Geliştiren Boyalar, Hidrojen Üretim Kaynağı Olabilir

Geliştiren Boyalar, Hidrojen Üretim Kaynağı Olabilir. Araştırmacılar, su buharını emebilen ve temiz enerji kaynağı olan hidrojen üretmek için onu parçalayabilen bir güneş boyası geliştirdiler. Boya, nemi emmek ve gıda, ilaç ve elektronik ürünlerini taze ve kuru tutmak için poşetlerde kullanılan silis jel gibi davranan yeni geliştirilmiş bir bileşim içeriyor.

Ancak, silika jelin aksine, yeni malzemede olan sentetik molibden sülfid yarı iletken görevi görüyor ve su moleküllerinin hidrojen ve oksijene ayrılmasını katalize ediyor.

Melbourne, RMIT Üniversitesi’nden araştırma görevlisi Dr. Torben Daeneke, “Bileşimi titanyum oksit partikülleri ile karıştırarak güneş enerjisinden ve nemli havadan hidrojen üreten güneş ışığı emici bir boyaya neden olduğunu bulduk.

Titanyum oksit, duvar boyalarında yaygın olarak kullanılan beyaz pigmenttir, yani yeni malzemenin basit bir şekilde eklenmesiyle bir tuğla duvarın enerji toplanması ve yakıt üretim gayrimenkule dönüştürülmesi sağlanabilir.

“Sistemi beslemek için temiz ya da filtrelenmiş suya ihtiyaç yoktur, havada su buharı bulunan herhangi bir yer, hatta uzaktaki alanlar da sudan yakıt üretebilir.”

Profesör Kourosh Kalantar-zadeh, hidrojenin en temiz enerji kaynağı ve fosil yakıtlara alternatif olarak yakıt hücrelerinde ve konvansiyonel içten yanmalı motorlarda kullanılabileceğini söyledi.

“Bu sistem aynı zamanda okyanus yakınlarında çok kuru fakat sıcak iklimlerde de kullanılabilir, deniz suyu sıcak güneş ışığı ile buharlaştırılır ve daha sonra buhar üreterek yakıt elde edilebilir”.

Kaynak : sciencedaily

NASA’dan Beklenen Açıklama Geldi “Satürn ve Jüpiter’in Uydularında Yaşamı Destekleyecek Kanıtlar Var”

NASA’dan Beklenen Açıklama Geldi “Satürn ve Jüpiter’in Uydularında Yaşamı Destekleyecek Kanıtlar Var”. ABD Uzay ve Havacılık Dairesi (NASA), Güneş Sistemi’nde ve ötesinde su ile ilgili bulguları kamuoyuyla paylaştığı “Okyanus Dünyaları” başlıklı basın toplantısında, Satürn keşif aracı Cassini’nin, gezegenin uydusu Enceladaus’daki gözlem faaliyeti sırasında canlı yaşamını destekleyecek bir kimyasal enerji reaksiyonu gözlediğini duyurdu. Araştırmacılar ayrıca Jüpiter’in ayı Europa’dan patlayan gaz kütlelerinin de ek kanıtlarını rapor ettiler.

Cassini’nin ilk kez 2005 yılında uydunun yüzeyinde keşfettiği gaz ve buz püskürten bir gayzeri, 28 Kasım 2015’te özel bir dalışla incelediği ve bu gayzerden fışkıran materyalin yüzde 98 oranında su, yüzde 1 oranında hidrojen ve geri kalanının karbondioksit, metan ve amonyaktan oluşan bir bileşke içerdiğinin anlaşıldığı belirtildi.

Uydunun yüzeyine sürekli olarak fışkıran maddenin içinde hidrojen bulunmasının, yüzey okyanusundaki soğuk suyun derinlerdeki sıcak kayalarla karşılaşmasıyla oluşan hidro-termal aktivitenin varlığına işaret edebileceğini ifade eden bilim adamları, bu sıcak alanların mikrop ve bakteriler gibi küçük organizmaların yaşaması için ideal koşullar sunabileceğini vurguladı.

“Dünya’nın ötesinde yaşanabilir yerler bulma arayışında önemli bir mihenk taşı “

Organizmaların, hidrojeni suda çözünmüş halde bulunan karbondioksitle birleştirerek enerji üretebileceğine dikkati çeken NASA araştırmacıları, “metanojenesis” denilen kimyasal tepkimenin, yeryüzünde canlı yaşamının temelini oluşturduğunu ve yaşamı meydana getiren süreçlerden biri olduğunun altını çizdi.

Yeryüzünde bildiğimiz haliyle canlı yaşamının üç temel koşulunun, sıvı haldeki suyun, metabolizma için gerekli bir enerji kaynağının ve karbon, hidrojen, nitrojen, oksijen, fosfor ve sülfür gibi bazı temel bileşenlerin varlığına bağlı olduğunu kaydeden bilim adamları, Cassini’nin bulgularıyla Enceladus’ta bunların hemen hepsinin var olduğunun anlaşıldığını vurguladı.

Her ne kadar Cassini, yüzey altı okyanusunda sülfür ve fosfor izine rastlamasa da gezegenin katı çekirdeğinin göktaşları gibi bu iki ana unsuru ihtiva ettiği tahmin ediliyor.

Cassini proje sorumlusu Linda Spilker, bulgunun Dünya’nın ötesinde yaşanabilir yerler bulma arayışında önemli bir mihenk taşı olacağını kaydetti.

Kimyasal bileşimleri belirlemek için Cassini, İyon ve Nötr Kütle Spektrometresi (INMS) aleti kullandı. INMS, Satürn’ün ayı Titan’ın üst atmosferini örneklemek için tasarlanmıştı ancak Enceladus’da bulunana bulgulardan sonra cihaz buraya yönlendirildi.

Konu hakkında daha fazla bilgi almak için : https://www.nasa.gov/specials/ocean-worlds ziyaret edebilirsiniz

Kaynak : A.A & sciencedaily

Almanya’daki Bilim İnsanları, Dünyanın En Büyük Suni Güneşini Test Ettiler

Almanya’daki Bilim İnsanları, Dünyanın En Büyük Suni Güneşini Test Ettiler. Almanya’daki bilim insanları, gelecekte yararlı hidrojen oluşturmak için kullanılabilecek olan dünyanın ilk “suni Güneşi” ni ilk kez açtılar. Almanya Jülich’de bulunan ve Alman Havacılık ve Uzay Merkezi (DLR) tarafından işletilen “Synlight“, Güneş’ten gelen ışığı tek bir noktaya odaklayan, suyu buharlaştıran ve hidrojen ve oksijen üreten 149 ksenon lamba kullanıyor.

Büyük makine, 14 metre (45 fit) yüksekliğe ve 16 metreye (52 fit) kadar uzanır ve 20 x 20 santimetre (8 x 8 inç) tek bir noktaya odaklanmış 3.000 ° C’ye (5,400 ° F) kadar sıcaklıklar üretir. Bu özel test sadece 15-20 dakika sürdü, ancak az miktarda hidrojen üretiyordu, ancak lambalar teorik olarak saatlerce hatta bir tam gün süreyle çalıştırılabilir.

Lambaların 350 kilovattlık bir çıkışı var ve Güneş ışınlarının dünya üzerindeki yoğunluğunun 10.000 katı kadar ışınım üretiyor. UV radyasyon spektrumu Güneş’inkine benzer. Küçük bir reaktör cihazında bir metal levhaya odaklandığında, suyu hidrojen ve oksijene parçalar.

Hidrojen inanılmaz faydalı bir elementtir, karbon emisyonu olmayan bir yakıt kaynağıdır. Fakat doğal olarak oluşmaz (Yalnız başına Dünya’da doğal olarak görülmez, diğer bileşiklerde görünür ancak ayrılması gerekir) ve bu nedenle, böyle makinelerle sentetik olarak oluşturulmalıdır.

Ürettikleri ısı bir insanı yakmak için yeterlidir.

Araştırmacıların bir sonraki adımı bu reaktörü gerçek şartlar altında test edilebilecekleri gerçek bir güneş enerjisi tesisi haline getirmek. Hidrojen temiz bir gelecek için en büyük araştırma konularında arasında öncülüğünü koruyor.

Kaynak : iflscience

Hidrojen Geleceğin En Büyük Yakıt Kaynağı Olacak Gibi Duruyor

Hidrojen Geleceğin En Büyük Yakıt Kaynağı Olacak Gibi Duruyor. 13 küresel otomobil ve enerji şirketi, hidrojeni temiz bir yakıt olarak teşvik etmek için bir araya geldi, çalışmalar dünyadaki karbon salınımının azaltılması hedefini güçlendirebilir.

Davos’ta düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu’nda bir araya gelen Hidrojen Konseyi, Hidrojen teknolojisi üzerine çalışmalar yaptı. Endüstriyel gaz grubu Air Liquide’dan Pierre-Etienne Franc ve konseyin sekreteri, şirketlerin hidrojende yılda 1,4 milyar Euro’luk (1,1 milyar dolar) bir yatırım yaptıklarını söylüyor; ancak hükümetlerin, hidrojeni politika ve düzenleyici çerçevelere dönüştürmesi gerekiyor. Daimler, Toyota, Shell ve Total‘in de bulunduğu grup, şu anda fosil yakıtlara dayanan her sektörde hidrojenin rol oynayabileceğini önermekte.

Hidrojen, suyun elektrolizinden veya metanın buhar reformasyonundan üretilebilir. Birincisi daha az verimlidir ancak ilave yenilenebilir enerji için kullanmak bir yol olabilir.

Almanya’da, elektriğin % 90’ının 2050 yılına kadar yenilenebilir enerjiler tarafından üretildiği bir senaryoda, arz edilen fazla enerji, ülke otomobillerinin yarısını hidrojenle besleyebilecek kapasitede olacak. Depolama projeleri dünyanın pek çok yerinde hayata geçirilmeye başladı ve endüstri zaten hidrojenin yeraltında depolanması deneyimine sahip. Konsey tarafından hazırlanan rapora göre, yeraltı tuzu mağaralarında hidrojenin depolanma maliyetinin 2030 yılına kadar şuan ki maliyetinin yaklaşık üçte birine düşeceği tahmin ediliyor. Isınma için hidrojen de kullanılabilir. İngiltere’de, Keele Üniversitesi’nin gaz şebekesine hidrojeni pompalamak için Ofgem tarafından finanse edilen 7 milyon £ ‘lık bir projenin bu yıl başlaması bekleniyor.

Halen en çok hidrojen metan buharı reformasyonu kullanılarak üretilir, bu teknoloji aynı zamanda azaltılması gereken karbon dioksitide az miktarda üretiyor. Bu şekilde üretilen hidrojen, araçlar için uygun olmazken, Hidrojen Konseyi, hidrojen ile birlikte karbon yakalama ve depolama tekniği (CCS) ile, çimento ve çelik gibi enerji yoğun sektörlerin karbon salınımını azaltma potansiyeline sahip olduğunu belirtti.

Air Liquide, Almanya’da 400 milyon avroya mal olacak 400 hidrojen benzin istasyonu ağı kurmak ve otomobil satmak için gaz devi Linde ile ortak bir çalışmaya başlamak üzere.

Kaynak : chemistryworld

Bilim Adamları Hidrojenin Depolanması İçin Metal-Organik Polimer Malzeme Üretmeye Çalışıyorlar

Bilim Adamları Hidrojenin Depolanması İçin Metal-Organik Polimer Malzeme Üretmeye Çalışıyorlar. Rusya Bilim Akademisi Sibirya İnorganik Kimya Enstitüsü Müdürü Vladimir Fedin başta hidrojen olmak üzere birçok gazın depolanması amacıyla metal-organik polimer üretilmeye başlanacağını bildirdi.

Fedin bu çalışmaların başında İngiltere’nin ünlü araştırma üniversitelerinden biri olan Nottingham Üniversitesi’nin Profesörü Martin Şreder’in olacağını söyledi.

Fedin konuyla ilgili şu açıklamayı yaptı:

“Çalışmaları sürdürmek için Martin Şreder öncülüğünde İnorganik Kimya Enstitüsü’nde özel bir laboratuar kurulacak. Nottingham Üniversitesi’nin Kimya Fakültesi’nin dekanı Şreder, laboratuarda metal-organik polimer üretimi üzerinde çalışacak. Bu polimerler metal bileşiklerinin gözenekli parçacıklarından oluşmakta ve organik maddelerle birleşmektedir. Elde edeceğimiz maddeler uzun süre etkisini gösteren tıbbi ilaçların yapımı için farmakolojide ve katalizatör olarak Kimya Sanayisi’nde kullanılabileceği gibi, gazların depolanmasında da kullanılabilir. Özellikle metal-organik polimerler ulaşımda kullanılacak hidrojen yakıtının saklanması ve depolanması açısından yararlı olabilir.”

Fedin, çalışmaların 3 yıl süreceğini ve Şreder projeyi tamamladıktan sonra laboratuarın ve malzemelerin Enstitü’de kalacağını belirtti.

deney

 

Kaynak : gazetem.ru

Hidrojen Geleceğin Enerji Kaynağı Olabilir mi ?

Nevşehir Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Fizik Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selçuk Kervan, sudan elde edilebilen sonsuz bir enerji kaynağı olan hidrojenin ülkemizi petrol ve doğalgaz bağımlılığından kurtarabileceğini söyledi. Kervan, bunu hidrojen üzerine yapılan araştırmaları yoğunlaştırarak başarmanın mümkün olduğunu kaydetti.

Fen-Edebiyat Fakültesi Fizik Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selçuk Kervan tarafından yürütülmekte olan ve Avrupa Birliği Bakanlığı Eğitim ve Gençlik Programları Merkezi Başkanlığınca desteklenen ‘Avrupa Birliği Çapında Hidrojen Enerjisi Bilincinin Arttırılması’ başlıklı Leonardo da Vinci Yenilik Transferi Projesi kapsamında Nevşehir’de Hidrojen Enerjisi konferansı yapıldı.

Konferansta konuşmacı olarak, Melikşah Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mahmut D. Mat, Missouri Bilim ve Teknoloji Üniversitesinden emekli “DNV KEMA Energy and Sustainability” şirketinde çalışan Prof. Dr. John Sheffield, Aveiro Üniversitesi’nden Prof. Dr. Fernando Marques, 19 Mayıs Üniversitesinden Prof. Dr. Ömer Andaç, Abdullah Gül Üniversitesinden Yrd. Doç. Dr. Murat Çıtır ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Yenilenebilir Enerji Genel Müdürlüğünden Dr. Fazıl Kaytez yer aldı. Konferansa hidrojen enerjisine ilgi duyan öğrenciler, akademisyenler, araştırmacılar ve işadamları da dinleyici olarak katıldı.

Prof. Dr. Selçuk Kervan’ın açılış konuşmasından sonra konuşmacılar katılımcılara hidrojen enerjisi hakkında genel bilgiler, yakıt hücreleri, hidrojen üretimi, hidrojen depolama ve Türkiye’de hidrojen enerjisindeki yeni teknolojiler hakkında sunumları yaptı.

Nevşehir Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Fizik Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Selçuk Kervan, konferansın düzenlenme amacının petrol, kömür, doğalgaz gibi fosil yakıtlar kadar bilinmeyen ve geleceğin alternatif enerji kaynaklarından biri olan hidrojen enerjisine dikkat çekmek olduğunu kaydetti.

Fosil yakıtların rezervlerinin azalmakta olduğunu ve karbondioksit salınımı nedeni küresel ısınmaya neden olduğunu belirten Kervan, hidrojenin enerjiye dönüştürüldüğünde ise çevreyi kirletmediğini ve sadece su veya su buharı açığa çıktığını ifade etti. Prof. Dr. Selçuk Kervan, sudan elde edilebilen sonsuz bir enerji kaynağı olan hidrojenin ülkemizi petrol ve doğalgaz bağımlılığından kurtarabileceğini ve bu alandaki araştırmaların arttırılması gerektiğini söyledi.

nevşehirKaynak :bugun