Kimyagerler derneği tarafından organize edilen kozmetik kongresinin 4’üncüsü Antalya’da gerçekleştirildi.

Kimyagerler derneği tarafından organize edilen kozmetik kongresinin 4’üncüsü bu yıl 14-15-16 Şubat 2014 tarihlerinde Antalya’da gerçekleştirildi. Yoğun bir katılım ile gerçekleşen kongrede sivil toplum kuruluşları, kamu kurum temsilcileri, üniversite temsilcileri ve sektör temsilcileri bir araya geldi. 613 katılımcıyla gerçekleştirilen kongreye kamu kurum temsilcilerinden T.C. Sağlık Bakanlığı, Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurum Bşk Yrd. Dr. Ali Sait SEPTİOĞLU, Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu, Kozmetik Ürünler Daire Başkanı Dr.Ecz. Evren ALĞIN YAPAR, Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu, Kozmetik Denetim Daire Başkanı Uzm.Ecz. Sevil AZAK SUNGUR katıldı.

4.Kozmetik Kongresi 14 Şubatta Kimyagerler Derneği Genel Başkanı ve 4.Kozmetik Kongresi Koordinatörü Prof. Dr. Çetin Güler, Kongre Komitesi Başkanı ve Kimyagerler Derneği Genel Başkan Yardımcısı Kimyager Levent KAHRIMAN ve Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurum Bşk. Yrd. Dr. Ali Sait SEPTİOĞLU Açılış konuşmalarıyla başladı.
Açılış konuşmalarının ardından “Kozmetik Mevzuatları” oturumu ile kongre devam etti. Kozmetik mevzuatları oturumunda
Dr. Ecz. Evren ALĞIN YAPAR – Kozmetikte Yenilikler ve Mevzuat,
Uzm. Ecz. Sibel ERDİNÇ GÜRER – Kozmetik Denetimleri,
Kim. Serhan NASIRLI – Kozmetikte GMP,
Prof. Dr. Selahattin SERİN – Kozmetik Sektörüne Genel Bakış konulu sunumlar gerçekleştirildi.
Açılış kokteylinin ardından ilk gün sona erdi.

Kongrenin 2.ci gününde “Kozmetikte Ar-Ge ve İnovasyon, Kozmetik Hammaddeleri Ve Ürün Formülasyonu, Kozmetik Hammaddeleri Ve Ürün Formülasyonu, Kozmetik Ürün Formülasyonları Ve Ürün Güvenliği” “oturumları gerçekleştirildi.

Kozmetikte Ar-Ge ve İnovasyon” oturumu
Oturum Başkanı: Dr. Ecz. Evren ALĞIN YAPAR
Uzm. Bekir ÇAKICI – Enkapsule Edilmiş Güneş Koruyucuları İçeren Formülasyonların Klasik Kozmetiklere Göre Avantajlarının In Vıtro Olarak Değerlendirilmesi
Taylan DEMİRKAYA – Tüketici ürünlerine inovatif yaklaşım
Nazım TANRIKULU – Kozmetik Bitkileri Tarımı ve Türkiye Florasının Kozmetik Bitkileri Açısından Önemi
Çiğdem KURDOĞLU – Parfümlerde Son Trendler

“Kozmetik Hammaddeleri Ve Ürün Formülasyonu” oturumu
Oturum Başkanı: Prof. Dr. Yücel KADIOĞLU
Vijay BAHADUR – Sweetening Cosmetics
Sevgi SENEL GÜLER – Kişisel Bakımda (Renkli Kozmetik Alanı Dışında) Etki Pigmentlerinin Kullanımı
Prof. Dr. Süreyya ÖLGEN – Kozmetik Moleküllerin Akılcı Tasarım Yöntemleri
Erdoğan GÜLER – Kozmetik Ürünlerde Kök Hücre Kullanımı

Öğlen Yemeği
“Kozmetik Hammaddeleri Ve Ürün Formülasyonu” Oturumu
Oturum Başkanı: Prof. Dr. Yasemin YAZAN
Yük. Kim. Yeşim ÇAT – Doğal Hammaddelerin Ayrıştırma Yöntemleri
Kimyager Deniz DANYILDIZ – Kozmetik ve Esans Hammaddeleri
Kim. Müh. Sevgi Salar GÜRGEN – Kozmetik Aktifleri ve Uygulamaları
Kim. Müh. Birgen KALEAĞASI – Kremlerin Performansının Karşılaştırılması ve Bunu Etkileyen Parametreler

kozmetik kongresi

“Kozmetik Ürün Formülasyonları Ve Ürün Güvenliği” Oturumu

Prof. Dr. V. ROGIERS – Cosmetics Safety Assessment
Dr. Helena KANDAROVA – In Vitro Assay Methods For Cosmetic Products
Uzm. Ecz. İsmail ASLAN –Antiaging Modern Kozmetik Formülasyonları, Güvenlik Değerlendirmeleri ve Toksikolojik Yaklaşımlar
Prof. Dr. Süeda HEKİMOĞLU – Kozmetik Formülasyonlarda Taşıyıcı Sistem Olarak Katı Lipit Partiküller

2. günün oturumlarından sonra “Sektörel Sorunları Değerlendirme Paneli” gerçekleştirildi. Kamu ve Sivil Toplum Kurum Temsilcileri ile Sektör Temsilcilerini bir araya getiren panelde sektörde yaşanan sorunlar ve yaşanan bu sorunlara çözüm önerileri getirildi.

Kongrenin 3.gününde Prof. Dr. Gürel NİŞLİ oturum başkanlığında “Kozmetik Ürün Standardizasyonu” oturumu
Ve Kongrenin değerlendirilmesi oturumu gerçekleştirildi. Kongreye posterleriyle katılan katılımcılar arasında düzenlenen Poster Ödülleri sahipleri de değerlendirme oturumunda açıklanarak; ödül dağıtımı gerçekleştirildi.
Toplu Kongre Fotoğraf çekiminin ardından kongre sonlandırıldı.

kongre

10 yıl önce iş imkânı yok diye tercih edilmeyen ‘süper meslekler’ bugün büyük talep görüyor.

10 yıl önce iş imkânı yok diye tercih edilmeyen ‘süper meslekler’ bugün büyük talep görüyor.Hayallerini süsleyen mesleğe sahip olmak için yüksek okul bitiren, ancak Türkiye’de o branşta iş imkânı olmadığı için ya öğretmenlik yapan ya da yurt dışına giden gençler, özellikle enerji ve teknolojik alanda gerçekleştirilen atılımlarla aranılan personel haline geldi. Nükleer santrallerle birlikte devlet atom enerjisi uzmanı almak için duyuru yaparken, TÜBİTAK bir zamanlar iş imkânının hayal olduğu genetik mühendisliği için eleman alacağını açıkladı. Sondaj seferberliği başlatan TPAO (Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı) 100’e yakın petrol mühendisi alacağını, Türk Hava Yolları da (THY) yerli uçak simülatörleri için yazılımcı gibi üst düzey uzmanlar aradığını duyurdu.

Diğer bir çok özel ve kamu kuruluşu da son bir kaç yıldır, başta bilgisayar ve elektronik olmak üzere, yazılım, gemi ve deniz teknolojileri, havacılık, jeoloji, moleküler biyoloji ve genetik mühendisliği ile daha pek çok branşta personel alımına hız verdi. Çok değil bundan 10 yıl önce ise, üniversite tercih formlarını dolduran öğrencilere, Türkiye’de iş imkânının olduğu branşları seçmesi öğütleniyordu. Hayalinde genetik mühendisliği olan bir üniversite adayı, bu konuda faaliyet gösteren bir şirket ya da kurum olmadığı için ya başka bir bölümü seçmek zorunda kalıyor ya da mezun olduktan sonra ancak okullarda fizik veya matematik öğretmeni olabiliyordu. En üzücü olanı ise, bu gençlerin hayalindeki işi yapmak için yurt dışına gitmesi yani beyin göçüne katılmak zorunda olmasıydı…Nükleer santral projeleriyle birlikte atom enerjisi uzmanlarına duyulan ihtiyaç da arttı. Türkiye Atom Enerjisi Kurumu, 34 atom enerjisi uzman yardımcısı istihdam edeceğini açıkladı. Kurum, nükleer enerji, makina, kimya ve bilgisayar mühendisliğinin de aralarında bulunduğu 14 branşta eleman alacak.

Petrol ve enerji mühendis ordusu alıyor

Son dönemde Karadeniz ve Akdeniz başta olmak üzere yurt içi ve dışında petrol aramalarını yoğunlaştıran, ciddi rezervlerin olduğu kaya gazına ağırlık veren TPAO, sadece 2010’da 291 mühendis, uzman yardımcısı ve meslek lisesi mezunu alımı gerçekleştirdi. Kurumun son ilan duyurusunda ise 30 petrol ve doğalgaz mühendisine ihtiyaç duyulduğu bildirildi. Yerli uçak ve silah projelerinin gündeme gelmesiyle birlikte Savunma Sanayii Müsteşarlığı, elektrik-elektronik, havacılık, uzay ve gemi mühendisliği bölümlerinden mezun olan gençleri aileye katmaya hazırlanıyor. TÜBİTAK sık sık yayınladığı iş ilanlarında, Türkiye’de daha önce adı bile duyulmayan moleküler biyoloji ve genetik mühendisliği gibi alanlarda personel alacağını duyuruyor. Kentsel dönüşüm için çalışmalarını sürdüren Çevre ve Şehircilik Bakanlığı mimar ve mühendis ararken, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı da maden, jeoloji, petrol ve bilgisayar gibi branşlarda uzman alımı gerçekleştiriyor.

ÜNİVERSİTELER KAYITSIZ KALMADI

Kontenjan artıyor, yeni bölümler açılıyor
Türkiye’deki bilimsel ve teknolojik gelişmelere bağlı olarak üniversiteler de yetişmiş eleman ihtiyacını karşılamak için ya yeni bölümler açıyor ya da kontenjanlarını artırıyor. Uzay ve Uçak Mühendisliği bölümü bir zamanlar sadece İTÜ’de bulunurken, Ankara, İstanbul, Ege ve Erciyes Üniversiteleri Astronomi ve Uzay Bilimleri bölümleri açtı. Mezunlarının gıda mühendisi olarak çalıştığı genetik mühendisliği de artık aranan meslekler arasında. Ayrıca bir çok üniversite biyomühendislik, enerji sistemleri mühendisliği, geomatik, mekatronik, otomotiv mühendisliği, havacılık ve ulaştırma işletmeciliği, uçak gövde ve motor bakımı bölümleri açtı.

petrol müh.

 

Kaynak :turkiyegazetesi

I. Ulusal Organik Kimya Kongresi birçok bilim insanını bir araya getirdi

I. Ulusal Organik Kimya Kongresi birçok bilim insanını bir araya getirdi. Sakarya Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Kimya Bölümü tarafında düzenlenen I. Ulusal Organik Kimya Kongresi’ne katılan akademisyenler Hendek Belediyesi’nin misafiri oldular.
Organik Kimya’yı kapsayan alanlarda çalışan bilim insanlarını bir araya getirerek tanışma, bilimsel tartışma ve ileriye dönük projeler geliştirme ortamı oluşturmayı amaçlayan kongreye katılan akademisyenleri Hendek Belediyesi Bayraktepe Tesisleri, Botanik Park ve Hendek Kültürevi’nde ağırlayan Hendek Belediye Başkanı Ali İnci, Hendek hakkında bilgi verdi.

Sakarya Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Kimya Bölümü Başkanı Prof. Dr. Ahmet Tutar, Hendek Belediye Başkanı Ali İnci’ye kongreye katkılarından dolayı teşekkür ederek,” Kongremizin asıl amacı Organik Kimya’yı kapsayan alanlarda çalışan bilim insanlarını bir araya getirerek tanışma, bilimsel tartışma ve ileriye dönük projeler geliştirme ortamı oluşturmak ve bu alanda seçkin bilim insanlarını davet ederek genç araştırmacılarla tanıştırmaktır. Sakarya, başta ilaç sektörü olmak üzere Kimya sektörünün merkezidir. Kongre vesilesiyle siz katılımcılara doğanın bizlere sunduğu güzelliklerin birçoğunu bir arada göreceğiniz Bayraktepe’de bizleri misafir eden Başkanımız Ali İnci’ye sizlerin önünde bir kez daha teşekkür ediyorum” dedi.

Hendek Belediye Başkanı Ali İnci’de yaptığı konuşmada, ”Hendek, Marmara Bölgesi’nin doğusunda yer alan yeşil ve şirin bir ilçedir. Yılın her mevsiminde farklı bir güzelliğe sahiptir. Şu anda sizleri ağırladığımız yer ilçemizi kuşbakışı gören tarih ile doğanın iç içe olduğu Bayraktepe Tesisleri’nin açılışını 2009 yılında Başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan yapmıştır. İlçemiz birçok kültürün bir arada yaşadığı örnek bir şehirdir. İlçemizde siz değerli akademisyenleri misafir etmekten mutluluk duyuyoruz. İnşallah güzel duygularla ayrılırsınız” diye konuştur.
Prof. Dr. Ahmet Tutar, Hendek Belediye Başkanı Ali İnci’ye kongreye katkılarından dolayı plaket takdim etti. Gecede Türkiye’nin çeşitli bölgelerine has halk oyunlarından örnekler sergilendi

organik kongre

 

Kaynak :haberahval

“Karaman’ın buğdayı zararlı elementler içermiyor”

“Karaman’ın buğdayı zararlı elementler içermiyor” Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi (KMÜ) Fen Bilimleri Enstitüsü’nde yapılan araştırma, Karaman’da yetiştirilen buğdayların kurşun ve kadmiyum gibi zararlı elementleri içermediği saptandı.
Danışmanlığını KMÜ Kamil Özdağ Fen Fakültesi Kimya Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Aysel Çimen’in yaptığı araştırmayı yüksek lisans tezi olarak Kimya Anabilim Dalı Fizikokimya Programı öğrencisi Ferhat Cem Armutlu yürüttü. KMÜ Bilimsel Araştırma Projeleri Komisyonu tarafından desteklenen araştırmada, Karaman-Konya yolu, Organize Sanayi yolu ve Karaman’a bağlı bazı köylerden toplanan buğday mahsülleri detaylı olarak incelendi. Çalışmalar sonucunda toplanan buğdaylardan hazırlanan tam buğday unu ve elenmiş buğday unu numunelerinde kurşun ve kadmiyum gibi zararlı elementlere rastlanmazken, gözlemlenen bakır ve çinko oranlarının ise insan sağlığını bozacak limitlerin çok altında olduğu tespit edildi.

VERİLERİN TEMİZ OLMASI KARAMAN EKONOMİSİ İÇİN ÖNEMLİ

Araştırma sonuçlarına göre yapılan değerlendirmede gıda sanayiinde sıklıkla kullanılan buğday unu ile buğday mamüllerinin içerisinde yer alan ve ağır metal olarak tanımlanabilecek bu metallerin risk sınırından uzak olmasının Karaman ekonomisi için çok önemli olduğu vurgulandı. Sonuçların güven verici düzeyde kalmasının ise bölgede çevre kirliliği oluşturabilecek ‘ağır sanayi’ bulunmamasından kaynaklandığı ifade edildi.
buğday

 

Kaynak :.medya73

Türk Bilim İnsanları Geri Dönüş Yapmaya Başladı…

Türk Bilim İnsanları Geri Dönüş Yapmaya Başladı…Türkiye’de son yıllarda Ar-Ge’ye ayrılan kaynak ve yatırımlar meyvesini veriyor. Yeterli destek ve çalışma ortamı bulamadıkları için yurtdışına giden araştırmacılar, dönüş yapmaya başladı.

Zaman’ın haberine göre, bu durumun oluşmasında araştırmacılara cazip fırsatlar sunan Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu’nun (TÜBİTAK) rolü büyük.

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Nihat Ergün TÜBİTAK’ın başlattığı burs programı sonrasında Türkiye’ye dönüş için yapılan başvuru sayısının önceki yıla göre 5 kat arttığını açıkladı. Ergün, bu yıl 117 araştırmacının dönüş için başvuru yaptığını ve bunların yüzde 75’inin ABD’den olduğunu söyledi.

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Nihat Ergün, “2013 yılında şu ana kadar ülkemize dönüş yapmak için 117 Türk araştırmacı başvuru yaptı. Başvurulardan 74’ünün desteklenerek araştırmacıların dönüşü sağlandı. 31 başvurunun ise değerlendirmesi sürüyor.” dedi.

Yapılan başvuruların yüzde 75’i Amerika Birleşik Devletleri’nden gelirken, Almanya, Kanada, Avusturya, İngiltere, İtalya, Avustralya, Japonya, Çin, Güney Kore, Danimarka, Hollanda, İspanya, İsrail ve Bosna-Hersek geldi. Program kapsamında Türkiye’ye dönüş yapan araştırmacılar üniversiteler, kamu Ar-Ge merkezleri ile Ar-Ge faaliyeti yürüten özel kuruluşlarda çalışmalarını yürütebiliyor.

Geri dönüşlerde en çok tercih edilen kurumlar yüzde 88 oranla üniversiteler olduğu bilgisini veren Ergün, “10 araştırmacı kamu araştırma enstitülerine dönüş yapmak için başvururken, 3 araştırmacı sanayi kuruluşlarına geldi. En çok tercih edilen üniversiteler ODTÜ (16), Bilkent (15) ve Sabancı üniversiteleri (10) oldu. Bunları Abdullah Gül Üniversitesi (5) takip etti. Dönen araştırmacıların geldikleri kurumlarda kadrolu olarak istihdam edilmeleri durumunda da bursları aynen devam ediyor.” şeklinde konuştu.

TÜBİTAK Bilim İnsanı Destekleme Daire Başkanlığı’nın başlattığı ‘2232 Yurda Dönüş Araştırma Burs Programı’ kapsamında araştırmacılara 2 yıl boyunca aylık 3 bin 250 TL burs veriliyor. Dönüş yaptıklarında herhangi bir kurumda çalışmaya başlayan araştırmacılar da aynı bursu almaya devam ediyor. Aynı zamanda Türkiye’de yürütecekleri araştırmalar için de 25 bin TL destek alabilen araştırmacılar, bilim ve teknoloji alanına katkılarını artırmak amacıyla TÜBİTAK’ın diğer destek programlarına da başvurabiliyor. Ayrıca araştırmacıların Türkiye’ye dönüş yol masrafları ile bursiyerlik süresince sağlık sigortası giderleri TÜBİTAK tarafından karşılanıyor.

bilim insanı

 

Kaynak :Haberturk

Koç Üniversitesi Tüpraş Enerji Merkezinden “Donmayan Asfalt Projesi” …

Koç Üniversitesi Tüpraş Enerji Merkezinden “Donmayan Asfalt Projesi” …Türkiye’nin özel sektör destekli ilk enerji merkezi Koç Üniversitesi Tüpraş Enerji Merkezi (KUTEM) Direktörü Prof. Dr. Can Erkey, donmayan asfalt projesi üzerinde çalıştıklarını belirterek, “Asfalt yüzeyde buzlanmanın engellenmesi ve geciktirilmesi için geliştirilen bu yöntemin uzun vadede yüzeye tuz uygulama ihtiyacını ortadan kaldırması, çevre ve insan sağlığına zararlı etkilerinin olmaması ve ekonomik olması düşünülmektedir” dedi.

AA muhabirinin sorularını yanıtlayan Erkey, KUTEM fikrinin nasıl doğduğu hakkında bilgi verdi.

Erkey, enerjinin dünyada gittikçe artan önemi ve Türkiye’nin cari açığının büyük bir kısmını ithal edilen enerjinin oluşturmasının Koç Üniversitesi’nde enerji çalışmalarına odaklanacak bir merkezin kurulmasının ülkeye büyük yararlar sağlayacağının düşünüldüğünü söyledi.

Bunun üzerine Koç Holding Enerji Grubu Başkanlığı ve Enerji Grubu’na bağlı şirketler ile yapılan görüşmeler sonucunda, mart 2010 tarihinde Ortak Çalışma Çerçeve Protokolü imzalanarak KUTEM’in temellerinin atıldığı bilgisini veren Erkey, Koç Enerji Grubu’yla Koç Üniversitesi’nin beraber yürüttüğü ortak birkaç araştırma projesinin başlatıldığını dile getirdi.

Bu öncül projelerde alınan ümit verici sonuçlardan sonra Koç Üniversitesi rektörünün, araştırmadan sorumlu rektör yardımcısının ve Tüpraş – Koç Holding Enerji Grubu’ nun tekrar bir araya geldiğini ve çalışmaların bir merkezden yürütülmesine karar verdiklerini aktaran Erkey, merkezin inşasında ve düzenlenmesinde ise Tüpraş ile sürekli iletişimde ve fikir alışverişinde bulunduklarını ifade etti.

KUTEM’de üç konu üzerine çalışmalar yürütüldüğü bilgisini veren Erkey, sözlerine şöyle devam etti:

“Bunlardan ilki olan fosil yakıt çalışmalarında, yakıt üretim teknolojilerinin verimliliğinin artırılması, sera gazı emisyonlarının azaltılması için süreçlerin geliştirilmesi ve ithal teknolojilerin Türkiye’de üretilebilmesine yardımcı olabilmek üzerine odaklandık. İkinci çalışma alanı olan biyoyakıtların, önümüzdeki 5-10 yılda Türkiye’nin yenilenebilir enerji kaynakları arasına girmesi öngörülüyor. Günümüzde kullanılan etanol gibi biyoyakıtlar gıda fiyatlarının yükselmesine, ormanlık alanların yok olmasına ve açlığa yol açıyor. Dolayısıyla gıda olarak tüketilmeyen biyokütlelerden yakıt elde edilmesi için yosunlar, orman atıkları ve çabuk büyüyen sazlardan yakıt elde edilmesi için araştırma projeleri oluşturduk. KUTEM’in bir diğer çalışma alanı güneş yakıtları. Dünyada fosil yakıtların tükenmesinden sonra güneş enerjisini kullanarak sudan hidrojen elde etmenin yollarını bugünden araştırmaya başladık. Merkezimizde şu anda 8 tane proje yürütülüyor.”

– “Yılda 25 proje üretmeyi hedefliyoruz”

KUTEM Direktörü Erkey, merkezde gelecek birkaç yıl içerisinde yılda 25 proje üretmeyi hedeflediklerini söyledi.

Merkezin kapısının başka üniversitelerde çalışan öğretim üyeleri ile öğrencilere de açık olduğunu belirten Erkey, amaçlarının KUTEM’i dünya çapında bir enerji merkezi haline getirmek olduğunu kaydetti.

Bunun için de hem Türkiye’deki, hem de yurt dışındaki kuruluşlarla beraber çalışmaları gerektiğine inandıklarını vurgulayan Erkey, “Bunun için şimdiden birtakım adımlar atmaya başladık. Bildiğiniz gibi TÜBİTAK ülkemiz için öncelikli alanlar belirledi ve bu konularda proje desteği sağlıyor. Enerji de bu alanlardan bir tanesi. Bu çağrılara diğer üniversite ve TÜBİTAK MAM gibi araştırma enstitüleriyle beraber projeler hazırlayıp başvuru yapıyoruz” şeklinde konuştu.

Merkezin donmayan asfalt projesi üzerinde çalıştığını dile getiren Erkey, proje ile ilgili şunları kaydetti:

“Donmayan asfalt projesi, asfalt yüzeyinde donmayı engellemek veya geciktirebilmek amacıyla geliştirilen, asfalt ile uyumlu, tuzu hapseden ve bu tuzun kontrollü salımını sağlayacak bir polimer kompozit tasarım projesidir. Bu polimer kompozitin asfalta karıştırılabilme özelliği, halk arasında zift olarak da bilinen asfalt içerisindeki bitüm malzemesinin içine ilave edilen polimerden gelmektedir. Polimer kompozit içerisine tuzun hapsedilmesi ve kontrollü salımı nano parçacıklar yardımıyla sağlanmaktadır. Asfalt içerisine karıştırılabilen bu kompozitten tuzun kontrollü salımı sayesinde asfalt yüzeyindeki suyun donma noktasını düşürmesi ve böylece suyun donmasının engellenmesi veya geciktirmesi hedeflenmektedir.”

Projeye resmi olarak şubat 2011’de başladıklarını aktaran Erkey, “Tasarlanan polimer kompozit ile laboratuvarda gerçekleştirdiğimiz ön çalışmalarda tuz salımının gerçekleştiği, sıcaklık ve ısı kontrollü hücrede yapılan donma deneylerinde ise kompozit içeren bitüm üzerinde suyun donma süresinde sadece bitüm yüzeyine göre 2 ile 3 kata kadar gecikme gözlendi” ifadelerini kullandı.

Projenin birinci fazının şubat 2014 tarihinde tamamlanmasının planlandığını belirten Erkey, bir sonraki fazda ise kompozit malzemenin asfalt yüzeyinde donmayı engelleme veya geciktirme özelliğinin daha ileri seviyede araştırılması ve geliştirilmesinden sonra gerçek hayatta uygulanmasının mümkün olabileceğinin altını çizdi.

Donmayan asfaltın diğer asfalt türlerine göre faydası ve sağlayacağı ekonomik dönüşüm hakkında da bilgi veren Erkey, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Soğuk havalarda yollarda buzlanma neticesinde sıklıkla meydana gelen kazalara engel olabilmek için çeşitli yöntemler denenmiştir. Bu yöntemler arasında yolların ısıtılması veya yolların tuzlanarak buzun eritilmesi yaygın kullanılan, enerji gerektiren ve maliyeti yüksek olan yaklaşımlardır. Ülkemizde en yaygın olarak kullanılan yüzeye tuz uygulanmasının aynı zamanda çevreye, insan sağlığına ve araçlara zararlı olması, zaman ve iş gücü kaybına sebep olması gibi olumsuz etkileri vardır. Asfalt yüzeyde buzlanmanın engellenmesi ve geciktirilmesi için geliştirilen bu yöntemin uzun vadede yüzeye tuz uygulama ihtiyacını ortadan kaldırması, çevre ve insan sağlığına zararlı etkilerinin olmaması ve ekonomik olması düşünülmektedir.”

Donmayan asfalt dışında, reel hayatta uygulanabilirliği en yakın olan projeleri olarak, rafinerilerdeki ünitelerin kontrolü ve optimizasyonu için bazı yazılımlar geliştirdikleri bilgisini veren Erkey, bunların Tüpraş tarafından test edilme aşamasında olduğunu söyledi.

Yine rafineride değersiz ağır hidrokarbonları jet yakıtı ve dizel gibi ince ve değerli ürünlere dönüştürebilmek için birtakım katalizörler geliştirdiklerini ve bunların da test aşamasında olduğunu vurgulayan Erkey, “Bunun dışında yosunlardan laboratuvar ölçeğinde yakıt üretmeyi başardık” dedi.

donmayan asfalt

Kaynak :A.A

Kozmetik dünyasına 2 genç girişimci kimyagerden, yumurta kabuğundan çözüm

Kozmetik dünyasına 2 genç girişimci kimyagerden, yumurta kabuğundan çözüm.Günümüzde kadınlar kadar erkeklerin de ortak sorunu olan kırışıklıklara, 2 genç girişimci kimyager, yumurta kabuğundan çözüm buldu.
Kozmetik dünyasının ve sağlık sektörünün aranılan etken maddeleri, İzmir Ekonomi Üniversitesi kuluçka merkezi Embriyonix tarafından desteklenen girişimciler tarafından üretilecek. “Yumurta Kabuğu Atığından Hyaluronik Asit, Kollajen ve Kalsiyum Karbonat Üretimi” projesiyle genç girişimciler, bir gramı yaklaşık bin liraya ulaşan bedeliyle dünyanın en değerli maddeleri arasında yer alan, kırışıklıkları yok edici özelliği ile dikkat çeken kolajen maddesini üretecek.

Kimya alanında eğitimlerini tamamlayan ve projelerine çıkış yolu arayan genç girişimciler Ferda Önen ve Gülsün Gonca Kandemir’in yolu Embriyonix ile tanışmalarıyla değişti. 2012 yılında Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın Tekno Girişim Hibe Projesine başvuran genç girişimciler olumsuz yanıt aldı. Önen ve Kandemir’in yolu Embriyonix ile geliştirdikleri sunum teknikleri ve pazarlama, strateji, iletişim eğitimleri sayesinde açıldı. Embriyonix Projesi olarak başvurularını yapan genç girişimciler, bakanlığın 100 bin liralık Tekno Girişim Hibesini kazandı. Girişimciler, aynı projeyle KOSGEB’e de başvurarak 2 yıl süreyle Ar-ge inovasyon desteğini aldı.

İzmir Ekonomi Üniversitesi Öğretim Görevlisi ve Embriyonix Merkezi Müdürü Taylan Özgür Demirkaya, bilişim dışında ilk kez kimya projesine destek verildiğine dikkat çekerek, “Girişimciliği destekleyen merkezler genellikle bilişim alanındaki yenilikçi fikirlere destek veriyor. Biz ilk defa farklı bir alandaki girişimcilik projesinin arkasındayız. Ayrıca pozitif ayrımcılık anlamında kadın girişimcilere öncelik veriyoruz. Bu projeyle de girişimcilerimizin büyük bir gelişim göstereceğine inanıyoruz” dedi.

‘EMBRİYONİX YOL GÖSTERİCİ OLDU’
Genç girişimcilerden Ferda Önen, Embriyonix’in iş geliştirme projelerinden haberdar olduktan sonra yaşamlarının farklı bir boyut kazandığını ve projelerini geliştirme yönünde adım attıklarını belirterek, “Embriyonix bizde farklı bir vizyon oluşturdu. Logo tasarımı, tanıtım pazarlama ayağını Embriyonix ile öğrendik. Eğitimlerimizi almadan önce bilimsel sunumlar yapıyorduk ve yenilikçi fikrimizi, hedeflerimizi, amacımızı anlatamıyorduk. Embriyonix sayesinde projemizin uygulanabilirliğini ortaya koyduk. Laboratuvarımızı tüm zorluklara rağmen kurduk. Diğer malzemelerimiz de gelince en iyi şekilde hizmet vereceğiz” dedi.

Gülsün Gonca Kandemir de, geliştirdikleri projenin doğa dostu olduğunu, yumurta kabuklarının atık olarak toprağa gömüldüğünü ve içeriğindeki kalsiyum karbonat nedeniyle toprağın zehirlendiğini söyledi. Kandemir, hayallerinin gerçeğe dönüştüğünü ifade ederek, “200 kilogram atıktan bin gram kolajen üretiliyor. Kolajen de bugün kozmetik dünyasının aranılan en önemli maddesidir. Kremlerde kırışık karşıtı, madde olarak da bilinir. Cildi gençleştirici, kırışıklığı gideri bir özelliği var. Aynı zamanda elde ettiğimiz etken maddeler mide ilaçlarının yapımında kullanılıyor. Bugün çok değerli bu etken maddeleri, yaptığımız çalışmalar sonucu yumurta kabuğundan elde edebiliyoruz. Hem tek başına doğaya zararlı olan bu atıkların değerlendirilmesini sağlıyoruz hem de çok önemli, maddi değeri yüksek bir madde elde ediyoruz. İleride kendi krem markamızı da yaratmak istiyoruz” şeklinde konuştu.

kozmetik izmir

 

Kaynak :stargazete