2. Yaşam Bilimleri Kongresi AGÜ’de Başladı

2. Yaşam Bilimleri Kongresi AGÜ’de Başladı. Abdullah Gül Üniversitesi Rektörlüğü konferans salonunda başlayan ve 23-25 Şubat tarihleri arasında gerçekleştirilecek olan kongrede, 31 kentten, 79 kurum ve 500’ü aşkın katılımcı ile özellikle genetik bilimindeki gelişmelere dair bildiriler sunulacak.

Kongrenin açılış konuşmasını yapan AGÜ Rektörü Prof. Dr. İhsan Sabuncuoğlu, geçen yıl ilki düzenlenen kongrede, yaşam bilimleri alanında çalışan temel, klinik ve mühendislik bilim alanlarından uzman ve öğrencilerimizi bir araya getirerek interaktif bir ortam oluşturmayı hedeflediklerini söyledi.

Kanser biyolojisi, proteomiks, biyoinformatik, doku mühendisliği, kök hücre, nanobiyoteknoloji, sinirbilim, immünoloji ve biyomedikal enstürmantasyon gibi konuların ele alınacağı kongrenin; moleküler biyoloji ve genetik, biyoloji, biyomühendislik, tıp, eczacılık, diş hekimliği, kimya mühendisliği, malzeme bilimi ve mühendisliği, nanoteknoloji ve diğer temel bilim alanlarında uzmanlık yapan bilim insanlarının araştırmalarına ve öğrencilerin vizyonlarına önemli katkılar sunacağına inandıklarını kaydeden Prof. Dr. İhsan Sabuncuoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Abdullah Gül Üniversitesi olarak, toplumla bütünleşmeyi temel misyon olarak kabul etmiş ve bu yolda ilerlerken de yeni nesil üniversitelerin öncülüğünü üstlenmiş, büyük hedefleri olan bir üniversiteyiz. Üniversitemiz daha çok genç, daha çocuk. Türkiye’deki sayısı neredeyse 180’e ulaşan üniversitelerden birisi. Türkiye’nin ilk vakıf destekli devlet üniversitesi. Ve Anadolu’da kurulmuş tamamen İngilizce eğitim yapan ve öğrencilerine üst düzey bir dil alt yapısı sunan Türkiye’deki birkaç okuldan biri. Buna, vakıf üniversiteleri de dahil. Büyümemizi, son derece kontrollü, kaliteden ödün vermeden, kaliteli ve nitelikli insan gücünü; akademisyen, öğrenci ve idari personel, bir araya getirerek ve bu insanlara iyi bir çalışma ortamı sağlayarak, öğrencilerimize de iyi bir eğitim ortamı, yeni nesil bir müfredat, yeni eğitim modeli üzerinden çok yakın bir gelecekte tüm dünyaya egemen olacak yeni öğrenme deneyimine önem ve ren ve bunu hayata geçiren bir üniversite olarak büyüyoruz. Bu kongre bizim için çok önemli, çünkü bilim dünyasında biyoloji ve genetik biliminin ne kadar önemli olduğunu artık bütün dünya anladı. Genetik alanındaki araştırmalar bilim dünyasında çığır açacak nitelikteki, insanoğlunun daha sağlıklı ve mutlu bir yaşam sürebilmesi için ortaya koyduğu gayretlerin aslında önemli bir açılım noktası.”

Açılış konuşmaların ardından, Sevil Dinçer İşoğlu, Volkan Seyrantepe’nin oturum başkanlığında, ‘Metastatik Kanserlerin Tedavisine Yeni Bir Yaklaşım’, ‘Hücrenin Gücü: Hücresel Tedaviler’ başlıklı bildirilerin sunumu gerçekleştirildi ve ‘kanser oturumu’ adı altında kanser hastalığındaki genetik bilimine dair gelişmeler aktarıldı.

Kaynak : Haberturk

Bilim Dünyasının Sıradışı Çalışmaları “Ig Nobel Ödülleri” İle Sahiplerini Buldu

Bilim Dünyasının Sıradışı Çalışmaları “Ig Nobel Ödülleri” İle Sahiplerini Buldu. Ig Nobelleri”nde bu yıl büyük ödülü, tüm memelilerin mesanesini aynı sürede boşalttığını ortaya koyan çalışmasıyla Georgia Tech Üniversitesi araştırmacıları kazandı.

Ig Nobel ödülleri; Harvard Üniversitesi tarafından Nobel’in bir parodisi olarak en anlamsız, saçma anlaşılabilecek ve yeniden üretilmeyecek, üretilmemesi gereken bilimsel çalışmalara verilen ödüllerdir. Ig Nobel, değersiz anlamına gelen ignoble kelimesi oynanarak uydurulmuş bir kelimedir. Ig Nobel’leri herhangi bir para ödülü içermemekte ve hayal gücünü onurlandırmak için verilmekte, insanların dikkatini bilim, tıp ve teknolojiye çekmek amacını gütmektedir. Kazanan bütün araştırmalar gerçek veriler içermekte ve prestijli bilim dergilerinde yayımlanmış olmaktadır.

“Önce güldürmek, sonra düşündürmek amacıyla” her yıl tuhaf konularda yapılmış bilimsel araştırmalara verilen Ig Nobel Ödülleri, Harvard Üniversitesi’nde düzenlenen törende sahiplerini buldu.

Bu yıl 25’incisi düzenlenen törende büyük ödül, 3 kilogramdan fazla ağırlığa sahip tüm memelilerin mesanesini 21 saniyede boşalttığını gösteren Patricia Yang ve ekibine verildi. Georgia Tech Üniversitesi Mühendislik Fakültesi’nden Dr. Yang, yüksek hızlı video analizlerini kullanarak memelilerin mesanesini boşaltırken kullandıkları sıvı dinamiklerinin modelini çıkardıklarını söyledi. Araştırmalarında sıçan, keçi, inek ve fil gibi hayvanlarla çalıştıklarına işaret eden Yang, küçük memelilerin tamamen farklı bir boşaltım sistemine sahip olduğunu, ancak diğer memelilerin hepsinin aynı sürede mesanesini boşalttığını belirtti.

Bu yıl ödül kazanan diğer bir kayda değer çalışma da “huh/ha?” sözcüğünün hemen her dilde geçtiğini belirleyen araştırma oldu.

Ödül kazananların listesi

“Olasılı Görülmeyen Araştırmalar Yıllığı (Annals of Improbable Research)” bilim dergisi tarafından 25 yıl önce başlatılan Ig Nobel Ödülleri’nin bu yılki kazananları şöyle:

Kimya Ödülü: Haşlanmış yumurtayı kısmen sıvılaştıran bir kimyasal tarif geliştiren Callum Ormonde ve ekibi (Batı Avustralya Üniversitesi)

Fizik Ödülü: Tüm memelilerin mesanesini (13 saniyelik yanılma payıyla) 21 saniyede boşalttığını ortaya çıkaran Patricia Yang ve ekibi (Georgia Teknoloji Enstitüsü)

Edebiyat Ödülü: “Huh/Ha?” ifadesinin bütün dillerde kullanıldığını ortaya çıkaran Mark Dingemanse ve ekibi (Max Planck Psikodilbilim Enstitüsü, Hollanda)

İdari Bilimler Ödülü: Çocukluğunda deprem, volkanik patlama, tsunami ve orman yangınları gibi doğal felaketler yaşayan yöneticilerin büyük bir kısmının risk almaya daha meyilli olduğunu keşfeden Gennaro Bernile ve ekibi (Singapore İdari Bilimler Üniversitesi)

Ekonomi Ödülü: Rüşvet almayı reddeden güvenlik görevlilerine ikramiye verilmesini öneren Bangkok Emniyet Müdürlüğü (Tayland)

Tıp Ödülü: Öpüşmek, sarılmak gibi yakın temas gerektiren eylemlerin biyomedikal yararları ve sonuçlarını inceleyen Hajime Kimata (Kimata Hajime Kliniği, Japonya) ve Jaroslava Durdiakova (Comenius Üniversitesi, Slovakya)

Matematik Ödülü: 1697-1727 yılları arasında Fas’ta hüküm süren Muley İsmail’in nasıl 888 çocuk sahibi olduğunu belirlemek için matematiksel teknikleri kullanan Elisabeth Oberzaucher ve Karl Grammer (Viyana Üniversite, Avusturya)

Biyoloji Ödülü: Arka tarafına ağırlıklı bir çubuk asılan tavuğun dinozorlar gibi yürüdüğünü gözlemleyen Bruno Grossi (Şili Üniversitesi)

Fizyoloji ve Entomoloji Ödülü: Çeşitli böcekler tarafından sokulan kişilerin hissettiği acılar için Schmidt Sting Ağrı Endeksi’ni hazırlayan Justin Schmidt (Güneybatı Biyoloji Enstitüsü, ABD) ve arıların bedeninde 25 farklı bölgeyi sokmasını sağlayan; kafatası, orta ayak parmağının ucu ve üst kolun en az acıdığını, burun deliği, üst dudak ve cinsel organların en çok acıdığını belirleyen Michael L. Smith (Cornell Üniversitesi, ABD)

Bilim Dünyasının Sıradışı Çalışmaları Ig Nobel Ödülleri İle Sahiplerini Buldu

 

Kaynak : egitimajansi &wikipedia

Kimya, Fizik, Geometri Erkek Kısırlığına Çare İçin Birleşti

Kimya, Fizik, Geometri Erkek Kısırlığına Çare İçin Birleşti. İngiltere’de Worcester Polytechnic Institute ve Amerika’da Harvard Tıp Fakültesi’nde yapılan son bilimsel çalışmalarda fizik, kimya, geometri biraraya getirilerek erkek kısırlığına çare bulunmaya çalışılıyor.Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Halit Fırat Erden ”Bilim bebek oluşturabilecek en doğru spermi belirlemek, onu diğerlerinden izole etmek için birleşti. Matematiksel ve kimyasal verilerin ışığında bilgisayarda modelleme yapılarak kanallarda yüzen spermler arasından en doğru spermin seçilmesi hedefliyor” dedi.

Erkek kısırlığının tedirgin edici oranda gün geçtikçe artması bilim dünyasını soruna çözüm bulmak için birleşmeye zorladı. İngiltere’de Worcester Polytechnic Institute ve Amerika’da Harvard Tıp Fakültesi’nde yapılan son bilimsel çalışmalarda fizik, kimya, geometri biraraya getirilerek erkek kısırlığına çare bulunmaya çalışılıyor. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Halit Fırat Erden konuyla ilgili şu açıklamalarda bulundu.

”Kısırlık ve tüp bebek tedavileri ile ilgili uzmanlar açıklama yaparken yüzde 40 kadın, yüzde 40, yüzde 20 de bilinmeyen şeklinde bilgi verir. Oysa tüm dünyada erkek kısırlığı fark edilir hatta tedirgin edici şekilde artmaktadır. Bu nedenle sperm sorunlarının çözümü ile ilgili çalışmalar her yönüyle hızlandırıldı. Son bilimsel çalışmalarda da fizik, kimya, geometri verilerin ışığında bilgisayarda modelleme yapılarak kanallarda yüzen spermler arasından en doğru spermin seçilmesi hedefleniyor. Bilimin birleştirilmesindeki amaç; bebek oluşturabilecek en doğru spermi belirlemek, onu diğerlerinden izole etmek.”

Erkek kısırlığında basit akışkanlar mekaniği
İngiltere Worcester Polytechnic Institute’de yapılan araştırmalarda karmaşık sıvıların davranışlarını tanımlamak için algoritmalar geliştirildi. Laboratuvarda mikroskobik küçük kanallar açılarak, spermlerin sıvılarda dolaşması sağlanıp, hareketleri üzerinde çalışmalar yapıldı. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Halit Fırat Erden erkek kısırlığı konusunda oldukça ilginç çalışmalar yapıldığını belirterek sözlerine şöyle devam etti:

” Tüp bebek tedavisi yoluyla çocuk sahibi olmaya çalışan çiftlere yardımcı olmak için bilim soluksuz çalışıyor. İngiltere’de yapılan çalışmanın amacı da bebek oluşturabilecek spermi belirlemek, onu izole etmek. Güvenilir spermi bulabilmek için biyoloji ve fizikte bir çok yol olabilir. Burada bilgisayar üzerinden modelleme yaparak kanallarda yüzen spermler arasından en doğru spermi seçmek hedefleniyor.

Zaman sınırlı geometri ile yapılan ”sperm hücrelerinin birbirleriyle etkileşimi” başlıklı araştırmada ise benzer sıvılar içinde spermlerin birbiri ile kuşlar gibi manyetik alanlarıyla etkileşime geçtikleri ve birbirleriyle etkileşim içinde oldukları, senkronize olarak birbirleriyle birlikte yüzdükleri tespit edildi. Buradan ne öğrenebilir ve bu bilgiler tüp bebek tedavilerinde nasıl kullanabilir şuan bu nokta araştırılıyor. Araştırmaya İngiltere Ulusal Bilim Vakfı 300 bin dolarlık araştırma hibesi ayırdı. Amerika’da Harvard Tıp Fakültesi’nde aynı konuda çalışmalar yapılıyor olması; bilimin çiftleri bebek sahibi yapabilmek için insanlığın tohumları olan yumurta ve spermin etkileşim, iletişim ve birleşme konusunda her türlü hassas araştırmayı dünya genelinde yaptığı sonucunu ortaya koyuyor.”

bilimsel araştırma

 

 

Kaynak :haber7

TÜBİTAK Tarafından Kök Hücre Çalışmalarına 2,5 Milyon Lira Destek

TÜBİTAK Tarafından Kök Hücre Çalışmalarına 2,5 milyon Lira Destek.Kanser başta olmak üzere tedavi şansı düşük hastalıklar için umut olarak gösterilen kök hücre çalışmalarına devlet desteği geldi…

Hücresel Tedavi Derneği Başkanı Prof. Dr. Osman İlhan, kanser, diyabet ve nörolojik hastalıklar başta olmak üzere gelecekte birçok hastalığın tedavisinde umut olarak gösterilen kök hücre araştırmalarının TÜBİTAK aracılığıyla destekleneceğini söyledi.

Bu tür araştırmaların geliştirilmesinin büyük önem taşıdığını vurgulayan İlhan, “Birçok hastalık için umut olarak gösterilmesine rağmen bu konuda yeterli araştırma yapılamıyor. TÜBİTAK çok önemli bir konuda bilim insanlarına çağrı yaparak kök hücre çalışmalarını destekleyeceğini duyurdu. Altyapı ve personel yetersizliği gibi nedenlerle bu konuda araştırma yapamayanların önü artık açılmış oldu. TÜBİTAK tarafından kök hücre çalışmalarına 2,5 milyon liraya kadar destek sağlanacak” dedi.

Kabul edilen projelerde kullanılacak kök hücrelerin Sağlık Bakanlığından ruhsatlı merkezlerde üretilmesi şartının getirilmesinin hasta güvenliği açısından büyük önem taşıdığını vurgulayan İlhan, “Böylece hastada ne tür kök hücreler kullanıldığı bilinecek” diye konuştu.

Türkiye’nin hematoloji-onkoloji alanında dünyada önde gelen ülkelerden biri olduğunu kaydeden Prof. Dr. İlhan, kök hücre çalışmalarının desteklenmesiyle bu alanda da büyük gelişme kaydedeceğini dile getirdi.

Prof. Dr. Osman İlhan, TÜBİTAK’a kök hücre çalışmasıyla ilgili çok sayıda başvuru olduğunu, projelerin ekim ayının başında değerlendirileceğini söyledi.

TÜBİTAK’ın çağrısı

TÜBİTAK’ın bilim dünyasına yönelik çağrı metninde, hücresel tedavi ürünlerinin geliştirilmesi ve üretilmesi için bilimsel ve teknolojik potansiyelin harekete geçirilmesi gerektiği belirtildi.

Çağrıyla hem dünyada uygulanan hem de henüz uygulama alanında yer almayan ancak pek çok iyileştirici etkisi gösterilmiş hücresel tedavi yöntemlerinin ülkede geliştirilmesi konusunda proje sahiplerine önemli bir destek ortamı sağlanacağı kaydedildi.

Program kapsamında, hayvan deneyleri ve onarıcı hücre geliştirilmesine yönelik araştırmaların yanı sıra insan üzerindeki klinik çalışmaların da destekleneceği bildirildi.
kök hücre

 

Kaynak :saglik.bugun