Nanoteknoloji Eylem Planı Yürürlüğe Girdi

Nanoteknoloji Eylem Planı Yürürlüğe Girdi. Yüksek Planlama Kurulu, 2017-2018 yıllarını içeren Nano Teknoloji Eylem Planı’nı yayınladı.

Planda, hukuki ve idari düzenlemeler, teknik altyapı, üretim kapasitesini geliştirmek ve işbirliği-koordinasyonu sağlamak olmak üzere 4 temel hedef altında 14 eylem yer alıyor.

Eylem Planı’nın girişinde, bu alanda dünya uygulamaları ve Türkiye’deki mevcut duruma ilişkin bilgiler de yer alıyor. Buna göre, 2004 yılında 8.6 milyar dolar olan dünya geneli nanoteknoloji harcamaları, 2010’da 13.8 milyar dolara yükseldi. AB ise Horizon 2020 çerçevesinde bu alanda 13 milyar Avro’nun üzerinde bütçe ayırdı.

Türkiye’de ise 2003-2011 yılları arasında nanoteknoloji araştırma merkezlerine 244 milyon dolar yatırım yapıldı.

2016 yılı itibarıyla TÜBİTAK kayıtlarında ilgi alanı olarak nanoteknolojiyi belirleyen öğretim üyesi sayısı 2 bin 366 olarak tespit edildi. Bu alanda en çok yayın 327 ile Bilkent Üniversitesi’nde yapılırken, bunu 220 ile ODTÜ ve 147 ile de İstanbul Teknik Üniversitesi izledi.

Hukuki ve idari düzenlemeler kapsamında ilk olarak bu yıl sonuna kadar Türkiye Nanoteknoloiji Çalışma Grubu kurulacak. Önümüzdeki yılın sonuna kadar ise bu alandaki standartlar hazırlanacak, dünyadaki gelişmiş ülke uygulamaları incelenecek, insan kaynağı geliştirilecek, doçentlik sınavlarında nanoteknoloji alanı tanınacak ve Türkiye Nanoteknoloji Ödülü verilecek.

Teknik Altyapıyı İyileştirmek başlığı altında özel sektör ihtiyaçları da dikkate alınarak araştırma altyapısının geliştirilmesi sağlanacak, nanoteknoloji Ar-Ge envanteri oluşturulacak, KOBİ’lere uygulamalı eğitim verilecek, TÜBİTAK MAM bünyesinde nanoteknoloji alanına özgü yapılanmaya gidilecek,
Üretim Kapasitesini Geliştirmek başlığı altında, TÜBİTAK tarafından yenilikçi iş fikirlerine öncelik verilecek, nanoteknoloji alanında sektörel analizler yapılarak stratejiler belirlenecek.

İşbirliği ve Koordinasyonu Sağlamak başlığı altında ise nanoteknoloji alanında diğer ülkelerde bulunan araştırma merkezleri ve firmalar ile Türkiye’deki paydaşların ortak çalışma yapması sağlanacak, toplumda nanoteknoloji alanındaki farkındalık güçlendirilecek.

Kaynak : Dunya

YÖK’ten Yeni Açıklama, Kimya, Fizik Gibi Bölümleri Tamamen Kapatmıyoruz

YÖK’ten Yeni Açıklama, Kimya, Fizik Gibi Bölümleri Tamamen Kapatmıyoruz. YÖK temel bilim programlarının kapatılacağına dair iddialar üzerine açıklama yaptı. Yapılan açıklamada temel bilim programlarının tamamen kapatılmasının düşünülmediği belirtildi.

YÖK’ten “temel bilimler” açıklaması yapıldı. YÖK, temel bilim programlarının kapatılacağı şeklindeki haberlerin doğru olmadığını bildirdi. YÖK’ten yapılan yazılı açıklamada, yeni kurulan ve temel bilim alanları henüz gelişmemiş olan üniversitelerin, öğrenciler tarafından tercih edilmemesi nedeniyle fizik, kimya, biyoloji gibi programlarının boş kaldığına dikkat çekildi.

asda,u2P1CIs6QUyMxUGi6oRntA

Açıklamada, bu nedenle gelişmiş üniversitelerin temel bilim programlarının kapasitelerinin artırılması suretiyle bu programlarının güçlendirilmesi kararının alındığı belirtildi.
ODTÜ, Hacettepe, İstanbul Üniversiteleri gibi gelişmiş üniversitelerdeki temel bilimler programlarının tamamen dolu iken yeni kurulan ve gelişmekte olan bazı üniversitelerin bu bölümlerinin boş kaldığı hatırlatılan açıklamada, “Almış olduğumuz karar neticesinde fizik, kimya, biyoloji, matematik gibi alanlarda öğretim görmek isteyen öğrencilere, kapasiteleri artırılan gelişmiş üniversitelerde eğitim alabilme imkanı sağlanmıştır. Böylece bu alanlarda daha nitelikli eğitim alabilme imkanı da ortaya çıkacaktır” ifadeleri kullanıldı.
Eş zamanlı olarak, bu sene temel bilimler programlarını teşvik için yeni istihdam imkanları tanımlamak da dahil olmak üzere, birtakım düzenlemelerin de gündeme alındığı vurgulanan açıklamada, şunlar kaydedildi:”Temel bilim programlarına ilişkin aldığımız karardaki bu hususların göz ardı edilerek bu programların tamamen kapatılacağı şeklinde yapılan haber ve yorumlar doğru değildir.
Daha önce ifade ettiğimiz gibi aldığımız ve alacağımız tedbirlerle, temel bilimleri tercih edecek öğrencilerimiz, ileride bu tercihlerinin kendileri için çok doğru olduğunu göreceklerdir. Böyle bir düşüncenin paylaşıldığı açıklamanın temel bilimler programlarına yönelik bir kapatma şeklinde yorumlanmasını kamuoyunun takdirine bırakıyoruz.”

YÖK'ten Yeni Açıklama Kimya, Fizik Gibi Bölümleri Tamamen Kapatmıyoruz.

 

Kaynak : Radikal & Ntv

Kocaeli’de Kimya Sektöründe Kaynak Verimliliği Eğitimi

Kocaeli’de Kimya Sektöründe Kaynak Verimliliği Eğitimi. Bu eğitim çalıştayı kimya sektöründe kaynak verimliliğinin geliştirilmesine yönelik olarak planlanmıştır. Eğitim kapsamında; temiz üretim yoluyla verimlilik artışı, atık azaltımı, ürün kalitesinin arttırılması ve proseslerde yapılacak iyileştirmelerle iş güvenliğinin geliştirilmesi ile üretim maliyetlerinin düşürülmesi gibi konularda sanayicilerin bilinçlendirilmesi hedeflenmektedir. Bu eğitim Kocaeli Sanayi Odası, TÜBİTAK-MAM ve ODTÜ işbirliği ile organize edilmiştir.

Eğitmen, Prof. Dr. N. Göksel DEMĠRER
Prof. Dr. Göksel N. Demirer 1997 yılından bu yana kaynak verimliliği, temiz üretim, endüstriyel simbiyoz, vb. konularda çalışmaktadır. Bu konuda çeşitli dersler vermiş; lisansüstü tezler yönetmiş; pek çok ulusal ve uluslararası projede yürütücü, danışman ve araştırmacı olarak yer almış; çok sayıda endüstriyel tesiste ulusal
ve uluslararası kuruluşlardan destekler alarak uygulamalı projeler gerçekleştirmiştir. Ülkemizde temiz üretim, eko-verimlilik, kaynak verimliliği konularında çok sayıda ulusal ve uluslararası bilimsel makale ve konferans tebliği yayınlamıştır.

Daha Fazla Bilgi İçin : http://uye.kosano.org.tr/egitimler.asp
http://kosano.org.tr/wp-content/uploads/2015/02/Brosur.pdf

Kocaeli'de Kimya Sektöründe Kaynak Verimliliği Eğitimi

Üniversitelere TÜBİTAK’tan teknoloji desteği

Üniversitelere TÜBİTAK’tan teknoloji desteği. Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK), üniversiteler bünyesindeki teknoloji transfer ofislerinin güçlendirilmesi ve yenilerinin kurulmasının teşvik edilmesi amacıyla 10 üniversiteye yıllık 1 milyon liraya kadar hibe desteği verecek.

AA muhabirinin edindiği bilgiye göre, üniversite-sanayi işbirliğinin sağlanması ve bilgiye dayalı geliştirilen yeni teknolojilerin sanayinin kullanımına sunulması için TÜBİTAK Teknoloji ve Yenilik Destek Programları Başkanlığı (TEYDEB) tarafından geçen yıl ilk kez 1513 Teknoloji Transfer Ofisleri Destekleme Programı başlatıldı.

Program kapsamında 2013 yılında Boğaziçi, Ege, Gazi, Hacettepe, Koç, ODTÜ, Özyeğin, Sabancı, Selçuk ve Yıldız Teknik üniversitelerine destek vermeye başlayan TÜBİTAK’ın, 2014 yılından itibaren destek vereceği üniversiteler de belirlendi. Hibe desteği almak için TÜBİTAK’a 36 üniversite başvuruda bulundu. Yapılan değerlendirmenin ardından destek verilecek üniversiteler, Anadolu, Bilkent, Dokuz Eylül, Erciyes, Gaziantep, İstanbul, İstanbul Şehir, İstanbul Teknik ve Uludağ üniversiteleri ile İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü olarak belirlendi.

Teknoloji transfer ofislerinin görevi
Üniversite ve sanayi arasında koordinasyon ve iletişimi sağlayacak teknoloji transfer ofisleri, akademik çalışmaların ürün ve hizmetlere dönüşmesinde ve patentlenmesinde önemli rol oynayacak. Bu ofisler ayrıca üniversitelerin, ulusal ve uluslararası kamu desteklerinden etkin bir şekilde yararlanabilmesi için proje ofisi gibi çalışacak. Proje başvurularının hazırlanması, proje ortaklıkları kurulması ve izlenmesi konularında da faaliyet gösterecek. Üniversite-sanayi işbirlikleri, öğrenci ve akademisyenlerin girişimci fikirlerinin yeşermesi, akademik alanda edindikleri bilginin sanayide uygulamalarını görebilmeleri açısından da teknoloji transfer ofisleri kritik roller üstlenecek.

Program kapsamında, üniversite-sanayi işbirliği çerçevesinde; “Ar-Ge projeleri oluşturma, geliştirme ve lojistik destek sağlama faaliyetleri”, “fikri ve sınai mülkiyet haklarının tescili ve korunması, pazarlanması, ticarileştirilmesi”, “girişim sermayesi desteği, kuluçka merkezi kurma, iş rehberliği, danışmanlık ve eğitim hizmetleri sağlama”, “bilinçlenme oluşturacak etkinlikler düzenleme, yayınlar yapma” konularında Türkiye’de kurulmuş veya kurulacak teknoloji transfer ofislerinin projelerinin geri ödemesiz olarak desteklenmesi hedefleniyor.

Nasıl destek verilecek?
Desteklenecek teknoloji transfer ofislerine TÜBİTAK tarafından yıllık 1 milyon liraya kadar hibe desteği verilecek. Her yıl yapılacak değerlendirmelerle, destek süresi 10 yıla kadar uzatılabilecek. Destek oranı ilk 5 yıl yüzde 80, ikinci 5 yıl yüzde 60 olacak. Programa başvurular, açılacak olan çağrı dönemlerinde proje şeklinde yapılacak.

Programa, üniversiteler, üniversitelerin ortak olduğu şirketler, teknopark yönetici şirketleri, teknopark yönetici şirketinin ortak olduğu şirketler başvurabilecek.

tübitak

 

Kaynak : milliyet

2013’te Dünya Bilim Dünyasının En İyi 10 Buluşu…

2013’te Dünya Bilim Dünyasının En İyi 10 Buluşu… ODTÜ URAP Başkanı ve ODTÜ Kimya Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ural Akbulut, Science ve Nature gibi bilimsel kaynaklardan 2013’te dünya bilim dünyasında yaşanan önemli gelişmeleri derledi.
Buna göre, 2013’ün en önemli buluşları arasında, CERN’nin, Higgs bozonunun varlığının kesinleştiğini açıklaması geldi. İngiliz bilim adamı Peter Higgs’in, 1964’te maddelere kütle kazandıran bir parçacık ve alan olması gerektiğini öne sürmesinin ardından başka fizikçiler de buna paralel bir görüş açıkladı.

Uzun yıllardır yürütülen çalışmalar sonrası CERN’de 103 ülkeye mensup araştırmacılardan oluşan 9 bin kişi, 2012’de izine rastladıkları Higgs bozonunun varlığını 2013’te kanıtladı. CERN’de bu buluşa katkı yapanlar arasında Türkiye’den de bilim insanları vardı. Peter Higgs ve Francois Englert, 2013 Nobel Fizik Ödülü’nü Higgs mekanizmasını önerdikleri için aldı.

-Beyin hücrelerinin ölmesini engelleyen protein bulundu
Beyne giden damarların tıkanması sonucunda, oksijensiz kalan beyin hücrelerinin kısa sürede ölmeye başladığı ve bu durumun felce neden olduğu biliniyor. Oxford Üniversitesi araştırmacıları, beynin belirli bir bölümündeki hücrelerin ise hamartin adlı bir protein üreterek uzun süre oksijensiz yaşadığını buldu.
Profesör A. Buchan, beyinde hafıza ve yön bulmada önemli rolü olan hipokampus adlı bölgedeki hücrelerin, beyin oksijensiz kaldığında hamartin üreterek uzun süre nasıl yaşadığını buldu. Bu hücrelerin ürettiği hamartinin, hücreleri enerji tasarrufuna zorladığı ve hücrelerin de faaliyetlerini durdurduğunu açıkladı.

Beyin hücrelerinin, hamartinin etkisiyle protein üretmeyi durdurup var olanları parçalayarak kendileri için kullandıkları anlaşıldı. Buchan, beynin diğer bölümlerinin de kansız kalınca hamartin üretmesini sağlayacak bir yöntem bulunursa felcin neden olduğu ölümlerin önleneceğini vurguladı. Çalışmanın detaylarını veren makale, Nature Medicine dergisinde yayınlandı.

-Harvard’ın kanat çırparak uçan mikro robotu
Harvard’da 12 yıldır mikro robot geliştirmek için araştırma yapan Profesör R. J. Wood ve ekibi, robotun tüm parçalarını kendileri üretti. Geliştirilen mikro motor, kanat ve kontrol sistemlerinin teknik detayları Science dergisinde yayınlandı. Wood ve ekibi, arı ve sineklerin kanat çırpışını filme çekip analiz etti ve hafif malzemelerden kanat ve mikro motorlar yaptı. Saniyede 120 kez kanat çırpan mikro robotların boyu 3 santimetre, ağırlığı ise 0,080 gram. Kanatların gözle görülemeyecek bir hızla çırpması için elektrik alanı uygulanınca büzülen, ince seramik çubuklar kullanıldı.

-Parmak ucu kadar hassas suni deri yapıldı
ABD’de Georgia Institute of Technology’de, Profesör Z. L. Wang, akıllı suni deri üretti. Suni deride 8 bin transistör bulunuyor. Transistörler basınç altında birbirinden bağımsız olarak elektrik üretiyor. Her transistör insanın parmak ucu gibi 10 kilo paskal basıncı hissediyor. Çalışmanın detayları, Science dergisinde yayınlanacak. Bu deriyle robotlar hassas işleri yapabilecek. Elini kaybedenlerin robot elleri, bu deriyle kaplanarak hissetmeleri sağlanacak.

-Kanserli ile sağlıklı dokuyu ayırabilen cerrahi bıçağı
İngiltere’de Imperial College London’da öğretim üyesi olan Macar kimyacı Z. Takats, iBistüri geliştirdi. Takatz, cerrahların elektrokoter denilen cerrahi bıçağıyla hastanın dokularını keserken kanserli dokularla sağlıklı dokuların çıkardıkları dumanlardaki gazın yapılarının farklı olduğunu buldu. Böylece, cerrahlar, ameliyatta kestikleri dokunun kanserli mi sağlıklı mı olduğunu birkaç saniyede öğrenecek. Analizin patoloji laboratuvarında yapılması ise 30 dakika sürebiliyor. Yakında kullanıma sunulacak cihaz ameliyatlarda kanserli dokuların içerde kalabilmesi ya da istemeden sağlıklı dokuların alınması gibi riskleri ortadan kaldıracak.

-Bükülebilen ve esneyebilen pil yapıldı
ABD’de Northwestern ve Illinois Üniversites’nin ortak çalışmasıyla esneyen ve bükülen pil üretildi. Çok küçük 100 lityum iyon pili esnek tellerle birbirine bağlandı. Esnek bir plastik malzeme üzerine yerleştirilen pil, uzaktan şarj edildiği için kablolu şarj cihazına gerek bulunmuyor. Bükülebilen bilgisayar ve televizyonlar için gerekli olan bu pilin uzaktan şarj edilir olması önemli bir gelişme olarak kabul ediliyor.

-Demir pası ve Güneş ışığı ile ucuz hidrojen üretimi
Lozan Üniversitesinden Prof. Dr. M. Gratzel ve Technion Teknoloji Enstitüsü profesörlerinden A. Rotschild, ucuz malzemelerle yeni bir teknik geliştirdi. Gratzel, ekibiyle yaptığı çalışmalarla, Güneş pillerinin verimini artırmak için 90’larda geliştirdiği birleşik pillerin pratik kullanımını sağladıl. Çalışma Nature Materials dergisinde yayınlandı. Pilin verimini artırma çalışmaları sürüyor.

-Avustralyalılar kuantum mikroskopu yaptı
Avustralya’da Queensland Üniversitesi ve Avustralya Ulusal Üniversitesinin ortak çalışmasıyla, kuantum mekaniğinin prensibi kullanılarak mikroskop yapıldı. Bu çalışma, Nature Photonics’de yayınlandı. Mikroskop, yaşayan hücrelerin iç yapılarını hücreye zarar vermeden inceleme olanağı verecek. Doç. Dr. W. Bowen, bu çalışma ile kuantum fiziğinin teknolojiye uygulanabildiğini kanıtladıklarını vurguladı. Mikroskopla hücrelerin yaşam döngüsü izlenebilecek.

-Moleküller hareket ettirilip dünyanın en küçük çizgi filmi yapıldı
IBM’in araştırmacıları, karbonmonoksit moleküllerini, Taramalı Tünelleme Mikroskopu ile hareket ettirerek dünyanın en küçük çizgi filmini yaptı. IBM araştırmacısı Prof. Dr. H. Rohrer ve G. Binnig, 1981’de bu mikroskopu geliştirip 1986’da Nobel Fizik Ödülü almıştı. Bu mikroskopla malzemelerin yüzeyi atom düzeyinde görüntüleniyor. IBM araştırmacıları atom düzeyinde araştırma yaparken “Çocuk ve Atomu” adlı bir çizgi film hazırladı. Bakır levha üzerine yerleştirilen karbonmonoksit molekülleriyle çocuk ve topunun şekli oluşturuldu. Mikroskopta, karbonmonoksit molekülündeki oksijen atomu nokta halinde görünüyor. Bu yöntemle 242 farklı resim üretilerek 94 saniyelik çizgi film yapıldı.

-ABD’de laboratuvarda üretilen böbrek fareye takılınca çalıştı
ABD’de Massachusetts General Hastanesinde, laboratuvar ortamında rejenere edilen fare böbreği, bir fareye takılınca idrar üretmeye başladı.

Dr. Harald Ott, daha önce damarların rejenere edildiği tekniği kullanarak böbreği oluşturdu ve ilk kez tam bir organ rejenere edilmiş oldu. Önce ölü bir farenin böbreği alındı ve içinde özel bir sıvı bulunan yıkama makinesine konuldu. Sıvıdaki enzim ve parçalayıcı maddeler böbrekteki ölü fareye ait hücreleri parçalayarak temizledi. Geriye böbreğin iskeleti olan ve bal peteğini andıran matris kaldı. Sonra yeni doğmuş fareden alınan böbrek hücreleri, özel bir ortamda bu böbrek matrisine aşılanarak böbrek dokuları oluşturuldu.

bilim insanı

 

Kaynak :beyazgazete

Türkiye’nin altında hazine yatıyor “yanan buz”. Peki nedir bu yanan buz ?

Dünyada geleceğin enerji kaynağı olarak bilinen ve “yanan buz” olarak da tabir edilen metan hidratın Japonlar tarafından sürpriz şekilde üretilmeye başlanması uluslararası enerji hesaplarını değiştirdi.

Çok büyük kaynaklara sahip olduğu belirlenen Türkiye’nin rezerv tespiti ve üretim konusunda mesafe alabilmesi için Milli Metan Hidrat Projesi hazırlandı.

Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Deniz Bilimleri ve Teknolojisi Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Günay Çifçi, yaptığı açıklamada, Türkiye’nin acil olarak Milli Metan Hidrat Projesi’ni uygulamaya koyması ve yeni gemileri devreye alması gerektiğine dikkati çekti.

Yüksek basınç ve düşük sıcaklık nedeniyle katı buz parçalarının içinde metan gazının hapsolması ile oluşan metan hidratın dünyada ilk kez Karadeniz’de 1974 yılında Sovyet bilim insanları tarafından tespit edildiğini anlatan Çifçi, 1 metreküpünden 164 metreküp doğalgaz sağlanabilen metan hidratın, dünya fosil yakıt kaynaklarının yüzde 53’ünü oluşturduğunu belirtti.

Bu kaynağın tespiti ve enerjide kullanılması için özellikle 2000’li yıllar sonrası ardı ardına projeler açıklandığını, ABD, Almanya, Rusya, Fransa gibi ülkelerden üniversite ve enstitülerin bilimsel projeler yürüttüğünü, bu konuda son yıllarda doğalgaz fakiri olan Japonya, Çin, Güney Kore ve Hindistan’ın da araştırmalara başladığına değinen Çifçi, şu bilgileri verdi:

“Petrol şirketlerinin de dahil olduğu bu araştırmalar sırasında metan hidratın gelecekte dünyanın en önemli enerji kaynağı olabileceği yorumları yapılıyordu. Metan hidratın fizibil olarak çıkarılabilmesi için petrol ve doğal gaz kaynaklarının azalması ve fiyatlarının yükselmesi bekleniyordu.

Ancak Japonya’nın geçen yıl Nankai çukurundan metan hidrat elde etmeyi başarması hesapları değiştirdi. Şimdi herkes bir an önce üretim teknolojisini geliştirerek bu rekabette arkada kalmamanın mücadelesini veriyor. Örneğin Almanya kendisine 2016 yılını hedef olarak koydu. AB de bu konuda planlarını yaptı.”

Bu tablo içinde Türkiye’nin çok özel bir konuma sahip olduğuna işaret eden Çifçi, mevcut verilere göre Türkiye’nin metan hidrat konusunda kaynak zengini olduğunun tespit edildiğini söyledi.

Çifçi, şöyle konuştu:

“Kesinlikle söyleyebiliriz ki Türkiye, metan hidrat konusunda kaynak zengini bir ülke. Akdeniz’de bilinen tek gaz hidrat yatakları Türkiye’nin münhasır ekonomik bölgesi içinde. Dünyada halen bu konuda en çok araştırmanın yürütüldüğü Karadeniz’de varlığı saptanmış belli başlı tüm kaynaklar da yine bizim münhasır alanımız içinde.

Karadeniz’de henüz araştırmaları devam eden onlarca alanın bulunduğu dikkate alınırsa en geniş sahil şeridine sahip Türkiye’nin bu konudaki potansiyeline açıklık getirmiş oluruz. Enerji ithalatı nedeniyle cari açık sorunuyla mücadele eden bir ülke için bu kaynağın önemi çok büyük.”

Türkiye’nin uluslararası akreditasyonu bulunan tek jeofizik sismik laboratuvarına sahip DEÜ Deniz Bilimleri ve Teknolojisi Entitüsü’nün yine
Türkiye’nin tek bilimsel araştırma gemisi olan Koca Piri Reis ile ülkeyi çevreleyen denizlerde sismik haritalama ve veri toplama çalışması yaptığını anlatan Çifçi, denize kıyısı küçük olan Almanya’nın bile 15 gemiyle bu çalışmaları yürüttüğünü vurguladı.

Çalışmalarda halen veri toplama aşamasında olduklarını, rezervleri tespit etme ve üretim teknolojisini geliştirme aşamasına henüz gelemediklerini kaydeden Çifçi, enerji ithalatının neden olduğu cari açık problemiyle savaşan Türkiye’nin bu çalışmalara “gaz vermesi gerektiğini” dile getirdi.

Çiftçi, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Metan hidrat Türkiye’nin enerji sorununu çözebilecek bir kaynaktır. Ancak bunun için bir an önce Milli Gaz Hidrat Projesi’nin uygulamaya sokulması gerekiyor. Bu konuda enstitümüz tarafından bir proje hazırlandı. TPAO, ODTÜ, İTÜ, İstanbul Üniversitesi ve Maltepe Üniversitesi gibi kurumların da dahil olduğu proje kapsamında metan hidrat kaynaklarına yönelik haritalandırma, örneklendirme, üretim ve sondaj tekniklerinin geliştirilmesi konusunda çalışma yapılacak. Ayrıca bu çalışmalarda değerlendirilmek üzere 2007 yılında DPT’nin kabul ettiği ancak Maliye Bakanlığı bürokrasisine takılan Çakabey isimli bilimsel araştırma gemisi projesinin de hayata geçirilmesi hedefleniyor.

Projeyi TÜBİTAK’a sunmaya hazırlanıyoruz. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı da gaz hidratlar konusunda bir hareketlilik içinde. Bu konuda bir birim oluşturuldu. Ancak elimizi çabuk tutmalıyız. Türkiye’nin bu konudaki bilim insanı potansiyeli yeterli seviyede. Projeye başlanırsa metan hidrat yataklarından katma değerinin büyük bölümü ülkemize kalacak bir teknoloji geliştirebiliriz.”

yanan buz

 

Kaynak :ekonomi.haberturk

Dünyanın dört bir yanındaki üniversitelerden ve akademisyenler ODTÜ’ye destek geliyor.

Dünyanın dört bir yanındaki üniversitelerden akademisyenler Orta Doğu Teknik Üniversitesi arazisindeki yol yapım projesine karşı çıkmak amacıyla başlatılan bir imza kampanyasına destek veriyor. Aralarında Massachusetts Institute of Technology’den ünlü dil bilimci ve filozof Noam Chomsky’nin de bulunduğu akademisyenlerin imzaları “Solidarity with METU” (ODTÜ ile Dayanışma) başlıklı blog’da toplanıyor.

Kampanyaya imza atan akademisyenleri bünyesinde barındıran üniversitelerden bazıları bunlar:

Yale Üniversitesi, Boston Üniversitesi, Harvard Üniversitesi, Luiss Guido Carli Üniversitesi, Notthingham Üniversitesi, IRFAM, Deutsches Krebsforschungszentrum, Columbia Üniversitesi, Université Paris-Sud, CEPN, Université Paris, Cornell Üniversitesi, London School of Economics, Boğaziçi Üniversitesi, Galatasaray Üniversitesi, Koç Üniversitesi, Sabancı Üniversitesi, İstanbul Bilgi Üniversitesi, Sakarya Üniversitesi, Hacettepe Üniversitesi…

Sosyal medya üzerinden hızla yayılan imza kampanyasının çağrı metninin Türkçesi ise şöyle:

AKP’li Ankara Büyükşehir Belediyesi, tüm itirazlara rağmen şehrin içinden geçen ve aynı zamanda ODTÜ arazisi olan ormanlık alanda yol yapım projesini başlattı.

ODTÜ kampüsü etrafındaki mahalle sakinlerinin yanı sıra ODTÜ öğrencileri ve emekçileri de bu projeye başından beri şiddetle karşı çıktılar. Öğrenciler, belediye ekiplerinin ağaçları kesmesine engel olabilmek için çeşitli girişimlerde bulundu. Ancak Ankara Büyükşehir Belediyesi, üniversite yönetiminin projeye itirazlarını ifade ettiği yasal süreç devam ediyor olmasına rağmen 18 Ekim gecesi herhangi bir uyarı ya da yasal izin olmadan 3000 ağacı yok ederek bir çevre katliamı gerçekleştirdi. Belediye ekiplerinin gece baskınını inşaat araçları ordusu ve protestolara müdahale etmesi için kampüse sevk edilen çevik kuvvet polisleri takip etti. Bu arada, hükümet de sorunu çözmek için yargıdan geçen bütün olası yolları organize bir çaba ile engelledi. Polis inşaata karşı çıkan üniversite öğrencilerine yoğun biber gazı ve tazyikli suyla müdahale etmeye devam ediyor. Başka bir deyişle, ODTÜ’nün kendi ormanı için yürüttüğü mücadele, demokratik hakkı olan protesto ve ifade özgürlüğü mücadelesine dönüşmüştür.

Bu olaylar tıpkı Gezi Direnişi’nde olduğu gibi, hükümetin çevreyle ilgili konularda halkın endişelerini nasıl göz ardı ettiğini gösteriyor. ODTÜ’ye yapılan saldırı, hükümetin inşaat projeleri için kamusal yeşil alanları yok etme kararlılığının sadece bir örneğidir. Ayrıca bu durum hükümetin yüksek öğretimin özerkliğini yok etme çabasının da bir parçasıdır.

Biz, aşağıda imzası olan akademisyenler, Orta Doğu Teknik Üniversitesi kampüsündeki hukuksuz çevre katliamını ve polis şiddetini kınıyoruz. Bu, ODTÜ’ye ve Türkiye akademisine yapılan, etik olmayan ve kabul edilemez bir saldırıdır. Direnen tüm ODTÜ öğrencilerine, akademisyenlerine ve personeline sonsuz destek ve dayanışma içinde bulunduğumuzu bildiririz.

Dayanışmayla!

odtü

 

Kaynak :hurriyet