Türkiye Cleanroom (Temiz Oda) ve Tesis Yönetimi (Maintenance) Kavramları İle Tanıştı

Türkiye Cleanroom (Temiz Oda) ve Tesis Yönetimi (Maintenance) Kavramları İle Tanıştı. Temiz oda Teknolojisi, Bakımı ve Donanımları Fuarı CLEANROOM EXHIBITION ve eş zamanlı düzenlenen, Tesis Yönetimi ve Bakım Teknolojileri Fuarı MAINTENANCE ISTANBUL 16-18 Nisan 2015 tarihleri arasında Lütfi Kırdar’da gerçekleşti.

Türkiye’de ilk kez ve eş zamanlı düzenlenen CLEANROOM Fuarı ve MAINTENANCE İstanbul Fuarı’nda “Tesis yöneticileri” ile tesislerin “çok özel” alanlarına teknoloji ve hizmet üreten “Temizoda” uzmanları, konunun Türkiye’deki tek platformunda bir araya geldi.

Fuarlarının açılış törenine, Akdeniz Tanıtım A.Ş. Genel Müdürü Fatih Onkar, AshraeTurkish Chapter Başkanı Prof. Dr. Barış Özerdem ve Kızılay Genel Başkanı Ahmet Lütfi Akar katıldı.

Kızılay Genel Başkanı Ahmet Lütfi Akar konuşmasında, Kızılay Kan Merkezleri’nin son derece steril, dünya temizlik standartlarına uygun ve dünyaya örnek alanlar olduğunu altını çizerek, Cleanroom kavramının Türkiye’de gelişmiş olmasından mutlu olduğunu ve bu sistemlerin yeni kurulacak olan merkez ve laboratuvarları için son derece yararlı ürün ve hizmetler olduğunu belitti.

Endüstriye “Cleanroom” standartı geliyor!

“Temiz Oda Teknolojileri” olarak da anılan sektörü, özellikle Nükleer, İlaç, Kimya, Savunma Sanayi, Gıda, Kozmetik, Elektronik ve Optik Endüstrileri için artık Türkiye’de de zorunlu olacak standartlar nedeniyle büyük önem taşıyor.

Cleanroom Fuar’ına hastane müdürleri, laboratuvar görevlileri, tesis yöneticileri, teknisyenler, proses yöneticileri, BT sistem yöneticileri, mühendisler ve AR-GE yöneticileri gibi çok sayıda sektör yetkilisi katıldı.

Temiz oda teknolojileri; ürün, alet, teçhizat ve insanların; uluslararası kabul edilen temizlik standartlarına (DIN 1946/4) göre mikrop, mikroorganizma gibi canlı parçacıklardan koruyor. Sıcaklık, nem, basınç, gürültü seviyesi ve hava hareketi belli ölçüler içinde olan hijyenik ortam anlamına gelen temiz odaya girerek, özel kıyafetler ile girilebiliyor.

Fuarda, tesislerin tıbbi veya endüstriyel faaliyetlerinin yürütüldüğü; tam kontrollü ortam gerektiren her türlü üretim, kontrol, ameliyathane, laboratuvar ve AR-GE mekânlarının tüm donanımını kapsayan ürün ve hizmetler tanıtıldı. Fuarda yabancı firmaların yanı sıra çok sayıda yerli üretici firmanın yer alması da dikkat çekti.

“Tesislere Uzaktan Kumandalı Check-Up”

Eş zamanlı düzenlenen Tesis Yönetimi ve Bakım Teknolojileri Fuarı MAINTENANCE İstanbul’da ise tesis yöneticileri ve bakım profesyonellerinin uzmanlık alanlarındaki en önemli hedeflerden biri olan sürdürülebilirliğin sağlanmasında gereklilik halini alan “ileri bakım teknolojileri” sektör uzmanlarını bir araya getirdi.

Tesis Yönetimi artık bir sektör!

Tesisler son sistem yazılımlarla, uzaktan rutin olarak kontrol ediliyor. Tesisi oluşturan, binalar, sistemler ve makinalar, adeta “check up”dan geçerek titiz bir şekilde izleniyor. Raporlar doğrultusunda gerekli bakımlar ya da yenilemeler gerçekleştirilerek, sürdürebilirlik sağlanıyor. Endüstriyel tesislerin plansız duruşları öngörülebiliyor ve yüksek bakım maliyetleri asgariye indirilebiliyor.

Fuar, son yıllarda giderek önem kazanan “Tesis Yönetimi” kavramının, artık Türkiye’de de bir sektör olarak anılmaya başlaması ile bu yıldan başlayarak giderek daha da kapsamlı olarak düzenlenecek.

Tesislerde üretimden kontrol ve yönetime varan tüm süreçte tesis yöneticileri ile bakım uzmanlarının taleplerini ve bakım endüstrisinin ürün ve hizmet teknolojilerinin sergilendiği fuar, bu alanda önemli bir network işlevi de gördü.

Etkinliğin ziyaretçi kitlesini öncelikle, Makine, Elektrik, Kimya, Endüstri, Bilişim, İnşaat ve Çevre mühendisleri oluşturdu. Ayrıca, Teknikerler/teknisyenler, Teknik müdürler, Üretim, IT ve Tesis müdürleri, OSB’ler, fabrikalar, tersaneler, liman işletmeleri, havaalanları, sınai tesisler, hastaneler, matbaalar, AVM’ler, teknik servisler de fuarda konuyla ilgili tüm hizmet ve ürünleri yakından izleme şansı yakaladı.

Çok sayıda panel ve seminer düzenlendi

İhtisas fuarcılığı konusunda 21 yıllık uzman bir kuruluş olan Akdeniz Tanıtım A.Ş. tarafından düzenlenen 2 fuar kapsamında, çok sayıda mesleki etkinlik sunuldu. Fuarda, ulusal ve uluslararası platformlardan çok sayıda uzman ve akademisyenin sunumları ve birlikte gerçekleşecek çeşitli panel ve seminler düzenlendi.

Cleanroom Fuarı Nisan’da İstanbul’da!

Zeytin Atıklarından Elektrik Üretecekler

Zeytin Atıklarından Elektrik Üretecekler. Marmarabirlik Yönetim Kurulu Başkanı Hidamet Asa, 3 milyon liralık projeyle zeytin atıklarından yılda 2 milyon kilovat saat elektrik enerjisi üretmeyi planladıklarını bildirdi.Asa, yaptığı yazılı açıklamada, birlik olarak zeytin atığından elektrik enerjisi üretmek için düğmeye bastıklarını belirtti.

Üretime dayalı ekonomik büyümenin araştırma ve geliştirme faaliyetlerinden geçtiğine dikkat çeken Asa, “Ülke olarak küresel ekonomide rekabet gücü elde edebilmek için AR-GE çalışmalarına yatırım yapmak zorundayız” ifadesini kullandı.

Marmarabirlik olarak 2010 yılından itibaren Ar-Ge çalışmalarına hız verdiklerini, ürün yelpazesinden, zeytin atıkları ve arıtma tesislerine kadar her alanda projeler geliştirdiklerini vurgulayan Asa, şunları kaydetti:

“Bu kapsamda birimimiz Türkiye’de bir ilki teşkil eden zeytin atıklarından elektrik enerjisi üretme ve ortaya çıkan ısıdan da atık suyu buharlaştırma ve salamura suyunu arıtma projesi geliştirdi. Ar-Ge birimimiz tarafından 3 milyon liralık bütçe ile oluşturulan zeytin atıklarından enerji üretimi projesi geçen yıl TÜBİTAK tarafından onaylandı. Bu projeye göre, elektrik enerji üretimi pilot tesisin, en geç eylül ayı itibarıyla Bursa’daki merkezimiz Marmarabirlik Entegre Tesisleri’nde montajına başlanacak. Deneme üretimine ise aralık ayının başında geçmeyi planlıyoruz. İlk elektrik enerjisini tesislerimize vereceğiz. 500 kg/saat kapasiteli enerji tesisinden yılda 2 milyon kilovat saat elektrik enerjisi üretilecek.”

Projenin bir başka önemli ayağının daha bulunduğunu aktaran Asa, “Elektrik enerjisi üretilirken ortaya atık ısı çıkacak. Bu ısı ile zeytin kara suyu buharlaştırılarak bertaraf edilecek. Böylelikle her yıl zeytin kara suyunun bertarafı için ödediğimiz 150 bin dolarlık işletme maliyetini de ortadan kaldırmış olacağız. Yine ortaya çıkan atık ısı ile salamura suyu ile işletme atık sularını arıtabilirlik çalışmaları kapsamında doğaya temiz olarak vereceğiz” ifadesini kullandı.

zeytin

 

Kaynak : sabah

Artan elektrik kesintilerine çözüm önerisi “Enerjiyi Su Formunda Depolama”

Fırat Üniversitesi Öğretim Görevlisi Dr. Cihat Tuna, elektrik kesintilerinin enerjinin su formunda depolanması ile önlenebileceğini vurguladı. Bu anlamda pompaj depolamalı hidroelektrik santrallerinin (HES) önemli rolü olduğunu dile getiren Cihat Tuna, şunları ifade etti:

“Belli başlı bölgelerde pompaj depolamalı HES bulunsaydı, kesintiler olmayacaktı. Burada gaye suyu bir yerde biriktirmek, elektrik talebinin tırmandığı dönemlerde kullanmaktır. Ülkemiz gibi kesintili karakterde yenilenebilir kaynakları olan ülkelerde bu tip HES’e kesinlikle gerek vardır. Böylece elektrik arz ve talebinde dalgalanmalar dengelenecek ve arz güvenliği temin edilecektir.”

Türkiye’de büyüme rakamlarının ve sanayi üretiminin enerji tüketimini artırdığına değinen Tuna, “Türkiye’de elektrik tüketiminin artışı 2016’dan sonra önemli sıkıntılara neden olacak gibi görülüyor. Bu sene geçen sene aynı döneme göre enerji tüketimi yüzde 10 civarında arttı. Elektrik tüketimi böyle artamaya devam ederken üretimi ve arz güvenliğini artırmaya yönelik yatırımlar vaktinde yapılmazsa enerji alanında bir bunalım kaçınılmaz olur.” uyarısında bulundu. Tuna, şöyle devam etti:

“Enerji alanında büyümenin yetersiz kalması hemen her olağan dışı şartlarda elektrik kesintilerini gerektiriyor. Enerji alanında yetersizliğin temel nedeni de yatırımlar noktasında bürokratik safhalar, bağlantı sorunlar, ÇED belirsizlikleri ve planlama hataları olarak sıralanabilir. Bu sıkıntılara kısa vadede çare bulunamayışı enerjide büyümeyi yavaşlattı. Buna karşı ekonomi aralıksız büyüyünce bir dengesizlik kaçınılmaz oldu.”

Dr. Tuna, enerji bunalımını engellemek için bir eylem planı yapılıp hayata geçirilmesini önerdi. Bu çerçevede tabii kaynakların, depolama imkânlarının artırılmasını talep etti. Tuna, “Ancak yerli ve yenilenebilir kaynaklarla ülkemizi prangalardan kurtarabiliriz. Aksi takdirde karanlıkla karşı karşıya kalırız. Bu her birimizi derinden etkiler.” dedi.

enerjii

 

Kaynak : haberyurdum

Isı ve Elektriği Birleştiren Güç “KOJENERASYON”

Isı ve gücün birleşmesini temsil eden kojenerasyon veya birleşik üretim, talep ve arzın sürekli arttığı günlerde enerji ve ısı ihtiyacını optimum seviyeye taşıyan en etkin faktör olarak beliriyor. Kojenerasyon, her türlü sistemin ısı ve elektrik verimliliğini yüzde 90’lara varan oranlarda artırmalarını sağlıyor.

Isı ve elektriğin beraber üretilmesine dayanan kojenerasyon, enerji maliyetini ciddi oranda düşürürken talebin karşılanmasını kolaylaştırıyor. Kojenerasyon, sistemlerin dayandığı uygulamaların ısı talebine odaklanmasını, böylece faydanın maksimuma çıkarılmasını öngörüyor.

Bahsedilen sistem ısıtma veya soğutma sistemi bulunan bir bina, bir sanayi tesisi veya bir yerleşim birimi olabilirken, ısının faydalı kullanımı sayesinde bir kojenerasyon tesisinin verimliliği yüzde 90 oranlarında artırılabiliyor.

Kojenerasyon, geleneksel yöntemlere dayalı üretim yapan enerji santralleri veya kazanlardan sağlanan elektrik ve ısıya kıyasla yüzde 15-40 arasında enerji tasarrufu sağlıyor.

Kojenerasyon, enerji tedarikini tüm tüketici türlerine göre optimize etme özelliğine sahip olduğu gibi çok sayıda fayda sunuyor.

– Enerji dönüşümünün en etkin yöntemi olarak beliren kojenerasyon, enerji dönüşümü ve kullanımında verimliliği yükseltiyor,

– Sera gazlarının, özellikle CO2 salınım oranı azalıyor,

– Maliyetlerin azalması, sanayi ve ticari alanda rekabet gücünü artırıyor,

– Elektrik üretimini merkezi olmaktan çıkarıp daya yayılmış bir hale getirerek, santralleri yerel tüketicinin kullanımını karşılayacak hale getiriyor. Bu sayede iletim kaybı ortadan kalkıyor ve sistem kullanımlarında esneklik artıyor. Bu durum özellikle doğalgazın enerji kaynağı olduğu sistemlerde öne çıkıyor.

– Tüketicilerin elektrik veya ısınmadan mahrum kalmasını önleyen sistem, yerel ve genel tedarik güvenliğini de önemli ölçüde artırıyor.

– Kojenerasyon sistemlerinin geliştirilmesi, yeni iş imkanlarını da beraberinde getirecek.

ETKİLERİNİ GÖSTERİYOR
Eurostat verilerine göre, Avrupa Birliği (AB), 2011’de elektrik üretiminin yüzde 11.2’sini kojenerasyondan sağlıyordu.

Avrupa ülkeleri arasında kojenerasyon üretiminde Letonya yüzde 47.4 ile önde gelirken, Danimarka yüzde 46.2 ile ikinci sırada yer alıyor.

Malta’da kojenerasyon üretimi yapılmazken, Yunanistan gibi bu alanda yeni olan ülkeler, piyasanın gelişmesi açısından da büyük fırsatlar sunuyor.

Birçok ülke, mevcut ve gelişmiş ısı iletim sistemlerini elektrik iletimiyle entegre ederek modernleşme sürecinde büyük bir potansiyeli değerlendirmeyi bekliyor.

kojenerasyon

 

Kaynak : ntvmsnbc

‘1 milyar 300 milyon kişinin elektriğe erişim imkanı yok’

Rusya Nükleer Kamu Şirketi Rosatom Overseas Başkan Yardımcısı Yury Sokolov, dünyada 1 milyar 300 milyon kişinin elektriğe erişim imkanının olmadığını söyledi. 2 milyar 600 milyon kişinin ise biyokütle enerjisiyle yaşamını sürdürdüğünü ifade eden Sokolov, enerji kuruluşları tarafından yapılan çalışmalarda 2035 yılına kadar büyük enerji açığının çıkmasının beklendiğini kaydetti.

Hacettepe Üniversitesi tarafından gerçekleştirilen Uluslararası Doğu Akdeniz’de Enerji Güvenliği Kongresi Mersin’de başladı. Radisson Blue otelde gerçekleştirilen kongreye 9 ülkeden 130 akademisyen katılıyor. Kongrede uluslararası enerji hukuku, enerji ekonomisi, enerji piyasaları ve enerji reformu konuları işlenecek. Hacettepe Üniversitesi Enerji Piyasaları Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Prof. Dr. Necmettin Bağdadioğlu, enerjiyi kullandırmanın sahip olmak kadar önemli olduğunu söyledi. “Enerjiye sahip olabilirsiniz kullandıracak kimseyi bulamazsanız elinizde kalır.” diyen Bağdadioğlu, “Ticaret yapan ülkelerin birbiriyle daha az savaştığını görürsünüz daha çok işbirliğine girdikleri örnekleri vardır. Doğu Akdeniz şu anda barışa en fazla ihtiyaç duyulan yerlerden biri. Bu kongrede ele alınacak konuların bu barışı tesis etmeye hızlandırmaya vesile olmasını diliyorum.” şeklinde konuştu.

Rosatom Overseas Başkan Yardımcısı Yury Sokolov ise enerjinin insan gelişimi için gerekliliğine dikkat çekti. Doğu Akdeniz Bölgesinde enerji yoksunluğu ve sıkıntısının söz konusu olduğunu anlatan Sokolov gelişim için gerekli olan enerjinin iklim değişikliği riskiyle de doğrudan ilintili olduğunu söyledi.
Açlık, yoksulluk, çevresel anlamdaki gerekliliklerin hep enerji gerektirdiğini ifade eden Sokolov “Bugün küresel anlamda bakınca 1 milyar 300 milyon kişinin elektriğe erişimi yok. 2 milyar 6 milyon kişi de biyokütle enerjisiyle yaşamını sürdürüyor. 2013’te enerji kuruluşları tarafından yapılan çalışmalarda küresel anlamda 2035’e kadar büyük enerji açığı çıkacak.” diye konuştu.

Yenilenebilir enerjinin ucuz olmadığına dikkat çeken Sokolov, yapılan çalışmalarda güneş enerjisi ile 1 megawaat saatte üretilebilen enerji için 130 dolar gerekli olduğunu ifade etti. Enerji konusunun sanayide ve vatandaşlar anlamında büyük önem taşıdığını anlatan Sokolov, “Bu nedenle hükümetler enerji tedariki anlamında bir politika çerçevesi çizmek istiyor. Bu tür politikalar yerli enerji kaynakları için geçerli ve aynı zamanda tedarikçiler arasında karşılıklı ilişkiler geliştirmekte. Yeni potansiyel enerji kaynakları çeşitlendirme stratejisi anlamında yer bulacak.”

Ülkelerin gelecekte enerji ihtiyacını karşılamak için Nükleer Enerjiye yöneldiğini ifade eden Sokolov şöyle devam etti: “Temmuz 2012’de Birleşik Arap Emirlikleri ilk nükleer santrali kurma konusunda adım attı. 2013’te Belarus ilk NGS kurulumunu başlattı. Bangladeş’te bu yıl ekim ayında aynı girişimde bulundu. Türkiye ve Vietnam da ilk enerji santrallerini kurmak için adım attı. Ürdün bu konuda adım attı ve stratejik ortak olarak da ilgili anlaşmaları yaptı.”

Japonya’daki Fukuşima felaketi sonrasında nükleer enerjinin güvenli olmadığı görüşünün yayıldığına dikkat çeken Sokolov, “Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu bu konuda araştırma yaptı. Birçok ülke nükleer güvenlik konusunda gerekliliklerini yerine getirdi. Gelecekte enerjide nükleer önemli rol oynayacak. Dünyada 67 nükleer enerji santrali halihazırda yapılıyor 47’si Asya’da. Küresel enerjinin güvenliğine tek başına yardımcı olamaz ama uzun vadeli sorunlara yanıt vermeye katkıda bulunacak ve insanlığa yarar sağlayacak.” ifadelerini kullandı.

Öte yandan kongrenin yapıldığı otelin önünde ise bir grup Nükleer Karşıtı Platform üyesi eylem yaptı. Eylemciler davetiyeleri olmadığı için içeri alınmadı. Girmek isteyenler ise polis tarafından engellendi.

elektrik

 

Kaynak : cihan

Karbondioksitten 7 bin kat tehlikeli bir sera gazı keşfedildi

Atmosferde küresel ısınmanın en büyük etkenlerinden biri olan karbondioksitten 7 bin kat daha etkin bir gaz tespit edildi. T24’ün haberine göre Perfluorotributylamine (PFTBA) adı verilen gaz, atmosferde en az 100 yıldır bulunuyor.
PFTBA, 20’nci yüzyılın ortalarından bu yana elektrik sanayisinde ağırlıklı olarak kullanıldığı ifade edildi. Araştırmacılar, gazın, küresel ısınma hakkında bilinen tüm rekorları kırdığını belirtti.
Geophysical Research Letters dergisinde yayımlanan araştırma makalesinde, “PFTBA’nın moleküllerinin yayılma hızı bakımından en etkin gaz olduğu ve 100 yıllık süre içinde atmosferdeki sıcaklığı artırma etkisinin CO2’den 7 bin 100 katına ulaştığı” ifade edildi.

‘DOĞAL EMİCİSİ BİLİNMİYOR’

Yeni keşfedilen gazın yoğunluğunun çok az olması, atmosfere olumsuz etkilerini de kısıtlıyor. Araştırmacılar, Toronto bölgesindeki (karbondioksit) CO2 oranının milyonda 400 parça olduğunu, PFTBA için bu oranın 0.18 olduğunu belirledi.
Guardian ’a açıklama yapan NASA Goddard Uzay Çalışmaları Enstitüsü’nden iklim bilimci Dr. Drew Shindell, “Eğer bu gazdan çok fazla olsaydı, iklim değişikliğinde çok büyük sorunlar yaşanabilirdi. Şu an endişelenecek bir durum yok ancak kürese ısınmayı etkilememesi için artmamasına dikkat etmeliyiz” dedi. Araştırmacılara göre küresel ısınmanın en büyük sorumlusu insan kaynaklı CO2 yayılımı. CO2 okyanus ve ormanlar tarafından emilirken PFTBA için bilinen doğal bir emici yok.

küresel

 

Kaynak : radikal

Güneş enerjisi ile çalışan cep telefonu şarj istasyonları Bursa’da

Yalıtım sektörünün lideri Filli Boya Yalıtım – Capatect, yenilenebilir enerji kaynaklarına ne kadar kolay ulaşılabileceğine dikkat çekmek amacıyla geliştirdiği, güneş enerjisiyle çalışan cep telefonu şarj istasyonlarını Bursalıların hizmetine sunuyor.
Güneş Enerjisi ile Çalışan Cep Telefonu Şarj İstasyonları, Bursa’da ilk olarak Agora Pazar alanına ve Merinos Enerji Müzesine kurulacak.

Agora Pazar alanında 19 Kasım Salı günü saat 14:00’de gerçekleştirilecek olan açılışa Nilüfer Belediye Başkanı Mustafa Bozbey ve Filli Boya Pazar Geliştirme Müdürü Seyhun Ayhan katılacak.
Merinos Enerji Müzesindeki istasyonun açılışı ise 21 Kasım Perşembe günü saat 14:00’da Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Recep Altepe’nin katılımıyla gerçekleşiyor olacak.

Güneş enerjisi ile çalışan şarj istasyonları sayesinde Bursalılar, aynı anda birden fazla telefonu ve USB bağlantılı elektrikli eşyaları şarj etme imkanı bulacak. İstasyonlar, güneşli zamanlarda üzerindeki bataryaya biriktirdiği elektrik enerjisi ile gece ve güneşsiz günlerde de hizmete devam edecek. Ayrıca, deprem gibi doğal afetlerdeki genel elektrik kesintilerinde de, hizmet vererek cep telefonlarının işlemesine imkan tanıyacak.
Cep telefonu ve USB ile şarj olan tüm elektronik aletleri güneş enerjisi ile ücretsiz şarj etmeye imkan sağlayan “Solar Şarj İstasyonları” ile Capatect, güneş enerjisini günlük hayatımıza ne kadar kolay adapte edilebileceğimize dikkat çekiyor.
Sürdürülebilirlik yolculuğuna 2013’te hız veren ve yalıtım sektörünün en çevreci markası olan Capatect, geçmişten aldığımız temiz ve sağlıklı çevre mirasını gelecek nesillere de gerektiği gibi aktarabilmek için gerçekleştirdiği çalışmalarla enerji tasarrufuna, dolayısıyla çevre kirliliğinin azaltılmasına katkı sağlıyor.

ŞARJ