Doğalgaz’da Dışa Bağımlı Türkiye’nin Geleceği Biyoenerjide !

Doğalgaz’da Dışa Bağımlı Türkiye’nin Geleceği Biyoenerjide ! Rusya ile yaşanan politik kriz, gözleri yeniden enerjide dışa bağımlılığa çevirdi. Özellikle doğalgazının yarıdan fazlasını Rusya’dan alan Türkiye, ithal ettiği gazın yine yarıya yakınını elektrik üretiminde kullanıyor. Dolayısıyla Rusya, Türk sanayisinin enerji ihtiyacını karşılamada önemli bir rol oynuyor.

Geri Dönüşüm, Atık Yönetimi ve Çevre Teknolojileri fuarı REW İstanbul’un düzenleyicisi İFO Fuarcılık, geçen yıl özel gündem olarak yer verdiği biyoenerjinin, Türkiye için dışa bağımlılıkta alternatif bir çıkış noktası olabileceğini açıkladı. “Önümüzde elektrik üretimi için çöp ithal eden İsveç örneği var” diyen İFO Fuarcılık Genel Müdürü Zekeriya Aytemur, Türkiye’de elektrik enerjisine ve ısı kaynağına dönüşmeyi bekleyen milyonlarca ton biyolojik atığın bulunduğunu söyledi. Aytemur, “Bugün Almanya’daki biyogaz tesislerinin sayısı 9 bine yaklaşmış durumda. Türkiye’de ise biyolojik atıkları enerjiye dönüştürmek üzere kurulan tesislerde yılda 81 MW elektrik enerjisi üretiliyor. T.C. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı verilerine göre Türkiye, biyogaz potansiyelinin tam kullanılabildiği durumda toplam elektrik ihtiyacının %6 – %12 kadar kısmının bu kaynaktan karşılanabileceği hesaplanıyor. Çöpten üretilen 1 m3 biyogaz ise, dışarıdan ithal ettiğimiz 1 m3 doğalgazın yarısına eşdeğer. Dolayısıyla, ülkemizde hayvan gübresi, tarımsal atıklar, gıda sanayiinin atıkları ve belediye atıklarından elde edilecek biyogaz, Rusya’dan ısınma ve enerji ihtiyacını karşılamak üzere yapılan doğalgaz ithalatını azaltabilir.” dedi.

Doğalgaz, nükleer enerji ve HES projelerinin gölgesinde kalan biyoenerji konusu, Rusya ile yaşanan krizde yeniden gündeme geldi. Özellikle Avrupa Birliği ülkelerine kıyasla Türkiye’de oldukça yeni olan biyoenerji ve biyogaz, elektrik üretimi ve ısınmada doğalgaza önemli bir alternatif olarak duruyor. Örneğin, Arbiogaz A.Ş., Sütaş’ın Aksaray’daki entegre süt ve yem üretim tesislerinde kurduğu biyogaz tesisinde, ortaya çıkan hayvansal atıkları enerjiye dönüştürüyor. Yine Türk çimento sektörü, daha önce kömür enerjisinden yararlandığı üretim tesislerinde artık atıktan elde edilen yakıtları kullanıyor.

Biyoenerji ve yeşil enerji teknolojileri REW İstanbul’da sergilenecek!

28-30 Nisan tarihlerinde Tüyap Beylikdüzü’nde 12.’si düzenlenecek olan Türkiye’nin ilk geri dönüşüm, atık yönetimi ve çevre teknolojileri fuarı REW İstanbul, enerjide dışa bağımlılığı azaltacak biyoenerji teknolojilerine de ev sahipliği yapacak. Özellikle, üretimlerinden ötürü yoğun enerji tüketen sanayi tesisleri, maliyetlerini ciddi oranda azaltacak yeşil enerji alternatiflerini REW İstanbul 2016’da bulabilecek.

Detaylı Bilgi İçin: www.rewistanbul.com

Doğalgaz'da Dışa Bağımlı Türkiye’nin Geleceği Biyo Enerjide

Ülkemizde Enerji Trendi Kömüre Dönüyor

Ülkemizde Enerji Trendi Kömüre Dönüyor. Petrol ve doğalgazda dışa bağımlı olan Türkiye, enerji faturasını düşürmek için ibreyi kömüre çevirdi. Elektrik ihtiyacının yüzde 29’u kömürden karşılanırken, bu rakamın yüzde 42’ye çıkarılması planlanıyor.

Son dönemlerde maden kazaları ile gündeme gelen kömür, Türkiye’nin en önemli enerji kaynağı olarak gösteriliyor. Enerji yönetimi elektrik üretiminde kömürün payını artırmak istiyor. 2015-2019 Stratejik Planı’na göre, rödovans sistemi devam edecek. Yani çalıştırılması ekonomik görünmeyen ve yatırım yapılması düşünülmeyen sahalardaki rezervler özel sektöre belli bir ücret karşılığında kiralanacak. Hedef, kömürle 2019’da 60 milyar kilovatsaat elektrik üretmek. Strateji Belgesi’nde bu amaca ulaşmak için açılacak büyük sahalara ilişkin bilgilere de yer verildi. Buna göre Afyonkarahisar-Dinar ve Eskişehir-Alpu’daki rezervlerin bulunduğu sahalar gerekli etütlerin tamamlanmasının ardından 2019’da yatırımcılara açılabilecek. Aynı şekilde Karapınar-Ayrancı ve Tekirdağ-Çerkezköy ile İstanbul- Çatalca’daki kömür sahalarının da 2019 yılı sonuna kadar yatırımcılara açılması hedefleniyor.

enerji

Enterkonneksiyon kapasitesi 2 katına çıkarılacak

Stratejik plan kapsamında tüm madencilik işlemlerinin e-Devlet projesi kapsamında elektronik ortamda yürütülmesi sağlanacak. Bu konu, yerli kömür kaynaklarının değerlendirilmesi hedefine ulaşılması açısından da önem taşıyor. Uluslararası enterkonneksiyon kapasitesinin 2019 sonuna kadar 2 katına çıkarılması planlanıyor. Türkiye’nin halen Yunanistan, Bulgaristan, Gürcistan, İran, Irak ve Suriye ile elektrik bağlantısı var. En çok ticaret Avrupa komşularıyla yapılıyor ancak, kullanılan kapasite düşük, ticaret imkanları sınırlı.

Yerli enerji üretim faaliyetleri artırılacak

Doğalgazın ithal edilen bir kaynak olması nedeniyle dış ticaret açığındaki payının yüksek olmasının yanı sıra tedarik riskinin de bulunmasından dolayı, doğalgazın elektrik enerjisi üretimindeki payının dönem sonuna kadar yüzde 38 seviyelerine indirilmesi hedefleniyor. Yenilenebilir enerji kaynaklarının birincil enerji ve elektrik enerjisi arzı içindeki payının arttırılması sağlanacak. Yurtiçi ve yurtdışı ham petrol üretiminin tüketimi karşılama oranının yüzde 13.6’ya çıkarılması planlanıyor. Ayrıca 2019 yılı sonuna kadar yerli petrol, doğalgaz arama ve üretim faaliyetlerinin arttırılması öngörülüyor. Elektrik ihtiyacının yüzde 29’u kömürden kaşılanırken, bu rakamın yüzde 42’ye çıkarılması planlanıyor.

12 bin 395 megavat gücünde 26 kömür santrali bulunuyor

Türkiye’de kömüre dayalı 26 santral bulunuyor ve bu santrallerin toplam kurulu gücü 12 bin 395 megavat. 2 yıl önce Konya Şeker’e devri gerçekleşen Kangal Termik Santralı, bu gücün yüzde 3.7’sini oluşturuyor. Kangal Termik Santrali’nde yılda yaklaşık 5.5-6 milyon ton linyit kullanılacağı düşünüldüğünde Türkiye linyit üretiminin yaklaşık yüzde 8’ini gerçekleştirileceği öngörülüyor. 600 megavat gücündeki Seyitömer Termik Santrali’nin ihalesini 2 milyar 248 milyon dolarla Çelikler İnşaat kazanmıştı. 2012 yılında EÜAŞ üretiminin yüzde 3,6’sını, toplam Türkiye üretiminin ise yüzde 1.4’ünü tek başına karşılayan santralın 170 milyon ton kömür rezervi bulunuyor.

Kaynak çeşitlendirilemiyor

Türkiye’nin enerjide en büyük sorununun kaynaklarını çeşitlendirememesi olarak gösteriliyor. Bu sorun hem ısınma ve yakıtta Türkiye’nin birincil kaynağı olan doğalgazın satın alındığı ülkelerin çeşitlendirilmesinde kendini gösteriyor, hem de ülke içinde alternatif enerji kaynaklarının geliştirilememesinde. Enerji Bakanlığı tarafından hazırlanan Strateji Belgesi’nde Türkiye’nin enerji tüketimine ilişkin bu sorun net olarak ortaya kondu. 2015-2019 Stratejik Planı’na göre Türkiye, enerji ihtiyacının yüzde 43.8’ini doğalgazdan karşılıyor. Kömür ise toplam tüketimin yüzde 25.7’sini karşılayabiliyor. Kalan ihtiyaç ise hidroelektrik santrallerin yanı sıra maliyetleri diğer kaynaklara göre çok daha yüksek olan yenilenebilir enerji kaynakları ve fuel oil ile karşılanıyor.

Dünyada kömürün hakimiyeti 15 yıl sonra bitecek!

Türkiye’de elektrik üretiminde kömürün payı artıyor ancak dünyada tersi bir trend izleniyor. Ülkelerin iklim değişimi anlaşmasında imza koydukları şartlara uymaları halinde, rüzgar, güneş ve diğer tür yenilenebilir enerji kaynaklarının önümüzdeki 15 yıllık sürede, şu ün elektrik üretiminin bir numaralı kaynağı olan kömürün yerini alarak dünyanın en büyük elektrik kaynağı haline gelmesi bekleniyor. Uluslararası Enerji Ajansı’nın yaptığı hesaplamalara göre, bugün dünyada elekrtik üretiminde kullanımı beşte bir düzeyinde olan yenilenebilir enerji kaynakları 2030 yılına kadar üçte bir seviyesine ulaşabilir. Bu da toplam içinde kömür, doğalgaz ve nükleer tesisleri geride bırakacak bir seviyeyi ifade ediyor.

kömür

 

Kaynak : Dünya

Enerji Devi Türkiye’ye Geliyor, Trakya Enerji Üssü Oluyor

Enerji Devi Türkiye’ye Geliyor, Trakya Enerji Üssü Oluyor. Dünyanın önde gelen enerji şirketlerinden Malezyalı Petronas, Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO) ile kritik bir işbirliği yapacak.Enerji yönetiminden edinilen bilgilere göre 2015 yılı içerisinde Petronas, Akdeniz’de petrol, Trakya’da ise doğalgaz arama faaliyetine başlayacak.

Malezyalı Petronas’ın Türkiye’ye hem bölgedeki fonksiyonu hem de enerji kaynakları açısından önem verdiğine dikkat çeken TPAO kaynakları “Türkiye’nin hem denizlerinde hem de karalarında petrol ve gaz arama faaliyetlerimiz aralıksız sürüyor. Bu kapsamda kritik bir görüşme daha gerçekleştirdik. Önümüzdeki yıl Petronas firması petrol, doğalgaz ve kaya gazı arama faaliyeti için gelecek” dedi.

Afrika ve Orta Doğu başta olmak üzere çok sayıda ülkede petrol ve doğalgaz arama faaliyeti yatırımı gerçekleştiren Türkiye, kendi topraklarında da arama faaliyetleri gerçekleştirecek. Dünyanın önde gelen enerji şirketlerinden Shell’in arama gemisi yine önümüzdeki yıl Şile’nin 100 kilometre açıklarında petrol ve gaz arayacak.

Trakya doğalgaz merkezi Türkiye’nin Rusya ile doğalgazda indirim pazarlığı devam ederken Ceyhan’ın ardından Trakya da enerji merkezi oluyor. Rusya’dan gelecek gaz Trakya’dan girecek. Böylece Trakya bir doğalgaz merkezi olacak. Burada LNG tesislerinin de kurulabileceği, geniş bir alan oluşturulacak. Trakya’nın İran, Irak, Rusya, Azerbaycan gibi çok sayıda ülkenin yeni yatırımları için büyük önem taşıdığı belirtiliyor. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı verilerine göre Türkiye’nin en fazla doğalgaz rezervi ve üretimi Tekirdağ ve Düzce’de yapılıyor. Güneydoğu Anadolu Bölgesi ise kaya gazı potansiyeli ile dikkat çekiyor.

Enerji Devi Türkiye'ye Geliyor, Trakya Enerji Üssü Oluyor

 

Kaynak : Miiliyet

“İGDAŞ” Özelleştiriliyor Kazanana 10 Yıl Kazanç Garantisi

“İGDAŞ” Özelleştiriliyor Kazanana 10 Yıl Kazanç Garantisi. Türkiye’nin en büyük doğalgaz şirketinin ihalesi için yatırımcıya altın fırsat. Yıllık 5 milyar metreküplük satışı ve 5.1 milyon abonesiyle Türkiye’nin en büyük doğalgaz dağıtım şirketi İstanbul Gaz Dağıtım AŞ’yi (İGDAŞ), özelleştirmek amacıyla çıkılacak ihale sonunda devralacak yatırımcılara, 10 yıl kazanç garantisi verilecek. İGDAŞ’ta özelleştirme sonrasında 10 yıl süreyle metreküp başına 6.24 sent birim hizmet ve amortisman bedeli (BHAB), 1.48 sent de taşıma bedeli uygulanacak. Doğalgaz Piyasası Kanunu’nda değişiklik yapılmasına ilişkin kanun tasarısı TBMM’ye sunuldu. Tasarıda, İGDAŞ özelleştirilmesine ilişkin de hükümlere yer verildi.

EN BÜYÜK DAĞITIM ŞİRKETİ

Başkent Doğalgaz’da olduğu gibi İGDAŞ’ın özelleştirilmesini kolaylaştırmak amacıyla 10 yıllık kazanç garantisi verildi. Buna göre, İGDAŞ’ın hisse satış sözleşmesinin imzalanmasından itibaren 10 yıl boyunca birim hizmet ve amortisman bedeli (BHAB) metreküp başına 6.24 sent, taşıma bedeli 1.48 sent olacak. İGDAŞ halen faturalarda metreküp başına 12 kuruş BHAB, 2.5 kuruş da taşıma bedeli alıyor. Eğer özelleştirme sonrası yasayla tanınan yetki tam olarak kullanılırsa bugünkü kurla BHAB 13.3 kuruş, taşıma bedeli ise 3.15 kuruşa çıkacak.

İGDAŞ’ın özelleştirme işlemleri, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı (ÖİB) tarafından yapılacak. Özelleştirme gelirlerinden öncelikle Hazine’nin bu şirket için daha önce garantör olduğu kredilerden kaynaklı borçlar ödenecek, kalan tutar İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne aktarılacak. İGDAŞ, 2013 yılı itibarıyla 5 milyar metreküplük satış ve 5.1 milyon aboneyle Türkiye’nin en büyük doğalgaz dağıtım şirketi konumunda bulunuyor.

BOTAŞ 3 AYRI ŞİRKETE BÖLÜNECEK

Tasarı uyarınca, Türkiye’deki üretim şirketleri hariç hiçbir tüzel kişinin, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu’nun (EPDK) her yıl için belirlediği tüketim tahmininin yüzde 20’sinden fazla doğalgaz satamayacağına ilişkin hüküm, özel şirketlerle sınırlandırılacak. BOTAŞ iletim faaliyeti, sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) tesislerinin işletilmesi ve depolama ile diğer faaliyetleri gerçekleştirmek üzere üç ayrı şirkete bölünecek. İletim, LNG tesislerinin işletilmesi ile depolama dışındaki faaliyetleri gerçekleştirecek şirket BOTAŞ’ı temsil edecek ve BOTAŞ adıyla anılacak.

LNG BAŞKENT GAZ’DA HİZMET BEDELİ 5.5 SENT

Hizmet ve amortisman bedeliyle İGDAŞ özelleştirmede cazip hale getirilmeye çalışılırken, Başkent Doğalgaz’da birim hizmet bedeli 5.55 sent, amortisman bedeli ise 0.77 sent olarak belirlenmişti.

İGDAŞ Özelleştiriliyor Kazanana 10 Yıl Kazanç Garantisi

 

Kaynak : haberturk

Türkiye Enerji’de Aktör Olabilir Mi ?

Türkiye Enerji’de Aktör Olabilir Mi ? ‘Karadeniz’de boşuna petrol aramayın’ Londra merkezli Global Resources Corporation Başkanı Mehmet Öğütçü, “Türkiye, Çin’in yaptığı gibi, Kore’nin yaptığı gibi çevre ülkelerde yatırım yapmalı. Doğu Karadeniz’de 3 milyar dolar harcayıp petrol aramanın anlamı yok. Çünkü bugün Irak’ta Kürt Bölgesi’nde bir varil petrolü 2,5 dolara çıkartıyorsunuz” dedi.

Öğütçü, dünya ve Türkiye’de enerji sektörünün gelişimini değerlendirdi.

Dünyada enerji alanındaki oyunun kurallarının da, oyuncuların da değiştiğini aktaran Öğütçü, şunları söyledi:

“Talep bölgeleri değişti, eskiden talebin çoğunluğu OECD ülkelerinde olurdu. Bugün artık Çin ve Hindistan’ın başını çektiği Doğu Asya’dan geliyor. Dünya enerji kaynaklarının 3’te 2’sinin bulunduğu Körfez Bölgesi bile talepte muazzam bir konuma erişmiş vaziyette.

Arz bölgeleri de değişti. Eskiden Körfez Bölgesi derdik, Sovyet coğrafyası derdik, biterdi? Bugün artık petrolde, doğalgazda Mozambik’ten tutun Angola’ya, Türkmenistan’a kadar değişik bölgelere yayılmış durumda. Amerika bugün dünyanın hem petrolde hem doğalgazda üretimdeki lideri olma yolunda. 2017’den itibaren dünya petrolünün en büyük bölümü Amerika’dan çıkacak.”

Amerika’da kaya gazı (shale gas) çıkarma maliyetinin çok düşük olduğuna dikkati çeken Öğütçü, “Kaya gazı yaklaşık 3,5-4 dolara çıkıyor. Biz Türkiye’de buna 12 dolar ödüyoruz. Avrupa 14-15 dolar ödüyor. Japonya 18 dolar ödüyor. Fiyat farklılıkları da oluşmuş vaziyette. Bu da rekabeti etkiliyor. Yani Amerikalı sanayici bugün enerjiyi çok daha ucuza elde edebiliyor. Ürettiği malı dünya piyasalarında daha rahat satabiliyor” diye konuştu.

“Ukrayna sonrası sürecin değerlendirilmesi lazım”

Türkiye’nin doğalgazda yüzde 98, petrolde yüzde 93 oranında dışa bağımlı bir ülke olmasına karşın, konumu gereği enerji kaynakları ve enerji alıcıları arasında ticaret yapabileceğini anlatan Öğütçü, Türkiye’nin avantajlarını iyi kullanması halinde enerjiyi iç pazarda daha ucuza tüketebileceğini söyledi.

Türkiye’nin çevresinin enerji zengini ülkelerle dolu olduğunu belirten Öğütçü, “Irak, İran, Rusya, Azerbaycan, Doğu Akdeniz? Buralarda muazzam kaynaklar var. Türkiye’nin akıllı bir yaklaşımla hem yatırımcı olarak buralarda hem ticaretin koşullarını bilen, siyasi olarak elindeki ‘manivela’ gücünü kullanabilen bir ülke olarak akıllı bir stratejiyle maliyetleri azaltabilir” ifadelerini kullandı.

Türkiye’de enerji tüketiminde maliyeti artırıcı unsurlardan önemli bir tanesinin de vergiler olduğuna dikkati çeken Öğütçü, şöyle devam etti:

“Vergiler çok ağırdır. Rekabet gücünü çok olumsuz etkileyen vergilerdir. Özellikle şimdi Kırım’da, Ukrayna’da yaşanan krizden sonra Avrupa Birliği’nin enerjiye bakışı değişecek. Yeni kaynak ülkelerin, talep ülkelerinin ortaya çıkmasıyla enerjinin akış yönü değişecek. Türkiye tam bu noktada aslında ideal bir konumda bulunuyor. Ukrayna sonrası süreci mevcut hükümetin ve önde gelen Türk şirketlerinin değerlendirmesi lazım.”

Türkiye’de enerji şirketleri arasındaki yönetişimin zayıflığından yakınan Öğütçü, “Tüm Türk enerji şirketlerini toplayın, toplam varlık değerine bakıyorsunuz, Malezya’daki bir tek petrol firmasının değerine ulaşamıyoruz. Böylesine bir ülke? Enerji bağımlılığı, 60 milyar dolara varan enerji ithalatı, güneşten tutun petrole doğalgaza, elektriğe yatırımlar?. Ve bir Malezya şirketi edecek varlığımız yok” örneğini verdi.

“Türkiye’deki tüm özel sektör enerji şirketlerini toplasanız bir Petronas etmiyor”

Dünyada 2035 yılına kadar 37 trilyon dolar enerji yatırımı gerektiğini, Türkiye içinse önümüzdeki 10 yıl için 150 milyar dolar gerektiğini anlatan Öğütçü, “Bu parayı nereden bulacaksınız? Türkiye’nin devlet kaynakları bu parayı bulması mümkün değil. Özel sektörü zaten söyledim. Türkiye’deki tüm özel sektör enerji şirketlerini toplasanız bir Petronas etmiyor? Nereden bulacaksınız bu parayı? Bu konuda Türkiye’nin strateji geliştirmesi gerekiyor” dedi.

Türkiye’nin petrole en fazla para ödeyen OECD ülkesi olduğunu hatırlatan Öğütçü, enerji yatırımlarında stratejik avantajlara dikkati çekerek şunları kaydetti:

“Oysa biz bunu Irak’tan, İran’dan son derece ehven fiyatlara alabiliyoruz. Bir; o vergi konusuna iyi bakmak lazım. Azaltmak lazım. İki; şu andaki piyasa hem doğalgazda hem petrolde muazzam bir bolluk yaşanacağını gösteriyor. Böyle bir ortamda Türkiye çok daha rahat kontak müzakereleri yapabilir. Daha ucuza temin edebilir. Türkiye, Çin’in yaptığı gibi, Kore’nin yaptığı gibi çevre ülkelerde yatırım yapmalı. Doğu Karadeniz’de 3 milyar dolar harcayıp petrol aramanın anlamı yok. Çünkü bugün Irak’ta Kürt Bölgesi’nde bir varil petrolü 2,5 dolara çıkartıyorsunuz. Libya’da, Suudi Arabistan’da, Kazakistan’da 3 aşağı 5 yukarı aynı oranlara çıkarabiliyorsunuz. Onun için Türkiye’nin bu finansal yatırım çerçevesini iyi çizip, kendi ihtiyaçları doğrultusunda ilerlemesi lazım.”

“Çimentoydu, demir-çelikti, alüminyumdu? Girmeyin böyle şeylere”

Türkiye’nin enerji yoğun endüstrilerden süratle geri çekilmesi gerektiğini savunan Öğütçü, “Batının yaptığı gibi enerji yoğun endüstrilerden çıkacaksınız? Daha ‘smart’ dediğimiz, az enerji kullanan, katma değeri yüksek olan sektörlere kayacaksınız. Yok çimentoydu, demir- çelikti, alüminyumdu? Girmeyin böyle şeylere. Çünkü bunlar muazzam enerji tüketiyor. Enerji zengini ülkeler bile girmek istemiyorlar. Dolayısıyla yeniden yapılanma sürecinde her bir konu başlığının tek tek göz önünde bulundurulması lazım. Elbette yenilenebilir enerji çok önemli ama abartmamak lazım. Bugün yenilenebilir enerjinin hidroelektriği devre dışı bırakırsanız eğer Türkiye’nin enerji karışımındaki payı son derece küçük” ifadelerini kullandı.

“Türkiye gibi bir ülkenin enerji bileşiminde en az yüzde 10’luk bir nükleer payı olmak zorunda”

Kendisinin daha önce Uluslararası Enerji Ajansı’nda (IEA) 2050’ye ilişkin futurist projeksiyonlar hazırladığını, bu tarz çalışmaların genellikle kağıt üzeinde kaldığını aktaran Öğütçü, “Kağıt üstünde kalıyor çünkü öyle gelişmeler oluyor ki bir anda oyun yeniden değişiyor. Bunlardan bir tanesi shale gas? Kim bilirdi 10 yıl önce Amerika’da böyle bir şeyin çıkacağını. Şimdi Avustralya çıktı ortaya? Kimse Avustralya’yı hesaba katmazdı. Katar’dan bile önemli şu anda sıvılaştırılmış doğalgazında (LNG)? Daha Türkmenistan, İran çıkmadı ortaya. Dolayısıyla uzun vadeli planlamalar önemli” ifadelerini kullandı.

Türkiye’nin nükleer enerji konusundaki tutumunu “akıllıca” bulduğunu dile getiren Öğütçü, “Yani istediğiniz kadar nükleer yandaşı ya da karşıtı olun biraz objektif baktığınızda, Türkiye gibi enerji kaynağı olmayan bir ülkenin enerji bileşiminde en az yüzde 10’luk bir nükleer payı olmak zorunda” dedi.

deniz petrol

 

Kaynak : http://www.hurriyet.com.tr/

Alternatif enerji, petrol ve doğalgaza rakip olabilecek mi ?

Alternatif enerji, petrol ve doğalgaza rakip olabilecek mi ? Gelişmekte olan ülkeler, yeşil enerjiye gelişmiş ülkelere oranla daha fazla yatırım yapmaya hazır. Ernst&Young ajansının araştırmasına göre Avrupa Birliği, Avustralya ve ABD’de yenilenebilir enerji sektörüne sağlanan devlet desteği önemli ölçüde azaldı. Diğer taraftan Brezilya, Çin, Güney Afrika, Türkiye, Tayland ve Şili, “yeşil” enerji olan yatırımları giderek artıyor.

ABD, alternatif enerji kaynaklarının geliştirilmesi konusunda uzun süre dünyada lider konumundaydı. Ancak halihazırda yatırımcılar, rüzgar jeneratörler veya fotosentezden elektrik üretimi gibi deneylere değil, kaya petrol ve doğalgaz yataklarına yatırım yapmayı tercih ediyor. Avustralya hükümeti, yakın geçmişte yürürlüğe konulan karbon vergisini iptal etmeyi planlıyor. Sanayicilerin baskısı etkisini gösteriyor.

Avrupa Birliği’nde ekonomik kriz şartlarında halk, mevcut enerji politikasından memnun olmadığını giderek daha aktif şekilde dile getiriyor. Avrupalılar, petrol ve doğalgaz ithalatına bağlı olmayı tercih ediyor, yeter ki ucuz ısı ve aralıksız elektrik olsun. Bunun sonucunda Avrupa, yenilenebilir enerji üreticilerine mali destek koşullarını gözden geçirmek zorunda kaldı. Yatırımcılar ise bu tür üreticilere karşı ilgisini kaybetti.

Sorun, yaklaşımdadır. Yenilenebilir enerjiye boşuna “alternatif” demiyorlar. Bu, çevreye etkisinin azalması, ekonomi için ilave bir kaynaktır. Bir yerde yıl boyunca güneş pırıl pırıl parlıyorsa bunu, ancak temel değil ek bir enerji kaynağı olarak kullanmamak günah olduğunu ifade eden Rusya Ulusal Enerji Enstitüsü Müdürü Sergey Pravosudov, en azından teknolojinin mevcut gelişme aşamasında böyle kullanılması gerektiğini belirtti:

“Geleneksel enerji kaynaklarını yenebilecek bir alternatif kaynak yok. Çok güneşli olan ülkelerde güneş enerjisinden yararlanmak az çok elverişli. Deniz kıyılarında sürekli rüzgârın estiği bölgeler var. Buralarda rüzgar enerjisi iyi gelir. Ancak bunlar, maliyeti açısından geleneksel enerjinin gerisinde kalıyor.”

Ancak güneş pillerinin (solar panellerin) rekabet gücünün zayıf olması, bu yönde çalışmalardan vazgeçilmesi için bir neden değil. Gelişmekte olan ülkeler, böyle düşünüyor. Şili’de devletin mali desteği olmadan dünyanın en büyük güneş enerjisi santrali inşa ediliyor. Çin, güneş enerjisi üretiminin 2015 yılına kadar 35 GW’ye çıkarılması planı çerçevesinde ilgili vergi kolaylıkları yürürlüğe koyuyor. Brezilya’da da yenilenebilir enerji kaynaklarından yararlanmayı öngören büyük projeler uygulanmaya başladı.

Rusya, ucuz doğalgaz ve petrol kaynaklarına sahip olmasına rağmen, alternatif enerjiye büyük önem veriyor. Kentlerde güneş piliyle çalışan trafik ışıkları giderek çoğalıyor. Açık alanlarda rüzgar jeneratörleri kuruluyor. Beyaz Deniz kıyısında yüksek güçlü bir rüzgar parkı inşa ediliyor.

Bir zamanlar insanlar toprağı atlarla sürer, buğdayı su ve yel değirmenlerinde öğütürdü. Teknik gelişme, makineleri ve daha güvenilir enerji kaynaklarını sundu. Ancak bir asırdan daha az bir zaman geçtikten sonra insan yine doğaya başvuruyor. Güneş, rüzgar ve su enerjisini insana vermeye hazır.

G

 

Kaynak : turkish.ruvr.ru

Ham petrol aldığımız ülke sayısı 13. Doğal gazı ise 5 ülkeden alıyoruz

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, Türkiye’nin ham petrol aldığı ülke sayısını 11’den 13’e çıktığını, doğal gaz alınan ülke sayısını da 5’ten 6-7’ye çıkarmak için çalıştıklarını belirtti.

Yıldız, TRT Haber canlı yayınında gündeme ilişkin soruları yanıtladı.
Kuzey Irak ve Irak’la enerji ilişkilerine dönük değerlendirmelerde bulunan Yıldız, Bağdat ve Erbil’de yaptıkları görüşmelerde Türkiye, Kuzey Irak ve Merkezi Hükümetin olduğu bir üçlü mekanizma konusunda anlaştıklarını ifade etti. Yıldız, “Ancak onlar ‘kendi aramızda hallederiz’ dediler. Bizim için önemli değil, ‘siz kendi aranızda halledin’ dedik. Top şimdi onlarda. Biz Irak’a şunu öneriyoruz: Yokluğu değil, varlığı paylaşın. Olmayan bir şeyi paylaşamazsınız. Bunun için gerginlik oluşturmaya gerek yok” değerlendirmesinde bulundu.

Enerjide kaynak ülke çeşitliliğini artırmaya çalıştıklarını ifade eden Yıldız, şunları kaydetti:

“Ham petrol aldığımız ülke sayısını 11’den 13’e çıkardık. Doğal gazı 5 ülkeden alıyoruz, bunu da 6-7’ye çıkarmak için çalışıyoruz. Biz, ülke, enerji ve güzergah çeşitliliğini artırmaya çalışıyoruz. Şu anda enerji arzımız talepten daha fazla hale geldi. Bu soğuk hava koşullarında bizim doğal gaz arzıyla ilgili bir problemimiz bulunmuyor. Ancak günlük bazı olaylar olabiliyor. Örneğin Nijerya’dan +25 derecede çıkan bir tanker 2 gün boyunca Marmara Ereğlisi’ne yanaşamadı. Bu durumda yurt içi sevkıyatta bir problem olması gerekiyordu. Ancak başka yerlerden bunu telafi ettik. Mesela dün akşam Denizli’deki ana doğal gaz boru hatlarından birini bir müteahhit, kepçeyle çalışma yaparken patlattı. Geceleyin Denizli’nin üçte birine doğal gaz verilemez oldu. Bu öngörülen bir şey değildi. Hemen tamiratı başladı ama müteahhitlerimizin de dikkatli olması gerekiyor. Mesela Şanlıurfa’da elektrik kesiliyor diye bazı arkadaşlar trafoyu basıyorlar, yakıyorlar, yıkıyorlar. Vatandaşa elektrik gelsin diye yaptıkları bu işlem doğru değil.”

PETROL

 

Kaynak : ekonomi.haber7