TÜBİTAK Bilişim, Enerji ve Kimya Sektöründe Rakip Değil, Yol Gösterici Olmak İstiyor

TÜBİTAK Bilişim, Enerji ve Kimya Sektöründe Rakip Değil, Yol Gösterici Olmak İstiyor. Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) Başkanı Ahmet Arif Ergin, bilişim, enerji ve kimya sektöründe reel sektöre rakip hamleler yaptıklarını belirterek “TÜBİTAK’ı sanayicimize rekabet düzleminde rakip olan bir oyuncu değil, problemlerini paylaşabilecekleri, rahatlayabilecekleri bir yer olarak şekillendirmemiz gerekiyor” dedi.

Kocaeli Sanayi Odasının meclis toplantısında konuşan Ergin, 2023 hedeflerinde GSMH’nın yüzde 3’ünün Ar-Ge projelerine aktarılması, bunun 2 puanının özel sektör, 1 puanının da devlet tarafından yönetilmesi olduğunu söyledi.

TÜBİTAK’ın fonlamanın haricinde iş yapan ve sanayiye bakan bir yüzü olduğunu aktaran Ergin “Bir taraftan bilim insanlarımıza yatırım yapıp, bunları yetiştirip olgularını endüstrileştirmeye doğru iteklerken, öbür tarafta da oluşmuş meyvelerin bir bölümünü de doğrudan sanayimizin kullanımına geçirmekle mükellefiz. Dolayısıyla, üniversite ve kamu, sanayiye gidecek yolu döşemekle mükellef bir rol icra ediyorlar” diye konuştu.

Ergin, bu rolü icra ederken sıkıntılı durumlarının da olduğuna dikkati çekerek, şunları kaydetti:

“Bir tarafta sanayiyle rekabet halinde olan bir kuruma ‘sanayicimiz nasıl güvenecek’ sorusunun ben cevabını bulamıyorum. Bugün benim kurumumun ismi biraz yanlış. Kurumun isminin Türkiye Bilimsel, Teknolojik, Araştırma, İmalat, Tedarik, Bakım Tutum, Lojistik Destek ve Garanti Süresi İdame Kurumu olması lazım. Çünkü baktığınızda bilişim sektöründe de enerji sektöründe de kimya sektöründe de TÜBİTAK olarak biz gerçekten reel sektöre rakip hamleler yapmışız. Olması gereken şey, TÜBİTAK‘ı sanayicimize rekabet düzleminde rakip olan bir oyuncu değil, problemlerini paylaşabilecekleri, rahatlayabilecekleri bir yer olarak şekillendirmemiz gerekiyor. Bu konuda BİLGEM başkanlığım sırasında çok önemli bazı imzalar attım, TÜBİTAK başkanlığına da bunu taşımak istiyorum.”

“TÜBİTAK parasını lisanslamayla kazanacak”

Batarya teknolojileri, yenilenebilir enerji ve bu gibi konularda fikri mülkiyet havuzunu artırmaları gerektiğini vurgulayan Ergin, sözlerini şöyle tamamladı:

“TÜBİTAK reel sektörle rekabeti kapatacak ama teknolojiyi hala üretmeye devam edecek. Teknolojiyi ürettikten sonra laboratuvar prototipini de üretecek. Endüstri prototipine geçerken mutlaka sanayiden insanları alarak bunu yapmak zorundadır. Böylece, laboratuvarda masa üstünde gösterdiğimiz ürünün sanayiye geçtiği noktada en az bir sanayici de ‘tamam ben bunu yatırım yapılabilir nitelikte, kendi üretim tesislerimde uygun şekilde alabiliyorum’ diyebilecek kapasiteye sahip olacak. TÜBİTAK parasını ürettiği bu teknolojilerini sanayiye lisanslayarak, fikri mülkiyetini kiralayarak kazanacak.”

TÜBİTAK Bilişim, Enerji ve Kimya Sektöründe Rakip Değil, Yol Gösterici Olmak İstiyor

 

Kaynak : Tübitak

Kimyagerler Derneği’nden ‘Kimyasal Sızıntı’ Sonrası Bilgilendirme

Kimyagerler Derneği’nden ‘Kimyasal Sızıntı’ Sonrası Bilgilendirme. 5 Ağustos 2015 tarihinde Tuzla Organize Deri Sanayii’nde vuku bulan bir kaza nedeniyle meydana gelen nitrik asit sızıntısı haberleri, bu asidin “kezzap” olarak bilinen olumsuz anlamıyla da pekiştirilerek kamuoyunda derin kaygıyla izlenmiştir. Bu vesileyle Kimyagerler Derneği olarak Kimya Endüstrisi ile ilgili bazı bilgileri kamuoyuyla paylaşmak gereği duyuyoruz.

Kimya endüstrisi, petrol, doğal gaz, hava, su ve maden cevherlerini ham madde olarak kullanarak sayıca 70 binden fazla kimyasal madde üreten bir sektördür. Kimya endüstrisinin ürettiği kimyasallar, başta ziraat, gıda, inşaat, enerji, tekstil, ilaç, ulaşım, elektronik, savunma sanayii olmak üzere 30’dan fazla sektörde kullanılmaktadır. Kimya sektörü, endüstrinin bütün sektörleriyle irtibatlı olması nedeniyle ulusal ekonomi içinde merkezi bir role sahiptir. Dünya ekonomisi içinde kimya sanayiinin 4 trilyon dolarlık bir pazar payı bulunmaktadır. Sabun, deterjan ve kozmetikler gibi son kullanıcı ürünleri, bu büyük kimya pazarının sadece %10’luk bir dilimini kapsamaktadır.

Kimya endüstrisinde sülfürik asit, fosforik asit, amonyak, klor, hidrojen peroksit, etilen, etanol, metanol, fenol ve benzeri, vazgeçilmez, olmazsa olmaz başka kimyasalların eldesi için çıkış maddeleri ve reaktifler olarak kullanılan 50’ye yakın temel kimyasal vardır. Temel kimyasallar, dünya ölçeğinde çok büyük miktarlarda üretilmektedir. Örneğin, dünyada yılda 200 milyon ton sülfürik asit, 38 milyon ton fosforik asit, 140 milyon ton amonyak, 56 milyon ton klor, 3,8 milyon ton hidrojen peroksit, 156 milyon ton etilen, 850 milyon ton etanol, 65 milyon ton metanol, 10 milyon ton fenol üretilmektedir.

Temel kimyasallardan biri olan nitrik asit, başta amonyum nitrat olmak üzere nitratlı gübreler ile polimer sanayiinde öncü bileşikler olan poliüretan ve naylon hammaddelerinin sentezlerinde kullanılmakta olup bu asidin Avrupa Birliğindeki yıllık üretimi 20 milyon ton, dünyadaki toplam üretimi ise 60 milyon ton olarak gerçekleşmektedir.

Kimya endüstrisi, bu tür reaktiflerle çalışırken kaza sonrası durumlar dâhil risk analizleri yaparak özel tasarımlı reaktörler kullanmakta, gerekli önlemleri almaktadır.

Yapılan açıklamalarda, nitrik asidin depolanması amacıyla içine konulduğu 20 tonluk tankın delinmesi sonucu bu kazanın meydana geldiği, akan nitrik asidin toplama havuzunda toplanarak tasfiye edildiği, herhangi bir etkilenmenin olmadığı ifade edilmiştir. Kazanın başlangıç anından itibaren nitrik asit buharlarının solunmaması için kaza çevresi boşaltılmış, yapılan uyarılarla ciltle temas veya solunma durumunda uygulanacak ilk önlemler açıklanmıştır.

Bilindiği gibi 2012 yılının Haziran ayında kabul edilen yeni İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ile işçi ve temsilcilerinin eğitimi ve bilgilendirilmesi konusunda ciddi yol alınmıştır. Bu kanunun yürürlüğe girmesi ile birlikte işyerlerinde oluşabilecek ya da dışarıdan gelebilecek tehlikelerin, işçilere, işyerine ve çevresine verebileceği zararların ve bunlara karşı alınacak önlemlerin belirlenmesi amacıyla İş Güvenliği Uzmanları yetiştirilmiştir. Bu uzmanlar; kimyager, mühendis, mimar veya teknik elemanlardan (teknik öğretmenler, fen-edebiyat fakültelerinin fizik mezunları) oluşmaktadır. Bu kapsamda, kimya sektöründe olduğu gibi kimya sektörüyle bağlantılı sektörlerde görevlendirilecek uzmanların da iyi bir kimya alt yapısına sahip olması halinde istenmeyen kazalara karşı daha bilinçli önlemlerin alınabileceğini düşünmekteyiz.

Paydaş meslek örgütlerinin, çok farklı nedenlerle karşılaşılabilecek bu tür kazalar sonrasında ülke olarak uygulanması gereken acil eylem planlarının hazırlanması için daha ileri ve ayrıntılı çalışmalar yapılması gerektiği hususundaki görüşlerine katılıyoruz. Bu bağlamda, İş Sağlığı ve Güvenliği kurallarını temel çalışma ilkesi olarak kabul eden, çevre duyarlılığına sahip bir meslek örgütü olarak bilgi ve birikimlerimizi, iş dünyası ve kamuoyu ile paylaşmaya hazır olduğumuzu kamuoyuna saygıyla duyururuz.

Kimyagerler Derneğinden 'Kimyasal Sızıntı' Sonrası Bilgilendirme

 

Kaynak : Kimyagerler Derneği

“Ölü Bir Gezegende İş Bulamazsınız” İklim Zirvesi’nden Uyarılar

“Ölü Bir Gezegende İş Bulamazsınız” İklim Zirvesi’nden Uyarılar. Dünya İklim ve Bölgeler Zirvesi, 1-2 Temmuz tarihlerinde Fransa’nın Lyon şehrinde yapıldı. Dünya nüfusunun üçte ikisini temsil eden 50 kuruluş, iki günlük zirvenin sonunda bir deklarasyon imzaladı. İmzalanan metinde yerel ve bölgesel yönetimlerin sivil topluma ve özel sektöre destek verecekleri taahhüt edildi.

Ronan Dantec, Şehirler, Yerel ve Bölgesel Yönetimler Küresel Ağı: “Ülkelere, bölgelerinde eylem kararı almazlarsa, sözlerini tutmamış olacaklarını söylüyoruz. İklim değişikliği ile mücadelede kazanacak ya da kaybedecek olan yine onlar olacak. Bu noktayı özellikle vurguluyoruz. Üzerimize düşeni yapmaya hazır olduğumuzu ifade ediyoruz. Ayrıca şunu da söylüyoruz: ‘Çok fazla yardıma ihtiyacımız var. Güney ülkelerinin fon desteği lazım.’ Bu zirvede bu mesajları derli toplu biçimde vermek istedik.”

Zirveye katılanlar arasında Kaliforniya Çevre Koruma Ajansı Başkanı Matthew Rodriquez de vardı. Amerika Birleşik Devletleri, iklim değişikliğine neden olan sera gazı salınımını, ülkesinde 2030 yılına kadar yüzde 40’a düşürmeyi taahhüt ediyor.

Çevre dostu teknoloji yatırımları Kaliforniya’da 65 bin kişiye istihdam sağladı

Matthew Rodriquez: “Çevre dostu teknoloji yatırımları ve çevre koruma programlarımızın Kaliforniya’ya ekonomik bir maliyeti var. Her yıl temiz teknoloji için 5,7 milyar Dolar’lık bir bütçe harcıyoruz. Şu anda güneş enerjisi yatırımlarımız Kaliforniya’da 65 bin kişilik istihdam sağladı. Çevre dostu yatrırımların ve yeşil ekonomi yaratma çabalarımızın ekonomik büyümeyi artıracağını da görüyoruz.”

Deklarasyonda, şehir ve bölge yönetimleri karbon salınımını düşürecek sanayi faaliyetleri için yeni finansal kaynaklar temin edilmesi çağrısı yaptı. Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi temsilcisi Christiana Figueres, özel sektöre bu konuda garanti verdi.

Christiana Figueres:“Devletler, yerel ve bölgesel yönetimlerin, özel sektöre çevreci altyapı yatırımları için güven verecek bir çerçeve düzenleme yapma zorunlulukları var. Özellikle de enerji sektöründe. Ama ulaşım inşaat ve konut sektöründe de bu böyle. Geçtiğimiz yüzyıldan tamamen farklı bir altyapı öngörülüyor.”

Sendikalar Konfederasyou: “Ölü bir gezegende iş bulamazsınız.”

Uluslararası Sendikalar Konfederasyonu da Lyon’da imzalanan deklerasyonun taraflarından biri.
Batı Afrikalı çiftçileri temsilen Lyon’da bulunan Mamadou Cissokho, iklim değişikliği ile mücadeleye uyum politikalarının gelecekte varılacak anlaşmaların temelini oluşturacağını düşünüyor.

Sharan Burrow, Uluslararası Sendikalar Konfederasyounu Genel Sekreteri:“Sendikalar olarak çok basit ifade ediyoruz: ‘Ölü bir gezegende iş bulamazsınız.’ Bu bizim için bir slogandan öte. Güvenli, yeşil, dünyamızı karbon gazından koruyacak bir endüstriyel dönüşümü görmek istiyoruz. Sıfır karbon bir seçenek değil, eğer gezegeni kurtarmak istiyorsak bu bir zorunluluk.”

Mamadou Cissokho, Batı Afrika Tarım Üreticileri Birliği Başkanı: “Uyum sağlamak, hayata bakış açısını bir şekilde sorgulamaktır. Bu her zaman zenginlerin sorunu oldu. Davranış ve tavırları sorgulamak uyum sağlamaktır. Dolayısıyla bunun zararlarını sınırlamayı ve etkilerini azaltmayı tercih ediyoruz. Bir şeylere ayak uydurmadan gelecek düşünülemez. Çünkü kaynaklar hızla tükenmekte ve onları tekrar yaratmamız mümkün değil.”

Bu yıl Aralık ayında 196 ülkeden temsilcilerin katılacağı Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 21. Taraflar Toplantısı Fransa’nın başkenti Paris’te yapılacak. Burada, küresel ısınmayı maksimum 2 derecede tutmaya yarayacak politikalar için küresel bir uzlaşma aranacak.

çevre

 

Kaynak : euronews

Kimya Kariyerinde Doğru Adres “KimyaKariyerim”

Kimya Kariyerinde Doğru Adres “KimyaKariyerim”. Kimyakariyerim.com ile mesleğinize yönelik kariyer yapın,
iş ararken sektördeki gelişmelerden de haberdar olun! Kimyakariyerim ile yapmış olduğumuz ortaklık ile Web Sitemizin yan sütünunda bulunan bağlantılar yardımı ile en güncel iş ilanlara ulaşabilirsiniz.

2012 yılından bu yana kimya sektöründe iş arayanlar ile işverenleri tek bir çatı altında toplayan Kimyakariyerim.com’un aday havuzu; kimyanın bulunduğu tüm sektörlerde ihtiyaç duyulan nitelikli personel adaylarını kapsayan profillere sahip.

Kimyakariyerim.com; başta kimyagerler, kimya mühendisleri ve tekstil mühendisleri olmak üzere gıda mühendisleri, bilgisayar mühendisleri, makine mühendisleri, maden mühendisleri, ziraat mühendisleri ve çevre mühendislerine, iktisadi ve idari bilimler mezunlarına da iş olanağı sunuyor.

Kimya, inşaat, plastik ve kauçuk, seramik ve cam, tekstil ve deri, endüstriyel yağlar ve gazlar, laboratuar, petrokimya, enerji, otomotiv, gıda, kozmetik ve temizlik ürünleri, kağıt ve karton, mürekkep, boya, yapı kimyasalları ve yapıştırıcılar, demir-çelik, makine ve ekipman, beyaz eşya, maden, ambalaj, ilaç, poliüretan ve kompozit, su şartlandırma, tarım, havacılık ve mobilya sektöründe iş arayanları ve işverenleri bir araya getiren Kimyakariyerim.com; iş fırsatlarının yanı sıra kişisel gelişim ve kariyer konulu makalelere de yer veriyor.

Alanlarında uzman isimlerle yapılan röportajlar ve sektörün içinden en güncel haberlerle sektörel gündemin de takip edilebildiği Kimyakariyerim.com’da, şirketler binlerce cv arasından ihtiyaçlarına en uygun profildeki adaylara kolaylıkla ulaşabiliyor.

www.kimyakariyerim.com

Kimya Kariyerinde Doğru Adres KimyaKariyerim

Türkiye’nin Güneş Enerjisi Liderleri

Türkiye’nin Güneş Enerjisi Liderleri. Ülkemiz bugün sebebi bir türlü öğrenilemeyen büyük bir enerji krizi yaşadı,bir çok vatandaşımız büyük mağdurluk yaşadı, sanayi kuruluşları ekonomik kayba uğradı ve daha bir çok kötü durum, bizler bu durumu zaten çok yakından yaşadık.

Sizlere bugün ülkemizde GÜNEŞ ENERJİ si araştırmaları yapan iki kurumumuzu anlatacağız. Enerji bağımsızlığımızı sağlayabilmemiz acısından bu iki kurumumuzu desteklemeliyiz !

ODTÜ-GÜNAM Güneş Enerjisi Araştırma ve Uygulama Merkezi

Güneş Enerjisi Araştırma ve Uygulama Merkezi ( GÜNAM ) güneş enerjisi bilim ve teknoloji alanında mükemmellik disiplinlerarası bir merkezidir. Son zamanlarda Devlet Planlama Teşkilatı (DPT) ve Sanayi ve Türkiye Ticaret Bakanlığı aracılığıyla önemli bir destek aldı. GÜNAM enerji üretimi için fotovoltaik ve güneş termal sistemi dahil olmak üzere güneş pili teknolojilerinin geliştirilmesinde büyük ulusal merkez olarak görmektedir ve Türkiye’deki tüm ilgilenen kurum ve bireylere hizmet vermeyi amaçlamaktadır.

GÜNAM Birincil amaçları şunlardır:
Uygun bir fiyata elektrik enerjisine güneş enerjisi dönüştürme güneş enerjisi teknolojileri geliştirin;
Ulusal sanayi için teknolojik altyapı oluşturma ve teşvik sistemlerinin olası olumsuz etkilerini ortadan kaldırmak; Ulusal ve uluslararası düzeyde yenilik sinerji rehberlik eden bir kurum haline getirmek;
Güneş enerjisi kullanımı ile ilgili kamu bilincini ve bilinci arttırmak;
Tren ve güneş enerjisi araştırma ve sanayi için profesyoneller yetiştirmektir.

ODTÜ GÜNAM Müdürü Prof. Dr. Raşit Turan ile Enerji Panorama Dergisinin gerçekleştirdiği Röportaj ;
GÜNAM: “Güneş enerjisine daha stratejik ve ciddi yaklaşmak gerek”

ODTÜ GÜNAM’ın kuruluş süreci ve çalışmaları hakkında bilgi alabilir miyiz?

ODTÜ’de fotovoltaik teknoloji üzerine yapılan çalışmalar 30 yıl öncesine dayanmaktadır. O tarihlerden bu yana akademik seviyede birçok çalışma ve yayın yapılmıştır. Son dönemde fotovoltaik teknolojilerin yaygınlaşması ve ucuzlaması ile beraber, bu çalışmaların sadece akademik düzeyde kalmaması, endüstriye destek olacak şekilde teknoloji geliştirme ihtiyacı doğdu. Bu fikirle 2008 yılında, farklı disiplinlerde çeşitli fotovoltaik teknolojiler üzerine çalışan akademisyen hocalarımızla beraber GÜNAM projesini geliştirdik. 2009 yılında Kalkınma Bakanlığı(o zamanki adı ile Devlet Planlama teşkilatı) desteği ile Türkiye’nin ilk fotovoltaik odaklı araştırma laboratuvarını kurduk. Bugün GÜNAM, 70’i aşkın araştırmacı kadrosu ile fotovoltaik teknolojinin her bir türü üzerine çeşitli çalışmalar yürüten birçok grubu altında barındıran büyük bir merkez haline gelmiştir. GÜNAM, yalnızca Türkiye’de değil, tüm dünyada sayılı fotovoltaik teknoloji araştırma merkezleri arasına girmiştir. Hem yerli sanayinin gelişmesi için Türkiye’de özel projeler geliştirilirken hem de Avrupa’daki araştırma enstitüleri ile ortak, geleceğin teknolojileri üzerine akademik projeler yürütmektedir. Bu projelerin çıktıları yakın gelecekte sanayiye aktarılarak somut değer olarak geri dönecektir.

GÜNAM kaç kişilik bir ekipten oluşuyor, ekipte kimler yer alıyor ve çalışanlar hangi kriterlere göre seçiliyor? Güneş enerjisine ve teknolojilerine ilgi duyan bir öğrenci / akademisyen / çalışan GÜNAM’a katılmak istediğinde nasıl bir yol haritası izleniyor?

“Fotovoltaik teknoloji” silisyumdan başlayıp organik malzemelere kadar uzanan çok geniş bir malzeme yelpazesi, buna paralel olarak ta oldukça farklı disiplinlerin dahil olduğu teknoloji alt birimlerini içermektedir. Bu sebeple de farklı branştaki araştırmacılarla birlikte çalışmamız gerekiyor. GÜNAM bünyesinde 7 farklı bölümden 16 öğretim görevlisi önderliğinde 60’ın üzerinde yüksek lisans ve doktora öğrencisi çalışmalar yürütmekte. Bu öğrencilerin büyük bir çoğunlu Fizik, Kimya, Kimya Mühendisliği, Malzeme Mühendisiği, Elektronik Mühendisliği veya Makine Mühendisliği gibi bölümlerden mezun olup, yine bu bölümlerden birinde yüksek lisans/doktora yapan öğrencilerden oluşmakta. Sadece ODTÜ’den değil, aynı zamanda farklı üniversitelerde fotovoltaik teknoloji üzerine çalışma yapan konusunda uzman araştırmacılar da GÜNAM laboratuvarlarında araştırma yapabilmektedirler. Laboratuvarlarımızda çalışacak takım arkadaşları seçerken, kişilerin kişisel kariyer planlarına, çalışma disiplinlerine, azim ve isteklerine göre karar veriyoruz.

Yurt içinde ve yurt dışında işbirliği yaptığınız belli başlı kurum ve kuruluşlar neler?

GÜNAM Yurt içinde hem üniversitelerle hem de bu konuda çalışan birçok firma ile ortak projeler geliştirmektedir. Üniversiteler ile genellikle temel araştırma projeleri yapılırken firmalar ile ürüne yönelik araştırma projeleri yürütülmektedir. Örneğin Şişecam ile fotovoltaik uygulamalara yönelik özel camların üretilmesi için bir proje mevcuttur. Bunun dışında TOFAŞ, MAN gibi otomotiv firmalarıyla çeşitli uygulama projeleri tamamlanmıştır. Yurt dışında ise bu konuda araştırma yapan enstitüler ile işbirliği içerisindeyiz. Bunlardan Almanya’da Fraunhofer Enstitüsü, Hollanda’dan ECN, Fransa’dan INES gibi merkezler en çok bilinenleri. Ayrıca çeşitli AB projeleri sayesinde araştırmacılarımız farklı laboratuvarlarda eğitim alabilmektedirler. Şu anda 2 öğrencimiz Belçika’da IMEC laboratuvarlarında çalışmak yapmaktadırlar. Yürütülen başka bir AB projesi olan CHEETAH projesi ile bu konuda uzman Avrupa’daki 34 araştırma merkezi ile ortak çalışmalar yapılmakta. Tüm bu birikimler sayesinde GÜNAM EERA (European Energy Research Alliance) üyeliğine kabul edilmiştir. Bu üyelik sayesinde Avrupa’da ve dünyada yapılan tüm araştırmalara GÜNAM katkı sağlayabilmekte, bazı araştırmacılarını yurtdışına göndermekte ve yurt dışındaki araştırmacıları GÜNAM laboratuvarlarında ağırlayabilmektedir. En son olarak, GÜNAM müdürü Prof. Dr. Raşit Turan, Avrupa’nın en etkin danışma platformu olan ve AB yöneticilerine raporlar hazırlayan Avrupa Fotovoltaik Teknoloji Platformu (European Photovoltaic Technology Platform- EUPVTP) Yönetim Kuruluna seçilmiştir.

Yakın zamanda güneş enerjisine yönelik düzenlediğiniz ya da katılmayı planladığınız etkinlikler/organizasyonlar nelerdir?

GÜNAM olarak 2010 yılından bu yana SolarTR konferans serisini düzenlemekteyiz. Bunlardan ilki olan SolarTR-1 2010 yılında Ankara’da, SolarTR-2 2012 yılında Antalya’da düzenlenmiştir. Serinin üçüncüsü olan SolarTR-3 27-29 Nisan 2015 tarihlerinde yine Ankara’da düzenlenecektir. Benzerlerinden farklı olarak akademik ve teknik bir konferans olma özelliğini taşıyan “SolarTR Türk Güneş Elektriği Konferansı ve Sergisi”, hem yurt içinden hem de yurt dışından birçok araştırmacının ilgiyle takip ettiği saygın bir etkinliktir. Konferans içeriği akademik olmasına rağmen bu konuda çalışma yürüten firmalarda bu etkinliğe büyük ilgi gösteriyorlar. Bu firmaların da kendilerini tanıtabilmeleri için konferansa paralel olarak stand açtıkları bir alan organize ediyoruz. Bu kısımda da araştımacılar ile firmalar bir araya gelme fırsatı buluyorlar. Bu organizasyonla ilgili detaylı bilgiye http://www.solartr.org adresinden ulaşmak mümkün.

“Enerji talebini karşılamak için yenilenebilir tek kaynak”

Türkiye’nin yenilenebilir enerji alanında çizmeye çalıştığı yol haritasını nasıl değerlendiriyorsunuz? Güneş enerjisine verilen teşvikleri yeterli buluyor musunuz? Bu açıdan “Türkiye’de güneş enerjisi yatırımları hız kazanıyor!” ifadesi sizce ne kadar doğru?

Türkiye’nin önümüzdeki yıllarda enerji talebini karşılamak için yenilenebilir enerji kaynaklarından başka kaynağı bulunmamaktadır. Hidroelektrik santraller ve kömüre dayalı sistemler yarattığı çevre sorlarının yanı sıra yeterli enerjiyi sağlayacak kapasitede değildir. Doğal gaz ve nükleer ise tamamen yurt dışına bağımlılığı artıran teknolojileridir. Bu noktada güneş ve rüzgar ön plana çıkmaktadır. Türkiye rüzgar enerjisi kullanımında belli oranda yol aldı. Fakat güneş enerjisi çok daha potansiyeli yüksek ve dünyada yaygın bir teknoloji olmasına rağmen yatırımlar henüz hız kazanmakta. Türkiye’de yatırımların hızlanması için belli bir teşvik mekanizması kuruldu. Bu teşvik oranları çok tartışılsa da ben ciddi yatırımcılar için yeterli bir teşvik olduğunu düşünüyorum. Ancak daha sonradan oluşturulan yönetmelikler ve oluşan mevzuat nedeni ile bu teşviklerden yararlanmak oldukça zor bir hal aldı. Ancak bu konuda sürekli çalışmalar devam ediyor ve bu sorunların yavaş yavaş ortadan kalkacağına inanıyorum. Bugün Türkiye’de 25 civarında fotovoltaik modül fabrikası mavcut. Yakın zamanda güneş hücresi üretim fabrikaları da kurulacaktır ve yerli üretim kısa zamanda artacak, güneş enerjisi sistemlerinin kurulumları giderek artan bir hızla kendisini gösterecektir. Bunda teknolojinin ucuzlamasının yanında, yatırımcının ve kullanıcının teknolojiyi tanıyıp güvenilirliğinin anlamasının da etkisinin olacağını düşünüyorum.

Ülkemizde gerçekleştirilen mesleki eğitim faaliyetleri son yıllarda hızla artıyor. Özellikle ülkemizdeki yenilenebilir enerji alanındaki iş potansiyeli açısından GÜNAM konuyu nasıl değerlendiriyor?

Türkiye’de yenilenebilir enerji teknolojileri halen yeni sayılırlar. Bu nedenle hem mühendis hem de teknisyen tarafında yetişmiş eleman bulmakta firmalar büyük zorluklar yaşıyorlar. Bu konuda çeşitli kurumlar kısa süreli eğitimler düzenlemektedirler. Bu eğitimler elbette oldukça yararlı fakat daha uzun süreli, örgün eğitim içerisinde bu sanayi dallarına yönelik eleman yetiştirilmesi ihtiyacı bulunuyor. Daha sonra bu yetişmiş elemanların doğru şekilde yönlendirilip doğru pozisyonlarda görev almasını sağlamak, eğitimin amacına ulaşması için önem arz ediyor. Bu nedenle üniversitelere, yüksek okullara ve mesleki eğitim veren liselere bu konuda görevler düşmektedir.

“Enerji sektöründeki kariyer gelişim odaklı olmalı”

Kariyerine enerji sektöründe başlamayı düşünen öğrencilere ve bu konuda uzmanlaşmayı planlayan çalışanlara önerileriniz nelerdir?

Enerji sektörü tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de oldukça popüler bir sektör. Bu konuda kariyer yapmayı planlayan öğrenciler, üniversitelerin Fizik, Elektrik Mühendisliği, Malzeme Mühendisliği gibi alanlarında eğitimlerine başlayabilir, daha sonra uzmanlaşabilir. Ayrıca, son yıllarda Enerji Teknolojileri adı altında yeni bölümler kurulmaktadır. Bu bölümlerin programlarını inceleyerek öğrenciler buraları seçebilir. Ayrıca öğrenim hayatları sırasında teknoloji geliştiren firma veya kurumlarda staj yapmalarını öneriyorum. Unutulmaması gereken bir başka nokta ise enerji teknolojilerinin, özellikle de yenilenebilir enerji teknolojilerinin sürekli gelişen teknolojiler olduğudur. Bu sebeple alınan hiçbir eğitim tek başına uzun ömürlü olamamaktadır. Bu konuda kariyer yapan kişilerin devamlı olarak eğitimlere katılmaları, kendilerini ve bilgilerini güncel tutmaları, teknolojik gelişmeleri yakından takip etmeleri gerekmektedir.

“GES ihale düzeni süratle gözden geçirilmeli”

Ocak ayında gerçekleştirilen ön- lisans ihaleleri konusunda değerlendirmenizi alabilir miyiz? Aşırı talep olması durumunu ve yüksek fiyatların söz konusu oluşunu nasıl değerlendiriyorsunuz? Ülkemizdeki GES yatırımlarının fizibilitesi açısından görüşleriniz nelerdir?

Son aylarda yapılan ön lisans ihalele sonuçlarını büyük bir hayretle karşıladık. Bazı santraller için oluşan katkı payları santralin maliyetine yaklaşıyor. Santrallerin geri dönüş süreleri neredeyse 20 yıla çıkıyor. Böyle bir ihale sisteminin dünyada var mı bilmiyorum. Ancak kendi kendini yok etmeyi hedefleyen bir sistem için böyle bir ihale düzeni olabilir. Biz, devletin GES kurulmasını destekleyeceğini düşünüyorduk. Ancak gördük ki, devlet bu işten para kazanmayı hedeflemiş. Bu ihale düzeni süratle gözden geçirilmeli ve bu çeşit öldürücü rekabet sistemleri yerine, daha teşvik edici ve gerçekçi bir düzen kurulmalı. Aksi takdirde lisanslı üretim sisteminin tıkanacağını ya da çok uzun gecikmelerle gerçekleşeceğini düşünüyorum. Türkiye’de güneş enerjisi maliyetinin son derece ucuzladığını ve bu nedenle karlı bir yatırım haline geldiğini artık birçok kişi görüyor. Firmalar, kurdukları santraller için 6-8 yıl geri dönüş süresi hesap ediyorlar. Pazarda görülen heyecan ve hareket bu gelişmenin bir sonucu. Bu gelişme yakın bir gelecekte daha da hızlanacak ve diğer hiç bir enerji türü güneş enerjisi ile rekabet edemeyecek hale gelecektir. Özellikle depolama ile ilgili teknik sorunlar çözüldükten sonra (ki bunun gerçekleşmesi çok yakın), her ev ve işyeri bir enerji snatrali haline dönüşecek ve temiz, kesintisiz ve ucuz enerji tüm Türkiye’nin ve dünyanın temel enerji kaynağı olacak.

“Güneş enerjisine daha stratejik ve ciddi yaklaşılmalı”

Sizce ülkemiz güneş enerjisi pazarı ve yatırımcısı nelere ihtiyaç duyuyor ve tepki gösteriyor? Bundan sonraki süreç için sektöre getireceğiniz öneriler var mı?

Yerli yatırımcıyı ikiye ayırmak gerekiyor: 1) enerji üretmek için GES kuranlar ve 2) GES için yerli ekipman kuranlar. Özellikle yolun başında her iki grubun da desteklenmesi gerekiyor. Birinci grupta olanların bir kısmı ithal ürünler kullanıyor olabilir. Bu grubun desteklenmesi için GES kullanımının yaygınlaşması yeterli bir gerekçe. İthal ürün saplantısından kurtulmak gerekiyor. Yerli ürün-ithal ürün diğer tüm santraller için tartışma konusu olmaz iken GES için bu kadar konu olması anlaşılır gibi değil. GES kullanarak yapılacak her türlü yatırım için finans mekanizmaları geliştirmesi veya finansçıları bu konuda teşvik etmesi gerekir. Bankaların daha ucuz ve yaygın biçimde kredi sağlamalarını sağlayacak mekanizmaların geliştirilmesi gerekir. Ayrıca özellikle bireysel kullanıcılar için kolay ve teşvik edici kurallar oluşturularak evlerde güneş panellerinin kullanılması teşvik edilmelidir. Bugün doğrudan evdeki prizinize bağlayarak çalıştırabileceğiniz (220 V sağlayan) montajı kolay modüller piyasada mevcuttur ve kullanımı son derece kolaydır. Bu konuda yapılacak basit bir düzenleme ile birden bire milyonlarca kişinin evinde küçük GES ler oluşturması mümkündür.

Öte yandan yukarıda verilen gerekçelerden yerli sanayinin desteklenmemesi gerektiği anlamı kesinlikle çıkartılmamalı. Tam tersi, yerli ekipman ve teknoloji üreticilerinin çeşitli biçimlerde desteklenmesi gerekir. Başta Almanya ve Çin olmak üzere diğer tüm ülkelerde bir şekilde ekipman ve teknoloji üreticileri destekleniyor. Mevcut YEK yasasında var olan enerji alımına bağlı destek mekanizmasının tam olarak çalıştırılması gerekir. Bu yasaya bağlı çıkartılan yerlilik oranları yönetmeliğinin yeniden gözden geçirilerek, yerli üreticilerin daha kolay desteklenmesi için gerekli düzenlemeler yapılması gerekir. Özellikle yolun başında olan bu yatırımcıların can temel sorunu bürokratik zorluklar gibi gözükse de bunların zamanla çözüleceğine inanıyorum. Yatırımcıların daha hızlı hareket edebilmeleri için devletin, yenilenebilir enerji yatırımları için finans mekanizmaları geliştirmesi veya finansçıları bu konuda teşvik etmesi gerekmekte. Örneğin güneş enerjisi ile üretilen elektriğin alım garantisi yasa ile belirlenmiş olmasına rağmen, piyasadaki belirsizlik ve güvensizlik sebebi ile bankalar özellikle bu yatırımlar için özel krediler oluşturmuyor. Oysa kamu bu konuya daha stratejik ve ciddi yaklaştığı imajını doğru yayarsa, bu gibi finansal mekanizmalar kendiliğinden oluşmaya başlayacaktır. Burada üreticilere ve sivil toplum örgütlerine de önemli görevler düşüyor. Bir yandan kullanıcılara güneş enerjisinin ucuz, kolay ulaşılabilir ve temiz enerji olduğunu anlatırken, öte yandan da karar vericiler üzerinde baskı oluşturarak tüm engellerin kaldırılmasını sağlamak gerekiyor.

Kaynak : http://www.tenva.org/odtu-gunam-gunes-enerjisine-daha-stratejik-ve-ciddi-yaklasmak-gerek/

İnönü Üniversitesi Güneş Enerjisi Santrali Projesi tamamlandı

İnönü Üniversitesi Güneş Enerjisi Santrali Projesi tamamlanarak, enerji üretimine başlandığı bildirildi.
Üniversiteden yapılan açıklamaya göre, 5,3 megavat kapasitesiyle Türkiye ‘nin en büyüğü olan İnönü Üniversitesi Güneş Enerjisi Santrali enerji üretimine başladı.
Üniversite, Turgut Özal Tıp Merkezi’nin yıllık enerji ihtiyacının üçte birini karşılama gücüne sahip olan bu projeyi, kendi çabalarıyla ve banka kredisi kullanarak hayata geçirdi.
Proje hakkında Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz ve Maliye Bakanlığı Müsteşarı Naci Ağbal’a da bilgi verilerek, devletin bu projeye katkı sağlaması talep edildi. İnönü Üniversitesi’nin bu talebi, Maliye Bakanlığı’nca uygun görülerek 3 milyon lira tahsis edildi.
Rektör Prof. Dr. Cemil Çelik, “Güneş enerjisi santrali projemiz ile ilgili talebimizin gerçekleşmesi sürecindeki değerli katkıları nedeniyle Maliye Bakanımız sayın Mehmet Şimşek, Kalkınma Bakanımız sayın Cevdet Yılmaz, Maliye Bakanlığı Müsteşarı sayın Naci Ağbal, Malatya milletvekillerimiz sayın Ömer Faruk Öz ve sayın Mücahit Fındıklı’ya İnönü Üniversitesi olarak teşekkür ediyor, memnuniyetimizi ve şükran duygularımızı kamuoyu ile paylaşıyoruz” ifadelerini kullandı.

İnönü Üniversitesi Güneş Enerjisi Santrali Tanıtım Filmi

http://basin.inonu.edu.tr/haber.php?id=1221#.VRraqfmsXW5

 

Türkiye'nin Güneş Enerjisi Liderleri

 

Kaynak : Radikal 

Avrupa Birliği Ortak Enerji Birliği Kurulması Konusunda Anlaşma Sağladı

Avrupa Birliği Ortak Enerji Birliği Kurulması Konusunda Anlaşma Sağladı. Brüksel’de bir araya gelen AB üyesi ülkelerin devlet ve hükümet başkanları, enerji birliği kurulması konusunda anlaşma sağladı.
Avrupa Birliği ülkeleri, Rusya ile yaşanan gerginliklerin de etkisiyle enerji alanında daha sıkı bir işbirliği içerisinde hareket etme kararı aldı.
Brüksel’de bir araya gelen AB üyesi ülkelerin devlet ve hükümet başkanları, enerji birliği kurulması konusunda anlaşma sağladı.

Avrupa Birliği ülkeleri, Rusya ile yaşanan gerginliklerin de etkisiyle enerji alanında daha sıkı bir işbirliği içerisinde hareket etme kararı aldı. Avrupa Birliği’ne üye 28 ülkenin devlet ve hükümet başkanları, Brüksel’de yapılan zirvede, bir enerji birliğinin hayata geçirilmesi konusunda uzlaşma sağladı. Birliğin amacı, AB üyesi ülkeleri Rusya’nın petrol ve doğalgaz sevkiyatından bağımsız hale getirmek olarak belirlendi. Diğer ağırlık noktalarını ise enerji tasarrufu, ulusal enerji piyasalarının daha güçlü bir ağla birbirine bağlanması, iklimin korunması için daha etkin bir mücadele ve araştırma oluşturdu.

Ukrayna krizinden sonra….
Ukrayna krizi AB ülkelerinin Rus petrol ve doğalgazına ne kadar ihtiyaç duyduğunu bir kez daha gözler önüne serdi. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin enerji ticaretini baskı aracı olarak kullanmak istiyor. Rusya ile transit ülke Ukrayna arasında patlak veren anlaşmazlık nedeniyle Batı Avrupa’ya yapılan gaz sevkiyatının aksadığı 2009 yılında Avrupa ülkeleri enerjide Rusya’ya olan bağımlılığı azaltmaya karar vermişti. ‘Güvenli, sürekli ve uygun fiyatla’ enerji ihtiyacını karşılama projesinin Avrupa Birliği’nin çekirdeğini oluşturan Kömür ve Çelik Topluluğu kadar tarihi bir başarı olacağını belirten projeden sorumlu Komisyon üyesi Maros Sefcovic ‘enerji birliğinin’ ülkeler arasındaki kenetlenmeyi hızlandıracağını söylüyor:

‘Bu kuşkusuz en az Kömür ve Çelik Topluluğu kadar iddialı bir enerji projesi olacak. Nasıl Kömür ve Çelik Topluluğu 1950’li yıllarda bütünleşmeye ivme kazandırdıysa, enerji birliği de aynı etkiyi yapıp Avrupa iç pazarının potansiyelini gözler önüne serecektir.’

Pazarlık gücünü arttırmak
AB ülkeleri doğalgazın yüzde 39’unu, ham petrolün ise yüzde 37’sini Rusya’dan ithal ediyor. AB Konseyi Başkanı Donald Tusk enerji ikmalinin garanti altına alınabilmesi için enerji hammaddesi alımlarının tek elden yürütülmesini istiyor ve birlikte Rusya ile masaya oturulmasının uygun fiyat üzerinde anlaşmaya varılmasını kolaylaştıracağını söylüyor. Enerjiden sorumlu Komisyon üyesi Miguel Arias Canete de enerji bağımsızlığını azaltmanın Avrupa için hayati önem taşıdığını söylüyor: ‘Bu strateji Avrupa’yı tek bir enerji ihracatçısından bağımsız kılacak ve Avrupa’daki bütünleşmeyi güçlendirecektir.’

Yeşil enerjiye teşvik
AB Komisyonu’nun Birlik ülkelerinin Rus enerji şirketi Gazprom ile imzaladıkları sözleşmeleri gözden geçirip, pazarlığa ortak olması ve koordine etmesi özel enerji şirketlerinin işine gelmiyor. Özel şirketlerin öne sürdüğü serbest rekabet ve şirket sırları gibi gerekçeleri Almanya Hükümeti anlayışla karşılıyor.
Avrupa enerji birliğinin diğer temel unsurlarını enerji verimliliğinin ve Rusya dışındaki ihracatçı ülkelerden yapılan alımların arttırılması oluşturuyor. Alman Dışişleri’nin Avrupa işlerinden sorumlu Devlet Bakanı Michael Roth enerji tasarrufu ve yeşil enerji kaynaklarının üretimdeki payının arttırılmasının da ithal bağımlılığını azaltacağını söylüyor:

Enerji birliğini biz de istiyoruz. Enerji politikalarının koordinasyonu AB ajandasının en önemli konularından biridir. Önemli olan sadece dış politika boyutu önem kazanan enerji güvenliği değildir. Enerjinin verimli kullanılması ve yenilenebilir enerji türlerinin teşviki de en az güvenlik kadar önemlidir. Tıpkı enerji iç piyasasının tamamlanması gibi. Önümüzdeki taslak bütün bu hususları bir araya getiriyor. Bunun için biz de enerji birliğini destekliyoruz.’

AB Komisyonu’nun projeden sorumlu üyesi Maros Sefcovic nihai hedeflerinin ne olduğunu ve nelerin yapılması gerektiğini şöyle özetliyor:
‘Avrupa’daki 28 ayrı enerji piyasasını tek bir çatı altında toplayacağız. Bunun için sınır ötesi bağlantıların kurulması ve önemli altyapı projelerinin hızla tamamlanması gerekiyor.’

enerji

 

Kaynak : dovizgazetesi

Üniversiteler Arası Enerji Verimliliği Proje Yarışması Başlıyor

Üniversiteler Arası Enerji Verimliliği Proje Yarışması Başlıyor. Enerjinin etkin ve verimli kullanılabilmesi için farkındalık oluşturmak için tüm Türkiye’de etkin projeler geliştiren Enerji Verimliliği Derneği’nin çalışmaları devam ediyor. Derneğin Denizli Şubesi Türkiye genelindeki tüm üniversite öğrencilerine yönelik olarak ödüllü bir yarışma başlatıyor.
Geleceğimizin, ülkemizin hatta dünyanın en önemli konusu olan Enerji Verimliliği hakkında herkesi bilinçlendirme ve bilgilendirme amaçlı kurulan Enerji Verimliliği Derneği’nin Denizli Şubesi, çalışmalarına Türkiye genelindeki tüm üniversite öğrencilerine yönelik başlattığı yarışma ile devam ediyor.
Enerji Verimliliği Derneği Denizli Şubesi’nin üniversite öğrencileri arasında düzenlediği ve enerji verimliliği konusunda bilinç oluşturmak ve bu bilinci oluştururken gençlerin eğlenceli bir şekilde bu konu hakkında düşünmelerini sağlamak amacı ile düzenlediği yarışma 3 kategoriden oluşuyor.

-Enerji Verimliliği konulu endüstriyel tasarım
-Enerji Verimliliği konulu kısa film- reklam
-Enerji Verimliliği konulu şarkı

Ödüller ise öğrenciler için oldukça cazip, her kategori için;
Birinci olan gruba 20.000 TL para ödülü
İkinci olan gruba Enerji Verimliliği Genel Merkez Yönetim Kurulu Üyesinden Referans Mektubu(gruptaki tüm öğrenciler için)
Üçüncü olan gruba, Enerji Verimliliği Derneği Genel Merkez Yönetim Kurulu Üyesi’nin iş yerinde staj imkânı(gruptaki tüm öğrenciler için)
Yarışmaya son katılım tarihi 31 Mart 2015.

Başvuru için : http://enerjiyarismasi.com/

Üniversiteler Arası Enerji Verimliliği Proje Yarışması Başlıyor