Kimyagerler Proteinlerin Fonksiyonunu Açıklayan Yeni Teori Geliştirdiler

Kimyagerler Proteinlerin Fonksiyonunu Açıklayan Yeni Teori Geliştirdiler. Arkansas Üniversitesi’nden bir kimyager ve North Carolina State Üniversitesi’ndeki proje ortağı, proteinlerden ve diğer biyomoleküllerin, içerikten çok şekil ve yapının hareketine ve değişimine dayanarak nasıl işlev gördüğünü açıklayan yeni bir teori geliştirdi.

Proteinler, hücrelerin en çalışkan molekülleridir. Hücrelerdeki neredeyse tüm görevlerden sorumludurlar. Örneğin, bazı proteinler hücre ve çevresi arasındaki materyal ve bilginin taşınmasından sorumludur, hücrenin hayatta kalması ve normal işlevi için vazgeçilmez bir görevdir. Protein fonksiyonundaki herhangi bir bozukluk hastalığa neden olabilir halbuki protein fonksiyonunun çalışması hastalığın moleküler temelini anlamak için gereklidir.

J. William Fulbright Sanat ve Bilim Koleji’nde kimya ve biyokimya profesörü olan Mahmoud Moradi, “işlevleri için proteinler şekillerini değiştiriyor” diyor. “Proteinler statik nesneler olmadığından, yapısal dinamiklerini anlamak, işlevlerinin altında yatan moleküler mekanizmaları deşifre etmek için gerekli bir adımdır. Protein dinamikleri çalışması bu nedenle hastalığın moleküler temelini anlamak ve daha etkili ilaçlar geliştirmek, ‘rasyonel tasarım’ oluşturmak için önemlidir. ”

Moradi ve Ashkan Fakharzadeh tarafından geliştirilen teori, protein ve diğer biyo-moleküllerin şekillerini işlevlerine dönüştürme şekillerini açıklar ve simüle eder.

“Protein dinamikleri konvansiyonel teorileri, biyomoleküllerin konfigürasyon alanının kavisli yapısını gözardı ediyor” diyen Moradi, “Bu çalışmada, genel görelilik ve benzeri alanlarda geleneksel olarak kullanılan protein geometrisi teorilerini değiştirmek için geometrik bir teoriye dayanan yenilikçi bir biçimcilik geliştirdik” diyor.

Moradi ve Fakharzadeh teorisini daha da geliştirmek için birbiriyle ilişkili iki soruna değinirler: Proteinler konformasyonlarını değiştirerek ve uyumlu hareketleri izleyerek nasıl işlev görürler ve bu konformasyonel değişiklikler atomik düzeyde nasıl simüle edilebilir?
Moradi, bu soruların yanıtlanması proteinlerdeki yapı-fonksiyon ilişkileri üzerine ışık tutacağını ve bilim insanlarının hastalıkları moleküler düzeyde anlayışını geliştirebileceğini belirtiyor.

Araştırmacıların bulguları, fizikokimyadaki yeni ve orijinal deneysel ve teorik araştırmaları rapor eden The Journal of Physical Chemistry Letters’ın Aralık sayısında yayınlandı.

Kaynak : phys

Kimyagerler Derneği Tarafından Gerçekleştirilen Çalıştayın Sonuç Bildirisi Açıklandı

Kimyagerler Derneği Tarafından Gerçekleştirilen Çalıştayın Sonuç Bildirisi Açıklandı. 8 aylık ön hazırlık çalışmaları ile başlayan süreç 02-04 Nisan tarihlerinde gerçekleşen çalıştay ile son buldu. “Kimyagerlik Mesleğinin Dünü Bugünü ve Yarını” konulu Ankara’da gerçekleşen çalıştay’da Akademi, Özel Sektör, Yetkilendirme & Belgelendirme ve Kamu çalışma grupları  başlığında 4 farklı çalışma grubu oluşturuldu. Her biri kendi grupları içerisinde yetkin kişilerden oluşan ekipler 3 gün boyunca belirlenen konu başlıkları altında yoğun çalışmalar gerçekleştirdiler.

Kimyagerlik mesleği için çok önemli ve stratejik olan bu çalıştay için Kimyagerler Derneğini Gönülden Kutluyoruz ve Mesleğe Hizmetlerinden Dolayı Takdir Ediyoruz.

Kimyagerler Derneğinin düzenlediği çalıştay,02 Nisan’da “2023 Vizyonu Hedefleri Doğrultusunda Kimya ve Kimyagerlik” oturumuyla başlamıştı.

Kamu Çalışma Grubunda dile getirilen görüşler iki ana başlık altında toplandı. Bunlardan birincisi, Kimyagerlerin Ek göstergeleri, Özel hizmet tazminatı, İş güçlüğü zammının yükseltilmesi, ek ödemeler ve KİT’lerdeki Ek ödemelerle ilgili düzenlemelerin yapılması hakkında; ikincisi, kamuda kimyagerin istihdamının artırılmasına yönelik gerekli düzenlemelerin yapılması hakkında.

ÇÖZÜM ÖNERİLERİ

Çalıştay’ın sonuç bildirisinde sözü geçen bu hususlarla ilişkili olarak, kamu çalışma grubunda ulaşılan çözüm önerileri şöyle açıklandı.

1. Kamuda çalışan kimyagerlerin Ek gösterge, Özel hizmet tazminatı, ek ödemeler, İş güçlüğü zammının yükseltilmesi ve KİT’lerdeki Ek ödemelerle ilgili düzenlemelerin, ilgili kanun veya kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılarak, ya da Bakanlar Kurulu kararıyla düzenlenebileceği görülmektedir. Bu düzenleme neticesinde kimya sektöründe istihdam edilen personelin, hem maddi hem de psikolojik iyileştirilmesine yansımaları çok net bir şekilde görülebilecektir. Bu durum, aynı zamanda 2023 Türkiye vizyonunda, temel bilimlerin genç nüfus açısından tercih edilebilirliğinin arttırılmasının da önünü açacaktır.

2. Kamuda, kimyager istihdamının artırılmasına yönelik gerekli düzenlemelerin ise, birkaç adımda gerçekleştirilebileceği anlaşılmaktadır. Bunlar; Türkiye iş kurumundaki kimyager tanımının, Kimyagerler Derneğinin belirlediği tanımla değiştirilmesi ve, iş-kur meslek arama rehberindeki kimyager tanımlarının, iş alanlarının ve iş bulma imkânlarının içerik olarak güncellenmesi, Kimyager istihdam eden kamu kurumlarında, her yıl, kimyagerlik mesleğini tanıtıcı girişimlerde bulunulması ve kimyagerlik mesleği hakkında farkındalık oluşturulmasıdır. Ayrıca, kamuda, Kimya ile ilgili bütün alanlarda, mutlaka kimyager çalıştırılmasının zorunlu hale getirilmesi ve yasa ile kimyager çalıştırmanın tanımlanmış olduğu alanlarda, meslek ve yetki ayrımı ve tanımına dikkat edilerek, farklı meslek gruplarına mensup personel istihdamının önüne geçilmesi, Yapılacak işin niteliği, ve yüklediği sorumluluk bakımından, kimyagerlik meslek tanımına giren iş kollarında, kimyager istihdamının zorunlu hale getirilmesi.

Foto Galeri
[huge_it_slider id=”5″]

Çalıştay’da, Yetkilendirme ve Belgelendirme Çalışma Gurubunun 2023 yılı vizyonuna yönelik önerileri 4 ana başlık altında şöyle toplandı:

1. Bilindiği üzere ülkemizde her yıl çok sayıda iş kazası meydana gelmektedir. Avrupa Birliği uyum çerçevesinde yer alan iş sağlığı ve güvenliği, çevre ve tehlikeli madde taşımacılığı mevzuatları yürürlüğe girmesine rağmen ne yazık ki iş kazalarında ciddi azalma görülmemiştir. Bunun ana sebeplerinden birisi iş sağlığı ve güvenlik uzmanı, çevre görevlisi ve tehlikeli madde güvenlik danışmanlarının, ilgili meslek dalından mezun kişilerin olmamasıdır. Kimya alanında hizmet veren ve kimyasal madde kullanımı olan tekstil, otomotiv, makine gibi birçok sektörde iş kazalarının yaşanmaması ve iş güvenliğinin artırılması için Kimyagerlerin istihdam zorunluluğu getirilmelidir.

2. İş sağlığı ve güvenliği, çevre ve tehlikeli madde güvenlik danışmanlarının görevlerini yetkin yapabilmesi için, hizmeti karşılığı olan ücretleri, işverenlerin oluşturduğu fondan bağımsız kuruluşlar tarafından sağlanmalıdır.

3. İlgili bakanlıkların, iş sağlığı ve güvenliği, tehlikeli madde güvenliği, güvenlik bilgi formu, sorumlu teknik eleman ve çevre hizmetlerinin denetleme ve ruhsatlama faaliyetlerinde kimyagerler etkin rol almalıdır.

4. Türkiye Kimya Sektörü Strateji Belgesi ve eylem planı içerisinde yer alan REACH tüzüğünün Türkiye’deki karşılığı olması öngörülen KİKDİK yönetmeliğinin hazırlanması ve Türkiye şartları ile örtüştürülebilmesi için kimyagerler yönetmelik oluşturma safhasında yer almalıdır. Firmalar, ürünlerin KİKDİK kapsamı içinde olup olmadıklarını ancak ve sadece ürün kimyasal yapısını anlayabilecek ve değerlendirebilecek kimyagerlerle belirlemelidir.

Özel sektör gurubundaki çalışma ise 18 sektör temsilcisinin katılımıyla gerçekleştirildi ve bu çalışmada 8 farklı gündem maddesi tartışıldı. Bu konudaki sonuç şöyle açıklandı:

1. 2023 hedefi temel alınarak, AR-GE reform paketi doğrultusunda katma değeri yüksek ürünler geliştirmek üzere, AR-GE merkezleri açılması, Kimyager istihdamının da arttırılması, mevcut Kimya bölümlerinin altyapı olanakları ve kapasitelerinin AR-GE merkezleri halinde yeniden organize edilmesine yönelik çalışmaları düzenlemek ve böylece cari açık sorununu çözme noktasında ülkemiz ekonomisine önemli katkı sağlanacağı ön görülmüştür.

2. Kimyagerler Derneği olarak özel sektör ile bakanlıklar arasında köprü görevi yaparak, iş birliğinin sağlanması ve mevzuatlar konusunda destek verilmesinin gerekliliği vurgulanmıştır.

3. Özel sektörde donanımlı kimyager ihtiyacı öne çıkmaktadır. Bu anlamda üniversitelerin sektöre yönelik etkin personel yetiştirilmesinde katkı sağlaması hususunda çalışma yapılması önerilen çıktılardan bir tanesidir.

4. Bir diğer önemli çıktı ise Kimyagerler Derneği olarak belirlenen hedeflere yönelik proje pazarları gerçekleştirilerek Üniversite-Sanayi-Kamu işbirliğinin sağlanmasıdır

5. Kompozit, Kozmetik, Kauçuk ve Plastik, Tekstil, Petrokimya ve Boya gibi makro boyutta gelişim sağlayabilecek, inovasyona açık alanların hedef alındığı yaz okulları gibi eğitim programları düzenlenerek sektörün ihtiyaç duyduğu katkının sağlanması ön görülmüştür.

6. Kimyagerlerin temel bilim birikimi doğrultusunda sadece laboratuvar düzeyinde değil, bütün bölüm ve departmanlarda üst düzeyde katkı ve verimlilik sağlayan bir meslek gurubu olduğunu Kimya sektörünün tüm paydaşlarının dikkatine sunarız.

FB_IMG_1459864866580

Akademi Grubu, 2023 hedefleri doğrultusunda, kimyagerlik mesleğinin ülke kalkınmasında daha etkin bir rol alması için, önerilerini Eğitim ve Ar-Ge başlıkları altında oluşturdu.

Çalışma grubu, eğitim kapsamında kimya bölümlerine öğrenci akışının sağlıklı bir şekilde gerçekleştirilebilmesi için;
1. Kimya bölümü, lisans öğrenci kontenjanlarının “öğretim üyesi sayısının iki katı” olarak belirlenmesi ve eğitimdeki kalitenin sürdürülebilmesi için, kontenjan üst sınırının 50 öğrenci ile sınırlandırılmasını;

2. Yurt dışından, lisans ve lisansüstü düzeyde öğrenci alınabilmesi için, daha etkin tanıtımların yapılması ve kolaylıkların sağlanmasını;

3. İlk 5 tercihi içinde, kimya bölümünü seçen öğrencilere burs verilmesini ve bu öğrenciye mezuniyet sonrası seçeceği bir alanda deneyim kazanması için, 6 ay boyunca Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı veya İŞKUR tarafından maddi destek sağlanmasını önermektedir.

KİMYA BÖLÜMLERİ
Sonuç bildirgesinde, ülkemiz üniversitelerindeki kimya bölümleri hakkında şöyle bilgi verildi: “Kimya bölümleri, öğretim üyesi, laboratuvar ve analitik cihaz parkı yönüyle, araştırma alt yapısı çok güçlü olan bölümlerdir. Türkiye adresli olarak uluslararası hakemli dergilerde yayınlanan, kimya araştırma makalelerinin, ülkemiz adresli toplam makaleler içindeki oranı yüzde 11,5 olup, bu oran klinik tıp alanından sonra ikinci sıradadır. Bundan dolayı, güçlü araştırma alt yapısına sahip olan kimya bölümleri, ülke kalkınması için, Ar-Ge merkezleri olarak kullanılabilecek büyük bir potansiyel taşımaktadır.”

Bu bağlamda, kimya bölümlerinin, etkin AR-GE merkezleri olarak değerlendirilebilmesi açısından akademi çalışma grubumuz tarafından;
1. Kimya alanında, lisansüstü öğretime başlayan öğrencilerin, lisansüstü öğretimi süresince sigortalanmasını ve sigorta primlerinin stajlarda olduğu gibi devlet tarafından ödenmesini,

2. Kimya bölümlerinde, lisansüstü öğretimini teşvik etmek amacıyla, ek kaynak için Maliye Bakanlığıyla mutabakat sağlanarak, lisansüstü öğrencilere, Üniversitelerin Bilimsel Araştırma Projeleri kapsamında burs verilmesini,

3. Kalkınma Bakanlığı ile Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı öncülüğünde, sanayici, üniversite ve akademisyenlerin buluşacağı, sorunların, ihtiyaçların ve projelerin duyurulacağı, bilginin paylaşılması, işbirliklerinin artırılması amacıyla web sitelerinin oluşturulmasını ve ülkenin ihtiyaç duyduğu, dışarıdan ithal edilen kimyasalların ve hammaddelerin üretimi için, gerekli Ar-Ge çalışmalarının, Kimya Bölümleri ile işbirliği içinde gerçekleştirilmesi” önerildi.

Sonuç bildirgesinde ayrıca, “Kimyagerler Derneği olarak gerçekleştirilen bu çalıştayın sonuçlarının rapor haline getirilerek, ilgili kurum ve kuruluşlarla paylaşılacağı” belirtildi.

Kimyagerler Derneğini Tarafından Gerçekleşen Çalıştayın Sonuç Bildirisi Açıklandı

Kimya Ve Fen Bölümlerinin Durumu İçler Acısı !

Kimya Ve Fen Bölümlerinin Durumu İçler Acısı ! Bu Muhteşem yazıyı bizimle paylaşan Doç. Dr. Alper Tolga ÇOLAK ‘a çok teşekkür ederiz. Mesleğimize gereken önemi vermemizin artık zamanı geldi. Fen Bilimleri ve Kimya Bölümlerinin gelecekleri ve neler yapılması gerektiği hakkında çarpıcı bir yazı sizlerle.

1.MEVCUT DURUM
Ülkemizde Fen Fakülteleri can çekişiyor. Başta Fizik olmak üzere, Kimya ve Biyoloji bölümlerine ilgi çeşitli nedenlerden dolayı geçtiğimiz 6 yıl içerisinde son derece azaldı. Bu bölümler birkaç büyük üniversite harici öğrenci bulamamaktadır. Gelen öğrencilerin akademik kalitesi ise düştü. Kimyacı olmam sebebi ile Kimya bölümleri ile ilgili düşüncelerimi burada belirtmek istiyorum. Ancak bazı düşüncelerim Biyoloji ve Fizik bölümlerini de kapsadığından bazen Fen bölümleri ifadesini de kullanacağım.

ÖSYM verilerine göre 2008 yılında tüm kontenjanların hemen hemen tamamen dolu olduğu görülmektedir. 2009 yılında Kimya bölümlerinin ülkemizdeki toplam kontenjanları birinci ve ikinci öğretimde toplam 7587 idi. Bu kontenjanlara yerleşen öğrenci sayısı ise 6509 olarak gerçekleşmişti. Böylece toplam doluluk oranı % 85,79 olarak ortaya çıkmıştı. 2010 yılında bu sorun artarak devam etti ve doluluk oranı %78,82’ye geriledi. 2011 yılında 39’unun ikinci öğretimlerinin de olduğu toplam 79 Kimya bölümü bulunmaktaydı. Yani toplam Kimya sınıf sayısı 118 idi.

Sanırım okuyucular hem sınıf sayısının hem de kontenjan sayısının ülkemiz Kimyager ihtiyacının çok ama çok üzerinde olduğunu söylememe gerek kalmadan anlamışlardır. Bunun bir sonucu olarak 2011’de doluluk oranı %56,88’e gerilemiştir. 2012’ye gelindiğinde bu durum dramatik bir şekilde devam etmiş ve Kimya bölümlerinin doluluk oranı maalesef %37,1’lere kadar düşmüştür. 2013 yılında ise hem Eğitim Fakültelerinin dolayısıyla da Kimya öğretmenliklerinin kontenjanları kapatılıp öğrenciler Fen Fakültelerine yönlendirilmeye çalışılmış hem de Fen Kimya bölümlerinin çoğunun ikinci öğretimleri kapatılarak kontenjanları da genellikle 20’ye düşürülüp azaltılmıştır. Yine de bu tedbirler hiç bir işe yaramamış görece yüzdesel doluluk oranı artmış gibi görünse de gelen öğrenci sayısı 2013’te bir önceki yıla göre azalmaya devam etmiş ve 2006’dan 1539’a kadar düşmüştür.

2014 yılında ise YÖK kontenjan kartını bir kez daha kullanmış ve pek çok üniversitenin kontenjanını 10’a düşürerek inebileceği son noktaya inmiştir. Bu noktadan sonra kontenjan anlamında YÖK’ün yapabileceği tek şey kontenjanı yüksek olan üniversiteleri de diğerlerinin hizasına çekmektir. Ancak 2014 yılında kimya öğretmenliği bölümlerine yeniden kontenjan hakkı tanınmıştır. Yani maalesef günü kurtarma kararları alınmakta ancak yapısal reformlardan uzak durulmaktadır. 2014 yılında kontenjan 1811 yerleşen sayısı ise 1355’tir ve yüzdesel doluluk oranı % 74.8 olarak gerçekleşmiştir. 2013 yılındaki durum burada da tekrar etmiş ve yüzde doluluk oranı artmışsa da yerleşen öğrenci sayısı %12 azalmıştır. Ancak YÖK ve/veya malum üniversiteler çok doğru bir adım atarak kalan son dört 2. öğretimi de kapatmışlardır. Olayın başka bir çarpıcı yanı ise Fen bölümlerine yeterince öğrenci gelmediği için YÖK’ün Fen bölümlerine araştırma görevlisi ve yardımcı doçent kadrosu tahsis etmemesidir. Sanki bu bölümlere öğrencinin gelmemesinin suçlusu bu bölümlere hizmet eden insanlarmış gibi davranılmasıdır. Bunun sonucunda yıllardır Fizik, Kimya ve Biyoloji bölümlerine yeni öğretim elemanları kazandırılamamaktadır. Bu bölümlerde kariyer yapan binlerce insan yıllardır mağdur durumdadır ve bu insanların tek suçu bilim yapmaktır. Sanırım aşağıda verdiğim tablo ve grafikler olayın vahametini daha iyi anlatır.

2. BU NOKTAYA NASIL GELİNDİ?
Aslında bu sorunun cevabı çok basittir. Kontenjanlar gereğinden fazla artırılmıştır. İlkesel olarak üniversite sayısının artırılması dolayısıyla bölüm sayılarının artması ülkemiz için son derece faydalı bir yaklaşımdır. Çünkü temel bilimler tüm uygulamalı bilimlerin temelidir ve önemi büyüktür. Her üniversite birer kültür ve teknoloji yuvasıdır. Aslında temel bilimlerin gerilemesi uygulamalı bilimlerin gerilemesi anlamına gelir. Ancak bu kadar kontenjana gerek var mıydı? Pekiyi neden bu kadar çok 2. Öğretim açıldı?

Tablo1. 2010-2013 yılları arasında ülkemizdeki devlet ve vakıf üniversitelerinde Kimya, Kimya öğretmenliği ve Kimya mühendisliği bölüm kontenjanları ve yerleşen öğrenci sayıları
grafik 1
Grafik 1. Kimya bölümlerine yıllara göre YÖK tarafından verilen kontenjanlar (Seri 1) ve bu kontenjanlara yerleşen öğrenci sayıları (Seri 2)

grafik 2
Grafik 2. Kimya bölümlerinin yıllara göre yüzde doluluk oranları

İkinci öğretimler eski başbakanlardan Tansu Çiller döneminde ülkemizdeki üniversite mezun sayısının artırılması amacı ile açıldı. Ancak bu öğretimler bir süre sonra öğretim üyeleri için ek gelir kaynağı haline geldiler. Bu durum daha sonra öğretim üyelerini büyük bir çıkmaza soktu. Nasıl mı? Öğretim üyeleri 2002 yılından sonra eriyen ve bir türlü düzeltilmeyen maddi kayıplarını 40-50 saat derse girerek ek ders ücretleri ile telafi ederlerken, araştırma ve geliştirmeyi mecburen 2. plana ittiler.

Böylece esas amacı Ar-Ge olması gereken öğretim üyeleri olarak bizler birer yüksek lise öğretmeni haline getirilmiş olduk. Ben öğretim üyelerinin özlük hakları konusuyla ilgili burada uzun uzadıya bir değerlendirme yapmayıp, olayı tüm gerçekliği ile anlatan 2 referans vererek okuyucuyu oralara yönlendirmenin bu yazının kapsamı için daha uygun olacağı düşüncesindeyim [Geyik, 2013; Yaylalı, 2013]. Tekrar yazının özüne dönelim yani Kimya bölümlerinin durumuna. 2013 yılına gelindiğinde YÖK Fen bölümleri için 3 temel hamle yaptı.
1. Eğitim Fakültelerinde Ortaöğretim Fen ve Matematik Alanlarına kontenjan vermedi. Böylece Kimya öğretmeni olmak isteyenlere adres olarak Fen Fakültelerini gösterdi.
2. Çoğu Kimya bölümünün kontenjanlarını 20’ye indirdi. Burada bazı Kimya bölümlerinin kontenjanlarına hiç dokunulmadığını da belirtmek isterim.
3. Bazı Fen Kimya bölümlerine kontenjanı tamamen kapatırken 4’ü hariç diğer Kimya bölümlerinin ikinci öğretim kontenjanlarını da kapattı. 2014’de kalan 4 2. öğretim de kapatıldı.
Böylece 2013 yılında 55’i Normal (örgün) öğretim 4’ü ikinci öğretim olmak üzere 59 sınıflık öğrenci alacak kadar kontenjan açtı. Ancak sonuç yine hüsrandı. Büyük ve köklü üniversiteler harici Kimya bölümlerinin hiçbiri kontenjanlarını dolduramadılar. 4 adet ikinci öğretim büyük üniversitelerde olmasına rağmen boş kaldılar.

2014 te ise YÖK yıllardır kontenjan vermediği 10 bölüme kontenjan hakkı verdi. Ama sonuçta bunun büyük bir hata olduğu görüldü çünkü 2014’te 19 kimya bölümü ya 1 ya da 0 öğrenci aldı. Yani 2009 yılında başlayan sorun 2014’ü bitirirken de hala devam etmektedir. Yukarıda belirttiğim üzere YÖK düzenleyici kurum olması sebebi ile bir takım yerinde ancak geçici düzenlemeler yapmış olsa da sorunun kaynağına inilmediği için net bir çözüme ulaşılamamıştır.

Zaten sadece YÖK’ten bir şeyler beklemek de sanırım çok doğru olmaz. YÖK kontenjanları indirmekle uzun yıllar boyunca yaptığı hatadan dönmüş olabilir. Ancak olay çok daha yapısal düzenlemeleri gerektirdiğinden büyük resme bakmanın daha doğru olacağına inanıyorum. Ben aslında esas görevin bu yapısal önlemleri alacak olan TBMM’e düştüğünü söylemek isterim. Çünkü Kimyagerlik ve Kimya Mühendisliği hakkındaki kanun 15.02.1954 tarihlidir ve çağımızın ihtiyaçlarını karşılamaktan çok uzaktır. Bu konuda da okuyucuları gereksiz pek çok rakama ve bilgiye boğmadan yine bir referansa yönlendirmenin doğru olacağı kanısındayım (Dölen, 1982). Ancak ben ana noktalara vurgu yapmak gerektiği düşüncesindeyim.
Ülkemizde 5 temel alanda Kimya öğretimi yapılmaktadır.
a) Meslek liseleri bünyesindeki Kimya Liseleri; mezunları Kimya teknisyeni unvanı alırlar.
b) Meslek yüksekokulları bünyesindeki Kimya bölümleri;
Mezunları Kimya teknikeri unvanı alırlar.
c) Eğitim Fakülteleri bünyesindeki Kimya öğretmenliği bölümleri; Mezunları Kimya öğretmeni unvanı alırlar.
d) Fen Fakülteleri bünyesindeki Kimya bölümleri; Mezunları Kimyagerlik unvanı alırlar.
e) Mühendislik Fakülteleri kapsamındaki Kimya mühendisliği bölümleri; Mezunları Kimya Mühendisi unvanı alırlar.
1982’den önce ülkemizde Kimya Fakülteleri vardı ve hem Kimya öğretmenleri hem de Kimyager ve Kimya mühendisleri bu Fakültelerde yetiştirilirlerdi. 1982’den sonra ise Kimya mühendislikleri Mühendislik Fakülteleri bünyesine, Kimya öğretmenliği bölümleri Eğitim Fakülteleri kapsamına, Kimyagerlik bölümleri ise Fen Fakülteleri kapsamına alındı ki bence yanlışlık da burada başladı. Çünkü müfredat gereği Kimya mühendisliği, Kimyagerlik ve Kimya öğretmenliği müfredatından farklı olsa da Kimyagerlik ve Kimya öğretmenliği bölümlerinin müfredatları arasında Kimya dersleri açısından temelde hiçbir fark yoktur.

Kimya öğretmenliği bölümlerinde okuyanlar Kimya derslerinin yanı sıra pedagojik formasyon dersleri de alırlar, o kadar. Yani Kimyagerlik ve Kimya öğretmenliği diye iki ayrı bölüm kurarak ayrı kadrolar, laboratuarlar yapmak kaynak israfından başka bir sonuç doğurmamıştır. Çünkü Kimya öğretmenliği bölüm mezunlarına Kimyagerlik hakkı tanınmasa da Kimyagerlik bölüm mezunları hatta Kimya mühendisliği mezunları yapılan düzenlemelerle Kimya öğretmeni olabilmişlerdir. Nitekim şu anda bir istatistik yapmaya gerek olmadan MEB’de ve özel eğitim kurumlarında çalışan Kimya öğretmenlerinin çoğunluğunun Fen Kimya bölüm mezunları olduğunu söylemek çok da yanlış olmaz.
Tüm bunlar bir yana liselerde de bir şeylerin ters gittiği muhakkak. 2014 yılı YGS ve LYS sonuçlarına bakıldığında öğrencilerin Fen bilimleri sorularından adeta kaçtığını görmekteyiz. Öğrencilerimizin büyük çoğunluğu Fizik, Kimya ve Biyoloji sorularına hiç dokunmamışlar ya da çok başarısızlar [web, 4]. Aşağıdaki grafik son 3 yılın LYS2 Kimya test sonuçlarını göstermektedir. Tüm Kimya sorularını doğru cevaplayan öğrenci sayısı ise maalesef 2013 ve 2014 yılında bu 3 yılın en kötüsü. Tüm kimya sorularını doğru cevaplayan öğrenci sayısında eğri 0’a temas etmiş durumda. Bu sonuçlar geleceğimiz için pek iç açıcı olmasa gerek.

grafik 3

 

 

3. ÇÖZÜM İÇİN YAPILMASI GEREKENLER

1. İğneyi başkalarına çuvaldızı kendimize batıralım. Elbette öğretim üyelerinin tek başlarına her şeyi yapmaları beklenemez ancak bir öğretim üyesinin yapması gerekenleri de harfiyen yerine getirmemiz gerekir. Öğrencilerimizin her türlü sorunu ile ilgilenmemiz; staj, öğrenci topluluklarının etkinlikleri, teknik geziler ve mezuniyet sonrası gibi konularda onları yalnız bırakmamak gerekir. Derslerde kullandığımız materyaller güncel olmalı öğrencilerimizi dünya ile rekabet edebilir hale getirmeliyiz.
2. YÖK’ün Kimya bölümlerinin kontenjanlarını azaltma kararı doğrudur. Ancak eksiktir. Çünkü bazı bölümlerin kontenjanları hala düşürülmemiştir. Tüm Kimya bölümlerinin kontenjanları 20’da sabitlenmeli toplam kontenjan sayısı 1200’ü geçmemelidir. En son kontenjan 2014’te 1811’dir. Bu da toplam kontenjanın hala azaltılması gerektiğini göstermektedir.
3. Bir daha hiçbir Fen bölümüne ikinci öğretim açılmamalıdır. Ancak öğretim üyelerinin ders ücretine mecbur bırakılması da önlenmelidir. Öğretim üyelerinin esas görev tanımları araştırma-geliştirme olmalıdır. Ders vermek ikincil bir görev olmalıdır. Yani öğretim üyeleri esas olarak araştırmacı olduklarından dolayı maaş almalıdırlar ders verdiklerinden dolayı değil.
4. Meslek yüksekokulları bünyesindeki 2 yıllık Kimya bölümleri kapatılmalıdır. Çünkü her 4 yıllık Fen Kimya bölümü zaten 2 yıllık Kimya teknikerliği diplomasını verebilmektedir. O halde artık ilçelere bile açılan bu bölümler kaynak israfına son vermek adına ortadan kaldırılmalıdır. Aslında bu durumun yanlışlığı 1924 yılında bile görülmüş iken hala benzer şekillerde sürüyor olması ne hazindir (Dölen, 1982). Fen Kimya bölümlerinin altında Kimya ve Kimya teknikerliği diye 2 program açılabilir. Bunların müfredatları farklı olabilir. İlkinden mezun olanlara hem Kimyagerlik hem de Kimya öğretmenliği hakkı tanınırken, ikincilere yine Kimya teknikerliği unvanı verilebilir.
5. Eğitim Fakültelerindeki Ortaöğretim Fen ve Matematik Alanları tamamen kapatılmalı, öğretim kadroları Fen Fakültelerine aktarılmalı, oradan gelecek öğretim üyeleri için Kimya Eğitimi adı altında Fen Kimya bölümlerinde yeni anabilim dalı oluşturulmalıdır. Zaten kadrolara bakıldığında Eğitim Fakültelerinin Fen Fakültelerine oranla çok az öğretim üyesi istihdam ettiği görülecektir. Ayrıca laboratuar imkanları da Fen Fakülteleri ile kıyaslanamayacak kadar az imkanlara sahiptir. Bunun sonucu olarak dışarıdan önemli bir değerlendirme gazeteci İsmet Berkan’dan gelmiştir. “Ben çocuğumun Eğitim Fakültesindeki bir bölümden ziyade Fen Fakültesindeki aynı bölümden mezun olmasını tercih ederim”.
6. Çok daha can alıcı yapısal bir sorun da Kimyagerlerin özel sektörde iş sahalarının başta Kimya mühendisleri olmak üzere, maden, çevre, malzeme, metalurji, gıda hatta ziraat mühendisleri tarafından işgal edilmiş olmasıdır. Bunun en önemli sebebi hiçbir bilimsel alt yapısı olmayan bir algı hatta yanılgıdan ibaret olmasıdır. O da Kimya mühendisinin Kimyagerin yaptığı işleri de yapabileceği yanılgısıdır. Yukarıda ifade ettim. Kimyagerlik ve Kimya mühendisliği bölümlerinin müfredatları farklıdır. Dolayısıyla iş tanımları ve görev sahaları da farklıdır. Ancak “mühendis” kelimesi özellikle özel sektörde büyük bir bilgi kirliliğinin sonucu olarak Kimyagerin iş alanlarının yok edilmesine sebep olmuş ve olmaktadır. Temel olarak bir işletmede laboratuarda Kimyager, işletmenin içerisinde ise Kimya mühendisi çalışır. Tabii ki özel durumlar vardır. Ancak genel durum bahsedildiği gibidir. Öyle de olmalıdır. Aksi halde Kimyagerlik bölümlerini kapatmak ve sadece Kimya mühendisi yetiştirmek gerekir ki bu da bilim ve teknolojinin kuralları ile bağdaşmaz. Nitekim bu iki meslek grubu ile ilgili 15.02.1954 tarih ve 6269 sayılı “Kimyagerlik ve Kimya Mühendisliği Hakkındaki Kanunda” birinin diğerinin üstünde olduğuna dair hiçbir ifade bulunmamaktadır.
7. Fen bölümlerine kadro talepleri serbest bırakılmalıdır. Doktoralarını bitirmiş insanlar daha fazla mağdur edilmemelidir. Bir insana verilecek kadro için tek şart o insanın bunu hak edip hak etmediğidir. Yoksa o bölümü öğrencinin tercih edip etmemesi değildir. Bu bir garabettir.
8. Ülkemizde Fen eğitimini ilkokuldan itibaren önemseyip öğrencilere Fen bilimlerini sevdirecek eylemler yapılmalı MEB ve üniversiteler birlikte hareket ederek öğrencilerimize Fizik, Kimya ve Biyolojiyi sevdirebilmeliyiz. Onlara tüm teknolojik gelişmelerin temelinde Fen bölümlerinin olduğunu gösterebilmeliyiz.
8. Tübitak yeni bir açıklama yaparak “ÖSYM tarafından yapılan Lisans Yerleştirme Sınavında MF puan türünde ilk 5.000 (beş bin) kişi arasında yer alarak matematik, fizik, kimya, biyoloji bölümlerinden birine yerleşen lisans öğrencilerine 2205 – Yurt İçi Lisans Burs Programı kapsamında aylık 2.000 (iki bin) TL burs verilecektir. ÖSYM tarafından yapılan Lisans Yerleştirme Sınavında MF puan türünde sıralamada 5.001 (beş bin bir) ile 10.000 (on bin) kişi arasında yer alarak üniversitelerin matematik, fizik, kimya ve biyoloji bölümlerinden birine yerleşenlere aylık 1.000 (bin) TL burs verilecektir” dedi. Teorik olarak bu açıklamayı önemsiyorum. Ancak ilk 10.000’e girecek öğrenciler salt burs için bu bölümleri tercih ederler mi? Bence etmezler. Esas sorun yapısaldır ve şu anda en önemlilerinden birisini de; Prof. Dr. Çetin GÜLER Bey şu şekilde açıklıyor.

“Temel bilimlerden mezun öğrencilerin önemli sorunlarından en önemlisi 657 sayılı Devlet Memurları Kanununda Teknik hizmetler sınıfı (a) bendinde yer alan ve onlarla aynı işyerlerinde çalışan ve aynı işleri yapan meslek grubundakilerden daha düşük mali haklara sahip olmalarıdır. Bunun en iyi örneği kimya bölümlerinden mezun olan KİMYAGER unvanı alan meslek grubunda görülmektedir. Bu konuda Kimyagerler Derneği olarak kimyagerlerin 657 sayılı devlet memurları kanununda teknik hizmetler sınıfı (b) bendinden (a) bendine geçirilmesi için TBMM nezdinde girişimlerde bulunmamıza karşın bir sonuç alınamamıştır. Bu sorunun çözülmesi halinde Kimya bölümlerine tercihin artacağı bilinmektedir” (Web, 5).

Demek ki sorun burs verilerek çözülemez. Nitekim 2014 yılının sonuçları da bu bursun hiçbir işe yaramadığını gösterdi. Sorun yasa ile çözülür. Bu sebeple tüm bireysel ve sivil toplum örgütleri gücümüzle temel bilimlerden mezun olanların hak ettikleri mali ve sosyal haklara kavuşmaları için TBMM ve hükümet nezdinde girişimlerimize yılmadan devam etmeliyiz.

Bugün ülkemizin 2023 yılı hedefleri bulunmaktadır. İhracatımızın 500 milyar dolar mertebesine ulaştırmaktan bahsetmekteyiz. Tüm kamu kurumları ve özel sektör kurumları bu hedefe kendilerini şartlandırmış görünüyorlar. O halde bu nasıl olacak, Fen bölümlerini yok ederek mi? Bu bölümlere akademik kalitesi sürekli düşen öğrenciler göndererek mi? Günümüzde araştırma ve geliştirmenin farkına varan özel şirketlere biz öğretim üyeleri artık düşük kalitede Kimyager göndereceğiz demektir. Öyleyse bu Kimyagerler dünya ile nasıl rekabet edecek, nasıl üretecek, nasıl geliştirecek. Son yıllarda kamu ve özel sektörde kurulan binlerce laboratuarı bu insanlar nasıl başarıya ulaştıracaklar. Yoksa sadece başkalarının ürettiğini satan satış temsilcileri ya da bir yöntemi uygulayan veya bir cihazı kullanan teknisyenler mi olacaklar? Özet olarak tüm paydaşların bir an evvel, daha fazla gecikmeden telafisi imkânsız sonuçlar doğurmadan bu probleme eğilmeleri ve üzerlerine düşeni yapmaları gerekmektedir. Problem çok boyutlu olduğu için TBMM, hükümetimiz, MEB, YÖK ve üniversiteler el birliği içerisinde ve bir eylem planı içerisinde radikal tedbirler almalılar ve kişilerin ya da küçük grupların değil toplumun iyiliğini düşünmeliler. Bunun başlangıç noktası da TMMOB bünyesinde bir Temel Bilimler Odasının gecikmeden kurulması olmalıdır.

KAYNAKLAR

1. Tekin Akgeyik “Ulusal ve Uluslar arası Karşılaştırmalarla Öğretim Üyeliği Maaşı Tespitler ve Bir Model Önerisi” ISBN: 978-605-4023-27-1 SETA Vakfı 1. Baskı Ağustos 2013
2. Prof. Dr. Muammer Yaylalı “Türkiye’de Akademisyenlerin Özlük Haklarının Mevcut Durumu ve Özlük Haklarının İyileştirilmesi Raporu” ÜAK raporu 2013.
3. Prof. Dr. Emre Dölen “Türkiye’de Kimya Öğretiminin Tarihçesi” Türkiye Kimya Derneği Yayınları No:21 1834-1982.
4.http://dokuman.osym.gov.tr/pdfdokuman/2014/LYS/2014_LYS_SB.pdf
5. http://www.tubitak.gov.tr/tr/duyuru/tubitaktan-yeni-temel-fen-ve-sosyal-bilimler-lisans-burslari

fen-edebiyat

İnsan Üzerinde Deney Yapan Kimyager Cezaya Çarptırıldı.

İnsan Üzerinde Deney Yapan Kimyager Cezaya Çarptırıldı.Geliştirdiği kremi iki kişi üzerinde izinsiz denediği iddia edilen kimyagere, ‘insan üzerinde deney yapma’ suçundan 20 ay hapis cezası verildi.

Ankara 18. Asliye Ceza Mahkemesi, organik kimya ile uğraşan ve patent almaya çalıştığı bir maddeyi yasal prosedürlere uymaksızın 2 kişi üzerinde deneyen Zeki Gündüz’e hapis cezası verdi. Gündüz’ün geliştirdiği “madde”yi, 3 yıl süre ile Döndü H. ile Önder H. üzerinde denediği belirtildi. Hapis cezası, sonradan 12 bin lira para cezasına çevirdi.

‘Televizyon haberinde görüp ulaştım’

Radikal’in haberine göre, müşteki Döndü H, ifadesinde, bir televizyon kanalında yayımlanan haberde gördüğü sanığa ulaşarak, çocuğu ve kendisinin tedavisi için başvurduğunu anlattı. Döndü H, “Yüzümün sol tarafında ufak bir çil izi vardı. Bazı kremler sürdü ‘geçecek’ demesine rağmen yüzümdeki yara büyüdü. Halen de geçmiş değil, ağız hareketlerim de kısıtlandı. Üç yıl süreyle beni oyalayıp tedavimi gerçekleştirmedi” ifadesini kullandı.

Sanık Zeki Gündüz ise ifadesinde, yüzünde yanık meydana geldiğini, kimyager olduğu için bazı karışımları kendinde denediğini, olumlu sonuç aldığını öne sürdü. Olayın çevresinde duyulmasının üzerine basına yansıdığını, bazı kişilerin de tedavi amacıyla geldiğini kaydeden Gündüz, kullandığı karışımı onlara verdiğini, suç kastıyla hareket etmediğini söyledi.

İlaç ya da kozmetik ürünü değil

Kararda, Sağlık Bakanlığı Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu, Kozmetik Ürünler Koordinasyon Daire Başkanlığı ve Türkiye Halk Sağlığı Kurumunca düzenlenen raporlarda, kremin ilaç ve kozmetik ürün olarak değerlendirilmeyeceğinin tespit edildiği bildirildi.

Mahkeme, sanığı, Döndü H. ile Önder H.’ye karşı “insan üzerinde deney yapmak” suçundan toplam 20 ay hapis cezasına çarptırdı. Mahkeme, cezayı daha sonra 12 bin lira para cezasına çevirdi.

deney

 

Kaynak : gazetevatan

Şimdi’de Kimya Öğretmenlerine Kimyager Olma Yolu Açılıyor

Şimdi’de Kimya Öğretmenlerine Kimyager Olma Yolu Açılıyor. Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), atanmayı bekleyen öğretmen adaylarını farklı sektörlere yönlendirmek için çalışma başlattı. Bakanlık, ilgili mevzuatta değişiklik yaparak öğretmen adaylarına mühendislik ve diğer alanlarda istihdam yolunu açmayı hedefliyor. MEB, son 10 yılda 457 bin 996 öğretmenin atamasını gerçekleştirdi. Eğitim fakültesinden mezun olan ve KPSS alan testinden yeterli puanı alarak atanmayı bekleyen öğretmen adayı sayısı ise 240 bin dolayında.

YÖNETMELİK DEĞİŞİYOR

Fen-edebiyat fakültesinde okuyan öğrencilerin farklı sektörde çalışmasına izin veriliyor. Eğitim fakültesinden mezun olan öğrenciler ise ilgili mevzuat gereğince yalnızca “öğretmenlik” yapabiliyor. Fen-edebiyat fakültesinde eğitim alan kimya bölümü öğrencisi, kimyager olarak özel sektörde veya kamuda iş imkanı bulurken; aynı fırsat eğitim fakültesinden kimya öğretmenliği mezunu olan kişilere verilmiyor. Bunu düzeltmek isteyen bakanlık, yönetmelikte bazı değişiklikler yapmak için kolları sıvadı. Yönetmelikte yapılacak birinci değişiklikle öncelikle eğitim fakültelerinin müfredatına, öğretmenlikte okutulmayan 2 veya 3 ders eklenecek. Bu sayede öğretmenlik ve ilgili bölümleri (fizik, kimya gibi) okuyan öğrencilerin eğitimi eşitlenecek. Yönetmelikte, bir başka değişiklik daha gerçekleştirilecek. Eğitim fakültesi mezunlarının (öğretmenlerin), diğer alanlarda çalışmalarının önü açılacak. Eğitim fakültesi ve fen-edebiyat fakültesi okuyan öğrenciler, aynı haklara sahip olarak farklı sektörlerde iş imkanı bulacak. Değişiklik en çok fizik, kimya, biyoloji gibi ataması olmayan alanlardaki öğrencilere yarayacak. Bu öğrenciler için mühendislik yolu açılacak.

kimya-ogretmenlerine-3000-atama-istiyoruz

 

Kaynak : www.mebpersonelleri.com/

Uludağ Üniversitesi Kimya Bölümü Öğrencileri İstanbul’dan Ödüllerle Döndüler

Uludağ Üniversitesi Kimya Bölümü Öğrencileri İstanbul’dan Ödüllerle Döndüler. Uludağ Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Kimya Bölümü Kimya Topluluğu öğrencileri, İstanbul Üniversitesi mühendislik Fakültesi Kimya Bölümü tarafından düzenlenen “5. Ulusal Kimya Öğrenci Kongresi”nden 5 ödül alarak döndü.

http://www.kimyahaberleri.com Kimya Paylaşım Platformumuza İstanbul Üniversitesinden Ödül.

Beyazıt Kampusü’nde 17-19 Mayıs 2014 tarihlerinde yapılan etkinliğe Uludağ Üniversitesi 2’si sözlü, 17 poster sunumla katıldı. Yapılan değerlendirme sonunda,

1- Gülser GÖÇER, Banu Emine TEFON, Ayşegül AYDIN, Belgin İZGi, “Çikolatada Antioksidan Kapasitesinin Folin-Cıocalteu Yöntemi İle Belirlenmesi”

2- İlhan KÜÇÜK 1, Aslı A. KAYA , “Karbonil Gerilme Titreşimine Sübtitüent Etkisinin Kuramsal İncelenmesi”,

3- Murat Uygun, Emrah Sevil, Ayşegül Aydın, Belgin İzgi, “Keçi Sütünde Alevli Atomik Absorpsiyon Spektrometresi İle Element Tayini”,

4- Erdem MUTLU, İlhan KÜÇÜK, Emin DEDE, “Kimya Haberleri, Yenilikçi Kimya Haber ve Paylaşım Platformu”,

5- Çiğdem YÜKSEL, Büşra ÖRNEK, Saliha ŞAHİN, Cevdet DEMİR,“Farklı Çözücü Ekstraksiyonu İle Hazırlanan Prunella L. Ekstraklarının Antioksidan Özelliklerinin Belirlenmesi”,

konulu posterler ödüle değer bulundu.

kimya

Uludağ Üniversitesi Kimya Bölümünden Sanayi Odaklı Ders Çalışması.

Uludağ Üniversitesi Kimya Bölümünden Sanayi Odaklı Ders Çalışması. Prof.Dr Mustafa Tavaslı’nın Organik Boyar Maddeler dersi kapsamında vermiş olduğu “İlginizi çeken bir lifi (sentezi),bu lifi boyayan organik boyar maddeyi (kimyasal yapısı),boyama prosedürünü (boyama öncesi, boyama ve boyama sonrası) ve lif-boya etkileşim çeşidi” ödevi öğrencilerin sanayi ile buluşmasını sağladı.

Ödev çalışması için sanayi kuruluşlarında yardım almalarını isteyen ve vermiş olduğu her derste uygulamaya yönelik dersler işleyen Prof.Dr Mustafa TAVASLI, öğrencilere;

“Sizlerin sanayi ile iç içe olmanızı istiyorum, bu bilgileri teorikten ziyade pratikte ve uygulama yaparak öğrenmeniz gerekiyor, gittiğiniz yerden kovula bilirsiniz ancak bunlar sizler için hep tecrübe ve bilgi birikimi asla pes etmeyin, mezun olduğunuzda bu zorluklarla baş etmeniz gerekecek” diyerek öğrencilerin yapmaları gerekenleri anlattı.

Araştırma kapsamında öğreniciler bir çok fabrika ziyaret etti ancak çoğu fabrikadan olumlu dönüş alamayarak geri döndüler,sonunda bazı fabrikalar isteklerini kırmayıp öğrenciler ile görüşüp üretim prosesleri hakkında bilgi verip fabrikalarını gezdirdiler.

Yapılan son çalışamaları derleyen öğrencilerden Melek UZUN, Büşra AYIK, Enez DEMİR, Duygu AKGÜN geçtiğimiz günlerde yapmış oldukları sunumlar ile arkadaşlarını bilgilendirdiler.

Yapılan Çalışmaların içeriği kısaca şöyledir;
Pamuk boyama hakkında genel bilgiler ve uygulama alanları
Viskonun reaktif boyalar ile boya işlemi
Poliesterin dispers boyalar ile boyanması.

Dersin sonunda Prof.Dr Mustafa Tavaslı Öğrencilerine tek tek teşekkür ederek onları tebrik etti ve notlarını açıkladı.

ö1

ö2