Eğitim’de Durumumuz Vahim, Türkiye’deki Öğrenciler Bilim, Matematik ve Okumada 72 Ülke Arasında 50. Sırada

Eğitim’de Durumumuz Vahim, Türkiye’deki Öğrenciler Bilim, Matematik ve Okumada 72 Ülke Arasında 50. Sırada. Uluslararası PISA testi sonuçlarına göre, Türkiye’deki öğrenciler bilim, matematik ve okumada OECD ortalamasının altında kaldı.

Uluslararası eğitim değerlendirme testi , 72 ülke ve ekonomik bölgede 15 yaşındaki 540 bin öğrenci arasında yapıldı. Bu 72 ülke ve ekonomik bölgeden 35’ini Avrupa Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı‘nın (OECD) ülkeleri oluşturuyor.
Türkiye 72 ülke arasında 50. sırada yer alırken, önceki testlere göre de performansı geriledi. OECD’nin yürüttüğü Pisa testi her üç yılda bir yapılıyor.

LİNKTEN ÜLKEMİZ İLE İLGİLİ VERİLERE ULAŞABİLİRSİNİZ : http://www.oecd.org/pisa/data/

Araştırmanın sonuçlarına göre, Singapurlu öğrenciler matematik, bilim ve okumada en yüksek notları alarak en başarılı öğrenciler oldu.
Japonya, Estonya, Finlandiya ve Kanada da 35 OECD ülkesi arasında en başarılı ülkeler oldu. Türkiye ise en alt sıralarda yer aldı.

egitimde-durumumuz-vahim-turkiyedeki-ogrenciler-bilim-matematik-ve-okumada-72-ulke-arasinda-50-sirada

Detaylı Sonuçlar:

Bilim:

OECD ülkelerinde eğitim gören öğrencilerin yüzde 7.7’si bilim konusunda testte en yüksek sonuçları aldı. Singapur’da 4 öğrenciden 1’i, Tayvan, Japonya, Finlandiya’da 7 öğrenciden 1’i de bu seviyede.
20 ülkede ise öğrencilerin sadece yüzde 1’inden azı en yüksek notları aldı. Bu ülkelerden biri de Türkiye. Türkiye’de bu oran yüzde 0,3 seviyesinde.
Finlandiya, kız öğrencilerin bilimde erkek öğrencilerden daha başarılı olduğu tek ülke.
OECD ülkelerinde erkek öğrencilerin yüzde 25’i, kız öğrencilerin yüzde 24’ü ileride bilim ile ilgili bir işte çalışmak istediğini söylüyor.
Kız öğrencilerin çoğu sağlık sektöründe çalışmak istediğini belirtirken, erkek öğrencilerin çoğu ise bilişim ve iletişim teknolojilerin ya da mühendislik alanında çalışmak istiyor.

Matematik:

Singapur, Hong Kong (Çin), Makao (Çin) ve Tayvan matematik konusunda başı çekiyor. Japonya’daki öğrencilerin performansı ise OECD ülkeleri arasında en iyisi.
Türkiye’deki öğrencilerin matematik testindeki başarı ortalaması OECD ülkeleri ortalamasının altında.
Türkiye’nin başarı seviyesi Birleşik Arap Krallığı, Şili, Moldova, Uruguay, Karadağ, Trinidad ve Tobago, Tayland ve Arnavutluk ile benzerlik gösteriyor.

Okuma:

Singapur, Hong Kong (Çin), Kanada ve Finlandiya okumada en iyi performansı gösteren yerler oldu.
İrlanda, Estonya, Güney Kore, Japonya ve Norveç de OECD ortalamasının üzerinde kalırken, 41 ülke OECD ortalamasının altında kaldı.
OECD ülkeleri arasında Kanada ve Finlandiya başı çekiyor, Türkiye ve Meksika ise en sonda yer alıyor.

Peki 2015 yılındaki bu düşüşün nedeni ne ? başlıklı El Cezire tarafından yayınlanan haber ve uzman görüşlerine ulaşmak için : http://www.aljazeera.com.tr/al-jazeera-ozel/pisa-2015teki-dususun-sebebi-ne

Kaynak :BBC

Nükleer Enerji Sektörü İstanbul’da Konuşulacak

Nükleer Enerji Sektörü İstanbul’da Konuşulacak. Gelişmekte olan ülkeler temiz ve sürdürülebilir enerjiye sahip olmak yolunda attıkları emin adımlarla nükleer enerjininde geleceğini şekillendiriyorlar.

Avrupa, Asya ve Afrika’da yılda 50’den fazla uluslararası konferansı başarıyla düzenleyen Noppen, 01 – 02 Ekim 2015 tarihlerinde, Wyndham Grand Istanbul Levent “4th Annual Nuclear Energy Development Summit: Eastern Europe, Turkey & Middle East” isimli organizasyona ev sahipliği yapacak.

T.C. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Sayın Necati Yamaç’ın açılış konuşmasını gerçekleştireceği konferasta, OECD İcra Kurulu Başkanı Büyükelçi Sayın Mithat Rende, Ürdün, Polonya, Bulgaristan, Belarus gibi nükleer proje sahibi ülkelerin üst düzey yetkilileri, nükleer enerji sektörüne teknoloji ve bilgi birikimi sağlayan bir çok kurum ve kuruluş yetkilisi görüş ve tecrübelerini, projelerdeki gelişmeleri, fırsatları, aşılması gereken zorluklar ve çözüm önerilerini, finansmandan insan kaynaklarına, yerlileştirmeden en son teknolojik gelişmelere kadar sunum ve panellerle masaya yatıracak.

Konuşmacılardan bazıları:

– Mr. Necati Yamaç, Deputy Undersecretary, Ministry of Energy and Natural Resources, Republic of Turkey

– H.E. Ambassador Mithat Rende, Chairman of the Executive Committee – OECD

– Dr. Kamal J. Araj, Vice Chairman & Commissioner for Nuclear Power Reactors, Jordan Atomic Energy Commission (JAEC)

– Ms. Daniela Lulache, CEO, Nuclearelectrica

– Mr. Miroslaw Lewinski, Minister Counsellor, Nuclear Energy Department, Ministry of Economy, Poland

– Assoc. Prof. Dr. Latchesar Kostov, Chairman, Bulgaria Nuclear Regulatory Agency (BNRA)

– Mr. Paliukhovich Vasili, Deputy Director, Nuclear Energy Department, Ministry of Energy Republic of Belarus

– Prof. Dr. Hamid Aït Abderrahim, Deputy Director General at SCK•CEN, Director of the MYRRHA project, Chairman of the Governing Board of SNETP

Detaylı bilgi için:

http://www.nuclearenergysummit.com

Noppen hakkında

Noppen Asya ve Avrupa çapında uluslararası iş platformları organize eden sektörün önde gelen şirketlerinden biridir. Kurulduğu 1998 yılından bugüne mükemmellik arzusu ile hareket eden Noppen, özellikle Asya pazarındaki benzersiz yaklaşımı ve devlet bağlantılarıyla yeni pazarlara giriş konusunda uzmandır. Pek çok üst düzey, iş ve hükümet bağlantısıyla Noppen rakiplerinin ulaşamayacağı bir platform yaratmaktadır. Çin, Hindistan, Filipinler ve Belçika’daki ofisleri ile Noppen; saygın, güvenilir ve başarılı hizmetleri ile şirketinizin hedeflerine yardımcı olmak amacıyla geniş bir ürün yelpazesi sunmaktadır. http://www.lnoppen.com

Nükleer Enerji Sektörü İstanbul'da Konuşulacak

 

Kaynak : enerjigazetesi

Bp 2015 yılı Dünya Enerji İstatistikleri Raporunu Yayınladı

Bp 2015 yılı Dünya Enerji İstatistikleri Raporunu Yayınladı Amerika üretimini günlük 1,6 milyon varil artırarak dünyadaki en büyük artışı kaydetti ve bugüne kadar üretimini üç yıl ardı ardına en az 1 milyon varil artıran ilk ülke olarak dünyanın en büyük petrol üreticisi unvanını Suudi Arabistan’dan devraldı. Rapora göre, temel enerji kaynaklarındaki tüketim, ciddi ölçüde yavaşlayarak 2014’te sadece yüzde 0,9’luk büyüme ile 1990’lı yılların sonundan bu yana, son on yıldaki finansal krizin hemen sonrasındaki dönem haricinde, en düşük oranı kaydetti. Çin ise tüketimde halen dünyanın en büyük büyüme pazarı olmayı sürdürmesine rağmen, ülke ekonomisinin enerji yoğun sektörlerden uzaklaşarak yeniden dengeye oturması ile birlikte, tüketimde görülen büyüme açısından 1998 yılından bu yana en düşük düzeyine indi.

BP Group CEO’su Bob Dudley, 2015 BP Dünya Enerji İstatistikleri Raporu‘na ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “2014 öncesindeki birkaç yıl boyunca enerji pazarlarına damgasını vuran ürkütücü sessizlik geçen yılın sonunda hızlıca son buldu. 2014’te enerjinin hem arz hem de talebinde görülen ciddi gelişmeler, enerji manzarasını oluşturan tektonik tabakalardaki daha kapsamlı oynamaların belirtileri olarak görülebilir. Sektör olarak görevimiz, günümüzün zorluklarının üstesinden gelirken bir yandan da yarının talebini güvenli ve sürdürülebilir şekilde karşılamak üzere yatırım yapmaya devam etmek”.

Üretim ve tüketimdeki kaymaların gerek enerji fiyatları gerekse yakıt karışımı üzerinde ciddi etkileri oldu. Petrolde, OPEC dışı üretim rekor düzeyde artarken OPEC’in pazar payını korumak için üretim düzeylerini koruması ile büyük ölçüde güçlü arz yüzünden fiyatlar keskin şekilde düştü. Diğer yerlerde ise, Çin’in kömür tüketiminin hızı kesilirken global doğal gaz büyümesi de, Avrupa’da kışın ılık geçmesinin tüketimde keskin bir düşüşü tetiklemesi nedeniyle zayıf kaldı.

ÇOK DAHA FAZLA BİLGEYE,YIL YIL DETAYLI İNCEEMELERE BP ‘DEN ULAŞABİLİRSİNİZ İLGİLİ ALANLARDA ARAŞTIRMA YAPAN VE YAPACAK OLANLAR İÇİN EŞSİZ BİR KAYNAK : http://www.bp.com/en/global/corporate/about-bp/energy-economics/statistical-review-of-world-energy.html

Yenilenebilir enerji en hızlı büyüyen enerji biçimi olurken, küresel primer enerji tüketimi büyümesinin yavaşladığı bir yılda, genel enerji kullanımındaki artışın üçte birini gerçekleştirdi. Buna rağmen, temel enerji kaynaklarının sadece yüzde 3’ünü oluşturdu.

Enerji kullanımından global karbondioksit (CO2) salımları da sadece yüzde 0,5 artış ile 1998’den bu yana, son on yıldaki finansal krizin hemen sonrasındaki dönem haricinde, en zayıf büyümesini kaydetti. Büyümenin yaklaşık son 10 yıllık ortalamasına göre yavaş kalması, Çin’in ekonomik büyümesinin değişen hız ve şablonuna da bağlanabilir.

Küresel ekonomik büyüme 2013’e benzer bir düzeyde seyretmesine rağmen, temel enerji kaynakları tüketimindeki büyüme 2014 yılında dikkate değer ölçüde yavaşladı. Enerji tüketimi, yüzde 2 artış görülen 2013 yılına göre keskin bir yavaşlama ile 2014 yılında sadece yüzde 0,9 artarak son 10 yılın yüzde 2,1’lik ortalamasının da altında kaldı.

Tüm yakıtlarda artan tüketim, nükleer güç dışındaki tüm yakıt tiplerinde rekor düzeylere ulaştı. Üretim de kömür dışındaki tüm yakıtlarda arttı.

Küresel enerji tüketimindeki büyümede, geride kalan on yıl ortalamasında olduğu gibi, gelişmekte olan ekonomilerin ağırlığı sürerken bu ülkelerdeki büyüme yüzde 2,4 ile yüzde 4,2 düzeyinde olan 10 yıllık ortalamanın altında kaldı.

Çin’de tüketimde görülen yüzde 2,6’lık artış, 1998 yılından bu yana görülen en düşük düzeyde gerçekleşse de, bu ülke halen primer enerji tüketiminde ardı ardına on dördüncü yılında da dünyanın en yüksek artışını kaydetti. OECD ülkelerinin tüketimi ortalamanın üzerinde bir düşüş kaydederken (- yüzde 0,9) AB ve Japonya’daki zayıflık ABD’deki ortalamanın üzerindeki büyümenin getirdiklerini götürdü. AB’nin enerji tüketimindeki düşüş, bugüne kadar kaydedilen ikinci en büyük yüzdelik azalma oldu. (En büyük azalma finansal krizin hemen sonrasında 2009 yılında görülmüştü.) AB’deki enerji tüketimi 1985 yılından bu yana en düşük düzeyine indi.

Büyüme, Asya-Pasifik, Avrupa&Avrasya ve Güney & Orta Amerika’da da 10 yıllık ortalamanın çok altında gerçekleşti. Petrol, küresel enerji tüketiminin yüzde 32,6’sı ile dünyanın başlıca yakıtı olmayı sürdürse de, ardı ardına on beşinci yılında da pazar payı kaybetti.

Enerji fiyatları 2014’te genellikle zayıf seyrederken petrol ve kömür fiyatları da küresel ölçekte düşüş kaydetti. Avrupa’da düşen gaz fiyatları, Asya’da nispeten sabit kalırken Kuzey Amerika’da ise yükseldi.

PETROL

FİYATLAR

Vadeli Brent petrolünün varil başına ortalama fiyatı 2014 yılında 98,95 ABD doları ile 2013 düzeyinin varil başına 9,71 ABD doları altında gerçekleşirken 2010 yılından bu yana da ilk defa 100 ABD dolarının altında yıllık ortalama kaydetmiş oldu.

Ham petrol fiyatları, arzdaki ciddi aksamaların sürmesi nedeniyle 2014 yılının başında sabit kalmasına rağmen yılın geri kalanında keskin bir düşüş kaydetti.

Ortalama WTI – Brent farkı, ABD’deki üretim artışına rağmen varil başına 5,66 ABD dolarına inerken (2013’te 10,67 ABD dolarından), önceki düzeylerinin üzerinde seyretti.

TÜKETİM VE ÜRETİM

Küresel petrol tüketimi günde 0,8 milyon varil, ya da yüzde 0,8 ile son dönemdeki tarihi ortalamasının biraz altında, 2013 yılında görülen günlük 1,4 milyon varil artıştan ise çok daha zayıf bir büyüme kaydetti.

Küresel tüketimdeki net büyümenin tamamı OECD dışındaki ülkelerden kaynakladı. Çin’deki tüketim artışı ortalamanın altında kalsa da küresel petrol tüketimindeki en büyük artışı kaydetti (390.000 varil/günlük).

OECD ülkelerindeki tüketim yüzde 1,2 azalarak son dokuz yıldaki sekizinci düşüşü yaşadı. Hafif destilatlar (motor ve uçak benzini, hafif destile hammaddesi), ardı ardına ikinci yılında da en hızlı büyüyen rafine ürün kategorisi oldu.

Küresel petrol üretimi, küresel tüketimin iki katından fazla büyüme ile 2,1 milyon bpd veya yüzde 2,3 arttı.

OPEC dışındaki üretim günlük 2,1 milyon varil artarak veri setimizdeki en yüksek artışı kaydetti. ABD (+1,6 milyon bpd) dünyadaki en büyük artışı kaydederek bugüne kadar üretimini üç yıl ardı ardına en az 1 milyon bpd artıran ilk ülke olarak dünyanın en büyük petrol üreticisi unvanını Suudi Arabistan’dan devraldı. ABD ile birlikte, Kanada (+310.bin varil) ve Brezilya (+230 bin varil) 2014’te rekor düzeylere ulaştılar.

OPEC üretimi yerinde sayarken grubun küresel üretimden aldığı pay da yüzde 41 ile 2003’ten bu yana en düşük seviyesine indi.

Türkiye’deki petrol tüketimi bir önceki yıla göre 2014’te yüzde 0.5 oranında artarak günlük 724 bin varil olarak gerçekleşti.

RAFİNAJ VE TİCARET

Küresel düzeyde rafineride işlenen ham petrol miktarı 2014’te günlük 1,1 milyon varil artarak 2010 yılından bu yana en yüksek ve 10 yıllık ortalamasının ise iki katından fazla büyüme kaydetti. ABD’deki rafineride işlenen ham petrol miktarı, 530 bin varil artarak 1986 yılından beri en yüksek artışını kaydetti.

Küresel rafineri kapasitesi, Çin ve Ortadoğu’daki eklemeler ile 1,3 milyon varilile ortalamanın üzerinde büyürken Ortadoğu’daki kapasite 740.00 varil ile rekor düzeyde arttı.

Küresel rafineri kapasite kullanım oranı yüzde 79,6’da kalarak 1987’den bu yana en düşük orana indi.

2014’teki küresel ham petrol ve rafine ürün ticareti yüzde 0,9 veya 490.000 varil ile ortalamanın altında büyüdü.

İthalattaki artışta başı Çin ve diğer gelişmekte olan ekonomiler çekerken ABD’nin net ithalatı ise azaldı. Çin, dünyanın en büyük net petrol ithalatçısı unvanını 2013 yılında ABD’den devralmıştı.

DOĞAL GAZ

TÜKETİM VE ÜRETİM

Dünyadaki doğal gaz tüketimi sadece yüzde 0,4 ile 10 yıllık ortalama olan yüzde 2,4’ün çok altında büyüdü. Büyüme, hem OECD ülkelerinde hem de gelişmekte olan ekonomilerde ortalamanın altında kalırken AB’deki tüketim (-yüzde 11,6) gerek hacimsel gerekse de yüzdelik oran olarak kayıtlardaki en yüksek düşüşleri kaydetti. Avrupa & Avrasya bölgesi (-yüzde 4,8), Almanya, İtalya, Ukrayna, Fransa ve Birleşik Krallık olmak üzere, dünyada hacim bazında en yüksek beş düşüşe sahne oldu. Global olarak, doğal gaz primer enerji tüketiminin yüzde 23,7’sini karşıladı.

Küresel doğal gaz üretimi yüzde 1,6 ile 10 yıllık ortalaması olan yüzde 2,5’in altında büyüdü. Büyüme, Kuzey Amerika dışındaki tüm bölgelerde ortalamanın altındaydı. Dünyadaki en büyük artışı kaydeden ABD (+ yüzde 6,1), net küresel büyümenin yüzde 77’sini gerçekleştirdi. En yüksek hacimsel düşüşler Rusya (-yüzde 4,3) ve Hollanda’da (-yüzde 18,7) görüldü.

Türkiye’deki doğalgaz tüketimi bir önceki yıla göre 2014’te yüzde 6.5 oranında artarak 48.6 milyar metreküp olarak gerçekleşti.

TİCARET

Küresel doğal gaz ticareti, 2014 yılında nadir görülen bir daralma ile yüzde 3,4 azaldı.

Boru hatları üzerinden gerçekleştirilen sevkiyatlar, Rusya (-yüzde 11,8) ve Hollanda’dan (yüzde 9,9) boru hattı üzerinden gerçekleştirilen ihracattaki zayıflamanın etkisiyle yüzde 6,2 azalarak tarihin en sert düşüşünü kaydetti. Küresel LNG ticareti de yüzde 2,4 arttı.

Uluslararası doğal gaz ticareti, küresel tüketimin yüzde 29,4’ünü oluşturuken LNG’nin küresel gaz ticaretindeki payı yüzde 33,4’e yükseldi.

KÖMÜR

Küresel kömür tüketimi 2014 yılında yüzde 0,4 ile yüzde 2,9 düzeyinde olan 10 yıllık ortalama yıllık büyümenin çok altında kaldı. Kömürün küresel primer enerji tüketiminden aldığı pay ise yüzde 30,0’a indi.

OECD ülkeleri dışındaki tüketim, Çin’deki tüketimin sadece yüzde 0,1 artarak adeta yerinde saymasının etkisiyle, yüzde 1,1 ile 1998’den bu yana en zayıf büyümeyi gösterdi. Hindistan yüzde 11,1ile hacimsel olarak bugüne kadarki en yüksek büyümesini ve dünyadaki en yüksek hacimsel artışı gerçekleştirdi. Küresel kömür üretimi ise yüzde 0,7 azaldı.

Türkiye’deki kömür üretimi bir önceki yıla göre 2014’te yüzde 15.9 oranında artarak 17.8 milyon ton olarak gerçekleşti.

Türkiye’deki kömür tüketimi bir önceki yıla göre 2014’te yüzde 13.6 oranında artarak 35.9 milyon ton olarak gerçekleşti.

NÜKLEER VE HİDROELEKTRİK

Küresel nükleer enerji üretimi yüzde 1,8 ile ortalamanın üzerinde büyüme ile ardı ardına ikinci yıllık büyümesini kaydederken 2009’dan bu yana ilk defa nükleer enerji küresel ölçekte pazar payını artırmış oldu.

Güney Kore, Çin ve Fransa’nın nükleer enerji üretimindeki artış, Japonya, Belçika ve Birleşik Krallık’taki düşüşlerin üzerinde gerçekleşti.

Küresel hidroelektrik enerji üretimi yüzde 2,0 ile ortalamanın altında büyüdü.

Çin’in yüzde 15,7 olarak gerçekleşen hidroelektrik enerji üretimindeki büyüme, küresel üretimdeki artışın tamamını oluşturdu.

Türkiye’deki hidroelektrik enerji üretimi kurak koşulların da etkisiyle bir önceki yıla göre 2014’te yüzde 32 oranında azalarak 9.1 milyon ton (petrol karşılığı) olarak gerçekleşti.

YENİLENEBİLİR ENERJİ

Yenilenebilir enerji kaynakları, gerek enerji üretiminde gerekse de taşımacılıktaki artışını 2014’te de sürdürerek on yıl önceki yüzde 0,9’luk düzeyinden küresel enerji tüketiminin yüzde 3,0’ü gibi rekor bir düzeye ulaştı.

Elektrik üretiminde kullanılan yenilenebilir enerji yüzde 12,0 artarken yenilenebilir enerji kaynakları da küresel enerji üretiminin yüzde 6,0’ına ulaşarak rekor kırdı.

Yenilenebilir enerji kaynaklarında en yüksek yıllık artış, ardı ardına beşinci defa Çin tarafından gerçekleştirildi; geçen yılki yüzde 15,1’lik büyüme, 10 yıllık ortalamanın üçte biri oldu.

Küresel olarak, rüzgar enerjisi yüzde 10,2 +65 terawatt-saat ile 10 yıllık ortalamasının yarısından da az bir büyüme sergiledi.

Güneş enerjisi üretimi yüzde 38,2 (+51 terawatt-saat) arttı.

Küresel biyoyakıt üretimi yüzde 7,4 ile ortalamanın altında büyüdü (+144.000 varil).

Türkiye’de yenilenebilir enerji kaynaklarındaki tüketim bir önceki yıla göre 2014’te yüzde 21,7 oranında azalarak 2,8 milyon ton (petrol karşılığı) olarak gerçekleşti.

ÇOK DAHA FAZLA BİLGEYE,YIL YIL DETAYLI İNCEEMELERE BP ‘DEN ULAŞABİLİRSİNİZ İLGİLİ ALANLARDA ARAŞTIRMA YAPAN VE YAPACAK OLANLAR İÇİN EŞSİZ BİR KAYNAK : http://www.bp.com/en/global/corporate/about-bp/energy-economics/statistical-review-of-world-energy.html

Bp 2015 yılı Dünya Enerji İstatistikleri Raporunu Yayınladı

 

Kaynak : haberler

Yeşil Nükleer Enerji Toryum Hayatımıza Girmeye Başlıyor

Yeşil Nükleer Enerji Toryum Hayatımıza Girmeye Başlıyor. Türk araştırmacılar, “yeşil nükleer enerji” olarak bilinen toryum madenini nanoteknoloji ile işleyerek benzinli ve LPG’li tüm araçlarda yüzde 30 oranlarında yakıt tasarrufu sağlayan yeni teknoloji geliştirdi.”Torium Power” teknolojisi ile metaller arasındaki sürtünme katsayısı düşürüldüğünden aracın beygir gücü artıyor ve böylece yükselen performans da daha az yakıt harcanmasını sağlıyor.

Fhm Nanoteknoloji Akademisi Bor ve Toryum Ürünleri Ar-Ge A.Ş Genel Müdürü Mehmet Can Arvas yaptığı açıklamada, dünya toryum rezervinin Hindistan’dan sonra en çok bulunduran Türkiye’nin, OECD verilerine göre, Isparta ve İç Anadolu Bölgesi’nde dünya rezervinin yüzde 11’ini barındırdığını anlattı.
Yüksek sıcaklığa dayanıklılığı ve yüksek enerji kaynağı olması sebebiyle dünyanın gözde madeni toryum ile bor madeni üzerine çalışmalar yürüttüklerini anlatan Arvas, geliştirdikleri teknolojiye “torium power” adını verdiklerini söyledi.

Motor içerisinde yüksek sıcaklıktan kaynaklanan sürtünme ve aşınmaları bu yeni teknolojiyle sürtünme katsayısını düşürerek elde ettiklerini bildiren Arvas, geliştirdikleri teknolojiyle taşıtlarda yüzde 30’a kadar yakıt tasarrufu sağladıklarını bildirdi. Arvas, şöyle konuştu:

“Metaller arasında sürtünme ve aşınma beraberinde ısınmayı getirir. ‘Torium Power’ teknolojisi ile metaller arasındaki sürtünme katsayısını düşürdüğümüzden dolayı aracın beygir gücü artıyor. Bununla birlikte performans artışı, artan performans da yakıtın daha az harcanmasını sağlıyor. Daha kolay çalışan motor, yüksek ısı olmadığı için kullanılan yağ ömrünü de uzatıp ekonomiye katkı sağlıyor.”
Arvas, Torium Power teknolojisinin yüzde 30’a kadar yakıt tasarrufu sağlaması ve yağ ömrünü 2 kat arttırmasının yanı sıra eksoz emisyon oranını da düşürdüğünden çevreci olduğunu vurguladı.

“Motor ömrü de uzuyor”
Arvas, teknolojinin motor ömrünü de uzattığını belirterek, “Teknolojimiz motor gürültülerini de düşürüyor. Toryum madeni bu teknoloji ile yüzde 30 yakıt tasarrufunun yanında, motor ömrünü uzatarak ekonomiye katkı, yağ ömrünü uzatarak araç sahibine katkı, eksoz emisyon oranı ile çevreye katkı sunuyor” dedi.
Torium Power teknolojisinin motor yağ haznesinden motora ilave edilerek kullanıldığını anlatan Arvas, motor gürültüsünün ilk 10 dakika içerisinde düşeceğini söyledi.
Arvas, Torium Power teknolojisi ile yakıt tasarrufu hedeflediklerini ve başardıklarını, ancak ileride toryumdan enerji üretmeyi planladıklarını sözlerine ekledi.

Laboratuvar testleri başarılı
İstanbul Teknik Üniveritesi Kimya-Metalurji Fakültesi Bölümü emekli öğretim üyesi Prof. Dr. Okan Alpdemir de Türkiye’deki toryum yataklarının çok zengin olduğunu belirterek, nükleer yakıt malzemesi olarak kullanılabilen toryumun motorda sürtünmeyi azaltarak yakıt tasarrufu sağladığını anlattı.
” Toryum Power” teknolojisi çalışmalarında bulunduğunu aktaran Alpdemir, “Bu teknolojinin, yüzde 30’a kadaryakıt tasarrufu sağladığını laboratuvar ortamında test ettik. Ancak ileri testlerimiz sürüyor. Teknoloji üzerine patent başvuru hazırlıkları da devam ediyor” açıklamasında bulundu.

Yeşil Nükleer Enerji Toryum Hayatımıza Girmeye Başlıyor

 

Kaynak : trtturk

Türkiye Enerji’de Aktör Olabilir Mi ?

Türkiye Enerji’de Aktör Olabilir Mi ? ‘Karadeniz’de boşuna petrol aramayın’ Londra merkezli Global Resources Corporation Başkanı Mehmet Öğütçü, “Türkiye, Çin’in yaptığı gibi, Kore’nin yaptığı gibi çevre ülkelerde yatırım yapmalı. Doğu Karadeniz’de 3 milyar dolar harcayıp petrol aramanın anlamı yok. Çünkü bugün Irak’ta Kürt Bölgesi’nde bir varil petrolü 2,5 dolara çıkartıyorsunuz” dedi.

Öğütçü, dünya ve Türkiye’de enerji sektörünün gelişimini değerlendirdi.

Dünyada enerji alanındaki oyunun kurallarının da, oyuncuların da değiştiğini aktaran Öğütçü, şunları söyledi:

“Talep bölgeleri değişti, eskiden talebin çoğunluğu OECD ülkelerinde olurdu. Bugün artık Çin ve Hindistan’ın başını çektiği Doğu Asya’dan geliyor. Dünya enerji kaynaklarının 3’te 2’sinin bulunduğu Körfez Bölgesi bile talepte muazzam bir konuma erişmiş vaziyette.

Arz bölgeleri de değişti. Eskiden Körfez Bölgesi derdik, Sovyet coğrafyası derdik, biterdi? Bugün artık petrolde, doğalgazda Mozambik’ten tutun Angola’ya, Türkmenistan’a kadar değişik bölgelere yayılmış durumda. Amerika bugün dünyanın hem petrolde hem doğalgazda üretimdeki lideri olma yolunda. 2017’den itibaren dünya petrolünün en büyük bölümü Amerika’dan çıkacak.”

Amerika’da kaya gazı (shale gas) çıkarma maliyetinin çok düşük olduğuna dikkati çeken Öğütçü, “Kaya gazı yaklaşık 3,5-4 dolara çıkıyor. Biz Türkiye’de buna 12 dolar ödüyoruz. Avrupa 14-15 dolar ödüyor. Japonya 18 dolar ödüyor. Fiyat farklılıkları da oluşmuş vaziyette. Bu da rekabeti etkiliyor. Yani Amerikalı sanayici bugün enerjiyi çok daha ucuza elde edebiliyor. Ürettiği malı dünya piyasalarında daha rahat satabiliyor” diye konuştu.

“Ukrayna sonrası sürecin değerlendirilmesi lazım”

Türkiye’nin doğalgazda yüzde 98, petrolde yüzde 93 oranında dışa bağımlı bir ülke olmasına karşın, konumu gereği enerji kaynakları ve enerji alıcıları arasında ticaret yapabileceğini anlatan Öğütçü, Türkiye’nin avantajlarını iyi kullanması halinde enerjiyi iç pazarda daha ucuza tüketebileceğini söyledi.

Türkiye’nin çevresinin enerji zengini ülkelerle dolu olduğunu belirten Öğütçü, “Irak, İran, Rusya, Azerbaycan, Doğu Akdeniz? Buralarda muazzam kaynaklar var. Türkiye’nin akıllı bir yaklaşımla hem yatırımcı olarak buralarda hem ticaretin koşullarını bilen, siyasi olarak elindeki ‘manivela’ gücünü kullanabilen bir ülke olarak akıllı bir stratejiyle maliyetleri azaltabilir” ifadelerini kullandı.

Türkiye’de enerji tüketiminde maliyeti artırıcı unsurlardan önemli bir tanesinin de vergiler olduğuna dikkati çeken Öğütçü, şöyle devam etti:

“Vergiler çok ağırdır. Rekabet gücünü çok olumsuz etkileyen vergilerdir. Özellikle şimdi Kırım’da, Ukrayna’da yaşanan krizden sonra Avrupa Birliği’nin enerjiye bakışı değişecek. Yeni kaynak ülkelerin, talep ülkelerinin ortaya çıkmasıyla enerjinin akış yönü değişecek. Türkiye tam bu noktada aslında ideal bir konumda bulunuyor. Ukrayna sonrası süreci mevcut hükümetin ve önde gelen Türk şirketlerinin değerlendirmesi lazım.”

Türkiye’de enerji şirketleri arasındaki yönetişimin zayıflığından yakınan Öğütçü, “Tüm Türk enerji şirketlerini toplayın, toplam varlık değerine bakıyorsunuz, Malezya’daki bir tek petrol firmasının değerine ulaşamıyoruz. Böylesine bir ülke? Enerji bağımlılığı, 60 milyar dolara varan enerji ithalatı, güneşten tutun petrole doğalgaza, elektriğe yatırımlar?. Ve bir Malezya şirketi edecek varlığımız yok” örneğini verdi.

“Türkiye’deki tüm özel sektör enerji şirketlerini toplasanız bir Petronas etmiyor”

Dünyada 2035 yılına kadar 37 trilyon dolar enerji yatırımı gerektiğini, Türkiye içinse önümüzdeki 10 yıl için 150 milyar dolar gerektiğini anlatan Öğütçü, “Bu parayı nereden bulacaksınız? Türkiye’nin devlet kaynakları bu parayı bulması mümkün değil. Özel sektörü zaten söyledim. Türkiye’deki tüm özel sektör enerji şirketlerini toplasanız bir Petronas etmiyor? Nereden bulacaksınız bu parayı? Bu konuda Türkiye’nin strateji geliştirmesi gerekiyor” dedi.

Türkiye’nin petrole en fazla para ödeyen OECD ülkesi olduğunu hatırlatan Öğütçü, enerji yatırımlarında stratejik avantajlara dikkati çekerek şunları kaydetti:

“Oysa biz bunu Irak’tan, İran’dan son derece ehven fiyatlara alabiliyoruz. Bir; o vergi konusuna iyi bakmak lazım. Azaltmak lazım. İki; şu andaki piyasa hem doğalgazda hem petrolde muazzam bir bolluk yaşanacağını gösteriyor. Böyle bir ortamda Türkiye çok daha rahat kontak müzakereleri yapabilir. Daha ucuza temin edebilir. Türkiye, Çin’in yaptığı gibi, Kore’nin yaptığı gibi çevre ülkelerde yatırım yapmalı. Doğu Karadeniz’de 3 milyar dolar harcayıp petrol aramanın anlamı yok. Çünkü bugün Irak’ta Kürt Bölgesi’nde bir varil petrolü 2,5 dolara çıkartıyorsunuz. Libya’da, Suudi Arabistan’da, Kazakistan’da 3 aşağı 5 yukarı aynı oranlara çıkarabiliyorsunuz. Onun için Türkiye’nin bu finansal yatırım çerçevesini iyi çizip, kendi ihtiyaçları doğrultusunda ilerlemesi lazım.”

“Çimentoydu, demir-çelikti, alüminyumdu? Girmeyin böyle şeylere”

Türkiye’nin enerji yoğun endüstrilerden süratle geri çekilmesi gerektiğini savunan Öğütçü, “Batının yaptığı gibi enerji yoğun endüstrilerden çıkacaksınız? Daha ‘smart’ dediğimiz, az enerji kullanan, katma değeri yüksek olan sektörlere kayacaksınız. Yok çimentoydu, demir- çelikti, alüminyumdu? Girmeyin böyle şeylere. Çünkü bunlar muazzam enerji tüketiyor. Enerji zengini ülkeler bile girmek istemiyorlar. Dolayısıyla yeniden yapılanma sürecinde her bir konu başlığının tek tek göz önünde bulundurulması lazım. Elbette yenilenebilir enerji çok önemli ama abartmamak lazım. Bugün yenilenebilir enerjinin hidroelektriği devre dışı bırakırsanız eğer Türkiye’nin enerji karışımındaki payı son derece küçük” ifadelerini kullandı.

“Türkiye gibi bir ülkenin enerji bileşiminde en az yüzde 10’luk bir nükleer payı olmak zorunda”

Kendisinin daha önce Uluslararası Enerji Ajansı’nda (IEA) 2050’ye ilişkin futurist projeksiyonlar hazırladığını, bu tarz çalışmaların genellikle kağıt üzeinde kaldığını aktaran Öğütçü, “Kağıt üstünde kalıyor çünkü öyle gelişmeler oluyor ki bir anda oyun yeniden değişiyor. Bunlardan bir tanesi shale gas? Kim bilirdi 10 yıl önce Amerika’da böyle bir şeyin çıkacağını. Şimdi Avustralya çıktı ortaya? Kimse Avustralya’yı hesaba katmazdı. Katar’dan bile önemli şu anda sıvılaştırılmış doğalgazında (LNG)? Daha Türkmenistan, İran çıkmadı ortaya. Dolayısıyla uzun vadeli planlamalar önemli” ifadelerini kullandı.

Türkiye’nin nükleer enerji konusundaki tutumunu “akıllıca” bulduğunu dile getiren Öğütçü, “Yani istediğiniz kadar nükleer yandaşı ya da karşıtı olun biraz objektif baktığınızda, Türkiye gibi enerji kaynağı olmayan bir ülkenin enerji bileşiminde en az yüzde 10’luk bir nükleer payı olmak zorunda” dedi.

deniz petrol

 

Kaynak : http://www.hurriyet.com.tr/