Propolis’in antioksidan ve daha birçok faydası Atatürk Üniversitesi Kimya Bölümü tarafından kanıtlandı

Propolis’in antioksidan ve daha birçok faydası Atatürk Üniversitesi Kimya Bölümü tarafından kanıtlandı. Atatürk Üniversitesi Fen Fakültesi Kimya Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. İlhami Gülçin tarafından yapılan bilimsel çalışmada, propolisin çok kuvvetli antioksidan etkiye sahip olduğu, kanseri engellediği, mide ülserine iyi geldiği, ağız ve diş yaralarını iyileştirdiği, bakteri ve virüslere karşı etkili olduğu ve yaşlanmayı geciktirici özelliğinin olduğu belirlendi.

Türkiye Bilimler Akademisi üyesi de olan Gülçin, AA muhabirine yaptığı açıklamada, bir arıcılık ürünü olan propolisin eskiden beri Anadolu’da yaygın kullanıma sahip olduğunu belirterek, halk arasında bu kadar yaygın kullanıldığı için merak ettiklerini ve bunun için propolis üzerine bilimsel çalışmalar yaptıklarını söyledi.

Yaptıkları çalışmada propolisin birçok özelliğini tespit ettiklerini anlatan Gülçin, literatüre bakıldığında özellikle birçok biyolojik aktiviteye sahip olduğunu ve bunun da biyolojik ve farmakolojik aktivitelerin özellikle antibakteriyel, antiviral, antitümör, antikanser ve antieging etkilerinin bulunduğunu ifade etti.

Bölgede bitki çeşitliğinin çok fazla olduğunu ve bunun arıcılık ürünlerine artı bir değer kattığına dikkati çeken Gülçin, “Bölgeden taze propolis numunesini aldık. Bunun antioksidan ve radikal giderme özelliklerini araştırdık. Çok mükemmel aktiviteler gözlemledik. Özellikle standartlarla kıyasladığında neredeyse kullanılan en kuvvetli antioksidanlardan daha kuvvetli etkiye sahip olduğunu gördük” dedi.

Propolisin, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından kullandığı yönünde çıkan haberlerden sonra yeniden gündeme geldiğini vurgulayan Gülçin, çalışmanın ikinci ayağında TÜBİTAK ile ortak yaptıkları çalışmalarda propolisin bu etkili özelliklerinin hangi maddelerden kaynaklandığını araştırdıklarını vurgulayarak, propoliste 300’den fazla uçucu ve diğer organik bileşenlerin olduğunu, özellikle fenolik ve polifenolik içerik açısından oldukça zengin olduğunu belirtti.

Propolisin protein yapı taşları olan aminoasitler açısından da çok zengin olduğunun altını çizen Prof. Dr. Gülçin, şunları kaydetti:

“Zaten farmakolojik ve biyolojik etkilere sahip olan bileşenler bunlar. Propolisin yüzde 15’lik kısmını flavon ve flavonoitler oluşturuyor. Bunlar sağlık için son derece önemli bileşenlerdir. Bugün sebze ve meyvelerden tutun, özellikle sonbaharda çıkan bitkisel gıda kaynaklarındaki bileşenler fenoller ve flavonoitler ve buna benzer bileşenlerdir. Bizim yaptığımız araştırmalarda da özellikle kafeik asit ve kafeik asit fenetil esterinin bol miktarda bulunduğunu, ayrıca A ve C vitamini açısından da çok zengin olduğunu gözlemledik.”

“Uzun yaşamın sırrı: propolis”

Son zamanlarda yapılan çalışmalarda Ortadoğu insanının uzun yaşamlarının sırlarının araştırıldığını anımsatan Gülçin, “Uzakdoğu insanlarının hem uzun yaşamları hem de bağışıklık sistemlerinin daha kuvvetli olduğu bilinmektedir. Bunun sırrı diyetlerindeki propolisten kaynaklandığı söylenmektedir. Çünkü propolis savunma sistemini güçlendiriyor. Tümör hücrelerinin çoğalmasını, ülser hastalarının bir türlü başa çıkamadıkları helicobacter pylori mikroorganizmasına neden olan bakteriyi ciddi oranda engelliyor” ifadelerini kullandı.

Gerçekleştirdikleri çalışmanın yayımlandığı günden buyana 50’den fazla atıf aldığını vurgulayan Gülçin, şöyle devam etti:

“Özellikle ağız ve diş yaralarına ve diğer diş hastalıklarına propolis iyi geliyor. En önemlisi tümör hücrelerinin gelişimini ve ülsere sebep olan mikroorganizmayı önlüyor. Antibiyotik, antiviral özellikleri var. Virüslere karşı da çok etkili. Antikanser olduğu ispatlanmış. Bağışıklık sistemini ciddi şekilde desteklediğini biliyoruz. Yaşlanmayı geciktirici özelliği bulunuyor. Mikrobiyal ve viral enfeksiyonlara karşı etkili kullanılıyor.”

Propolisin dişçilik, eczacılık ve tıp gibi sağlık sektörlerindeki bilimsel araştırmalarda çok yaygın kullandığını belirten Gülçin, “Propolisin yara iyileştirici özelliği, çok kuvvetli antioksidan olduğu ve birçok hastalığa sebep olan serbest radikalleri giderdiğini kanıtladık. Özellikle biyolojik açıdan çok önemli olan bazı bileşenlerin propoliste bol miktarda bulunduğunu gözlemledik” dedi.

propolis

 

Kaynak : Anadolu Ajansı

Atatürk Üniversitesi Kimya Bölümünden Kivi Araştırması

Atatürk Üniversitesi’nde yapılan bilimsel bir çalışmada, kivinin kanser, kolesterol, tansiyon, kabızlık, gribal enfeksiyon başta olmak üzere çok sayıda hastalığa iyi geldiği tespit edildi.

Fen Fakültesi Kimya Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. İlhami Gülçin, kivinin ana vatanın Güney Çin olduğunu anımsatarak, meyvenin tropikal olmadığını daha çok Çin’de ve Hindistan’da bol miktarda üretildiğini söyledi.

Kivinin Türkiye’ye 1988 yılından sonra girdiğini ifade eden Gülçin, Yalova Atatürk Bahçe Kültürleri Merkezi Araştırma Enstitüsü tarafından adaptasyon çalışmalarının yapıldığını ve bu çalışmalar sonucunda kivinin Türkiye’de Marmara, Ege ve Karadeniz bölgesinde çok rahat adaptasyon sağladığını ifade etti.

Türkiye Bilimler Akademisi üyesi de olan Gülçin, kivinin ilk üretiminin yapıldığı dönemlerde astronomik fiyatlarda satıldığını ancak günümüzde normal meyvelerin fiyatına indiğini vurguladı. Fiyatların düşmesinin tüketimi hızlandırmak için oldukça önemli olduğunun altını çizen Gülçin, ”Kivi Türkiye’de farklı sanayilerde de kullanılmaya başlandı. Özellikle meyve sularında, kozmetikte, sabun ve şampuan üretiminde de kullanılmakta. Bunların yanı sıra ticari değeri gittikçe artmakta, tüketiciler kivinin önemini yavaş yavaş kavramakta” diye konuştu.

Kivi Türkiye’de yaygın üretim alanına sahip olduğu için kimyasal özellikleri, gıda değeri ve antioksidan özelliklerinin belirlenmesi için bilimsel bir çalışma yaptıklarını anlatan Gülçin, şunları kaydetti:

”Çalışmamız çok ses getirdi. Food Research İnternational dergisinde yayımlandı ve çok atıf aldı. Bu çalışmada elde ettiğimiz bulgulara bakınca, kivinin özellikle C vitamini açısından çok zengin olduğu gözlendi. Aslında meyvelerde ekşimsi tat veren tek madde C vitamini değil, sitrik asit gibi farklı bileşenlerde ekşimsi tadı veriyor. Kivideki ekşilik tadı daha çok C vitamininden kaynaklanmakta. C vitamini kivide çok ciddi değerlerde olduğunu saptadık. Bunun yanında antioksidan, radikal giderme, indirgeme kapasitesi gibi çok önemli özelliklerin de kivide olduğunu gözlemledik.”

KİVİ CİLDİ DE BESLİYOR

Kivinin içeriğini aydınlatmaya yönelik Marmara Araştırma Merkezi ile paralel çalışma yaptıklarını anlatan Gülçin, fenolik ve flavonoid özelliklerinin zengin olduğunu gözlemlediklerini ifade etti.

Kivinin Orta Asya ülkelerinde özellikle Çin’de yerel tıpta sıklıkla kullanıldığını hatırlatan Gülçin, kivinin daha çok kanser hastalarına yönelik kullanıldığını vurgulayarak, birçok kanser çeşidinin tedavisinde önemli yere sahip olduğunu belirtti. Prof. Dr. Gülçin, şöyle devam etti:

”Kivide lif oranı yüksek. Lif oranı yüksek olunca su tutma kapasitesi de yüksek oluyor. Buna bağlı olarak bağırsakları çalıştırması ve kabızlığı önlemesi ayrıca önemli bir özelliği. Kivinin tansiyon düşürücü ve kolesterol düşürücü etkileri olduğunu gözlemledik. Bayanlar dilimlenmiş kivileri cilde koydukları zaman cildi çok rahatlık beslediğini gözlemledik. Bunun yanı sıra sağlık açısından önemli yere sahip olan bazı minerallerin kivide bol miktarda olduğunu tespit ettik. Sodyum ve magnezyum başta olmak üzere kalsiyum, demir gibi birçok minerali de normal meyve standartlarından daha yüksek oranda olduğunu saptadık. C, E ve A vitamini bol miktarda bulunuyor.”

”ÇOCUKLARA, KİVİNİN FAYDALARI AŞILANMALI”

C vitamini bakımından zengin olan kivinin özellikle grip, nezle ve soğuk algınlığında sık kullanılmasını öneren Gülçin, kivinin herhangi bir yan etkisinin olmadığına dikkati çekerek, meyvenin faydalarını şöyle sıraladı:

”Kivinin çok fazla faydası var. Ama en bariz faydaları kivi kanser türlerinin geciktirilmesi ve yakalanma riskinin azaltılması açısından oldukça faydalı bir meyve. Antioksidan özelliğiyle kansere karşı koruyucu etkisi var. Kivinin yapısında bulunan lif oranı kabızlığı önlüyor. Tansiyon ve kolesterol düşürücü etkileri olduğu mevcut. Grip, nezle, hatta astım hastalığına faydalı. Özellik gribal enfeksiyonların sık görüldüğü günümüzde bol miktarda kullanılabilir.”

Prof. Dr. Gülçin, Türkiye’de ailelerin ve eğitim kurumundaki insanların, özellikle öğrenci ve çocuklara kivi tüketiminin sağlık açısından faydalarını aşılaması gerektiğini kaydetti.

kivi

 

Kaynak :kenthaber