağlı kontamine yumurtaların Fransa ve İngiltere’ye teslim edildiği bildirildi . İngiltere Gıda Standartları Ajansı , İngiltere’ye giren az miktarda kontamine yumurta olduğunu ve kamu sağlığına ilişkin riskin düşük olduğunu belirten bir bildiri yayınladı ve araştırmaların “etkilenen ürünlerin artık raflarda olmadığını” belirtti.

2013 yılında Avrupa Gıda Güvenliği Otoritesi (EFSA), fipronilin mısır ilaçlamada da kullanıldığını ve bal arılarında büyük bir risk oluşturduğunu açıklamıştı.

Fipronil bulaşan tavuk ve yumurtalar doğal yakıta dönüştürülerek enerji üretiminde kullanılıyor.

Brabant eyaletindeki Son kasabasında bulunan Rendac adlı firma, ölü hayvan ve atık gıdaların işlenmesi konusuyla uğraşan tek şirket. Hergün 3 milyon yumurta ve yüz binlerce ölü tavuk, büyük kazanlarda yüksek basınç altında 133 derecede 20 dakika boyunca sterilize ediliyor. Elde edilen ve tamamen proteinden oluşan bu madde kurutularak toz haline getiriliyor. Bu toz, enerji üretiminde kullanılan doğal yakıta ekleniyor.
Ürün, çimento fabrikalarında da fırın yakıtı olarak kullanılıyor. Rendac yöneticisi Sjors Beerendonk’a göre, yaşanılan üzücü bir durum ancak tavuk ve yumurtaların yenilenebilir enerjiye dönüştürülüyor olması da olumlu bir adım.
Şirket, Hollanda’daki mezbaha atıkları ile ölen hayvanları da benzer yöntemle doğal yakıta dönüştürüyor.

Kaynak : Chemistryworld & BBC

AB Ülkeleri Endokrin Bozucu Kimyasalları Belirlemek İçin Kriterlerini Belirledi

AB Ülkeleri Endokrin Bozucu Kimyasalları Belirlemek İçin Kriterlerini Belirledi. Avrupa Birliği üye ülkeleri 4 Temmuz’da, böcek ilacı içerisindeki etken maddelerin endokrin bozucu olup olmadığını belirlemek için bir kriter listesi sundular. Testlerin, pestisitlerin ötesinde, oyuncaklar, kozmetikler ve gıda ambalajı gibi ürünlerin içindeki hormonlara müdahale eden kimyasalların düzenlenmesi için bir aşamaya gelmesi bekleniyor.

AB Gıda ve Sağlık Güvenliğinden Sorumlu Komisyon Üyesi Vytenis Andriukaitis, “Aylarca tartıştıktan sonra, dünyadaki ilk düzenleyici sistemi tasarlayarak, bir endokrin bozucunun ne olduğunu tanımlamak için yasal olarak bağlayıcı kriterler getiriyoruz” dedi. “Metni uyguladıktan sonra, insanlar veya hayvanlar için bir endokrin bozucu olarak tanımlanan, zirai mücadelede kullanılan herhangi bir etken maddenin değerlendirilmesi ve pazardan çekilmesi sağlanacak.”

Tasarı, geçen yıl Avrupa Komisyonu tarafından ilk kez önerildiğinde, böcek ilaç endüstrisi ne de çevresel gruplar kriterleri desteklemedi. O zamandan bu yana çok az değişiklik oldu ve her iki taraf hala endişe yaratıyor.

Avrupa Bitki Koruma Derneği tarafından temsil edilen böcek öldürücü sanayi, kriterlerin onlarca pestisit ürününün AB pazarından çıkarılmasına yol açabileceğini belirtti. Bu yılın başlarında yayınlanan bir raporda, sanayi grubu, kriterlerin “ürün verimleri, ürün değeri ve AB’nin buğday gibi temel ürünlerde kendi kendine yeterliliğini” azaltacağını iddia etti.

Öte yandan çevre ve sağlık savunucuları gruplarının oluşturduğu bir koalisyon olan EDC-Free Europe, ölçütlerin “yüksek ispatla kanıtlanması” gerektirdiğini ve bu yüzden çoğu endokrin bozucu maddenin tespit edilemeyeceğini ve düzenlemeyi atlatabileceklerini söylüyor.

Endokrinoloji üzerine odaklanan üç bilimsel toplum da bu ölçütlere karşıdır, gerekçeleri, endokrin sistemlerini bozmak için özel olarak tasarlanmış kimyasallar için keyfi istisnalar olduğudur.

Konunun her iki tarafında yer alan gruplar, Avrupa Parlamentosu ve Konseyi’yi kriterlerini reddetmeye çağırıyor.

İki tarafta, kriterlerin resmen kabul edilmesi için kriterleri üç ay içinde onaylamalıdır.

Kaynak : ACS

AB, Kimyasalların İnsanlar Üzerindeki Etkilerini Araştıracak Uzman Yetiştirmek İçin Teşviklere Başladı

AB, Kimyasalların İnsanlar Üzerindeki Etkilerini Araştıracak Uzman Yetiştirmek İçin Teşviklere Başladı. Avrupa Birliği destekli çalışmada, kimyasalların insan endokrin sistemi üzerindeki etkisini değerlendirebilen araştırmacı sayısını artırmak hedefleniyor.

İncelenen kimyasallar, doğal mantar toksinleri ve pestisitler gibi insan yapımı kimyasalları içerecektir. 4 milyon avroluk çalışma kimyasalların kanser, şeker hastalığı, obezite veya kısırlığa neden olup olmadıklarını araştırıyor.

Belfast Queen’s Üniversitesi’nden Dr Lisa Connolly ve Global Gıda Güvenliği Enstitüsü‘nden öğretim görevlileri, “Tehlikeli olan doğal ve sentetik endokrin bozucu kimyasalların ve bunların karışımlarının etkilerini şu an değerlendiren dünya çapında araştırmacılar eksik. Vücuttaki önemli fonksiyonları kontrol eden hormon sistemi büyüme, gelişme ve doğurganlığımızı belirliyor. Bu kimyasalların bağırsaktaki iyi bakterilerin sağlığına zarar vererek hastalığa neden olup olamayacağını anlamamız gerekiyor “dedi.

Dört yıllık Marie Curie Yenilikçi Eğitim ağı projesine “KORUMA” (Endokrin Engelleyicilere Karşı Koruma) adı veriliyor ve bu ay başında başlıyor. Bu projenin bir parçası olarak, 15 erken aşama araştırmacıları doktora eğitimini alacaklar. Ayrıca, insan gebeliği üzerine odaklanılacak, bu gelişmekte olan bir bebeğin kimyasallara karşı hassasiyetinden dolayı önemli.

Connolly Dr: “Endokrin bozucuların kesin etkileri, şu andaki kimyasal karışımların karmaşıklığı ve etkilerini değerlendirmek için etkin yöntemlerin bulunmaması nedeniyle değerlendirmek zordur.

“Bu yeni kurulan konsorsiyum, dünyayı gerçek yaşam risklerinden korumaya yardımcı olacak yenilikçi analiz araçları geliştirme yeteneğine sahip yeni jenerasyon uzmanlar için benzersiz, dünyanın önde gelen ve en ileri eğitimini sağladığı için heyecan verici bir fırsattır”.

Üniversiteler, gıda teknolojisi şirketleri ve bir su tedarikçisi de dahil olmak üzere KORUMA programına dahil olan 13 örgüt olacak. Daha fazla bilgi www.protected.eu.com adresinde bulunabilir. Doktora başvurularının kapanış tarihi 9 Ocak Pazartesi’dir.

Kaynak : labnews

III. Tehlikeli Kimyasalların Yönetimi Sempozyumu Ve Sergisi Sonuç Bildirgesi Yayınlandı

III. Tehlikeli Kimyasalların Yönetimi Sempozyumu Ve Sergisi Sonuç Bildirgesi Yayınlandı. TMMOB Kimya Mühendisleri Odası Ankara Şubesi tarafından üçüncüsü yapılan “Tehlikeli Kimyasalların Yönetimi Sempozyumu ve Sergisi 21-22 Mayıs 2015 tarihlerinde Ankara’da gerçekleştirilmiştir.

Düzenlenen 8 oturumda 31 bildiri sözlü olarak sunulmuştur. T.C. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, T.C. Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı, T.C. Orman ve Su İşleri Bakanlığı, Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumu Genel Müdürlüğü ve diğer bir çok kurum ve kuruluşun değerli temsilcileri ile Üniversite öğretim üyeleri ve seçkin katılımcıların sözlü sunumları ile zengin bir sempozyum gerçekleşmiştir. Sempozyumda Bakanlık temsilcilerinin çalışmalarını aktarma fırsatı bulunduğu için katılımcıların uygulamada karşılaştıkları sorunlarla ilgili sorulara da soru cevap kısmında çözümler oluşturulmaya çalışılmıştır.

Sempozyum, tehlikeli kimyasalların üretiminden, bertarafına kadar olan süreçlerde kimyasalların yarattığı tehlikelerin azaltılması için alınması gereken önlemlerin tartışılmasına olanak sağlamıştır. REACH ve ADR Yönetmeliklerine ilaveten 01.01.2016`dan itibaren pek çok maddesinin uygulanmasına başlanacak olan Büyük Endüstriyel Kazaların Önlenmesi ve Etkilerinin Azaltılması Hakkında Yönetmelik ve SEVESO Direktiflerine yer verilmiştir, Patlamadan korunma konusu yangın riskleri ve özellikle tehlikeli kimyasalların halk sağlığına etkileri konusundaki çalışmalara değinilmiştir. Sempozyum, bildirilerin içeriği açısından çalışanların toplumun ve çevrenin güvenliğinin arttırılmasına büyük fayda sağlamıştır.

İnsan ve çevreye olacak etkiler nedeniyle, çevreye insanlar tarafından bırakılan kimyasal maddelerin, endokrin fonksiyonlarını bozarak insan sağlığı ve sucul vahşi yaşam türleri üzerinde olumsuz etkilere neden olduğundan risk karakterizasyonunun her toksik madde için ayrıca belirtilmesi gerektiği saptanmıştır. Halkın etkilenmesinin azaltılmasının yanı sıra Sempozyumda evsel toksik maddeler, pestisitler ve herbisitlerin de yanlış kullanımları dahil yaşanan pek çok eksiklik ve aksaklıkların giderilmesine yönelik önlemler sunulmuştur. Kişisel koruyucuların seçiminden kullanımına kadar yine yanlış bilinenler vurgulanmıştır.

III. Tehlikeli Kimyasalların Yönetimi Sempozyumu süresince yapılan tespitler, sorunlar ve çözüm önerileri aşağıda sıralanmıştır.

• Direktiflerin getirdiği yasal zorunluluklar doğrultusunda REACH Tüzüğü kapsamında yalnızca AB ülkelerine ihracat yapan ilgili kuruluşlar değil, ülkemizdeki riskli ortamlarda kullanılan ekipmanlar ve çalışanları açısından da konuya gereken önem verilerek gereklilikleri yerine getirilmelidir.

• Yaşanan iş kazaları denetim ve güvenlik kültürü oluşturmadaki yetersizliğin bir göstergesidir. Güvenlik kültürü oluşturmada ve iş kazalarını azaltmada devlet, meslek örgütleri, üniversiteler ve uzmanlarla işbirliği içerisinde olmalıdır. İş kazalarının önlenmesi için bilimsel çalışmalar yapılmalı gerekli yaptırımlar uygulanmalıdır.

• Tehlikeli kimyasalların afet sürecinde yönetimi için ülke çapında bir acil önlem planı oluşturulmuş ve sunulmuştur Planın daha etkin uygulanması konusunda devlet, meslek örgütleri, üniversiteler ve bilim insanları ile birlikte sistematik bir çalışma yapmalıdır.

• Tehlikeli kimyasalların zararları konusunda bilinçlendirme ile birlikte denetimler de yapılmalıdır. Sağlık Bakanlığı ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığı denetimlerini artırmalı ve gerekli emisyon ölçümlerini yapmalıdır.

• Kimya mühendisleriyle, kimyagerlerin var olan 6269 sayılı yasa ve uygulama yönetmeliği uygulanmamaktadır. Mevzuat gereği kimya hizmetleri ile kimya teknolojisi ve uygulanmasına ilişkin sanayi işyerleri, bu işlerle ilgili olarak bir “Sorumlu Müdür” bulundurmak zorunluluğu olmasına rağmen bu zorunluluk devletçe denetlenmediğinden sektörde ilkel, kuralsız ve emniyetsiz tesislerin önüne geçilememektedir. Bu sorunun çözümü için Sorumlu Müdür denetimleri artırılmalıdır.

• Tehlikeli Maddeler Ve Müstahzarlara İlişkin Güvenlik Bilgi Formlarının Hazırlanması ve Dağıtılması Hakkında Yönetmeliğe göre üretici ve ithalatçı firmaların bu formları kullanıcılara Türkçe sağlaması gerekmektedir. Bu zorunluluğa rağmen firmalar güvenlik bilgi formlarını kendi dillerinde göndermektedir. Bu konuda denetimin artırılması ve formların Türkçe olarak kullanıcıya ulaştırılması gerekmektedir.

• Afet durumunda tehlikeli kimyasalları yönetebilmek için uygun ve güvenli depolama standartları uygulanmalıdır. Kimyasalların taşınması için ADR kuralları uygulanmaya başlanmıştır ancak etkinliği denetlenmelidir.

• Tehlikeli atıkların bertarafı ile ilgili etkin bir kayıt sistemi oluşturulmalıdır. Atıkların nereye ne şekilde atılacağı ve nasıl bertaraf edileceği konusunda işletmeler bilinçlendirilmeli ve düzenli denetimlerle işletmeler kontrol altına alınmalıdır.

Odamız kendisine düşen kamu görevi ışığında yapması gereken önderlik ve tarafları buluşturarak ülkemizin yararına çözümlere katkı koyma görevini bundan sonraki Sempozyumlarda da sürdürmeye devam edecektir. Katkılarından dolayı tüm katılımcılara şükranlarımızı sunarız

Sempozyum Düzenleme Kurulu

III. Tehlikeli Kimyasalların Yönetimi Sempozyumu Ve Sergisi Sonuç Bildirgesi Yayınlandı