9. Uluslararası Sürdürülebilir Enerji ve Çevre Koruma Konferansı ERÜ’de Başladı

9. Uluslararası Sürdürülebilir Enerji ve Çevre Koruma Konferansı ERÜ’de Başladı. ERCİYES ÜNİVERSİTESİ REKTÖRÜ PROF. DR. MUHAMMET GÜVEN: “HER ÜLKE KENDİ ENERJİSİNİ KENDİSİ ÜRETMELİ” Erciyes Üniversitesi Mühendislik Fakültesi’nin ev sahipliğinde düzenlenen “9. Uluslararası Sürdürülebilir Enerji ve Çevre Koruma” konferansı başladı. Çok sayıda ülkeden katılımcıların yer aldığı konferansta, enerji, enerji verimliliği, sürdürülebilir enerji, radyasyon, biyoyakıtlar, enerji depolama, yakıt pilleri, hidrojen teknolojisi, su yönetimi ve çevre koruma gibi konular ele alınacak. Konferans, 24 Eylül 2016 Cumartesi günü sona erecek.

Sabancı Kültür Sitesi’nde gerçekleştirilen konferansın açılış konuşmalarında Erciyes Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Makine Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi ve Organizasyon Komitesi Başkanı Prof. Dr. Selahaddin Orhan Akansu, insan yaşamında vazgeçilmez yeri olan enerjiyi sürdürülebilir yapmanın ve çevreyi korumanın önemli olduğunu söyledi.

Prof. Dr. Akansu, “Bu konferans, sürdürülebilir enerji ve çevre koruma ile ilgili sanayi temelli projeleri görüşmek üzere dünya çapında ülkelerden gelen akademisyenleri bir araya getirdi. Her yıl düzenlenen bu konferans ilk olarak 2004 yılında Batı İskoçya Üniversitesi Mühendislik ve Enerji Teknolojileri Enstitüsü’nde gerçekleştirildi. Enerji ekonomisi, insanların gelişimi, çevre, enerji kaynakları ve bunun kullanımı birbiriyle ilgilidir. Ülkelerin ekonomik olarak büyümesi onların enerji tüketimine bağlıdır. Türkiye’de hidroelektrik, biyokütle, jeotermal, güneş ve rüzgâr enerjisi büyük bir potansiyele sahiptir. Enerji her şeydir ve enerji olmadan hayat olmaz. Enerji varsa hayat vardır. Enerjiyi sadece tüketmek yeterli değil. Aynı zamanda bunu sürdürülebilir yapmak ve çevreyi korumakta önemlidir. Umarım bu konferans bu amaca hizmet edecektir” diye konuştu.

Mühendislik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Fatih Altun ise, bu tür faaliyetlere ev sahipliği yapmaktan büyük mutluluk duyduklarını söyledi. Dekan Altun, “Bu konferansın konusuna uygun olarak önemli sonuçların çıkacağına inanıyorum. Katılımlarınızdan dolayı hepinize teşekkür ediyorum” dedi.

Rektör Prof. Dr. Muhammet Güven de, dünyadaki karışıklık ve savaşların ancak her ülkenin kendi enerjisini kendisi üretebildiği zaman son bulacağını belirtti.

Rektör Güven, “Yenilenebilir enerjinin çok önemli bir konu olduğunu düşünüyorum. Bugün dünyadaki yaşanan karışıklıkları, savaşları düşünecek olursak, bunların büyük bir kısmının altında enerji kaynaklarına sahip olmanın yattığını görüyoruz. Ortadoğu’da asırlardan beri yaşanan karışıklığın sebeplerinden en önemlisi, bu zenginliklere ve kaynaklara sahip olmaktır. Enerji kaynaklarına sahip olmanız veya bu kaynakları yönetebiliyor olmanız, dünyada büyük bir güç olmanız, zengin olmanız ve dünyayı yönetebileceğiniz anlamına geliyor. Her ülkenin çevreye ve insanlığa zarar vermeden kendi enerjisini kendisi üreterek, gelecek nesillere daha temiz, daha yaşanabilir bir dünya bırakılabileceğini ve savaşların da bitebileceğini düşünüyorum” dedi.

Konuşmasında sürdürülebilir bir dünya, sürdürülebilir bir yaşamın aynı zamanda barış içerisinde bir dünya anlamına geldiğini kaydeden Rektör Güven, “Teknoloji geliştikçe enerjiye bağımlılıkta artıyor. Bugün cebimizde enerjiyle çalışan ürünler taşıyoruz. Bu anlamda artık hiçbir ülkenin dışarıya bağımlı olmadığı, kendi enerjisini kendisinin ürettiği, dolayısıyla savaşların çıkmadığı bir dünya diliyorum” diye konuştu.

Açılış konuşmalarının ardından plaket töreni düzenlendi. Daha sonra ise konferansa katılan yerli ve yabancı akademisyenler, bildiri sundu. 27 farklı ülkeden 200’ün üzerinde bilim adamının katıldığı konferans 3 gün sürecek.

Kaynak : Erciyes Üniversitesi

Atmosfere salınan karbondioksit miktarının artış hızında ilk ‘daimi yavaşlama’ işaretleri görüldü.

Hollanda Çevre Değerlendirme Kurumu ve Avrupa Komisyonu’nun ortaklaşa yaptığı çalışmaya göre, küresel düzeyde atmosfere salınan karbondioksit (CO2) miktarının artış hızında ilk ‘daimi yavaşlama’ işaretleri görüldü.
Çalışmaya göre karbondioksit salımındaki artış hızı geçen yıl, 2000’li yılların ortalamasına kıyasla yarıdan fazla azaldı.
Artış hızındaki azalmanın başlıca nedenleri olarak ABD’de enerji üretiminde kaya gazının artan oranda kullanılması ve Çin’in hidroelektrik kullanımını yüzde 23 oranında yükseltmesi gösteriliyor.

Ancak ucuz kömür kullanımı sorunu sürüyor. İngiltere’de ucuz kömür kullanımının dörtte bir oranında arttığı belirtiliyor.
Rapora göre, geçen yıl atmosfere salınan karbon dioksit miktarı 34,5 tonla yeni bir rekora ulaştı.
Ancak küresel ekonominin yüzde 3,5 oranında büyümesine karşın, karbondioksit salımı yüzde 1,4 oranında yükseldi.

Ekonomik büyümeyle, karbondioksit salımının artış hızı arasındaki bağın da, daha az fosil yakıt kullanımı, yenilenebilir enerji kaynaklarının daha çok devreye sokulması ve daha fazla enerji tasarrufuyla koptuğu vurgulandı.

‘İyi haber, ama yeterli değil’
Çalışmaya göre toplam karbondioksit salımının yüzde 55’ini üreten ABD, Çin ve Avrupa Birliği ülkeleri. Ancak raporda, bu ülkelerin üçünde de ‘kayda değer gelişmeler olduğu’ belirtiliyor.

Çin’in karbondioksit salımının geçen yıl yüzde 3 arttığı belirtilirken, bunun 2000’li yıllardaki yıllık yüzde 10’luk artışa göre önemli bir aşama olduğu söyleniyor.

Raporda, ABD’de kaya gazına geçişin devamı, Çin’in açıkladığı enerji planlarına uyması ve özellikle Avrupa’da yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımı sürerse, karbondioksit salımı artış hızındaki yavaşlamanın kalıcı olabileceği vurgulanıyor.

Raporun yazarlarından Greet Maenhout, ‘Bu iyi bir haber, ama yeterli değil. Salım hala artıyor ve karbondioksit atmosferde 100 yıl boyunca kalıyor. Yani 2050’de 2 derecelik sıcaklık artışı hedefine hala yaklaşamıyoruz’ dedi.

co2 salınımı

 

Kaynak :proje.hurriyet

“İzmir’in kanalizasyon ve atık sulardan elde edilecek enerji Bayburt’taki tüm konutları ısıtabilir”

“İzmir’in kanalizasyon ve atık sulardan elde edilecek enerji Bayburt’taki tüm konutları ısıtabilir”Yaşar Üniversitesi, kanalizasyon ve atık sulardan enerji elde edilmesini sağlayacak yeni projesi ile TÜBİTAK’tan 380 bin TL destek almaya hak kazandı.
Yaşar Üniversitesi, kanalizasyon ve atık sulardan enerji elde edilmesini sağlayacak yeni projesi ile TÜBİTAK’tan 380 bin TL destek almaya hak kazandı. İzmir’in günlük 720 bin metreküp atık su potansiyeli proje kapsamında değerlendirildiğinde, 12 bin konut için ısıtma ve soğutma enerjisi elde edilmiş olacak. Yaşar Üniversitesi Enerji Sistemleri Mühendisliği Bölümü Başkanı Prof Dr. Arif Hepbaşlı, 12 bin konut rakamının Bayburt’un toplam konut sayısına eşdeğer olduğuna dikkat çekti.

Geçtiğimiz aylarda, Avrupa Komisyonu 7′inci Çerçeve Programı kapsamında gerçekleştirilecek 13 milyon 500 bin avroluk yenilenebilir enerji teknolojileri projelerine dahil olan Yaşar Üniversitesi, kanalizasyon ve atık sudan enerji elde etmek için yeni bir çalışmaya imza attı. Enerji Sistemleri Mühendisliği Bölümü Başkanı Prof Dr. Arif Hepbaşlı başkanlığındaki ekibin projesi, TÜBİTAK’ın Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Projelerini Destekleme Programı kapsamında 380 bin TL destek almaya hak kazandı. Güneş enerjisiyle çalışacak sistemle tasarlanan proje kapsamında, atık sudan düşük maliyetle enerji üretilecek. Kanalizasyon ve atık suların yer altındaki yaz ve kış sıcaklıkları, ısı pompaları aracılığıyla mevsime göre az bir enerjiyle düşürülecek ya da artırılacak. Güneş enerjisi panelleri kullanılarak sıcaklık ya da soğukluk elde edilip mekanların mevsimine göre ısıtma-soğutma ve sıcak su ihtiyaçlarında kullanılabilecek.

Türkiye’nin, 2012 sonu rakamlarına göre cari açığının yüzde 71′i enerji ithalatından kaynaklanıyor. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, 2023 yılına kadar elektrik arzındaki termik, hidroelektrik, rüzgar ve güneş enerjisi gibi alternatif enerji payını yüzde 1′den yüzde 30′un üzerine çıkararak cari açığı kapatmayı planlıyor. İzmir Kalkınma Ajansı’nın analizine göre, İzmir’in rüzgar enerjisi kurulu gücü, şu an 2 bin 500 konutun 1 aylık tüketimine eş değer. 2023 yılında ise yaklaşık 10 bin 480 konutun 1 aylık tüketimine eş değer olması ön görülüyor. İzmir biyogazda da yaklaşık 2 bin 500 konutun 1 aylık tüketimine eş değer bir potansiyele sahip. Jeotermal kaynaklar açısından da oldukça zengin olan İzmir’in, tüm potansiyelinin kullanılabilmesi durumunda 20 bin 500 konutun ısıtılabildiği şu anki durumdan 5 kat daha fazla olan yaklaşık 150 bin konutun ısıtılabilmesi mümkün. Son yıllarda İsveç, Norveç gibi Kuzey Avrupa ülkeleri ile Çin’de, ısı pompaları için yenilenebilir ısı kaynağı olarak görülen ve uygulaması 20 yıldır yaygınlaşan atık suyun, İzmir için önemli bir enerji potansiyeli olduğunu ifade eden Prof. Dr. Arif Hepbaşlı, çalışmayı şöyle özetledi:

-ATIK SU POTANSİYEL ENERJİ KAYNAĞI-

“TÜİK rakamlarına göre bir kişi günlük 217 litre su kullanıyor, bunun yüzde 84′ü yani 182 litresi ise atık su olarak kanalizasyona gidiyor. Oysa, kış aylarında ortalama hava sıcaklığının 7-8 derece olduğu günlerde bile atık su sıcaklığı 14, yaz aylarında ise 40 dereceyi bulan sıcaklıklarda atık su sıcaklığı 28-29 derece olarak ölçülüyor. Bu durumda konutların, seraların, işyerlerinin hem ısıtılması hem de soğutulması için atık su önemli bir potansiyel enerji anlamına geliyor. Projenin temelini, kanalizasyon sistemine kurulacak, içinde ayrı sıvılar için bölümler bulunan özel bir boru sistemi ile ısı pompaları oluşturuyor. Güneş enerjisi panellerinin yardımıyla daha az enerji harcayarak çalışan sistem, daha ekonomik ısıtma ve soğutma imkanı sağlıyor. Yurtdışında içme suyu veya atık suların geçtiği borular özel olarak seçiliyor. Sistemde kullanılacak borular için de çalışmalar yapacağız. Yapılan ölçümlerde, bu sistemle ısıtma ve soğutmanın yüzde 30′un üzerinde enerji tasarrufu sağladığı görülüyor. Bu da Çiğli’deki arıtma sistemine gelen günlük 720 bin metreküp atık su potansiyelinin tamamının değerlendirilmesi halinde 10 – 12 bin konutun ısıtma ve soğutma ihtiyacının karşılanması anlamına geliyor. Ardahan’ın konut sayısının 7 bin 370, Bayburt’un 11 bin 780, Tunceli’nin de 14 bin 350 olduğu düşünülürse rakamlar, bu sistemin enerji verimliliği açısından ne kadar önemli olduğunu ortaya koyuyor”

-BELEDİYELERE ÇAĞRI-

“Enerji, devletlerin işi diyemeyiz” diye konuşan Arif Hepbaşlı, “Fert olarak, üniversiteler olarak bizim de yapmamız gereken şeyler var. En başta enerjiyi daha verimli kullanmamız gerekiyor. Enerji verimliliği enerji üretiminden bile önemli bir konu haline geldi. Üniversiteler de bundan sorumlu. Bu bilinçle çalışmalarımızı yürütüyoruz. Belediyelerimize de çağrıda bulunuyoruz. Bizim hazırladığımız güneş panelleriyle çalışan prototipin günlük alanda kullanımı için her türlü işbirliğine açığız. Öncelikle ilçe belediyelerinden ve İzmir Büyükşehir Belediyesi’nden bu çalışmaya ilgi göstermelerini istiyoruz” dedi.

-PROJE YAŞAR VE EGE ÜNİVERSİTELERİNİN BİLİM ADAMLARI ORTAKLIĞINDA YÜRÜTÜLECEK-
Dışarıdan enerji verilmesi ile düşük sıcaklıktaki bir ortamdan aldığı ısıyı, yüksek sıcaklıktaki ortama veren bir makine olan ısı pompası sistemi temelinde geliştirilen projenin başkanlığını Prof. Dr. Arif Hepbaşlı yaparken, Yaşar Üniversitesi’nden Yrd. Doç. Dr. Emrah Bıyık, Ege Üniversitesi’nden de Doç. Dr. Hüseyin Günerhan ve Öğr. Gör. Dr. Orhan Ekren araştırmacı olarak ekipte yer alıyor. Projenin 30 ay sürmesi ve 1 Nisan 2016 tarihinde sona ermesi planlanıyor.

yaşar üni

 

Kaynak :tellal