Max Planck Topluluğu’nun Dünyaca Ünlü “Bilim Tüneli Sergisi” Türkiye’de

Max Planck Topluluğu’nun Dünyaca Ünlü “Bilim Tüneli Sergisi” Türkiye’de. Max Planck Topluluğu’nun dünyaca ünlü “Bilim Tüneli Sergisi”, “Türk–Alman Araştırma, Eğitim ve İnovasyon Yılı” kapsamında İstanbul’da ziyarete açıldı. Max Planck Bilim Tüneli Bahçeşehir Üniversitesi (BAU) Mütevelli Heyet Başkanı Enver Yücel, Bahçeşehir Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Şenay Yalçın, Max Planck Enstitüsü Genel Müdürü Peter Fratzl, Almanya Büyükelçisi Eberhard Pohl ve Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Prof. Dr. Davut Kavranoğlu’nun konuşmalarının ardından yoğun bir ilgiyle açıldı.

Açılışta konuşma yapan Bahçeşehir Üniversitesi (BAU) Mütevelli Heyet Başkanı Enver Yücel, “Böyle bir günde, özellikle İstanbul’da böyle bir serginin açılmasından dolayı gurur duyuyorum. Biz Türkiye’nin Almanya’da ki ilk üniversitesini kurduk. Türkiye’nin hedefleri var ve bu hedefler çok büyük. Ekonomi açısından önemli rol oynamamız gerekiyor ve 2023 yılı itibariyle Dünya’nın en iyi ilk 10 ekonomisine girmek zorundayız. Türkiye’nin genç nüfusu çok önemli. Türkiye Bilim ve Teknoloji üretmeli” dedi.
Max Max Planck Enstitüsü Genel Müdürü Peter Fratzl, yaptığı konuşmada bilginin sınırlarını geliştirmek için çalıştıklarını söyledi. Bilim Tüneli’nin Kimya, Fizik, Sanat Tarihi ve Hukuk gibi birçok konuyuda ele aldığını dile getiren Fratzl, Bahçeşehir Üniversitesi (BAU) akademisyenleriyle çalışıp, sergiyi İstanbul’a getirdiklerinen dolayı çok mutlu olduğunu belirtti.

“Türkiye-Almanya ilişkilerine zenginlik kattı”
Almanya Büyükelçisi Eberhard Pohl ise böylesine büyüleyici bir serginin açılışında bulunmaktan dolayı gurur duyduğunu ifade etti. Almanya’nın, Türkiye için çok büyük bir ekonomik ortağı olduğunu belirten Pohl, Türkiye ve Almanya ilişkilerinin çok büyüdüğüne dikkat çekerek Bilim Yılı’nın kendilerine katkıda bulunacağını söyledi. Son olarak açılışta konuşan Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Prof. Dr. Davut Kavranoğlu, bilimsel bilgi ve bu alandaki deneyimlerin paylaşılması, bunun da sanayinin hizmetine sunulması amacıyla başlatılan Türk-Alman Bilim Yılı etkinliklerinin, Türkiye ve Almanya ilişkinlerine zenginlik kattığını söyledi.
Bahçeşehir Üniversitesi’nin Max Planck Institute işbirliğiyle Türkiye’ye kazandırdığı sergi, güneş sisteminin en küçük detaylarından nano teknolojilere, beynin sırlarla dolu dünyasından geleceğin ilaç tasarımlarına, insanın yaşama, öğrenme ve sosyal sistemlerinden füzyon teknolojisine kadar pek çok alanda geleceğin dünyası hakkında ipuçları veriyor. Ana hedef kitlesini her yaştan öğrencinin oluşturduğu ve bilim dünyasından uzakta olanlara da hitap edecek şekilde kurgulanan bu sergi, 12 Şubat 2015 tarihine kadar “Mall Of İstanbul” alışveriş merkezinde ziyaret edilebilecek.

Max Planck Topluluğu’nun Dünyaca Ünlü “Bilim Tüneli Sergisi” Türkiye'de

 

 

Kaynak : Sozcu

ABD’li Bilim Adamları “Ölüyü Diriltebiliriz”

ABD’li Bilim Adamları “Ölüyü Diriltebiliriz” ABD’li 2 bilim adamı, ” beyin ve kalp durmuş, kanınız çekilmişse” yani “ölmüşseniz” tekrar yaşama döndürülebileceğinizi açıkladı.
Ölü bedenin canlandırılmasında yüzde 90 başarı sağlandığı iddia ediliyor. Bilim adamları ölüyü nasıl dirilteceklerini açıkladı. Hayvanlarda başarılı olan bilim adamları, insanlar üzerinde deney için etik kurulu kararı bekleniyoBir araştırmanın kalitesi, gerçekleştiren ekibin güvenilirliği, önemi, halkın gösterebileceği ilgi ihtimali bilim haberleri yapan medyanın haber seçme kriterleri olarak kabul edilir. Lakin bu kriterlerden tam puan aldığı halde basının yer vermekten çekindiği bilim haberleri de vardır. Bunun ardında üç sebep yatar: Para, dini inançlar, siyasi engellemeler ve tepki alma korkusu.

Bu yüzden bilim dünyası sırf halktan ilgi görmediği için maddi destek alamayıp silinip yok olmaya yüz tutmuş ilginç bilimsel araştırmalarla doludur.Arizona Üniversitesi araştırmacılarından Peter Rhee, yaklaşık 1 ay önce yaptığı basın toplantısında şu sözlerle konuşmasına başladı: “Vücut ısınız 10 dereceye kadar düşmüşse, beyin fonksiyonunuz durmuşsa, kalbiniz atmıyor, kanınız damarlarınızdaki yolculuğuna son vermişse doğal olarak ‘Öldü’ teşhisi konulacaktır. Ama emin olun geliştirdiğimiz bir teknikle sizi hayata geri getirebiliriz.” İnanamayan gözlerle bakan basın mensuplarına bu sefer de Maryland Üniversitesi araştırmacılarından Samuel Tisherman açıklamalar yaptı: “Evet! Dr. Rhee’nin sözlerinde hiçbir abartı yok. Araştırmalarımızı çeşitli hayvanlar üzerinde yaptık ve çok başarılı sonuçlar elde ettik. Bütün detaylarıyla açıkladığımız bu devrim yapacak buluş nedense bilimkurgu gibi algılanıyor. Aynı araştırmayı insanlar üzerinde yapmak için ‘etik kurulundan’ izin bekliyoruz. Sanırız ondan sonra hak ettiğimiz ilgiyi göreceğiz.”İddia ettikleri projeye kısaca bir göz attım. Gerçekten çok ilginç.

Bir canlı hayatını kaybetse de kan ve organlar bir süre özelliğini kaybetmeyebilir. Fakat nefesin durmasıyla birlikte oksijensiz kalan organlarda (özellikle beyinde) büyük bir “hasarlar zinciri” başlar. Araştırmacıların yaptıkları testlere göre bu hasarı engellemek mümkün. Bunun için ölümün gerçekleşmesinin hemen ardından beden 20 derece kadar soğutularak hücre metabolizması yavaşlatılıyor. Daha sonra vücuttaki kan, serum fizyolojikle değiştiriliyor. Bu sırada vücutta oluşan hasarı gidermek için yapılması gereken müdahale (örneğin ameliyat) gerçekleştiriliyor. Tedavi sonrası ölen kişinin kanı yeniden bedenine pompalanıyor. Kanın damarlarda dolaşmaya başlamasının ardından kalbin atmaya başlama oranı % 90. “Öldü” teşhisi konulan canlı gözlerini açıyor ve yaşamına devam ediyor. Yapılan incelemelere göre hafıza kaybı yok, öğrenebilme yeteneği ise yerli yerinde…Domuz ve fare gibi memelilerde gerçekleştirilen bu testler bilimsel etik kurulundan yanıt alınır alınmaz sıraya giren (çoğunluk kanser hastası) gönüllülerde uygulamaya sokulacak. Araştırmacıların en çok odaklandığı kullanım sahası insanlı uzay misyonları. Geliştirilen bu teknik yıllarca sürecek yolculuklarda astronotların yolculuk boyunca uyutulabilmelerine bir ön adım olarak gösteriliyor.

ABD'li Bilim Adamları Ölüyü Diriltebiliriz

 

Kaynak : avrupagazetebbc

Amerika’nın En Girişimci Üniversiteleri ve Girişimleri

Amerika’nın En Girişimci Üniversiteleri ve Girişimleri. Forbes dergisinin Amerikan üniversitelerini girişimcilik aktivitelerine göre sıraladığı Forbes Most Entrepreneurial Universities listesinin 2014 yılı sonuçları açıklandı.

Startup okulları olarak adlandırılan 20 üniversitenin yer aldığı listede, sıralamalar üniversitelerinin “girişimcilik oranı”na göre hazırlanmış.

Girişimcilik oranı, bir üniversitenin öğrenci veya mezunlarından LinkedIn’de kendisini kurucu veya işletme sahibi olarak tanımlayanların, bugünkü bütün öğrencilerinin (mezunlar dahil) sayısına oranı olarak hesaplanmış.

Forbes’un listesinde Amerika’nın en girişimci ilk 10 üniversitesi şu şekilde sıralanıyor:

1. Stanford University

En yüksek girişimcilik oranına sahip Stanford’ın öğrencileri mezuniyeti beklemeyen girişimciler olarak ün kazandı. Bunda Google’ın Serbey Brin ve Larry Page ‘i; Yahoo’nun Jerry Yang ve David Filon’ı ve Snapchat’in kurucusu Evan Spiegel’in katkısı büyük.

2. Massachusetts Institute of Technology (MIT)

Yeni teknolojiler deyince akla ilk gelen üniversitelerden MIT, girişimciliğe adanmış eğitim programları, araştırma merkezleri ve yarışmalarıyla dikkat çekiyor. 35 yaş altındaki girişimcileri hedefleyen Innovators Under 35 yarışmasını bu yıl Türkiye’yi de dahil eden üniversite, 100 bin dolarlık Girişimcilik Yarışması MIT100K bugüne kadar 130 şirket ve 2 bin 500 adet meslek yarattı.

3. University of California, Berkeley

Kampüsününde, ünlü SkyDeck dahil üç farklı girişim hızlandırma programı bulunan University of Berkeley’deki bu birilimler, Haas İşletme Okulu ve mühendislik okullarının araştırma birimiyle ortak çalışmasının ürünü.

4. Cornell University

Cornell’in 2001 yılında kurduğu Cornell Girişimci Ağı, bugüne kadar, sayısı 20 bini geçen öğrenci, çalışan ve yakınlarının katıldığı yüzlerce etkinlik düzenledi.
5. University of California, Los Angeles (UCLA)

Kendine ait bir hackathonu olan UCLA, geçtiğimiz Nisan ayındaki etkinliğinde 4 bin geliştiriciyi ağırlamıştı.

6. California Institute of Technology (Caltech)

Bugüne kadar 32 öğrenci ve fakülte üyesi 33 dalda Nobel Ödülü kazanan Caltech, bilim ve mühendisliklere odaklı bir üniversite.

7. Brown University

Yaklaşık 50 yıldır girişimcilik ve mühendislik dersleri veren efsanevi profesör Barrett Hazeltine ile ünlü Brown University dünyanın en seçici üniversitelerinden biri olarak tanınıyor.

8. Princeton University

Amazon’un kurucusu ve CEO’su Jeff Bezos, Princeton’da öğrenciyken Uzay Keşfi ve Geliştirilmesi Kulübü’nün başkanıydı. Bezos, üniversiteye, kendi nörobilim araştırma merkezini kurması için 15 milyon dolar bağışladı.

9. Pepperdine University

Kiliseyle yakın bağları olan üniversitenin girişimci mezunları arasında eHarmony kurucusu Neil Clark Warren var.

10. Dartmouth College

Dartmouth Girişimci Ağı‘nın 2001 yılından bu yana 500 proje ve şirkete destek sağladığı belirtiliyor.

Listenin tamamını görmek isterseniz bakınız !

Amerika'nın En Girişimci Üniversiteleri ve Girişimleri

 

Kaynak : webrazzi

Süper Pıhtılar Hayatımızı Kurtaracak.

Süper Pıhtılar Hayatımızı Kurtaracak. Bilim insanları yaralanmalarla meydana gelen ölümcül kanamaları durdurabilecek minyatür “süper pıhtı küreleri” geliştirdi.
PNAS adlı tıp dergisinde yayınlanan çalışmaya göre, farelere enjekte edilen küre şeklindeki bu son derece küçük partiküller, hücreleri çabucak biraraya getirerek kan damarlarını tıkıyor ve ciddi travmalardan sonra kurtulma şansını artırıyor Partiküller, yaralı farelerde kurtulma oranını yüzde 60’tan yüzde 90’a çıkardı. Minyatür kürelerin insanlarda kullanılıp kullanılamayacağına ise ileriki araştırmalarla karar verilebilecek.

Parçacıklar insan saçından 200 kat daha ince. Protein zincirleri gibi yapılmış dokunaç benzeri kolları var. Bu kollar birbirine kümelenerek, kanda mevcut doğal pıhtılaşma hücreleri ile bağlantı oluştururlar.Süper-pıhtılaşma küreleri kuru bir toz olarak iki hafta kadar saklanabilir ve sadece bir tuz ya da şeker su karışımının eklenmesi ile hızla bir çözelti içine çözünüp uygulanabilir..

pıhtı
Özellikle savaş meydanlarında meydana gelen patlamalardan sonra oluşan kontrol edilemeyen kanamalar ölüme en çok sebebiyet veren durumlardan. Aynı şekilde büyük trafik kazalarından ve başka ciddi yaralanmalardan sonra oluşan büyük kanamalar da her yıl dünyada 2 milyondan fazla insanın ölümüne sebep oluyor. Buna rağmen bu tür yaralanmalarda kanamaları durdurabilmek için çok az seçenek mevcut. İnsan vücudunda pıhtılaşmayı sağlayan trombositler gibi doğal kan hücreleri bulunuyor. Bu sistem kesikler ve çizikler için oldukça iyi çalışırken, büyük travmalarda yetersiz kalıyor. Case Western Reserve Üniversitesi, Wayne Devlet Üniversitesi ve ABD’deki Virginia Tech Üniversitesi’nden araştırmacılar “hemostatik nanopartiküller” olarak bilinen süper-pıhtılaşma kürelerini sentezlediler.

Nanoteknoloji Enstitüsünden, Mark Morrison ;
“Ancak, parçacıkların doğal pıhtılaşma zincirini ve diğer vücut süreçleri etkilediği konusunda daha fazla çalışma olması gerekir. Onlar da vücutta ne kadar sürecek bilmek gerek.”diye ekliyor.

Araştırmacılar insan deneme düşünmeden önce büyük hayvan modellerinde ileri çalışmalar yapmayı planlıyor.

super-pihtilar-hayatimizi-kurtaracak

 

Kaynak : http://www.bbc.com ve avrupagazete

Kozmetik Ve Gıda Sektöründe Yeni İcat “Yumurta Kabukları”

Kozmetik Ve Gıda Sektöründe Yeni İcat “Yumurta Kabukları” Yumurta kabuklarını plastik, kozmetik ürünleri ya da gıda sektöründe tekrar değerlendirebilir miyiz? Bu sorunun cevabını aramak için Futuris ekibi bu hafta Macaristan’a gitti. Bilim adamlarının yeni icadı makine sayesinde yumurta kabukları artık atılmıyor ve bazı işlemlerden geçerek kozmetik ve gıda sanayinde tekrar kullanılıyor. Yumurta kabuğundan içerik yapısı değiştirilmeden ayrıştırılan zar, aslında değerli bir madde…

Avrupa’da her gün tonlarca yumurta kabuğu israf oluyor. Bu maddenin plastik, kozmetik ve gıda sektöründe yeniden değerlendirilebildiğini biliyor muydunuz?

Macaristan’daki bu küçük şirketin yukarıdaki sorunla her gün uğraşması gerekiyor. Burada her yıl yaklaşık 15 milyon yumurta makarna, pasta ve diğer gıda sektörlerinde yan ürün olarak kullanılıyor.

Doğal olarak aynı miktarda yumurta kabuğu açığa çıkıyor. Şirketin müdürüne göre bu durumla başa çıkmak hiç de kolay değil.

Tas Orban, Ecomotive Şirketi, Genel Müdürü: ‘‘Endüstride kullanılan yumurta kabukları tehlikeli olarak kabul edilir çünkü yumurta zarı içerisindeki protein çok çabuk çürüyerek zehirli hale gelebiliyor.’‘

‘‘Bu atıkları temizleyip tekrar kullanılabilmesi için sadece özel şirketlerle çalışıyoruz. Bu da biraz maliyetli oluyor.’‘

Fakat yumurta zarı, jelatin ve protein parçacıkları olan amino asit bakımından oldukça zengin. Bu sebeple yumurta fabrikaları bu atıkları kozmetik ve gıda endüstrisine gönderiyor.

‘’ Fakat yumurta zarını kabuğundan hızlı ve ucuz bir şekilde nasıl ayırırız?’‘

Avrupa’daki araştırma projelerinden birinde çalışan bu görevlilerin de asıl amacı bunu bulabilmek.

Araştırma görevlileri yumurta kabuğu ile zarını ayıran model bir makine geliştirdi. Ayrıştırılan zarlar ortam ısısında kurutularak kalitesini koruması sağlanıyor.

Kuruyan zarlar son olarak fazla işleme uğratılmadan sterilize ediliyor.

Enrico Imperi, Kimyacı: ‘‘Ultraviyole yani morötesi ışığı kullanıyoruz. Bu ışık bakterilerin içine giriyor ve onların DNA’larını düzeltiyor. Böylelikle bakteriler pasif hale gelerek üremeleri engelleniyor.’‘

‘‘Bu yol ile yumurta zarları kimyasal bir madde ya da yüksek ısı kullanılmadan temizleniyor. Bu yöntemle sterilize edilmiş ve içeriği bozulmamış oluyor.’‘

Geliştirilen bu örnek makine aslında uzun süredir kullanımda. Araştırmacılar, yumurta şirketlerinin işe yaramaz atıklarını bir katma değere dönüştürdüklerini söylüyorlar.

Bilim adamları daha iyisini yapmak için gayret ediyor.

Melinda Kozak, Ateknea Solutions, Biyokimyacı (Macaristan): ‘‘Bir sonraki aşama sistemi otomatik hale getirmek. Amacımız üretim sürecini, yumurta kabuklarının geldiği miktar oranında isteğe bağlı olarak düzenleyebilmek.’‘

‘‘Bu oran saatte 100 kilodan 1000 kiloya kadar değişebilir.’

Tas Orban, Ecomotive Şirketi, Genel Müdürü: ‘’ Eğer bu ayrıştırma işini endüstriyel hale getirebilirsek, yumurta üretim şirketleri olarak daha önceden bize maliyet getiren bu atıklardan kar elde edebilir hale geleceğiz.’‘

Araştırmacılar bu makinanın 3- 4 sene içerisinde pazarlanabilir olabileceği kanaatinde. Avrupa tavukçuluk sektöründeki rekabetçilik de, bu sayede artış gösterecek.

Daha fazla bilgi için aşağıdaki linki tıklayabilirsiniz.
http://shellbrane.eu

yumurta-kabukları

 

Kaynak : euronews

Bilim Mükemmel Irk Yaratmaya Yakın mı ?

Bilim Mükemmel Irk Yaratmaya Yakın mı ? Bu noktaya gelen bilim dünyasını etik kavramlar frenliyor. Bilimdeki amaç; tek tip insan veya mükemmel insan yaratmak değil daha sağlıklı bir nesil yaratabilmektir.
Dr . Gülay Özgön
Tıbbi Genetik Uzmanı

Gen haritalanması şu anki bilgi ve teknoloji ile mümkün hale geldi. Genom Projesi olarak da adlandırılan gen haritalanması ile daha sağlıklı nesiller için daha geniş kapsama genetik tarama kapsama şansı oluştu fakat bununla birlikte bir çok etik problem de gündeme geldi. Çünkü hiçbir insan mükemmel bir genom içermiyor. İnsanın eksiğiyle fazlasıyla bir bireydir. Eğer genom projesi hayata geçerse tek tip insan yaratmaya doğru gidilebilir. Yeni gelişen teknolojilerle belki beş yıl sonra bütün genomu taramak ve bunun datasını değerlendirmek şansına sahip olunacaktır. Aslında buna doğru adımlar atılıyor, bilim isterse mükemmel insanı yaratabilir. Bilim isterse kendi istediği şekilde davranan, kendi istediği şekilde düşünen insanlar yaratabilir. Bu da bizi renksiz bir dünyaya götürür.

Genetik Danışma Nedir?

Genetik hastalığı olan bireylerin veya genetik testinde taşıyıcılık çıkan bireylerin hastalıklarıyla ve taşıdığı risklerle ilgili bilgilendirilmesine ‘genetik danışma’ denir. Bütün genlerin fonksiyonları bilindiği için gen haritası yapılsa bile hangi değişimin neye yarayacağı ya da yol açacağı bilinmediği için istenmeyen tablolar oluşabilir.
Genetik testler yalnızca hastalıklar için kullanılmaya niyet edilse ister istemez herkes tarafından kullanılacaktır. Bununla birlikte mükemmel ırk da yaratılmaya çalışılacaktır. Temennimiz genetikte yeni teknolojilerle birlikte etik kurallara uyulmasıdır.

Genetik test ne zaman yapılmalıdır?

Genetik test gerektiğinde yapılmalı, doğru yorumlanmalı, hastaya doğru şekilde aktarılmalıdır. Yalnızca genetik test yapayım, yaptırayım isteğiyle genetik testten fayda görülmeyeceğini biliyoruz. Genetik testi özellikle aile hikayesi olduğu durumlarda -ailede herhangi bir hastalık varsa- herhangi belirgin bir özellik yaşamı zorlaştırdığı için çözüm arandığında yaptırılmalıdır. Daha sağlıklı nasıl yaşayabilirim demek için genetik test yaptırmamalıdır. Genetik testlerin istemi ve yorumlanması bir doktor tarafından olmalı, herkese her genetik test uygulanmamalıdır. Çünkü test sonuçları bazen kişi de gereksiz stres kaynağı oluşturabilir.

Hiçbir insan mükemmel gene sahip değildir…

Daha sağlıklı nesiller için daha geniş kapsama genetik tarama kapsamı olabilir. Avrupa’da bir çok merkezde evlenme çağındaki insanlara kadın doğum uzmanına gittiğinde ülkesinde sık rastlanan genetik hastalıklara karşı taşıyıcılık testler yaptırılmaktadır. Bu çok sayıda etik problemlerin gündeme gelmesine sebep olabilir. Çünkü bütün hiç bir insan mükemmel bir gen haritasına sahip değildir. Tüm insanlar eksik ya da fazla gen haritasına sahip bir birey olarak dünyaya gelir. Bu test sonuçları doğrultusunda var olan değişiklikler tamamen kısıtlanıp tek tip insan yaratmaya doğru gidilebilir.

dna sarmal

 

Kaynak : www.milliyet.com.tr

Yüksek Lisans ve Doktora Yapmış 559 bin Kişi İş Arıyor, Talep İse 405 kişi.

Yüksek Lisans ve Doktora Yapmış 559 bin Kişi İş Arıyor, Talep İse 405 kişi. Türkiye’de istihdam sorunu devam ediyor. Sorunun tüm yönleri ile ele alınması gerektiğini belirten Secretcv.com Genel Müdürü Okan Tütüncü, “Yüksek lisans ve doktora yapmış adaylar için bile işsizlik sorunu önemini koruyor. Sadece bizim sistemimizde yüksek lisans ve doktorasını bitirmiş ve aktif olarak iş arayan 559 bin aday var. Buna karşılık bu adayları talep eden firma sayısı ise yalnızca 405.” dedi.

Toplam 405 firmanın yüksek lisans veya doktora mezunu aday aradığını aktaran Tütüncü, “İş arayan adayların ise sayısı daha önce belirttiğimiz gibi 559 bin. Türkiye’de nitelikli işsizlikten bahsediyoruz fakat rakamlar gösteriyor ki yüksek lisans ve doktora yapmış yüz binlerce aday olmasına rağmen Türkiye’nin işgücü piyasası bu elemanları istihdam edecek nitelikte değil.” ifadelerini kullandı.

Secretcv.com’da iş arayan yüksek lisanslı ve doktoralı adayların bitirdiği programlar arasında İşletme yüzde 22,5 ile birinci sırada geliyor. Makine Mühendisliği, Kimya ve Bankacılık alanlarına yönelik lisansüstü eğitimini tamamlamış adaylar da kendilerine uygun iş bulma adına CV’lerini aktif durumda tutuyor. Tütüncü, “Adayların başvuru yaptıkları sektörlere bakıldığında ise bitirilen programlarla uyumlu bir tabloyla karşılaşıyoruz. İşletme mezunları muhtelif sektörlerin idari birimlerinde iş olanaklarını değerlendirirken; teknik dallar ve doğa bilimlerinde lisansüstü programlarını tamamlamış olanlar ilaç, gıda, otomotiv, bilişim teknolojileri ve inşaat gibi sektörlere yöneliyorlar.” dedi.

Tütüncü, doğru adayla doğru pozisyon eşleşmesinin de önemini vurgularken, şunları kaydetti:

“İşsizlerin sayısına baktığımızda genel tablo ile alakalı bir fikir ediniyoruz. Fakat sorunun başka bir boyutu da doğru işe yerleştirme ve mezun olunan bölümde iş bulma. Bu da nitelikli işsizliği tetikleyen bir diğer unsur. Örneğin, rakamlara baktığımızda İşletme programını bitiren binlerce aday olduğunu görüyoruz. Adayların bu kişiler arasından sıyrılabilmesi için aradığı işi, niteliklerini, uzmanlaştığı alanı çok net bir şekilde ifade etmesi gerekiyor. Aynı şey şirketler için de geçerli. Nasıl ki, laborant arayan bir firmanın kimya mühendisi için ilan vermemesi gerekiyorsa, spesifik özelliklere sahip eleman arayan firmanın da yalnızca ‘mühendis arıyorum’ diye ilan çıkmaması gerekiyor.” Tütüncü, Secretcv.com olarak doğru adayla doğru firmayı en kısa sürede bir araya getirerek, istihdama katkı sağlama misyonuyla hareket ettiklerini belirtti.

Secretcv.com’da iş arayan 16,7 milyon aday arasında lisans mezunu adayların oranı yüzde 45. Bu 7,5 milyon aday arasında en çok mezun olunan üniversite 37,9 ile Anadolu Üniversitesi. Onu yüzde 3,74 ile İstanbul Üniversitesi, yüzde 2,33 ile Kocaeli Üniversitesi takip ediyor. İş bulmak için web ortamına giren adayların mezun olduğu bölümlere bakıldığında ise İşletme yüzde 27,4 ile birinci sırada yer alıyor. Onun ardından 7,82 ile İktisat ve 4,73 ile Kamu Yönetimi geliyor.

üniversitee

 

Kaynak : bugun