2017’de Dünya Bilim Dünyasında Yaşanan 10 Önemli Gelişme

2017’de Dünya Bilim Dünyasında Yaşanan 10 Önemli Gelişme. Yılın en büyük 10 buluşu arasında gösterilen kolon kanser tedavisinde yüzde 100 başarı elde edilmesini sağlayan üç etaplı radyoimmünoterapi yöntemi, bilim dünyasında yeni kapıları araladı. 2017 yılının en iyi 10 teknolojik buluşu, tıp, elektronik, fizik, kimya ve mühendislik alanlarında gerçekleştirildi.

Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) Kimya Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ural Akbulut, uluslararası dergiler Science ve Nature ile önemli bilimsel konferanslar gibi kaynaklardan, 2017’de dünya bilim dünyasında yaşanan önemli gelişmeleri, yüzlerce buluş arasından derledi.

Buna göre, 2017’nin en etkileyici buluşları arasında, ABD Massachusetts Institute of Technology’de (MIT) Prof. Dr. Xuanhe Zhao ve ekibinin 3D yazıcıda genetiği değiştirilmiş canlı hücreleri mürekkep gibi kullanarak üç boyutlu baskı yapmayı başarması oldu.

Araştırmacılar, suda çözülebilen bir polimer, su ve besinle hazırladıkları hidrojelin içine bakterileri ekleyip yazıcının haznesine doldurdu. Yazıcıda elde edilen şekildeki çizgiler, 30 mikron kalınlığındaydı. Bu teknikle, giyilebilir sensörlerin üretilmesinin düşünüldüğü açıklandı. Kullanılan hücreler uygun şekilde programlanarak çevre kirliliği yaratan kimyasalların algılanabileceği belirtildi. Çalışma, Advanced Materials dergisinde yayımlandı.

ÜÇ ETAPLI RADYOİMMÜNOTERAPİ İLE KOLON KANSER TEDAVİSİ

ABD’de MSK Kanser Merkezi ve MIT’nin ortak çalışması sonucunda geliştirilen üç etaplı radyoimmünoterapi tekniğiyle toksik bir etki olmaksızın kolorektal kanser tedavisinde yüzde 100 başarı elde edildi. Bu çalışmada, A33 tümör antijenine özgü bir antikor, lütetiyum-177 kompleksi ve özel bir organik bileşik kullanılarak glikoprotein A33 (GPA33) hedeflendi. Araştırmacıların geliştirdiği özel organik bileşiğin önemli bir rolü olduğu açıklandı.

Araştırmacılar, bu bileşiğin kanser hücrelerini bulup ardından da onları yok ederek kanseri tedavi ettiğini belirtti. Hayvan deneylerinde başarılı olan bu yöntemin insanlara uygulanabilmesi için çalışmaların başlatıldığı belirtildi. Çalışma, The Nuclear Medicine dergisinde yayımlandı.

SOĞUK ALGINLIĞINI TEDAVİ EDECEK VİRÜSÜN KODU ÇÖZÜLDÜ

Leeds, York ve Helsinki üniversitelerindeki araştırmacılar, soğuk algınlığının kesin tedavisinin çok yakın olduğunu açıkladı. Açıklamada, insan parechovirüsünün genetik kodu çözüldüğü için soğuk algınlığının tek bir ilaçla tedavi edilebileceği belirtildi. Buluş ile virüslerin kendilerini yenilese bile tek bir ilaç tasarlanarak soğuk algınlığının tedavi edilebileceğini gösterdiği vurgulandı. Yeni ilacın sentezlenerek testler tamamlandıktan sonra kullanılmaya başlaması için 10 yıl gerektiği aktarıldı. Çalışma, Nature Communications dergisinde yayımlandı.

DENİZ SUYU TATLI SUYA DÖNÜŞTÜRÜLDÜ

Daha önce grafen oksit membranlar kullanılarak bazı moleküller ve büyük boyutlu tuzlar filtrelenebilmişti. Ancak 2017’de ilk kez Manchester Üniversitesinde deniz suyundaki tuzlar, grafen oksit filtreyle filtrelenerek saf su elde edildi. Prof. Dr. R. R. Nair, bu sistemi bir evin ihtiyacını karşılayacak boyutta ve düşük bir maliyette üretecek tesisler kurulmasını hedeflediklerini açıkladı. Açıklamada, bu gerçekleşirse gelişmemiş ülkelerde susuzluk çeken ailelerin temiz içme suyuna kavuşabileceği vurgulandı. Çalışma, Nature Nanotechnology dergisinde yayımlandı.

BİR HÜCRENİN ÜZERİNDEKİ VİRÜSÜ GÖSTEREN MERCEK

Vanderbilt Üniversitesinde Doç. Dr. J. Caldwell, boron nitrür kristallerini kullanarak canlı hücreleri ve üzerlerindeki virüsleri gösteren bir hiper mercek geliştirdi. Bor nitrür kristali ile yapılan hiper mercek, nano boyuttaki canlı organizmaları inceleme olanağını doğurdu. Araştırmacılar, merceğin insan saçının üç binde birine karşılık gelen 30 nanometre boyuttaki objeleri görüntüleyecek şekilde geliştirileceğini açıkladı. Çalışma, Nature Materials dergisinde yayımlandı.

YARI İLETKENLERLE KAPLANAN BAKTERİLER, GÜNEŞ IŞINIYLA YAKIT ÜRETTİ

Berkeley ve Harvard üniversiteleri araştırmacılardan Dr. P. Yang ve Dr. K. Sakimoto, bakterilerin dış yüzeyini yarı iletken madde ile kaplamayı başardı. Bu bakteriler, güneş enerjisini emerek yakıt olabilecek organik madde üretti. Bu çalışmada, bazı bakterilerin kadmiyum gibi ağır metalleri kükürtlü bileşiklere dönüştürme özelliğinden yararlanıldı. Araştırmacılar, besin ekledikleri suda bakterileri çoğalttıktan sonra karışıma kadmiyum tuzu kattıklarını ve bir süre sonra bakterilerin yüzeyinin kadmiyum sülfürle kaplandığını açıkladılar. Yüzeyi kadmiyum sülfürle kaplı bakteriler, güneş ışınları yardımıyla su ve karbondioksitten asetik asit üretti. Asetik asit üretimindeki veriminin yüzde 80 olduğu açıklandı. Çalışma, Washington’daki ACS Konferansı’nda sunuldu.

MİKROBİYAL YAKIT PİLİNDE YENİLİK

SUNY-Birmingham Üniversitesinden Yrd. Doç. Dr. S. Choi, birbirine destek veren iki ayrı bakteri türünü kullanarak yeni bir mikrobiyal yakıt pili geliştirdi. S. Choi, iki tür bakterinin olduğu çözelti güneş ışınları altındayken, çözeltiye biraz besin eklediklerini açıkladı. Besin eklenince, heterotrofik bakteriler çoğalıp karbondioksit üretmeye başladı. Karbondioksit, fototrofik bakterilerce kullanılmaya başlanıp simbiyotik bir düzen kurulunca S. Choi, heterotrofik bakterilere besin eklemeyi kesti. Pil, besin eklemeye gerek kalmadan 13 gün çalıştı ve 8 mikroamper/santimetrekare akım üretti. Çalışma, Power Sources dergisinde yayımlandı.

BİYOMOLEKÜLLERİ YAKALAYAN GRAFEN CIMBIZ

Minnesota Üniversitesinden Prof. Dr. Sang-Hyun Oh ve ekibi, grafenden yaptıkları elektronik sistemle, bir çözelti içindeki biyomolekülleri tek tek yakalamayı başardı. Araştırmacılar, bu sistemin ilerde bazı hastalıkların teşhisi için kullanılabileceğini aktardı.

Sistemin küçüklüğü ve bir voltla çalışıyor olması nedeniyle cep telefonu yardımıyla kullanılabileceği vurgulandı. Nano boyuttaki bu grafen cımbız, hafniyum dioksit adlı yalıtkan maddenin bir yüzüne metal elektrot, diğer yüzüne de grafen yerleştirilerek üretildi. Araştırmacılar, çözeltideki biyomolekülleri yakalamak için en keskin uçlu malzemenin kullanılması ve bu uca yüksek elektrik akımı gönderilmesi gerektiğini ifade etti.

Dünyadaki en ince malzeme olan grafenin, en keskin kenarlara sahip olduğu için tercih edildiği belirtildi. Grafenin kenarları sadece bir atom kalınlığında olduğu için bu kenarda santimetrekareye düşen akımın seviyesi, bir voltluk güç kaynağı ile istenilen yüksek düzeye ulaştı. Çalışma, Nature Communications dergisinde yayımlandı.

OPTİK BİLGİSAYARIN ÖNÜ AÇILDI

Imperial College’da, optik bilgisayarı yapabilmek için gereken bir teknik geliştirildi. Üniversiteden Dr. M. Nielsen ve ekibi, silisyum bir tabakanın üzerini MEH-PPV adlı bir polimer (plastik) ile kapladı. Ardından da polimerin üzerini altınla kaplayarak ışınların birbirleriyle çok kısa mesafelerde etkileşmesini sağlayan bir elektronik yonga yapmayı başardı. Optik bilgisayarların önünü açan bu çalışma, Science dergisinde yayımlandı.

MIT’TE ÜÇ BOYUTLU GRAFEN ÜRETİLDİ

MIT’te yapılan çalışmalar, grafen hakkındaki bazı bilgilerin yanlışlığını kanıtladı. Prof. Dr. Z. Qin, grafenin normal koşullarda sanıldığı gibi en güçlü malzeme değil, yoğunluğunun da havadan düşük olmadığını açıkladı. Araştırmacılar, grafenin üç boyutlu yapısını model alarak, farklı malzemelerden 3D yazıcıyla ürettikleri plastik malzemelerin de normalinden daha güçlü hale geldiğini açıkladı. Çalışma, Science Advances dergisinde yayımlandı.

Kaynak : NTV

Nanoteknoloji Kümelenmesi, Ulusal Nanoteknoloji Ar-Ge ve Yenilik Stratejisi Eylem Planı’na Yönelik Çalışmalarına Hız Veriyor

Nanoteknoloji Kümelenmesi, Ulusal Nanoteknoloji Ar-Ge ve Yenilik Stratejisi Eylem Planı’na Yönelik Çalışmalarına Hız Veriyor. Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın Ulusal Nanoteknoloji Ar-Ge ve Yenilik Stratejisi Belgesi ve Eylem Planı’na (2015-2019) yönelik olarak nanoteknoloji alanında kamu-üniversite-sanayi işbirliğini geliştirerek savunma-havacılık, enerji, elektronik, otomotiv, tekstil, sağlık, inşaat sektörlerinde ülkemizde katma değeri yükseltecek ürün üretilmesi ve proses geliştirilmesi amacıyla Ocak 2017 tarihinde TÜBİTAK MAM koordinatörlüğünde Nanoteknoloji Kümelenmesi İşbirliği Protokolü imzalanarak Nanoteknoloji Kümelenmesi resmen oluşturulmuştu.

Nanoteknoloji Kümelenmesi’nin, protokol sonrası üçüncü toplantısı 1 Haziran 2017 tarihinde TÜBİTAK MAM’da düzenlenen toplantıda, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın Kümelenme Destek Programı 3. Çağrısı’na Ağustos 2017 tarihinde başvurulmak üzere Nanoteknoloji Kümelenmesi’ndeki kuruluşlar tarafından hazırlanan nanoteknoloji konulu Ar-Ge işbirliği proje önerilerini ve eğitim-konferans-çalıştay-tanıtım iş planını kapsayan Nanoteknoloji Kümelenmesi proje önerisi hakkında görüşme yapıldı. Nanoteknoloji Kümelenmesi proje önerisinin desteklenmesi durumunda, ülkemizde nanoteknoloji alanındaki teknik altyapının güçlendirilebileceği, yetişmiş personel ihtiyacının karşılanabileceği ve böylece ülkemizde katma değeri yükseltecek ürün üretilebileceği vurgulandı.

Toplantıya, Nanoteknoloji Kümelenmesi katılımcısı olan firmaların, üniversitelerin, sanayi odalarının temsilcileri ile TÜBİTAK MAM Enstitülerinin temsilcileri katıldı.

Toplantıda, kümelenmedeki firmaların nanoteknoloji konusundaki ihtiyaçları, buna karşılık üniversite ve Ar-Ge merkezlerinin ise sanayinin bu ihtiyaçlarına da karşılayabilecek çalışmaları katılımcı kuruluş temsilcileri tarafından sunuldu. Kamu-üniversite-sanayi işbirliğinin ne kadar önemli olduğu bu bağlamda tekrar vurgulandı. Nanoteknoloji Kümelenmesi’nin başvuru yapabileceği destek programları TÜBİTAK MAM tarafından tanıtıldı. Nanoteknoloji Kümelenmesi’nin, Nanoteknoloji Alanında Lisansüstü Öğrenci Yetiştirme Programı oluşturulacağı belirtildi. Nanoteknoloji Kümelenmesi’nin, 22-25 Ekim 2017 tarihinde gerçekleştirilecek olan NanoTR13 konferansı kapsamında düzenlenecek Nanoteknolojinin Farklı Sektörlere Etkisi ve Nanomalzemelerin Ticarileştirilmesi Paneli’ne ev sahipliği yapacağı belirtildi. UFUK2020 Nanoteknoloji Alanı 2018-2020 çağrılarına başvurmaya yönelik konsorsiyum oluşturmak için Nanoteknoloji Kümelenmesi katılımcı kuruluş temsilcilerinin 19-21 Haziran 2017 tarihinde Malta’da düzenlenecek olan EuroNanoForum 2017 etkinliğine katılacakları belirtildi.

Kaynak  : TÜBİTAK

Bilim İnsanlarının Yeni Hedefi Uranüs ve Neptün’deki Olağanüstü Kimyasal Bileşikler

Bilim İnsanlarının Yeni Hedefi Uranüs ve Neptün’deki Olağanüstü Kimyasal Bileşikler. Bilim adamları Uranüs ve Neptün’de ve ayrıca onların uydularında bulunan karbonik ve Orthokarbonik (aynı zamanda Hitler’in asidi olarak da bilinir ) asitler gibi sıradışı bileşikleri içerebileceklerini keşfetmeye çalışıyor.

Bu araştırmacılar kendi araştırma için konu olarak bu gezegenleri seçmeleri rastlantı değildir. Bu gaz devleri esas olarak organik kimyanın üç temel taşı olan hidrojen, karbon ve oksijen’den oluşuyor.

Skolkovo Bilim ve Teknoloji Enstitüsünden Kimyagerler bilgisayar modellemesi kullanılarak Uranüs ve Neptün’nün iç katmanlarında bu kimyasalların bulunabileceğini ve dev gezegenlerin uydularında buzlu yapıların mevcut olabildiği buldu. Bilim adamları bu tür gezegenlerin iç yapılarında ( çekirdeği ) tipik olarak yüksek basınç ile oluşmuş, molekülerin ve polimerik bileşikler olduğunu keşfetti.

Profesör Artem Oganov başkanlığındaki ekip kristal yapısı ve bileşik tahmini için dünyanın evrensel ve en güçlü algoritmasını geliştirdi. ( USPEX (Universal Structure Predictor: Evolutionary Xtallography).

Son yıllarda, bilim adamları klasik kimyada yüksek basınçta kararlı olabilecek ‘yasak’ birkaç madde keşfetmek için bu algoritmayı kullanmıştır.

Na3Cl, NaCl3, NaCl7 hatta Na3Cl2 ve Na4Cl3 gibi daha önce bilinmeyen yeni tuzlar, ayrıca magnezyum, silikon ve alüminyum oksitler gibi minarellerde bu gezengenlerde bulunabilir.

Bilim adamları, atmosfer basıncı altında, karbon, hidrojen ve oksijenin bütün bileşiklerin, metan, su ve karbon dioksit hariç termodinamik açıdan kararsız olduğu biliyorlardı. Şimdi Oganov ve Gabriele Saleh yüksek basınç altında karbon-hidrojen-oksijen sisteminin kimyasal davranışlarını ve kristal yapılarını incelemeye karar verdiler. Sonuçlar gezengenlerdeki moleküler yapılar hakkında bizleri bilgi sahibi yapacak.

Oganov ve Saleh 400 GPa aralığında (4 milyon atmosfer civarında) tüm istikrarlı bileşikleri bulma görevini üstlendi ve çeşitli yeni maddeler keşfetti. 10-215 GPa basınç aralığında moleküler hidrojen ve metan 2CH4:3H2 (ko-kristalinin bir türü ) elde edildi. Bilim insanları 0.95 GPa (yaklaşık 10.000 atmosfer) üstünde bir basınçta, karbonik asit (H2CO3) termodinamik olarak kararlı hale geldiğini buldular.

Oganov ve Saleh Neptün ve Uranüs çekirdeklerinin karbonik asit ve orthokarbonik gibi bir çok moleküler yapıyı içerdiğinin mümkün olduğunu söylüyor.

Bilim İnsanlarının Yeni Hedefi Uranüs ve Neptün'deki Olağanüstü Kimyasal Bileşikler

Kaynak : sciencedaily

Türkiye’nin İlk “Atık Pil Geri Kazanım Tesisi” Kocaeli’de Açıldı

Türkiye’nin İlk “Atık Pil Geri Kazanım Tesisi” Kocaeli’de Açıldı. TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi (MAM) Kimyasal Teknoloji Enstitüsü ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığı işbirliğiyle geliştirilen, Exitcom Recycling firmasının işletmecisi olduğu “Atık Pil Geri Kazanım Tesisi”nin açılış töreni 12 Mayıs 2016 tarihinde Kartepe, Kocaeli’de gerçekleştirildi.

Türkiye’nin İlk “Atık Pil Geri Kazanım Tesisi” Kocaeli'de Açıldı

Açılış törenine Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık ile birlikte Kocaeli Valisi Hasan Basri Güzeloğlu, TÜBİTAK Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Çelik, TÜBİTAK MAM Başkanı Doç. Dr. Bahadır Tunaboylu, Kartepe Belediye Başkanı Hüseyin Üzülmez, Gebze Belediye Başkanı Adnan Köşker, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Özel Atıklar Daire Başkanı Gökhan Şentürk, Atık Yönetimi Daire Başkanı Ahmet Varır, Kartepe İlçe Kaymakamı Ayhan Dumrul, Exitcom Genel Müdürü Murat Ilgar ve çok sayıda davetli katıldı.

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık yaptığı açılış konuşmasında, tüm laboratuvar, yazılım ve altyapı çalışmaları, fabrika ve prototip üretimi %100 yerli olarak tamamlanan tesisin, tek vardiyada, yılda 300 ton atık pil işleme kapasitesine sahip olduğunu belirterek, bilimi, teknolojiyi, çevreyi, kalkınmayı, üretimi ve enerji tasarrufunu aynı anda sunduğunu ifade etti.

Bakan Işık, “Tek vardiyalı 300 ton atık işleme kapasitesine sahip bir tesisin açılışını yapacağız. Türkiye ölçek bazında ne üretebiliyorsa yerli üretmelidir. Üretimimizin yenilikçi olması ve rekabet anlayışı da çok önemli. Üretimimizin ayrılmaz bir parçası olarak Ar-Ge ve inovasyonu çok önemsiyoruz. Bunları yaparken yeşil üretim yapmayı önemsiyoruz. Üretimi yaparken insanı ve doğayı dışlayan bir üretim bizim anlayışımız olamaz. Yapacağımız üretim insana saygılı olacak havamızı, suyumuzu, toprağımızı kirletmeyecek. Belediyelerimizin atık pil toplama konusunda özel bir çalışma yapmasını bekliyoruz” sözlerini kullandı.

“Ne Olur Pillerinizi Gelişi Güzel Atmayın”

Atık Pil Geri Kazanım Tesisi’nin TÜBİTAK açısından da son derece güzel bir örnek olduğunu aktaran Bakan Işık, “Bu tesisin komple tasarımı, mühendisliği ve prototip üretim noktasında TÜBİTAK rol aldı. Müşteri kurum, Çevre ve Şehircilik Bakanlığımız. Burada bilim var, burada dünyada kullanılan en iyi teknolojilerden biri var, burada kullanılmış pillerin bertaraf edilerek içerisindeki değerli metallerin çıkarılmasıyla ilgili bir üretim var. Burada üretilmediği zaman çevreye verilecek zararın engellenmesi var ve burada elde edilen değerli metallerin tekrar sanayide kullanılması var” ifadelerini kullandı.

“Büyük Bir Kazanım”

TÜBİTAK MAM Başkanı Doç. Dr. Bahadır Tunaboylu ise, “Bu TÜBİTAK KAMAG destekli bir proje. Türkiye’de enerji depolama sektörü yeni yeni gelişmekte. Bu Türkiye için öncü bir proje değerinde. Birçok ülke bu tekrar kazanım çalışmalarında çok önemli yol almaktalar. Atık pillerin insan sağlığına zarar vermeden bertaraf edilmesi ülkemiz tarafından büyük bir kazanım olacaktır” dedi.

Kaynak : Tübitak

Bilim, Endüstri ve Teknoloji Dünyası İstanbul’da Bir Araya Geliyor

Bilim, Endüstri ve Teknoloji Dünyası İstanbul’da Bir Araya Geliyor. Temiz oda, biyoteknoloji ve yaşam bilimleri, endüstriyel tesislerde bakım teknolojileri, big data, endüstri 4.0 ya da dördüncü sanayi devrimi, bakım mühendisliği… “İleri teknoloji” kavramının içini doldurmaya yeten bu terimlerin profesyonelleri, İstanbul’da bir araya geliyor. İstanbul Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı’nda eş zamanlı olarak düzenlenecek üç fuar, “Bilim, Endüstri ve Teknoloji dünyasının buluşmasına” ev sahipliği yapacak.

21-23 Nisan tarihleri arasında düzenlenecek Biotech Eurasia Biyoteknoloji ve Yaşam Bilimleri Fuarı, Cleanroom İstanbul Temizoda Teknolojileri Fuarı ve Maintenance İstanbul Endüstriyel Bakım Teknolojileri Fuarı, sektör profesyonellerini ağırlayacak. “bilim, endüstri ve teknoloji dünyasının önemli bir buluşması” olarak da tanımlanan fuarlar, son dönemde iş ve hükümet çevrelerinden sıkça duyduğumuz “Dördüncü Sanayi Devrimi”ne de ışık tutacak. 150 firmanın katılımcı olduğu, bin 200 ürün ve markanın sergileneceği bu fuarların, beş bin profesyonel tarafından izlenmesi bekleniyor. Akdeniz Tanıtım tarafından düzenlenen fuarlar sırasında katılımcı firmalar ve akademisyenler tarafından gerçekleştirilecek sunumlarda ise en yeni ürünler, teknolojiler ve teknik bilgiler aktarılacak.

Geleceğin teknolojisi
Biotech Eurasia” Biyoteknoloji ve Yaşam Bilimleri Fuarı; geleceğin teknolojisi olarak tanımlanan bu alanda ülkemizde yapılmakta olan ilk fuar. Tıbbi, zirai ve endüstriyel alanlarda çok geniş sektörlere hizmet veren Biyoteknoloji, geleceğe yön verecek yepyeni çözümler sunuyor. Hem özel sektör ve üniversitelerin hem de kamunun çok büyük yatırım alanı olan Biyoteknoloji, birbirinden zengin etkinliklerle de fuarda özel olarak ele alınıyor.

Temizoda çözümleri
Temizoda Teknolojileri Fuarı; sağlık tesisleri, İlaç fabrikaları, uzay sanayi ve savunma sanayinin en önemli konusu olan steril alanların teknolojileri ve tasarlanması üzerine bir etkinlik olarak ön plana çıkıyor. Birçok bilimsel ve mesleki eğitim ve etkinlik programları ile zenginleştirilen Cleanroom İstanbul, üç gün boyunca gerek ülkemizin dört bir yanından gerekse komşu ülkelerden gelecek olan profesyonelleri ağırlayacak. Türkiye bu konuda, Suudi Arabistan’dan, Tunus’a, İran’ dan Kazakistan’a kadar geniş bir coğrafyada teknolojik üstünlüğü ile yönlendirici bir ülke konumunda da bulunmakta.

Endüstriyel bakım
Endüstriyel tesislerde sürdürülebilirlik ve üretimin kesintiye uğramaması için gerekli bakım teknolojilerinin yer aldığı “Maintenance İstanbul”, Endüstriyel Bakım Teknolojileri Fuarı, ülkemizin sanayi üretimi açısından son derece önemli bir misyon üstleniyor. Önleyici ve kestirimci bakım teknolojileri, ölçümleme ve proses bakımı gibi hassas teknolojilerin yanı sıra ağır endüstriyel bakım tekniklerinin de yer aldığı fuar, ülkemizin dört bir yanında bulunan büyük sanayi kuruluşlarının bakım mühendislerini ağırlayacak.
www.maintenanceistanbul.com www.expocleanroom.com www.biotecheurasia.com

Bilim, Endüstri ve Teknoloji Dünyası İstanbul'da Bir Araya Geliyor

Çekmeköy Belediyesin’den Prof. Dr. Aziz SANCAR Uluslararası Bilim Olimpiyatı Organizasyonu

Çekmeköy Belediyesin’den Prof. Dr. Aziz SANCAR Uluslararası Bilim Olimpiyatı Organizasyonu. Teknolojinin bireyler arasında hızla yayıldığı, yenilenme ve geliştirme süreçlerinin kısaldığı günümüzde, yenilikçi projelerin üretilmesi, genç neslin bilime olan ilgilerinin arttırılması, teknolojik yükselişin devamlılığı için uluslararası gereklilikler arasında gösterilmektedir.

Ülkemizde, aynı gerçekten hareketle gençlerimizin, serbest zamanlarının, eğitim, bilim, sanat, kültür faaliyetleri içerisinde bulunmalarının sağlanması ve sosyokültürel gelişimlerinin temini için bilimsel gelişim ve üretim faaliyetlerinin desteklendiği hizmetler yürütülmektedir.

Çekmeköy Belediyesi, ülke vizyonuna uygun ve ilçemizin etkinliğinin arttırılması amaçları ile uluslararası lise düzeyi etkileşimin arttırılacağı ve süreklilik halinde yinelenen bir Bilim Olimpiyatı organize etmektedir.

Proje Amaçları

Lise Düzeyi Uluslararası etkileşimin desteklenmesi
Yurt Dışı Türkler ve Akraba Topluluklar ile etkileşimlerin desteklenmesi
Gençlerimizin Bilim, Kültür ve Sanat ilgilerinin arttırılması
Yenilikçilik Kültürünün genç nüfus arasında yaygınlaştırılması projemizin başlıca amaçları arasında gösterilebilir.

Kategoriler:

1) Enerji Verimliliği Projeleri

Konut, sanayi, ulaşım ve tarım sektörlerinde, enerjinin verimli kullanılması konusunda projeler hazırlanması hedeflenmektedir.

2. Teknoloji
İnovasyonel ürünlerin geliştirilmesine katkı sağlayacak projeler hedeflenmektedir.

3. Araştırma Projeleri
Bilgisayar, Biyoloji, Fizik, Kimya ve Matematik alanında projelerin hazılanması hedeflenmektedir.

Organizasyon kapmasında, projeler 3 kategoride yarışacak ve toplamda 30 proje ödüllendirilecektir. Organizasyon lansmanı 24 Mart 2016’da Teknopark İstanbul’da yapılacaktır.

Proje başvuruları için son tarih : 23 Nisan 2016

Detaylı Bilgi İçin : www.icatmakinesi.com ve www.scienceatturkey.com

Aziz Sancar Bilim Olimpiyatlar_ Afis

BASF Bitki Bilimi Araştırma Grubundan 350 Kişiyi İşten Çıkaracak

BASF Bitki Bilimi Araştırma Grubundan 350 Kişiyi İşten Çıkaracak. Kimya Devi BASF 2016 yılı sonuna bitki biyoteknolojisi Ar-Ge bölümünden % 50 oranında küçülmeye gidecek bu durum yaklaşık 350 kişinin iş gücünü ortadan kaldıracak. Bu pozisyon dağılımı 140 kişi Kuzey Amerika’da ve Avrupa’da 180 kişi olacak.

Hawaii, Hindistan ve Porto Riko kapanan test bölgeleri olacak. ABD, Almanya, Belçika ve Brezilya’da Araştırma ve saha bölgeleri muhafaza edilecek ancak boyutu azalacaktır. BASF, verim ve stres toleransı artan mısır ve soya fasulyesi erken evre projeleri de dahil bu alanlarda da kesinti yapacak.

Ayrıca pirinç verimi ve mısır mantar direnci projeleri durdurulması olası, şirket herbisit tolerans ve mantar dayanıklı soya fasulyesi projelere odaklanmak niyetinde.

BASF Bitki Bilimi Araştırma Grubundan 350 Kişiyi İşten Çıkaracak

Kaynak : chemistryworld