BIOMED 2017 – 22. Uluslararası Biyomedikal Bilim ve Teknoloji Sempozyumu Ankara’da Gerçekleştirildi

BIOMED 2017 – 22. Uluslararası Biyomedikal Bilim ve Teknoloji Sempozyumu Ankara’da Gerçekleştirildi. TÜBA Asosye Üyesi ve TÜBA-Kök Hücre Çalışma Grubu Eş Yürütücüsü Prof. Dr. Y. Murat Elçin’in başkanlığında düzenlenen “BIOMED 2017 – 22. Uluslararası Biyomedikal Bilim ve Teknoloji Sempozyumu” 12-14 Mayıs tarihleri arasında Ankara’da gerçekleştirildi.

Türkiye’de biyomedikal bilim ve teknoloji alanının gelenekselleşmiş bu ana toplantısına ElcinLab (Doku Mühendisliği, Biyomalzemeler ve Nanobiyoteknoloji Araştırma Grubu), Biyomalzeme ve Doku Mühendisliği Derneği (BDMD), Avrupa Biyomalzemeler Derneği (ESB) ve Biomaterials Network destek verdi.

BIOMED 2017’nin ana temaları; Biyomalzemeler, Doku Mühendisliği, Rejeneratif Tıp, Nanobiyoteknoloji, Kişisel Tıp, Üç-Boyutlu Mikro Doku/Organ Modelleri, Biyoesinlenilmiş Malzemeler ve Üç-Boyutlu Doku/Organ Biyobasım olarak seçildi ve toplantıyı 280’in üzerinde bilim insanı takip etti.

Prof. Dr. Y. Murat Elçin yaptığı açıklamada, “Biyomedikal bilim ve teknoloji alanlarındaki önemli gelişmeler, yakın gelecekte sağlık ve hastalık durumlarında biyolojik süreçleri ve işlevleri, insan fizyolojisine çok benzer şekilde taklit edebilen mikrofizyolojik sistemlerin (çipte-organ ve çipte-vücut sistemlerinin) yaygın olarak kullanılacağını göstermekte. Bu in-vitro sistemler, hastalık evrelerinin incelenmesinde, immünojenite, toksisite ve güvenli ilaç geliştirme araştırmalarında mevcut hayvan modellerine göre önemli üstünlükler taşıyor. Uyarılmış pluripotent kök hücre ve genomik teknolojilerin yaygınlaşması ile “kişisel tıp yaklaşımlarının” hayata geçişi hızlanacaktır. Diğer yandan, üç-boyutlu biyobasım ve eklemeli biyomalzeme üretim yöntemlerindeki gelişmeler, doku mühendisliği ile hastaya özel doku/organ üretimini hayal olmaktan çıkaracağı öngörülebilir.” dedi.

Prof. Dr. Y. Murat Elçin “Kişisel Tıpta Organ Çiplerinin Önemi” konusunda, Tokyo Denki Üniversitesi’nden Prof. Dr. Yasuharu Ohgoe “Biyomedikal Uygulamalar için Amorf Karbon Kaplamalar”, Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nden Prof. Dr. Vasıf Hasırcı “Mikroçevrenin Hücre Davranışına Etkileri”, Prof. Dr. Nesrin Hasırcı “Biyobasım ile Hastaya-Özel İşlevsel Kemik Üretimi” ve Kore Hallym Üniversitesi’nden Prof. Dr. Chan Hum Park da “Klinikte İpek Temelli Biyomalzemelerin Kullanımı” konularında davetli konuşmalar yaptılar.

Üç gün süren BIOMED 2017’de alanlarında dünyaca tanınmış 12 bilim insanı konferans verdi.

Bunun yanı sıra, toplantıda 50’si sözlü ve 185’i posterli olmak üzere 235 adet özgün bildiri sunuldu. Başlıca seçkin konuşmacılar arasında İsviçre AO Araştırma Enstitüsü’nden “2015 Marshall R. Urist Ödülü” sahibi Dr. Mauro Alini “İntervertebral Disk Rejenerasyonunda Kemoatraktan ve Kök Hücre Etkisi” konusunda, Kanada Laval Üniversitesi’nden Biyomalzeme ve Biyomühendislik alanında “Kanada Araştırma Kürsüsü” sahibi Prof. Dr. Diego Mantovani “Rejeneratif Tıp İçin Çok Hücre Tipi İçeren Üç-Boyutlu Hibrit Yapıların Geliştirilmesi” konusunda ve Güney Kore Chonbuk Ulusal Üniversitesi’nden halen TERMIS-Asya Pasifik Başkanı ve Dünya TERMIS seçilmiş başkanı olan Prof. Dr. Gilson Khang ise “Doku Mühendisliği ve Rejeneratif Tıp Ürünlerinin Güney Kore ve Dünya’daki Güncel Durumu” konusunda konferanslar verdiler.

Kaynak : TÜBA

2. Yaşam Bilimleri Kongresi AGÜ’de Başladı

2. Yaşam Bilimleri Kongresi AGÜ’de Başladı. Abdullah Gül Üniversitesi Rektörlüğü konferans salonunda başlayan ve 23-25 Şubat tarihleri arasında gerçekleştirilecek olan kongrede, 31 kentten, 79 kurum ve 500’ü aşkın katılımcı ile özellikle genetik bilimindeki gelişmelere dair bildiriler sunulacak.

Kongrenin açılış konuşmasını yapan AGÜ Rektörü Prof. Dr. İhsan Sabuncuoğlu, geçen yıl ilki düzenlenen kongrede, yaşam bilimleri alanında çalışan temel, klinik ve mühendislik bilim alanlarından uzman ve öğrencilerimizi bir araya getirerek interaktif bir ortam oluşturmayı hedeflediklerini söyledi.

Kanser biyolojisi, proteomiks, biyoinformatik, doku mühendisliği, kök hücre, nanobiyoteknoloji, sinirbilim, immünoloji ve biyomedikal enstürmantasyon gibi konuların ele alınacağı kongrenin; moleküler biyoloji ve genetik, biyoloji, biyomühendislik, tıp, eczacılık, diş hekimliği, kimya mühendisliği, malzeme bilimi ve mühendisliği, nanoteknoloji ve diğer temel bilim alanlarında uzmanlık yapan bilim insanlarının araştırmalarına ve öğrencilerin vizyonlarına önemli katkılar sunacağına inandıklarını kaydeden Prof. Dr. İhsan Sabuncuoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Abdullah Gül Üniversitesi olarak, toplumla bütünleşmeyi temel misyon olarak kabul etmiş ve bu yolda ilerlerken de yeni nesil üniversitelerin öncülüğünü üstlenmiş, büyük hedefleri olan bir üniversiteyiz. Üniversitemiz daha çok genç, daha çocuk. Türkiye’deki sayısı neredeyse 180’e ulaşan üniversitelerden birisi. Türkiye’nin ilk vakıf destekli devlet üniversitesi. Ve Anadolu’da kurulmuş tamamen İngilizce eğitim yapan ve öğrencilerine üst düzey bir dil alt yapısı sunan Türkiye’deki birkaç okuldan biri. Buna, vakıf üniversiteleri de dahil. Büyümemizi, son derece kontrollü, kaliteden ödün vermeden, kaliteli ve nitelikli insan gücünü; akademisyen, öğrenci ve idari personel, bir araya getirerek ve bu insanlara iyi bir çalışma ortamı sağlayarak, öğrencilerimize de iyi bir eğitim ortamı, yeni nesil bir müfredat, yeni eğitim modeli üzerinden çok yakın bir gelecekte tüm dünyaya egemen olacak yeni öğrenme deneyimine önem ve ren ve bunu hayata geçiren bir üniversite olarak büyüyoruz. Bu kongre bizim için çok önemli, çünkü bilim dünyasında biyoloji ve genetik biliminin ne kadar önemli olduğunu artık bütün dünya anladı. Genetik alanındaki araştırmalar bilim dünyasında çığır açacak nitelikteki, insanoğlunun daha sağlıklı ve mutlu bir yaşam sürebilmesi için ortaya koyduğu gayretlerin aslında önemli bir açılım noktası.”

Açılış konuşmaların ardından, Sevil Dinçer İşoğlu, Volkan Seyrantepe’nin oturum başkanlığında, ‘Metastatik Kanserlerin Tedavisine Yeni Bir Yaklaşım’, ‘Hücrenin Gücü: Hücresel Tedaviler’ başlıklı bildirilerin sunumu gerçekleştirildi ve ‘kanser oturumu’ adı altında kanser hastalığındaki genetik bilimine dair gelişmeler aktarıldı.

Kaynak : Haberturk

Alkolsüz İçeceklerden Enerji Üretebileceğimiz Günler Yakın Olabilir

Alkolsüz İçeceklerden Enerji Üretebileceğimiz Günler Yakın Olabilir. Çin’deki araştırmacılar, eski Japon kağıt katlama sanatını, alkolsüz içeceklerden enerji üretecek bir minyatür biyoyakıt hücresine entegre etmenin bir yolunu buldu.

Biyoyakıt hücreleri, değerli metaller yerine, yakıtlarını oksitlemek için katalizör olarak enzimler kullanırlar. Minyatür sürümler taşınabilir ve yüksek verimlilikte oldukları için araştırmacıların ilgi alanları buraya doğru kayıyor. İmplantlar, elektronik kontak lensleri  için veya terden enerjiyi toplamak için güç sağlayabilirler. Bununla birlikte, bu küçük biyoyakıt hücrelerinin tasarlanması, karmaşık montaj ve yüksek maliyetler nedeniyle zordur.

Changchun Uygulamalı Kimya Enstitüsünden Shaojun Dong önderliğinde bir grup araştırmacı, manganez oksit esaslı bir katot ve enzimatik bir anot içeren biyoyakıt hücresini düz filtre kağıdı ile origami tarzı bir cihaz haline getirdi.

Dong, “Biyoyakıt hücresi, elektrik enerjisini glikozun kimyasal enerjisinden elde edebiliyor” dedi.

Origami tarzı biyoyakıt hücreleri basitçe elle birleştirilir ve ucuz hammaddeler kullanılır. ABD’li Utah Üniversitesi’nde biyoelekrokataliz araştırmacısı Shelley Minteer, “Bir çok araştırmacı ucuz ve tek kullanımlık biyoyakıt hücreleri için kağıt tabanlı bir strateji kullandı ancak bunlar çoğunlukla katotla sınırlı” diyor. Ancak Dong’in çalışmasında manganez içeren katot, oksijen olmadan cihazın işlev görmesine olanak tanır ve klasik biyolojik yakıt hücrelerinin dezavantajlarının üstesinden gelen soy metalleri gerektirmez.

Dong çalışmasını Coca-Cola üzerinde denedi, ‘Alkolsüz içeceklerde glikoz konsantrasyonu, daha fazla seyreltmeye ihtiyaç duyulmaksızın biyoyakıt hücreleri için uygundur’. Yakıt hücresi doğrudan Coca-Cola ve diğer alkolsüz içeceklerden enerji üretebildi.

Université Grenoble Alpes, Fransa’da bir Nanobiyoteknoloji Profesörü olan Donald Martin “Her ne kadar bu tür hücrelerin büyük ölçekli gelişimini görmeden önce gidilmesi gereken uzun bir yol olsa da, biyosensör ve biyoyakıt hücreleri için origami tabanlı cihazlar, düşük maliyetli ve sürdürülebilir enerji üretimi büyük potansiyeli vaad ediyor” diyor.

Kaynak : chemistryworld

II. Yaşam Bilimleri Kongresi Kimya Mühendisliği’nden Biyomühendisliğe Kadar Birçok Temel Bilimi Bir Araya Getirecek

II. Yaşam Bilimleri Kongresi Kimya Mühendisliği’nden Biyomühendisliğe Kadar Birçok Temel Bilimi Bir Araya Getirecek. Abdullah Gül Üniversitesi, Yaşam ve Doğa Bilimleri Fakültesi’nin ev sahipliğinde 23-25 Şubat 2017 tarihlerinde, Kayseri’de II. Yaşam Bilimleri Kongresi düzenlenecek.

II. Yaşam Bilimleri Kongresi’nde, yaşam bilimleri alanında çalışan temel, klinik ve mühendislik bilim alanlarından uzman ve öğrenciler bir araya gelerek interaktif bir ortam yaratılması hedefleniyor. Kongrede temel olarak kanser biyolojisi, proteomiks, biyoinformatik, doku mühendisliği, kök hücre, nanobiyoteknoloji, sinirbilim, immünoloji ve biyomedikal enstürmantasyon gibi önemli konular ele alınacak. Yaşam Bilimleri Kongresi Moleküler Biyoloji ve Genetik, Biyoloji, Biyomühendislik, Tıp, Eczacılık, Diş Hekimliği, Kimya Mühendisliği, Malzeme Bilimi ve Mühendisliği, Nanoteknoloji ve diğer temel bilim alanlarında uzmanlık yapan bilim insanlarının araştırmalarına ve öğrencilerimizin vizyonlarına önemli katkılar sunacak.

KONU BAŞLIKLARI

-Hücre Biyolojisi
-Kanser Genetiği
-İnsan Genetik Hastalıkları
-Biyomühendislik
-Kök Hücreler
-Rejeneratif Tıp
-Hedefe Yönelik İlaçlar
-İlaç Taşıyıcı Sistemler
-Biyomalzeme
-Farmakogenetik
-Epigenetik
-Proteomiks
-Biyoinformatik
-Doku Mühendisliği
-Sinir Bilimi
-İmmunoloji
-Biyoenstrümentasyon
-Nanobiyoteknoloji

Detaylı Bilgi Ve Kongre Anasayfası : https://www.yasambilimlerikongresi.org/