D.Ü Akademisyenleri Bor Madeninden Pas Önleyici Çözelti Geliştirdi, Uluslararası Buluş Fuarı’nda Gümüş Madalyaya Hak Kazandı

D.Ü Akademisyenleri Bor madeninden Pas Önleyici Çözelti Geliştirdi, Uluslararası Buluş Fuarı’nda Gümüş Madalyaya Hak Kazandı. Düzce Üniversitesi Bilimsel ve Teknolojik Araştırmalar Uygulama ve Araştırma Merkezinde (DÜBİT) çalışma yürüten akademisyenlerce bor madeninden geliştirilen ve patenti alınıp üretim aşamasına geçilen çözelti, Uluslararası Buluş Fuarı’nda gümüş madalyaya layık görüldü.

Rezervinin büyük bir bölümü Türkiye’de olan bor madeni üzerinde uzun araştırmalar yapan DÜBİT akademisyenleri, yaptıkları deneylerle “yerli kimyasal ürün” elde etmeye çalıştı.

Yapılan birçok deneyin ardından bor madenindeki bazı moleküllerin paslanmayı engellediği ve pas yapan metalin pasını çözdüğü tespit edildi.

TÜBİTAK desteğiyle 2 yıl boyunca çalışan akademisyenler, elde etikleri kimyasal çözeltinin patentini alarak üretim aşamasına geçti. Proje yürütücüsü Düzce Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Kimya Bölümü Başkanı ve DÜBİT Müdürü Prof. Dr. Halil İbrahim Uğraş, AA muhabirine yaptığı açıklamada, projeye 4 yıl önce, bor madeninin daha çok değerlendirilmesi gerektiğini düşünerek yola çıktığını söyledi.

Bor madeninin bazı bileşenleri hakkında çalışmalar yürüttüğünü dile getiren Uğraş, “Madendeki bazı bileşenleri uygulamalı denemek istedik. Bu denemeler sırasında borun gösterdiği bazı davranışları fark ederek pas önleyici özelliğe sahip olabileceğini düşündük. Bu test etmeyi yaparken TÜBİTAK‘a destek için başvuru yaptık. TÜBİTAK bunu desteklenmeye değer buldu ve bize 2 yıl için maddi destek verdi. 2014’te proje kabul edildi, 2015’te de projemizi başlatıp gün itibarıyla da bitiş sürecine getirdik.” dedi.

“Bunu da literatüre, dünyaya biz katmış olduk”

“Ekibimizle 49 adet borlu birleşik sentezi gerçekleştirdik. Bunu da literatüre, dünyaya biz katmış olduk. Bunların uygulama çalışmalarına baktığımızda pas önleyici özelliklerinin çok yüksek değerde çıktığını gördük.” diyen Uğraş, metallerin kullanıldığı her yerde paslanmanın beklenen fakat istenmeyen bir özellik olduğunu aktardı.

Pasın cihazların ve kullanılan eşyaların ömrünü kısaltan önemli bir problem olduğunu vurgulayan Uğraş, “Bor madeni üzerinde yaptığımız incelemelerde, bizim moleküllerimiz ile yüzde 90’ların üzerinde bir oranla 20-30 yıla kadar pas önleyici koruma özelliğini gösterdiğini ispatlamış olduk.” ifadelerini kullandı.

Pas önleyici korumanın tamamının yerli kaynaklardan sağlandığını belirten Uğraş, 8 kişilik proje ekibiyle yaptıkları çalışmada, ulusal ölçekte 4 ve bir de uluslararası patent başvurusu gerçekleştirdiklerini aktardı.

Evlerden önce endüstriyel alanda kullanılacak

Hali hazırda çalışmalarına da devam ettiklerine değinen Uğraş, mart ayı başında İstanbul’da ikincisi gerçekleştirilen Uluslararası Buluş Fuarı ISIF’17‘de gümüş madalyayla ödüllendirildiklerini, bir sonraki aşamanın da çalışmayı ülkenin kullanımına sunmak olacağını aktardı.

Uğraş, hazırlanan ürünün öncelikle endüstriyel alanda kullanılacağını ifade ederek, “Pas oluşumunu engelleyecek ürünümüz bu aşamada doğrudan ev kullanımına uygun değil. Çalışma kapsamında yan ürün olarak pas giderici ve pas önleyici formülasyonumuz mevcut. Ürüne, pası engelleyen moleküllerden kattığımızda eve giren ürün formuna da getiriliyor. Ürünümüz şu an evlere gelme aşamasının öncesinde kullanılacak.” diye konuştu.

Ar-Ge çalışmalarına devam ettiklerini vurgulayan Uğraş, şunları kaydetti:

“Ürünümüzü bu aşamada bırakmıyoruz. Borun yerli bir kaynağımız olmasından dolayı daha ucuz ve daha etkili sentez grubuyla çalışmalarımız devam ediyor. Sanayicilerimizin kullandığı ürünün çoğu yurt dışından geliyor. Yerli olarak lanse edilen ürünlerin çoğu da distribütör firmalar aracılığıyla yine yurt dışından geliyor. Bu da binlerce avroluk maliyeti beraberinde getiriyor. Bizim ürünümüzün ise tamamıyla yerli olmak koşuluyla ilk denemelerde minimum yüzde 15 daha ucuz olduğunu gördük. Bununla da sanayicilerimize ek maliyet değil, maliyette azalma sağlamayı düşünüyoruz. Ürünümüz tamamen yerli olarak piyasaya çıkacak.”

Kaynak : Milliyet & A.A

“BOR” Savaşı Başladı

“BOR” Savaşı Başladı. Avrupa Birliği bor içeren kozmetik ve deterjan gibi hijyen ürünlerine yasak getirmeye hazırlanıyor.Avrupa Birliği, bor madeninin cilt kanseri yaptığını ileri sürerek, REACH (Kimyasalların Kayıt, Değerlendirme ve İzin/Kısıtlanması) yönetmeliği kapsamında bor içeren kozmetik ve deterjan gibi hijyen ürünlerine yasak getirmeye hazırlanıyor. AKA (Avrupa Kimyasallar Ajansı), yasağın uygulamaya konulmasına yönelik çalışmalar yürütürken, Bursa Bor Araştırma Geliştirme Komisyonu da anti-rapor hazırlıklarına başladı. Komisyon Başkanı İlker Duran, “Borun etkilerini anlatacak bilimsel bir rapor ile boru aklayacağız” derken; İKMİB Başkanı Murat Akyüz ise üreticilere, yasağın uygulamaya geçmesi durumunda ‘ikame ürün kullanması veya pazarlarını değiştirmesi’ önerisinde bulunuyor.

Bursa Bor Araştırma Geliştirme Komisyonu Başkanı İlker Duran, sanayide borun daha yoğun kullanımı noktasında ilk hamlenin Eti Maden’den geldiğini ifade ederek, yaklaşık yüzde 80’inin bordan oluştuğu deterjan üretimi ile büyük bir başarıya imza atıldığını söyledi. Çabalarının, diğer sektörlerle bu örnekleri çoğaltmak olduğunu vurgulayan Duran şöyle konuştu:

“Komisyon olarak bu tür uğraşlar gösterirken, AB, REACH kararları çerçevesinde bor madeninin kullanıldığı ürünlere yasak getirme çabasında. REACH kapsamında ürün uygunluğunu denetleyen AKA, borun kanserojen madde olduğunu iddia ederek bor karşıtı bir lobi oluşturuyor. İçeriğinde bor olan, ele temas eden, kozmetik ve deterjan gibi hijyen ürünlerine yasak getirmeye çalışıyor. Biz de önceliğimizi bor madeninin kanserojen madde olmadığını kanıtlamak üzere bir rapor hazırlığına verdik. Bununla alakalı Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Dermatolojik Ana Bili Dalı’nda araştırma başlattık. Bu kapsamda, bor madeninin üzerine sürülen lekeyi ortadan kaldıracak, bilimsel veriler ortaya koyarak, madenimize hak ettiği değeri sunacağız. Araştırmaların sonucunu kamuoyuna duyuracağız.”

AB’nin, bor madenine karşı aldığı tavrı doğru bulmadığına vurgu yapan Duran, “Bu rezervlerin yüzde 73’ü Avrupa’da olsaydı, aynısının yapılmayacağını düşünüyorum. Bu konuda hakkımızı aracağız” ifadelerini kullandı.

Deterjan lobisi Eti Bor’dan rahatsız
Dünya genelinde büyük bir deterjan lobisinin olduğunu ileri süren İlker Duran, “Eti Maden’in yaptığı bu atak, belli ki bazı kartelleri rahatsız etmiş. Bordan üretilen deterjanın, diğer deterjanlara göre avantajı çok fazla ve deterjanda bor yüzde 80 oranlarında kullanılıyor. Bu alanda rekabet edebilmek için Türkiye’den bor temin etmek zorundalar. Bunu istemeyen bor karşıtı lobiler de, borun cilt kanseri yaptığını ileri sürerek, deterjan başta olmak üzere birtakım hijyen ürünleri ve kozmetiği yakın takibe aldılar” diye konuştu. Duran, “Burada yalnızca üreticinin veya şirketlerin değil ülkenin menfaati söz konusu. 15 kişilik komisyon olarak, REACH tüzüğünü hazırlayan ajansın bu çalışmalarına karşı anti-çalışmamızı başlattık” dedi.

Üretici ya ikame madde kullanacak ya pazar değiştirecek
AB’de halihazırda yürürlükte olan 648/2004 sayılı Deterjanlara Yönelik Tüzük kapsamında bor bileşikleri için bir kısıtlama bulunmadığına dikkati çeken İstanbul Kimyevi Maddeler ve Mamülleri İhracatçıları Birliği (İKMİB) Yönetim Kurulu Başkanı Murat Akyüz, “REACH Tüzüğü kapsamında deterjanlarda kullanılan sodyum perborat vb. türevleri aday listeye ve oradan da İzne Tabi Maddeler Listesine dahil olursa bu kimyasalların üreticileri tarafından ilgili kullanım alanları için izin alınmaksızın, ürünlerin AB pazarına sunulması söz konusu olamayacak” dedi. Temizlik ürünlerinde yapılan ihracatın yüzde 13’ünün, kozmetikte ise ihracatın yüzde 20’sinin AB’ne yapıldığını belirten Akyüz, bu ürünlerin tamamının bor türevi içermediğini vurguladı. Akyüz şöyle konuştu:

“Deterjanlarda perboratların yerine perkarbonatlar gibi ikameleri de kullanılıyor ve bor türevlerine yönelik olacak bir kısıtlama halinde firmalarımız, bu maddelerin ikamelerini kullanarak AB pazarına satışına devam eder ya da pazarını değiştirir. Kozmetik ürünlerde ise borik asite ilişkin bazı kısıtlamalar mevcut. Ayrıca şu sıralar yeni bor bileşikleri de bu kısıtlama kapsamına alınmaya hazırlanıyor. Ancak borun, kozmetik ürünlerdeki kullanımının sınırlı düzeylerde olduğu da biliniyor ve firmalarımız kısıtlamalara uygun olarak AB’ye ihracatlarını sürdürüyor.”

Murat Akyüz, İKMİB’in yaklaşık 6 bin üyesi bulunduğunun da bilgisini verdi.

Dünya pazarında Türkiye %73’lük paya sahip
Geçen yıl 1.3 milyar tona ulaşan dünya bor rezerv miktarında Türkiye yüzde 73’lük pay ile ilk sırada yer alırken, onu yüzde 8 pay ile Rusya, yüzde 6 ile ABD takip etti. Dünya bor üretim kapasitesi 5.2 milyon ton, fiili bor üretimi ise yaklaşık 4.3 milyon ton civarında olup, bu ihtiyacın yüzde 73’ü Türkiye’den karşılandı. Dünya, miktar bazında bor talebinin yüzde 47’sini Eti Maden’den, yüzde 25’ini RT Borax’tan, yüzde 28’ini ise diğer üreticilerden, dolayısıyla da Türkiye’den temin etti. Bor ürünlerinin tüketim alanlarının yüzde 81’ini başlıca cam (yalıtım tipi cam elyafı, tekstil tipi cam elyafı, borosilikat cam), seramik-frit, tarım ve deterjan sektörleri oluşturdu. Hem üretim hem de pazar payı açısından yüzde 47’lik pay ile dünya bor liderliği pozisyonuna ulaşan Eti Maden’in 2013 yılı bor satışları ise miktar bazında 1.8 milyon ton (862 bin ton B2 O3) ve değer bazında 826 milyon dolar oldu.

bor

Kaynak : ekoayrinti

ZEHRA ORUÇ / DÜNYA

Bor’un son yeniliği, istenmeyen tüyleri de yok ettiği ortaya çıktı.

Türkiye’nin en önemli madeni olan borun istenmeyen tüyleri de yok ettiği ortaya çıktı.Bor madenlerini nanoteknoloji ile işleyerek teknolojik ürünler eden yerli ar-ge firması olarak çalışmalar yapan Fhm Nanoteknoloji Akademisi ,bor madenlerinin istenmeyen tüyleri ve daha kalın olarak görülen istenmeyen kılları yok ettiğini açıkladı. Yapılan çalışmalarda, bor madeninin kıl ve tüylerin yok edilmesi üzerine çok önemli sonuçlar aldıklarını, aynı zamanda cilt ve derinin canlanması ve korunmasında mükemmel bir buluş ortaya çıktığı belirtildi.

“DERİ DAHA CANLI KALIYOR”
Fhm Nanoteknoloji Akdemisi Genel Müdürü Mehmet Can Arvas yaptığı açıklamada, “Bor madenlerini nanoteknoloji ile işleyerek bir çok sektörde güzel sonuçlar aldık. Dünya pazarında ’’kıl’ ve ’’tüy’ konusunda dökücü ürünler olduğunu ancak ’’tüy yok edici’’ ürünler olmadığını gördüğümüz için bu alanda çalışma başlattık. Bor madenlerinin 5 nanometre ile 60 nanometre arasında ki üretmiş olduğumuz özel kristaller sayesinde tüylerin ve kılların köklerine nufuz edecek teknoloji ile uygulamalar yaptık ,çok olumlu sonuçlar aldık. Kullandığımız yöntemle tüyler ve kıllar dökülmekle kalmamakta,aynı zamanda bir daha çıkmaması sağlanmaktadır.Bu çok önemli teknolojik gelişme karşısında dünya dev firmaları ile görüşmelerimiz devam etmektedir’’ dedi.

“TÜRK BİLİM ADAMLARI GERİ GELSİN”
İnsan derisinin çok hassas olduğunu belirten Arvas, ’’ İnsan derisi çok hassas ve aynı zamanda mineral alma yolu olduğu için çalışmalar zaman almıştır, bor madeni inort malzeme olduğu ve nano ölçekli olduğu için çok kolaylıkla tüy diplerine nüfuz etmektedir. Ayrıca bakterileri öldüren ve deride bulunan ölü derileri yok ederek daha canlılık sağlaması teknolojiyi daha önemli hale getirmektedir.Yüzde 100 milli bir Türk Ar -Ge firması olarak geliştirdiğimiz borlu tüy yok edeci sisteminin tüm dünyada ciddi sonuçlar ve kullanım alanları olacağını düşünmekteyiz.Dünyanın gelişmiş ülkelerinde epilasyon salonlarında Türk teknolojisi olarak yer almaktan gurur duyarız’’ dedi.
Son 10 yıl içerisinde Türkiye nin çok büyük ilerleme kaydettiği teknoloji alanında, dünya kozmetik sektöründe de milli ürünlerimizin yer alacağını belirten Arvas, “Artık diğer ülkelerde bulunan bilim adamlarımızı, beyin göçünü tersine çevirerek ülkemize davet etme zamanı gelmiştir’’ dedi.

bor istenmeyen tüyler

 

Kaynak :internethaber

BOR Madeni Artık Savunma Sanayisinde de Kullanılacak…

BOR Madeni Artık Savunma Sanayisinde de Kullanılacak…Bor madeni, enerji, sağlık, gıda, otomotiv ve kozmetik sektörlerinden sonra savunma sanayinde de kullanılacak. Bor madenini nanoteknolojiyle işleyerek çeşitli sektörlerde kullanan FHM Nanoteknoloji Akademisi Genel Müdürü Mehmet Can Arvas, Türkiye’nin bor madeni rezervlerinin büyük bir çoğunluğuna sahip olduğunu söyledi.

Nano kompozit ve yerli kaynakları kullanarak bor madeninden son olarak alüminyum zırh elde ettilerini belirten Arvas, ürünün çelikten 3 kat daha hafif olduğunu vurguladı.

Arvas, alüminyum zırhın, savunma sanayisine yönelik çelik yelekler, zırhlı personel taşıyıcılar, para nakil araçları, çelik miğferler, karakol gibi yüksek korumalı binalar ve otomobillerin dış kısımlarında kullanılabileceğini bildirdi.

ÜLKEYE BÜYÜK KATMA DEĞER SAĞLAYACAK

Bor madeninin, savunma sanayisinde de kullanılmasının ülkeye büyük katma değer sağlayacağını ifade eden Arvas, aynı zamanda uluslararası platformlarda Türk teknolojisine olan güvenin de tescilleneceğini anlattı.

Arvas, bor madenini 5 ila 50 nanometre arasında üretilmesinin devrim sayılacak bir çalışma olduğunu dile getirerek, şöyle konuştu: “Nano bor malzemeler, doğal ve katkısız özellikleri nedeniyle çok farklı sektörde kullanılır. Alüminyum zırh, dünya çapında bir yeniliktir, çelik konstrüksiyonun yerine geçebilir. Çelik yeleklerde kullanıldığında, yakın mesafalerde (5-10 metre) kurşun, alüminyum zırhı delip, karşı tarafa geçemiyor. Zırhlı otomobillerde kullanıldığında da hafifliği nedeniyle daha az yakıt tüketiyor, lastik aşınmasını azaltıyor, aracın hız ve performansını artırıyor. Karakol ve dış bina korumaları konusunda ise yüksek güvenlik imkanı sunuyor.”

YURT DIŞINDAN 100 MİLYON DOLARLIK TALEP

Nanoteknolojiyle elde edilen borlu alüminyum kompozit zırhın, hafifliği, çelikten ucuz olması, rahat işlenmesi gibi avantajlarının bulunduğuna işaret eden Arvas, yurt dışından yaklaşık 100 milyon dolarlık sipariş aldıklarını bildirdi.

Arvas, talepleri karşılamak amacıyla bazı yerli gruplarla yatırım işbirliği için görüşmelerin sürdüğünü anlattı.

TÜRK İŞ ADAMLARINA SİTEM

Türk işadamlarını yeterli ve doğru Ar-Ge yatırımı yapmadıkları konusunda eleştiren Arvas, “Gelişmiş ülkeler, inovasyon ve Ar-Ge çalışmalarına büyük kaynak ayırıyor. Türkiye’de ise işadamları devletten destek almadan hiçbir üretime sıcak bakmıyor. Sadece yabancı ülkelerden alınan distribütörlüklerle çalışmalarını sürdürüyorlar. Distribütörlükler alınarak değil, verilerek kalkınma sağlanır” değerlendirmesine bulundu.

altay

 

Kaynak : ekonomi.milliyet

Bandırma’ya kimya sektöründe 250 milyon lira değerinde stratejik yatırım

Bandırma’ya kimya sektöründe 250 milyon lira değerinde stratejik yatırım.Balıkesir Valisi Ahmet Turhan, şehrin son dönemde yabancı yatırımcının gözdesi olduğunu söyledi. Güney Koreli ve Çinli firmaların bor işleme tesisi için yatırım planladıklarını belirterek, “Ayrıca yerli yatırımcı da kolları sıvadı. Bandırma’ya kimya sektöründe 250 milyon lira değerinde bir yatırım için çalışmalar sürüyor. Bu yatırım, önümüzdeki yıllarda 1 milyar dolara çıkabilecek. Tamamen stratejik bir yatırım.” dedi.

Vali Turhan, Balıkesir Gazeteciler Cemiyeti (BGC) tarafından kurulan Basın Müzesi ve Medya Merkezi’ni ziyaret etti. BGC Başkanı Ramazan Demir ve Yönetim Kurulu üyeleri tarafından karşılanan Turhan, merkezi gezerek bilgi aldı. Balıkesir’e gelen misafirlerin götürülebileceği ender yerler olduğunu belirterek, “İnşallah burası da bundan sonra gelen misafirleri gezdirebileceğimiz güzel bir yer olacak. Balıkesir basınımızın güle güle kullanmasını diliyorum. Önümüzdeki süreçte de inşallah ecdattan bize kalan tarihî eserlerin restorasyonunu yapıp halkın hizmetine verme düşüncesindeyiz.İlimizde çok güzel eserler var, bu binaları sadece restorasyon yapmakla bitmiyor. Bunları kullanmadığınız zaman çok kısa sürede eskiyor, bu nedenle kullanılması gerekiyor.” şeklinde konuştu.

‘ÇİNLİ FİRMA BOR YATIRIMI İÇİN ÇALIŞMA YAPIYOR’

Balıkesir’in beş on yıl içinde büyük bir şehir olacağını ifade eden Vali Turhan, yaşanabilir olmasını devam ettirmenin önemine değindi. Bu konuda herkese görev düştüğüne dikkat çekerek, “Bunun için sanayi kuruluşlarını doğru yerlerde konuşlandırmak, şehrin önümüzdeki yıllarda yaşanılabilir olması açısından önemli. Yeter ki OSB doğru yere konuşlandırılsın. Bandırma-Bigadiç arası, sanayi bölgesi ilan edildi. Bu kurallara uyarsak, nefes alınabilir güzel bir şehir olur.” dedi.

Balıkesir’e son dönemde yapılan yatırımlar hakkında da bilgi veren Vali Ahmet Turhan, şöyle devam etti: “Şu anda bor üzerine Çinlilerle görüşme yapıyoruz. Teknoloji transferi oluşturacak önemli bir yatırım. Bandırma-Balıkesir arasında yatırım düşünülüyor. Çalışmaları şu anda devam ediyor. Ayrıca Güney Koreli bir firma da borla ilgili yatırım düşünüyor. Borun çıkarılması ve işlenmesi devlet tekelinde. Böyle bir mevzuat var ancak daha sonraki mamulün işlenmesini özel sektör yapabilir. Bu hususta Eti Maden’le görüşmeler devam ediyor. Olumlu sonuçlanırsa Balıkesir’e gelecekler. Savunma sanayisi ve nükleer teknolojide kullanılacak ürünler burada üretilecek.”

Yerli bir firmanın Bandırma’da kimya sektöründe 250 milyon lira değerinde yatırım için çalıştığı bilgisini de veren Turhan, “Bu yatırım, önümüzdeki yıllarda 1 milyar dolara çıkabilecek. Tamamen stratejik bir yatırım. Ürünlerin tamamı bugün itibariyle yurtdışından alınıyor. Bu firma aynı zamanda fabrikanın yanında endüstri meslek lisesi yaptıracak. Kendi elemanını kendisi yetiştirecek. Bu tesisler sadece ekonomiye katkı sağlamıyor, eğitime de katkı sağlıyor. TOBB ve başka firmalar da ilimize okullar yaptıracak. Bandırma, yatırımcı için çok cazip durumda. İstanbul ve İzmir artık doldu. O bölgeye en yakın yer Güney Marmara. Ulaşım ve liman açısından en uygun bölge. Lojistik olarak çok stratejik bir bölge. Bölgeye baktığınız zaman Çanakkale ile birlikte dört tane havaalanı var. Demiryolları bağlantıları ve hızlı trenler mevcut.” diye konuştu.

BGC Başkanı Demir ise tarihî Paşa Konağı’nın tahsisi noktasında kendilerine destek veren eski Vali Yılmaz Arslan, Vali Turhan ve İl Genel Meclisi üyelerine teşekkür etti. Demir, “Bu bina, 1800’lü yıllara ait önemli bir eser. İlimize gelen konuklara gösterilmesi açısından güzel bir eser. Gelen misafirler, burada Balıkesir basınının 1886 yılından günümüze kadar hangi aşamalardan geçtiğini görebilecek. Ayrıca müzemizde sergilenmek üzere tarihî değeri bulunan malzemeleri de kabul ediyoruz. Balıkesir basın tarihi gerçekten çok eski ancak günümüzde basın tarihi açığı var. Biz de bu açığı kapatmak için çaba gösteriyoruz.” dedi.
chem

 

Kaynak :medya73

Türk mucit ‘Sodyum Pentaborat’ maddesi sayesinde dünyanın en dayanıklı ve radyasyon emici betonunu üretecek

Türk mucit ‘Sodyum Pentaborat’ maddesi sayesinde dünyanın en dayanıklı ve radyasyon emici betonunu üretecek.Dünya rezervinin yüzde 72’si Türkiye’de bulunan ‘Bor’ maddesinin saflaştırılmasıyla elde edilen ‘Sodyum Pentaborat’ maddesi sayesinde dünyanın en dayanıklı ve radyasyon emici betonunu Türkiye üretecek.Taşı su haline getirerek bu suyun yanmayan malzeme üretiminde kullanılmasını sağlayarak bu çalışmasıyla bilim dalında Nobel ödülüne aday gösterilen Türk kaşif Faruk Durukan, Türkiye’deki 10’a yakın üniversite ile ortaklaşa yürüttüğü ‘Bor’ madenini saflaştırma çalışmasını tamamladı.

Üniversitelerdeki akademisyenler ile aylardır ‘Bor’ maddesi üzerinde çalışmalar yapan Faruk Durukan, dünyada yalnızca Amerika’da gerçekleştirildiği bilinen ‘Bor’ maddesini saflaştırma çalışmasını Türkiye’de de tamamlayarak, daha da fazlasını yaptı. Amerika’da ‘Bor’ maddesinin yalnızca saflaştırılarak içinden ‘Sodyum Pentaborat’ maddesinin alınabildiği bilinirken, Faruk Durukan, bu maddenin kullanımı konusunda keşfettiği buluşuyla Türkiye’de ve dünyada inşaat sektörüne yeni bir boyut kazandırdı.

Bu beton inşaat sektöründe çığır açacak

Balıkesir’in Edremit ilçesinde bulunan dünyanın en gelişmiş bitki özü üretim tesislerindeki laboratuarında çalışmalarını yürüten Türk kaşif Faruk Durukan, ‘Bor’ elementini saflaştırarak elde ettiği ‘Sodyum Pentaborat’ maddesini çimento imalatında denedi ve sürpriz bir sonuçla karşılaştı. Çimentosunun içine belirli miktarda ‘Sodyum Pentaborat’ karıştırılarak imal edilen betonun normal betona kıyasla kırılması veya deforme olması kesinlikle mümkün olmuyor. Ayrıca, ‘Sodyum Pentaborat’ katılarak üretilen betonun en büyük özelliğinin radyasyonu tamamen absorbe edebilmesi olduğu belirlendi.

Bu sayede, ülkemizde kurulacak olan bir nükleer santralin yapımında ‘Sodyum Pentaborat’ içerikli beton kullanıldığı takdirde, bu yapı dünyanın en güvenli nükleer santrali olacak. Bu beton, askeri depo binalarında, düşük hidrotasyon nedeniyle, tüp geçit, tünel, köprü, beton yol yada barajlarda, güvenli atık depolama alanlarında, hastanelerin röntgen odalarında, güçlendirilmiş olması nedeniyle de yüksek binaların inşasında da kullanılabilecek. ‘Kale Naturel’ isimli tesislerde elde edilen ‘Sodyum Pentaborat’ın üretimi için gereken patentin de alındığı öğrenildi.

Türkiye artık bor’u işleyebiliyor!

Yüzyıllardır, dünyanın yüzde 72’si Türkiye’de olduğu bilinmesine rağmen işlenememesinden yakınılan dünyanın en değerli yakıtı ve elementi olarak varsayılan ‘Bor’u saflaştırmayı ve insan hayatına kolaylıklar getiren bir madde elde etmeyi başarmanın sevinci içinde olduklarını ifade eden Türk kaşif Faruk Durukan, “Ülkemizde yıllardır hep bir söylenti vardır. Bor’un dünya rezervinin yüzde 72’si bizde, ama işlenemiyor diye.

Oysa biz Bor’u artık en son saflık derecesine kadar getirip işlemeyi başardık. Bor’un başlangıç işleme hali ise Sodyum Pentaborat’tır. Biz bu maddeyi de üretmeyi başardık. Bu maddenin en özellikli kullanım alanı ise, radyasyon geçişini durdurma görevi yaptığı için nükleer santralleridir. Betonu kırılamayacak sertliğe ulaştırdığı için de yüksek binaların yapımında da rahatça kullanılabilir.

Biz bu çalışmanın patentini de almış bulunmaktayız. Artık ülkemiz işlenmiş Bor satma safhasına gelmiştir. Biz de bu konuda çalışmalarımızı geliştirerek sürdürüyoruz. Bizim amacımız, bundan sonra Bor’un daha da geniş kullanım alanlarını belirleyip, buna uygun malzemeler yaparak ülkemizdeki ham maddeyi işleyip dünya piyasasına satmaktır” dedi.
‘Bor’ madeninden alınan ham madenin işlenmesiyle elde ettikleri ‘Sodyum Pentaborat’ karışımlı betonu laboratuarlarda test ettiren şirket, daha sonra ‘Bor’ karışımlı betonu bir inşaatın kolon betonlarında denedi.

Tüm buluşları Türk literatürüne girdi

Türkiye’nin ilk ve tek, dünyanın da en gelişmiş bitki özü üretim tesislerinin sahibi olan Türk kaşif Faruk Durukan, tüm servetini ortaya koyarak yıllardır ülkedeki yaklaşık 20 üniversite ile ortaklaşa sürdürdüğü bilimsel çalışmalarında; Zeytin yaptığı çayını keşfetti, Domuz Gribi hastalığı için en etkili aşıyı üretti, zeytin özünden alınan Oleuropein maddesinin kanser hastalığı tedavisinde kullanılabildiğini ispatladı.

Zeytin üretimi yapan ülkelerin 3 bin yıldır baş edemedikleri sorunu olan zeytin kara suyunu ayrıştırarak içinden 3 faydalı maddeyi üretmeyi başardı, farklı bitki özlerinden elde ettiği kök boya ile tekstil firmalarının önünü açtı, zeytin çekirdeğinden dünyanın en kaliteli aktif karbon maddesini üretmeyi başardı, taşın suyu buluşu ile stratejik önem taşıyan yanmaz madde üretimine yeni bir boyut kazandırdı ve daha bir çok buluşa imza attı. Faruk Durukan, sonuçlandırdığı tüm bilimsel buluşlarını tıp literatürüne yazdırmayı başaran, Türkiye’nin resmi akademik eğitimi bulunmayan gelmiş geçmiş tek kaşifi durumunda.

 

bor

 

Kaynak :kanalahaber