Ege Üniversitesi Nükleer Bilimler Enstitüsü, Radyasyonu Önleyen Malzeme Geliştirdi

Ege Üniversitesi Nükleer Bilimler Enstitüsü, Radyasyonu Önleyen Malzeme Geliştirdi. EGE Üniversitesi Nükleer Bilimler Enstitüsü’nde sürdürülen bilimsel çalışmalarla radyasyona maruz kalan sağlık çalışanlarının kullandığı kıyafetlerde, kurşun yerine kullanılabilecek yeni malzeme geliştirildi. Türkiye’de ilk kez geliştirilen ve patenti alınan malzemenin ürüne dönüştürülerek, kıyafetlerde kullanılması aşamasına gelindi.

Yeni malzeme konusunda bilgi veren Ege Üniversitesi Nükleer Bilimler Enstitüsü öğretim üyesi Prof. Dr. Fatma Yurt Onaran, radyoloji ve nükleer tıp alanında çalışan sağlık personelinin çeşitli radyasyon zırhlama malzemeleri kullandığını belirterek, “Günümüzde bu malzemelerin önemli bölümü kurşun ve kurşun içerikli kompozitlerden yapılıyor; ancak kurşunun bazı dezavantajları vardır. Öncelikle bu malzemelerin ağır olmasından dolayı kullanılmalarında bazı ihmalkarlıklara neden olmaktadır. İkincisi bu malzemelerde kullanılan kurşunun toksik etkisi ve kurşunun kırılgan bir yapıda olması koruyucu malzemenin kullanım süresini kısaltıyor. Doktora öğrencilerim ile yapmış olduğumuz projede tüm bu dezavantajları en aza indirecek bir başka malzeme üretebilmesine yönelik çalışmalara odaklandık ve metal-polimer kompozit kullanılarak yeni bir malzeme geliştirdik” dedi.

İLK PROTOTİP ÜRÜN; TİROİD KORUYUCU

Geliştirdikleri yeni malzemenin kurşuna kıyasla daha hafif ve esnek olmasının yanında en az kurşun kadar etkili zırhlama sağlayan malzeme olduğunu belirten Prof. Dr. Onaran, şöyle konuştu:
“Metal-polimer kompozit malzeme kullanılarak, hayata geçirdiğimiz yeni ürünün radyasyon zırhlama testleri Türk Standartları Enstitüsü standartlarına uygun olarak yapıldı. Testler sonucunda bu malzemenin radyasyon zırhlama özelliğinin kurşunun yerine kullanılabilecek potansiyelde olduğunu tespit ettik. Ürettiğimiz malzemenin esnek ve şekil alabilen yapıda olması, giyilebilir koruyucu kıyafetlerin üretiminde ve kullanımında avantaj sağlayacaktır. Bu koruyucuların kurşuna göre 3’te 1 oranında daha hafif olması kullanım konforu sağlayacaktır ve radyoloji çalışanları daha rahat kullanabileceklerdir. Yeni geliştirdiğimiz ürünün patentini de aldık ve tiroid koruyucu olarak bir prototip üründe hazırladık.”

Ege Üniversitesi’nin 2019 yılı ‘Araştırma Üniversitesi’ hedefine ilerlediğini vurgulayan EÜ Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak ise şunları söyledi:
“Ülkemizin 2023 hedeflerine uyumlu yerli ve milli teknoloji geliştirilmesi noktasında sorumluluklarımızın bilincindeyiz. Akademisyenlerimiz bu hedef doğrultusunda ülkemize ilkleri yaşatmayı sürdürüyorlar. Akademisyenlerimiz bu kez de kurşunun dezavantajlarını ortadan kaldıracak kompozit malzemeden yeni bir ürün geliştirdiler. Ege Üniversitesi adına gurur verici bir tablo. Yerli ve milli olan ürünümüzün özellikle tıpta ‘x’ ve ‘gama’ ışınlarından koruyucu bir materyal olması ayrı bir önem arz ediyor. Çünkü biz ülke olarak bu materyallerin alımında dışa bağımlıyız ve döviz ödüyoruz. Bu çalışmanın ülkemizi dışa bağımlılığından kurtaracağını düşünüyorum. Üniversitelerimizde ciddi bilgi birikimi var. Biz rektörlük olarak akademisyenlerimizin bu çalışmalarının sanayici tarafından ticari ürüne dönüştürülmesi ve ülke ekonomisine kazandırılması için bir köprü vazifesi görüyoruz ve bu faaliyetlerimizi sürdürmeye devam edeceğiz.”

Yeni malzemenin bulunuşuna imza atan ekipte Prof. Dr. Fatma Yurt Onaran’ın yanı sıra Ege Üniversitesi Nükleer Bilimler Enstitüsü doktora öğrencileri Hale Melis Soylu ve Onur Alp Ersöz de yer alıyor.

Kaynak : cnnturk

Geyik Boynuzları Yeni Nesil Kırılmaz Malzemelere İlham Verebilir

Geyik Boynuzları Yeni Nesil Kırılmaz Malzemelere İlham Verebilir. Bilim insanları doğadan ilham almaya devam ediyor, Londra Mary Üniversitesi’nden (QMUL) bilim adamları, geyik boynuzlarının sertliğinin arkasındaki sırrı ve kavgalar sırasında kırılmaya nasıl direndiklerini keşfettiler.

Ekip, inanılmaz derecede küçük, bir saç telinin kalınlığının hemen hemen binde biri olan ‘nano seviyede’ boynuzların yapısına baktı ve en gelişmiş modelleme ve röntgen teknikleri kullanılarak boynuzdaki yapısal mekanizmaları tespit edebildi.

QMUL’in Mühendislik ve Malzeme Bilim Okulu’ndan Paolino De Falco şöyle diyor; Boynunu oluşturan fibriller, birbirlerine çakışmayacak şekilde düzenlenmiş ve kademeli olarak bulunur. Bu, kavga sırasında çarpışmanın etkisiyle enerjiyi emmelerini sağlar.

ACS Biomaterials Science & Engineering dergisinde bugün yayınlanan araştırma, yeni bilgiler sunmakta ve kemiğin yapısal modellemesi alanında önceki boşlukları doldurmaktadır. Çalışma hasara direnebilecek yeni nesil materyallerin elde edilmesi içinde yeni olanaklar sunmakta.

QMUL’in Mühendislik ve Malzeme Bilim Okulu’ndan araştımacı Ettore Barbieri, “Bir sonraki adımımız, elyafları kademeli konfigürasyonda düzenlenmiş ve elastik bir arayüzle birbirine bağlanmış bir 3D baskılı model oluşturmaktır. Böylelikle elde edilecek prototipler hasara dayanıklı kompozit malzeme oluşturmak için kullanılabilir” diyor.

Kaynak : phys

Bursa İleri Kompozit Malzemeler Araştırma ve Mükemmeliyet Merkezine Dev Destek

Bursa İleri Kompozit Malzemeler Araştırma ve Mükemmeliyet Merkezine Dev Destek. Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) tarafından yenilikçi bir sanayi –üniversite işbirliği modeliyle hayata geçecek olan İleri Kompozit Malzemeler Araştırma ve Mükemmeliyet Merkezi (İKMAMM) Projesi BEBKA’nın ‘Güdümlü Proje Desteği’nden faydalanmaya hak kazandı. Tekstil ve Teknik Tekstil Mükemmeliyet Merkezi’nin (TTTM) de yer aldığı kompleks bu alanda devlet destekli en büyük proje oldu.

2015 yılının Aralık ayında BTSO tarafından DOSAB’ta temeli atılan Tekstil ve Teknik Tekstil Mükemmeliyet Merkezi ile İleri Kompozit Mükemmeliyet Merkezi’nin inşaatlarında çalışmalar sona geldi. Eylül ayında açılışları yapılması planlanan merkezlerden Tekstil ve Teknik Tekstil Mükemmeliyet Merkezi’nin ardından ileri Kompozit Malzemeler Araştırma ve Mükemmeliyet Merkezi Projesi de Kalkınma Bakanlığı’nın 2016 yılı çalışma programına dahil edilerek BEBKA ‘Güdümlü Proje Desteği’ almaya hak kazandı. Bakanlık tarafından toplamda 25 milyon liralık kaynağın sağlandığı proje bu alanda devlet desteği alan en büyük yatırım konumunda.

İKMAMM ENTEGRE BİR MERKEZ OLACAK

Yenilikçi bir sanayi-üniversite işbirliği modeliyle hayata geçecek olan İKMAMM, otomotivden havacılık ve rüzgar enerjisine kadar birçok sektörde dönüşüm sağlayan, üretim, test, sertifikasyon ve eğitim faaliyetleri ile entegre edilmiş bir merkez olacak. BUTEKOM tarafından özel sektör mantığı ile işletilecek olan merkezde; kompozit malzeme teknolojileri alanında lisansüstü eğitim, temel araştırma, uygulamalı araştırma, ürün geliştirme, üretim ve ticarileştirme faaliyetleri gerçekleştirilecek. Lisans üstü öğrencileri, doktora sonrası araştırmacılar, öğretim üyeleri, araştırmacılar, mühendisler ve prototip üretiminde yer alacak insan kaynaklarının eşzamanlı olarak aynı çatı altında bulunacağı merkez çok disiplinli araştırmanın, öğrenmenin, üretmenin oluşturacağı çığır açıcı bir ekosistem oluşturacak. Teknik tekstil ve kompozit malzeme disiplinlerinin bir arada çalışacağı merkez disiplinler arası sinerji üretecek.

BÖLGEDEKİ REKABET GÜCÜNÜ ARTIRACAK

ileri Kompozit Malzemeler Araştırma ve Mükemmeliyet Merkezi’nin bölgedeki rekabet gücünün artması ve Ar-Ge çalışmaları ile yerli katma değeri yüksek teknolojik ürünlere geçiş noktasında köprü görevi göreceğini ifade eden BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, “Aynı zamanda Tekstil ve Teknik Tekstil Mükemmeliyet Merkezi’mizin tamamlayıcı kuruluşu olacak olan bu merkezde kompozit malzeme üreten firmalarımız ile hem önemli projeler geliştirilecek, hem de önemli Ar-Ge çalışmaları yapılacak. Bu sayede merkezimiz firmalarımızın katma değerli ürünleri üretmeleri noktasında tamamlayıcı kuruluş olarak da işlev görecek.” diye konuştu.

Kaynak : BTSO

Araştırmacılar Kemik Kırıklarını Düzeltmek İçin Biyobozunur Kompozit Malzemeler Üzerine Çalışıyor

Araştırmacılar Kemik Kırıklarını Düzeltmek İçin Biyobozunur Kompozit Malzemeler Üzerine Çalışıyor. Dünyaca ünlü Kimya firması olan Evonik Industries AG araştırmacıları kırık kemikleri düzeltmek için biyolojik olarak parçalanabilen yüksek mukavemetli kompozit malzeme geliştiriyorlar. Bu malzeme hastaların vücutlarında kalan veya çıkarılması için cerrahi operasyon gerektiren metal implantların yerini alabilir. İyileşme süreci sonunda bu kompozit malzemelerden yapılan parçalar yavaş yavaş vücut tarafından emilir. Malzemeler, polimer ve doğal olarak kemiklerde oluşan maddelerden oluşmaktadır.

Proje Birmingham’da Evonik Tıbbi Cihazlar Proje evinde gerçekleşmektedir. Dr. Andreas Karau “Biz hasarlı dokuların yerine sağlıklı dokular oluşturmak için biyo-emilebilir implantlar oluşturmak istiyoruz. Biyobozunur kompozit bizim daha ilk adım. Polilaktik asit bazlı polimerler bu malzemelerin geliştrilmesi ve rejeneratif tıp için çözümler geliştirmesi için mükemmel bir temel. Polimerler karbondioksit ve suyla parçalanabiliyor. Parçalanma zamanı molekül bileşimi, zincir uzunluğu ve kristal yapısına bağlıdır” diyor.

Evonik tarafından geliştirilen polimerler şu anda öncelikle yırtık bağlar içinn, biyo-emilebilir vida, pim ve küçük levhalar şeklinde kullanılır ve parmak veya küçük yüz kemiklerini sabitlemek için kullanılabilir.

Araştırmacılar, kalsiyum fosfat türevleri ve inorganik maddeler ile biyolojik olarak parçalanabilen polimerler takviyeli kompozitler üzerine çalışmalarına devam ediyor. Diğer bir hedefleri ise 3-D baskıya uygun biyolojik olarak parçalanabilen polimerler geliştirmek.

Araştırmacılar Kemik Kırıklarını Düzeltmek İçin Biyobozunur Kompozit Malzemeler Üzerine Çalışıyor

Kaynak :plasticsnews

Suda Yüzebilen Yeni Tür Kompozit Malzeme Elde Edildi

Suda Yüzebilen Yeni Tür Kompozit Malzeme Elde Edildi. Deep Springs Technology şirketinde ve New York Üniversitesi’nde çalışan bir grup araştırmacı yeni bir kompozit malzeme (fiziksel ve kimyasal özellikleri birbirinden farklı maddelerden oluşan malzeme) geliştirdi. Kabarcıklı sünger yapısındaki malzeme o kadar hafif ki suyun üzerinde yüzebiliyor. Dr. H. Anantharaman ve arkadaşlarının yaptığı araştırmanın sonuçları International Journal of Impact Engineering’de yayımlandı.

Büyük oranda magnezyum içeren bir metal alaşımına içi boş SiC parçacıkları eklenmesiyle üretilen yeni malzemenin özkütlesi 0,92 kg/l. Bu değer suyunkinden (1,0 kg/l) düşük olduğu için malzeme suya bırakıldığı zaman batmıyor. Üstelik bu kadar hafif olmasına rağmen hayli sağlam bir yapıya sahip ve yüksek sıcaklıklara karşı dayanıklı. Bu malzemeden özellikle deniz araçları imalatında yararlanılabileceği düşünülüyor. Yeni kompozit malzeme suyun üzerinde yüzebildiği için,bu malzeme kullanılarak üretilen bir gemi, yapısında bozulmalar olsa bile batmayacaktır.

Suda Yüzebilen Yeni Tür Kompozit Malzeme Elde Edildi

 

Kaynak : Bilim ve Teknik Dergisi (Mahir E.OCAK )

2014 Yılında Dünyada ve Türkiye’de Kompozit Sektörünün Görünümü ve Geleceği

2014 Yılında Dünyada ve Türkiye’de Kompozit Sektörünün Görünümü ve Geleceği. Kompozit sanayi dünya ölçeğinde, geçen 30 yıl içerisinde global ekonomik büyüme ve anahtar sektörlere (bina ve inşaat, rüzgar enerjisi, uzay ve havacılık, otomotiv vb.) daha fazla nüfuz etme becerisine dayanarak uzun süreli bir gelişme göstermiştir.

Bugün gelinen noktada kompozit malzeme pazarı dünya ölçeğinde 60 milyar Avro ve 8 milyon tonluk bir hacme ulaşmış bulunmaktadır. 2002 ve 2012 yılları arasında kompozit pazarı dünya ölçeğinde işlenmiş son ürün olarak yılda değer olarak %4-5, hacim olarak ise %3 büyüme göstermiştir.

Kompozit sanayiinin önümüzdeki 5 yıl sürecinde değer olarak %5’lik, hacim olarak ise %4’lük bir büyüme göstermesi beklenmektedir. Bu arada Kuzey Amerika ve Avrupa’nın %56 olan pazar payının %50’ye gerileyeceği, Asya’nın Pazar payının ise %37’den %43’e çıkacağı tahmin edilmektedir.

Türkiye kompozit sektörü dünyadaki global ekonomik gelişmeler paralelinde ve son on yıllık siyasi istikrarın da etkisi ile diğer sektörlerde olduğu gibi hızlı ve uzun soluklu bir gelişme göstermiştir.

Bugün gelinen noktada Türkiye kompozit malzeme pazarı 1,225 milyar Avro ve 245.000 tonluk bir hacme ulaşmış bulunmaktadır. Kompozit sektörü tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de ikame malzemelerden pay alarak büyümektedir. Kompozit sektörü Türkiye’de, Avrupa ve dünya büyüme oranının üzerinde bir büyüme göstermektedir. Geçtiğimiz yıllarda dönemin ekonomik durumuna bağlı olarak Türkiye’de %8-%12 arası bir büyüme görülmüştür. Son yıllarda ise yaşanan ekonomik istikrar paralelinde %9-%10 arasında bir büyüme izlenmektedir.

Bugün Türkiye kompozit sektörü orta ve büyük ölçekli 150- 200 şirket, kısmen kompozit işi yapan 700-800 şirket, yaklaşık 5000 çalışanı ile yıllık 245 bin ton toplam üretimi ile 1,225 milyar Avro’luk bir değer üreten sektör konumundadır.

Dünyada Kompozit Uygulamaların Gelişimi Ne Şekilde Devam Ediyor?
Kompozit pazarı hacimsel olarak Çin’in ekonomik gelişmesine paralel olarak en fazla bu ülkede gelişme göstermiştir. Uzay ve Havacılık sektörünün kompozit kullanım oranı hızlı bir artış göstermiştir. Rüzgâr enerjisinin kompozit kullanımındaki hızlı artış bu sektörü kompozit sektörleri içerisinde üst sıralara taşımıştır. Termoplastiklerin gelişme hızı termosetlere oranla daha fazla olmuş ve termoplastikler toplam kompozit pazarı içerisindeki paylarını arttırmayı başarmışlardır. Enjeksiyon proseslerinin, el yatırmasına olan oranı her geçen gün artmış ve el yatırması teknikleri daha ziyade büyük parçaların üretimleri ile sınırlı kalmaya başlamıştır.
1. Kompozit sektörünün büyümesi genellikle global ekonomik büyümenin üzerinde seyretmektedir. Önümüzdeki dönemde de bu durum geçerliliğini koruyacaktır.

2. Kompozit sektörünün gelecek 5 yılda %4’lük bir büyüme ile 10 milyon tonluk bir hacme ulaşması öngörülmektedir. Bu gelişme;
• Kuzey Amerika’da yılda %2,
• Avrupa’da yılda %4,
• Asya’da yılda %7,
• Geri Kalan Ülkeler’de yılda %6 düzeyinde olacaktır.
Bu gelişme farklılığı kompozit endüstrisinin Kuzey Amerika ve Avrupa’dan Asya’ya ve diğer ülkelere doğru kaymasına neden olacaktır.

Kompozit sektörünün gelişmesi uygulama alanlarına göre de farklılıklar içerecektir. Denizcilik, yapı, inşaat ve tüketici mallarındaki büyümenin yıllık %0-2 arasında olması beklenirken, elektrik ve elektronik, boru ve tank, taşımacılık,uzay ve havacılık sektörlerinde büyümenin yıllık %3-%7 arasında gerçekleşeceği tahmin edilmektedir. Rüzgâr enerjisi uygulama alanındaki büyümenin ise iyimser bir tahminle yıllık %15-%20’lik bir oranı yakalaması beklenmektedir.

3. Kompozit Sektörünün gelecek 5 yılda yıllık %5’lik bir büyüme ile 80 milyar Avro’luk bir değere ulaşması beklenmektedir. Değersel büyümenin Kuzey Amerika ve Avrupa’da %4, Asya ve dünyanın geri kalan bölgelerinde %7 düzeyinde olması beklenmektedir.

4. Çeşitli sanayilerde kompozit malzeme kullanım oranı belirli bir dengeye kavuşmuş durumdadır. Rüzgâr enerjisinde (%65), denizcilikte (%50), elektrik ve elektronikte (%35) ve tüketici mallarında (%13). Diğer endüstrilerde ise kompozit kullanımı alternatif malzemelerden pay alarak artmaya devam edecektir. Bu endüstrilerde kompozit malzemelerin pay alma oranının;
• Uzay ve Havacılıkta %9’dan %12’ye,
• Yapı ve İnşaatta %6’dan %10’a,
• Boru ve Tankta ise %1’den %2’ye çıkması beklenmektedir.

Türkiye’de Sektörün Geldiği Nokta ve Bundan Sonraki Potansiyeli
Dünya’da bir “Gelişmişlik Kriteri” olarak kabul edilen kişi başına düşen kompozit tüketim miktarlarına bakıldığında, ülkemizin önünde önemli fırsatların ve olanakların olduğu ortaya çıkmaktadır. Şöyle ki, dünyada 4-10 kg. arasında bir dağılım izleyen bu miktar ülkemizde 3 kg. düzeyindedir. Dünyada 7,5€/kg. olan ortalama fiyat seviyesi de ülkemizde 5,0€/kg. düzeyindedir. Gerek kişi başı tüketim miktarı ve gerekse de Türkiye’deki ortalama fiyat ülkemiz için önümüzdeki dönemde avantaj olarak değerlendirilmektedir. Kompozit malzemenin sektörler arasında hacim olarak dağılımı dünya, Avrupa ve Türkiye açısından aşağıdaki tablodaki gibidir.

6

Tablodan da görülebileceği gibi ülkemizde kompozit malzeme daha ziyade boru ve tank ile yapı ve inşaat sektörlerinde ağırlıklı olarak kullanılmaktadır. İleri teknolojili ürünlerin ülkemizde üretilmesinin hızlanması ile birlikte, özellikle rüzgâr enerjisi, taşımacılık ve otomotiv, uzay ve havacılık ile elektrik ve elektronik sektörlerinde daha fazla miktar ve oranda kompozit malzeme kullanımının gerçekleşmesi beklenmektedir.

Üretim proseslerine göre bir karşılaştırma yapılmak istenirse aşağıdaki gibi bir tablo karşımıza çıkmaktadır.

7

Tablodan da görülebileceği gibi ülkemizde makinalı ve ileri teknoloji gerektiren ürünlerin üretiminde alınacak daha pek çok yol vardır. Ülkemizdeki ve civar ülkelerdeki talebin etkisi ile %50’lere varan CTP boru üretimi ülkemiz kompozit sektörünün itici gücü olmaya önümüzdeki dönemde de devam edecektir. Pultruzyon, SMC-BMC ve termoplastik enjeksiyon proseslerinin önümüzdeki dönemde pazar paylarını arttırmaları beklenmektedir. RTM ise özellikle rüzgâr enerjisi, denizcilik, otomotiv ve taşımacılık ile su kaydırakları sektörlerinde gelişimini sürdürmeye devam edecektir.

Kompozit sektörü, 2014 yılını %4 civarında bir büyüme ile kapatmıştır. Özellikle CTP boru sektöründe, otomotivde, inşaatta, yenilenebilir enerji ve eğlence sektörlerinde yaşanan gelişmeler bu sektörlerin beklenen büyüme rakamını yakalamasını sağlamıştır. Denizcilik, elektrik-elektronik, havacılık, savunma sanayi gibi sektörlerde ise gelişme sınırlı kalmıştır. Ancak sektörde yaşanan bu büyümeye karşılık aşırı rekabet ve karsızlık sektördeki önemli firmaların fon yaratmakta zorluklar yaşamalarına neden olmaktadır.

Sektörün 2015 yılında %5 civarında bir büyüme göstermesi beklenmektedir. 2015 yılında bölgede ve Orta Doğu’da istikrarın oluşması ve Avrupa’da ekonominin canlanması söz konusu olduğu takdirde üreticilerimizin ihracat performansı artacaktır. Sektör üyelerinin yeni projeler ve ihracat pazarlarını çeşitlendirme konusunda yapmakta oldukları çalışmalarında pozitif geri dönüşleri neticesinde 2015 yılı performansının artacağına inanıyoruz.
Kompozitte Dış Ticaret Açığı, İhracat İthalat Rakamları
Kompozit sanayi 3 ana katma değerli adımdan oluşmaktadır:
1. İlk madde üretimi: Reçineler, elyaflar, katkı maddeleri, aletler ve makineler.
2. Ara malı üretimi: Dokumalar, kumaşlar, örgüler, preformlar, hazır kalıplama bileşimleri, pestiller, granüller ve peletler.
3. Son ürün üretimi: Nihai kompozit malzemeden oluşan ürünler.

Bugün tüm dünyada en yaygın olarak kullanılan takviye malzemeleri cam elyafı (%86) ve karbon elyafı (%12) ülkemizde üretilmektedir. Reçinelerden ise doymamış polyester reçinesi ve vinyl ester reçine ülkemizde üretilirken epoxy reçineler ile termoplastik reçineler ithal edilmektedir. Reçinelerin hammaddelerinin ise son derece az bir bölümü ülkemizde üretilirken önemli bir bölümü yurt dışından tedarik edilmektedir. Kompozit üretiminde kullanılan teknik tekstillerin üretiminin ülkemizde yaygınlaşması ile birlikte bu alanda da sektör tüm ihtiyacını yurt içinden karşılayabilme noktasına gelmiştir. Rakamsal olarak bugün kompozit sektörü yaklaşık 230 milyon Avroluk bir ihracat yaparken 230 milyon Avroluk da ithalat yapmaktadır.

Sektör ihtiyaç duyduğu kimyasal hammaddeleri ithal ederken, gerek ülkemizde üretilen takviye malzemeleri ve reçineler ile teknik tekstillerin ve bitmiş ürünlerin ihracatı ile dış ticarette bir dengeye kavuşmuş ve bugün dünya çapında iş yapan firmaları ile de uluslararası alanda adından söz edilen bir konuma ulaşmıştır. Nitekim bu gelişmenin en somut örneği olarak Türkiye, sektörün uluslararası en önemli buluşması olan 12-14 Mart 2013 tarihleri arasında Paris’te yapılan JEC 2013 Paris fuarının Onur Ülkesi olarak ilan edilmiştir.

Kompozit sektörü doğrudan ve dolaylı olarak ihracat yapmaktadır. Ürettiği hammaddeleri, sanayi ara mallarını ve son ürünleri aldıkları ihaleler ve projeler çerçevesinde doğrudan ihraç eden sektör, ayrıca bu ürünleri ihraç edilen her otomobil, otobüs, tekne, küvet vb. ürünlerin içerisinde dolaylı olarak da ihraç etmektedir. Sektör esas olarak Avrupa ülkelerine, Rusya’ya, Türki Cumhuriyetlere, Orta Doğu ve Kuzey Afrika’ya ihracat yapmaktadır. İhracat yapılan ülke sayısını arttırmak ve yeni pazarlar kazanmak amacıyla da çalışmalar her geçen gün yoğunlaştırılmaktadır. Sektörün bazı firmaları Amerika Birleşik Devletleri başta olmak üzere Uzak Doğu da dahil olmak üzere dünyanın her tarafına ihracat yapmaktadırlar.

Sektör yaklaşık olarak 230 milyon Avro civarında doğrudan ihracat yapmaktadır. Bu ihracat rakamının içerisindeki en önemli pay CTP boru üreticilerine, cam elyafı ve polyester reçine üreticilerine, teknik tekstil üreticilerine ve RTM üreticilerine aittir.

Son Söz
Kompozit sektörü katma değeri yüksek ürünler ürettiği ve yarının malzemesi olduğu için ülkemiz açısından çok önemli bir sektördür. Hükümet, yerel yönetimler, yatırımcı kuruluşlar ve sanayicilerin malzeme alımlarında geleneksel malzemeler yerine daha hafif, daha uzun ömürlü, daha yüksek mukavemetlere sahip, daha çağdaş çözümler sunan kompozit malzeme alternatiflerini aramalarının hem kendileri hem de ülke ekonomisi açısından yararlı olacağı görüşündeyiz. Bugün tüm dünyada gerek havacılık ve uzay sektöründe gerekse de otomotiv sektöründe enerji ve fosil yakıt kullanımının azalması tamamen kompozit malzemelerin bu sektörlere penetrasyonu ile doğru orantılı olarak gelişmiştir. Bu sürecin hemen hemen tüm sektörlere girdi veren ve çözüm üreten bir sektör olan kompozit sektörü lehine daha da gelişeceğine inanmaktayız.

2014 Yılında Dünyada ve Türkiye'de Kompozit Sektörünün Görünümü ve Geleceği

 

Kaynak : putechmagazine ( İsmail Hakkı Hacıalioğlu / Genel Sekreter – Kompozit Sanayicileri Derneği)

Sakarya Üniversitesi ile ESA Kimya işbirliği ile kompozit çubukların betonda kullanımı araştırılacak.

Sakarya Üniversitesi (SAÜ) ile ESA Kimya işbirliği ile elyaf takviyeli kompozit çubukların betonda donatı olarak kullanımı araştırılacak.
Sanayi Tezleri (SANTEZ) Destek Programı projeleri kapsamında betonda donatı malzemesi olarak çelik yerine alternatif donatı malzemesi olarak pultruzyon metodu ile üretilen Fiber Takviyeli Plastik (FRP) malzemelerin kullanılabilirliği araştırılacak. Proje, Teknoloji Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mehmet Sarıbıyık tarafından yürütülecek.

Günümüzde en yaygın kullanılan yapı malzemesi olan beton içinde kullanılan donatının korozyonu betonarme yapılarda sorun olabiliyor ve ülke ekonomisine zararı yıllık yaklaşık 45 milyar doları buluyor. Su ile temas eden yapılarda beton içerisinde yer alan donatı korozyonuna bağlı olarak hem çelik hem de beton elemanlar önemli ölçüde zarar görüyor. Özelikle kıyı yapıları, saha betonları, beton yollar, çelik hasır kullanılan betonlar, tünellerde kullanılan bir kısım betonlar ve zemin betonları gibi birçok uygulamada FRP donatıların kullanılması ile beton içerisinde yer alan çelik donatının paslanma sorununa çözüm üretilmesi planlanıyor.

SuperCam

 

Kaynak : beyazgundem