Biyo-Yakıt Üretimi Teknolojileri AR-GE ve İnovasyon Merkezi (BİYÜTAGEM) Faaliyete Geçti

Biyo-Yakıt Üretimi Teknolojileri AR-GE ve İnovasyon Merkezi (BİYÜTAGEM) Faaliyete Geçti. Türkiye ekonomisinin önemli gider kalemlerinden enerji ithalatını uzun vadede azaltmayı amaçlayan Biyo-Yakıt Üretimi Teknolojileri Araştırma Geliştirme ve İnovasyon Merkezi (BİYÜTAGEM) faaliyete geçti.

Türkiye’nin bu yılki ham petrol ithalatı, 7 ayda, geçen senenin aynı dönemine göre % 46,9 artıp 13 milyon 710 bin 501 tona çıktı. Ham petrol ithalatı, Temmuz ayında % 62,6 artıp 2 milyon 511 bin 763 tonu buldu. Ülke olarak enerjiye yılda 50-55 milyar dolar ödüyoruz. Bu rakamlar, sanayi üretiminin maliyetlerinin artmasına neden olurken, dolaylı olarak vatandaşın cebine de büyük zarar veriyor. Uzmanlar ise ekonomideki bu açığın, alternatif yakıtların kendi imkânlarımızla üretilip kullanıma sunulmasıyla kapatılabileceği görüşünde.

Türkiye’nin biyo-yakıt üretimi noktasındaki bu eksikliği gören Fatih Üniversitesi Genetik ve Biyomühendislik Bölüm Başkan Yardımcısı Doç Dr. Diğdem Akça Güven, İstanbul Kalkınma Ajansı tarafından 1 milyon 400 bin TL bütçe ile desteklenen projesi Biyo-Yakıt Üretimi Teknolojileri Araştırma Geliştirme ve İnovasyon Merkezini (BİYÜTAGEM) hayata geçirdi. Merkezde ilk olarak, tarımsal ürünlerden elde edilecek biyoyakıtlar, sanayicinin kullanımına sunularak üretim maliyetlerinin düşmesi sağlanacak.

Biyo-Yakıt Üretimi Teknolojileri AR-GE ve İnovasyon Merkezi (BİYÜTAGEM) Faaliyete Geçti1

Marmara Bölgesi’nde bir ilk

Marmara Bölgesi’nde bir ilk olma özelliği taşıyan BİYÜTAGEM proje yürütücüsü Doç. Dr. Diğdem Akça Güven, bu merkezin faaliyete geçmesinin, Marmara Bölgesi ve İstanbul için önemli bir adım olduğunu kaydetti. Güven, “Dünyada biyoyakıt üretimi noktasında Brezilya birinci sırada. Çok uzun yıllardır altyapı ve teknolojilerini buna uyarladılar. Ülkemizde bu tesislerden sadece 3 tane var. Dünya artık 3. kuşak biyoetanol üretimi sürecine doğru gidiyor. Türkiye’de 2. kuşak biyoetanol üreten merkez yok. Hedefimiz, benzin ve son yıllarda motorinle de harmanlanarak kullanılabilen bir biyoyakıt türü olan biyoetanolü, ana hammaddesi şeker ve nişastalı bitkilerden elde ederek üretime sunmak, böylelikle Türkiye’nin enerjide dışa bağımlılığını azaltmak.” dedi.

“Dünya ülkemizden çok şey bekliyor”

Biyoyakıt Üretimi Teknolojileri Araştırma Geliştirme ve İnovasyon Merkezinin (BİYÜTAGEM) açılışında konuşan Fatih Üniversitesi Rektörü Şerif Ali Tekalan, yapılan çalışmanın önemine değindi. Tekalan, “Bu ülkenin konumu ve özelliğini göz önüne aldığımızda, insanların bizden çok şeyler beklediğini görüyoruz. Sınırlı imkânlar içinde de olsa yapılacak işler mutlaka var. Bu tür çalışmalar, akademik motivasyonu artırıyor. Üniversitelerin işi de esasında budur. Dünyanın gelişmiş ülkelerindeki üniversitelerin akademisyenleri, bilgi birikimlerini bizimle paylaşırken bizden de çok şey beklediklerini ifade ediyor. Bu merkezi bu açıdan önemli buluyorum.” dedi.

Biyo-Yakıt Üretimi Teknolojileri AR-GE ve İnovasyon Merkezi (BİYÜTAGEM) Faaliyete Geçti

Akademisyenler Biyo-Nano Teknoloji Kongresi’nde buluştu

Fatih Üniversitesi tarafından gerçekleştirilen Biyo-Nano Teknoloji Kongresi’nde 49 farklı üniversiteden akademisyenler bir araya geldi. Uzmanlar, Nano teknolojinin gelecekte daha çok kullanılacağını belirtti.

Biyo-Nano Teknoloji Kongresi İstanbul Kalkınma Ajansı’nın 2012 Mali Destek Programı kapsamında kurulan ‘Fatih Üniversitesi Biyoteknoloji Alanında Teknoloji Transfer ve Eğitim Merkezi’ tarafından gerçekleştirildi. Biyo-Nano teknolojisinin insan hayatını kolaylaştırmak adına farklı bir bakış açısı kazandırdığını söyleyen Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. İbrahim Uslu, “2010 yılında grafen bulundu. Bu buluş, daha geniş malzeme fırsatı ve maddi olanakları genişletti. Böylelikle birçok alan nano teknolojiyle tanışmış oldu ve hayatı kolaylaştırmak için kullanılmaya başlandı.” dedi.

Sabancı Üniversitesi Nano Teknoloji Araştırma ve Uygulama Merkezi Direktörü Prof. Dr. Volkan Özgüz de devletlerin özellikle savunma alanında Nano teknolojiye başvurduğunu belirtti. Özgüz, “Ülkelerde savunma bakanlıkları bu alanı kullanıp geliştiriyor. Savunma, hayati öneme sahip ve ülkeler akademik bu alanda işbirliklerini artırmaya yönünde ciddi adımlar atıyorlar. Hayatımızda her alana girmiş durumda. Geleceği yakalayabilmek için hızlı ve sağlam çalışmalar yapabilmeliyiz. Bu durum bizde de hem sivil hem devlet politikası olabilmelidir.” ifadelerini kullandı.

Kongrenin koordinatörlüğünü yapan Fatih Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Fatih Abasıyanık, son yılların hızla gelişen 2 önemli bilim olan Biyoteknoloji ve Nano teknolojinin kesişiminden doğan Biyo-Nano teknolojinin bilim dünyasına hızlı bir giriş yaptığını ifade etti. Abasıyanık, “Günümüz insanının birçok hayalini gerçekleşme fırsatı veren bu alan, canlılara entegre elektronik sensörler ve makineler, canlı içinde hedefi bulup yok eden akıllı ilaçlar, biyolojik tabanlı ama metalden daha dayanıklı ve sağlam malzemeler, biyolojik bellekler, nano ölçekli görüntü alan sistemler gibi daha bir çok uygulama alanı ile geleceğini kestirmekte zorlanacağımız yeni bir pencere aralamaktadır.” dedi. Abasıyanık, Türkiye’nin önemli bir alandaki gelişmeleri yakından takip etmesi ve bu yönde adımlar atmasına katkı sağlamak için bu kongreyi yaptıklarını belirtti. Kongre hatıra fotoğrafı çekilmesinin ardından sona erdi.
fatih üni

 

Kaynak :timeturk

Öğretmenler İçin “İleri Biyoteknoloji” Alanındaki Gelişmeleri Uygulamalı Biçimde Öğrenme İmkanı

Öğretmenler İçin “İleri Biyoteknoloji” Alanındaki Gelişmeleri Uygulamalı Biçimde Öğrenme İmkanı. Fatih Üniversitesi Genetik ve Biyomühendislik Bölümü tarafından ortaya koyulan ‘Biyoteknoloji Akademisi’ projesi, Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu ‘ndan (TÜBİTAK) teşvik alma hakkı elde etti. Proje ile öğretmenler, ‘İleri Biyoteknoloji’ alanında en son gelişmeleri uygulamalı biçimde öğrenme imkânı bulacak.

‘Biyoteknoloji Akademisi’ biyoloji, fen ve teknoloji ile sınıf öğretmenlerine hitap ediyor. Öğretmen adaylarının da yararlanacağı projenin yürütücüsü ve Fatih Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Fatih Abasıyanık, akademinin amacının gen klonlanması, GDO ve DNA belirlemeleri ile kimlik tanımlama, protein saflaştırma,karakterizasyon gibi alanlarda hem teorik hem pratik bilgi sunmak olduğunu ifade etti. Abasıyanık, ilk öğretmen grubunun da Ağustos ayı itibari ile eğitimlere başladığını belirtti.

Akademide öğretmen ve öğretmen adaylarının biyoteknolojinin popüler konularıyla alakalı teorik bilgileri ve deneysel becerileri pekiştirilecek. Katılımın ücretsiz olduğu eğitimlerde gruplar 15’er kişi ile sınırlı. Programa katılmak ve detaylı bilgi almak için http://www.biyoteknolojimerkezi/akademi sayfasını ziyaret etmek gerekiyor.

Projenin etkinlik tarihleri ve katılımcıları şöyle:

• Fen ve Teknoloji Dersi Öğretmenleri veya Sınıf Öğretmenleri: 12 Ağustos – 20 Ağustos
• Biyoloji Öğretmenleri: 26 Ağustos – 3 Eylül
• Fen ve Teknoloji veya Sınıf Öğretmenleri, Lisans öğrencileri: 9 Eylül – 17 Eylül
• Biyoloji Öğretmenliği Lisans Öğrencileri: 20 Ocak – 28 Ocak

biyo