Erzurum Teknik Üniversitesinde Gerçekleşen Uluslararası Katılımlı Nobelyum Bilim Kongresi Sona Erdi

Erzurum Teknik Üniversitesi Fen Fakültesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü Genaktüel Kulübü tarafından organize edilen ve Erzurum’daki ilk Moleküler Biyoloji ve Genetik Öğrenci Kongresi olan “Uluslararası Katılımlı Nobelyum Bilim Kongresi” tamamlandı.

14-15 Nisan 2018 tarihleri arasında İbrahim Erkal Dadaş Kültür Merkezinde düzenlenen kongrenin açılış programına Erzurum Valisi Seyfettin AZİZOĞLU, Erzurum Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Mevlüt DOĞAN, Erzurum Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Muammer YAYLALI, Erzurum İl Emniyet Müdürü Mehmet ASLAN Erzurum Teknik Üniversitesi Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Songül DUMAN, Prof. Dr. Bayram ŞAHİN ve ETÜ İİBF Dekanı Prof. Dr. Vedat KAYA’nın yanı sıra, aralarında Nobel Fizyoloji veya Tıp Ödülünü alan İngiliz biyokimyacı Tim HUNT’ın da yer aldığı 13 bilim insanı katıldı. Programa ayrıca Türkiye’nin birçok şehrinden yaklaşık 450 akademisyen ve öğrenci katıldılar.

Saygı duruşu ve istiklal Marşının okunmasıyla başlayan programda Erzurum Teknik Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü Öğrencisi İlknur ÇİLTAŞ’ın açılış konuşmasının ardından Erzurum Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Muammer YAYLALI ve Erzurum Valisi Seyfettin AZİZOĞLU katılımcıları selamladılar.

İki gün süren ve moleküler biyoloji, immünogenetik, moleküler genetik, biyoteknoloji, kanser, nanoteknoloji, nörobilim, kök hücre, mikrobiyoloji, biyoinformatik, genetik mühendisliği, evrim ve ilaç teknolojisi alanlarında dünyadaki trendler ve teknolojik gelişmelerin öğrencilere ve akademisyenlere aktarıldığı kongreye TİM HUNT damgasını vurdu.

“Hücre bölünmesindeki kontrol proteinleri” keşfiyle 2001 yılında Nobel Tıp veya Fizyoloji ödülünü alan İngiliz biyokimyacı Sir Richard Timothy “Tim” HUNT Nobel yolundaki hikayesini anlattı.

1965’te katıldığı bir konferansta dinlediği iki bilim insanın konuşması sonrası bilime bakış açısının değiştiğini dile getiren Hunt, “Konferanstaki bir bilim insanı yaptığı çalışmada, hemoglobin yapısının oluşturduğu hem grubunun öneminin ortaya konulmasına ilişkin işlemini gerçekleştirmiş. Bu bilim insanı hem grubunun hemoglobin içindeki önemini, canlıların yumurtalarında döllenme olduktan sonra protein sentezi miktarının arttığını ortaya koydu.” dedi. Hunt, konferansın ardından “Bu bilim insanı, ribozom hem grubuna geldiğinde globinin proteine nasıl bağlanacağını nereden biliyor?” sorusundan yola çıkarak arkadaşlarıyla laboratuvarda konuşurken o bilim insanının bu konuyu yanlış bildiğini fark ettiklerini ve sorunun çözümü için çalışmaya başladıklarını ifade etti.

“YANGIN BİZİM EN BÜYÜK ŞANSIMIZMIŞ”

Hunt, “çalışmalarımızı sürdürürken laboratuvarımızda yangın çıktı. Dünyamız yıkılmıştı. Her şeyin bittiğini düşünürken yeni bir laboratuvara taşındık. Aslında yangın bizim için bir fırsatmış. Bir biriyle alakası olmayan ve desteklemeyen bir çok sonuç kül olmuştu. Yangının ardından yeni bir yaklaşım ve bakış açısıyla deneylerimize devam ettik. 7 yılda çözemediğimiz problemi sadece 6 ayda çözdük. Hem grubu ve eIF2-alfa protein kinaz varlığında, protein sentezinin durdurulabildiğini keşfettik.” dedi.

Tim Hunt programın son bölümünde salondaki katılımcıların sorularını cevaplandırdı. Nobel Ödülü sahibi bilim adamı Tim HUNT’a konuşması sonrasında ETÜ Rektörü Prof. Dr. Muammer YAYLALI tarafından plaket ve hediye takdimi yapıldı.

Kongrenin ilk gününün sonunda katılımcı bilim insanlarını rektörlük makamında ağırlayan Erzurum Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Muammer YAYLALI, konuklarına, Üniversitemizin Erzurum’da böyle bir organizasyona imza attığı için gurur duyduğunu ve kendilerini ağırlamaktan mutluluk duyduğunu ifade etti.

Kongrenin ikinci gününde yapılan oturumların ardından kapanış programına geçildi. Sahnede söz alan Prof. Dr. Muammer YAYLALI böyle büyük ve kapsamlı bir kongreyi organize etmenin hiç kolay olmadığını söyleyerek başta ETÜ GENAKTÜEL kulübüne ve emeği geçen herkese tebrik ve teşekkürlerini iletti. YAYLALI, nitelikli, donanımlı ve kendilerine güvenen Erzurum Teknik Üniversitesi öğrencileriyle gurur duyduğunu ve üniversite yönetimi olarak kendilerine her türlü desteği vermeye devam edeceklerini sözlerine ekledi.

İki gün süren ve akademik çevrelerce yoğun ilginin olduğu gözlemlenen “NOBELYUM BİLİM KONGRESİ” çekilen hatıra fotoğrafları sonrası sona erdi.

Kaynak : http://erzurum.edu.tr

Akdeniz Üniversitesi’nden Kök Hücreler Alanında Bilime Önemli Katkı

Akdeniz Üniversitesi’nden Kök Hücreler Alanında Bilime Önemli Katkı. Akdeniz Üniversitesi’nden bir Türk bilim insanının da bulunduğu, Cambridge Üniversitesi’nden bir ekip, vücudun ana hücreleri olan iki farklı türdeki kök hücreleri kullanarak erken dönem fare embriyosuna benzer bir yapay oluşturmayı başardılar.

Bilim insanları iki tip kök hücre ve üç boyutlu yapı iskelesi (skafold) adı verilen, hücre ve doku oluşumunu desteklemek için çatı vazifesi gören biyolojik materyal kullanarak, doğal bir fare embriyosunu çok benzeyen bir yapı oluşturdular.

Çalışma, embriyoların erken dönemlerinde nasıl geliştiğine dair yararlı ipuçları da sunabilir. Bir memeli yumurtası bir sperm tarafından döllendikten sonra, kök hücrelerden oluşan, küçük, ana rahmi içerisinde serbestçe yüzen hücreler topluluğunu oluşturur. Nihayetinde gelecekteki vücudu oluşturacak olan ve ’embryonik kök hücreler (ESC)’ olarak tanımlanan kök hücreler, ana rahmindeki embriyonun bir ucuna doğru kümeleşir ve bu evre blastosist evresi olarak bilinir. Blastosistteki diğer iki kök hücre türü plasentayı oluşturacak ekstra-embryonik kök hücreler (TSC) olarak tanımlanır ki bu hücreler fetüsün organlarının doğru gelişimi için gerekli besin desteğini sağlamaktan sorumludur.

ECS’leri kullanarak embriyo benzeri yapılar oluşturabilmek için daha önceki yıllarda gerçekleştirilen girişimlerin sınırlı bir başarısı olmuştur. Bunun nedeni, erken embriyo gelişimde, farklı hücre tiplerinin birbirleri ile yakın bir iş birliği içerisinde olmasını gerektirmesidir.

Profesör Zernicka-Goetz yürütücülüğünü yaptığı, Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Histoloji ve Embriyoloji Anabilim Dalı’nda Araş. Gör. Berna Sözen ve Sarah Ellys Harrison’un birinci isim yazarlığı paylaştıkları ve tüm bilimsel çevreler tarafından tarihi bir buluş olarak nitelendirilen çalışmada ekip, iki kök hücre türü arasında önemli bir iletişim kurulduğunu keşfettiler. Bir bakıma, hücreler birbirlerine embriyonun neresinde yer alacaklarını söylüyorlar.

Yapay “embriyo”yı normal olarak ana rahminde gelişen bir embriyo ile karşılaştıran ekip, yapay embriyo gelişiminin doğal embriyo ile aynı gelişim modelini izlediğini gösterebildi.

Kök hücreler kendilerini organize ederek, ESC’ler yapay embriyonun bir ucunda, TSC’ler diğer ucunda örgütlenir. İki farklı kök hücre kümesi bir araya toplanmadan önce, her kümede bir boşluk açılır ve sonunda embriyonun gelişeceği pro-amniyotik boşluk haline gelir.

Her ne kadar yapay embriyo, ana rahminde gelişen gerçek embiyoya çok yüksek oranda benzerlikler gösterse de, araştırmacılar yapay embriyodan sağlıklı bir cenin gelişebileceğini ima dahi etmiyorlar. Bunu yapabilmek için, embriyoya beslenme sağlayan kan damarı ağının geliştiği yolk kesesinin gelişmesine izin verecek olan kök hücrenin üçüncü formuna muhtemelen ihtiyaç duyulacağını ve bu alanda yapılacak daha bir çok bilimsel çalışmalara ihtiyaç duyulduğunu belirtiyorlar.

“İnsan embriyonik ve ekstra embriyonik kök hücrelerini kullanarak, fare kök hücreleri ile başardığımız tekniğimize benzer bir yaklaşım kullanarak 14 gün öncesinde meydana gelen birçok gelişimsel olayı taklit etmek mümkün olacak” diye belirtiyor ekip. “Bu, insan embriyoları üzerinde çalışmak zorunda kalmadan insan gelişiminin bu kritik aşamasındaki önemli olayları incelememize izin verebilecek. Gelişimin normal olarak nasıl gerçekleştiğini bilmek, neden bu kadar sıklıkla yanlış gittiğini anlamamızı sağlayacaktır. ”

Çalışmanın birinci isim yazarlarından Berna Sözen ‘yapay embriyoları ilk kez mikroskop altında görüntülediğimiz ve ne kadar büyük oranda gerçek embriyolar ile benzerlik gösterdiğini incelediğimiz an tam anlamıyla inanılmazdı.’ dedi.

Araştırma büyük ölçüde Wellcome Trust (UK) ve Avrupa Araştırma Konseyi tarafından finanse edildi. Ayrıca, bilimsel ekip içerisinde yer alan Berna Sözen, TUBİTAK tarafından 2214A doktora sırası yurtdışı araştırma burs programı tarafından desteklendi.

Kaynak : Akdeniz Üni

2. Yaşam Bilimleri Kongresi AGÜ’de Başladı

2. Yaşam Bilimleri Kongresi AGÜ’de Başladı. Abdullah Gül Üniversitesi Rektörlüğü konferans salonunda başlayan ve 23-25 Şubat tarihleri arasında gerçekleştirilecek olan kongrede, 31 kentten, 79 kurum ve 500’ü aşkın katılımcı ile özellikle genetik bilimindeki gelişmelere dair bildiriler sunulacak.

Kongrenin açılış konuşmasını yapan AGÜ Rektörü Prof. Dr. İhsan Sabuncuoğlu, geçen yıl ilki düzenlenen kongrede, yaşam bilimleri alanında çalışan temel, klinik ve mühendislik bilim alanlarından uzman ve öğrencilerimizi bir araya getirerek interaktif bir ortam oluşturmayı hedeflediklerini söyledi.

Kanser biyolojisi, proteomiks, biyoinformatik, doku mühendisliği, kök hücre, nanobiyoteknoloji, sinirbilim, immünoloji ve biyomedikal enstürmantasyon gibi konuların ele alınacağı kongrenin; moleküler biyoloji ve genetik, biyoloji, biyomühendislik, tıp, eczacılık, diş hekimliği, kimya mühendisliği, malzeme bilimi ve mühendisliği, nanoteknoloji ve diğer temel bilim alanlarında uzmanlık yapan bilim insanlarının araştırmalarına ve öğrencilerin vizyonlarına önemli katkılar sunacağına inandıklarını kaydeden Prof. Dr. İhsan Sabuncuoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Abdullah Gül Üniversitesi olarak, toplumla bütünleşmeyi temel misyon olarak kabul etmiş ve bu yolda ilerlerken de yeni nesil üniversitelerin öncülüğünü üstlenmiş, büyük hedefleri olan bir üniversiteyiz. Üniversitemiz daha çok genç, daha çocuk. Türkiye’deki sayısı neredeyse 180’e ulaşan üniversitelerden birisi. Türkiye’nin ilk vakıf destekli devlet üniversitesi. Ve Anadolu’da kurulmuş tamamen İngilizce eğitim yapan ve öğrencilerine üst düzey bir dil alt yapısı sunan Türkiye’deki birkaç okuldan biri. Buna, vakıf üniversiteleri de dahil. Büyümemizi, son derece kontrollü, kaliteden ödün vermeden, kaliteli ve nitelikli insan gücünü; akademisyen, öğrenci ve idari personel, bir araya getirerek ve bu insanlara iyi bir çalışma ortamı sağlayarak, öğrencilerimize de iyi bir eğitim ortamı, yeni nesil bir müfredat, yeni eğitim modeli üzerinden çok yakın bir gelecekte tüm dünyaya egemen olacak yeni öğrenme deneyimine önem ve ren ve bunu hayata geçiren bir üniversite olarak büyüyoruz. Bu kongre bizim için çok önemli, çünkü bilim dünyasında biyoloji ve genetik biliminin ne kadar önemli olduğunu artık bütün dünya anladı. Genetik alanındaki araştırmalar bilim dünyasında çığır açacak nitelikteki, insanoğlunun daha sağlıklı ve mutlu bir yaşam sürebilmesi için ortaya koyduğu gayretlerin aslında önemli bir açılım noktası.”

Açılış konuşmaların ardından, Sevil Dinçer İşoğlu, Volkan Seyrantepe’nin oturum başkanlığında, ‘Metastatik Kanserlerin Tedavisine Yeni Bir Yaklaşım’, ‘Hücrenin Gücü: Hücresel Tedaviler’ başlıklı bildirilerin sunumu gerçekleştirildi ve ‘kanser oturumu’ adı altında kanser hastalığındaki genetik bilimine dair gelişmeler aktarıldı.

Kaynak : Haberturk

II. Yaşam Bilimleri Kongresi Kimya Mühendisliği’nden Biyomühendisliğe Kadar Birçok Temel Bilimi Bir Araya Getirecek

II. Yaşam Bilimleri Kongresi Kimya Mühendisliği’nden Biyomühendisliğe Kadar Birçok Temel Bilimi Bir Araya Getirecek. Abdullah Gül Üniversitesi, Yaşam ve Doğa Bilimleri Fakültesi’nin ev sahipliğinde 23-25 Şubat 2017 tarihlerinde, Kayseri’de II. Yaşam Bilimleri Kongresi düzenlenecek.

II. Yaşam Bilimleri Kongresi’nde, yaşam bilimleri alanında çalışan temel, klinik ve mühendislik bilim alanlarından uzman ve öğrenciler bir araya gelerek interaktif bir ortam yaratılması hedefleniyor. Kongrede temel olarak kanser biyolojisi, proteomiks, biyoinformatik, doku mühendisliği, kök hücre, nanobiyoteknoloji, sinirbilim, immünoloji ve biyomedikal enstürmantasyon gibi önemli konular ele alınacak. Yaşam Bilimleri Kongresi Moleküler Biyoloji ve Genetik, Biyoloji, Biyomühendislik, Tıp, Eczacılık, Diş Hekimliği, Kimya Mühendisliği, Malzeme Bilimi ve Mühendisliği, Nanoteknoloji ve diğer temel bilim alanlarında uzmanlık yapan bilim insanlarının araştırmalarına ve öğrencilerimizin vizyonlarına önemli katkılar sunacak.

KONU BAŞLIKLARI

-Hücre Biyolojisi
-Kanser Genetiği
-İnsan Genetik Hastalıkları
-Biyomühendislik
-Kök Hücreler
-Rejeneratif Tıp
-Hedefe Yönelik İlaçlar
-İlaç Taşıyıcı Sistemler
-Biyomalzeme
-Farmakogenetik
-Epigenetik
-Proteomiks
-Biyoinformatik
-Doku Mühendisliği
-Sinir Bilimi
-İmmunoloji
-Biyoenstrümentasyon
-Nanobiyoteknoloji

Detaylı Bilgi Ve Kongre Anasayfası : https://www.yasambilimlerikongresi.org/

Klinik Araştırmalarda Faz Çalışmaları ve Etik Kurallar Çalıştayı 13-14 Ocak’ta İstanbul’da Yapılacak

Klinik Araştırmalarda Faz Çalışmaları ve Etik Kurallar Çalıştayı 13-14 Ocak’ta İstanbul’da Yapılacak. TÜBA tarafından düzenlenen “Klinik Araştırmalarda Faz Çalışmaları ve Etik Kurallar Çalıştayı” 13-14 Ocak 2017 tarihinde The Green Park Hotel Pendik İstanbul’da gerçekleştirilecek.

Çalıştayda, hasta ve kamu farkındalığı, hayvanlar üzerinde yapılan çalışmalar, hücresel tedavi ve rejeneratif tıp, biyobenzer ilaçlarla yapılan çalışmalarda etik kurallar, ilaç dışı klinik araştırmalar dahil 12 farklı konu, yaklaşık 200 bilim insanı ve yöneticisinin katılımıyla masaya yatırılacak.

TÜBA Başkanı Prof. Dr. Ahmet Cevat Acar, çalıştayın temel amacının Türkiye’de klinik araştırmaların ilgili kurallara uygun şekilde yürütülmesine katkı sağlamak olduğunu, bunun Türkiye’nin dünyadaki bilimsel etkisinin artırılması, milli ilaç sanayimizin gelişmesi, biyobenzer ürün üretimi ve Türkiye’nin uluslararası araştırma fonlarından yararlanma oranının artırılması açısından büyük önem taşıdığının altını çizdi.

TÜBA Başkanı Prof. Acar “Ülkemizde klinik araştırmalarla ilgili önemli sorunlar da yaşanıyor”

Türkiye’nin 79 milyon nüfusu ve potansiyel hasta nüfusu ile dünyanın ilk 10 ülkesi arasında yer aldığını ve klinik araştırmalar için çok önemli bir potansiyele sahip olduğunu ifade eden Prof. Acar, özellikle Avrupa Birliği ülkeleri ile aynı uygulamaya geçilmesi ile merkezi etik kurulun kaldırılmasının ve yetkinin yerel etik kurullara devredilmesinin önemli bir gelişme olduğunu ve bunun var olan potansiyeli daha da artırdığını dile getirdi.

Prof. Acar sözlerini şu şekilde sürdürdü: “Bir yerel etik kuruldan alınan onay ülkemizin her merkezindeki araştırıcı tarafından kullanılabiliyor. Bununla birlikte ülkemizde klinik araştırmalarla ilgili hala önemli sorunlar da yaşanıyor. Özellikle Türkiye’nin bilimsel etkisini artıracak pilot çalışmaların uygulamada tam tanımlanmamış olması, faz çalışmalarında sigorta işlemlerinde yaşanan problemler, biyobenzer ilaçlarla yapılacak klinik çalışmalarda kuralların tam oturmamış olması, kök hücre çalışmalarına farklı yaklaşımların olması, kök hücrenin bazı etik kurullar tarafından ilaç gibi algılanması, hastalarda klinik çalışmaya katılma motivasyonunun düşük olması ve kobay algısı, ülkemizde yaşanan önemli problemler olarak karşımıza çıkıyor. Türkiye’de yapılan klinik araştırmalarda özellikle sanayi, üniversiteler ve kamu hastaneleri çok önemli paydaşlar konumunda ve sorunlar da en çok bu 3 ana paydaşı olumsuz yönde etkiliyor.”

Üniversite ve araştırmacılar, Sağlık Bakanlığı ve SGK, meslek ve sivil toplum kuruluşları gibi ilgili tüm paydaş temsilcilerinin katılımıyla klinik araştırmalara ilişkin bu önemli sorunu ele almak, çözüm önerilerini belirlemek amacıyla ”TÜBA-Klinik Araştırmalarda Faz Çalışmaları ve Etik Kurallar Çalıştayı”, 13-14 Ocak 2017 tarihinde İstanbul’da gerçekleştirilecek.

TÜBA tarafından ilgili çalışma grupları ve üyeler ile ilgili paydaş temsilcilerinin katkısıyla düzenlenen çalıştay sonunda yayımlanacak rapor, ilgili kamu kurum ve kuruluşlara, Sağlık Bakanlığı’na, SGK ve bağlı kuruluşlar ile Üniversitelere ve kamu hastaneleri yöneticilerine gönderilecek.

Bilimsel Program : http://www.tuba.gov.tr/upload/files/Bilimsel%20Program(1).pdf

Kaynak : TÜBA

3 Boyutlu Yazıcılarla Kan Damarlarını Üretmeye Çok Yakın Olabiliriz

3 Boyutlu Yazıcılarla Kan Damarlarını Üretmeye Çok Yakın Olabiliriz. Yıllardır yapay kan damarı üretmeyi deneyen bilim insanları geliştirdikleri yeni bir teknolojiyle bu hayali başardı.

Bir Çin biyo teknik firmasının geliştirdiği 3 boyutlu yazıcıyla yapılan kan damarı, başka organlarının aynı yolla üretilmesine vesile olacak.

Yazıcı 10 santimetrelik kan damarını sadece iki dakika gibi bir sürede imal ediyor ve organ üretimi bu yolla sağlanıyor.

Teknolojiyi bilim adamı Kang Yujian şu sözlerle anlattı:

“Yazıcının ateşi BioBrick. Burada kök hücreler bulunuyor. Kök hücrelerin sahip olduğu yapı ve koşullar sağlanıyor ihtiyaçlara cevap veriyor.”

Kan damarları çok karışık olduğundan biyo yazıcı için çok hassas bir konu. Çünkü vücudumuza giren besinleri organlarımıza bu damarlar taşıyor. Bilim adamları için ise üç boyutlu yazıcılarla organlarımızı birebir kopya etmek, yeri doldurulamaz ayrıntıyı hesaba katmak anlamına geliyor. Bunu gerçekleştirmenin en zor tarafı ise, üretim yaparken kök hücrelerin canlı kalmasını sağlamak.

Çin Mühendislik Akademisi Araştırma Görevlisi, Dai Kerong ise çalışmalarının başında olduklarını dile getirdi:

“3 boyutlu yazıcı ile kan damarı üretmenin önemi sadece kan damarı açısından değil, bu oluşumu canlı tutabilmekten geçiyor. Yazıcı şimdi kan damarı ile birlikte, ciğer, böbrek ve bazı başka organları üretebiliyor.”

3 Boyutlu Yazıcılarla Kan Damarlarını Üretmeye Çok Yakın Olabiliriz

Kaynak : euronews

2.Uluslararası Kök Hücre ve Hücresel Tedaviler Kongresi Antalya’da Başlıyor

2.Uluslararası Kök Hücre ve Hücresel Tedaviler Kongresi Antalya’da Başlıyor. Kök Hücre ve Hücresel Tedaviler Derneği tarafından bu yıl 2’ncisi düzenlenecek “2. Uluslararası Kök Hücre ve Hücresel Tedaviler Kongresi”, Antalya’da 15-18 Ekim tarihlerinde gerçekleştirilecek.

Dernekten yapılan yazılı açıklamada, Türkiye ve dünyada kök hücre alanındaki temel ve klinik çalışmaların ele alınacağı ve dünyadaki en önemli kök hücre araştırmalarını gerçekleştiren bilim insanlarının bir araya geleceği kongrenin Eş Başkanlığını Yeditepe Üniversitesi Genetik ve Biyomühendislik Bölümü Başkanı Prof. Dr. Fikrettin Şahin ile Ottawa Hastanesi Araştırma Enstitüsü’nden Prof. Dr. Kürşad Türksen’in üstleneceğini belirtildi.
Kongrenin açılış konuşmasını, 2012 yılında kök hücre çalışmaları ile NOBEL ödülü alan Sir John Bertrand Gurdon’ın, kapanış konuşmasını ise 2011 yılında Ulusal Sağlık Örgütü (NIH) Rejeneratif Tıp yöneticiliğine getirilen Mahendra Rao’nun yapacağı ifade edildi.

Bilimsel Program : http://www.stemcell2015.org/?p=Scientific-Program

Açıklamada, kongrede, Kök Hücre ve Hücresel Tedavi alanında dünyada öncü 50’den fazla davetlinin yer alacağı vurgulanarak, Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA) desteğiyle gerçekleştirilecek “Türkiye’de Gerçekleştirilen Klinik Denemeler” ile sekiz TÜBA üyesinin Türk bilim insanının çalışmalarını anlatacağı kaydedildi.
Kongre oturumlarında, Kişiye-Özgü ve Rejeneratif Tıp Uygulamaları, Kök Hücre Araştırmalarında Klinik Uygulamalar, Kök Hücre ve Hücresel Ürünler, Hücresel Programlama ve IPS Hücre Araştırmalarında Güncel Konular, Kök Hücre Araştırmalarında Model Organizmalar ve Alandaki Etik konularının ele alınacağı bildirildi.

2.Uluslararası Kök Hücre ve Hücresel Tedaviler Kongresi Antalya'da Başlıyor

 

Kaynak  :radikal