Nanoteknoloji Eylem Planı Yürürlüğe Girdi

Nanoteknoloji Eylem Planı Yürürlüğe Girdi. Yüksek Planlama Kurulu, 2017-2018 yıllarını içeren Nano Teknoloji Eylem Planı’nı yayınladı.

Planda, hukuki ve idari düzenlemeler, teknik altyapı, üretim kapasitesini geliştirmek ve işbirliği-koordinasyonu sağlamak olmak üzere 4 temel hedef altında 14 eylem yer alıyor.

Eylem Planı’nın girişinde, bu alanda dünya uygulamaları ve Türkiye’deki mevcut duruma ilişkin bilgiler de yer alıyor. Buna göre, 2004 yılında 8.6 milyar dolar olan dünya geneli nanoteknoloji harcamaları, 2010’da 13.8 milyar dolara yükseldi. AB ise Horizon 2020 çerçevesinde bu alanda 13 milyar Avro’nun üzerinde bütçe ayırdı.

Türkiye’de ise 2003-2011 yılları arasında nanoteknoloji araştırma merkezlerine 244 milyon dolar yatırım yapıldı.

2016 yılı itibarıyla TÜBİTAK kayıtlarında ilgi alanı olarak nanoteknolojiyi belirleyen öğretim üyesi sayısı 2 bin 366 olarak tespit edildi. Bu alanda en çok yayın 327 ile Bilkent Üniversitesi’nde yapılırken, bunu 220 ile ODTÜ ve 147 ile de İstanbul Teknik Üniversitesi izledi.

Hukuki ve idari düzenlemeler kapsamında ilk olarak bu yıl sonuna kadar Türkiye Nanoteknoloiji Çalışma Grubu kurulacak. Önümüzdeki yılın sonuna kadar ise bu alandaki standartlar hazırlanacak, dünyadaki gelişmiş ülke uygulamaları incelenecek, insan kaynağı geliştirilecek, doçentlik sınavlarında nanoteknoloji alanı tanınacak ve Türkiye Nanoteknoloji Ödülü verilecek.

Teknik Altyapıyı İyileştirmek başlığı altında özel sektör ihtiyaçları da dikkate alınarak araştırma altyapısının geliştirilmesi sağlanacak, nanoteknoloji Ar-Ge envanteri oluşturulacak, KOBİ’lere uygulamalı eğitim verilecek, TÜBİTAK MAM bünyesinde nanoteknoloji alanına özgü yapılanmaya gidilecek,
Üretim Kapasitesini Geliştirmek başlığı altında, TÜBİTAK tarafından yenilikçi iş fikirlerine öncelik verilecek, nanoteknoloji alanında sektörel analizler yapılarak stratejiler belirlenecek.

İşbirliği ve Koordinasyonu Sağlamak başlığı altında ise nanoteknoloji alanında diğer ülkelerde bulunan araştırma merkezleri ve firmalar ile Türkiye’deki paydaşların ortak çalışma yapması sağlanacak, toplumda nanoteknoloji alanındaki farkındalık güçlendirilecek.

Kaynak : Dunya

Türkiye’nin En Girişimci ve Yenilikçi Üniversiteleri Belli Oldu

TÜBİTAK tarafından, üniversitelerin girişimcilik ve yenilikçilik performanslarına göre sıralandığı Girişimci ve Yenilikçi Üniversite Endeksi 2016 yılı sıralaması Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü tarafından TÜBİTAK’ta düzenlenen basın toplantısında açıklandı.

Bu yılın birincisinin 95,3 puanla Sabancı Üniversitesi olduğunu bildiren Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü, ikinci sırada 85,80 puanla Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nin (ODTÜ), üçüncü sırada ise 82,63 puanla Bilkent Üniversitesi‘nin bulunduğunu ifade etti.

Girişimci ve Yenilikçi Üniversite Endeksi ile üniversitelerde girişimcilik ve yenilikçilik faaliyetlerinin teşvik edilmesinin amaçlandığını belirten Bakan Özlü, “Bu çalışma, üniversitelerin eğitim kalitesine göre sıralandığı bir liste veya en başarılı üniversiteyi ortaya koyan bir sıralama değildir” dedi.

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü, geçtiğimiz günlerde açıklanan Global İnovasyon Endeksi’nin 2016 yılı sonuçlarında, bir önceki yıla göre 16 basamak birden yükselerek 42. sıraya çıktığımızı bildirdi. Böyle bir endekste çok daha yukarılarda olmamız gerektiğine işaret eden Bakan Özlü, “Eğer dünyanın en büyük 10 ekonomisinden biri olacaksak, kurumlarımızı da dünya çapında lider kurumlara dönüştürmeliyiz. Özellikle üniversitelerimizi, dünya çapında bilim yapılan ve teknoloji üretilen merkezler haline getirmeliyiz” diye konuştu.

Endeks sıralamasına giren üniversiteleri tebrik eden, listenin hazırlanmasında katkısı bulunan Kurum ve Kuruluşlara da teşekkürlerini sunan Bakan Özlü, girişimcilik ruhunu ve yenilikçilik kültürünü geliştirme noktasında en çok üniversitelerimize güvendiğini belirtti.

Beş yıl önce başlatılan endeks çalışmalarının, bugün başta üniversitelerimiz ve öğrencilerimiz olmak üzere kamuoyu tarafından merakla beklenen bir sıralamaya dönüştüğüne değinen Bakan Özlü, şunları kaydetti:

“Görüyoruz ki son yıllarda üniversitelerimiz bünyesinde girişimcilik ve yenilikçiliğe dair önemli adımlar atıldı, atılıyor. Gençlerimiz de artık kendi işlerini kurmanın, girişimci olmanın hayallerini kuruyor. Dolayısıyla artık üniversitelerimiz için girişimci ve yenilikçi olmak, bir tercih meselesi değil, bir zorunluluktur. Biz de bu endeksi açıklayarak, üniversitelerimizi bu alanlara teşvik ediyoruz. Üniversitelerimizin sanayicilerimizle daha fazla işbirliği yapmalarını amaçlıyoruz. Üniversitenin kapısı sanayiciye, sanayicinin kapısı da üniversitelere açık olmalı. Üniversite, sanayinin ihtiyaç duyacağı bilgiyi üretmeli. Sanayici, sorunlarını aşmak için üniversiteye başvurmalı. Zira, sadece üniversitede, sınıflarda, laboratuvarlarda çalışarak, ekonomik ve sosyal faydaya dönüşen nitelikli bilgi üretilemez.”

2016 Yılı İlk 10 Sıra

1.Sabancı Üniversitesi
2.Orta Doğu Teknik Üniversitesi
3.İhsan Doğramacı Bilkent Üniversitesi
4.İstanbul Teknik Üniversitesi
5.Boğaziçi Üniversitesi
6.Koç Üniversitesi
7.Gebze Teknik Üniversitesi
8.Özyeğin Üniversitesi
9.İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü
10.Yıldız Teknik Üniversitesi

TAM LİSTE İÇİN TIKLAYINIZ !!

Türkiye’nin En Girişimci ve Yenilikçi Üniversiteleri Belli Oldu

Kaynak : TÜBİTAK

Gaz Teknolojileri Mükemmeliyet Merkezi (GAZTEM) Ulusal Paydaşlar Toplantısı Gerçekleşti

Gaz Teknolojileri Mükemmeliyet Merkezi (GAZTEM) Ulusal Paydaşlar Toplantısı Gerçekleşti. Kalkınma Bakanlığı desteğiyle TÜBİTAK MAM Enerji Enstitüsü tarafından yürütülmekte olan “Gaz Teknolojileri Mükemmeliyet Merkezi (GAZTEM) Projesi” 2011–2015 yılları arasında gaz teknolojileri konusunda yüksek verimli, yenilikçi, rekabetçi ve çevre dostu sistemlerin, proseslerin geliştirilmesine yönelik Ar-Ge çalışmalarının ve endüstriyel hizmetlerin yürütüleceği bir merkezin kurulmasını hedeflemektedir.

Bu kapsamda, sektör temsilcileri ve ilgili tüm paydaşlarla yakın dönemdeki işbirliği aktivitelerinin değerlendirilmesi ve yeni projelerin geliştirilmesi amacıyla, “Gaz Teknolojileri Mükemmeliyet Merkezi (GAZTEM) Ulusal Paydaşlar Toplantısı” 12-14 Kasım 2015 tarihlerinde Kuşadası’nda gerçekleştirildi.

GAZTEM Ulusal Paydaşlar Toplantısı, TÜBİTAK MAM Başkanı Doç. Dr. Bahadır TUNABOYLU, Kalkınma Bakanlığı Enerji Uzmanı Yıldız ERKMEN, Türkiye Kömür İşletmeleri Genel Müdür Yrd. Dr. Abdurrahman MURAT’ın açılış konuşmaları ile başladı. Toplantıya, Kalkınma Bakanlığı, TKİ, EÜAŞ, SEAŞ, Yenilenebilir Enerji Genel Müdürlüğü, İstanbul Enerji A.Ş, İGDAŞ, İSTAÇ, UGETAM, GAZMER, KGS, KarakayaTech, Tüpraş, AYGAZ, GAIA CF, Altaca, Eksim, İstanbul Teknik Üniversitesi, Kocaeli Üniversitesi, Ege Üniversitesi, Ortadoğu Teknik Üniversitesi, Hacettepe Üniversitesi, Bilkent Üniversitesi, Marmara Üniversitesi, İtalya-CNR ve Almanya FZ Jülich Araştırma Merkezi olmak üzere kamu, sanayi ve üniversitelerden 100’ü aşkın kişinin katılımı sağlandı.

TÜBİTAK MAM Enerji Enstitüsü proje yürütücüsü Doç. Dr. Atilla ERSÖZ ve proje paydaşları tarafından yapılan sunumlardan oluşan zengin içerikli beş oturum gerçekleşti. “Fosil Yakıtlardan ve Yenilenebilir Kaynaklardan Yakıt ve Değerli Kimyasal Üretim Teknolojileri”, “Karbondioksit Tutma, Depolama ve Değerlendirme Teknolojileri”, “Gaz Arıtımı/Temizlenmesi Teknolojileri”, “Alternatif Teknolojiler”, “Gaz İletim/Dağıtım ve Endüstriyel Hizmetler” konulu oturumlarda toplam 30 teknik sunum yer aldı.

Toplantının en önemli bölümünü, çalışma grupları oluşturularak gaz teknolojileri ile ilgili önemli konuların görüşüldüğü GAZTEM Çalıştayı oluşturdu. Katılımcılar, gaz teknolojileri alanındaki mevcut durum hakkında çözüm önerilerinin tartışıldığı, Ar-Ge projeleri ve işbirliği imkanlarının değerlendirildiği görüşmelerde bulundular.

Toplantının 3. günü Soma’da bulunan TÜBİTAK ve TKİ destekli “Biyokütle ve Kömür Karışımlarından Sıvı Yakıt Üretimi (TRİJEN) Projesi”nin 1 MWt ölçeğindeki pilot tesisine teknik gezi düzenlendi. TRİJEN proje yürütücüsü Doç. Dr. Fehmi AKGÜN katılımcılara tesis ve projenin mevcut durumu hakkında bilgi verdi.

Gaz Teknolojileri Mükemmeliyet Merkezi (GAZTEM) Ulusal Paydaşlar Toplantısı Gerçekleşti

Kaynak : Tübitak

Türk Araştırma Üniversiteleri Güç Birliği Kuruldu

Türk Araştırma Üniversiteleri Güç Birliği Kuruldu. Türkiye’nin önde gelen altı araştırma üniversitesi, Türk araştırmacıların Avrupa Birliği projelerinde etkinliğini artırmak üzere bir güç birliği oluşturdu. 8 Ekim’de Ankara’da düzenlenen “Avrupa Araştırma Alanında Türk Üniversiteleri” başlıklı uluslararası konferans kapsamında kuruluşu duyurulan Türk Araştırma Üniversiteleri Güç Birliği’nde Boğaziçi Üniversitesi de yer alıyor.
Türk üniversitelerinin Avrupa Araştırma Alanı’ndaki etkinliğinin artırılması ve bu amaç doğrultusunda yükseköğretim sektöründe yapılması gereken değişiklikleri desteklemek üzere, Avrupa Komisyonu Araştırma ve Yenilik Çerçeve Programı kapsamında en çok sayıda projesi olan altı Türk üniversitesi olan Boğaziçi Üniversitesi, Bilkent, İstanbul Teknik Üniversitesi, Koç Üniversitesi, Orta Doğu Teknik Üniversitesi ve Sabancı Üniversitesi Türk Araştırma Üniversiteleri Güç Birliği’ni (TAÜG) kurdu.

Rektör Barbarosoğlu: Türkiye ve bölgenin geleceği için işbirliklerine hazırız

Boğaziçi Üniversitesi ve Ortadoğu Teknik Üniversitesi’nin kuruluş sürecinde liderliğini üstlendiği TAÜG’nin bilim ve akademi dünyasına tanıtımı kapsamında, 8 Ekim tarihinde düzenlenen ‘’Avrupa Araştırma Alanında Türk Üniversiteleri” konferansına katılan Boğaziçi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Gülay Barbarosoğlu, üniversitelerin başlıca faaliyetlerinin buluş yapmak, bilgiyi toplumsal katmanlara yaymak ve yeni bilgileri uygulamak olduğunu vurgulayarak bilgi odaklı bir yaklaşımla yarının liderlerini ve araştırmacılarını yetişmesinde araştırma ve inovasyonun anahtar rol oynadığını belirtti.

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık ve Avrupa Komisyonu Araştırma ve Yenilik Genel Direktörü Robert-Jan Smits’in katılımlarıyla 8-9 Ekim 2015 tarihlerinde Ankara’da gerçekleştirilen konferansta konuşan Gülay Barbarosoğlu, ‘’Bugün dünya genelinde üniversiteler artık sadece birer eğitim ve buluş merkezi değil aynı zamanda ekonomik büyümenin, sosyal adaletin ve yeni öğrenme biçimlerinin laboratuvarları olmuş kurumlardır. Araştırma üniversiteleri ülkelerin ekonomilerinin gelişimi ve kalkınmasına katkıda bulunan kurumlar haline gelmiştir. Gerçek inovasyon ve yaratıcılık verimli ve üretken bir araştırma temelli öğretimle mümkündür’’ dedi.

Barbarosoğlu ayrıca, Türk Araştırma Üniversiteleri Güç Birliği’nde yer alan Türk üniversitelerinin Avrupa Araştırma Alanı’ndaki (ERA – European Research Area) kurumlarla el ele çalışması gerektiğini belirterek bu kapsamda hem ulusal ve uluslararası politika yapıcılarıyla hem de Avrupa Araştırma Üniversiteleri Ligi (LERU) ile birlikte Türkiye ve bölgenin geleceği için işbirliği konusunda çalışmaya hazır olduklarını ifade etti.

Altı Üniversiteden Ortak Deklarasyon

Türk Araştırma Üniversiteleri Güç Birliği’nde yer alan Bilkent Üniversitesi, Boğaziçi Üniversitesi, İstanbul Teknik Üniversitesi, Koç Üniversitesi, Orta Doğu Teknik Üniversitesi ve Sabancı Üniversitesi rektörleri ortak bir deklarasyon yayınlandı.

Deklarasyonda Türkiye Araştırma Üniversiteleri Güç Birliği’nin (TAÜG) kurulması sürecinde, söz konusu üniversitelerin çalışmalarının önemli bir kısmı Avrupa Araştırma Alanı’na odaklanacağı vurgulanırken TAÜG’nin kısa vadeli planları şöyle sıralandı:

• Avrupa Araştırma Alanı önceliklerinin Türkiye’de uygulanabilmesi için rektörlerin liderliğinde Avrupa Araştırma Alanı Reform Gündem’inin şekillendirilmesi,

Üniversiteler, Bakanlıklar, YÖK, TÜBİTAK ve sanayinin yakın işbirliği ile eylem planlarının hazırlanması, hedeflerin belirlenmesi, Avrupa Araştırma Alanı önceliklerinin uygulanması ve bu alanlardaki ilerlemelerin takibi,

•Mevcut deneyimlerinden yararlanılması ve en iyi uygulama örneklerinin paylaşılması için başta European Research Universities (LERU) ve European University Alliance (EUA) olmak üzere Avrupa’daki kurumlar ile daha yakın işbirliğinin sağlanması,

•Avrupa kurumları ve paydaşları ile işbirliğini geliştirmek, Avrupa Birliği programlarına katılımı artırmak (özellikle Horizon 2020 gibi araştırma ve yenilik programları), Avrupa’da politika geliştirme süreçlerine dahil olmak amacıyla Brüksel’de daha güçlü bir temsiliyet sağlanması.

Türk Araştırma Üniversiteleri Güç Birliği Kuruldu

 

Kaynak : Boğaziçi Üniversitesi

Mekanokimya İle Bakteri Öldüren Kimyasalları Yok Eden Çalışma

Mekanokimya İle Bakteri Öldüren Kimyasalları Yok Eden Çalışma. Cumhuriyet Gazetesinden Sibel Bahçetepe’nin Bilkent Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Kimya Bölümü’nden Yrd. Doç. Dr. Bilge Baytekin ile yaptığı Söyleşi Haberimizde.

Yrd. Doç. Dr. Bilge Baytekin antibakteriyel sabunlara bakteri öldürücü etkiyi kazandıran kimyasalları doğadan temizlemeye çalışıyor. Baytekin’e göre bu kimyasalar, dirençli bakterilerin oluşmasına neden oluyor.

Bilim Kadınları İçin projesi kapsamında burs almaya hak kazanan Bilkent Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Kimya Bölümü’nden Yrd. Doç. Dr. Bilge Baytekin, genç bir bilim kadını ve aynı zamanda bir anne. Bir yandan 11 aylık kızı ile ilgileniyor, diğer yandan da kızına ve diğer çocuklara daha temiz bir dünya bırakmanın peşinden koşuyor. Çevre atıklarından zararsızca kurtulma üzerine çalışmalarını yürüten Yrd. Doç. Dr. Baytekin, çevreye ve sağlığa zararlı kalıcı organik kirletici sınıfındaki kimyasal maddelerin çevreye zarar vermeden yok edilebilmesi ve zararsız ürünlere dönüştürülmesi üzerine çalışıyor.

L’Oreal Türkiye’nin UNESCO ortaklığı ile uyguladığı proje kapsamında bu yıl 15 bin dolar burs almayı kazanan Türkiye’deki 6 bilim kadınından biri olan Baytekin sorularımızı yanıtladı.

– Mekanokimya nedir?

Mekanokimya kısaca mekanik etkilerle (itme, çekme, bastırma, sürtünme gibi) başlatılan kimyasal reaksiyonları araştırır. Mekanik etki hayatımızda her alanda yürürken, araba sürerken, herhangi bir makinenin çalışması sırasında ortaya çıkan ve çok bulunan bir etkidir. Mekanokimyanın bu etkileri kimyasal reaksiyona dönüştürüp boşa giden bu enerjiyi yararlı ürünlere çevirmeye çalışır. Mekanokimya ile hem en temel bilimsel soruları cevaplayabilir hem de pratikte oluşan sorunların çözümüne yönelik yöntemler geliştirebiliriz.

– Çalışmanız ne üzerine olacak?

Benim çalışma alanım çevre üzerine olacak. Projenin konusu çevrede çokça bulunan ve giderek artan kalıcı organik kimyasalları çevreden yok ederek uzaklaştırma konusunu içeriyor. Kalıcı organik, kirleten dediğimiz zararlı organik kimyasal moleküller daha çok atık sularda bulunur. Biz de işin özünde atık su arıtma konusunda çalışacağız. Şu an yalnızca iki kimyasala, triklosan ve triklokarbana yöneldik. Bu iki madde, çevrede bozulmadan uzun süre kalabilir, biyolojik anlamda birikerek büyür. Atık tesislerinde ayrıştırabilse de ayrıştırılan çamurdan tekrar yeraltı suyuna karışabilir. Tam ve kesin bir çözüm ancak parçalayarak yok etme yoluyla olabilmektedir. Biz de bu yok etmeyi ek ağartıcı kimyasal kullanmadan, bol ve ucuz olarak temin edilebilen silika türevleri ile mekanokimyasal olarak verimli bir şekilde başarmayı hedefliyoruz. Proje için 1 yıllık süreç var.

Diş macununda ve oyuncakta bile kullanılıyor

Triklosan ve triklokarban, antibakteriyel sabun ve temizleyicilere bakteri öldürücü etkiyi kazandıran en yaygın iki kimyasal. Tekstil malzemelerinde, çarşaflarda, oyuncaklarda, bulaşık deterjanlarında, çöp torbalarında, kesme tahtası, diş macunlarında yani çok çeşitli yerlerde kullanılıyor. Küçük miktarda kullanıldığı zaman zararsız. Son on yıl içinde antibakteriyel ürün sayısında ciddi bir patlama var. Dünya Sağlık Örgütü de bu konuda çeşitli çalışmalar yapıyor.

Böcek ilacı

ABD kanunlarına göre, her iki kimyasal da kişisel bakım ürünlerinde kullanıldığında “reçeteye tabi olmayan ilaç” temizlik ürünlerinde kullanıldığındaysa “pestisit” (yani böcek ilacı) olarak niteleniyor. Dolayısıyla ürün etiketlerinde bulunması zorunlu. Ancak yapılan araştırmada, etiketinde belirtilmediği halde bir bulaşık deterjanında triklosan bulunduğu tespit edilmiş. Avrupa Çevre Ajansı (EEA), 2012 yılında yayımladığı raporda, su ekosistemimizde miktarları ve çeşitleri giderek artan tehlikeli kimyasalların listesini yayımlamıştır.

Anne sütünde ve suda çıktı

Yapılan araştırmalarda triklosan ve triklokarbana, içme suyu kaynaklarında, insanlardan alınan idrar (yüzde 75’inde) ve anne sütü örneklerinde (yüzde 97’sinde) rastlandı. Amerikan Kimya Derneği’nin San Francisco’daki senelik toplantısında sunulan rapora göre, 184 gebe üzerinde gerçekleştirilen araştırmada “triklosan” isimli antibakteriyel kimyasal gebe kadınların tümünün, “triklokarban” ise yüzde 85’inin idrarında tespit edildi. 33 kadının göbek kordon kan örneklerinin yarısından fazlasında “triklosan”, dörtte birinde ise “triklokarban” bulunduğu da ortaya çıktı. Triklosan ve triklokarbanın antibiyotiklere dirençli bakterilerin oluşumuna sebep olduğu, beyin ve üreme sisteminin gelişimini etkilediği, bitki ve hayvanlarda biriktikleri biliniyor.

Mekanokimya İle Bakteri Öldüren Kimyasalları Yok Eden Çalışma

 

Kaynak : Cumhuriyet

Nanomekanik Tartı İle Virüsler Tespit Edilebilecek

Nanomekanik Tartı İle Virüsler Tespit Edilebilecek. Bilkent Üniversitesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Hanay: “Teknoloji sayesinde havaalanlarında detektörlerin olduğu bir ortamda alınacak numunenin içinde kütle ve şekil özelliklerine sahip bir virüsün bulunup bulunmadığı test edilebilir”

Türkiye’den ve ABD’den bilim insanlarının ortak çalışmasıyla, bir metrenin yüz milyonda biri uzunluğundaki bir molekülün, bir nano parçacığın ya da bir virüsün kütlesini ve şeklini ölçebilen “nanomekanik tartı” icat edildi.

Bilkent Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Selim Hanay, AA muhabirine, ABD’deki Kaliforniya Teknoloji Enstitüsünden ve Melborn Üniversitesinden bilim insanlarıyla nano tartı üzerine yürüttükleri ortak çalışmanın, 5 yıl önce başladığını söyledi.

Kimyada kullanılan “kütle spektrometresi” adlı enstrümanın, hastalık durumunu proteinlerin dağılımına bakarak tespit edebildiğini anlatan Hanay, bu yolla moleküllerin ağırlıklarıyla ilgili tahmini bir bilgininin edinilebildiğini ancak küçük molekülleri iyi ölçen bu sistemin virüslerin ağırlığının ölçümünde hatalı sonuçlar verdiğini belirtti.

Geliştirdikleri “nanomekanik tartı“nın ise mekanik yollarla çok hassas ölçümler yapabilecek teknolojiye sahip olduğunu bildiren Hanay, teknolojiye ilişkin şu bilgileri verdi:

“Tartımız, farklı iki frekansta titreşim özelliğine bağlı çalışıyor. Sadece frekanstaki değişime bakılarak molekülün kitlesi ölçülebiliyor. Tek bir molekülün kütlesini bile bu yolla ölçebiliyoruz. Hatta bir metrenin yüz milyonda biri uzunluğunda olan bir molekülün, bir nano parçacığın ya da bir virüsün kütlesini gerçek zamanlı ölçebiliyor. Ayrıca gözle, hatta mikroskopla görülemeyen molekülleri bile bu yolla tespit edilebilir. Nano tartı, neredeyse atom boyutlarında kütle ölçümü yapabiliyor.”

Virüsün şeklini ölçen yeni teknoloji ses getirecek

Hanay, etki faktörü yüksek bilim dergilerinden biri olan Nature Nanoteknoloji’de yayınlanan bu çalışmalarını, daha da ileriye götürecek yeni bir projeye daha imza atıldığını bildirdi.

Moleküllerin kütlelerinin yanında şekilsel özelliklerini de saptayan yeni bir cihazın daha geliştirildiğini belirten Hanay, “Bu cihazımız ise, matematiksel yöntemlerle moleküllerin tek boyutlu profilini çıkartabiliyor. Böylece moleküllerin yuvarlak mı, yayılmış mı, simetrik mi, asimetrik mi olduğu yönündeki özellikleri tespit edilebiliyor” dedi.

Nano kirliliği de belirleyecek

Geliştirilen yeni teknolojiyle bir virüsün bile kütle ve şekil ölçümünün kolaylıkla yapılabileceğini belirten Hanay, bu sebeple en yaygın kullanımının biyomedikal uygulamalar olacağını kaydetti.

Bazı moleküllerin hastalıklar sonucu insan metobolizmasında daha çok üretildiğini aktaran Hanay, şunları kaydetti:

“Virüsler, şekillerinden ve ağırlıklarından kolaylıkla ayrılıp tespit edilebilecek. Bu teknolojinin sağlık sektöründe kullanılmasıyla özellikle virüslere bağlı hastalıkların anında tespit edilmesinin de yolu açılmış olacak. Hem kütle hem de şekil tayininden virüslerin sınıflandırılması veya hızlı bir şekilde tespit edilmesine yönelik bir teknoloji aslında. Bundan sonra, bilim adamlarının çalışmasıyla virüsler elle tutulur, gözle görünür bir mahiyete bürünmesi de mümkün hale getirilebilir. Çünkü artık bu moleküllerin hem kütlesi hem de şekilleri artık belirlenebilecek bir duruma geldi.

Bir virüsün şeklini ve büyüklüğünü bildikten sonra mesela bu, havalimanlarında kalabalık mekanlarda, limanlarda bir monitör aracı olarak kullanılabilir. Diyelim ki alınan bir tükürük numunesini kontrollü bir ortama havaya karıştırarak, detektörlerin olduğu bir ortama püskürterek gelecek numunenin içinde kütle ve şekil özelliklerine sahip bir virüs var mı yok mu, ona bakılabilir. Teknolojiyle nanoparçacık kirliliği de ölçülebilir.”

Hanay, moleküllerin şekilsel özelliklerine ilişkin bilimsel makalenin de Nature Nanotechnology dergisinin nisan sayısında yayımlanacağını sözlerine ekledi.

Nanomekanik Tartı İle Virüsler Tespit Edilebilecek

 

Kaynak : saglikaktuel