Ülkemizde Enerji Trendi Kömüre Dönüyor

Ülkemizde Enerji Trendi Kömüre Dönüyor. Petrol ve doğalgazda dışa bağımlı olan Türkiye, enerji faturasını düşürmek için ibreyi kömüre çevirdi. Elektrik ihtiyacının yüzde 29’u kömürden karşılanırken, bu rakamın yüzde 42’ye çıkarılması planlanıyor.

Son dönemlerde maden kazaları ile gündeme gelen kömür, Türkiye’nin en önemli enerji kaynağı olarak gösteriliyor. Enerji yönetimi elektrik üretiminde kömürün payını artırmak istiyor. 2015-2019 Stratejik Planı’na göre, rödovans sistemi devam edecek. Yani çalıştırılması ekonomik görünmeyen ve yatırım yapılması düşünülmeyen sahalardaki rezervler özel sektöre belli bir ücret karşılığında kiralanacak. Hedef, kömürle 2019’da 60 milyar kilovatsaat elektrik üretmek. Strateji Belgesi’nde bu amaca ulaşmak için açılacak büyük sahalara ilişkin bilgilere de yer verildi. Buna göre Afyonkarahisar-Dinar ve Eskişehir-Alpu’daki rezervlerin bulunduğu sahalar gerekli etütlerin tamamlanmasının ardından 2019’da yatırımcılara açılabilecek. Aynı şekilde Karapınar-Ayrancı ve Tekirdağ-Çerkezköy ile İstanbul- Çatalca’daki kömür sahalarının da 2019 yılı sonuna kadar yatırımcılara açılması hedefleniyor.

enerji

Enterkonneksiyon kapasitesi 2 katına çıkarılacak

Stratejik plan kapsamında tüm madencilik işlemlerinin e-Devlet projesi kapsamında elektronik ortamda yürütülmesi sağlanacak. Bu konu, yerli kömür kaynaklarının değerlendirilmesi hedefine ulaşılması açısından da önem taşıyor. Uluslararası enterkonneksiyon kapasitesinin 2019 sonuna kadar 2 katına çıkarılması planlanıyor. Türkiye’nin halen Yunanistan, Bulgaristan, Gürcistan, İran, Irak ve Suriye ile elektrik bağlantısı var. En çok ticaret Avrupa komşularıyla yapılıyor ancak, kullanılan kapasite düşük, ticaret imkanları sınırlı.

Yerli enerji üretim faaliyetleri artırılacak

Doğalgazın ithal edilen bir kaynak olması nedeniyle dış ticaret açığındaki payının yüksek olmasının yanı sıra tedarik riskinin de bulunmasından dolayı, doğalgazın elektrik enerjisi üretimindeki payının dönem sonuna kadar yüzde 38 seviyelerine indirilmesi hedefleniyor. Yenilenebilir enerji kaynaklarının birincil enerji ve elektrik enerjisi arzı içindeki payının arttırılması sağlanacak. Yurtiçi ve yurtdışı ham petrol üretiminin tüketimi karşılama oranının yüzde 13.6’ya çıkarılması planlanıyor. Ayrıca 2019 yılı sonuna kadar yerli petrol, doğalgaz arama ve üretim faaliyetlerinin arttırılması öngörülüyor. Elektrik ihtiyacının yüzde 29’u kömürden kaşılanırken, bu rakamın yüzde 42’ye çıkarılması planlanıyor.

12 bin 395 megavat gücünde 26 kömür santrali bulunuyor

Türkiye’de kömüre dayalı 26 santral bulunuyor ve bu santrallerin toplam kurulu gücü 12 bin 395 megavat. 2 yıl önce Konya Şeker’e devri gerçekleşen Kangal Termik Santralı, bu gücün yüzde 3.7’sini oluşturuyor. Kangal Termik Santrali’nde yılda yaklaşık 5.5-6 milyon ton linyit kullanılacağı düşünüldüğünde Türkiye linyit üretiminin yaklaşık yüzde 8’ini gerçekleştirileceği öngörülüyor. 600 megavat gücündeki Seyitömer Termik Santrali’nin ihalesini 2 milyar 248 milyon dolarla Çelikler İnşaat kazanmıştı. 2012 yılında EÜAŞ üretiminin yüzde 3,6’sını, toplam Türkiye üretiminin ise yüzde 1.4’ünü tek başına karşılayan santralın 170 milyon ton kömür rezervi bulunuyor.

Kaynak çeşitlendirilemiyor

Türkiye’nin enerjide en büyük sorununun kaynaklarını çeşitlendirememesi olarak gösteriliyor. Bu sorun hem ısınma ve yakıtta Türkiye’nin birincil kaynağı olan doğalgazın satın alındığı ülkelerin çeşitlendirilmesinde kendini gösteriyor, hem de ülke içinde alternatif enerji kaynaklarının geliştirilememesinde. Enerji Bakanlığı tarafından hazırlanan Strateji Belgesi’nde Türkiye’nin enerji tüketimine ilişkin bu sorun net olarak ortaya kondu. 2015-2019 Stratejik Planı’na göre Türkiye, enerji ihtiyacının yüzde 43.8’ini doğalgazdan karşılıyor. Kömür ise toplam tüketimin yüzde 25.7’sini karşılayabiliyor. Kalan ihtiyaç ise hidroelektrik santrallerin yanı sıra maliyetleri diğer kaynaklara göre çok daha yüksek olan yenilenebilir enerji kaynakları ve fuel oil ile karşılanıyor.

Dünyada kömürün hakimiyeti 15 yıl sonra bitecek!

Türkiye’de elektrik üretiminde kömürün payı artıyor ancak dünyada tersi bir trend izleniyor. Ülkelerin iklim değişimi anlaşmasında imza koydukları şartlara uymaları halinde, rüzgar, güneş ve diğer tür yenilenebilir enerji kaynaklarının önümüzdeki 15 yıllık sürede, şu ün elektrik üretiminin bir numaralı kaynağı olan kömürün yerini alarak dünyanın en büyük elektrik kaynağı haline gelmesi bekleniyor. Uluslararası Enerji Ajansı’nın yaptığı hesaplamalara göre, bugün dünyada elekrtik üretiminde kullanımı beşte bir düzeyinde olan yenilenebilir enerji kaynakları 2030 yılına kadar üçte bir seviyesine ulaşabilir. Bu da toplam içinde kömür, doğalgaz ve nükleer tesisleri geride bırakacak bir seviyeyi ifade ediyor.

kömür

 

Kaynak : Dünya

Bp 2015 yılı Dünya Enerji İstatistikleri Raporunu Yayınladı

Bp 2015 yılı Dünya Enerji İstatistikleri Raporunu Yayınladı Amerika üretimini günlük 1,6 milyon varil artırarak dünyadaki en büyük artışı kaydetti ve bugüne kadar üretimini üç yıl ardı ardına en az 1 milyon varil artıran ilk ülke olarak dünyanın en büyük petrol üreticisi unvanını Suudi Arabistan’dan devraldı. Rapora göre, temel enerji kaynaklarındaki tüketim, ciddi ölçüde yavaşlayarak 2014’te sadece yüzde 0,9’luk büyüme ile 1990’lı yılların sonundan bu yana, son on yıldaki finansal krizin hemen sonrasındaki dönem haricinde, en düşük oranı kaydetti. Çin ise tüketimde halen dünyanın en büyük büyüme pazarı olmayı sürdürmesine rağmen, ülke ekonomisinin enerji yoğun sektörlerden uzaklaşarak yeniden dengeye oturması ile birlikte, tüketimde görülen büyüme açısından 1998 yılından bu yana en düşük düzeyine indi.

BP Group CEO’su Bob Dudley, 2015 BP Dünya Enerji İstatistikleri Raporu‘na ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “2014 öncesindeki birkaç yıl boyunca enerji pazarlarına damgasını vuran ürkütücü sessizlik geçen yılın sonunda hızlıca son buldu. 2014’te enerjinin hem arz hem de talebinde görülen ciddi gelişmeler, enerji manzarasını oluşturan tektonik tabakalardaki daha kapsamlı oynamaların belirtileri olarak görülebilir. Sektör olarak görevimiz, günümüzün zorluklarının üstesinden gelirken bir yandan da yarının talebini güvenli ve sürdürülebilir şekilde karşılamak üzere yatırım yapmaya devam etmek”.

Üretim ve tüketimdeki kaymaların gerek enerji fiyatları gerekse yakıt karışımı üzerinde ciddi etkileri oldu. Petrolde, OPEC dışı üretim rekor düzeyde artarken OPEC’in pazar payını korumak için üretim düzeylerini koruması ile büyük ölçüde güçlü arz yüzünden fiyatlar keskin şekilde düştü. Diğer yerlerde ise, Çin’in kömür tüketiminin hızı kesilirken global doğal gaz büyümesi de, Avrupa’da kışın ılık geçmesinin tüketimde keskin bir düşüşü tetiklemesi nedeniyle zayıf kaldı.

ÇOK DAHA FAZLA BİLGEYE,YIL YIL DETAYLI İNCEEMELERE BP ‘DEN ULAŞABİLİRSİNİZ İLGİLİ ALANLARDA ARAŞTIRMA YAPAN VE YAPACAK OLANLAR İÇİN EŞSİZ BİR KAYNAK : http://www.bp.com/en/global/corporate/about-bp/energy-economics/statistical-review-of-world-energy.html

Yenilenebilir enerji en hızlı büyüyen enerji biçimi olurken, küresel primer enerji tüketimi büyümesinin yavaşladığı bir yılda, genel enerji kullanımındaki artışın üçte birini gerçekleştirdi. Buna rağmen, temel enerji kaynaklarının sadece yüzde 3’ünü oluşturdu.

Enerji kullanımından global karbondioksit (CO2) salımları da sadece yüzde 0,5 artış ile 1998’den bu yana, son on yıldaki finansal krizin hemen sonrasındaki dönem haricinde, en zayıf büyümesini kaydetti. Büyümenin yaklaşık son 10 yıllık ortalamasına göre yavaş kalması, Çin’in ekonomik büyümesinin değişen hız ve şablonuna da bağlanabilir.

Küresel ekonomik büyüme 2013’e benzer bir düzeyde seyretmesine rağmen, temel enerji kaynakları tüketimindeki büyüme 2014 yılında dikkate değer ölçüde yavaşladı. Enerji tüketimi, yüzde 2 artış görülen 2013 yılına göre keskin bir yavaşlama ile 2014 yılında sadece yüzde 0,9 artarak son 10 yılın yüzde 2,1’lik ortalamasının da altında kaldı.

Tüm yakıtlarda artan tüketim, nükleer güç dışındaki tüm yakıt tiplerinde rekor düzeylere ulaştı. Üretim de kömür dışındaki tüm yakıtlarda arttı.

Küresel enerji tüketimindeki büyümede, geride kalan on yıl ortalamasında olduğu gibi, gelişmekte olan ekonomilerin ağırlığı sürerken bu ülkelerdeki büyüme yüzde 2,4 ile yüzde 4,2 düzeyinde olan 10 yıllık ortalamanın altında kaldı.

Çin’de tüketimde görülen yüzde 2,6’lık artış, 1998 yılından bu yana görülen en düşük düzeyde gerçekleşse de, bu ülke halen primer enerji tüketiminde ardı ardına on dördüncü yılında da dünyanın en yüksek artışını kaydetti. OECD ülkelerinin tüketimi ortalamanın üzerinde bir düşüş kaydederken (- yüzde 0,9) AB ve Japonya’daki zayıflık ABD’deki ortalamanın üzerindeki büyümenin getirdiklerini götürdü. AB’nin enerji tüketimindeki düşüş, bugüne kadar kaydedilen ikinci en büyük yüzdelik azalma oldu. (En büyük azalma finansal krizin hemen sonrasında 2009 yılında görülmüştü.) AB’deki enerji tüketimi 1985 yılından bu yana en düşük düzeyine indi.

Büyüme, Asya-Pasifik, Avrupa&Avrasya ve Güney & Orta Amerika’da da 10 yıllık ortalamanın çok altında gerçekleşti. Petrol, küresel enerji tüketiminin yüzde 32,6’sı ile dünyanın başlıca yakıtı olmayı sürdürse de, ardı ardına on beşinci yılında da pazar payı kaybetti.

Enerji fiyatları 2014’te genellikle zayıf seyrederken petrol ve kömür fiyatları da küresel ölçekte düşüş kaydetti. Avrupa’da düşen gaz fiyatları, Asya’da nispeten sabit kalırken Kuzey Amerika’da ise yükseldi.

PETROL

FİYATLAR

Vadeli Brent petrolünün varil başına ortalama fiyatı 2014 yılında 98,95 ABD doları ile 2013 düzeyinin varil başına 9,71 ABD doları altında gerçekleşirken 2010 yılından bu yana da ilk defa 100 ABD dolarının altında yıllık ortalama kaydetmiş oldu.

Ham petrol fiyatları, arzdaki ciddi aksamaların sürmesi nedeniyle 2014 yılının başında sabit kalmasına rağmen yılın geri kalanında keskin bir düşüş kaydetti.

Ortalama WTI – Brent farkı, ABD’deki üretim artışına rağmen varil başına 5,66 ABD dolarına inerken (2013’te 10,67 ABD dolarından), önceki düzeylerinin üzerinde seyretti.

TÜKETİM VE ÜRETİM

Küresel petrol tüketimi günde 0,8 milyon varil, ya da yüzde 0,8 ile son dönemdeki tarihi ortalamasının biraz altında, 2013 yılında görülen günlük 1,4 milyon varil artıştan ise çok daha zayıf bir büyüme kaydetti.

Küresel tüketimdeki net büyümenin tamamı OECD dışındaki ülkelerden kaynakladı. Çin’deki tüketim artışı ortalamanın altında kalsa da küresel petrol tüketimindeki en büyük artışı kaydetti (390.000 varil/günlük).

OECD ülkelerindeki tüketim yüzde 1,2 azalarak son dokuz yıldaki sekizinci düşüşü yaşadı. Hafif destilatlar (motor ve uçak benzini, hafif destile hammaddesi), ardı ardına ikinci yılında da en hızlı büyüyen rafine ürün kategorisi oldu.

Küresel petrol üretimi, küresel tüketimin iki katından fazla büyüme ile 2,1 milyon bpd veya yüzde 2,3 arttı.

OPEC dışındaki üretim günlük 2,1 milyon varil artarak veri setimizdeki en yüksek artışı kaydetti. ABD (+1,6 milyon bpd) dünyadaki en büyük artışı kaydederek bugüne kadar üretimini üç yıl ardı ardına en az 1 milyon bpd artıran ilk ülke olarak dünyanın en büyük petrol üreticisi unvanını Suudi Arabistan’dan devraldı. ABD ile birlikte, Kanada (+310.bin varil) ve Brezilya (+230 bin varil) 2014’te rekor düzeylere ulaştılar.

OPEC üretimi yerinde sayarken grubun küresel üretimden aldığı pay da yüzde 41 ile 2003’ten bu yana en düşük seviyesine indi.

Türkiye’deki petrol tüketimi bir önceki yıla göre 2014’te yüzde 0.5 oranında artarak günlük 724 bin varil olarak gerçekleşti.

RAFİNAJ VE TİCARET

Küresel düzeyde rafineride işlenen ham petrol miktarı 2014’te günlük 1,1 milyon varil artarak 2010 yılından bu yana en yüksek ve 10 yıllık ortalamasının ise iki katından fazla büyüme kaydetti. ABD’deki rafineride işlenen ham petrol miktarı, 530 bin varil artarak 1986 yılından beri en yüksek artışını kaydetti.

Küresel rafineri kapasitesi, Çin ve Ortadoğu’daki eklemeler ile 1,3 milyon varilile ortalamanın üzerinde büyürken Ortadoğu’daki kapasite 740.00 varil ile rekor düzeyde arttı.

Küresel rafineri kapasite kullanım oranı yüzde 79,6’da kalarak 1987’den bu yana en düşük orana indi.

2014’teki küresel ham petrol ve rafine ürün ticareti yüzde 0,9 veya 490.000 varil ile ortalamanın altında büyüdü.

İthalattaki artışta başı Çin ve diğer gelişmekte olan ekonomiler çekerken ABD’nin net ithalatı ise azaldı. Çin, dünyanın en büyük net petrol ithalatçısı unvanını 2013 yılında ABD’den devralmıştı.

DOĞAL GAZ

TÜKETİM VE ÜRETİM

Dünyadaki doğal gaz tüketimi sadece yüzde 0,4 ile 10 yıllık ortalama olan yüzde 2,4’ün çok altında büyüdü. Büyüme, hem OECD ülkelerinde hem de gelişmekte olan ekonomilerde ortalamanın altında kalırken AB’deki tüketim (-yüzde 11,6) gerek hacimsel gerekse de yüzdelik oran olarak kayıtlardaki en yüksek düşüşleri kaydetti. Avrupa & Avrasya bölgesi (-yüzde 4,8), Almanya, İtalya, Ukrayna, Fransa ve Birleşik Krallık olmak üzere, dünyada hacim bazında en yüksek beş düşüşe sahne oldu. Global olarak, doğal gaz primer enerji tüketiminin yüzde 23,7’sini karşıladı.

Küresel doğal gaz üretimi yüzde 1,6 ile 10 yıllık ortalaması olan yüzde 2,5’in altında büyüdü. Büyüme, Kuzey Amerika dışındaki tüm bölgelerde ortalamanın altındaydı. Dünyadaki en büyük artışı kaydeden ABD (+ yüzde 6,1), net küresel büyümenin yüzde 77’sini gerçekleştirdi. En yüksek hacimsel düşüşler Rusya (-yüzde 4,3) ve Hollanda’da (-yüzde 18,7) görüldü.

Türkiye’deki doğalgaz tüketimi bir önceki yıla göre 2014’te yüzde 6.5 oranında artarak 48.6 milyar metreküp olarak gerçekleşti.

TİCARET

Küresel doğal gaz ticareti, 2014 yılında nadir görülen bir daralma ile yüzde 3,4 azaldı.

Boru hatları üzerinden gerçekleştirilen sevkiyatlar, Rusya (-yüzde 11,8) ve Hollanda’dan (yüzde 9,9) boru hattı üzerinden gerçekleştirilen ihracattaki zayıflamanın etkisiyle yüzde 6,2 azalarak tarihin en sert düşüşünü kaydetti. Küresel LNG ticareti de yüzde 2,4 arttı.

Uluslararası doğal gaz ticareti, küresel tüketimin yüzde 29,4’ünü oluşturuken LNG’nin küresel gaz ticaretindeki payı yüzde 33,4’e yükseldi.

KÖMÜR

Küresel kömür tüketimi 2014 yılında yüzde 0,4 ile yüzde 2,9 düzeyinde olan 10 yıllık ortalama yıllık büyümenin çok altında kaldı. Kömürün küresel primer enerji tüketiminden aldığı pay ise yüzde 30,0’a indi.

OECD ülkeleri dışındaki tüketim, Çin’deki tüketimin sadece yüzde 0,1 artarak adeta yerinde saymasının etkisiyle, yüzde 1,1 ile 1998’den bu yana en zayıf büyümeyi gösterdi. Hindistan yüzde 11,1ile hacimsel olarak bugüne kadarki en yüksek büyümesini ve dünyadaki en yüksek hacimsel artışı gerçekleştirdi. Küresel kömür üretimi ise yüzde 0,7 azaldı.

Türkiye’deki kömür üretimi bir önceki yıla göre 2014’te yüzde 15.9 oranında artarak 17.8 milyon ton olarak gerçekleşti.

Türkiye’deki kömür tüketimi bir önceki yıla göre 2014’te yüzde 13.6 oranında artarak 35.9 milyon ton olarak gerçekleşti.

NÜKLEER VE HİDROELEKTRİK

Küresel nükleer enerji üretimi yüzde 1,8 ile ortalamanın üzerinde büyüme ile ardı ardına ikinci yıllık büyümesini kaydederken 2009’dan bu yana ilk defa nükleer enerji küresel ölçekte pazar payını artırmış oldu.

Güney Kore, Çin ve Fransa’nın nükleer enerji üretimindeki artış, Japonya, Belçika ve Birleşik Krallık’taki düşüşlerin üzerinde gerçekleşti.

Küresel hidroelektrik enerji üretimi yüzde 2,0 ile ortalamanın altında büyüdü.

Çin’in yüzde 15,7 olarak gerçekleşen hidroelektrik enerji üretimindeki büyüme, küresel üretimdeki artışın tamamını oluşturdu.

Türkiye’deki hidroelektrik enerji üretimi kurak koşulların da etkisiyle bir önceki yıla göre 2014’te yüzde 32 oranında azalarak 9.1 milyon ton (petrol karşılığı) olarak gerçekleşti.

YENİLENEBİLİR ENERJİ

Yenilenebilir enerji kaynakları, gerek enerji üretiminde gerekse de taşımacılıktaki artışını 2014’te de sürdürerek on yıl önceki yüzde 0,9’luk düzeyinden küresel enerji tüketiminin yüzde 3,0’ü gibi rekor bir düzeye ulaştı.

Elektrik üretiminde kullanılan yenilenebilir enerji yüzde 12,0 artarken yenilenebilir enerji kaynakları da küresel enerji üretiminin yüzde 6,0’ına ulaşarak rekor kırdı.

Yenilenebilir enerji kaynaklarında en yüksek yıllık artış, ardı ardına beşinci defa Çin tarafından gerçekleştirildi; geçen yılki yüzde 15,1’lik büyüme, 10 yıllık ortalamanın üçte biri oldu.

Küresel olarak, rüzgar enerjisi yüzde 10,2 +65 terawatt-saat ile 10 yıllık ortalamasının yarısından da az bir büyüme sergiledi.

Güneş enerjisi üretimi yüzde 38,2 (+51 terawatt-saat) arttı.

Küresel biyoyakıt üretimi yüzde 7,4 ile ortalamanın altında büyüdü (+144.000 varil).

Türkiye’de yenilenebilir enerji kaynaklarındaki tüketim bir önceki yıla göre 2014’te yüzde 21,7 oranında azalarak 2,8 milyon ton (petrol karşılığı) olarak gerçekleşti.

ÇOK DAHA FAZLA BİLGEYE,YIL YIL DETAYLI İNCEEMELERE BP ‘DEN ULAŞABİLİRSİNİZ İLGİLİ ALANLARDA ARAŞTIRMA YAPAN VE YAPACAK OLANLAR İÇİN EŞSİZ BİR KAYNAK : http://www.bp.com/en/global/corporate/about-bp/energy-economics/statistical-review-of-world-energy.html

Bp 2015 yılı Dünya Enerji İstatistikleri Raporunu Yayınladı

 

Kaynak : haberler

Bu Buluş Tüm Enerji Dengelerini Değiştirebilir

Bu Buluş Tüm Enerji Dengelerini Değiştirebilir. Kaya kömürü sistemi mevcut tekniklerle erişilemeyen kömür rezervlerini hedef alıyor. Toprak altında kontrollü olarak yakılan kömürden elde edilen gazlardan elektrik enerjisi, dizel ve süper benzin de üretilebiliyor.

Dünya piyasalarında petrol fiyatları son beş yılın en düşük seviyesinde seyrediyor. Brent tipi petrolün varil fiyatı 59 dolardan işlem görürken ABD tipi WTI’nin varil fiyatı ise 54 dolara kadar geriledi. Yapılan yorumlarda petrol fiyatlarının 2015’in ilk çeyreğinde 40 dolar seviyesine kadar gerileyebileceği belirtiliyor. Bu gelişmede Suudi Arabistan, İran ve ABD arasındaki siyasi çekişmenin yanı sıra kaya gazı adı verilen teknolojinin de payı büyük oldu. Geleneksel yöntemlere kıyasla çok daha verimli çalışan bu sistem yardımıyla petrol fiyatlarının uzun süre düşük seviyelerde kalacağı tahmin ediliyor.

İÇİN İÇİN YANACAK

Ancak görünen o ki kaya gazı artık ucuz enerji üretiminde alternatifsiz kalmayacak. Özellikle Rusya ve Avustralya’da kullanılan farklı bir yöntem kömürden neredeyse sonsuz seviyede enerji üretmeyi vaat ediyor. Aynı kaya gazı teknolojisi gibi ilk olarak geçen yüzyılın başında kullanılmaya başlanan bu yöntem toprak altında bulunan ve mevcut teknolojilerle çıkarılamayacak kömür yataklarını hedefliyor. Uygulamaya göre 1000 metre ve altında bulunan kömür yataklarındaki rezervler kontrollü olarak yakılıyor. Bunun için öncelikle kömürün bulunduğu katmana kadar dikey bir kanal açılıyor. Bu kanaldan 1000 metre ve altındaki bölgeye kömürün yanabilmesi için hava ve su buharı basılıyor. Yanan kömürden elde edilecek ısı ve gazın tahliyesi için aynı katmana bir de baca açılıyor.

SICAKLIK 1000 DERECE

Böylece bir taraftan gelen hava ve su buharının etkisiyle yanan kömür diğer tarafta bulunan bacadan ısı ve gaz olarak tahliye ediliyor. Tahliye edilen ve 1000 dereceye ulaşan ısı doğrudan üretim aşamasında kullanılabileceği gibi konutların ısıtılması amacıyla da merkezi depolara yönlendirilebiliyor. Yanma esnasında oluşan gazlar ise insan ve çevre için çok zehirli olan metan, karbondioksit, karbonmonoksit ve hidrojen içeriyor. Bu gazlar da tahliye bacasıyla işlenmek üzere elektrik santrallarına yönlendiriliyor. Ayrıca aynı gazlar rafinerilere yönlendirildiğinde ise dizel ve benzin gibi yakıtların yanı sıra plastik üretimi için gerekli hammaddenin de elde edilmesini sağlıyor.

enerji1

1000 YILLIK ENERJİ İHTİYACINA YETECEK

Yapılan araştırmalara göre dünyada bulunan çıkarılabilir kömür rezervleri en az 120 yıl yetebilecek seviyede. Ancak bu miktar dünya üzerinde bulunan toplam kömür rezervinin yalnızca yüzde 20’sine eşdeğer. Geri kalan yüzde 80’lik kısmın toplam büyüklüğü ise 4 trilyon ton olarak tahmin ediliyor. Bu miktarın kaya kömürü gibi yeraltında yakma yöntemiyle kullanılması halinde ise açığa çıkacak enerjinin dünyanın ihtiyaç duyduğu enerji ihtiyacını 1000 yıl süreyle karşılayabileceği iddia ediliyor.

ABRAMOVİÇ YATIRIM İÇİN SİBİRYA’YA GİTTİ

Toprağın derinlerinde bulunan kömürü yakarak enerji üretme fikri çok sayıda yatırımcıyı harekete geçirdi. Ünlü Rus milyarder Roman Abramoviç de Sibirya’da söz konusu tekniği kullanmak için yatırım yapmaya hazırlanıyor.

 

KAYA PETROLU

 

 

Kaynak : haberturk

Karbon salımının üçte ikisi 90 şirketten

Climatic Change (İklim Değişikliği) dergisinde yayımlanacak olan araştırmaya göre, petrol, gaz ve kömür üretiminde bulunan Chevron, Exxon ve BP gibi şirketler liste başında yer alıyor.
Guardian gazetesinde yayımlanan haberde, bugüne kadarki sera gazı salımının tahminen yarısının son 25 yılda üretildiği vurgulanıyor.

ABD’nin Colorado eyaletindeki İklimsel Sorumluluk Enstitüsü’nde araştırmacı olan ve raporu kaleme alan Richard Heede, “Dünyada binlerce petrol, gaz ve kömür üreticisi var. Ama karar alanların, CEO’lar ya da bakanlar düzeyinde olduğu düşünüldüğünde aslında sorumlu olanlar bir-iki otobüse sığar.” dedi.

Hangi şirketler?Raporda, 1751 ila 2010 yılları arasındaki toplam karbondioksit ve metan salımının 914 gigaton (milyar ton) olduğu ve bunun yüzde 63’ünün 90 şirket tarafından üretildiği belirtiliyor.

Bu 90 şirketten yedisi çimento üreticisi, geri kalanların tümü ise petrol, gaz ve kömür üreten şirketler. Bunların 50’si özel yatırımcı şirketler; petrolde Chevron, Exxon, BP ve Shell, kömürde ise British Coal Corp, Peabody Energy ve BHP Billiton başta geliyor.

Listeye giren 31 şirket ise Suudi Aramco, Rus Gazprom ve Norveç’in Statoil şirketleri gibi kamu şirketi.

9 şirket ise Çin, eski Sovyetler Birliği, Kuzey Kore ve Polonya gibi ülkelerde esas olarak kömür üreten devlet işletmeleri.
Raporda, karbon salımının yüzde 30’undan, listenin başında yer alan 20 özel şirketin sorumlu olduğu belirtildi.
İklim değişikliği uzmanları, hükümetlerden ziyade karbon salımına neden olan şirketlerin tek tek sorumlu tutulması bakımından raporun önemine vurgu yaptı.

Birleşmiş Milletler kapsamında 11-22 Kasım tarihleri arasında Polonya’nın başkenti Varşova’da yapılan tıklayın iklim değişikliği konferansında iklim krizini çözmede yükün Amerika ve Avrupa’da mı yoksa Hindistan ve Çin gibi ülkeler üzerine mi olduğuna dair tartışmalar devam ediyor.

karbon

 

Kaynak :haberx

Karbon salımının

Bu deney gelecekte enerji anlayışımızı toptan değiştirebilecek mi ?

Polonyalı bilim adamları gelecekte enerji anlayışımızı toptan değiştirebilecek bir deney üzerinde çalışıyor. Dünya’nın en çok hava kirliliğine yol açan fosil yakıtlarından olan kömürün yeni kullanım yöntemleri araştırılıyor. Adına gaz haline dönüştürme işlemi denilen yöntemle kömür, yeraltında yakılıyor. Böylece daha az metan gazı doğaya yayılmış oluyor. Deneyler 2010 yılından bu yana devam ediyor.

Gaz haline dönüştürme işlemi yerin 400 metre altında, madenlerde, özel bir reaktör aracılığıyla yapılıyor. Karışımı yapılan hava, oksijen ve buhar reaktöre pompalanıyor. 5 metrelik kalın duvar içinde 1,2 ton kömür 1200 derecede gaza dönüştürülüyor.

Projede mühendis olarak çalışan Ryszard Gowarzewski:
“Deneyin yapıldığı koridorlardayız. Burası kömürü gaz haline dönüştürme işlemi için inşa edildi. Şu an bu işlem için hazırlık aşamasını görüyorsunuz. Burada gördüğünüz destekler gazın dışarı taşınmasına yarayan borular için konuldu. Bizim arkamızda doğal nükleer füzyon reaktörü için çalışan matkaplar bulunuyor. Kömür orada yakılıyor.”

Gaz, maden ocağından toz ve katrandan arınmış olarak çıkıyor. Daha sonra bu makinelerde son bir temizleme aşamasından geçiriliyor. Bu deneylerin hem teknik, hem ekonomik, hem de ekolojik sonuçları olacak. Belki de yeraltı kömür gazı teknolojisi enerjide yeni bir verimlilik anlayışı getirecek. Böyle bir teknoloji Polonya gibi Avrupa’nın en fazla hava kirliliğine sahip ülkesi için ayrı bir öneme sahip.

deney

 

Kaynak : euronews

Kömürden petrol ve gaz üretimi enerji bağımlılığımızı azaltabilir mi ?

Yurt Madenciliğini Geliştirme Vakfı (YMGV), bir toplantı düzenleyerek kömürden petrol ve gaz üretiminin Türkiye’nin enerji konusundaki dışa bağımlılığını büyük oranda azaltacağını ileri sürdü. Türkiye Kömür İşletmeleri’ne (TKİ) ait Tunçbilek işletmesinde bu amaçla inşa edilen pilot tesisin 2012’de faaliyet geçtiğini de hatırlatan YMGV Başkanı Prof. Dr. Güven Önal, şunları söyledi:

3 milyar dolar yatırımla kurulur
“Yılda 10 milyon ton 2 bin kalorilik kömür kullanan bu tür bir tesiste, yıllık 12,2 milyon varil petrol elde etmek mümkün. Ayrıca bu tesis, yan çıktı olarak 500 megavat elektrik de üretebilecek. Böyle bir tesiste petrolün varil maliyeti Türkiye şartlarında 65 doları bulur. Bu tesisin yatırm maliyeti ise 3 milyar dolar. 10 yılda bu tür 6 tesis kurulsa, yılda 15 milyon ton petrol ve 3 bin MW elektrik üretiriz.”

Bu tesisler sayesinde bugün 76 milyon ton olan kömür üretiminin kısa sürede 200-300 milyon tona çıkabileceğini belirten Önal, Türkiye’nin rezerve durumunun 14 milyar ton olduğunu vurguladı.

Alım garantisinde sınır kalkmalı

Önal, bu tür enerji üretimiyle 10 yıl içinde dışa bağımlılığın üçte bir oranında azalacağını, 20 yıl içinde de tümüyle biteceğini iddia etti. Önal’ın verdiği bilgiye göre TKİ, yakında Soma’da bu kapsamda ticari bir gaz tesisi de kuracak. Bu alandaki üretimin teşviki için öneriler de yapan Önal, öncelikle alım garantisi için santral kapasite sınırı olan 1000 MW’ın kaldırılmasını istedi.

Maden büyüdükçe güvenlik yükseliyor

Madenlerde yaşanan kazalara ilişkin soruları yanıtlayan YMGV Yönetim Kurulu Üyesi Alp Gürkan, “Üretim arttıkça Türkiye’deki maden işletmelerinin de büyümesi gerekiyor. Bugün olan bu… Maden-ler büyüdükçe de otomasyon ve güvenlik önlemleri artıyor” dedi. Gürkan ayrıca, kendi şirketinin yıllık kömür üretimi kapasitesinin de 2014’te 6 milyon tondan 10 milyon tona çıkacağını belirtti.
kömür

 

Kaynak :memurlar

“Dilovası’ndaki Kirliliği Tübitak Araştırıyor”

Dilovası’ndaki Kirliliği Tübitak Araştırıyor. Kocaeli Valisi Ercan Topaca, ‘Dilovası’na sürekli toz geliyor’ şeklinde şikayetler olduğunu hatırlatarak, bu şikayetleri pas geçmediklerini söyledi. Topaca, “Bu hususta bir çalışma başlattık ve TÜBİTAK ile anlaşma yaptık. Ölçümler yapılıyor yakında kamuoyuna açıklayacağız.” dedi.

Vali Topaca, Dilovası ilçesindeki Kömürcüler Organize Sanayi Bölgesi’nde (OSB) basın toplantısı düzenledi. Toplantıda Kömürcüler OSB Yönetim Kurulu Üyesi Salih Argunhan, Dilovası Kaymakamı Hulusi Şahin de yer aldı.
Topaca, yaptığı açıklamada, kömür tozlarının kazalara sebebiyet verdiği iddialarına değindi. Topaca, “Gerek TEM otoyolunun gerek D-100 kara yolu kenarında olmasının getirdiği çevresel faktörler, olumsuz görüntüler ve zaman zaman otoyolda gelen kazalar var. Kömür depolarından kalkan tozun otoyola yapıştığı ve yağmurda kazalara sebep olduğu iddiaları vardı. En son avukatın ölümünden sonra bu olaya ciddi eğildik, bir daha ertelememeye, 1966 yılında kurulan OSB’de kömürcülerin toplanması yönünde karar oluştu.” dedi. Topaca, bu gelişmelerin ardından Kömürcüler OSB’nin kurulduğunu belirtti.

Kömürcülerin OSB’de doğabilecek olumsuzluklarını önlemek için bir dizi önlem aldıklarını kaydeden Topaca, şöyle devam etti: “Her tesisin etrafında önce beton duvarlar, sonra panellerden oluşan perde, onun üstünde toz tutma perdesi var. Yer yer 8 metreye ulaşan duvarların içinde bu faaliyetler yapılıyor. Tabii alınan tedbir sadece duvar yapmak değil, bu bir tanesiydi. Spreylime sistemi denilen su püskürtme işlemi bütün işletmelere, sıcak havalarda tozlama önlemek için kuruldu. Bütün işletmelerde bu sistem faal bir şekilde çalışıyor. Yaz dönemlerinde kömürlerde nem oranı belirlenen rakamın altına indiğinde sistem devreye giriyor. Bir elektronik takip sistemi kurmak durumuyla havanın durumuna göre otomatik sistemden çalışacak bir yapı kurulacak.”

Kömür yığınlarından toz çıkar kanaatinin doğru olmadığını ifade eden Topaca, “Esas toz aslında yollardaki araçların gelip geçtiğinde, OSB’deki alanlardan toz uçuşuyor. Bunla ilgili olarak OSB içerisinde umumi yolları temizlemek üzere bir süpürge makinesi alındı. Sadece bunla kalmadık bir hafta önce OSB suların arıtılmasıyla ilgili tedbir aldık. Yaklaşık 2 milyon lira bedeli olan arıtma sistemini yapacağız.” diye konuştu. Topaca, Kömürcüler OSB’den Dilovası’na tozun gitmesinin zayıf ihtimal olduğunu, ancak zaman zaman olabileceğini ifade etti. Topaca, bunun da önüne geçmek için denetimlerin aralıksız devam ettiğini anlattı.

Dilovası’ndaki kirliliğe de değinen Topaca, şunları kaydetti: “Sizler, kamuoyu ve Dilovası’nda bazı kişiler, sürekli toz geliyor şeklinde eleştirileri oluyor. Şikayetler oldu, onu da araştırıyoruz. Hiçbir şikayeti pas geçmiyoruz. O hususta bir çalışma yaptırıyorum. Bunu, tamamıyla herhangi bir tartışma istemediğim için TÜBİTAK’a yaptırıyorum. TÜBİTAK ile anlaşma yaptık, o ölçümleri yapıyorlar. Şikayet konusuyla ilgili tozun buradan mı, yoldan mı veya başka işletmeden kaynaklandığı tespit etme imkanı var. Bunun sonucu kısa sürede alacağız, açıklayacağız. Burada bir sıkıntı varsa, ilave tedbirler bunu da gidermek suretiyle halkımıza zarar verecek, toz toprak içinde bırakacak bir şeye izin vermeyeceğiz. Ola ki geçici bazı tozuma olayı varsa, onun da tedbirini en kısa sürede alıp herhangi bir olumsuzluğa yer vermek istemiyoruz. Bu konuda her türlü öneriye, ortak çalışmaya hazır olduğumuzu ifade etmek istiyorum. Bir yere toz geliyorsa, onu tespit etmek TÜBİTAK marifetiyle mümkün.”

Zaman zaman yönlendirmeyle şikayetlerin olduğunu gördüklerini, bazı kötü niyetli girişimler olduğunu bildiklerini ifade eden Vali Topaca, “Tozuma varsa onun karşısında ilk önce ben olurum. Kötü niyetli bazı kişiler veya grupların kamuoyunu yanlış yönlendirici, kendi çıkarları doğrultusunda kamuoyunu yönlendirmeye müsaade etmeyeceğimi ifade etmek isterim.” şeklinde sözlerini tamamladı.
dilovası

 

Kaynak :haberimport