Türk Plastik Sektörü Tüm Engellemelere Rağmen Yoluna Hızla Devam Ediyor

Türk Plastik Sektörü Tüm Engellemelere Rağmen Yoluna Hızla Devam Ediyor. İğneden ipliğe kadar hayatı kolaylaştıran ürünler üreten ve ihraç eden Türk plastik sektörü yılın ilk yarısında da büyüme trendini devam ettirdi. Sektör ilk yarıda yüzde 8 büyürken miktarda 4,6 milyon ton, değerde 17,8 milyar dolarlık üretime imza attı. PAGEV tarafından hazırlanan rapora göre, plastik sektörü Ocak-Haziran döneminde miktar bazında 784 milyon ton, değer bazında ise 2,1 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirdi. Başarılı üretim ve büyüme performansı ile dünya liginde liderliğe oynayan sektörün önünü kesmeye çalışan Avrupa Birliği ülkeleri, askı ve kota sisteminde zorluklar çıkarıyor. Türk plastik sektörü, ulaştığı üretim rakamları ile dünyada 6’ıncı sırada, Avrupa’da ise Almanya’nın ardından ikinci sırada bulunuyor.

Türk Plastik Sanayicileri Araştırma, Geliştirme ve Eğitim Vakfı (PAGEV), 2016 yılının Ocak-Haziran döneminde sektörün ulaştığı noktayı ortaya koyan kapsamlı bir değerlendirme raporu hazırladı. Bu rapora göre; çoğu küçük ve orta ölçekli firmalar olmak üzere 11 bin firmanın faaliyet gösterdiği ve yaklaşık 250 bin kişiye istihdam sağlayan plastik sektörü, ilk yarıyı değer bazında yüzde 8 büyüme ile kapattı.

İlk yarıda büyümenin dinamosu iç pazar oldu…

Plastik sektörünün 2016 yılının ilk yarısında mamul üretimi bir önceki yılın aynı dönemindeki seviyesini korudu ve miktar bazında 4,6 milyon ton olarak gerçekleşti. Değer bazında ise yüzde 8 artış ile 17,8 milyar dolarlık üretime imza atıldı. 2016 yılsonunda plastik üretiminin 9,2 milyon ton ve 25,6 milyar dolara ulaşması bekleniyor.

Plastik ambalaj üretimi, inşaatı geçti…

2016 yılının ilk 6 aylık döneminde 4,6 milyon tonluk toplam plastik mamul üretimi içinde yaklaşık 1,85 milyon ton ile plastik ambalaj malzemeler ilk sırada yer aldı. Plastik ambalaj malzemeleri üretimini ise 945 bin tonla plastik inşaat malzemeleri izledi.

Plastik sektörü söz konusu üretimle kapasitesini yüzde 71 oranında kullandı. Sektörün ilk altı ayda iç pazardaki tüketimi 4,1 milyon ton ve 17,2 milyar dolara yükseldi. İç tüketimdeki artışın en önemli nedeni hane halkı harcamalarındaki iyileşme olurken; büyümede en büyük pay plastik ambalaj malzemelerinden geldi. Kamudaki başta altyapı ve inşaat projeleri olmak üzere plastik boru, kapı, pencere gibi harcamalardaki yükseliş de Türk plastik sektörünün iç piyasada büyümesine ciddi katkılar sağladı.

Üretim artışı ile birlikte plastik sektörü temsilcileri yılın ilk yarısında 443 milyon dolarlık makine teçhizat yatırımı gerçekleştirdi. Yatırımların aynı trendle devam etmesi halinde 2016 sonunda 886 milyon dolara yükseleceği ve geçen yıla kıyasla yüzde 6 artacağı tahmin ediliyor.

Plastik sektörü ihracatının gözdesi yüzde 11 artışla plastik mutfak ürünleri…

Türk plastik sektörünün mamul ihracatı 2016 yılının ilk altı ayında geçen yılın aynı seviyelerini korudu ve miktar bazında 784 bin ton, değer bazında ise 2,1 milyar dolar oldu. Ocak-Haziran döneminde plastik sektörünün en çok plastik mamul ihracatı yaptığı ülkeler; Irak, Almanya, İngiltere, Fransa ve İsrail olarak sıralandı. Geçen yılın aynı döneminde plastik mamul ihracatında ilk 10’da yer alan Rusya’nın, 2016 ilk yarıda 25’inci sıraya gerilediği görüldü. Türkiye ile Rusya arasındaki buzların erimesi ve ticaretin yeniden ivme kazanmasıyla birlikte plastik mamul ihracatının da eski seviyelere dönmesi bekleniyor.

Söz konusu dönemde plastik ev ve mutfak eşyaları ihracatı yüzde 11’lik oran ile en çok artış yakalayan ürünler oldu. Plastik sektörü ihracatının en önemli kalemlerinden biri olan plastik inşaat malzemeleri ise başta Ortadoğu olmak üzere ihracat pazarlarında yaşanan istikrarsızlık nedeniyle ilk altı ayda yüzde 8 düşüş yaşadı.

Yerli hammadde üretimi talebin sadece yüzde 13’ünü karşılayabiliyor…

İç talebin yalnızca yüzde 13’ünü karşılayan yerli plastik hammadde üretimi Ocak-Haziran döneminde 507 bin ton oldu. Yılın ilk yarısında 3 milyon 414 bin ton ve 4 milyar 530 milyon dolarlık plastik hammadde ithalatı yapıldı. Miktar bazında hammadde ithalatının yüzde 57’sini Polietilen ve Polipropilen üstlendi.

Plastik Sektörü Dış Ticaret FazlasıVermeye Devam Ediyor …

Türk plastik sektörünün ilk yarı sonuçlarını değerlendiren PAGEV Yönetim Kurulu Başkanı Yavuz Eroğlu, “Plastik sektörümüz ilk altı ayda güzel bir büyüme sergiledi. Büyümemizi değer bazında 8 seviyesine kadar çıkardık. Özellikle iç piyasadaki hane ve kamu harcamaları bu büyümenin itici gücü oldu. Sektörümüzün bu performansı yılın ikinci yarısında da devam ettireceğine ve 2016’yı 9,2 milyon ton üretim ile kapatacağımıza inanıyoruz. İhracatımız ise yılın ilk yarısında miktar bazında geçen seneki seviyelerinde görünüyor ancak Rusya ile ilişkilerin düzelmesiyle ihracatında ivme kazanmasını bekliyoruz. Plastik sektörü temsilcileri olarak ülkemize sağladığımız katkıyı her geçen gün artırmaktan, daha fazla katma değer ve istihdam yaratmaktan dolayı gururluyuz. Sektörümüz plastik mamul ihracatı ile dış ticaret fazlası veriyor. Ancak petrokimya sektöründe ithalatımız, ihracatımızın çok çok üzerindedir. Bazen Plastiğin hammaddesini üreten Petrokimya sektörü ile Plastik Sektörü karıştırılmaktadır. Dış ticaret açığı veren petrokimya sektörüdür. Plastik mamul üretiminde Türkiye yüksek oranda dış ticaret fazlası vermektedir. Girişimci ruha sahip plastik sektör temsilcileri olarak ülkemize daha fazla istihdam, katma değer ve yatırım getiriyoruz” dedi.

İğneden ipliğe hayati kolaylaştıran ürünler üreterek dünyada altıncı, AB’de ikinci olan Türk plastik sektörünün liderliğe oynadığına ancak başta Almanya olmak üzere Avrupa Birliği’nin bunu engellemeye çalıştığını vurgulayan Yavuz Eroğlu, şunları söyledi: “AB, sanayicilerinin rekabetçiliğini korumak üzere “Askıya Alma ve Tarife Kontenjanı” sistemi uyguluyor. Buna göre Türkiye ve AB’de üretimi bulunmayan hammadde ve ara mamul niteliğindeki ürünler için askıya, AB ve Türkiye’de üretimi bulunan ancak yetersiz olan hammadde ve ara mamul niteliğindeki ürünler için ise tarife kontenjanına (kota) tabi tutuluyor. Biz hammaddemizin yüzde 13’ünü PETKİM’den, yüzde 30’unu ise AB’den karşılıyoruz. Bu iki kaynaktan karşılayamadığımız hammaddeleri üçüncü ülkelerden vergisiz ithal etmek istiyoruz. Ekonomi Bakanlığı yerli sektöre bu desteği vermeyi kabul ediyor ancak AB’li üreticilerden izin alınması gerekiyor. Ekonomi Bakanlığımızla birlikte vergiyi sıfıra indiren Askıya Alma ve Tarife Kontenjanı için AB’ye başvuruda bulunduk. Ancak Türkiye’ye hiçbir ihracatı olmayan iki üreticinin itirazı nedeniyle bu kota verilmiyor. Yani izin alakasız iki firma kanalıyla engelleniyor. Üstelik gerekçesi yok. Yanlış gümrük birliği uygulamaları nedeniyle sektörümüz büyük bir haksızlıkla karşı karşıya. Ekonomi Bakanlığımızın AB’den bağımsız otonom kota için Bakanlar kuruluna tavsiye kararı almasını istiyoruz. Daha önce gıdada yapılan uygulamanın plastik sanayi için de yapılması gerekiyor. Çoğunluğu KOBİ’lerden oluşan sanayicilerimiz sıkıntıda. Başta TOBB Plastik, Kauçuk, Kompozit Sanayi Meclisimiz olmak üzere tüm sivil toplum örgütlerimizle bir an önce karar alınması ve sektörümüzün rekabetçiliğinin arttırması için çalışmalarımıza devam ediyoruz.

Türk Plastik Sektörü Katma Değerli Ürünlere Odaklanmalı

Kaynak : PAGEV

Kimya Sektörü Plastik, Kauçuk ve Kompozit Sanayi ile Canlanıyor

Kimya Sektörü Plastik, Kauçuk ve Kompozit Sanayi ile Canlanıyor. Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Işık: “Türk kauçuk ve plastik sanayisinin, dünya kauçuk ve plastik ihracatından aldığı pay 2002 yılında yüzde 0,7 iken 2013 yılında yüzde 1,62’ye yükseldi. Sektörün dünya ihracatından aldığı payın yükselmesi, ülkemiz açısından memnuniyet verici” Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık, “Türk kauçuk ve plastik sanayisinin, dünya kauçuk ve plastik ihracatından aldığı pay 2002 yılında yüzde 0,7 iken 2013 yılında yüzde 1,62’ye yükseldi. Sektörün dünya ihracatından aldığı payın yükselmesi, ülkemiz açısından memnuniyet verici” dedi.

Işık, Türk Plastik Sanayicileri Araştırma, Geliştirme ve Eğitim Vakfı (PAGEV) ev sahipliğinde düzenlenen, Plastik, Kauçuk ve Kompozit Sektör Buluşması’nda, son 12 yılda, ülke olarak üretim yapısında düşük teknoloji düzeyinden orta teknoloji düzeyine geçiş yapılarak ciddi bir başarı elde edildiğini söyledi.

Bundan sonraki dönemde ise üretim yapısında orta yüksek ve yüksek teknolojiye geçiş yapmak istediklerini ve politikalarını bu hedef doğrultusunda oluşturduklarını belirten Işık, bu nedenle, 3Y olarak formüle ettikleri Yerli, Yenilikçi ve Yeşil üretim anlayışı ekseninde mikro reformları öne çıkardıklarının altını çizdi.

Plastik ve kauçuk sektörünü kimya sektöründen bağımsız düşünmenin bir eksiklik olacağını kaydeden Işık, şöyle devam etti:

“Kauçuk ve plastik ürünlerinin imalatı sektörünü kimya sektörü ve kompozit malzemelerle birlikte değerlendirmek daha kapsayıcı olacaktır. Plastik sanayisi, petrokimya sanayisinin bir alt grubu olarak girdisinin yüzde 90’ını bu sektörden sağlamaktadır. Küresel plastik tüketimini yönlendiren sektörlerin başında ambalaj ve inşaat sanayisi gelmektedir. Ambalaj sanayisi çok geniş ve büyük bir endüstri kolu olup, yüzde 29 ile en büyük plastik tüketicisi konumundadır.

Bunu yüzde 24 ile inşaat-yapı ürünleri sanayisi izlemektedir. Plastik tüketicisi diğer sektörler arasında otomotiv, elektrik ve elektronik, ev eşyası, mobilya ve tarım sektörlerini saymak da mümkündür. Plastik sektörünün öncelikli sorunu, plastik hammaddede yerli üretiminin yetersiz oluşudur. Yerli üretimin kurulu kapasitesi, ihtiyacın ancak yüzde 31,2’sini karşılayacak düzeydedir. Planlanan kapasite artışları gerçekleşse dahi ihtiyacın ancak yüzde 45,2’si karşılanabilecektir. Bu nedenle, sektörde hammadde temininde dışa bağımlılık söz konusudur.”

“Yerli üretimi koruyacak önlemler alınmalı”

Fikri Işık, petrokimya sektöründeki bu gelişmelerin, sektöre yatırım yapılmasının önündeki en büyük engel olduğunu dile getirerek, sektörün sermaye-yoğun ve ileri teknolojiler gerektiren yatırımlara ihtiyaç duyduğuna işaret etti.

Bu sektördeki dış ticaret açığının kapatılması için sadece yatırımların desteklenmesinin de yeterli olmayacağını belirten Işık, yerli üretimi koruyacak önlemlerin de alınması gerektiğini vurguladı.

“Gelişmiş ülkelerin ortak noktası, hepsinde kimya sektörünün gelişmiş olmasıdır” diyen Işık, sanayi sektörü geliştikçe kimyevi maddelere olan talebin de artacağı öngörüsünde bulundu.

Bakan Işık, son beş yılda kimya sektörü ithalatının hem toplam ithalat hem de imalat sanayisi içindeki payının pek değişmediğini belirterek, “Türkiye’de de sanayileşmeyle el ele giden bir kimya sanayisinin mevcut olduğunu, diğer sektörlerdeki gelişmelerin kimya sektörünü doğrudan etkilediğini ve kimya sektöründeki üretim, ithalat ve yurt içi talebin, ekonomideki ve sanayideki büyümeye paralel olarak gelişme gösterdiğini söylemek mümkündür” diye konuştu.

Plastiklerin tüm dünyada demir, tahta ve cam yerine alternatif malzeme olarak kullanıldığının ve yeni uygulamalara imkan sağladığının altını çizen Işık, fazla plastik tüketiminin, ülkelerin gelişmişlik seviyesinin önemli bir göstergesi olduğunu söyledi.

Işık, kompozit malzemelerin, yaşam alanlarının her yerinde insanlara modern ve yenilikçi çözümler sunduğunu dile getirerek, “Bindiğimiz otomobilde ve toplu taşıma araçlarında, yaşadığımız binalarda, kentimizin alt ve üst yapısında, denizde, havada, savunmada çok yönlü malzeme ve ürün olarak kullanılmaktadır. Korozyon, kimyasal dayanım, hafiflik ve uzun kullanım ömrü avantajıyla vazgeçilemezdir. Kauçuğun ise günümüzde çok geniş bir kullanım alanı vardır” ifadelerini kullandı.

“Türkiye, plastik madde üretiminde AB’de ikinci dünyada yedinci sırada”

Fikri Işık, 2013 yılı verilerine göre dünya ticaretinin yaklaşık 18 trilyon dolar, kauçuk ve plastik sektörü ticaretinin ise 436 milyar dolar gerçekleştiğini belirterek, Türk kauçuk ve plastik sanayisinin, dünya kauçuk ve plastik ihracatından aldığı pay 2002 yılında yüzde 0,7 iken 2013 yılında yüzde 1,62’ye yükseldiğini söyledi.

Sektörün dünya ihracatından aldığı payın yükselmesinin, Türkiye açısından memnuniyet verici olduğunu vurgulayan Işık, şunları kaydetti:

“Ülkemiz, plastik madde üretiminde AB’de ikinci dünyada ise yedinci sırada yer almakta. TÜİK verilerine göre kauçuk ve plastik sektörü dış ticaret fazlası verirken, sektörün 2013 yılındaki dış ticaret fazlası 2,1 milyar dolara ulaştı. Sektörün 2002 yılında 1,1 milyar dolar olan ihracatı yaklaşık 6,5 kat artışla 2013 yılında 7,1 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir.

Sektörün 2014 ocak-ekim dönemi ihracatı ise bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 9,8 artış göstererek 6,4 milyar dolara yükselmiştir. Plastik sektörü, dış ticaret fazlası veren bir sektördür. Sektörün hammaddesinin yaklaşık yüzde 15’i PETKİM tarafından üretilmekte olup, yüzde 85’i ithal yoluyla karşılanmaktadır. Bu konularda yapısal çözümler gerçekleştirmek amacıyla, Hükümet olarak 25 alanda yapısal dönüşüm programını başlattık.”

Bakan Işık, Bakanlık olarak uygulamaya aldıkları Girişimci Bilgi Sistemi (GBS) verilerine göre, 2013 yılında kauçuk ve plastik sektöründe faaliyet gösteren ve bilanço beyan eden firma sayısının 9 bin 423 olduğunu, bu firmaların 157’sinin KOBİ üstü, 646’sının orta ölçekli, 2 bin 797’sinin küçük ölçekli ve 5 bin 823’ünün mikro ölçekli olduğunu açıkladı.

2013 yılında sektörde 48 milyar TL ciro, 3,5 milyar TL faaliyet karı,172 bin 733 kişilik istihdam gerçekleştiği bilgisini veren Işık, şöyle devam etti:

“GBS verileri bize bir hususu net bir şekilde göstermektedir: Ölçek büyüdükçe, ihracat, tasarım ve Ar-Ge yapıldıkça firmalarımızın karlılığı da ürettiği katma değer de artmaktadır. Bu durum, kauçuk ve plastik sektörü için de geçerliliğini korumaktadır. Kauçuk ve plastik sektöründe ihracat yapan bin 859 firmanın faaliyet karlılığı yüzde 7,7 iken, ihracat yapmayan 7 bin 564 firmanın faaliyet karlılığı yüzde 4,2’dir.

Sektörde tasarım yapan 231 firmanın faaliyet karlılığı yüzde 9,9 iken, tasarım yapmayan 9 bin 192 firmanın faaliyet karlılığı yüzde 6,5’dir. Ar-Ge yapan 162 firmanın faaliyet karlılığı yüzde 9,1 iken, Ar-Ge yapmayan 9 bin 261 firmanın faaliyet karlılığı ise yüzde 6,0’dır. Bu rakamlar bize ihracat, tasarım ve Ar-Ge yapmanın, firmaların karlılıklarını net bir şekilde artırdığını gösteriyor.”

“Firmalar, Ar-Ge konusunda ellerini taşın altına koysun”

Fikri Işık, 2013 yılı GBS verilerine göre, kauçuk ve plastik sektörünün, toplam imalat sanayisi cirosunun yüzde 5,2’sini, faaliyet karının yüzde 6,1’ini ve istihdamın ise yüzde 5.5’ini oluşturduğunu ifade etti.

Sektör bilançolarına yansıyan rakamlara bakıldığında ise sektörün, satışlarının yaklaşık dörtte birini yurt dışına sattığını belirterek, sektörün yurt dışı pazarlara açılma konusunda gelişme kaydettiğini söyledi.

Ar-Ge harcamalarının sektörün toplam net satışlara oranının yüzde 0,17 olduğunu dile getiren Işık, bu oranın imalat sanayisi geneli için yüzde 0,22 olduğunu açıkladı.

Ar-Ge etkinliğinin net bir şekilde artırılması gerektiğini vurgulayan Işık, şöyle devam etti:

“2006-2013 dönemi sektördeki faaliyet karlılığı, imalat sanayisi faaliyet karlılığından yüksek. Sektörle ilgili bir diğer dikkati çekici durum ise sektörün 2007-2012 dönemi için yerlilik oranının imalat sanayisi yerlilik oranının altında olmasıdır. Bu durumun, detaylı analizler sonucu sektörün girdi kullanımında kimya sektörüne bağımlılığından kaynaklandığı görülmektedir.

Sektörde faaliyet gösteren firmalarımızın özellikle Ar-Ge konusunda ellerini taşın altına koymalarını istiyoruz. Kimya sektöründe 11 adet Ar-Ge merkezi yer alıyor. Ancak, Bakanlığımız kayıtlarına göre kauçuk ve plastik sektöründe Ar-Ge Merkezinin olmadığını görüyoruz. Sektördeki büyük ölçekli firmalarımızı Ar-Ge Merkezi kurmaya, KOBİ’lerimizi ise teknoparklarda Ar-Ge yapmaya davet ediyoruz.”

Bakan Işık, sektördeki firmaların, TÜBİTAK Teknoloji ve Yenilik Destek Programları Başkanlığı (TEYDEB) desteklerine bugüne kadar toplam 882 proje başvurusu yaptığını, desteklenen 361 projeye 54 milyon TL hibe desteği verildiğini belirterek, TÜBİTAK Araştırma Destek Programları Başkanlığı (ARDEB) tarafından desteklenen proje sayısının 453, toplam destek bütçesinin ise 80 milyon TL olduğunu söyledi.

Sektörde faaliyet gösteren 19 bin 87 KOBİ’nin, KOSGEB desteklerinden yeterince faydalanmadığını vurgulayan Işık, 2013 yılında kauçuk ve plastik sektöründe sadece 936 KOBİ’nin 11,5 milyon TL’lik bir destek başvurusunda bulunduğunu sözlerine ekledi.

petrokimya

 

Kaynak : ekonomi.haber7