Trakya Üniversitesi’nden Geleceğin Teknolojisi Biyoteknoloji Projesi

Trakya Üniversitesi’nden Geleceğin Teknolojisi Biyoteknoloji Projesi. Trakya Üniversitesi’nin himayesinde, “TÜBİTAK 4005 118B116 No’lu Proje” kapsamında düzenlenen “Geleceğin Teknolojisi Biyoteknoloji” başlıklı program ve etkinlikler dizisi, 16-22 Temmuz 2018 tarihleri arasında Türkiye’nin çeşitli illerinde görev yapan, Millî Eğitim Bakanlığı’na bağlı, toplam 20 Fen ve Teknoloji ile Biyoloji öğretmeninin katılımıyla gerçekleştirildi.

Trakya Üniversitesi ev sahipliğinde Balkan Kongre Merkezi salonlarında, Teknoloji Araştırma ve Geliştirme Uygulama ve Araştırma Merkezi’nde (TÜTAGEM) ve Mühendislik Fakültesi GBM Biyoteknoloji Laboratuvarı’nda gerçekleştirilen “Geleceğin Teknolojisi Biyoteknoloji” projesi faaliyetlerine, Düzenleme Kurulu adına Proje Yürütücüsü ve Genetik ve Biyomühendislik Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Semra Hasançebi, Eğitim Fakültesi Dekan Yardımcısı ve Fen Bilgisi Eğitimi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Yılmaz Çakıcı, Proje Koordinatörü MSc. Mete Arslan Konak, Tıp Fakültesi Tıbbi Genetik Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hakan Gürkan, Genetik ve Biyomühendislik Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Necmi Beşer, Dr. Öğr. Üyesi Mehmet Yabaş, Mühendislik Fakültesi Gıda Mühendisliği Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Ufuk Bağcı, Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Öğr. Gör. Figen Oymak, Kariyer Uygulama ve Araştırma Merkezi Öğr. Gör. Yağmur Dublen Göksu, İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şule Arı, Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Eğitim Fakültesi Fen Bilgisi Eğitimi Dr. Öğr. Üyesi Melek Altıparmak Karakuş, Fen ve Teknoloji Öğretmeni Mustafa İsmet Yağcı, Organizasyon Komitesi Üyeleri Emrah Akpınar, Metin Burak Tatlıses, Gül Çiçek Kılıç, Zeynep Çisem Mutafçılar, Pınar Altınoluk, Nebiye Pelin Türker, Özlem Balta, Gamze Korkut ile akademisyenler, Türkiye’nin çeşitli illerinden öğretmenler ve öğrenciler katıldı.

Programda, Trakya Üniversitesi tanıtım filminin izlenmesinin ardından ilk konuşmayı “Geleceğin Teknolojisi Biyoteknoloji” projesi Etkinlik Düzenleme Kurulu adına Trakya Üniversitesi Genetik ve Biyomühendislik Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Semra Hasançebi gerçekleştirdi.

Doç. Dr. Semra Hasançebi, “Biyoteknoloji, yaşadığımız yüzyılın en önemli bilimsel devrimi olma yolunda emin adımlarla ilerliyor. Yeni ve önümüzdeki yıllara damgasını vuracak teknoloji olarak görülen biyoteknoloji ve bu alandaki gelişmeler, ilerleyen yıllarda öncelikle tarım ve sanayi üretiminde, sağlıkta ve pek çok alanda toplumsal yaşamın tüm alanlarında yansımalarını bulacak. İnsanlar, yüzyıllardır mikroorganizmaları, bitkileri ve hayvanları kullandı. Biyoteknolojinin gelişimi yaşam düzeyimizi yükseltmek için organizmaların genetiğini yeni yöntemlerle değiştirmeye ve bunları ya da bunların ürünlerini kullanmamıza olanak tanıyor. Şarap ve peynir yapımında mikroorganizmaların kullanımı ve çiftlik hayvanlarının seçilerek üretimi gibi yüzlerce yıl öncesinin uygulamaları biyoteknolojiye birer örnek teşkil ediyor.” dedi. Gelişen ve yenilenen teknolojinin günümüzde canlıların söz konusu olduğu pek çok alanda önemli soru ve tartışmaları da beraberinde getirdiğini belirten Doç. Dr. Semra Hasançebi, “Büyük bir gelişme kaydederek teknolojisi ve uygulama alanları ile insanlığın geleceğini şekillendirecek potansiyele sahip bu popüler bilim alanı sosyal, siyasi ve ekonomik tartışmaları da beraberinde getirdi. Biyoteknolojide takip edilemeyecek hızla artan bilgi ve teknolojiler, ülkemizde aynı hızla öğretim müfredatlarına yansıtılamıyor, konuların kapsamı yetersiz, öğretimi teorik ve yüzeysel kalıyor. Yapılan araştırmalar özellikle ilk ve ortaöğretim düzeyinde öğrencilerin kodlanan bilgiden (genden) aktif ürüne (proteine) giden süreci, klonlama, rekombinant DNA (rDNA) gibi kavramları zihinlerinde canlandırarak görselleştirmekte zorlandıklarını ortaya koyuyor.” şeklinde konuştu.

Proje Koordinatörü MSc. Mete Arslan Konak ise projenin amacının öncelikle Fen ve Teknoloji ile Biyoloji öğretmenlerinin biyoteknoloji konusunda gerekli bilgi ve donanıma sahip olmalarını sağlamak olduğunu ifade ederek “Nihai noktada öğretmenlerimize, müfredatla ilişkili somut, işlevsel ve uygulamalı öğretim yöntemlerinin kazandırılması amaçlanıyor. Bu sayede biyoteknolojideki temel konular ve kavramları öğrencilere anlaşılır, kalıcı, basit araç ve gereçlerle aktif katılımlı ve eğlenceli bir biçimde aktarmaları hedefleniyor. Etkinliğin uzun vadeli hedefi ise genç neslin bu teknolojiyi ve çıktılarını doğru anlaması, meslek seçimince bilinçlendirilmesi ve ülkemizin geleceğinin şekillenmesine katkı sağlanması. Trakya Üniversitesi ev sahipliğinde gerçekleşecek eğitim programının düzenlenmesinde önemli katkılar sunan başta Trakya Üniversitesi Rektörlüğü olmak üzere tüm çalışma arkadaşlarıma, çeşitli üniversitelerden Edirne’ye gelen Düzenleme Kurulu üyelerine ve katılımcılara teşekkür ediyorum.” dedi.

Trakya Üniversitesi bünyesinde çeşitli etkinlikler, teorik ve deneysel uygulamalar, yapılandırmacı yaklaşım, 5E Modeli ve iş birlikli öğrenme ile alanında uzman ve yetkin akademisyenler eşliğinde gerçekleştirilen proje dahilindeki eğitimler, 22 Temmuz 2018 tarihinde sona erdi.

Kaynak : Trakya Üniversitesi

Ulusal Biyomühendislik Öğrenci Kongresi 5-6 Nisan’da Yıldız Teknik Üniversitesinde Yapılacak

Ulusal Biyomühendislik Öğrenci Kongresi 5-6 Nisan’da Yıldız Teknik Üniversitesinde Yapılacak. Artık geleneksel hale gelen Ulusal Biyomühendislik Öğrenci Kongreleri’nin altıncısı bu sene Yıldız Teknik Üniversitesi Kimya-Metalürji Fakültesi Biyomühendislik Bölümü ve Yıldız Teknik Üniversitesi IEEE Engineering in Medicine & Biology Society öğrenci kulübünün işbirliğiyle 5-6 Nisan 2018 tarihlerinde düzenlenecektir.

Üniversite, sanayi ve öğrencileri bir araya getirerek aralarındaki bağın güçlenmesine önemli bir katkı sağlayacağı düşünülen, biyomühendisliğin çok disiplinli yapısına uygun olarak farklı alanlardan firmalar, akademisyenler ve öğrencilerce biyomühendisliğin güncel konularının ve bu alanın akademi ve sanayide giderek artan öneminin tartışılacağı bu kongrenin interaktif bir etkinlik olarak gerçekleşmesi planlanmaktadır.

Detaylı Bilgi İçin : http://bioengcongress.yildiz.edu.tr/index.html

Hardal, Hindistan’ın İlk Genetik Olarak Modifiye Edilmiş Gıda Ürünü Olma Yolunda

Hardal, Hindistan’ın İlk Genetik Olarak Modifiye Edilmiş Gıda Ürünü Olma Yolunda. Hindistan’da günlük olarak pişirilen ürünlerinde tohumları ve yağları geleneksel olarak kullanılan bir ürün olan hardal, ülkedeki ilk transgenik gıda ürünü olmaya yaklaşıyor. Hindistan’ın biyoteknoloji uzmanları bu ayın başlarında genetiği değiştirilmiş (GM) hardalın ticari ekimini onayladı.

Bununla birlikte, Ekim döneminde tohumlar bırakılmadan önce, Hindistan çevre bakanı GM ekinlerini değerlendiren hükümet organı olan Genetik Mühendisliği Değerlendirme Komitesinin 11 Mayıstaki önerisini onaylamak zorunda kalacak.

Delhi Üniversitesi, Bitki Genetik İşleme Merkezi’nde GM hardalı geliştirildi.

Amaç, bitki yetiştiricilerine büyük oranda kendi kendine toz veren ürünün daha verimli melezlerini geliştirmelerine izin vermektir.

Biyomühendislik hardalının bir türü su çiçeğinin steril olmasına neden olan bir toprak bakterisinden gen içeriyor. Yetiştiriciler, daha sonra, bu bitkileri genetik olarak modifiye edilmiş bir türle elde edilen hibritlerdeki verimliliği düzeltmek için tozlaştırabilirler.

Hindistan çevre bakanlığı dikim için sürmekte olan karşı itirazları ret ederse, hardal, ekim için onaylanacak ikinci GM bitkisi ve ilk GM (genetiği değiştirilmiş )gıda ürünü olacak. Hindistan 2002’de transgenetik pamuk ekimini onaylamıştı.

Şu anda Hindistan, hardal yağı da dahil olmak üzere yenilebilir yağlara yönelik muazzam talebini karşılamak için ithalata büyük ölçüde bağımlıdır.

Kaynak : ACS

II. Yaşam Bilimleri Kongresi Kimya Mühendisliği’nden Biyomühendisliğe Kadar Birçok Temel Bilimi Bir Araya Getirecek

II. Yaşam Bilimleri Kongresi Kimya Mühendisliği’nden Biyomühendisliğe Kadar Birçok Temel Bilimi Bir Araya Getirecek. Abdullah Gül Üniversitesi, Yaşam ve Doğa Bilimleri Fakültesi’nin ev sahipliğinde 23-25 Şubat 2017 tarihlerinde, Kayseri’de II. Yaşam Bilimleri Kongresi düzenlenecek.

II. Yaşam Bilimleri Kongresi’nde, yaşam bilimleri alanında çalışan temel, klinik ve mühendislik bilim alanlarından uzman ve öğrenciler bir araya gelerek interaktif bir ortam yaratılması hedefleniyor. Kongrede temel olarak kanser biyolojisi, proteomiks, biyoinformatik, doku mühendisliği, kök hücre, nanobiyoteknoloji, sinirbilim, immünoloji ve biyomedikal enstürmantasyon gibi önemli konular ele alınacak. Yaşam Bilimleri Kongresi Moleküler Biyoloji ve Genetik, Biyoloji, Biyomühendislik, Tıp, Eczacılık, Diş Hekimliği, Kimya Mühendisliği, Malzeme Bilimi ve Mühendisliği, Nanoteknoloji ve diğer temel bilim alanlarında uzmanlık yapan bilim insanlarının araştırmalarına ve öğrencilerimizin vizyonlarına önemli katkılar sunacak.

KONU BAŞLIKLARI

-Hücre Biyolojisi
-Kanser Genetiği
-İnsan Genetik Hastalıkları
-Biyomühendislik
-Kök Hücreler
-Rejeneratif Tıp
-Hedefe Yönelik İlaçlar
-İlaç Taşıyıcı Sistemler
-Biyomalzeme
-Farmakogenetik
-Epigenetik
-Proteomiks
-Biyoinformatik
-Doku Mühendisliği
-Sinir Bilimi
-İmmunoloji
-Biyoenstrümentasyon
-Nanobiyoteknoloji

Detaylı Bilgi Ve Kongre Anasayfası : https://www.yasambilimlerikongresi.org/

Giyilebilir Biyosensörler Geleceğin Test Cihazları Olacak

Giyilebilir Biyosensörler Geleceğin Test Cihazları Olacak. California Üniversitesinden bilim insanları, vücuttan salınan ter ile alkol seviyelerini algılayan giyilebilir sensör yaptılar, sistem ile elde edilen sonuçlar cep telefonlarına otomotik olarak gönderilebiliyor. Proje Biyomedikal Görüntüleme ve Biyomühendislik Ulusal Enstitüsü (NIBIB) tarafından fonlanıyor.

NIBIB Programı Direktörü ve Doku Chipleri bölümünden Seila Selimoviç “Bu geçici bir dövmeye benzer, ama aslında birkaç esnek kablosuz bileşenlerin gömülü olduğu bir biyosensör yamadır. Tek bileşenli yama, cilt altındadır, terleme sonucu oluşan kimyasal salgıları algılıyor”. diyor.

Proje ile amaç her yıl binlerce kişinin öldüğü alkollü sürücülerin araba kazalarını önlemek ve kronik sağlık sorunlarına yol açan durumları azaltmak olarak belirtiliyor.

Alkol-veya kan testleri ile karşılaştırıldığında, araştırmacılar bu giyilebilir teknolojinin, insanların alkol tüketimini izlemek için daha az korkutucu bir yol olduğunu ve yamanın 8 dakika içinde akıllı telefonunuza alkol seviyelerini gönderebildiğini söylüyor.

Kaynak : cbsnews

Yapışkan Özellikli Nanopartiküller Sağlık Alanında Çok Etkili Olabilir

Yapışkan Özellikli Nanopartiküller Sağlık Alanında Çok Etkili Olabilir. Nanopartiküller yapışkan özellikleri ile hücreleri bir arada tutarak yaraların iyileşmesine veya tümör metastazını durdurmada yardımcı olabilir. Araştırmacılar doğal olarak oluşan proteinlerin eksik hücrelerinin bir araya getirilebilmesini sağlamada Nanopartiküllerin çok etkin olabileceğini açıkladılar. Bu polistiren nano çıkartmalar yara iyileşmesine yardımcı veya tümör hücrelerinin vücuda yayılmasını durdurabilir.

Montreal üniversitesinden Françoise Winnik ve Fransa Curie Enstitüsünden bilim insanları yaptığı çalışmasa hücre-hücre adezyonundan sorumlu proteinlerin biriyle indirgenmiş cadherin ile hücre agregasyon seviyesini izledi. Ekip çalışmanın hücrelerin yeteneği üzerindeki etkisini belirlemek için hücre süspansiyonu içine çeşitli polistiren ve silis nanopartiküller kullandı. Elde edilen sonuçları kullanarak, farklı nanopartiküllerin yapışma etkinliğini belirleyen dinamiklerin bir matematiksel model geliştirildi.

Winnik ” ‘Bu model hücre yüzeyinde yer alan nanopartiküllerin yapışma etkisini anlamak için önemli bir nokta, aynı zamanda nanopartiküllerin hücreler içinde nasıl bir etkiye sahip olduğunu anlamada ilginç olabilir,’ diyor.

İspanya Katalonya Biyomühendislik Enstitüsü’nden Josep Samitier Martí ise  ” kağıt üzerinde açıklanamayan olan nanoparçacık-hücre yapışması sürecinde yer alan mekanizmasıdır, örneğin “elektrostatik kuvvetler” protein adsorpsiyonun diğer hücre reseptörleri ile süreçlerin veya etkileşimi nasıl olacak ? Bu nokta, karmaşık fizyolojik ortamlarda nanopartiküllerin davranışı ayrıntılı olarak incelenmesi gerekecektir, klinik uygulamalara yönelik çalışmaların ele alınması gerekebilir” diyor.
Araştımacılar ise elde edilen yöntemlerin ve modellerin test edilebilirliğini görmek gerektiği üzerinde duruyor.

Kaynak : chemistryworld

Biyo-Yakıt Üretimi Teknolojileri AR-GE ve İnovasyon Merkezi (BİYÜTAGEM) Faaliyete Geçti

Biyo-Yakıt Üretimi Teknolojileri AR-GE ve İnovasyon Merkezi (BİYÜTAGEM) Faaliyete Geçti. Türkiye ekonomisinin önemli gider kalemlerinden enerji ithalatını uzun vadede azaltmayı amaçlayan Biyo-Yakıt Üretimi Teknolojileri Araştırma Geliştirme ve İnovasyon Merkezi (BİYÜTAGEM) faaliyete geçti.

Türkiye’nin bu yılki ham petrol ithalatı, 7 ayda, geçen senenin aynı dönemine göre % 46,9 artıp 13 milyon 710 bin 501 tona çıktı. Ham petrol ithalatı, Temmuz ayında % 62,6 artıp 2 milyon 511 bin 763 tonu buldu. Ülke olarak enerjiye yılda 50-55 milyar dolar ödüyoruz. Bu rakamlar, sanayi üretiminin maliyetlerinin artmasına neden olurken, dolaylı olarak vatandaşın cebine de büyük zarar veriyor. Uzmanlar ise ekonomideki bu açığın, alternatif yakıtların kendi imkânlarımızla üretilip kullanıma sunulmasıyla kapatılabileceği görüşünde.

Türkiye’nin biyo-yakıt üretimi noktasındaki bu eksikliği gören Fatih Üniversitesi Genetik ve Biyomühendislik Bölüm Başkan Yardımcısı Doç Dr. Diğdem Akça Güven, İstanbul Kalkınma Ajansı tarafından 1 milyon 400 bin TL bütçe ile desteklenen projesi Biyo-Yakıt Üretimi Teknolojileri Araştırma Geliştirme ve İnovasyon Merkezini (BİYÜTAGEM) hayata geçirdi. Merkezde ilk olarak, tarımsal ürünlerden elde edilecek biyoyakıtlar, sanayicinin kullanımına sunularak üretim maliyetlerinin düşmesi sağlanacak.

Biyo-Yakıt Üretimi Teknolojileri AR-GE ve İnovasyon Merkezi (BİYÜTAGEM) Faaliyete Geçti1

Marmara Bölgesi’nde bir ilk

Marmara Bölgesi’nde bir ilk olma özelliği taşıyan BİYÜTAGEM proje yürütücüsü Doç. Dr. Diğdem Akça Güven, bu merkezin faaliyete geçmesinin, Marmara Bölgesi ve İstanbul için önemli bir adım olduğunu kaydetti. Güven, “Dünyada biyoyakıt üretimi noktasında Brezilya birinci sırada. Çok uzun yıllardır altyapı ve teknolojilerini buna uyarladılar. Ülkemizde bu tesislerden sadece 3 tane var. Dünya artık 3. kuşak biyoetanol üretimi sürecine doğru gidiyor. Türkiye’de 2. kuşak biyoetanol üreten merkez yok. Hedefimiz, benzin ve son yıllarda motorinle de harmanlanarak kullanılabilen bir biyoyakıt türü olan biyoetanolü, ana hammaddesi şeker ve nişastalı bitkilerden elde ederek üretime sunmak, böylelikle Türkiye’nin enerjide dışa bağımlılığını azaltmak.” dedi.

“Dünya ülkemizden çok şey bekliyor”

Biyoyakıt Üretimi Teknolojileri Araştırma Geliştirme ve İnovasyon Merkezinin (BİYÜTAGEM) açılışında konuşan Fatih Üniversitesi Rektörü Şerif Ali Tekalan, yapılan çalışmanın önemine değindi. Tekalan, “Bu ülkenin konumu ve özelliğini göz önüne aldığımızda, insanların bizden çok şeyler beklediğini görüyoruz. Sınırlı imkânlar içinde de olsa yapılacak işler mutlaka var. Bu tür çalışmalar, akademik motivasyonu artırıyor. Üniversitelerin işi de esasında budur. Dünyanın gelişmiş ülkelerindeki üniversitelerin akademisyenleri, bilgi birikimlerini bizimle paylaşırken bizden de çok şey beklediklerini ifade ediyor. Bu merkezi bu açıdan önemli buluyorum.” dedi.

Biyo-Yakıt Üretimi Teknolojileri AR-GE ve İnovasyon Merkezi (BİYÜTAGEM) Faaliyete Geçti