7. EuCheMS Kimya Kongresi 26-30 Ağustos Tarihleri Arasında İngiltere’de Yapılacak

7. EuCheMS Kimya Kongresi 26-30 Ağustos Tarihleri Arasında İngiltere’de Yapılacak. 7. EuCheMS Kimya Kongresi, ‘Moleküler sınırlar ve küresel zorluklar’ temasıyla İngiltere’nin Liverpool şehirde yapılacak. Beş gün sürecek etkinlikte, bilimsel ve teknik oturumlar, özel kurslar, sözlü ve poster sunumları, bilimsel konuşmalar ve yuvarlak masa tartışmaları yapılacaktır.

EuCheMS Kimya Kongreleri, farklı ülkelerden kimyagerleri bir araya getirmektedir. Ayrıca, Avrupa’da ve Dünyada yapılan olağanüstü araştırmalar tartışılmakta, fikir alışverişinde bulunulmakta, bilgiyi ilerletmek ve kimya ve toplum için kilit konulara çözüm aramaktadır. Bu nedenle, 7. EuCheMS Kimya Kongresi, Dünya çapındaki kimyagerlerle iletişim kurmak için olağanüstü fırsatlar sunar.

Konular:

Kataliz

Yaşam Bilimlerinde Kimya

Enerji, çevre ve sürdürülebilirlik

İnorganik kimya gelişmeleri

Malzemeler, arabirimler ve cihazlar

Organik kimya gelişmeleri

Fiziksel ve analitik kimya gelişmeleri

Avrupa Genç Kimyager Ağı

Yardımcı Programlar

Detaylı Bilgi İçin : https://www.euchems2018.org/

Haber, CHEMLİFE Dergisi 10. sayısında yayınlanmıştır

“Yaşam Bilimleri Fuarları 2018” İlaç, OTC, Laboratuvar ve Biyoteknoloji Endüstrileri Bu Fuarlarda Buluşuyor

“Yaşam Bilimleri Fuarları 2018” İlaç, OTC, Laboratuvar ve Biyoteknoloji Endüstrileri Bu Fuarlarda Buluşuyor. İlaç ve sağlık endüstrisinden kimya ve üretim endüstrilerine… Yaşam Bilimleri teknolojileri kapsamındaki uygulamalara donanım ve hizmet üreten bütün uzmanlar, konunun Türkiye’deki “teknoloji ve ihtisas fuarları grubunda” 2018 Nisan’ında biraraya geliyorlar. Son derece geniş bir sektörel alana yayılan ilaç, OTC, laboratuvar ve biyoteknoloji endüstrileri; temel araştırma-geliştirme faaliyetlerinden, ileri teknolojiyle üretilmiş son ürünlere kadar, en gelişmiş know-how ve uygulamaları ile sektör uzmanlarının karşısında olacaklar. Uzmanlar, analitik, laboratuvar, ilaç ve biyoteknoloji alanlarında eğitimden endüstriye, sağlıktan enerjiye, ürün geliştirmeden üretim proseslerine, Ar-Ge’den kalite kontrole, birbirinden farklı sektörel alanlar için geliştirdiği teknoloji ve bilgi birikimini fuarda çeşitli sergileme, etkinlik ve sunumlar ile aktaracaklar. ‘Yaşam Bilimleri Fuarları‘ konsepti ile Analytech 2018, Biotecnica 2018, PharmaNEXT 2018 ve OTCWorld 2018 Fuarları eşzamanlı düzenlenerek büyük bir sinerji oluşturacaklar: Yaşam Bilimlerinin, ilaç teknolojisinin, biyoteknolojik uygulamaların ve analiz/LAB sistemlerinin gelişmiş ürünlerini buluşturacak; bu alanda önemli bir ‘network’ işlevi görecek sektör etkinliğinde yerinizi almaya davet ediyoruz…

FUAR BROŞÜRÜNÜ İNCELEMEK İÇİN TIKLAYINIZ…

Yaşam Bilimleri Fuarları 2018

“LAB & Analitik”

Analytech 2018 sunumları ve sergilemeleri; laboratuvar ortamlarında araştırma, inceleme, proses ve kalite kontrol safhalarının tümü için ileri teknolojileri ve uzmanlık konularını kapsamakta. Endüstrinin birçok dalında analiz sistemleri, laboratuvar ortamlarının, üretim ve kontrol proseslerinin temel uygulamalarını oluşturuyor:

Sağlık, İlaç, Kimya, Petrokimya, Gıda, Tarım, Veterinerlik, Tekstil, Kozmetik, Enerji, Çevre, Madencilik, Otomotiv, Elektrik/Elektronik, Havacılık, Yapı ve üretim endüstrileri…

Endüstrilerin araştırma-geliştirme süreçlerinde ve ürün proseslerinde ileri analiz teknolojileri kullanılıyor. Bu teknolojiler, laboratuvar cihazları ve malzemeleri ile birlikte Analytech 2018 sunumlarında ilgili ihtisas grupları ile buluşacaklar.

“Biyoteknoloji”

Tıbbi ilaçlar üretimi ve Ar-Ge faaliyetlerinden sağlık hizmetleri sektörünün birçok ünitesine kadar son derece önemli ve geniş bir alanda biyoteknoloji, temel uygulamaları oluşturuyor. Modern ziraat ve tarımcılıkta uygulanan gelişmiş ürünler, verimliliği geliştirilmiş tohumlar, zirai kimyasallar, tarım ürünlerinde gen teknolojileri gibi birçok uygulama da biyoteknolojinin yoğun olarak kullanıldığı bir sektörü işaret ediyor. Üretim endüstrinin birçok dalındaki farklı sektörlerde de biyoteknoloji, laboratuvar ortamlarının ve üretim proseslerinin temel uygulamalarında kullanılıyor.

Biotecnica 2018 sergilemeleri ve sunumları fuarda, tüm sektörlerin araştırma-geliştirme ve üretim proses faaliyetlerinde bulunan uzmanlarını biraraya getirecek.

“Farmasötik” & “Nutrasötik”

İlaç ve besin-destek endüstrisinde etken madde ve bileşenlerden bitmiş ürün ve formülasyonlarına, endüstriyel ekipman ve teknolojiden üretim prosesleri ve hizmetlerine…

PharmaNEXT 2018 ve OTCWorld 2018, ilaç endüstrisinde faaliyet sürecinin üç temel ayağına yöneliyor:

Klinik araştırma;

Üretim ve teknoloji;

Ürün ve pazarlama.

Endüstrideki dört temel unsurun ise bir fuar ortamında tüm yönleri ile sektör uzmanlarına ve profesyonellerine entegre biçimde sunulmasını hedefliyor:

Etken madde ve bileşenler;

Bitmiş ürün ve formülasyonlar;

Üretim teknolojisi ve ekipmanı;

Sözleşmeli (Contract) üretim ve proses hizmetleri.

İlaç endüstrisinin tüm adımlarını birlikte ele alan; inovatif teknolojiler ile gelişmiş bir sunum ve ticaret platformunu oluşturacak fuar ve konferans bütününü ‘NEXT vurgusu ile geleceğe taşıyoruz.

Ziyaretçi  Profili ve Hedefler

Meslekler… Uzmanlık alanları…

Endüstriyel Analiz uzmanları,  Laboratuvar yönetim ve teknik uzmanları,  Biyoteknoloji, Biyoanaliz, Biyoenformatik uzmanları,  Kalite kontrol laboratuvarları,  Ar-Ge yöneticileri ve profesyonelleri,  Üretim /proses uzmanları,  Biyomedikal uzmanları/mühendisleri,  Kimya ve biyokimya uzmanları,  Mikrobiyoloji, moleküler biyoloji uzmanları,  Doktorlar, Mühendisler, Teknisyenler, Akademisyenler,  Farmakologlar,  Diyetisyenler,  Sağlık hizmetleri uzmanları,  Kalite kontrol uzmanları,  Tesis yöneticileri

Sektörler,  Endüstriler…

Analiz Laboratuvarları,  Medikal Laboratuvarlar,  Medikal teknoloji endüstrisi,  Sağlık tesisleri,  Klinik diagnostik,  İlaç endüstrisi,  Tarım endüstrisi,  Gıda endüstrisi,  Veterinerlik,  Kimya endüstrisi,  Çevre, Su & Atıksu endüstrisi,  Petrokimya endüstrisi,  Madencilik endüstrisi,  Enerji sektörü,  Elektrik & Elektronik endüstrisi,  Çimento endüstrisi,  Otomotiv endüstrisi,  Adli tıp/araştırma uygulamaları,  Kozmetik endüstrisi,  Tekstil endüstrisi,  Yapı endüstrisi,  Üretim endüstrisi,  Havacılık ve Uzay endüstrisi,  Ar-Ge tesisleri,  Laboratuvar cihaz ve malzeme dağıtım-satış sektörü

Kamu Kuruluşları…  

Üniversiteler  İlgili Bakanlıklar,  Hastaneler,  Halk sağlığı laboratuvarları  Tahlil kurumları

LABSHOW 2017 Fuarı, Laboratuvar Teknolojilerinin Dünya Markalarını İzmir’de Buluşturuyor

LABSHOW 2017 Fuarı, Laboratuvar Teknolojilerinin Dünya Markalarını İzmir’de Buluşturuyor. Türkiye’nin konusunda en kapsamlı ve ilk buluşması olan LABSHOW 2017 Endüstriyel Laboratuvar Teknolojileri, Analitik ve Kalite Kontrol Test Çözümleri Fuarı, gördüğü yoğun ilgi ve katılım talepleriyle, önemli bir başarıya imza atmaya hazırlanıyor…
Endüstriyel laboratuvar teknolojileri, analitik ve kalite kontrol test çözümlerinde dünya markalarını İzmir’de buluşturacak olan LabShow 2017 Fuarı’nın satışına başlandı. Türkiye’nin konusunda en kapsamlı ve ilk fuarı olan ve 16-19 Kasım 2017 tarihlerinde gerçekleştirilecek LabShow 2017, duyurusu yapıldığı andan itibaren büyük ilgiyle karşılandı.
Türkiye’nin sanayi merkezi; ekonomi, ticaret, turizm, kültür gibi konularda en önemli şehirlerinden olan İzmir’de düzenlenen LabShow 2017, bu yönüyle de önemli avantajlar sunuyor. Çünkü İzmir; merkezinde bulunduğu bölgede yer alan organize sanayi bölgeleri, entegre ve/ veya büyük üretim tesisleri, fabrikalar, üniversiteler, laboratuvarlar, Ar-Ge merkezleri vb. ile dikkat çekiyor.

Kimya, Petrokimya, Farmakoloji, Gıda, Tekstil, Madencilik, Mikrobiyoloji, Tarım, Otomotiv, İnşaat, Plastik, Çevre, Kozmetik, Enerji, Boya gibi birçok sektörün ortak noktası olan endüstriyel laboratuvar teknolojileri, analitik ve kalite kontrol test cihazlarının bir arada sunulduğu,

LabShow 2017 Fuarı’nda yer alacak katılımcılar şöyle:

• Laboratuvar Projeleri,
• Tasarım ve Sistemleri Üretim ve Uygulamaları,
• Temel Laboratuvar Cihazları,
• Spektrofotometrik ve Kromotografik Analiz Cihazları,
• Kimyasal Test Cihazları,
• Optik İnceleme Cihazları,
• Mikroskop Teknolojileri,
• Analitik Test Cihazları,
• Laboratuvar Terazileri,
• Fiziksel Test Cihazları,
• Ölçüm Alet ve Teknolojileri,
• Laboratuvar Kimyasalları,
• Laboratuvar Plastik Sarf Malzemeleri,
• Laboratuvar Porselen Sarf Malzemeleri,
• Laboratuvar Cam Malzemeleri,
• Laboratuvar Metal Malzemeleri,
• Eğitim kurumları,
• Sektörel kuruluşlar,
• Sektörel yayınlar.

Fuar Hakkında Detaylı Bilgi İçin : http://www.labshow2017.com/

Boğaziçi Üniversitesi Destekli ”Açık Ders”ler ”Bilimden Yaşama Yaşamdan Bilime” Seminerleri Bahar Yarı Yılı Boyunca Sürecek

Boğaziçi Üniversitesi Destekli ”Açık Ders”ler ”Bilimden Yaşama Yaşamdan Bilime” Seminerleri Bahar Yarı Yılı Boyunca Sürecek. Boğaziçi Üniversitesi’nin BU + Etkinlikleri kapsamında, Boğaziçi Üniversitesi Yaşam Bilimleri ve Teknolojileri Uygulama ve Araştırma Merkezi’nin katkılarıyla, bilimsel konulara ilgi duyan herkes için başlattığı

“Açık Dersler” 2017 Bahar döneminde Beşiktaş Belediyesi işbirliği ve Boğaziçi Üniversitesi Yaşamboyu Eğitim Merkezi (BÜYEM) desteğiyle gerçekleşecek yeni seminerlerle devam ediyor.

“Açık Ders” seminer dizisinin dördüncü dönemi 12 Nisan Çarşamba günü Boğaziçi Üniversitesi öğretim üyesi Doç. Dr. Bora Garipcan’ın vereceği “Biyomalzeme Tarihi, Çeşitleri, Kullanım Alanları” konulu seminer ile başlayacak. Seminer Akatlar Kültür Merkezi’nde saat 19:00’da gerçekleşecek ve ücretsiz olacak. Garipcan seminerde, vücudun işleyişine yardımcı olmak üzere üretilen biyomalzemeleri anlatırken, eski çağlara uzanan biyomalzemelerin, tarihi, çeşitleri, kullanım alanları ve gelecekte bizi nasıl biyomalzemeler beklediği sorunun cevapları hakkında bilgi verecek.

Açık Dersler 26 Nisan 2017 Çarşamba günü Boğaziçi Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Rana Sanyal’ın vereceği “Kanserle Mücadelede Elimizde Neler Var?” semineri ile sürecek. Sanyal, seminerinde; “Bir ilacın keşfinden eczanede rafa konuncaya kadar başından geçenler, son iki yılda kemoterapi ilaçlarındaki yenilikler, ilaçlardaki problemler, kansere karşı hiç yol kat ediliyor mu? Yeni ilaç yapabilir miyiz, neden şimdiye kadar yap(a)madık? Biz neler yapıyoruz?” sorularına cevaplar içeren deneyimleri paylaşacak.

Boğaziçi Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Neş’e Bilgin ise 8 Mayıs Pazartesi günü “Şu Mikrobun Ettikleri” konulu bir sunum yapacak. Bilgin sunumunda; “Tek hücreli ve gözle görünemeyen bu küçük canlılar gezegenimizdeki yaşam için neden çok önemli? Vücudumuzda bütün hücrelerimizin toplamından çok daha fazla sayıda mikrop bulunduğunu biliyor musunuz? Bu mikropların sağlığımız üzerindeki olumlu veya olumsuz etkileri neler? Antibiyotiklerle iyileşiyoruz derken hasta mı oluyoruz? Mikroplarla zayıflamak mümkün mü? Biyoteknoloji mikroplardan nasıl fabrikalar yaratır? Ucuz iş gücü: Çevre gönüllüsü olan mikroplar” konu başlıklarını işleyecek.

Boğaziçi Üniversitesi ile Beşiktaş Belediyesi işbirliğinde gerçekleşecek Açık Dersler, 17 Mayıs Çarşamba günü Boğaziçi Üniversitesi öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Berat Haznedaroğlu’nun ‘’Gıda-Çevre-Enerji bağlantısında yosunlar ve günlük hayatımızdaki rolleri’’ başlıklı semineri ile son bulacak. Haznedaroğlu seminerinde, Maya ve Aztek’lerin besin olarak tükettiği, modern çağın ise yeni süper gıdası olarak değerlendirilen yosunlar dünyasında genel bir girizgah yapacak, yosunların biyoyakıt, gıda, ilaç ve günlük yaşamımızdaki diğer kullanım alanları üstünde duracak.

Geçtiğimiz Bahar ve Güz dönemlerinde Beşiktaş Belediyesi işbirliğiyle, 2017 Kış döneminde de Sarıyer Belediyesi ile sürdürülen Açık Ders seminerlerinin Beşiktaş Belediyesi ile sürecek 2017 Bahar Dönemi, Akatlar Kültür Merkezi’nde saat 19:00’da ücretsiz olarak izlenebilecek.

Kaynak : Boğaziçi Üni

Türk Bilim İnsanından Tarım Uygulamaları Değiştirecek Proje ‘SRS’ Aktif Plastik Madde

Türk Bilim İnsanından Tarım Uygulamaları Değiştirecek Proje ‘SRS’ Aktif Plastik Madde. İNGİLTERE’de yaşayan Türk bilim insanı Prof.Dr.Galip Akay, Newcastle Üniversitesi’nde yaptığı araştırmalar sonucunda toprak süngeri veya yapay kök olarak adlandırılan ‘SRS’ aktif plastik maddeyi üretti.
Tohum veya fidanla birlikte ekim aşamasında toprağa yerleştirildiğinde, madde ağırlığının 30 katına kadar su tutarak bitki için verilen suyun ve gübrenin kaybını önlüyor. Geçen Eylül ayında Samsun’a gelen Prof.Dr. Akay, Türkiye’deki 3 üniversitenin desteğiyle bu madenin de içinde olduğu tarım, kimya ve enerjiye dönük çeşitli teknolojilerin geliştirilmesi ve fabrikasyon aşamasında üretimini sağlamak için çalışma başlattı.

İngiltere’deki Unilever Araştırma Merkezi ve Newcastle Üniversitesi’nde görev yapan Kimya ve İşlem Mühendisi Prof.Dr. Galip Akay, yaptığı bilimsel çalışmalar sonucunda kendi ağırlığının 30 katına kadar su tutma özelliğine sahip SRS maddesini buldu. Toprak süngeri veya yapay kök olarak adlandırılan biyo-aktif plastik maddenin yapımı ve kullanımını kapsayan, aralarında ABD, Avrupa, Çin ve Hindistan’ın da bulunduğu birçok bölgede 12’den fazla patentlerini de aldı. SRS maddesinin ayrıca enerji ve azot gübresi üretiminde de kullanılabileceği belirtildi.

Prof. Dr. Akay’ın geliştirdiği çeşitli teknolojileri daha da ileri götürme ve uygulamaya koyma amacıyla ve Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ), Canik Başarı Üniversitesi ve Koç Üniversitesi’ni içine alan bir proje hazırlandı. Newcastle Üniversitesi’nden ayrılan Prof.Dr. Akay çalışmalarını sürdürmek için Eylül 2015’de Samsun’a geldi. Samsun Canik Başarı Üniversitesi’nde öğretim üyesi olarak görev yapmaya başladı.

Aynı zamanda proje yürütücüsü olan Prof.Dr. Akay, araştırmalarına Canik Başarı Üniversitesi ve OMÜ Karadeniz İleri Teknoloji Araştırma ve Uygulama Merkezi’nde başladı. Daha sonra Koç Üniversitesi’nde de çalışmalar yapılacağı belirtildi. 2 yıl sürecek proje kapsamında 11 kişilik bir ekiple araştırma çalışmalarının yapılacak.

Kimya ve İşlem Mühendisi Prof.Dr. Galip Akay, özellikle su ve gübre kullanımını minimuma indiren SRS maddesinin biyo-aktif plastikten yapılma süngere benzediğini belirterek, “Bu ürünün arazide toprak altına konulmasının ardından dikili olan fidanların veya tohumların kökleri özellikle bu ürünün içinden geçer. Bu ürün o bölgedeki suyu ve gübreyi adeta bir sünger gibi çekerek kendisine toplar, kaybını önler. Daha sonra da kökler vasıtasıyla bitkiye verir. Bu ürün her türlü çorak, taşlık ve verimsiz arazide ve hatta çölde rahatlıkla kullanılabilir. Toprak içinde bulunan ve bitki için gerekli olan mikro-organizmaların SRS maddesi içine konulup onları koruduğunda, bitkiye gübre verilmesine bile gerek kalmıyor. Çünkü bitki kendi gübresini kendisi üretebiliyor. Biz bunu çeşitli bitkilere uyguladık. Bunların arasında çimen, bezelye, soya ve hızlı büyüyen ağaç çeşitleri var. Verilen su veya gübre miktarı yüzde 50-70 azaltılsa bile normal bir ekim sonrası elde edilen verime eşdeğer oluyor” diye konuştu.

SRS maddesinin katma değeri yüksek olan üzüm, fındık ve zeytin gibi ürünlerde, fidecilikte ve ormanlaştırmada kullanımını öngördüklerini dile getiren Prof.Dr. Akay, “Yani az masrafla, az su ve gübre ile çok ürün alınması artık mümkün olacak. Tarım, tıp, biyo-teknoloji ve kimya işleriyle uğraşan dünya genelinde şubeleri olan büyük bir Japon-Amerikan firmasının temsilcileri bu proje için Samsun’a geldi. Onlar çalışmalarımızı yakından biliyorlar. Ardından bu firma ile 1 Şubat 2016 da başlayacak bir araştırma-geliştirme ve fabrikasyon anlaşması yapıldı. Buna göre araştırma ve geliştirme çalışmaları Türkiye ve Kaliforniya’da yapılacak, SRS maddesinin üretimi ise Türkiye, Çin ve Amerika’da planlanmaktadır. Kaliforniya ve Türkiye’de büyük arazilerde tarım denemelerine başlanacak” dedi.

Prof.Dr. Akay küresel ısınmanın etkileri, enerji, su kıtlığı, kuraklık gibi tehlikeler göze alındığında daha az su ve gübre ile gıda üretimi yapılmasını sağlayacak SRS maddesinin hem kritik, hem de stratejik öneme sahip olduğunu söyleyerek, “Kısa bir süre içinde projenin diğer kuruluşların da ilgisini çekmiş olup, Orta Doğu merkezli bir Arap firması ve Londra merkezli bir İngiliz finansman kuruluşu ile görüşmeler başlatılmıştır” diye konuştu.

Prof. Dr. Galip Akay’ın proje kapsamında yapılacak araştırma grubunda yer alan OMÜ Fen edebiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof.Dr.Canan Kazak da projenin hem Samsun hem de Türkiye için çok önemli olduğunu dile getirerek, “2008-2009 döneminde TÜBİTAK projesiyle İngiltere de sayın Prof.Dr.Galip Akay’ın araştırma grubunda bulundum. Sağlık, mühendislik, tarım, enerji, malzeme gibi birçok alanlarda araştırma yapan ve ‘İşlem Yoğunlaştırılması’ diye tanımlanan ve dünyada artık kabul edilmiş bir teknolojinin bulucusu ve geliştiricisi olan Prof.Dr. Akay ile çalışmalarımız bu zamana kadar çeşitli dönemlerde devam etmiştir. Bugün Türkiye’de ve Samsun’da çalışmalarımızı devam ettiriyoruz. Birçok alanda büyük çalışmalara imza atmış Prof.Dr. Akay’ın ürettiği bu ürünün geliştirilmesiyle ilgili projenin büyük bir kısmının OMÜ’de yapılacak olması bizleri heyecanlandırıyor” dedi.

Türk Bilim İnsanından Tarım Uygulamaları Değiştirecek Proje 'SRS' Aktif Plastik Madde

Kaynak : DHA

Mineral Atıklar Yeniden Değerleniyor Ekonomi Kazanıyor

Mineral Atıklar Yeniden Değerleniyor Ekonomi Kazanıyor. Mineral atıkları madenin çıkarılmasından pazar ürünü haline gelmesi aşamasına kadar başlıca iki kısımda büyük miktarlarda oluşmaktadır. Bunlardan birincisi madenin çıkarılması esnasında özellikle açık ocak madenciliği yapılıyorsa büyük oranda oluşan atık kayaçlardır. İkincisi ise zenginleştirme yani cevher hazırlama prosesleri sırasında meydana gelmektedir. Bunun yanısıra birçok sınıflamada metalürji atıkları, taş ocağı atıkları, termik santral atıkları gibi birçok atık da mineral atık grubu içerisinde yer almaktadır.

Mineral kökenli atık malzemeler orjinlerine ve geçirdikleri proseslere göre birbirinden farklı özelliklere sahiptirler ve bazen özel isimleri ile de anılmaktadırlar. Örneğin; metalurjik izabe tesisinde metal üretimi sonucu oluşan atıklar curuf, termik santralde kömürden enerji elde edilmesi sonucu oluşan atıklar uçucu kül olarak bilinmektedir. Yine bir maden yatağında örtü tabakası olarak alınan kısım genellikle daha iri boyutlu ve çevre açısından inert bir yapıya sahip olması nedeniyle daha az zararlı bir atık iken, cevher hazırlama tesis atıkları daha ince boyutludur ve gerek proseste kullanılan kimyasallar nedeniyle gerekse içerdiği daha ince boyutlu mineraller nedeniyle atık kayaçlara göre daha zararlı bir atık olabilmektedir. Mineral atıkların diğer endüstriyel atıklara göre en büyük farklılıkları miktarlarının çok fazla ve doğal malzeme olmalarıdır.
Çevre bilincinin hergeçen gün arttığı dünyada ve ülkemizde bu atıkların berferaf edilmesi önemli bir konu olarak karşımıza çıkmaktadır Büyük miktarlarda olmaları nedeniyle çok fazla yer işgal etmeleri, görsel kirlilik yaratmalarının yanısıra özellikle şülfürlü mineral içerenlerin asit maden drenajına sebep olmaları, arsenik, kadmiyum, kurşun gibi zararlı metal içermeleri veya zenginleştirme proseslerinde kullanılan asit, siyanür gibi liç veya çeşitli flotasyon kimyasalları nedeniyle ortadan kaldırılmaları gerekmektedir. Genel olarak mineral atıklar üç ana seçenekle uzaklaştırılmaktadır:

• Güvenli depolama,
• Değerli minerallerin yeniden kazanılması,
• Artıkların diğer alanlarda kullanılması.

Güvenli Depolama:
Medencilik veya mineral atıklarının uzaklaştırılmasında en yaygın olarak kullanılan yöntem depolamadır. Çok büyük alanlara gerek duyulan bu depolama işlemlerinde güvenlik yani toprak, su ve hava kirliliğine sebebiyet vermemek önemli bir konudur. Atıklar genelde yeni kullanım alanları
bulunana kadar veya madencilik faliyetleri sürdüğü sürece atık sahaları veya havuzlarında uzun yıllar bekletilebilmektedir. Atık sahaları ve barajların düzenlemesi yapılırken, geçmişte örnekleri yaşanan, büyük kazaların meydana gelmemesi için, depolama yapılacak bölgenin iklim koşulları ve deprem, sel gibi doğal afet riskleri göz önüne alınmalıdır. Modern uygulamalarda bir maden yatağı işletilmeye başlamadan önce atıkların stoklanması konusunda da projelerin hazırlanması istenmektedir.

Değerli Minerallerin Yeniden Kazanılması:
Hem teknolojik gelişmeler ve hem de hammaddelere olan ihtiyaçların artması nedeniyle, cevherlerin ekonomik olarak işletilebilir tenörleri sürekli olarak daha aşağılara çekilmektedir. Böylece atık olarak depolanmış birçok yığın, bugün içerdiği değerler açısından bugün adeta birer cevher yatağı gibi kabul görebilmektedir. Dünya’da ve Türkiye’de yapılan birçok araştırma atıklardan değerli minerallerin yeniden kazanılabileceğini ortaya koymaktadır.

Örneğin: Türkiye’de yıllardır süregelen krom madenciliği sonucunda bugün neredeyse yeni maden rezervleri sayılabilecek atıklar oluşmuştur ve atık sahalarında bekletilmektedir. Kromit atıkları tesislerde çoğunlukla boyut küçültme sonrası gravite yöntemleri ile kromitin zenginleştirilmesi sonucunda ortaya çıkmaktadır. Yapılan çalışmalar içerikleri %9-20 Cr2O3 arasında değişen bu atıkların gerek yeni gerek geleneksel metodlar kullanılarak yeniden zenginleştirilmeleri ile satılabilir yeni ürünlerin elde edilebileceğini göstermektedir. Yine Türkiye’nin en önemli mineral kaynaklarından biri olan bor konsantrelerinin üretiminden arta kalan bor atıkları çok büyük alanlara yayılarak bekletilmektedir. Bor atıklarından da borun tekrar kazanılmasına yönelik birçok araştırmanın sonucunda başarılı sonuçlara ulaşılmıştır.

Shen ve Forssberg metalurjik atıkları demirli, demirdışı ve yanma işlemleri sunucu oluşan atıklar olmak üzere üç grupta sınıflandırarak bu curuflardan kimyasal ve fiziksel yollarla metal kazanma hakkında çok geniş bilgilere yer vermektedirler. Değerli metallerin atıklardan kazanılması ile ilgili örnekler oldukça fazladır ancak bu yazıda birkaç tanesine örnek verilebilmiştir.

Atıkların Diğer Alanlarda Kullanılması:
Mineral atıkların çeşitli proseslerden geçirilerek diğer endüstrilerde ve alanlarda hammadde girdisi olarak kullanılması son yıllarda çalışılan önemli konulardan biridir. Artıktan belirli değerlerin kazanılması yerine, artığın tümünün veya büyük bir kısmının kullanılması hem ekonomik hem de çevre açısından büyük bir avantaj sağlamaktadır. Yapılan çalışmalarda kullanılan atıkların birçok hammadde yerine geçebildiği hatta bazen kullanıldığı alanda daha da üstün özellikler sağladığı belirtilmektedir. Atıkların hammadde olarak ekonomiye kazandırmadan önce artıkla ilgili birtakım verilerin belirlenmesi faydalıdır. Bunları şu şekilde sıralanabilir;

Atık Miktarının Belirlenmesi
Atığın fiziksel ve kimyasal özelliklerinin belirlenmesi. Bu özelliklerine göre hangi alanda hammadde olarak kullanılabileceğinin belirlenmesi. Atıklardan elde edilen ürünlerin pazar olanaklarının araştırılması. Atık malzemenin satılabilir bir ürün haline getirilmesinde, karşılaşılması muhtemel teknik ve ekonomik sorunların belirlenmesi. Atıkların berteraf edilmesinde kullanılan en yaygın yöntem dolgu malzemesi olarak kullanılmasıdır. Yer altı madenlerinde üretimden sonra oluşan boşlukların doldurulması, baraj dolgusu, çöp sahalarının oluşturulması, yol dolgu malzemesi olarak kullanımları oldukça yaygındır. Atıkların İnşaat yapı malzemesi olarak kullanımı ile araştırmalar da oldukça yaygındır. Mermer atıkları, bor atıkları, alüminyum üretimindeki proses atığı kırmızı çamur, feldispat atıkları gibi birçok atık malzeme çimento, tuğla, karo, seramik, cam, beton gibi malzemelerin üretiminde kullanılmaktadır. Çimento sektörü atıkların değerlendirilmesinde en önemli alanlardan biridir. Mineral bazlı aıklardan özellikle kalsiyumsilisyum bazlı maden atıkları (Demir-AlüminyumSilisyum- Bakır), ısıl işlem görmüş atıklar (enerji, demir çelik, bakır, alüminyum, cam, seramik) yaygın bir şekilde çimentoda alternatif hammaddeler olarak kullanılmaktadır. Çimento sektöründe ısıl işlem görmüş termik santrallerden çıkan uçucu küller, yüksek fırın curufları gibi atıkların kullanılması yüksek ısı gerektiren çimento sektöründe enerji tasarrufu açısından avantaj sağlamaktadır.

Bazı mineral atıkların kullanım alanları ile ilgili şu şekilde özetlemek mümkündür; Atık Kayaçlar: Mineraller ve metaller yeniden proses edilebilir, madenlerde dolgu malzemesi, arazi dolgusu, yol yapımında agrega malzemesi, beton ve çimento için hammmadde olarak kullanılabilirler.

Kırmızı Çamur: Alimunyum refinasyunu sonucu oluşan kırmızı çamur toprak iyileştirilmesinden cam, tuğla yapımı, kirli suların temizlenmesi gibi birçok alanda kullanım alanı bulmaktadır.

Uçucu Küller:Termik santrallerden çıkan uçucu küller ençok geri dönüştürülebilen mineral atık kaynaklarından biridir. En fazla çimento sektöründe kulanım alanı bulmaktadır (yaklaşık %50’si). Toprak iyileştirmesi, tuğla, tarım, yol dolgu malzemesi gibi birçok alanda kullanılmaktadır.

Mermer Atıkları: En büyük mermer üreticilerinden biri olan ülkemiz açısından mermer atıklarının yeniden değerlendirilmesi önemli bir konudur. Mermer işletmelerinde iki farklı boyutta atık ürün üretilmektedir. Birinci ürün, iri boyutlu parça mermer atıkları, ikinci ürün ise kolloidal yapıda büyük miktarı 150 mikronun altında olan maksimum parça boyutu 2 mm’ye ulaşabilen kesim toz atığı olmaktadır. İri boyutlu parça atıklar, inşaat sektöründe yapı elemanı olarak kullanılabilirken, toz atıklar ise doğrudan farklı endüstri dallarında değerlendirilme imkânı bulmaktadır. Mermer atıklarının agrega malzemesi, tuğla, çini, çimento, kireç üretimi, aktif kalsiyum karbonat üretimi, kalsine dolamit üretimi, asit nötürleştirme, baca gazlarından kükürt giderimi, gazlı içecekler için CO2 üretimi gibi alanlarda kullanımı mevcuttur. Ayrıca daha az kullanım alanı olarak atıklardan sanatsal olarak ta faydalanmak mümkündür.

Sülfürlü Mineral Atıkları: Sülfürlü mineral atıkları özellikle pirit içeriği fazla olanlar, atmosferik koşullarda çok uzun süre beklemeleri durumunda asit maden drenajına (AMD) neden olmakta, bu yüzden de çevre açısından zararlı sayılan atık grubunda yer almaktadırlar. Bu tür atıkların değerlendirilmesinde hala kalan değerli metallerin kazanımının yanısıra piritçe zengin olanların yeniden flotasyonla zenginleştirilip sülfürik asit üretimi için kullanımı mümkündür. Ayrıca sülfürlü atıklardan macun dolgu üretimi de uygulamaları da yaygınlaşmaktadır. Kil içeriği yüksek atıklar: Bu tür atıklara en iyi örnek bor atıklarıdır. Tuğla, yer karasu, çimento yapımında kullanılabilir atık malzemelerdir. Curuflar: Curuflar yine metal ve mineral eldesi ile birlikte yol yapımında beton ve çimento sektöründe kullanılmaktadır.

Kömür Atıkları: Kömür atıkları maden reklemasyonu ve dolgu malzemesi olarak oldukça yaygın kullanılmaktadır. Yine kömür şlamlarından hümik asit üretimi gibi geri dönüşüm ürünleri üretilmektedir.

Ayrıca katı mineral atıklar dışında, maden atık sularının koagülant olarak kullanımı, endüstride ve ziraatte, hatta arıtılarak şehir suyu olarak kullanımı bile mevcuttur. Yine izabe tesislerinden çıkan SO2 gazlarının sülfürik asit üretiminde kullanılması gibi gaz atıklar için de geri dönüşüm prosesleri vardır. Literatürde, bu yazıda bazı örnekleri verilmeye çalışılan katı mineral atıklarının yeniden değerlendirilmesi ile ilgili olarak, hemen hemen her atık türü üzerinde yapılmış çalışmalara rastlamak mümkündür. Bu konuyla ilgili çalışmaların artırılması ile birlikte hem ekonomiye bir girdi sağlanacak hem de çevre açısından sorun yaratan büyük miktardaki atıklar uzaklaştırılmış olacaktır.

Mineral Atıklar Yeniden Değerleniyor Ekonomi Kazanıyor

 

Kaynak : turkchemonline

Ucuz ve Çevreci Özellikleriyle Öne Çıkan “Ilık Karışım Asfalt Teknoloji ve Uygulamaları” Çalıştayla Tanıtıldı

Ucuz ve Çevreci Özellikleriyle Öne Çıkan “Ilık Karışım Asfalt Teknoloji ve Uygulamaları” Çalıştayla Tanıtıldı. TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi Kimya Enstitüsü ile Karayolları Genel Müdürlüğü (KGM) Araştırma ve Geliştirme Daire Başkanlığınca yürütülen, ucuz ve çevreci özellikleriyle öne çıkan “ılık karışım asfalt teknoloji ve uygulamaları” düzenlenen çalıştayla tanıtıldı.

TÜBİTAK Başkanlık Feza Gürsey Konferans salonunda düzenlenen çalıştayda konuşan Karayolları Genel Müdür Yardımcısı Gökalp Yılmaz, ılık karışım asfaltın Türkiye’de uygulanmasıyla üretimde kullanılan enerjinin azaltılması ve böylece asfalt üretim maliyetlerinin düşürülmesinin amaçlandığını söyledi. Yılmaz, “Üretim maliyetlerinin düşürülmesiyle yüzde 30 enerji tasarrufu ile yıllık 220 milyon lira kazanç sağlanmış olacaktır. Proje kapsamında iki farklı katkı kullanılarak, iki adet deneme yolu Ankara Çevre Otoyolu Karapürçek Kavşağı kesiminde yapılmıştır” dedi.

Türkiye Asfalt Müteahhitleri Derneği (ASMÜD) Başkanı Ayberk Özcan ise ılık karışım asfaltın Türkiye için oldukça yeni ve önem arz eden bir konu olduğunu belirterek, “Endüstri ve teknolojileri gelişmiş ülkelerin ortak özelliğine bakıldığında, üniversiteler, kamu kurumları, özel sektör ve ilgili sivil toplum kuruluşları arasında sıkı bir iş birliği olduğu, endüstri ve idarelerin ihtiyaçları doğrultusunda, akademisyenlerin ve araştırmacıların katkılarıyla yerel ve küresel sorunlara çözümler aranmakta olduğu görülür” ifadelerini kullandı.

Proje 15 Eylül’de tamamlanacak

Çalıştayda, Ankara Çevre Otoyolu Karapürçek Kavşağı kesiminde 11 Haziran’da uygulama “Ilık Karışım Asfalt Deneme Yolu” olarak uygulama yapıldığı hatırlatıldı. Söz konusu teknoloji ile plentte karıştırma sıcaklıkları 15-35 santigrat derece daha azaltılarak 115-140 santigrat derece sıcaklıklara düşürüldüğü vurgulandı.

2010 yılında ABD’de 42 milyon ton olan ılık karışım asfalt üretiminin, 2012 yılında yaklaşık 323,5 milyon tona yükseldiğinin altı çizilerek, Avrupa’da 2012 yılında toplam ılık karışım asfalt üretiminin 275 milyon ton olduğu bildirildi.

15 Eylül’de tamamlanacağı açıklanan proje ile üst yapının bakım-onarım maliyetlerinin azaltılması, düşük amortisman giderleri, karbondioksit emisyonlarının düşürülmesi, işçilerin maruz kaldığı koku, duman ve PAH emisyonlarının yüzde 60 azaltılması, çevre kirliliği ve insan sağlığı, enerji, üretim, uygulama maliyetleri açısından fayda sağlanacağı aktarıldı.

Ucuz ve Çevreci Özellikleriyle Öne Çıkan Ilık Karışım Asfalt Teknoloji ve Uygulamaları Çalıştayla Tanıtıldı

 

Kaynak : Tübitak