9. Ulusal Analitik Kimya Kongresi 19-23 Eylül 2018 Tarihleri Arasında Konya’da Gerçekleştirilecek.

9. Ulusal Analitik Kimya Kongresi 19-23 Eylül 2018 Tarihleri Arasında Konya’da Gerçekleştirilecek. Tarihi milattan önce 7000’li yıllara dayanan Konya, insanlık tarihi açıdan önemli medeniyetlere sahne olmuş, oldukça zengin bir kültürün izlerini bağrında taşıyan, Mevlana gibi yetiştirdiği İslam büyükleri ile gönülleri fetheden, tarihi ipek yolunun ticaret ve konaklama merkezi olarak adeta bir müze şehir kimliğine sahip olan istisna bir şehirdir. Türk tarihinin en eski ve kıymetli eserlerini sinesinde barındıran, bir gönül diyarıdır Konya. Günümüz modern mimarisi, Mevlana Müzesi, Bilim Merkezi, Seksen binde Devr-i Alem Parkı, Kelebekler Vadisi, Çatalhöyük Antik Kenti ve tarihi 7000 yıl öncesine dayanan açık hava müzesi Sille’si ile gezilmesi, görülmesi, yaşanması gereken bir şehirdir Konya…

Kongre’nin içeriği, davetli konuşmalar, sözlü ve poster sunumlar, bilimsel ve sosyal aktivitelerden oluşacaktır.

Kongre konuları:

Analitik Kimya, Spektroskopik Analizler, Elektrokimyasal Analizler, Nanosensörler, Nanomateryaller, Elektrokimyasal Sensörler, Kimyasal Sensörler, Biyosensörler, Biyomateryaller, Materyallerin Fiziksel ve Kimyasal Özellikleri, Organik, İnorganik ve Elektrokimyasal Sentezler, Materyal Kimyası, Çevre Kimyası, Gıda Kimyası, Kemometri, Zirai Kimya, Jeokimya, Farmasötik Kimya, Enerji Kimyası, Arkeokimya, Su Kimyası, Petrokimya, Kimya Mühendisliği.

Kongre ile ilgili tüm genel bilgilere http://www.analitikkimya2018.com/ den ulaşabilirsiniz.

Kongre ile ilgili tüm sorularınızı bilgi@analitikkimya2018.com adresine iletebilirsiniz.

9.Ulusal Analitik Kimya Kongresi için önemli tarihler

Kongre Başlangıç: 19 Eylül 2018 Çarşamba

Kongre Bitiş: 23 Eylül 2018 Pazar

Bildiri Gönderme başlangıç: 15 Aralık 2017

Son Bildiri Gönderim Tarihi: 15 Temmuz 2018

Bildiri Kabullerinin İlanı: 30 Temmuz 2018

İndirimli Kayıt İçin Son Tarih: 30 Temmuz 2018

Chemlife dergisi 14. Sayıdan Alıntılanmıştır

13. Ulusal Kimya Mühendisliği Kongresi (UKMK-13), 3-6 Eylül 2018 Tarihlerinde, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi’nde Gerçekleştirilecek

13. Ulusal Kimya Mühendisliği Kongresi (UKMK-13), 3-6 Eylül 2018 Tarihlerinde, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi’nde Gerçekleştirilecek.

UKMK, kimya mühendisliği alanında bilimsel araştırmaların ve endüstriyel gelişmelerin paylaşıldığı, tüm akademisyen, araştırmacı ve sanayicileri kucaklayan yapısından dolayı ülkemizde bu alandaki en önemli etkinlik özelliğine sahiptir.

UKMK 13’te, hammaddenin bulunduğu kaynaktan alındıktan sonra, farklı fiziksel ve kimyasal işlemler sonucu elde edilen ürünlerin paketlenerek müşteriye sunulmasına kadar tüm süreçleri kapsayan kimya mühendisliğinin geleceği, eğitim ve iş hayatındaki sorunların tartışılması, çözüm önerilerinin üretilmesi, yeni araştırma ortaklıklarının kurulması, üniversite-sanayi işbirliğinin geliştirilmesi amacıyla geniş katılımlı ve sektörel etkileri yönünden çok faydalı bir organizasyon olması amaçlanmaktadır.

Kongre Konu Başlıkları

1. BİYOTEKNOLOJİ
2. ÇEVRE:SU, HAVA, TOPRAK
3. ENERJİ
4. KİMYA MÜHENDİSLİĞİ TEMELLERİ
5. KİMYA SEKTÖRÜNDEKİ GELİŞMELER
6. NANOTEKNOLOJİ VE MALZEME BİLİMİ
7. PROSES GÜVENLİĞİ
8. TASARIM, MODELLEME, OPTİMİZASYON VE KONTROL
9. KİMYA MÜHENDİSLİĞİ EĞİTİMİNDEKİ SON GELİŞMELER

Kongre Konuları Alt Başlıkları

BİYOTEKNOLOJİ
• Biyoproses Mühendisliği
• Biyoreaktörler ve Matematiksel Modellemesi
• Endüstriyel Biyoteknoloji
• Fermentasyon Prosesleri
• Enzimatik ve Mikrobiyal Biyoteknoloji
• Gıda Biyoteknolojisi
• Çevre Biyoteknolojisi

ÇEVRE:SU, HAVA, TOPRAK
• Su Kirliliği & Atık Su Arıtımı
• Hava Kirliliği ve Kontrolü
• Kirlilik Ölçüm, İzleme, Modelleme ve Kontrolü
• Hava, Su, Toprak Kirliliğini Önleyecek Yeni ve İleri Teknolojiler
• Tehlikeli Atıklar, Kanun ve Yönetmelikler

ENERJİ
• Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Araştırılması ve Yeni Enerji Teknolojileri
• Nükleer Enerji ve Nükleer Reaktörler
• Fosil Yakıtlar ve Yakma Teknolojilerindeki Gelişmeler
• Hidrojen Üretilmesi ve Depolanması
• Karbon Emisyonunun Azaltılması
• Enerji İntegrasyonu ve Optimizasyonu
• Enerji Verimliliğinin Geliştirilmesi
• Sürdürülebilir Çevre ve Enerji İçin Yenilikçi Enerji Yaklaşımları

KİMYA MÜHENDİSLİĞİ TEMELLERİ
• Ayırma İşlemleri, Yeni ve İleri Ayırma Teknolojileri
• Termodinamik & Taşınım Olayları
• Reaksiyon Mühendisliği ve Katalizörler

KİMYA SEKTÖRÜNDEKİ GELİŞMELER
• Araştırma ve Geliştirme (ARGE) Yapıları ve Modelleri
• Teknoloji Geliştirme Bölgeleri ve Teknoparklar
• İlgili Sektörlerde Hammadde, Üretim, Teknoloji, İhracat ve İstihdam Durumu
• Sanayi-Üniversite İşbirliğinin Geliştirilmesi
• İnovasyon ve Girişimcilik

NANOTEKNOLOJİ VE MALZEME BİLİMİ
• Polimerler ve İnorganik Malzemeler
• Biyomalzemeler
• Elektronik ve Fotonik
• Kompozit Malzemeler
• Nanomalzemeler

PROSES GÜVENLİĞİ
• İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği
• Tehlike Belirleme ve Risk Değerlendirmesi

TASARIM, MODELLEME, OPTİMİZASYON VE KONTROL
• Proses Tasarım, Proses Birleştirme
• Proses Tanımlama ve Matematiksel Modelleme
• Proses Optimizasyonu ve Optimizasyon Teknikleri
• Proses Kontrol, Kontrol Teorisi, Kontrol Algoritmaları ve Uygulamaları
• Bilgisayar Destekli Proses Sistem Mühendisliği

KİMYA MÜHENDİSLİĞİ EĞİTİMİNDEKİ SON GELİŞMELER
• Kimya Mühendisliği Bölümlerinin Eğitim Durumu ve Geleceği
• Akreditasyonun Kimya Mühendisliği Eğitimindeki Önemi
• Öğrenci ve Öğretim Üyesi Hareketliliğinin Önemi

ÖNEMLİ TARİHLER

Bildiri Özeti Son Gönderim Tarihi: 01.06.2018

Bildiri Kabulu Son Gönderim Tarihi : 15.06.2018

Erken Kayıt Ücretinin Ödenmesi için Son Tarih: 16.06.2018

Kayıt Ücretinin Yatırılması için Son Tarih : 01.07.2018

7. Ulusal Kimya Mühendisliği Öğrenci Platformu Organizasyonu 10-12 Mayıs’ta Gazi Üniversitesinde Yapılacak

7. Ulusal Kimya Mühendisliği Öğrenci Platformu Organizasyonu 10-12 Mayıs’ta Gazi Üniversitesinde Yapılacak. Gazi Üniversitesi Kimya Mühendisliği Topluluğu (GaziKMT) tarafından kimya mühendisliği öğrencilerinin sektörleri tanıması bilinçlendirilmesi ve daha yetkin mühendisler olarak iş hayatına atılmalarına destek olmak amacı ile 10-11-12 Mayıs 2018 tarihlerinde Ankara Çankaya’da Gazi Üniversitesi Mühendislik Fakültesinde 7. Ulusal Kimya Mühendisliği Öğrenci Platformu (UKMOP) organizasyonu yapılacaktır.

Günümüzde hızla gelişen kimyasal teknoloji, endüstri ve sanayi alanında ön sıralarda yer almaktadır. Bu teknolojik gelişmelerde kimya mühendisleri önemli bir rol oynamaktadır. Geleceğin kimya mühendisleri, sağlam temellere oturtulmuş daha bilgili ve bilinçli mühendisler olabilmenin temellerini atmak zorundadır.

Sektör Uzmanlarını, Akademisyenleri, Kamu Çalışanlarını ve Kimya Mühendisliği Öğrencilerini bir araya getiren Türkiye de tek organizasyon olan 7. Ulusal Kimya Mühendisliği Öğrenci Platformu (UKMOP) genç kimya mühendislerine en büyük katkıyı sağlayan kaliteli bir organizasyondur.

UKMOP Hakkında

UKMOP Nedir?

Ulusal Kimya Mühendisliği Öğrenci Platformu (UKMOP), 2010 yılında Ege Üniversitesi Kimya Mühendisliği Öğrenci Topluluğu tarafından başlatılmıştır. Bu etkinliği önceki senelerde Sivas Cumhuriyet Üniversitesi, Kocaeli Üniversitesi, İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü, Anadolu Üniversitesi ve Ankara Üniversitesi ev sahipliği yapmıştır.

UKMOP, kurulduğu yıldan bu yana her yıl farklı bir üniversitede Öğrenci-Sanayi-Akademi-Kamu katılımlarıyla farkındalık ve sinerji yaratmak amacıyla bir bütünün 4 farklı paydasını bir araya getiren tek organizasyondur.

UKMOP’un Amaçları Nelerdir?

“Kimya Mühendisliği Öğrencileri ile alanında uzman akademisyen, kamu ve firma temsilcilerini buluşturan etkinliğimizde ana amaçlarımız;

Ulusal çapta kimya mühendisliği öğrencilerinin fikir ve görüşlerini rapor ederek başta Üniversite bölüm başkanlıklarına ve Üniversite yönetimlerine bildirmek.

Mezun olacak mühendislerinin çalışacakları sektörleri tanıması ve ileride karşılaşabilecekleri durumları üniversite hayatında iken öğrenmesine yardım etmektir.

Öğrencilerin üniversite hayatında önüne koyacakları hedefleri daha gerçekçi olarak belirlemelerine ve kararlarını daha doğru bir şekilde verebilmemize katkı sağlamaktır.

Kimya Mühendisliği öğrencilerinin deneme yanılma yöntemiyle zamanını ve enerjisini boşa sarf etmesine engel olmak için sektördeki ve kamudaki işleyişin ilk ağızdan öğrenilmesine ve tecrübe paylaşımında bulunulmasına yardımcı olarak daha verimli Kimya Mühendisleri yetiştirilmesine katkı sağlamaktır.

Kimya Mühendisliği öğrencilerinin akademi ve sanayi alanında seçenekleri konusunda bilgilenerek kafalarındaki belirsizlikleri gidermelerini ve geleceklerini rastlantı olmaktan kurtarmaları amaçlanmaktadır.

Gelişmiş ülke olma yolunda emin adımlarla yürüyen ülkemizin belki de bu yolda koşmasını engelleyen unsurlardan biri de üretmekten çok tüketmeye alışmış sanayii sistemidir. Bu sebepledir ki ülkemizde Kimya Mühendislerine verilen önem gelişmiş ülke seviyelerinin çok altındadır. Geleceğimize verilen bu önemi gelişmiş ülke seviyelerine çıkartmak bizlerin elindedir”.

Detaylı Bilgi İçin : http://ukmop.com/

Amonyak ve Hidrojen Üretmek İçin Yeni Yöntemler Geliştirilmeye Devam Ediyor

Amonyak ve Hidrojen Üretmek İçin Yeni Yöntemler Geliştirilmeye Devam Ediyor. Amonyak, azot bazlı gübre üretimi için dünyanın birincil hammaddesidir, ancak bunu üretmek, dünya çapında enerji tüketiminin yüzde 1 ila 2’sine eşdeğer miktarda enerji tüketiyor. National Science Foundation, Jingyi Chen ve Lauren Greenlee’ye amonyak üretemi için alternatif prosesler geliştirmek için 450.000 $ ödül verdi. Araştırma ayrıca, enerji depolama, yakıt ve kimyasal üretimi için daha rafine edilmiş ve çevre açısından daha uygun bir hidrojen üretme yöntemine yol açacaktır.

Chen, J. William Fulbright Sanat ve Bilim Üniversitesi’nde kimya ve biyokimya profesörüdür ve Lauren Greenlee ise Mühendislik Koleji’nde kimya mühendisliği asistan profesörüdür. Çalışmaları NSF’nin sürdürülebilir enerji kaynaklarını keşfetme ve geliştirme hedefini destekliyor.

Başta Haber-Bosch termal katalitik metot olmak üzere amonyak üretimi için konvansiyonel prosesler, amonyak üretmek için gerekli olan hidrojeni hidrokarbon kaynaklarından sağlamaktadır. Chen ve Greenlee, amonyak ve hidrojen üretmek için alternatif bir yöntem olan katalitik elektrokimyasal süreçler veya “elektrolizörler” geliştiriyorlar. Özellikle azot indirgeme reaksiyonu adı verilen ve amonyak oluşturmak için azotun su molekülleri ile birleştirildiği bir yöntem üzerinde yoğunlaşıyorlar. Ayrıca suyun oksijene ve hidrojene ayrıldığı oksijen çevrim reaksiyonu üzerinde çalışıyorlar. Her iki yöntem için araştırmacılar, hidrokarbon esaslı teknolojiler için gerekli olan yüksek sıcaklık koşullarından ziyade ortam sıcaklığında çalışabilen, verimli, değerli metal olmayan nanokatalistleri araştırıyorlar.

Araştırmacılar, demir ve nikel nanoyapıları bimetal ( Birbirine birleştirilen iki ayrı metalden oluşan bir cisimdir. Bimetalik nesneler, alaşımlar gibi iki veya daha fazla metal karışımı olmaksızın, farklı metal tabakalarından oluşur. Trimetal ve tetrametal, sırasıyla üç ve dört ayrı metalden oluşan nesneleri ifade eder. ) katalizörler olarak nitelemekte ve bu katalizörlerin elektrokimyasal prosesler için olan reaktivite ve seçiciliğini değerlendirecekler. Ardından, metallerin yapısını ve bileşimini elektrokatalitik etkinlikle ilişkilendirmek için yöntemler geliştirerek x-ışını absorpsiyon spektroskopisini kullanacaklardır.

Projenin amacı, ticari üretim için geliştirilebilen düşük maliyetli ve daha iyi performans gösteren katalitik bir elektrolizör tasarlamaktır.

Araştırma ve eğitimin entegre edildiği proje, fen, teknoloji, mühendislik ve matematik (STEM) alanlarında öğrencilerin katılımını artırmak üzere tasarlanmıştır. Chen ve Greenlee, araştırma programına katılmak için az temsil edilen gruplardan öğrencileri alacaklar. Araştırmacıların bulguları, Kimya Mühendisliği, Kimya ve Biyokimya bölümleri için öğretim ve müfredat geliştirmeye entegre edilecek.

Kaynak : http://news.uark.edu

Karbondioksit Sürdürülebilir Gelecek İçin Etanol Kaynağı Olabilir

Karbondioksit Sürdürülebilir Gelecek İçin Etanol Kaynağı Olabilir. Stanford Üniversitesi bilim adamları tarafından yapılan yeni bir keşif, mısır veya diğer ürünler olmadan etanol elde etmek için daha sürdürülebilir bir yol açabilir. Bu umut verici teknoloji üç temel bileşenden oluşmaktadır: Su, karbondioksit ve elektriği ileten bir bakır katalizörü. Sonuçlar Ulusal Bilimler Akademisi Bildiriler Kitabı’nda (PNAS) yayındı.

Stanford Üniversitesi Kimya Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Thomas Jaramillo “Uzun vadeli hedeflerimizden biri de yenilenebilir etanolün global gıda kaynaklarını etkilemeyecek bir şekilde üretilmesidir” diyor.

Bilim adamları, seçime bağlı olarak karbondioksiti etanol ve propanol gibi daha az değerli kimyasallara ve yakıtlara dönüştüren bakır katalizörleri tasarlarken, az da olsa veya hiç yan ürün elde etmek istemiyorlar. Ancak önce bu katalizörlerin nasıl işlediğinin net bir şekilde anlaşılmasına ihtiyaç duyuyorlar. Son bulguları bu noktada devreye giriyor.

Bakır kristalleri

Stanford ekibi bakır (100), bakır (111) ve bakır (751) olarak bilinen üç kristal bakır örneğini seçti. Bilim adamları bu sayıları  kristallerin yüzey geometrilerini tanımlamak için kullanıyorlar.

“Bakır (100), (111) ve (751) neredeyse özdeş görünüyor fakat yüzeyinde atomlarının düzenlenme biçiminde büyük farklılıklar var”

SLAC’daki bilim adamı Christopher Hahn  “Çalışmamızın özü, bakırın bu farklı yönlerinin elektrokatalitik performansı nasıl etkilediğini anlamaktır.”

Önceki araştırmalarda, bilim adamları tek kristalli bakır elektrotları sadece 1 milimetrekare boyutunda yaratmıştı.

Hahn, “Böyle küçük bir kristal ile, yüzeyde üretilen molekülleri tanımlamak ve ölçmek zor”. “Bu, kimyasal reaksiyonların anlaşılmasında zorluk çıkarıyor, bu yüzden amacımız tek bir kristalin yüzey kalitesinde daha büyük bakır elektrotlar yapmaktı.”

Hahn ve SLAC’daki meslektaşları, daha büyük örnekler oluşturmak için, büyük silikon ve safir yüzeylerin üzerine tek kristal benzeri bakır yetiştirmek için yeni bir yol geliştirdi.

Jaramillo, “Chris’in yaptığı şaşırtıcıydı, “Bakır (100), (111) ve (751) ile 6 santimetrelik yüzeyli filmler yaptı, bu tipik tek kristallerden 600 kat daha büyüktü.

Katalitik performans

Araştırmacılar, elektrokatalitik performansı karşılaştırmak için üç büyük elektrotu suya koydu, karbon dioksit gazına maruz bıraktı ve bir elektrik akımı üretmek için bir potansiyel uyguladı.

Sonuçlar açıktı. Belirli bir voltaj uygulandığında, bakırdan (751) yapılmış elektrotlar etanol ve propanol gibi sıvı ürünler için bakırdan (100) veya (111) yapılmışlardan daha seçiciydi. Bunun açıklaması, bakır atomlarının üç yüzey üzerinde hizalandığı farklı şekillerde olabilir.

Hahn “Bakırda (100) ve (111) yüzey atomları sırasıyla bir kare ızgara ve bir petek gibi birbirine sarılı”. “Sonuç olarak, her atom etrafındaki diğer birçok atoma bağlanır ve bu yüzeyi daha eylemsiz hale getirme eğilimindedirler.”

Ancak bakırda (751), yüzey atomları daha da ayrıdır.

Hahn”Bir bakır atomu (751) sadece en yakın iki komşuya sahip”. “Fakat diğer atomlara bağlı olmayan bir atom oldukça uyumsuz ve karbondioksit gibi daha fazla tepkimeye giren maddelere daha güçlü bağlanmasını istiyor. Bunun, etanol ve propanol gibi daha değerli ürünlere daha iyi seçicilik kazandıran en önemli faktörlerden biri olduğuna inanıyoruz “.

Sonuçta, Stanford ekibi, endüstriyel ölçekte karbon-nötr yakıtlar ve kimyasallar seçerek bir teknoloji geliştirmek istiyor.

Ekip,”Yüzeydeki kimyayı daha iyi anlamak için bu yöntemi nikel ve diğer metaller üzerinde kullanmayı planlıyoruz. Bu araştırmanın bulmacanın önemli bir parçası olduğunu ve toplum için yeni yollar açacağını düşünüyoruz “diyor.

 

Kaynak : Sciencedaily

İstanbul Teknik Üniversitesi ”İstanbul-Kimya Mühendisliği Tasarım Etkinliği ”ne Ev Sahipliği Yapacak

İstanbul Teknik Üniversitesi “İstanbul-Kimya Mühendisliği Tasarım Etkinliği”ne Ev Sahipliği Yapacak.  İstanbul Teknik Üniversitesi ev sahipliğinde 6 Mayıs 2017 Cumartesi günü Ayazağa Kampüsü Süleyman Demirel Kültür Merkezi’nde İstanbul-Kimya Mühendisliği Tasarım Etkinliği düzenlenecek.

İTÜ Kimya Mühendisliği tarafından ilk kez gerçekleştirilecek olan bu etkinliğe; Beykent Üniversitesi, Boğaziçi Üniversitesi, İstanbul Üniversitesi, İstanbul Teknik Üniversitesi, Marmara Üniversitesi ve Yeditepe Üniversitesi son sınıf öğrencileri hazırladıkları kimyasal tesis projeleri ile katılacaklar.

Yaklaşık 60 proje grubunun katılacağı etkinliğe 400 kişi civarında da katılım gerçekleşecek. Etkinliğe katılan öğrencilere katılım sertifikası verilirken, projelerle ilgili olarak bir de özet kitabı bastırılacak. Farkındalık yaratacak bu etkinlikte birincilik, ikincilik, üçüncülük ve 3 tane de mansiyon ödülü olmak üzere 6 ödülün sahiplerine verilmesi TKDS tarafından üstlenilmiştir.

Etkinlik Programı

13:00 – 13:30 Açılış Konuşması (Gülhayat Nasün Saygılı- Murat Akyüz)

13:30 – 16:00 Poster Oturumu

16:00 – 16:30 Kahve Molası

16:30 – 17:10 Konuşma (Timur Erk – Türkiye’de ve Dünya’da Kimya Sanayi Dünü Bugünü Yarını)

17:10 – 18:00 Ödül Töreni

Kaynak : turkchemonline

Yenilenebilir Enerji Üretimine Olan İhtiyaç Artıyor, Boğaziçili Akademisyenin Çalışmaları Göz Dolduruyor

Yenilenebilir Enerji Üretimine Olan İhtiyaç Artıyor, Boğaziçili Akademisyenin Çalışmaları Göz Dolduruyor. Kimyasal reaksiyon mühendisliği ve katalizörler enerji, petrokimya, rafinasyon gibi endüstriler için yüksek önem taşıyan bir çalışma alanı. Boğaziçi Üniversitesi Kimya Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Ahmet Kerim Avcı, ülkemizde bu alanda çalışan sayılı bilim insanlarından biri…

Enerji verimliliği için Boğaziçi Üniversitesi’nden öncü çalışmalar…

Petrokimya endüstrisinin önemli maliyetlerinden biri olan enerji kullanımını azaltma yönünde çeşitli projeler yürüten Dr. Ahmet Kerim Avcı, enerjide dışa bağımlılığımızı azaltmak yönünde yenilenebilir nitelikli kaynaklardan daha fazla yararlanılması gerektiğine dikkat çekiyor.

2012’de tamamlanan ve TÜBİTAK tarafından desteklenen ‘’Katalitik Sentez Gazı Üretiminin Mikro Akış Koşullarında İncelenmesi’’ projesi kapsamında, mevcut uygulamalara göre yüzde 45’e varan daha düşük enerji girdileriyle metandan sentez gazı üretilebileceğini ortaya koyan Dr. Avcı, şimdi de biyodizel üretiminin bir yan ürünü olan ve arz fazlası bulunan gliserol maddesinden düşük enerji maliyeti ve yüksek verimle yüksek saflıkta hidrojen elde edilmesi yönünde çalıştıklarını belirtiyor.

Mevcut ve yenilenebilir nitelikli hidrokarbonlardan hidrojen ve sentez gazı elde edilmesi yönünde temel araştırmalar seviyesinde çalışmalara imza atan Prof. Dr. Ahmet Kerim Avcı, özellikle enerji ve kimya sektöründe geleceğin üretim süreçleri arasında önemli bir yere sahip olması beklenen mikrokanal reaktörler konusunda dünyada mevcut sayılı bilim insanları grubu içinde yer alıyor. Dr. Avcı, grubuyla birlikte bilgisayar destekli ve deneysel yöntemlerle yürüttükleri araştırmalarında mevcut uygulamalara göre daha düşük enerji girdisiyle sentez gazı ve hidrojen üretiminin yapılabileceği birimlerin temeli olan katalitik mikrokanal reaktör teknolojisi üzerinde çalışıyor. Bu teknoloji sayesinde kolayca ölçeklendirilebilir, taşınabilir ve hammadde kaynağının bulunduğu yere kurulabilir nitelikteki üretim birimlerin tasarımı ve işletimi ve enerji maliyetlerinin önemli düzeyde aşağıya çekilmesi mümkün olacak.

Dr. Avcı, 2012’de tamamlanan ’Katalitik Sentez Gazı Üretiminin Mikro Akış Koşullarında İncelenmesi’’ projesi kapsamında şu bilgileri verdi:

‘’Hidrojen son yıllarda elzem bir enerji kaynağı haline geldi, biz de projemizde doğal gazın en önemli bileşeni olan metanı verimli şekilde hidrojene ve sentez gazına dönüştürmeyi amaçlıyoruz. Verimli dönüşüm derken, bu işin doğası gereği yaklaşık olarak 800 oC ve üzeri sıcaklıklar gerekiyor. Bu dönüşümü ticari üretim ölçeğinde yaptığınızı düşünürseniz büyük bir enerji maliyeti ortaya çıkıyor. Biz doğal gazdan ya da diğer hidrokarbondan hidrojen elde etmek için hali hazırda çok yüksek olan enerji maliyetlerini düşürebilecek yenilikçi reaktör ve katalizörler geliştirmeye, başka bir deyişle aynı dönüşümü daha düşük sıcaklıklarla elde etmeye çalışıyoruz. Bu bağlamda, proje kapsamında geliştirdiğimiz mikrokanal reaktör mimarisi ve beraberinde gelen yüksek ısı iletim hızları sayesinde, katalizör tabakasının daha etkin şekilde çalıştırılabildiğini gösterdik. Sonuç olarak, endüstride yaklaşık 1000 oC’de gerçekleşen birim metan-hidrojen çevriminin 600 oC’de elde edilebileceğini ortaya koyduk”.

Büyük ölçekte bir sanayi tesisi için düşünüldüğünde çok daha düşük maliyetli bir dönüşüme imkân tanıyan ve aynı zamanda karbon salınımını da daha düşük seviyelere çekebilen bir ‘’Mikrokanal Reaktör’’ sistemi geliştirdiklerini anlatan Dr. Avcı, ülkemizde bu alanda bir ‘’ilk’’i gerçekleştirdiklerini vurgularken, bu tür uygulamaların ulusal platformlarda geliştirilmediğini ve sanayinin genellikle bu teknolojileri genellikle yurtdışından alma yoluna gittiğini de belirtti.

‘’Türkiye’de sanayi tarafında, özellikle kimya, petrokimya ve rafinasyon endüstrilerinde üretim birimleri genellikle anahtar teslim olarak yurtdışından satın alınıyor. Reaktör, katalizör gibi üretimde kritik rol oynayan bileşenlerin geliştirilip endüstriyel ölçekte uygulanması konusunda ülkemizde yapılan çalışmalar yetersiz. Bu durum biraz da endüstrimizin bakış açısı ile bağlantılı. Garantili üretim açısından anlaşılabilir, ancak sürekli dışa bağımlı oluyorsunuz. Bizim çalışmamız ise maliyeti düşük ve hızlı şekilde ölçeklendirilebilen üretim birimlere temel olması bakımından da avantajlı’’.

Aynı alanda yürüttükleri yeni araştırmalar hakkında da bilgi veren Dr. Avcı, kısa süre önce tamamlanan ve yine TÜBİTAK tarafından desteklenen bir başka projede ise Mikrokanal Reaktör sistemini kullanarak yenilenebilir nitelikli bir yakıt olan gliserolü hidrojene ve sentez gazına yüksek enerji verimliliğiyle dönüştürmeye çalıştıklarını belirtti:

‘’Son yıllarda oldukça ilgi gören ve araçlarda motorin ile doğrudan karıştırılarak kullanılabilen biyodizelin üretimi sırasında yan ürün olarak gliserol ortaya çıkıyor. Ürün karışımının yaklaşık olarak ağırlıkça %10’unu oluşturan gliserolün üretim hacmi, son yıllarda global ölçekte biyodizele olan talep nedeniyle ciddi bir artış gösteriyor. Bu durum talepten çok daha fazla miktarda gliserolün ortaya çıkmasına neden oluyor. Bu bağlamda gliserol ucuz ve yenilenebilir nitelikli bir hidrokarbon olarak dikkat çekiyor. Bizim çıkış noktamız şu anda arzı fazla olan ve ekonomik şekilde değerlendirilemediği takdirde biyodizel üretim maliyetini artıran gliserolü, katma değeri yüksek ürünler olan hidrojen ve sentez gazına verimli süreçlerle dönüştürebilir miyiz düşüncesi oldu. Bu nedenle mikrokanal reaktörlerde gliserol-hidrojen/sentez gazı dönüşümünü araştırmalarımıza dahil ettik”.

Prof. Dr. Ahmet Kerim Avcı sözlerini şöyle tamamladı: ‘’Bizim elde etmek istediğimiz son ürünler hidrojen ve sentez gazı. Hidrojen petrokimya ve rafinasyon süreçlerinde kritik bir hammadde olup, aynı zamanda doğrudan yakıt pilleri ile elektriğe çevrilebiliyor. Sentez gazı ise kritik ürünler olan metanol, amonyak ve sentetik hidrokarbonların hammaddesi. Hidrojen ve sentez gazının ticari uygulamalardaki başlangıç maddesi ise doğal gaz. Kararlı yapısından dolayı doğal gazın dönüşümü yüksek sıcaklıklar gerektiriyor. Ancak gliserol kullandığınızda pahalı ve kıymetli bir hammadde olan doğalgazı daha az tüketiyor ve saklamış oluyorsunuz. İkisi hali hazırda, ölçek bazında birbiri yerine geçebilecek maddeler değil. Ancak gliserol kullanımının artmasının bir avantajı da ithal ettiğimiz doğal gazı daha az kullanarak dışa bağımlılığımızın azalması olacaktır. Ayrıca yenilenebilir nitelikli olması itibariye gliserolün tüketimi, net pozitif karbon dioksit salımına yol açmayacaktır. İthalatımızın en büyük kalemlerinden biri enerji olduğu göz önüne alındığında bu alandaki yüzde 1’lik bir tasarrufun bile ülkemiz için çok büyük önem taşıdığı ortadadır’.

SAYGIN BİR AKADEMİK YAYIN

Boğaziçi Üniversitesi Kimya Mühendisliği öğretim üyeleri Prof.Dr. Zeynep İlsen Önsan ve Prof.Dr. Ahmet Kerim Avcı’nın hazırladıkları ‘’Multiphase Catalytic Reactors’’ (Çok-fazlı Katalitik Reaktörler) başlıklı kitap, akademik yayıncılıkta dünyanın önde gelen saygın yayınevlerinden Wiley tarafından kısa bir süre önce okurlara sunuldu. Kitap, çok-fazlı katalitik reaktörlerin matematiksel modellemesi ve tasarımından endüstriyel üretim uygulamalarına kadar tüm boyutlarını ele alıyor.

Yapılan röportajla Prof. Önsan ve Prof. Avcı kitaba dair soruları yanıtladı:

Kitap projesi nasıl oluştu, kısaca sürece dair bilgi alabilir miyiz?

Kitap projesi bizlere, ilgili alanlarda yapmış olduğumuz çalışmalardan ötürü Wiley tarafından teklif edildi. Kitabın içeriğini oluşturabilmek için öncelikle ilgili konularda hali hazırda bulunan kitapların içerikleri inceledik. Ayrıca çok-fazlı katalitik reaktörler alanında son yıllarda ortaya çıkan teknolojik gelişmelerin de kitap içinde yer almasını istedik. Bunlara ek olarak kitabın hedef kitlesini belirledik. Bu analizler sonucu hangi konulara ağırlık verilmesi gerektiğini, kitabın hedef kitlesini de göz önüne alarak oluşturduk. Titiz bir çalışma sonucu oluşturduğumuz içerik Wiley tarafından belirlenen dış hakemlere gönderildi ve yapılan değerlendirmeler sonucunda içeriğin hedef kitle için oldukça cazip ve güncel olduğu, ve piyasaya çıkmasının ardından kitabın oldukça ilgi göreceği tüm hakemler tarafından belirtildi. Bu aşamanın ardından Editörler olarak ilgili bölümleri hazırlayacak olan yazarları belirledik ve kitabın hazırlanma süreci bu şekilde başlamış oldu.

Her biri alanlarının önde gelen uzmanlarının yazar olarak yer aldığı bu kitapta bu uzmanları nasıl belirlediniz?

Bunun oldukça zor bir süreç olduğunu belirtmeliyiz. Yazar grubunun ilgili alanların önde gelen ve uluslararası düzeyde tanınan uzmanlarından oluşmasına özellikle dikkat ettik. Ayrıca uzmanların hem üniversite hem de endüstriden olmasına mümkün olduğunca özen gösterdik. Zira bu tip kitaplarda yazar grubunun kimlerden oluştuğu kitabın popülerliğini ve yaygın etkisini doğrudan etkiliyor. İsimleri belirledikten sonra yazarlara e-mail ile davet gönderdik. Ayrıca katıldığımız bilimsel konferanslarda karşılaştığımız yazarlara da bire bir olarak davette bulunduk. Bu sürecin zorluğu, her davetin olumlu olarak kabul görmemesinden ve bunun için de denk kalitede farklı yazarların tespit edilmesindeki güçlükten kaynaklandı. Ancak, zorlu bir süreçten sonra oldukça kaliteli diyebileceğimiz bir yazar grubunu belirledik ve birlikte çalışmaya başladık.

Kitabın hedef kitlesi kimlerden oluşuyor?

Kitap öğretim üyeleri, lisansüstü öğrenciler, araştırmacılar ve gerek bilimsel gerekse endüstriyel kuruluşlardaki uzmanlar için mükemmel bir referans kaynağı olacak şekilde hazırlandı. Bu bağlamda kitabın çok-fazlı katalitik reaktörler konusunda önemli bir kılavuz eser olacağına kuvvetle inanmaktayız.

Kitap hakkında bilgi için : http://eu.wiley.com/WileyCDA/WileyTitle/productCd-1118115767.html

Kaynak : Boğaziçi Üniverstesi Söyleşi ve fotoğraflar: Duygu Durgun Köseoğlu- Talat Karataş /Kurumsal İletişim Ofisi,