Elektromanyetik Dalgalara Dayanaklı Ultra İnce Kompozit Film Üretildi

Elektromanyetik Dalgalara Dayanaklı Ultra İnce Kompozit Film Üretildi. Elde edilen 8μm kalınlığındaki tabaka radyasyonu % 99,999 oranında engelleyebiliyor. ABD ve Güney Koreli araştırmacılar tarafından üretilen malzeme ile Elektromanyetik gürültüyü engellemek mümkün. Ultra-ince, esnek ve korozyona dayanıklı, tabakalar halinde basılabilen yeni bir kompozit malzeme elektronik gelecek için çok değerli malzeme olarak gösteriliyor.

Günümüzde kullanılan en etkin elektromanyetik kalkanlar metal folyolardır. Ama bu metaller ultra ince filmlerin içine yerleştirilmede ve yoğun korozyona karşı savunmasızdır.

Philadelphia Drexel Üniversitesinde Kimyager Yury Gogotsi ve arkadaşları ilk olarak 2011 yılında iki boyutlu geçiş metali karbürler ve nitridlerle “MXenes” filmini ürettiler. Araştırmacılar vakum destekli filtrasyon ile MXene’ni pul yapısında ince ve esnek filmler üretti.45μm inceliğindeki MXene filmi (Ti3C2Tx , T -OH ve -F gibi çeşitli fonksiyonel grupları temsil eder ) radyasyonu 99.999% bloke etti.

Araştırmacılar daha ince ve korozyona daha dayanaklı filmler yapmak için MXene filminin içerisine Endüstriyel kahverengi alglerden elde edilen sodyum aljinat eklediler. Birtakım kimyasal işlemler ile elde edilen kompozit malzemeyi 8μm kalınlığa kadar indirgediler.

Denemeler MXenes’in en azından Cu ve Al gibi iyi metalik malzemelerin seviyesinde olduğunu göstermektedir. Araştırmacılar çalışmanın elektromanyetik teknolojilerin gelişimi için öncü olacağını belirtiyor.

Kaynak : chemistryworld

Dünyanın en hızlı su kaynatma metodu bulundu. Su, artık bir salisede kaynayacak !

Alman araştırmacılar suyu bir anda kaynatmanın yolunu buldular, saniyenin trilyonda biri gibi kısa bir sürede suyu kaynatabilecek yeni bir metod geliştirdiler.
Almanya’nın Hamburg şehrinde araştırmacılar, dünyanın en hızlı su ısıtıcısını geliştirmeyi başardılar. Toplam 200 bin saat bilgisayar işlemcisi çalışmasından sonra, bir damla suyun, saniyenin trilyonda biri gibi kısa bir sürede kaynamasını sağlayacak işlem geliştirildi.

Bu işlemle az miktarda su yarım pikosaniyede 600 dereceye kadar kaynatılabilecek. Bir pikosaniye bir saniyeye göre, bir saniyenin 32 bin yıla oranı gibi bir zaman ölçü birimini ifade ediyor. Alman Elektron Sinkrotron kurumu ‘Desy’ye göre bu dünyanın en hızlı su kaynatma metodu.

‘Uygulamalı Kimya – Uluslar arası Baskı’ isimli dergide (Nr. 51) bilim insanları, henüz pratikte uygulanmayan bu metodun kimya ve biyolojide yeni deney imkanları oluşturduğunu kaydettiler. Kimyasal ve biyolojik deneylerde suyun çok önemli bir rolü bulunuyor. Bazı kimyasal bağlantılar su ile sağlamlaştırılabiliyor ve bazı reaksiyonlar da su ile gerçekleşiyor.
Yapılan hesaplamalarda litrenin milyarda biri miktardaki suyun, teraherz ışınlama ile 600 dereceye kadar ısıtılması planlanmış. Teraherz ışınlar, radyo dalgaları ile infrarot ışınlar arasındaki bir frekanslı elektromanyetik dalgalardan oluşuyor. Teraherz ışınlar, su moleküllerini titreterek suyu oluşturan bağları birbirinden ayırıyor.
Desy ile Hamburg Üniversitesi ve Max-Planck Enstitüsünün ortak çalışmasında bilim insanları teraherz ışınları ile su arasındaki etkileşimi hesapladılar. Bunun için Kuzey Ren-Westfalya Eyaletine bağlı Jülich şehrindeki süper hıza sahip bilgisayar merkezini kullandılar.

su kaynama

 

Kaynak : dunyabulteni

Elektromanyetik alanların sağlığa etkisi mercek altında

Elektromanyetik alanların sağlığa etkisi mercek altında.Türk ve yabancı bilim insanları, elektromanyetik alanların sağlığa etkisini, Ankara’da düzenlenen bir konferans ile mercek altına aldı. Konferansta, yapılan çalışmaların henüz ‘yeterli’ olmadığı, daha kapsamlı çalışmalara ihtiyaç duyulduğu belirtildi.

Sağlık Bakanlığı Kanser Daire Başkanlığı tarafından Hacettepe Üniversitesi’nde ‘Elektromanyetik Alanlar ve İnsan Sağlığı Üzerine Etkileri’ başlıklı konferans düzenlendi. Konferansa, Sağlık Bakanlığı yetkilileri, akademisyenler ve yurt dışından ilgili kurumlardan bilim insanları katıldı.

Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Daire Başkanı Turan Buzgan, konferansta yaptığı konuşmada, ülke kaynaklarının sağlık alanında koruyucu hizmetler üzerinde yoğunlaştığını dile getirdi. Buzgan, bu kapsamda alana ilişkin her türlü bilimsel gelişmenin takip edildiğini ve buna uygun programların geliştirildiğini söyldi.

Sağlık Bakanlığı Kanser Daire Başkanı Doç. Dr. Murat Gültekin ise konuşmasında, Türkiye’nin kanser kontrol programına ilk başlayan ülkeler arasında olduğunu belirtti. Elektromanyetik alanların olası sağlık etkilerinin de bilimsel danışma kurulları ile izlendiğini ifade eden Gültekin, kamuoyuna en doğru bilgiyi en üst düzey bilim adamları ile iletmeye devam edeceklerini dile getirdi. Gültekin, elektromanyetik alanların tartışılan olası kanser etkilerinin ‘menenjiyom, gliyom, akustik nörom’ olduğunu anlattı:

“Biz, bu tümörleri de kayıt altına aldık. Son 5 yıllık istatistiklere bakıldığında bu 3 kanser türünde belirgin artış yokken, Türkiye’nin esas kontrol stratejisi, akciğer, meme ve diğer türler üzerinde yoğunlaşmalıdır.” diyen Gültekin, elektromanyetik alanlar hakkında gelen şikayet ya da soruların da Bilimsel Kurul tarafından en güncel bilgiler ışığında yanıtlandığını bildirdi.

ELEKTROMANYETİK ALANLAR İLE BEYİN TÜMÖRLERİ ARASINDA YETERLİ KANIT YOK

IARC Başkanı Christopher Wild ise konferansta yaptığı sunumda, elektromanyetik alanlara ilişkin yapılan araştırmalarda baz istasyonu antenleri, hava elektrik kabloları, kablosuz internet, televizyonlar gibi kaynakların son derece düşük seviyede ışıma yaptığını belirtti. Yapılan çalışmaların, yeni teknolojilerin gelişmesiyle kablosuz telefonların daha az elektromanyetik alan maruziyetine yol açtığını ortaya koyduğunu ifade eden Wild, şu ana kadar yapılan çalışmalara göre mobil telefon kullanımıyla beyin tümörleri gibi diğer tümörler arasında potansiyel ilişki kurulmasında ‘yeterli kanıtlara ulaşılmadığına’ dikkati çekti.

Wild, baz istasyonu antenleri, elektrik kabloları, Wi-Fi ve televizyonlar gibi kaynakların, mobil telefonlara oranla çok daha düşük ışıma yaptığını dile getirerek, mobil telefonların etkisinde ise baz istasyonu ile olan bağlantı kalitesinin önemli olduğunun altını çizdi. Wild, “Yapılan araştırmalar, mobil bağlantının kalitesine bağlı olarak beyinde daha az etki yarattığını gösterdi. Ayrıca kablolu kulaklık kullanımının, beynin alacağı ışımayı yüzde 90 oranında azalttığını da gördük.” dedi.

“MARUZİYET UZAKLAŞTIKÇA ARTIYOR”

IARC Çevre ve Radyasyon Bölüm Başkanı Joachim Schüz ise Çalışma Grubu’nun çalışmalarına ilişkin bilgi verdi.
Düşük frekanslı elektromanyetik alanlar ile ilgili son olarak yapılan geniş katılımlı çalışmalarda da cep telefonu kullanımı ile kanser gelişme riskinde belirgin bir artış bulunmadığını belirten Schüz, IARC Çalışma Grubu’nun mobil telefon kullanımına ilişkin yaptığı çalışmaları anlattı. Çalışma sonucuna göre Schüz, cep telefonlarının baz istasyonlarına uzak olmasıyla elektromanyetik alan maruziyetinin arttığını, yakın olmasıyla ise düştüğünü bildirdi.

“BAZ İSTASYONLARI KONUSUNDA TOPLUMU BİLGİLENDİRMEK GEREKİR”

İstanbul Üniversitesi (İÜ) Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Biyofizik Anabilm Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tunaya Kalkan da Türkiye’de elektromanyetik dalgaların insan sağlığına etkisi konusunda yapılan çalışmaları anlattı. Toplumda, özellikle baz istasyonları ve cep telefonları ile ilgili bir fobi oluşturulduğunu dile getiren Kalkan, “İnsanlar, bu cihazlardan vazgeçemezler. Bunu anlatırken, korku yaratmak yerine, bilgilendirmek gerekir. Türkiye’deki standartlar, baz istasyonları için dünya standartlarının dörtte bir altındadır. Ölçüm sonuçları ise çok daha az değerdedir” diye konuştu.
manyetik

 

Kaynak :haberyurdum

Biz Yaptık! Türk kimyacılar geliştirdikleri boyayla elektromanyetik radyasyonu engellemeyi başardı.

Biz Yaptık! Türk kimyacılar geliştirdikleri boyayla elektromanyetik radyasyonu engellemeyi başardı.Ankara Elmadağ’da boya üretimi yapan yerli bir firmanın Ar-Ge ekibi üç yıla yakın bir zamandır üzerinde çalıştıkları boyayla elektromanyetik radyasyonu engellemeyi başardı.

Türk kimyacıların geliştirdiği boya sayesinde elektromanyetik radyasyon yüze 99 oranında engellenebiliyor. Geliştirilen boya İstanbul Teknik Üniversitesin’den ve Fizik Mühendisleri Odası onay aldı.Kimya mühendisi Ercan Tokdemir, oluşturduğu Ar-Ge ekibiyle beraber 3 yıldır üzerinde çalıştığı boyayla büyük bir başarıya imza attı.

Astar boya şeklinde duvara uygulanan boyanın üzerine normal boya yapılıyor. Boyanın çocuk odalarında, hastane ve okullar dahil tüm yaşam alanlarında kullanımının elektromanyetik radyosyona engelleyeceği belirtiliyor. Ürünü İstanbul Teknik Üniversitesi elektrik elektronik laboratuarları, fizik mühendisleri odası inceleyerek onaylamış durumda. Ayrıca boya için patent başvurusu da yapıldı.

YÜZDE 99’LUK BAŞARI

Dünyada bu boyanın bir benzeri daha var fakat içeriğinde ağır kurşun olduğu için tercih edilmiyor. Kurşun maddesi insan sağlığı için tehlike oluşturmakta yerli üretim boyada ise sağlık açısından her hangi bir sakınca bulunmuyor. Geliştirilen boyanın uygulandığı odada ölçülen elektromanyetik radyasyon değeriyle boya uygulanmamış odadaki radyasyon değerleri arasında yüzde 99’luk fark görülüyor.

BİZ BAŞARDIK

Yüksek Kimya Mühendisi Nalan Gülçin Kaykaç, “Firmamız yaklaşık 2,5 yıldır yürütmekte olduğu bi Ar-Ge çalışmasının sonucunda elektromanyetik radyasyonu kalkanlayan bir boya geliştirmeyi başardı. Ürünümüzün etkinliği İstanbul Teknik Üniversitesi tarafından fizik mühendisleri odası tarafından ve çeşitli dernekler tarafından test edildi.

Elektromanyetik radyasyonun çocukları yetişkinlerden daha çok etkilediği deneysel çalışmalar sonucunda kanıtlanmış bir şey dolayısıyla geliştirdiğimiz bu ürünün özellikle bebek odalarında, çocuk odalarında ve yatak odalarında kullanılması gerektiğini düşünüyoruz.” bilgisini verdi.

DÜNYADA DA İLGİ GÖRÜR

Kimya mühendisi Ercan Tokdemir de “3 senedir bu elektromanyetik radyasyondan koruma üzerine çok etkin bir ürün geliştirdik. Bu arada patent başvurularımızı yaptık umuyoruz ki çok etkin bir ürünü piyasaya yakın zamanda süreceğiz” dedi. Yakın zamanda piyasaya sürülecek olan elektromanyetik radyasyonu kalkanlayan boyanın yalnızca Türkiye de değil dünyada ilgi görmesi bekleniyor.
sentetik-boya

 

Kaynak :Haberturk